Bana Ebû't-Tahir île Harmele b, Yahya rivayet ottiler Lafızları birbirine yakındır. Harmele (Bize rivayet etti) tabirini kullandı. Ebû't-Tahir ise: Bize İbni Vehb haber verdi, dedi. (İbni Vehb dediki): Bana Yûnus b. Yezîd, İbni Şihab'dan naklen rivayette bulundu (Demişki): Bana Ubeydullah b. AbdiIIah b. Utbe b. Mes'ûd rivayı etti ki, Babası, Ömer h. Abdillah b. Erkam ez-Zührî'ye mektup yazarak Sübey'a binti Haris el-Eslemiyye'nin yanına girmesini, ona kendi hadisini ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e fetva sorduğu vakit kendisine ne söylediğini sormasını emretmiş. Ömer b, Abdillah da Abdullah b. Utbe'ye. mektup yazarak Sübey'a'nın kendisine şunları haber verdiğini bildirmiş: Sübey'a Benî Amir b. Lüey kabilesinden Sa'd b. Havle ile evlîymiş Bu zat Bedir gazasına iştirak edenlerdenmiş. Bilahare karısı hamile iken Veda' haccında (Sa'd) vefat etmiş. Onun vefatından sonra çok geçmeden karısı doğurmuş. Nifasından temizlendiği vakit kendisini isteyecekler için giyinip kuşanmış. Derken yanına Benî Abdiddar kabilesinde Ebû's-Senabil b. Ba'kek isminde bir adam girerek : — Acep seni neden giyinmiş kuşanmış görüyorum! Galiba evlenme istiyorsun. Vallahi üzerinden dört ay on gün geçmedikçe sen evlenemezsin demiş. Sübey'a diyor ki: O zat bana bunu söyleyince geceleyin üzerimdeki elbiseyi çıkardım. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bu meseleyi ona sordum. Bana doğurduğum anda helal olduğum fetvasını verdi ve istersen evlenmemi emir buyurdu. ibni Şihab: «Doğurduğu vakit evlenmesinde bir beis görmüyorum velevki nifası içinde olsun. Ancak temizlenmedikçe kocası ona yakınlık edemez.» demiş.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti, (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Amr'dan rivayet etti ki, Mücâhid Tâvûs'a; Haydi seninle Râfi' b. Hadîc'in oğluna gidelim de babasının Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)''den ona naklettiği hadîsi kendisinden dinle! demiş. Tavus onu (bundan) menetmiş. (Demişki): Vallahi ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in muhabereden nehî buyurduğunu bilsem onu yapmazdım. Lâkin bana bunu onlardan daha iyi bilen biri (yâni İbni Abbas) rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir adamın yerini dîn kardeşine menîha olarak vermesi, onun karşılığında malûm bir ücret almasından daha hayırlıdır.» buyurmuşlar.
Bize Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Abdullah b. Kâ'b b. Mâlik rivayet etti. Abdullah ona babasından naklen haber vermişki, Babası, İbni Ebî Hadred'de olan bir alacağını Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında mescidde ondan istemiş. Bu münasebetle gürültü kaldırmışlar: hattâ Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evinde olduğu halde seslerini duymuş da yanlarına çıkmış; odasının kapı perdesini bile açmış. Ve Kâ'b b. Mâlik'e seslenerek : «Yâ Ka'b !» demiş. Ka'b: — Lebbeyk yâ Resûlâllah! mukabelesinde bulunmuş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona eliyle: Alacağının yarısını bırak, diye işaret etmiş. Kâ'b : — Bıraktım yâ Resûlâllah! demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İbn-i Ebî Hadred'e : «Ka!k borcunu öde!» buyurmuşlar.
Bize Ebu'r-Rabî' el-Atekî rivayet etti. (Dediki): Bize Abbâd b. Avvâm rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî İshâk haber verdi. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Ebî Bekra, babasından rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gümüşe mukabil gümüş, altına mukabil altın satmayı yasak etti; meğer ki, misli misline ola. Bize altın mukabilinde nasıl istersek gümüş; ve gümüş mukabilinde nasıl istersek altın almayı emir buyurdular. Bir adam râviye satrş peşin mi olacak? diye sormuş; o da: Ben böylece işittim, cevâbını vermiş.
