İbrâhîm en-Nehaî

Ebû İmrân · Tâbiî, Kûfe fıkıh ekolünün öncüsü

İbrâhîm b. Yezîd b. Kays b. el-Esved b. Amr b. Rebîa b. Zühl b. Rebîa b. Zühl b. Sa'd b. Mâlik b. en-Neha'

Vefath. 96
KünyeEbû İmrân
Nisbeen-Nehaî, el-Kûfî
Yaşadığı yerlerIrak, Kûfe
Tabaka5. tabaka

Hakkında

Ebû İmrân İbrâhîm b. Yezîd en-Nehaî, tâbiîn neslinin en büyük fakih ve muhaddislerinden biridir. Aslen Yemen'deki Mezhic kabilesinin Nehâ' koluna mensup olduğu için Nehaî nisbesiyle tanınır. Kûfe'de doğup yetişti ve hayatını orada geçirdi. Annesi Müleyke vasıtasıyla Kûfe'nin önde gelen âlimlerinden Alkame b. Kays ve Esved b. Yezîd ile akrabalık bağı vardı.

Başta Alkame, Esved ve Kâdî Şüreyh olmak üzere Abdullah b. Mes'ûd'un ilmini taşıyan Kûfeli hocalardan yetişti. Talebeleri arasında A'meş ve en meşhur öğrencisi Hammâd b. Ebû Süleyman bulunur. Hammâd aracılığıyla Ebû Hanîfe'nin fıkıh anlayışını derinden etkilemiş, Irak'taki ehl-i rey ekolünün kurucularından biri kabul edilmiştir. Zehebî onu takvada şaşırtıcı, ilimde önder ve şöhretten sakınan biri olarak tarif eder. Gerekmedikçe fetva vermekten kaçınır, sade bir hayat sürerdi; Emevî idarecileriyle de mesafeli durdu.

h. 96 yılının başlarında (m. 714) Kûfe'de vefat etti; ölüm yılı için h. 94 ve 95 de zikredilir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Esved'den rivayete göre "Aişe r.anha Berire'yi satın almak istedi. Ancak onun sahipleri vela hakkının kendilerine ait olmak şartını koşmaksızın kabul etmediler. Aişe bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyleyince, Allah Rasulü: Sen onu satın al ve onu azad et. Şüphesiz vela ancak azad eden kimsenin hakkıdır, buyurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir et takdim edildi. Ona: Bu, Berire'ye sadaka olarak verilmişti, denilince, Allah Rasulü: "Bu ona bir sadakadır, bizim için de bir hediyedir, diye buyurdu."
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (veda haccının sonunda) Mekke'den ayrılmak isteyince, Safiye'nin çadırının kapısı önünde oldukça üzüntülü olduğunu gördü. Ona: Vücudu kesilesi -yahut boğazı ağrıyası- sen bizi yolumuzdan alıkoyacaksın. Nahr (kurban bayramı birinci günü) ifada tavafını yapmış mıydın diye sordu. Safiye evet deyince, Allah Resulü: O takdirde yola koyulabilirsin dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: Ayetten maksat şudur: İddetin hesabı ay hali ve temizlik etrafında döner durur. Bunları bilmek ise çoğunlukla kadınlar için mümkün olur. Bundan dolayı kadın bu hususta güvenilir kabul edilmiştir. İsmail el-Kadi der ki: Ayet, iddet bekleyen kadının rahmindeki hamilelik ve ay hali hususlarına dair verdiği haberde güvenilir olduğuna delildir. Ancak yalan söylediği açıkça bilinecek türden bilgiler vermesi hali müstesnadır. el-Mühelleb dedi ki: Hadiste kadınların ay hali oluşları ile ilgili ileri sürdükleri iddialarının tasdik edileceğine bir delil bulunmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yola çıkmayı ertelemek ve beraberinde bulunanları aİıkoymak istemiştir. Buna sebep de Safiye'nin ay hali oluşudur. Bu hususta onu ne sınadı, ne de yalan söylediğini ileri sürdü. İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Safiye'nin sadece ay hali olduğunu söylemesine dayanarak yola çıkmayı erteleyeceğini söylediğinden ötürü, buradan hareketle hükmün kocayı da etkileyeceği sonucu çıkarılmıştır. Bundan dolayı kocanın (ric'l talak ile boşamış olduğu) karısına ric'at yapmasının muteber oluşu ya da olmayışı hususları ile karnındaki gebeliğin ondan oluşu hususunda kadının ay hali ve hamilelik hakkındaki sözleri doğru kabul edilir
Esved b. Yezid'den, dedi ki: "Aişe r.anha'ya: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem evde ne yapardı, diye sordum. O: Kendi ev halkının hizmetinde bulunurdu. Ezan okunduğunu işitince de çıkardı, dedi."
