Asıl adı Müslim b. Subeyh olan Ebü'd-Duhâ, Kûfeli bir tâbiîdir. Saîd b. Âs'ın azatlısı olduğu için Kureşî nisbesiyle de anılır. Fıkhı Alkame b. Kays en-Nehaî'den öğrendi; Cerîr b. Abdullah el-Becelî, Kadı Şüreyh, Abdullah b. Abbâs ve Abdullah b. Ömer gibi isimlerden rivayette bulundu. Ondan A'meş, Âsım b. Behdele ve Câbir el-Cu'fî gibi râviler hadis aldı. Attarlıkla geçimini sağladığı da kaydedilir.
Fıkıh ve tefsirde önde gelen, sika ve hüccet bir âlim olarak nitelenir; Yahyâ b. Maîn ile Ebû Zür'a onu güvenilir saymış, İbn Hibbân da güvenilir râvileri topladığı eserinde anmıştır. Halîfe b. Hayyât'a göre Ömer b. Abdülazîz'in hilafeti sırasında, yaklaşık h. 100 / m. 718 yılında vefat etti; Medâinî ise h. 82 tarihini verir.
Ailesi
Babası
Sabih Clinet Of Sa'id bin al-Aas
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Küreyh de rivayet ettiler. Ebu Bekr dediki: Bize Ebu Muaviye. Ameş'den, o da Müslim'den, o da Mesruk'tan, o da Mugiratü'bnü Şu'be'den naklen rivayet etti. Muğıre b. Şu'be dedi ki: Bir seferde Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte idim. "Ey Muğire, matarayı al" buyurdu. Ben de onu aldıktan sonra onunla birlikte çıktım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gözümden kayboluncaya kadar gitti. İhtiyacını gördükten sonra geri geldi. Üzerinde yenıeri dar, Şam işi bir cübbe vardı. Elini yeninden çıkarmak istedi (3/66b), (yenıeri) ona dar gelince, elini cübbenin altından çıkardı. Ben de eline su döktüm, O da namaz abdesti gibi abdest aldı, sonra mest1eri üzerine mesh etti, sonra namaz kıldı.
Bize İshak b, İbrahim ile Ali b. Haşrem dahi hep birden İsa b. Yunus'tan rivayet ettiler. İshak dedi ki: Bize İsa haber verdi. (Dediki): Bize A'meş, Müslim'den, o da Mesruk'tsn, o da Muğiratü'bnü Şu'be'den naklen rivayet etti. Muğire b. Şu'be dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyacını görmek için dışarı çıktı. Döndüğünde ben de matara ile onu karşıladım. Eline su döktüm, ellerini yıkadıktan sonra yüzünü yıkadı sonra kollarını yıkamak isteyince cübbe(nin yenıeri) ona dar geldi. Bunun üzerine ellerini cübbenin altından çıkartıp (kollarını) öyle yıkadı, başına ve mestlerine mesh ettikten sonra bize namaz kıldırdı. Tahric bilgisi 628'de
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Cerîr, Mansur'dan, o da Ebu'd-Duha'dan, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku ve sücudunda: «Allah'ım, seni tesbîh ederim. Ey Rabbimiz! Seni hamdinle tahmîd eyleriz. Allah'ım beni mağfiret eyle!» Tesbihini çok söylerdi. Bununla Kur'ân'a imtisal buyururdu.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Müslim'den, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefatından önce: «Seni hamdinle tesbih eylerim. Mağfiretini diler, sana tevbe ederim.» duasını çok okurdu. Ben: «Yâ Resulullah! Yeni ihdas edip söylemekte olduğunu gördüğüm bu kelimeler nedir?» dedim. «Ümmetim hakkında bana bir alâmet verildi. Onu gördümmü ben bu kelimeleri söylerim. (O alâmet) sonuna kadar nasr süresidir.» buyurdular.
