Urve, Ebû Humeyd es-Sâidî'nin kendisine şu bilgiyi haber verdiğini söylemiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Öğleden sonra bir namazın ardında ayağa kalktı ve şehadet getirip Allah Teâlâ'ya hamd ve sena ettikten sonra şöyl dedi: Emma ba'du.. (bunlardan sonra...-Esas konuya gelince-). Tekrar:
1500,
2597,
6636,
6979,
7174 ve 7197
Ebu Humeyd es-Saidî şöyle anlatır: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Tebuk gazvesinde bulunmuştuk. Vadi'l-Kura adlı yere geldiğimizde bahçesinde bulunan bir kadına rastladık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabîlere, "Ne kadar hurma olduğunu tahmin edin" buyurdu ve kendisi de on vesk olacağı yönünde tahminde bulundu. Kadına da, "Çıkacak olan mahsulü ölç" buyurdu. Tebuk'e geldiğimizde, "Bu gece çok şiddetli bir fırtına olacak. Sakın hiç bir kimse ayağa kalkmasın. Devesi olan da bağlasın" buyurdu. Biz de develerimizi bağladık. O gece şiddetli bir fırtına oldu. Bir kimse ayağa kalktı, fırtına onu Tay dağına attı. Eyle hükümdarı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e beyaz bir katır hediye edip ona bir bürde giydirmişti. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da deniz kenarında bulunan halk için bir mektup yazıp gönderdi. Vadi'l-Kura'ya geldikleri zaman kadına, "Bahçen ne kadar ürün verdi?" diye sordu. O, "Resûlullah'ın tahmin ettiği gibi on vesk" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ben Medine'ye biraz hızlı gideceğim. İçinizden benimle beraber gelmek isteyenler hızlı davransın" buyurdu. Ravi, "İbn Bekkar burada şu anlamda bir şey söyledi" demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'yi teşrif ettiği zaman, "İşte bu Tabe (güzel şehir)'dir" buyurdu. Uhud dağını görünce, "Bu bir dağaktır, o bizi sever biz de onu severiz. Size en hayırlı ensar bölgelerini söyleyeyim mi!?" buyurdu. Sahabîler, "Evet" diye cevap verince, "Benî Neccar, sonra Benî Abdi'l-Eşhel, sonra Benî Saide veya Ben-l-Haris İbnü'l-Hazrec bölgesidir. Bütün ensar bölgelerinde hayır vardır" buyurmuştur. Tekrar:
1872,
3161,
3791,
4422Abbas (İbn Sehl İbn Sa'd) babasından, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Uhud, bizi seven, bizim de onu sevdiğimiz bir dağdır." Ebu Abdullah el-Buharî, çevresinde duvar olan bahçeler "hadîka"dır. Böyle olmayan bahçelere "hadîka" denilmez, demiştir.
Ebu Humeyd es-Sâİdî r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Esed" kabilesinden, İbnü'l-Lüteybiyye diye bilinen bir kimseyi Benî Süleym kabilesine ait zekâtları toplamak üzere görevlendirdi. Döndüğü zaman ona hesapları sordu.
Ebu Humeyd'in şöyle dediği nakledilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk seferinden dönüyorduk. Medine'ye yaklaştığımızda şöyle buyurdu: "İşte burası Tabe'dir (temiz şehirdir)."
Ebu Humeyd es-Sa'idi r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ezd kabilesinden İbnü'l-lütbiyye diye anılan birisini zekat memuru olarak görevlendirmişti. Zekatları toplayıp Medine'ye gelince: "Bu size ait, bunlarsa hediye edildiği için bana ait" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Babasının evinde -veya anasının evinde- otursaydı o hediyeler ona verilir miydi, verilmez miydi? O zaman görürdü. Canım elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki siz (haksız yere) bir şeyi alırsanız kıyamet günü onu boynunuzda taşıyarak gelirsiniz, ister böğüren bir deve veya inek olsun, ister meleyen bir koyun. -sonra Hz. Nebi kollarını o kadar kaldırdı ki koltuğunun altını gördük- Allah'ım tebliğ ettim mi? Allah’ım tebliğ ettim mi? Allah'ım tebliğ ettim mi?" buyurdu.
Ebu Humeyd es-Saidi r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk savaşına katılmıştık. Eyle hükümdarı Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e beyaz bir katır hediye etti ve (Yemen yapımı) bir hırka giydirdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona bu cömertliğine karşı hükümdarı bulunduğu Eyle'nin güvende olduğunu bildirir bir belge (emanname) yazdı."
