Ebû Osman

Muhadram tâbiî, fetihlere katılan muammer

Abdurrahman…

DoğumKûfe
Vefath. 100 · Basra
Nisbeen-Nehdî, el-Kûfî
Yaşadığı yerlerKûfe, Basra, Medine
TabakaMuhadram (Câhiliye ve İslâm devrini görmüş), 2. tabakanın büyükleri

Hakkında

Asıl adı Abdurrahman b. Mill (Müll) b. Amr olup Kudâa kabilesinin Nehd koluna mensubiyeti sebebiyle Ebû Osman en-Nehdî diye tanınır. Câhiliye döneminde doğdu, Hz. Peygamber hayattayken Müslüman oldu, ancak onunla hiç karşılaşmadı; bu yüzden muhadram tâbiîlerden sayılır.

Yermük, Kâdisiye, Celûlâ, Tüster, Nihâvend ve Azerbaycan fetihleri ile Köprü Savaşı gibi pek çok askerî harekâta katıldı. Nihâvend zaferinin haberini Hz. Ömer'e ilk ulaştıranın o olduğu nakledilir. Bir süre çarşı denetçiliği yaptı. Kûfe'de yaşarken Kerbelâ olayından (h. 61 / m. 680) sonra şehirden ayrılıp Basra'ya yerleşti. Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Übey b. Kâ'b, Sa'd b. Ebû Vakkâs, Ebû Hüreyre, Abdullah b. Abbâs, Üsâme b. Zeyd ve Cerîr b. Abdullah gibi sahâbîlerden rivayette bulundu; Katâde b. Diâme, Humeyd et-Tavîl, Süleyman et-Teymî ve Eyyûb es-Sahtiyânî ondan hadis aldı.

Yaklaşık yüz otuz yıl yaşadığı rivayet edilir. H. 100 / m. 718-719 yılında Basra'da vefat etti; h. 95 ve 105 gibi farklı tarihler de nakledilir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Sa'd şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Her kim babasından başkasının -onun kendi babası olmadığını bile bile- çocuğu olduğunu iddia ederse, bu kişiye cennet haramdır" dediğini işittim.
Hadisin ravisi Ebu Osman şöyle demiştir: Ben bu hadisi Ebu Bekre'ye zikrettim. Bana dedi ki: "Evet, bu hadisi ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kulaklarımla işittim ve kalbim onu belledi."
Yahya'nın Teymi, Ebu Osman isnadıyla İbn Mesud'dan nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden herhangi birinizi müezzin Bilal'in ezanı sahur yemeğini yemekten alıkoymasını Çünkü Bilal gece vakti ezan okur -veya gece vakti nida eder.- Bunu teheccüd namazı kılanları sahur yemeğine döndürmek ve uykuda olanlarınızı da (sahur yemeğine) uyandırmak için okur. Fecr şöyle demek değildir." Yahya iki avucunu birleştirip, şöyle diye açıklayıp göstermiştir. Sonra iki şehadet parmağını yan yana getirerek "fecir böyle olmaktır" demiştir.
Ebu Musa r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bahçeye girdi, bana kapıyı bekleyip, korumamı emretti. Biraz sonra bir adam geldi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına girmek için izin istedi. (Ben bu isteği Nebie arz ettim.) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ona izin ver ve cennetle müjdele!" buyurdu. Bu gelen Ebu Bekir'di. Sonra Ömer geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ona da izin ver ve onu da cennetle müjdele!" buyurdu. Sonra Osman geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ona da izin ver ve onu da cennetle müjdele!" buyurdu.