Bana Muhammed b. Râfi* rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem rivayet etti. (Dediki): Bize Mufaddâl, A'meş'den, o da Müslim b. Subeyh'den, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Kendisine nasr suresi indikten sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in bir namaz kılıp ta duâ etmediğini, yahut o namazda: «Seni hamdine bürünerek tesbih eylerim yâ Rabbî! Beni affeyle Allah'ım!» demediğini görmedim.
Bize Amru'n-Nâkıd ile Ebu Saîd El-Eşecc rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Hafs b. Gıyâs rivayet etti. H. Dediki: Bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. (Dediki): Bana İbrahim, Esved'den, o da Âİşe'den naklen rivayet etti. A'meş demiş ki: Bana Müslim de, Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe'nin yanında namazı bozan şeyler (den) köpek, eşek ve kadın zikredilmiş de şöyle demiş: «Bizi eşeklerle köpeklere benzettiniz. Vallahi ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i namaz kılarken, gördüm; halbuki kendim serîr üzerinde onunla kıble arasına uzanmış vaziyette idim. Bu halde iken hacetim gelir; fakat ben oturup da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e eziyet vermekden çekindiğim için seririn ayakları tarafından sıyırılıp çıkardım.»
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Müslim b. Subeyh'den, o da Şüteyr b, Şekel'den, o da Aliy'den naklen rivayet etti. Aliy şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ahzâb günü: «Bizi orta namazdan, İkindi namazından alıkoydular. Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun!» buyurdu, sonra ikindiyi iki İşâ' (yâni) akşam ile yatsı arasında kıldı.
Bize Yalıya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b, Uyeyne, Ebû Ya'fûr'dan naklen haber verdi. (Bu zat’ın ismi Vakid, lakabı da Vakdan'dır.) H. Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Kureyb dahî rivayet ettiler, dedilerki: Bize, Ebû Muaviye, A'meş'den rivayet etti. Bunların ikisi de Müslim'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etmişlerdir. Âişe şöyle demiş: «ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), gecenin her cüz'ünde vitir namazı kılmışdır. Neticede vitr'i seherde nihayet bulmuşdur.»
Bana, Alîyü'bnü Hucr rivayet etti. (Dediki): Bize Kirman kadısı Hassan, Saîd b. Mesrûk'dan, o da Ebû'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe, şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), gecenin her cüz'ünde vitr kılmışdır. Neticede vitr'i gecenin sonunda nihayet bulmuşdur.»
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Mûsâ b. AbdîIIâh b' Yezîd ile Ebû'd-Duhâ* dan, onlar da Abdurrahmân b. Hilâl El Absi'den, o da Cerir b. Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Cerîr şöyle demiş: «Bedevilerden bir takım İnsanlar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiler, üzerlerindeki giyimleri yapağıdandı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların bu kötü hâlini gördü; muhtaç vaziyette idiler...» Râvî hadîsi yukarı dakilerin hadisleri mânâsında rivayette bulundu.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Yahya (Ahberanâ), Ötekiler (Haddesenâ) tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki) : Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Esved ile Alkame'den, onlar da Aişe (Radiyallahû anha) dan naklen rivayet ettiler. H. Bize Şuca' b. Mahled dahî rivayet etti. (Dediki) Bize Yahya b. Ebi Zaide rivayet etti. (Dediki) Bize A'meş, Müslim'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet eyledi. Aişe şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu olduğu halde öper, oruçlu iken mübaşerette bulunurdu. Lakin içinizde nefsine en ziyade hâkim olan o idi.»
Bize Yahya b. Yahyâ ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Yahya (Ahberanâ), ötekiler (Haddesenâ) tabirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den o da Müslim'den, o da Şüteyr b. Şekel'den, o da Hafsa (Radiyallahu anha)'dan naklen rivayet etti. Hafsa: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oruçlu iken öperdi.» demiş.