Ebu Humeyd es-Saidi r.a.'dan rivayete göre: Ey Allah'ın Resulü, Sana nasıl salavat getirelim? dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu: "Allahumme salli ala Muhammedin ve ezvacihi ve zürriyetihi kema sallayte ala ali İbrahim. Ve barik ala Muhammedin ve ezvacihi ve zürriyetihi kema barekte ala ali İbrahim. İnneke Hamidun Mecid. " SALAVAT MEALİ: Allah'ım, İbrahim'in aline salavat getirdiğin gibi, Muhammed'e, onun eşlerine ve zürriyetine salat eyle. İbrahim'in aline bereketler ihsan ettiğin gibi Muhammed'e, onun eşlerine ve zürriyetine de bereketler ihsan eyle. Şüphesiz ki sen Hamidsin, Mecidsin. " Tekrar:
6360Ebu Humeyd'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Ensarın evlerinin en hayırlısı Neccar oğullarının evi, sonra Abdu'l-Eşhel, sonra el-Haris oğullarının, sonra Saide oğullarının evleridir. Bununla birlikte Ensarın bütün evlerinde hayır vardır. Biz arkasından Sa'd b. Ubade'ye yetiştik. (Ebu Hammad): Ey Ebu Useyd, Allah'ın Nebi'i Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ensar arasında hayırlı olanlari sıralarken bizi en sona bıraktığını görmedin mi? dedi. Sa'd, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasından yetişti ve, ey Allah'ın Resulü, Ensarın evleri arasında hayırlı olanlar söylendi de biz en sona bırakıldık, dedi. Allah Resulü: Hayırlı olanlar arasında olmak size yetmez mi, diye buyurdu."
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Hayr Ebu Humeyd dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk gazvesinden dönüyorduk. Nihayet yüksek bir yerden Medine'yi gördüğümüzde şöyle buyurdu: İşte bu Tabe'dir, bu da bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağ olan Uhud'dur."
Ebu Humeyd es-Saidi'den rivayet edildiğine göre sahabiler nasıl salat getireceklerini sorduklarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım! Muhammed, eşleri ve zürriyetine aynen İbrahim ailesi gibi salat et. Muhammed, eşleri ve zürriyetini aynen İbrahim ailesi gibi bereketlendir. Sen hamid ve mecidsin" demelerini öğütledi.
Ebu Humeyd es-Said! şöyle nakletmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bir zekat memuru çalıştırmıştı. Memur, görevden dönünce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemle gelip "Ey Allah'ın elçisi bunlar sizindir, bunlar da bana hediye olarak verildi" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem adama şöyle dedi: "Ananın babanın evinde oturup bekleseydin bunlar sana yine hediye edilir miydi edilmez miydi?" Daha sonra namazın ardından kalkıp kelime-i şehadet getirdi, Allah'ı layıkıyla övdü ve şöyle dedi: "Şimdi, bizim görevlendirdiğimiz memura ne oluyor da gelip "bu sizin toplamam için beni görevlendirdiğiniz (mal ve paradır) bu da bana hediye olarak verilmiştir" diyebiliyor. Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki (Ümmetin malından) bir şeyi haksız yere alan kimse kıyamet gününde bunu boynunda taşıyarak gelir. Bu mal bir deve ise böğürerek gelir. Bir sığır ise böğürerek gelir. Bir koyun ise meleyerek gelir. Ben size tebliğ ettim" EbU, Humeyd şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daha sonra ellerini kaldırdı. Biz koltuk altlarının beyazlığını görebiliyorduk. Bu hadisi benimle beraber Zeyd İbn Sabit de Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden dinlemiştir. Ona da sorun."