Usame b. Zeyd r.a. şöyle anlatmıştır: Bizler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bulunuyorduk. Birden kızlarından birisinin gönderdiği haberci geldi. Kendisini ölmek üzere olan çocuğuna gelmesi için çağırıyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelen kişiye "Dön ve ona Allah'ın almak ve vermek istediği her şey kendisine aittir. Her şeyin onun nezdinde tayin edilmiş bir ömrü olduğunu haber ver ve ona söyle sabretsin ve bu sabrın ecrini ve sevabınI Allah'tan beklesin" buyurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı haberciyi tekrar gönderdi "Kızınız kendisine gelmeniz için yemin etti" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Sa'd b. Ubade, Muaz b. Cebelolduğu halde kalkıp gitti. Hasta çocuk Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kucağına verildi. çocuğun nefesi hınltılı bir şekilde gidip gelmekte idi. çocuğun nefesi, sanki eski bir kırbaya dökülen su sesi gibi çıkıyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri yaşlarla doldu. Sa'd b. Ubade (bu yaşları görünce) "Ya Resulallah' Bu (yaş ve ağlama) nedir?" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu (gözyaşı) Allah'ın kullarının kalplerine koyduğu bir rahmettir. Allah ancak kullarından merhametli ve şefkatli olanlara merhamet eyler" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Hammâd b. Zeyd ← Âsım el-Ahvel ← Ebû Osman ← Üsâme b. Zeyd
Ebu Musa el-Eş'ari şöyle demiştir: Bizler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in maiyetinde bir seferde bulunduğumuz sırada, yüksek bir yere çıktığımız zaman, yüksek sesle tekbir getirirdik. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Nefislerinize acıyınız! Çünkü sizler ne bir sağırı çağırıyorsunuz, ne de bir gaibe sesleniyorsunuz. Muhakkak ki sizler iyi işiten, mükemmel gören ve size çok yakın olan Allah'a dua ediyorsunuz" buyurdu. Ebu Musa dedi ki: Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim üzerime geldi. O sırada ben gönlümden "La havle ve la kuwete illa billah=her çare ve kuwet ancak Allah ile olur" diyordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana "Ey Abdullah b. Kays! La havle ve la kuvvete illa billah sözünü söyle, çünkü o cennet hazinelerinden bir hazinedir" buyurdu ya da "Sana cennet hazinelerinden birini göstereyim mi?" dedi.
Usame b. Zeyd şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızlarından birinin bir oğlan çocuğu ölmek üzereydi. çocuğun annesi yanına gelmesi için Efendimize haber gönderdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kızına 'Allah'ın almak ve vermek istediği her şey kendisine aittir. Her şeyin onun nezdinde tayin edilmiş bir ömrü vardır. Sabretsin ve bunun ecrini ve sevabını Allah'tan beklesin!" diye cevap yolladı. Bu sefer kızı tekrar haber gönderip, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mutlaka gelmesi için yemin etti. Bu haber üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı. Onun beraberinde ben de kalktım. Muaz b. Cebel, Ubey b. Ka'b ve Ubade b. es-Samit dekaıktılar. Kızının evine girdiğimiz zaman çocuğu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e uzatıp verdiler. çocuğun nefesi hırrltılı bir şekilde gidip gelmekte idi. Ravi dedi ki: Zannediyorum o "çocuğun nefesi, sanki eski bir kırbaya dökülen su sesi gibi çıkıyordu" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri yaşlarla doldu. Sa'd b. Ubade "(bu yaşları görünce) "Ya Resulallah! Bu (yaş ve ağlama) nedir?" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah ancak kullarından merhametli ve şefkatli olanlara merhamet eyler" buyurdu.
Bana Amr en-Nakid tahdis etti, bize Huşeym b. Beşir tahdis etti. Bize (1/80a) Halid, Ebu Osman'dan şöyle dediğini bildirdi: Ziyad'a (uydurma) bir neseb iddia edilince Ebu Bekre ile karşılaştım. Kendisine dedim ki: Bu yaptığınız ne oluyor? Şüphesiz ben Sa'd b. Ebi Vakkas'ı şöyle derken dinledim: İki kulağım(la) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim: "Her kim İslam'da babasından başkasından olduğunu iddia eder ve onun babası olmadığını bilerek bunu yaparsa, cennet ona haramdır. " Bunun üzerine Ebu Bekre: Bunu ben de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den dinledim, dedi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Amr b. Muhammed ← Hüşeym b. Beşîr ← Hâlid el-Hazzâ' ← Ebû Osman
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebî Zaide ile Ebu Muâviye, Asım'dan, o da Ebu Osman'dan, o da Sa'd ile Ebu Bekre'den naklen her ikisinin de dediki: Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Kim babasından başkasından olduğunu iddia edip de o iddia ettiği şahsın, babası olmadığını biliyorsa cennet ona haramdır" buyururken kulaklarım onu dinledi, kalbim onu belledi.