Bize Ebu'r-Rabi' Ez-zehrâni rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Avâne rivayet eyledi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de Cerîr'dcn bunların ikisi de Mansûr'dan, o da Müslim'den o da Şuteyr b. Şekel'den o da Hafsa (Radiyallahû anha)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize İshak b. İbrahim El-Hanzali ile İbni Ebî Ömer hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. İshâk (Dediki); Bize Süfyân b. Uyeyne, Ebû Ya'fûr'dan, o da Müslim b. Subeyh'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe {Radiyallahu anha)'dan naklen haber verdi. Aişe şöyle demiş: . «Ramazan'ın son on günü girince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleri ihya eder, ailesini uyandırır, ibadete karşı daha ciddiyet gösterir ve paçaları sıvardı.»
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Zuheyr b. Harb ve Ebû Saîd-i Eşecc rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'm«ş, Ebu'd-Duha'dan, o da Mesruk'dan, o da Aişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet eyledi. Aişe: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) telbiye getirirken saç ayrıntılarındaki kokunun pırıltısını halâ görür gibiyim.» demiş.
Bize Ahmed b. Yunus rivayet etti. (Dediki): Bize Zübeyr rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, İbrahim'den, o da Esved'den, o da Müslim'den, o da Mesruk'dan, o da Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet etti. Aişe: «Görür gibiyim...» diyerek konuşmuş. Râvi, Veki' hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebü Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Kureyb rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ötekiler : Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Müslim'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti; dediler. Âişe : «ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi muhayyer bıraktı. Biz de onu ihtiyar ettik; ama bunu bizim aleyhimize bir şey saymadı.» demiş.
Bana Ebu'r-Rabî Ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki): Bize İsmâîl b. Zekeriyyâ rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, İbrahim'den, o da Esverî'den, o da Âişe'den, bir de (yine İsmâîl b, Zekeriyyâ) A'meş'den, o da Müslim'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen bu hadisin mislini rivayet eyledi.
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler, Züheyr (Bize rivayet etti) tâbirini kullandı. İshâk: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebu'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen haber verdi, dedi. Âişe şunu söylemiş: «Bakara sûresinin sonundaki âyetler inince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkıp onları halka okudu. Sonra şarap ticâretini yasak etti.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb ve îshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kureyb'indir. İshâk (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Muâviye, A'meş'den, o da Müslim'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti, dediler. Âişe şöyle demiş: Bakara sûresinin sonunda ribâ hakkındaki âyetler indirilince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide çıkarak şarap ticâretini haram kıldı.»
İbrahim dedi ki: Müslim şunları söyledi: Bana arkadaşlarımızdan biri, Amr b. Avn'dan naklen rivayette bulundu. (Demişki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Amr b. Yahya'dan, o da Muhammed b. Amrdan, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den, o da Benî Adiy İbni Kâ'b kabilesinden biri olan Ma'mer b. Ebî Ma'mer'den naklen haber verdi. Ma'mer: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular; diyerek Süleyman b. Bilâl'in, Yahya'dan rivayet ettiği hadîsin mislini zikretmiş.
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr A'meş'den rivayet etti. H, Bana Ebû Saîd EI-Eşecc de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da AbduIIah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki kıyamet gününde insanların en şiddetli azab görecek olanları ressamlardır.» buyurdular. Eşecc «İnne» edatını zikretmemiştir.
Müslim derki: Nasr b. Alî El-Cehdamî'ye Abdü'I-A'Ia b. Abdi'I-A'Iâ'dan dinlediğim şu hadîsi okudum. (Abdü'l-A'lâ dediki): Bize Yahya b. Ebî İshâk, Saîd b. Ebi'l-Hasen'den rivayet etli. Saîd (Şöyle demiş): Bir adam İbni Abbas'a gelerek : — Ben şu suretleri yapan bir adamım. Onlar hakkında bana bir fetva ver! dedi. İbni Abbâs ona : — Bana yaklaş! dedi. O da yaklaştı. Sonra (yine) : — Bana yaklaş! dedi. O da yaklaştı. Nihayet elini onun başı üzerine koydu. — Sana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dinlediğimi haber vereceğim. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Her ressam cehennemdedir. Allah ona yaptığı her suret karşılığı bir can verecek ve onu cehennemde azab edecektir.» buyururken işittim, dedi. Şunu da ilâve etti. Mutlaka yapacaksan bari ağaç ve cansız şeyleri yap, dedi. Nasr b. Alî bu hadîsi ikrar etmiştir.