Ebu Humeyd es-Said! şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbnü'l-Utbiyye isimli birisini Süleym oğullarının zekatlarını toplamaya memur etti. Bu adam vazifesini yapıp geldiğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu hesaba çekti. Bu zat "(Ya Resulallah!) Şu sizin zekat malınızdır, Bu da (bana verilen) hediyedir" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sen doğruyu söyleyen bir kişi isen babanın, ananın evinde otursaydın sana hediyen gelir miydi?" buyurdu. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize bir konuşma yaptı. Konuşmasına Allah'a hamdederek, onu güzel sıfatlarla överek başladı. "İmdi" dedikten sonra şöyle buyurdu: "İçinizden birisini Allah'ın bana havale buyurduğu bir işe memur olarak tayin ediyorum da o bana gelip, hesap verirken 'Şu sizin zekat malınızdır, bu da (bana verilen) hediyedir!' diyor! Bu adam babasının, anasının evinde otursaydı kendisine hediye gelir miydi! Allah'a yemin ederim ki sizden bir kimse hıyanet edip de (Beytü'l-malden) hakkından başka bir şeyalırsa muhakkak kıyamet gününde o adam çaldığı malı boynunda yüklenerek Allah'a kavuşacaktır. Sakın sizden herhangi birinizi inlemesi olan bir deveyi yahut böğürmesi olan bir sığzn veya melemesi olan bir davarı boynunda taşıyarak Allah'a kavuştuğunu görüp tanımayayım!" Bundan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki elini koltuk altının beyazlığı görülünceye kadar kaldırarak "Allah'ım emirlerini tebliğ ettim mi?" buyuruyordu. Ben bunu gözümle gördüm, bu konuşmayı da kulağımla işittim.
Ebu Humeyd es-Saidi şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Esed oğullarından İbnü'l-Utbiyye denilen bir adamı zekat toplamak üzere memur tayin etti. Bu adam (zekat malını alıp) geldiğinde "(Ya Resulallah!) Bu sizin malınızdır, bu da bana hediye verilmiştir!" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem minberde ayağa kalktı -Süfyan, minbere çıktı ifadesini kullanmıştırAllah'a hamd ve Ona yakışan sıfatlarla Rabbini övdü, sonra şu konuşmayı yaptı: "Şu memura ne oluyor ki onu bir görevle bir yere göndrediğimizde geri gelip bize 'Bu senin malındır, bu benimdir' diyor. Bu adam babasının yahut annesinin evinde otursaydı da o zaman kendisine hediye verilir miydi, yahut verilmez miydi? Canım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, zekat memurlarından herhangi bir kişi beytü'l-malden haksız olarak bir şeyalırsa kıyamet gününde muhakkak o kimse çaldığı malı boynuna yüklenerek haşr olunup gelecektir. Çaldığı hayvan deve ise omzunda inleyerek, eğer sığır ise böğürerek, koyun ise şiddetli bir şekilde meleyerek (Arasat meydanına) getirilecektir!" Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem koltuk altlarının kırmızıyla karışık beyaz rengi görününceye kadar ellerini kaldırdı ve üç defa "Tebliğ ettim mi, tebliğ ettim mi, tebliğ ettim mi" diye ashabın tümüne sordu.
Ebu Humeyd es-Saidi'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbnü'I-Uteybiyye adındaki kişiyi Süleym oğullarının zekatlarını toplamak üzere memur tayin etti. Bu zat (zekat mallarını toplayıp) geldiğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu hesaba çekti. İbnü'l-Utbiyye "(Ya Resulallah!) Şu sizin zekat malınızdır, Bu da (bana verilen) hediyedir" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Eğer sen sözünde doğru bir kişi isen (zekat memuru olmayıp da) babanın evinde yahut ananın evinde otursaydın sana hediyen gelir miydi?" diye sordu. Bundan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidde ayağa kalktı ve insanlara bir konuşma yaptı. Allah'a hamdedip, Onu sena eyledi, sonra "emma ba'du=imdi" diyerek şunları söyledi: "İçinizden birisini Allah'ın bana havale buyurduğu bir işe memur olarak tayin ediyorum da o bana gelip, hesap verirken 'Şu sizin zekat malınızdır, bu da (bana verilen) hediyedir!' diyor! O kişi doğru söyleyen birisi ise babasının ve anasının evinde otursaydı, kendisine hediyesi gelecek miydi? Allah'a yemin ederim ki herhangi biriniz -Hişam'ın nakline göre haksız olarak- bunlardan (bu mallardan) bif'şey alırsa muhakkak kıyamet günü onu yüklenerek Allah'ın huzuruna gelecektir.iDikkat edin! Sakın sizlerden hiçbir kimseyi boynunda inlemesi olan bir deve ile veya böğürmesi olan bir sığır ile ya da melemekte olan bir davar ile Allah'ın huzuruna gelirken tanımayayım!" Sonra iki elini ben koltuk altlarının beyazlarını görünceye dek kaldırdı ve "Dikkatle dinleyin (ve cevap verin) Sizlere Allah'ın emirlerini tebliğ ettim mi?" buyurdu. (
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh ile Abdullah b. Nâfi' rivayet ettiler. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ravh, Mâlik b. Enes'den, o da Abdullah b. Ebî Bekr'den, o da Babasından, o da Amr b. Süleym'den naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Ebu Humeyd-i Saidî haber verdi, ki: Ashab Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Yâ Resulallah, sana nasıl salâvât getireceğiz? demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Rabb! Muhammed'e ve onun zevcelerile zürriyetine, Âl-i İbrahim'e ihsan buyurduğun salât gibi salât eyle! Muhammed'e ve onun zevceleriyle zürriyetine, Âli İbrahim'e ihsan buyurduğun bereket gibi bereket ihsan eyle! Çünkü sen Hamîd'sin, Mecîd'sin; deyin.» buyurmuşlar.
Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b, Bilâl, Amr b. Yahya'dan, o da Abbas b. Sehl es-Sâidî'den, Ebû Humeyd'den naklen rivayet etti. Ebû Humeyd: «Tebûk gazasında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yola çıktık» diyerek hadisi rivayet etmiştir. Bu hadis de şu cümleler de vardır: Sonra yola revan olduk. Vâdil-Kura'ya geldiğimiz vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben acele ediyorum. İmdi sizden kim isterse benimle birlikte acele gelsin; dileyen kalsın» buyurdular. Bunun üzerine yola çıktık. Medine'ye yaklaşınca ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İşte Medîne! ve işte Uhud!.. Uhud bizi seven bir dağdır. Biz de onu severiz.» buyurdular.
Bize Ebü Bekir b. Ebi Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve İbnü Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekir'indir. (Dedilerki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Urve'den, o da Ebû Humeyd Es-Saidî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Esd (kabilesin)'den İbnü'l-Lutbiyye denilen bir adamı me'mur yaptı. (Amır'la İbnü Ebî Ömer: Sadaka üzerine me'mur dediler.) (Bu zât vazifeden) geldiği zaman: — Bu sizin; bu da benim; bana hediyye edildi, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde ayağa kalkarak Allah'a hamdü sena etti. Ve şunları söyledi : «Benim gönderdiğim bir me'mûra ne oluyor ki: Bu sizin; bu da bana hediyye edildi; diyor! Babasının yahut anasının evinde otursa da kendisine hediyye edilecek mi, edilmiyecek mi baksa idi ya! Muhammed'in nefsi yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz o sadakadan bir şey ele geçirirse kıyamet gününde onu boynunda taşıyarak getirecektir. Böğürmesi olan bir deve, yahut öğürmesi olan bîr inek veya meleyen bir koyun!.. Sonra ellerini kaldırdı. Hattâ koltuklarının beyazını gördük. Sonra iki defa: «Allahım! Tebliğ ettim mi?» buyurdu.
Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdürrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zühri'den, o da Urve'den, o da Ebû Humeyd Es-Sâıdî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ezd (kabilesin)'den bir adam olan İbnü'l-Lutbiyye'yi sadaka üzerine me'mur tâyin etti. Sonra İbnü'l-Lutbiyye (zekât) malı (nı) getirerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e verdi. Ve: — Bu sizin malınız; şu da bana verilen bir hediyyedir, dedi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona: «Babanın ve ananın evinde otursan da sana hediyye edilecekmi, edilmiyecek mi baksa idin yâ!» buyurdular. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okumak için ayağa kalktı... Bundan sonra râvi, Süfyan'ın hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Ebû Humeyd Es-Sâîdî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ezd (kabilesin)'den İbnü'I-Lutbiyye denilen bir adamı Benî Süleym'in sadakalarına me'mur tâyin etti. Geldiği zaman onu hesaba çekti. Adam: — Şu sizin malınız; bu da hediyyedir, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Babanın ve ananın evinde otursaydın ya doğrucu isen hediyyen sana gelsin!» buyurdu. Sonra bize hutbe okudu. Ve Allah'a hamdü sena etti. Sonra şunları söyledi: «Bundan sonra (malûm ola ki)! Ben sizden bir adamı Allah'ın benim idareme verdiği yerlerden bir vazifeye ta'yîn ediyorum da, gelerek: Şu sizin malınız; bu da bana verilen bir hediyyedir; diyor. Babasının ve anasının evinde otursaydı ya doğrucu ise hediyyesi kendisine gelsin! Vallahi eğer sizden biriniz hakkı olmaksızın ondan bir şey alırsa kıyamet gününde Allah Teâlâ'ya, onu taşır hâlde kavuşur. Sizden birinizin böğüren bir deve yahut böğürmesi olan bir inek veya meleyen bîr koyun taşıyarak Allah'a kavuştuğunu ben mutlaka bileceğim!» Sonra ellerini kaldırdı. Hattâ koltuklarının beyazı göründü. Ve: «Allahım! Tebliğ etlim mî?» dedi. (Bunu) gözüm gördü; kulağım işitti.