Bize Ebu Kâmil El Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Zürey rivayet etti. (Dediki): Bize Teymi, Ebu Osman'dan, o da Kabisa b. Muharik'tan, oda Züheyr b. Amr'dan naklen rivayet etti. Kabisa ile Zuheyr demişler ki: "Aşiretini, en yakın akrabanı uyar" (Şuara, 215) ayeti nazil olunca, Allah'ın nebisi dağdan kopmuş bir taş ve kaya yığınına gidip onun en üstündeki bir taşın üzerine çıktıktan sonra şöyle seslendi: "Ey Abdi Menaf oğulları, ey Abdi Menaf oğulları! Ben, uyarıp korkutanım. Benim misalim ile sizin misaliniz onlar için gözcülük yapmaya gidip, kendi yakınlarını uyarmak isteyen ve düşmanın kendisinden önce varacakları korkusuyla:Sabah baskınına uğradık, diye bağırıp feryat eden kimsenin durumuna benzer. "
Bize Muhamnıed b. Abdil A'lâ da rivayet etti: Bize Mu'temir, babasından rivayet etti: Bize Ebu Osman, Züheyr b. Amr ile Kabisa b. Muharıkdan, onlarda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun gibi bir hadis rivayet etti.
Bize Ebu Bekr b. EM Şeybe'de rivayet etti. (Dediki): Bize Affan rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit Ebu Osman en-Nehdi'den, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet ettiki: Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Cehennemlikler arasında azabı en hafif olacak kişi Ebu Talib'tir. O iki (tek) ayakkabı giyinecek ve bunlardan dolayı da beyni kaynayacaktır" buyurdu.
Bana Muhammed b. Hatim b. Meymun tahdis etti. Bize Abdurrahman b. Mehdi tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia -yani b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlanl'den, o Ukbe b. Amir'den (H). Bana Ebu Osman da Cubeyr b. Nufeyr'den tahdis etti. O Ukbe b. Amir'den şöyle dediğini nakletti: Deve çobanlığı (sırası) bizde idi. Benim sıram geldi, akşam vakti onları götürdüm. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ayakta insanlara konuşma yaparken yetiştim. Onun sözlerinden: "Herhangi bir Müslüman güzel bir şekilde abdest aldıktan sonra kalbiyle ve yüzüyle kendisini onlara vererek iki rekat namaz kılacak olursa, mutlaka ona cennet vacip olur" sözlerini söylerken yetiştim. Ben: Bu ne güzel bir şey, dedim. Bir de baktım ki önümdeki birisi: Bundan önceki daha da güzeldi, dedi. (Kim olduğuna) bakınca Ömer olduğunu gördüm. Şöyle dedi: Ben senin az önce geldiğini gördüm. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz abdest alıp da abdestini eksiksiz alır -yahut abdest organlarını tamamen yıkar- sonra da eşhedu en Ia iahe illallah ve enne Muhammeden Abdullahi ve Resuluh: Allah'tan bClşka bir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim, diyecek olursa, mutlaka ona cennetin sekiz kapısı açılır, hangisinden dilerse ondan girer. "
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Osman ← Cübeyr b. Nüfeyr ← Ukbe b. Âmir
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlani ve Ebu Osman'dan, ikisi Cubeyr b. Nufeyr b. Malik el-Hadrami'den, o Ukbe b. Amir el-Cuheni'den rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu deyip, hadisi aynen zikretti ancak rivayetinde: "Kim abdest alıp da eşhedu en la ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh: Allah'tan başka bir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim, derse" dedi
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abser, Süleyman Et-Teymî'den, o da Ebu Osman En-Nehdî'den, o da Ubey b. Kâ'b'dan naklen haber verdi. Übey şöyle demiş: Bir adam vardı ki, mescid'e ondan daha uzakda bulunan hiç bir kimse bilmem. Bu zât hiç bir (cemâat) namazını kaçırmıyordu. Kendisine şöyle dediler (Yahut ben ona şöyle dedim): Bir eşek satın alsan da karanlıkda ve sıcakta ona binsene!.. O zât şu cevâbı verdi: Evimin mescidin yanıbaşında olması beni memnun etmez. Çünkü ben, mescide gidişimin ve evime döndüğüm vakit dönüşümün lehime yazılmasını isterim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Allah senin için bunların hepsini bir araya topladı.» buyurdular.