Bize Nasr b. Alî El-Cehdamî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz b. Abdü's-Samed rivayet etti. (Dediki): Bize Mansûr, Müslim b. Subeyh'den rivayet etti. (Şöyle demiş) : Mesrûk'la beraber içerisinde Hz. Meryem'in resimleri bulunan bir evdeydim. Mesrûk : — Bunlar Kisrâ'nın suretleridir, dedi. Ben : — Hayır! Bunlar Meryem'in suretleridir, dedim. Bunun üzerine Mesrûk: — Beri bak, ben Abdullah b. Mes'ud'u şunu söylerken işittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kıyamet gününde İnsanların en şiddetli azab görecek olanları ressamlardır.» buyurdular, dedi.
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye, Â'meş'den, o da Müslim'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yahudilerden bir takım insanlar geldi. Ve : Essâmu aleyke yâ Ebâ'l-Kâasım! dediler. (O da) : «Ve ateyküm...» buyurdu. Âişe demiş kî: Ben: — Bilâkis sâm ve zâm sizin üzerinize olsun! dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ya Âişe! Kötü, konuşur olma!» buyurdu. Âişe: — Ne söylediklerini işitmedin mi? dedi. O da : «Ben onların söylediklerine karşılık vermedim mi (sanıyorsun)? "V« aleyküm" dedim.» buyurdular.
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'la b. Ubeyd haber verdi. (Dediki): Bize A'meş bu isnadla rivayet etti. Yalnız o şöyle demiştir: «Âişe hemen maksatlarını anladı ve onlara sövdü. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sus ya Âişe! Çünkü Allah çirkin sözü ve çirkin söz söylemeyi sevmez.» buyurdular.»- Şunu da ziyade etmiştir : «Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) sana gelirlerse, sana Allah'ın vermediği selâmı verirler. İlâ ahir... âyeti kerîmesini indirdi.» [Mücadele 8]
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshâk ahberanâ; Züheyr ise haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Lâfız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebu'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş : Bizden bir insan hastalandığı vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona sağ eli ile mesheder; sonra : «Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider, şifa ver! Şâfi sensin! Senin şifandan başka şifa yoktur. Hastalık bırakmayan şifa (ver)!» derdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastalanıp ağırlaştığı vakit ben de onun bize yaptığı gibi yapmak için elini tuttum. Hemen elini elimden çekti, sonra : «Allahım beni affef! Beni Refîk-i A'lâ iie beraber kıl!» dedi. Ben bir bakayım, dedim. Ne göreyim! O dünyadan gitmiş!..
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebu'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastaya geldiği vakit ona dua eder: «Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider! Şifâ ver! Şâfî sensin. Senin şifândan başka şifâ yoktur. Hastalık bırakmayan şifâ (ver).» derdi. Ebû Bekr'in rivayetinde: «Ona dua eder ve: «Şafî' sensin...» derdi... cümlesi vardır.
Bana Kasım b. Zekeriyyâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Musa, İsrail'den, o da Mansûr'dan, o da İbrahim ile Müslim b. Subeyh'den, onlar da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) idi. Ravi Ebû Avâne ile Cerîr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir A'meş'den, o da Ebu'd-Duhâ'dan, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir iş yaptı da o işe ruhsat verdi. Az sonra bu, ashabından bazı kimselerin kulağına vardı. Galiba onlar bundan hoşlanmadılar. Ve ondan çekindiler. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duydu. Ve hutbe okumak üzere ayağa kalkarak: «Bir takım adamlara ne oluyor ki, benim ruhsat verdiğim bir iş kulaklarına varıyor da ondan hoşlanmıyorlar ve çekiniyorlar! Vallahi ben onların Allah'ı en iyi bileni ve ondan en çok korkanıyım!» buyurdular.