Bize Muhammed b. Ebî Ömer EI-Mekkî rivayet etti. (Dediki): Bizs Es-Sekafî, Eyyûb Es-Sahtiyânî'den, o da Amr b. Saîd'den, o da Humeyd b. Abdirrahmân El-Himyerî'den, o da Sa'd oğullarının üçünden, onların hepsi de babalarından nakletmiş olmak üzere rivayette bulundu ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de Sa'd'ın yanına onu dolaşmağa girmiş. Derken Sa'd ağlamış. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Neye ağlıyorsun?» diye sorunca : — Kendisinden hicret ettiğim bir yerde Sa'd b. Havle'nin öldüğü gibi ölmekten korktum da... cevâbını vermiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç defa : «Allahım, Sa'd'e şifâ ver! Allahım, Sa'd'e şifâ ver!» diye duâ etmiş. Sa'd: Yâ Resûlâllah, benim çok malım var, fakat bana yalnız kızım mirasçı oluyor; bütün malımı vasiyyet edeyim mi? diye sormuş. Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır!» cevâbını vermiş. — Ya üçte ikisini? demiş. (Yine): «Hayır!» cevâbını almış. — Öyle ise yarısını? demiş. (Yine): «Hayır!» buyurmuş. — Üçte biri? demiş. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Üçte biri olur. O da çok a!.. Zira senin malından verdiğin sadaka sadakadır. Ama çoluk çocuğuna verdiğin nafaka da bir sadaka; karının senin malından yediği miktar da bir sadakadır. Şüphesiz ki aileni hayırla (yahut maişetle) bırakman, onları âleme el açar vaziyette bırakmandan daha hayırlıdır.» buyurmuş ve eliyle işaret etmiş.
Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b, Avn, Muhammed b. Sîrîn'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Bekra'dan, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş : O gün gelince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinin üzerine oturdu. Bir insan da yularından tuttu. Derken : «Bilir misiniz bugün hangi gündür?» buyurdu. Ashâb: — Allah ve Resulü bilir... dediler. Hattâ ona adından başka bir isim verecek sandık; sonra: «Kurban günü değil mi?» buyurdu. — Hay hay (öyle) yâ Resûlâllah, dedik. «Yâ bu ay nedir?» diye sordu. — Allah ve Resulü bilir, dedik. «Zi'l-hicce değil mi?» buyurdu. — Hay hay (öyle) yâ Resûlâllah, dedik. «Yâ bu belde neresidir?» diye sordu. — Allah ve Resulü bilir, dedik. Hattâ ona adından başka bir isim verecek sandık. «Ma'lum belde değil mi?» buyurdu. — Hay hay (öyle) yâ Resûlâllah, dedik. «işte sizin kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız birbirinize şu beldenizde, şu ayınızda, şu gününüzün hürmeti gibi haramdır. Burada bulunan bulunmayana iletsin!» buyurdular. Sonra iki bakla koça yönelerek onları kesti. Ve bir koyun sürüsüne dönerek onu aramızda taksim etti.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Mes'ade, İbni Avn'den rivayet etti. (Demişki): Muhammed şunu söyledi: Abdurrahmân b. Ebî Bekre, babasından naklen söyledi. (Demişki): O gün gelince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir devenin üzerine oturdu. Bir adam da yedeğini (yahut yularını) tutmuştu... Râvi, Yezîd b. Zürey' hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Yûnus, Simâk b. Harb'dan rivayet etti ki, ona da Alkame b. Vâil, ona da babası rivayet etmiş. (Demişki): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber otururken ansızın bir adam birini bir tasma yedekle yederek geliverdi; ve: Ya Resûlâllahî Bu adam benim kardeşimi öldürdü! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu öldürdün mü? diye sordu. (Getiren zât: O i'tirâf etmezse aleyhine beyyine getireceğim; dedi.) (Getirilen) Evet, öldürdüm, dedi. «Onu nasıl öldürdün?» diye sordu. — İkimiz bir ağaçtan yaprak silkiyorduk. Derken bana söğerek beni kızdırdı. Ben de balta ile başına vurdum ve öldürdüm; dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Kendin namına ona verecek bir şeyin var mı?» diye sordu. — Benim elbisemle baltamdan başka malım yoktur, cevabını verdi. «Kavmin seni satın alırlar sanırmısın?» buyurdu. Adam: — Ben kavmimce beş para etmem! dedi. Bunun üzerine ona yedeğini atarak: «Al arkadaşınıl» buyurdu. Adam da onu alıp gitti. O gittikten sonra Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu öldürürse o da onun gibi olur.» buyurdular. Derken adam döndü ve: — Yâ Resûlâllah! Duydum ki sen : «Onu öldürürse o da onun gibi olur» tuyurmuşsun; halbuki ben onu senin emrinle aldım; dedi. Bunun üzerine Resûlullsh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onun seninle kardeşinin günahlarınızı üzerine almasını istemez misin?» buyurdular. Adam: — Yâ Nebiyyallâh! (Gâlibâ) hay hay dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İşte bu onun gibidir.» buyurdu. Adam da onun yedeğini attı ve ona yol verdi.