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Medine'ye geldiğinden itibaren ruhu kabzedilinceye kadar onun hanımlarının karınıarı peş peşe üç gün buğday ekmeğinden doymuştur." Bu Hadis 6454 numara ile gelecektir.
Adiy b. Hatim r.a.'dan, dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Bizler eğitilmiş köpekleri salıyoruz, diye sordum. O: Onların senin için yakaladıklarını ye, diye buyurdu. Ben: Ya öldürseler, diye sordum. O: İsterse öldürsünler, diye buyurdu. Ben: Biz mi'radı da atıyoruz, dedim. O: (Sivri ucuyla) deldiği avı ye, ancak enli tarafıyla isabet edeni yeme, diye buyurdu."
İbrahim'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben el-Esved'e: mu'minlerin annesi Aişe'ye, içinde nebız (şıra) yapılması mekruh olan kaplara dair bir soru sordun mu, dedim. O: Ben mu'minlerin annesi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nelerden nebız (şıra) yapılmasını nehyetti, diye sordum, dedi. O: Allah Resulü bize yani ehl-i beytine dubba (denilen kabak) ve müzeffet denilen (zift ile sırlanmış) kapial'da nebız (şıl'a) yapmamızı nehyetti, dedi. Ben: (İbrahim) ona: O testi ile el-hantem denilen testi türünü söz konusu etmedi mi, diye sordum. O da (yani el-Esved de) bana: Ben sana duyduğum şekilde hadisi naklediyorum. Sana duymadığımı hadis diye nakledebilir miyim, dedi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Osman ← Cerîr b. Abdülhamîd ← Mansûr b. el-Mu'temir ← İbrâhîm en-Nehaî
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hastayı ziyarete gittiği yahut kendisine bir hasta getirildiği vakit, aleyhissalatu vesselam efendimiz: Ey insanların Rabbi! Bu hastalığı gider, şifa ver, Şafi (şifa veren) sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Geriye hiçbir hastalık bırakmayan bir şifa ver, derdi. " Bu Hadis 5743,5744,5750 numaralardada var
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben hala Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı olduğu halde, saçlarını ayırdığı yerlerdeki kokunun parıltısını görüyor gibiyim." (Ravilerden) Abdullah (İbn Reca): "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in saçlarını ayırdığı yerde" demiştir.
Abdullah'tan, dedi ki: "Allah, yüce Allah'ın hilkatini değiştiren, döğme yapan, kendisine döğme yaptırılmasını isteyen, yüzündeki kılları aldıran ve güzelleşmek için dişlerini törpületerek aralarını ayıran kadınlara lanet etmiştir. Hem ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanetlediği kimseleri ne diye lanetlemeyeyim ki? Üstelik bu husus Allah'ın kitabında: "Rasul size ne verdiyse onu alın, size ne yasak ettiyse ondan da sakının. "(Haşr, 7) buyruğunda da geçmektedir."