Bize Muhammed b. Abdilâ'lâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. Dediki : Bize Cerîr rivayet etti. Bunların ikisi de Teymî'den bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Cerîr b. Abdülhamîd ← Süleymân et-Teymî ← Ebû Osman ← Übey b. Ka'b
Bize Muhammed b. Ebî Bekir El-Mukaddemi rivayet etti. (Dediki) : Bize Abbâd b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Âsim, Ebu Osman'dan, o da Ubey b. Kâ'b'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: — Ensâr'dan bir zât vardı ki evi Medînede (mescide) en uzak evdi. Bu zât, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde kılınan hiç bîr namazı kaçırmazdı. Biz, kendisine acıdık. Ben dedim ki: Yâ Fülân! Sen bir eşek satın alsan da seni sıcakdan ve yerin zehirli haşerâtından korusa ya!., dedim. O zât, şu cevabı verdi: — «Beri bak! Vallahi evimin Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evine çadır ipi ile bağlanmış olmasını istemem!» Onun bu sözü bana çok ağır geldi. Nihayet Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu, ona haber verdim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu çağırdı. O zât Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e de aynı şey'i söyledi ve kendisinin izlerinden ecir umduğunu söyledi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Senin için hakîkaten hesab ettiğin şey var.» buyurdular.
Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî ile Muhammed b. Ebî Ömer; ikisi birden îbni Uyeyne'den rivayet ettiler. H. Bize Saîd b. Ezher El-Vâsıtî de rivayet etti. Dediki: Bize Veki rivayet etti. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. Bunların hepsi Âsım'dan bu isnâdla, bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Saîd b. Amr ve İbn Ebû Ömer ← Süfyân b. Uyeyne ← Âsım ← Ebû Osman ← Übey b. Ka'b
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Saîd b. Ezher el-Vâsıtî ← Vekî' ← babam ← Âsım el-Ahvel ← Ebû Osman ← Übey b. Ka'b
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâris rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû't-Teyyâh rivayet etti. (Dediki); Bana Ebû Osman En-Nehdî, Ebû Hureyre'den naklen rivayet efti. Şöyle demiş: «Halilim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bana üç şey'i (yâni) her aydan üç gün oruç tutmayı, iki rek'ât kuşluk namazını ve uyumadan vitr namazını kılmamı vasiyyet etti.»
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. Dediler ki: Bize, Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize, Şu'be, Abbâs-ı Cüreyrî ile Ebû Şimr-i Dubai'den rivayet etti. Demişler ki: Biz Ebû Osmân-i Nehdî'yi, Ebû Hureyre'den o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet ederken dinledik.
Bize Ebû Kâmil-i Cahderî rivayet etti. (dediki): Bize Hammâd yâni İbni Zeyd Asım-ı Ahvel'den, o da Ebû Osmân-ı Nehdî'den, o da Usâmetü'bnü Zeyd'den naklen rivayet etti. Usâme şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Bir ara kerimelerinden birisi haber göndererek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i çağırdı. Ve kendisinin bir çocuğu yahut bir oğlu vefat etmek üzere olduğunu ona haber verdi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gönderilen zât'a: — «Dön de ona haber ver ki; Allah'ın aldığı da, verdlğf de kendinindir. Onun nezdinde her şey muayyen bir müddetledir. Ona söyle de: sabretsin ve sevap umsun!» buyurdular. Müteakiben elçi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızının yanına gitti geldi ve: — O yemin etti! Mutlaka yanına gelmeliynıişsin.» dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı, onunla beraber Sa'dü'bnü Ubâbe ile Muâzu'bnü Cebel de kalktılar. Ben de yanlarına takıldım. Çocuğu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arzettiler; can çekişiyordu. Sanki canı eski bir tulum içindeydi. (Bunu görünce) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gözlerinden yaşlar boşandı. Sa'd kendisine: — «Bu ne yâ Resulullah!» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bu, bir rahmettir. Allah onu kullarının kalplerine tevdi buyurmuştur. Allah ancak merhametli olan kullarına rahmet eyler.» buyurdu.