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Salim, Alkame b. Vâil'den, o da babasından naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e adam öldürmüş birini getirdiler. O da öldürülenin velîsine kısas hakkı tanıdı. Bunun üzerine velî onu alıp gitti. Boynunda tasma yedek vardı; onu çekiyordu. O dönüp gittikten sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Katille maktul cehennemdedir.» buyurdular. Derken biri o adama giderek Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sözünü söyledi. O da katili bırakıverdi. İsmail b. Salim demiş ki: Ben bunu Habib b. Ebî Sâbit'e andım da: Bana ibni Eşva' rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan ancak afv etmesini istemiş, fakat o kabul etmemiş; dedi.
Bu hadîsi bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki); Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize Şeybân b. Ferrûh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. {Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan rivayet etti. H. Bize Muhamnıed b. EI-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dedikî): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de Şu'be'den rivayet etmişler. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn b. Aliy, Zâide'den naklen rivayet etti. Bu râvilerîn hepsi Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Abdurrahnıân b. Ebî Bekra'dan, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den Ebû Avâne hadîsinin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeyhe rivayet etti. (Dediki): Bize Aliy b. Müshir ile Vekî', Zekeriyyâ'daıı, o da Şa'bi'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Abdullah b. Muti', babasından rivayet etti. (Şöyle demiş) : Mekke fethedildiği gün Peygambsr (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Bugünden sonra kıyamet gününe kadar hiç bir Kureyşli sabır yolu ila öldürülmiyecektir!» buyururken işittim.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Zeyd b. Hubâb rivayet etti. H. Bize Saîd b. Muhammed El-Cermî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Tumeyle rivayet etti. Her iki râvi demişler ki: Bize Hüseyn b. Vâkid, Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) on dokuz gaza yaptı; bunların sekizinde harb etti.» demiş. Ebû Bekir «minhünne» demedi. O hadîsinde: «Bana Abdullah b. Büreyde rivayet etti.» dedi.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. EI-Mösennâ rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yânî İbni Saîd), Saîd b. Ebî Saîd El-Makburî'den, o da Abdullah b. Ebî Katâde'den, o da babasından naklen haber verdi. Şöyle demiş : Bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ne buyurursun, ben Allah yolunda ödlürülürsem... dedi. Râvî, Leys'in hadîsi mânâsında rivayette bulunmuştur.
Bize Saîd b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Amr b. Dinar'dan, o da Muhammed b. Kays'dan naklen rivayet etti. H. Süfyan demiş ki: Bize Muhammed b. Aclân da, Muhammed b. Kays'dan, o da Abdullah b. Ebî Katâde'den, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen —biri diğerinden fazla ederek— rivayette bulundu ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minberde iken bir adam gelerek : — Ne buyurursun, ben kılıcımla vurursam..,» demiş. Râvî hadîsi, Makburî'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir.
Bize Efeû Bekir b. Ebi Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Ebû Bekr: Ebû Sinan'dan dedi. İbn-i Müsennâ ise: Dırar b. Mürra'dan dedi.) O da Muharib'den, o da îbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etmiş. H. Bize Muhammed b. Abdiliah b. Numeyr dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Mubammed b. Fudayl rivayet etti. (Dediki); Bize Dırar b. Mürre Ebû Sinan, Muharib b. Disar'dan, o da Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sîzi kabirleri ziyaretten nehiy ettim. Artık onları ziyaret edin. Sîzi üç günden fazla kurban etinden nehyettîm. Artık dilediğiniz kadarını elinizde tulün. Sizi tulumdan başka kabtan şerbet içmekten nehy ettim. Artık bütün kaplardan için. Ama müskir içmeyin!» buyurdular
Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Uleyye rivayet jetti. (Dediki): Bize Hişam-ı Destevâî, Yahya b. Ebî Kesir'den, o da Abdullah b. Ebî Katade'den, o da babasından naklen haber verdi. (Şöyle demiş): ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Koruk ile olgun hurmadan beraberce nebiz yapmayın! Kuru üzümle kuru hurmadan da beraberce nebiz yapmayın! Bunların her birinden yalnız başına nebiz yapın!» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr El-Abdi, Haccâc b. Ebî Osman'dan, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bana yine Ebû Bekr b. îshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Eban El-Attâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Kesir rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Ebî Katâde. babasından naklen rivayet etti ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru hurma ile koruk hurma karışımı içkiden, kuru üzümle kuru hurma karışımından ve koruk hurma ile olgun hurma karışımı içkiden men etmiş ve : «Her birinden yalnız başına nebiz yeptni» buyurmuşlardır.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Ebû Bekr, Ebû Sinan'dan dedi: İbn-i Müsennâ ise : Dırara b. Mürre'den, dedi.) O da Muharib'den, o dü İbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etmiştir. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Dediki): Bize Dırar b. Mürre Ebû Sinan, Muharib b. Disar'dan, o da Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Ben sizi tulumdan başka kablardan nebiz içmekten nehy ettim. Artık bütün tulumlardan için ama sarhoşluk veren şey içmeyin!» buyurdular
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki', Mutarrif b. Vâsıl'dan, o da Muharib b. Disar'dan, o da İbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sizi deri kaplardan meşrubat içmekten nehy etmiştim. Artık her kabdan için! Elverir ki, sarhoşluk veren bir şey içmeyin!:) buyurdular.