Alkame'den, dedi ki: "Abdullah (İbn Mes'ud) güzelleşmek ıçın ve Allah'ın yaratmasını değiştirmek için döğme yapan, yüzlerinin tüylerini aldıran ve dişlerini inceltip törpületen kadınlara lanet okudu. Ümmü Yakub adındaki bir kadın: Bu da ne oluyor, dedi. Abdullah: Ben ne diye Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanet ettiği kimseye lanet etmeyeyim ki? Hem bu Allah'ın Kitabında da vardır, dedi. Kadın: Allah'a yemin ederim ki ben mushafın iki kabı arasında bulunanı baştan sona okudum, bunu bulamadım, dedi. Bunun üzerine Abdullah İbn Mesud: Allah'a yemin ederim, eğer gerçekten ser. onu okumuş olsaydın, hiç şüphesiz onu bulurdun, dedi (ve:) "Rasul size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan uzak durun."lo buyruğunu okudu."
Ebu Mes'ud r.a.'dan, dedi ki: "Allah, -güzellik için Allah'ın hilkatini değiştiren kadınlara- döğme yapan kadınlara, döğme yaptıran kadınlara, tüylerini (kaşiarının tüylerini) aldıran kadınlara, dişlerini törpületip incelten kadınlara lanet etmiştir. Hem ben, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanet ettiği ve Allah'ın Kitabında da kendisine lanet edilmiş olanlara ne diye lanet etmeyeyim?"
Abdullah (İbn Mes'ud) r.a.'dan, dedi ki: "Allah -güzelleşmek için ve Allah'ın hilkatini değiştirerek- döğme yapan kadınlara, döğme yaptıran kadınlara, yüzlerindeki tüyleri, kılları aldıran kadınlara, dişlerinin arasını törpületip birbirinden ayıran kadınlara lanet etmiştir. Hem ben Allah'ın Rasulünün lanet ettiklerine ne diye lanet etmeyeyim. Üstelik bu, Allah'ın Kitabında da olan bir şeydir."
Esved'den, dedi ki: "Aişe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ailesi arasında ne yapardı, diye sordum. O: Kendi ailesinin işlerini görürdü. Namaz vakti geldi mi kalkar namaza giderdi, dedi."
Hemmam'dan, dedi ki: "Biz Huzeyfe ile birlikte idik. Ona: Bir adam var ki Osman'a söz götürüyor, denildi. Huzeyfe: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Cennete koğuculuk yapan hiçbir kimse giremez, buyururken dinledim, dedi."
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'dan Mekke'ye gitmek üzere ayrılmak isteyince Safiyye'yi çadırının kapısında -ay hali olduğu için- üzüntülü ve kederli bulmuştu. Allah Rasulü -Kureyş tabiri ile- akra halka, şüphesiz ki sen bizi yolumuzdan alıkoyacaksın, dedi. Daha sonra: Sen kurban bayramı birinci günü ifada tavafını yapmış mıydın, diye sordu. Safiyye: Evet deyince, Allah Rasulü: Öyleyse Mekke'ye gitmek üzere yola koyul, buyurdu."
İbrahim'den dedi ki: "Alkame Şam'a gitti. Mescide gidip iki rekat namaz kıldı, sonra: Allah'ım, yanına oturacağım birisini nasip et, dedi ve Ebu'dDerda'nın yanına oturdu. Ebu'd-Derda ona: Sen kimlerdensin, sordu. Alkame: Kafe ahalisindenim, dedi. Ebu'd-Derda: -Huzeyfe'yi kastederek:- Aranızda kendisinden başkasının bilmediği o sır sahibi olan kimse yok mu? -Ammar'ı kastederek- aranızda Allah'ın Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'nün dili üzere şeytandan koruduğu kimse yok mu? - İbn Mesud'u kastederek- aranızda misvakın ve yastığın sahibi yok mu, dedi. Abdullah İbn Mesud "velleyli iza yağşa .. ."yı nasılokuyordu, diye sordu. Alkame: "Vezzekeri ve'l-ünsa" diye okurdu, dedi. Bu sefer Ebu'd-Derda: Bunlar (Şam halkı) az kalsın beni de şüpheye düşüreceklerdi. Halbuki ben bu okuyuş şeklini bizzat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmişimdir, dedi."