Bize Züheyr b. harb rivayet etti. (Dediki) Bize İsmail b. İbrahim, Süleymân-i Teymi'dcn, o da Ebû Osman'dan, o da İbni Mes'ûd (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet etti. İbııî Mes'ûd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sizden hiç birinizi Bilâl'ın ezanı -yahut Bilâl'in nidası- sahurundan menetmesin. Çünkü o namaz kılanınıza namazı kestirmek ve uyuyanınızı uyandırmak için geceleyin ezan okur -yahut nida eder.» buyurdu. Ve elini doğrultarak kaldırdı da : «Fecir şöyle ve şöyle olmakla değil, şöyle oluncaya kadardır.» buyurdu ve iki parmağını araladı.
Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Hâlid yâni Ahmar, Süleymân-i Teymi'den bu isnâdla rivayette bulundu. Yalnız o şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) parmaklarını topladı, sonra onları yere doğru çevirerek: — Şu şekilde oldu aydınlık fecir değildir. Fecir şöyle olandır, buyurdu ve iki şahadet parmağını birbiri üzerine koyarak ellerini uzattı.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mübarek, Teymî'den, o da Ebû Osman'dan, o da Abdullah (b. Mes'ûd) dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki, Satılık malları karşılamaktan nehî buyurmuşlar.
Bize Ebû Ca'fer Muhammed b. Sabbâh rivayet etti. (Dediki): Bize İsmâîl b. Zekeriyyâ, Âsim El-Ahvel'den, o da Ebû Osman En-Nehdî'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Mücâşi' b. Mes'ûd Es-Sülemî rivayet etti (Dediki): Hicret üzerie bey'at etmek için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim de: «Hicret, ehli için geçmiştir. Ve lâkin islâm, cihâd ve hayır üzerine (bey'at bakîdir) buyurdu.
Bana Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir, Asım'dan, o da Ebû Osman'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Mücâşi' b. Mes'ûd Es-Sülemî haber verdi. (Dediki): Kardeşim Ebu Ma'bed'le Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Ve : — Yâ Resûlâllah! Bundan hicret üzerine bey'at al! Dedim. «Hicret, ehli için geçmiştir!» buyurdu. «İslâm, cihâd ve hayır üzerine!» buyurdular. Ebû Osman demiş ki: Az sonra Ebû Ma'bed'e rastladım. Ve kendisine Mücâşi'in sözünü haber verdim. — Doğru söylemiş! Dedi.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl, Asım'dan bu isnâdla rivayet etti. (Dediki): Bunun üzerine kardeşine rastladım: Mücâşi' doğru söylemiş dedi. Ama Ebû Ma'bed'i anmadı.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn, Davud b. Ebî Hind'den, o da Ebû Osman'dan, o da Sa'd b. Ebî Vakkâs'dan naklen haber verdi. Sa'd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Garb ehli kıyamet kopuncaya kadar Hakk üzere yardımcı olmakta devam edeceklerdir» buyurdular.