Bize Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ ve Abd b. Humeyd hep birden Ebû Âsım'dan rivayet ettiler. îbn-i Müsennâ dediki: Bize Dahhâk rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi ki, kendisi Câbir b. Abdillah'i şunu söylerken işitmiş. Bana Ebû Humeyd'i Sâid'i haber verdi. (Dediki): Nebi (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem)'e Nakî'den örtülmemiş olduğu halde bir bardak süt getirdim. Bunun üzerine : «Onu velev üzerine aykırı bir çırpı koymak suretiyle olsun örtseydîn ya!» buyurdular. Ebû Humeyd : «Tulumların bağlanması ancak geceye mahsus emredilmiş; kapıların kapanması da geceye mahsus emir buyurulmuştur» demiş.
Bana İbrahim b. Dinar da rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Cüreyc ile Zekeriyya b. İshâk rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû'z-Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. AbdilIah'ı şunu söylerken işitmiş: Bana Ebû Humeydi Sâid'i haber verdiki Nebi (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem)'e bir tas süt getirmiş... Râvi yukarki hadîsin mislini zikretmiştir. Yalnız Zekeriyya Ebû Humeyd'in «Geceleyin» dediğini anmamıştır.
Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Amr b. Yahya'dan, o da Abbâs b. Sehl b. Sa'd Es-Sâidî'den, o da Ebû Humeyd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Tebük gazasına çıktık. Ve Vâdi'l-Kura'da bir kadının bahçesine geldik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu bahçeyi tahmin edin!» buyurdu. Biz de onu tahmin ettik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu on vesk olarak tahmin etti. Ve (kadına) : «inşaallah biz sana donünceye kadar bunu belle!» dedi. Ve yürüdük Nihayet Tebûk'e geldik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu akşam sizin üzerinize şiddetli bir rüzgâr esecek. O rüzgârda sizden kimse ayağa kalkmasın. Kimin devesi varsa ipini sağlam bağlasın!» buyurdu. Arkacığından şiddetli bir rüzgâr esti. Derken bir adam ayağa kalktı ve rüzgâr onu götürerek Tayyî' dağlarına attı. Eyle hükümdarı îbnü'I-Almâ'ın elçisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir mektup getirdi. Ona bir de beyaz katır hediye etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dahî kendisine cevap yazdı ve bir elbise hediye etti. Sonra yola revan olduk, nihayet Vadi'l-Kura'ya geldik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadına bahçesini sordu ; «Bahçenin mahsulü kaç vesk'e baliğ oldu?» dedi. Kadın : — On vesk'e! cevâbını verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'. «Ben acele ediyorum. Sîzden kim dilerse benimle beraber acele gelsin. İsteyen kalsın!» buyurdu. Biz de yola çıktık. Medine'ye yaklaştığımızda: «İşte Tâbe! Ve işte Uhud! O bizi seven bir dağdır. Biz de onu severiz,» buyurdu. Sonra ilâve etti: «Şüphesiz Ensar hanelerinin en hayırlısı Benî Neccar hûnesidir. Sonra Benî Abdil-Eşhel hanesi, sonra Benî Abdil-Haris b. Hazrec hanesi, sonra Bemî Sâide hânesidir. Ensâr'ın her hanesinde hay;r vardır.» Az sonra Sa'd b. Ubade'ye yetiştik. Ebû Üseyd (ona): Görmedin mi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ensâr hanelerinin hayırlılarını söyledi de bizi en sona bıraktı, dedi. Bunun üzerine Sa'd Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetişerek : — Yâ Resûlallah! Ensar hanelerinin hayırlılarını söylemiş; bizi en sona bırakmışsın! dedi. o da : «Size hayalılardan olmanız yetişmiyor mu?» buyurdu