Aişe r.anha: "Muhammed'in ailesi Medine'ye geldiğinden vefatı zamanına kadar üç gün arka arkaya buğdayekmeğinden karnını doyurmadı" demiştir.
Alkame şöyle anlatmıştır: Ben mu'minlerin anası Aişe r.anha'ya: "Ey mu'minlerin anası! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ameli nasıl idi? O herhangi bir şeyi günlerden birine tahsis eder miydi?" diye sordum. Aişe: "Hayır, tahsis etmezdi. Onun ameli devamlı olurdu. Sizin hanginiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in güç yetirmekte olduğu kadar amele güç yetirebilir?" dedi.
Abdullah b. Mes'ud'un nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben cehennem ehlinin cehennemden son çıkacak ve cennet ehlinin cennete son girecek alanını bilip duruyorum. Bu bir kimsedir kicehennemden emekliye emekliye çıkar. Allahu Teala ona 'Git, cennete gir!' buyurur. O kimse cennete uanr; ona öyle bir hal gelir ki cennet dopdoludur. ' Dönüp 'Ya Rab! Ben cenneti dopdolu buldum' der. Allah yine 'Git, cennete gir' buyurur. O kimse cennete uanr, yine cennet ona dopdolu gibi hayal ettirilir. Dönüp 'Ya Rab! Ben cenneti dopdolu buldum!' der. Allah ona 'Git, cennete gir! Dünya kadar ue dünyanın on misli kadar yer senindir -yahut dünyanın on misli kadar yer senindir!-' buyurur. O kul 'Sen yegane melik olduğun halde benimle alay mı ediyorsun -Yahut bana gülüyor musun?-' der." Ravi dedi ki: (Bu ilahi vaadi o kimse alayolarak değerlendirdiği için) vallahi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gerideki dişleri belirinceye kadar güldüğünü gördüm. Sahabiler arasında "Cennet ehlinin en aşağı makam sahibi işte bu kimsedir!" denilirdi.
Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kimlerin en hayırlı insanlar olduğu soruldu. Şöyle cevap verdi: Benim dönemimde yaşayanlar. Sonra onların ardından gelenler, daha sonra da onların ardından gelenler. Daha sonra öyle bir topluluk gelir ki onların şahitlikleri yeminden, yeminleri şahitlikten öncedir."
İbrahim Alkame vasıtasıyla İbn Mesud'dan şöyle rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara öğle namazını kıldırmış, ancak bu namazı kısa ya da uzun kılmıştır. Mansur diyor ki: Bu hususta İbrahim mi Alkame mi yanıldı, bilemiyorum. Ashab Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Şöyle şöyle kıldın» deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki secde yaptı ve şöyle buyurdu: "Bu iki secde namazını uzun ya da kısa kıldığını bilmeyen kimse içindir. Bu kimse doğruyu araştırır, namazını tamamlar daha sonra bu iki secdeyi yapar.»
Aişe r.anha Berire'yi efendilerindep'$atın almakistedi. Ancak efendileri onun velayetinin kendilerine ait olmasını şart koşarlar. Aişe bu şartı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e açınca efendimiz şöyle dedi: "Onu satın al! Velayet hakkı ancak köleyi azad edenin hakkıdır."
Esved şöyle demiştir: Muaz b. Cebel, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanında bizim aramızda kız için yarım, kız kardeş için de yarım paya hükmetti. Hadisi nakleden ravilerden Süleyman b. Mihran "Bizim aramızda hükmetti" derken, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında" cümlesini zikretmemiştir.