Bize Ubeydullah b. Muaz El-Anberî ile Hamid b. Ömer EI-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdi'l-A'lâ toptan Mu'temir b. Süleyman'dan rivayet ettiler. Lâfız İbni Muaz'ındir. (Dedilerki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Bize babam Ebû Osman'dan ve bir de Abdurrahman b. Ebî Bekr'den naklen rivayet etti. Abdurrahman şöyle demiş : Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yüz otuz kişi bulunuyorduk. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden hiç birinizin yanında yiyecek var m;?» diye sordu. Bir de baktık, bir adamın yanında bir ölçek zahire veya bunun gibi bir şey bulunuyormuş. Hemen hamur karıldı. Sonra saçları dağılmış uzun boylu müşrik bir adam bir sürü koyun sürerek (yanımıza) geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ona) : «Satılık mı, hediyye mi? —Yahut hibe mi?—» diye sordu. Adam: — Hayır! Bilâkis satılık, dedi. Ve ondan bir koyun satın aldı. Koyun hasıllandi. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ciğerinin kızartılmasını emir buyurdu. Allah'a yemin ederim yüz otuz kişiden hiç bir kimse yoktur ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o koyunun ciğerinden bir parça vermemiş olsun. Mevcut ise kendisine verdi. Gaibse onun için sakladı. Abdurrahman: «Akide çanak doldurdu, bunlardan hepimiz yedik ve doyduk. Kaplarda yemek de arttı da, ben onu deveye yükledim.» demiştir. Yahut dediği gibidir.
Bize UbeyduIIah b. Muâz El-Anberî i!e Hâmîd b. Ömer Eİ-Bekrâvi ve Muhammed b. Abdi'l-A'lâ El-Kaysî hepsi Mu'temirden rivayet ettiler. Lâfız İbni Muâz'ındır. (Dedilerkij: Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bana babam şunu söyledi. Bize Ebû Osman rivayet etti. Ona da Abdurrahman b. Ebî Bekr rivayet etmişki: Eshab-i Suffe. fakir insanlarmış. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir defa: «Kimde iki kişilik yemek varsa, üç kişi götürsün! Kimde dört kişilik yemek varsa beşinciyi, altıncıyı götürsün.» buyurmuşlar. Yahut buyurduğu gibidir. Gerçekten Ebû Bekr üç kişi getirmiş. Nebiyyuliah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) on kişi (yine) Ebû Bekr üç kişi götürmüş. Râvi şöyle demiş : — Şan şu ki: Annem, babam ve ben — bilmiyorum karım da dedi mi — bizim evimizle Ebû Bekr'in evinin arasında bir hizmetçi vardı. Ebû Bekr Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında akşam yemeği yedi. Sonra yatsı kılmıncaya kadar durdu. Sonra döndü ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyuklayıncaya kadar yanında durdu. Gecenin Allah'ın dilediği kadarı geçtikten sonra geldi. Hanımı ona : — Misafirlerinin yanına gelmekten yahut misafirinin yanına gelmekten seni alıkoyan nedir? dedi. Ebû Bekr : — Sen onlara akşam yemeği vermedin mi? diye sordu. Kadın : — Sen gelinceye kadar yemek istemediler. Onlara yemek (evdekiler) arzettiler. Fakat onlar galebe çaldı, dedi. Abdurrahman demiş ki: Ben giderek gizlendim. Ebû Bekr: — Ey alçak! dedi. Beddua ve sitem etti. Ve : — Yeyin, afiyet olmasın! dedi. Bir de: — Vallahi ben bu yemekten ebediyyen tatmam! dedi. Abdurrahman diyor ki: Biz bu yemekten hiç bir lokma almıyorduk ki, altından o lokmadan daha fazla artmasın. Nihayet doyduk ve yemek öncekinden daha fazla oldu. Ebû Bekr ona baktı, ne görsün, olduğu gibice yahut daha Çok!..Hanımına : — Ey Benî Firâs'ın kız kardeşi! Bu ne? dedi. Hanım : — Hayır iki gözüm! Şimdi o öncekinden üç kere daha çoktur, dedi. Bunun üzerine Ebû Bekr ondan yedi. Ve yeminini kasdederek : — Bu ancak şeytandandı, dedi. Sonra yemekten bîr lokma yedi. Ve yemeği Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürdü. Yemek onun yanında sabahladı. Bizimle bir kavim arasında akid vardı. Müddet geçti. Biz de on iki adamı reis yaptık. Her adamla birlikte onlardan bir takım insanlar bulunuyordu. Her adamla kaçar kişi bulunduğunu Allah bilir. Şu kadar var ki, onlarla beraber gönderdi ve yemekten toptan yediler. Yahut dediği gibidir.