Aişe r.anha şöyle demiştir: Ben Berire'yi satın aldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana "Berfre'yi satın al. Çünkü vefa hakkı ancak azad edene aittir" buyurdu. Berire'ye bir koyun hediye edilmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem "O koyun Berfre için sadakadır. Bizim için hediyedir" buyurdu. el-Hakem "Berire'nin kocası hür idi" demiştir. elHakem'in bu sözü mürseldir. İbn Abbas ise "Ben onu (Berire'nin kocasını) köle olarak gördüm" demiştir.
Esved'in nakline göre Aişe r.anha Berire'yi azad etmek için sahiplerinden satın almak istedi. Sahipleri de vela hakkının kendilerine ait olması şartını ileri sürdüler, Aişe r.anha "Ya Resulallah! Ben Berıre'yi hürriye tine kavuşturmak için satın almak istedim. Sahipleri onun velasının kendilerine ait olmasını şart koşuyorlar!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sen onu aza d et! VelCi hakkı ancak azad edene aittir -veya- sen bedelini ver" buyurdu. Ravi şöyle devam eder: Bunun üzerine Aişe r.anha Berıre'yi satın alıp, azad etti. Berıre hür olunca (köle bulunan kocasıyla nikahını fesh etme veya devam. hususunda) muhayyer kılındı. O da kendi nefsini(yani nikahının feshini) tercih etti ve "Bana şu kadar mal verilse bile artık onunla birlikte olmam" dedi. Esved "Berıre'nin kocası hür idi" demiştir. Ancak Esved'in sözü munkatıdır. İbn Abbas'ın "Ben onu bir köle olarak gördüm" sözü daha sahihtir.
Aişe r.anha şöyle anlatmıştır: Ben Berire'yi satın almak istedim. Sahipleri onun velasının kendilerine ait olmasını şart koştular. Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e açınca bana şöyle dedi: "Onu azad et! Çünkü vela hakkı gümüş parayıveren kimseye aittir." Aişe r.anha şöyle devam etti: Ben onu aza d ettim. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Berire'yi çağırdı ve kocasının nikahında kalıp kalmamak hususunda onu muhayyer kıldı. Berire "O bana şu kadar mal verse bile onUn yanında bir gece bile kalmam" dedi ve ondan ayrılmayı tercih etti.
Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vela hakkı, kölenin bedeli olan gümüş paraları veren ve hürriyet nimetini vermeyi üzerine alan kimseye aittir" buyurmuştur.
Abdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: "İnanıp da imanlarına herhangi bir zulüm bulaştırmayanlar"(En'am 83) ayeti inince bu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerine ağır geldi ve "Hangimiz imanına zulüm karıştırmamıştır!" dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu, sizin düşündüğünüz zulüm değildir. Lokman Nebi'in 'Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür' ayetindeki sözünü bilmiyor musunuz?" buyurdu.
Abdullah b. Mes'ud r.a. şöyle demiştir: "İnanıp da imanlarına herhangi bir zulüm bulaştırmayanlar var ya işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır"(En'am 82) ayet-i kerimesi indiğinde bu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerine ağır geldi ve "Hangimiz nefsine zulmetmiyor ki!" dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu sizin zannettiğiniz gibi değildir. O ancak Lokman'ın oğluna 'Yavrucuğum Allah'a ortak koşma! Doğrusu şjrk. büyük bir zulümdür"(Lokman 13) buyurduğu zulümdür" dedi.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← İshâk b. İbrâhîm ← Vekî' ← Süleymân A'meş ← İbrâhîm en-Nehaî ← Alkame b. Kays ← Abdullah b. Mes'ûd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Yahyâ b. Mûsâ ← Vekî' ← Süleymân A'meş ← İbrâhîm en-Nehaî ← Alkame b. Kays ← Abdullah b. Mes'ûd
Abdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere öğle namazını beş rekat olarak kıldırdı. Kendisine "Namazda arttırılma mı yapıldı?" diye soruldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Neden sordunuz?" dedi. Sahabiler "Beş rekat olarak kıldırdınız" dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem selam verdikten sonra iki sehv secdesi yaptı.