Bize İshâk b. İbrahim İle Muhammed b. Ahmed b. Ebî Hanef de rivayet ettiler. Lâfız îbn-î Ebî Hanefindir. (Dedilerki): Bize Zekeriyya b. Adiyy rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah —Bu zât İbn-i Amr'ındır.— Zeyd b. Ebî Üleyse'den, o da Saîd b. Ebî Bürde'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Bürde babasından rivayet etti. Babası şöyle demiş: ResûluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni Muaz'la birlikte Yemen'e gönderdi de : «İnsanları davet edin ama tebşir edin, nefret ettirmeyin! Kolaylaştırın, güçleştirmeyin!» buyurdular. Ben : — Yâ Resûlallah! Bize iki içki hakkında fetva ver. Biz bunları Yemen'de yapıyorduk. Biri bit'dir. Bu baldandır. Şiddetlenînceye kadar nebiz yapılır. Diğeri biradır. Bu darıdan ve arpadandır. Şiddetleninceye kadar nebîz yapılır, dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Cevâmiu'I-Kelim mühürleriyle verilmişti. «Ben namazdan sarhoş eden her müskiri yasak ediyorum:: buyurdular.
Bize İbn-i Ebi Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Sekafî Eyyûb'dan, o da Yahya b. Ebî Kesir'den, o da Abdullah b. Ebî Katâde'den, o da babasından naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kab'ın içine solumaktan nehiy buyurmuş.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Muhammed b. Hatim rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbn-i Mehdî, Süfyân'dan, o da Sa'd b. İbrahim'den, o da İbn-i Ka'b b. Mâlik'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i yemekten (kalkarken) üç parmağını yalarken gördüm. İbni Hatim: «Üç'ü zîkretmemiştir. İbni Ebî Şeybe kendi rivayetinde Abdurrahman b. Ka'b'dan, o da babasından» dedi.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye, Hişam b. Urve'den, o da Abdurrahman b. Sa'd'dan, o da İbn-i Ka'b b. Mâlik'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç parmakla (yemek) yer; elini silmeden önce yalardı.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Abdül-Vahid b. Ziyad rivayet etti, (Dediki): Bize Osman b. Hakim, İshâk b. Abdillah b. Ebî Talha'dan, o da babasından naklen rivayet etti. (Demişki): Ebû Talha şunları söyledi: Biz avlu içlerinde oturup konuşuyorduk, derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek başımızda durdu ve: «Size ne oluyor ki, yollarda oturuyorsunuz. Yollarda oturmaktan kaçının!» buyurdular. — Biz ancak zararsız şeyler için oturduk müzakere ediyor ve konuşuyoruz, dedik. «Eğer bırakmıyacaksanız hakkını bâri verin! (Onun hakkı) Gözü yummak, selâmı almak ve güzel sözdür.;) buyurdular.
Bize Yahya b, Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Şerik b. Abdillah ile Hüşeym b. Beşir, Ya'Ia b. Atâ'dan, o da "Amr b. Şerid'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Sekıf hey'etinin içinde cüzzamlı bir adam vardı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Biz senin bey'atını yaptık, sen dön!» diye haber gönderdi.
Bize Ali b. Haşrem rivayet etti. (Dediki): Bize İsâ (yâni İbni Yûnus) Şu'be'den, o da Simâk b. Harb'dfen, o da Alkame b. Vâil'den, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi: «Kerm demeyin! Lâkin habele (yânı üzüm) deyin!» buyurmuşlar.
Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Simak'dan rivayet etti. (Demişki): Ben Alkame b, Vâil'i babasından rivayet ederken dinledimki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kerm demeyin! Lâkin İneb ve hable deyin!» buyurmuşlar.
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman haber verdi. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdî rivayet etti. Her iki râvi Abdullah b. Abdirrahman Et-Tâifî'den, o da Amr b. Şerîd'den, o da babasından naklen rivayet etmişlerdir. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benden şiir okumamı istedi... Râvi İbrahim b. Meysera'nın hadîsi gibi rivayette bulunmuş, şunu da ziyâde etmiştir : «Az daha müslüman oluyordu,» buyurdu. İbni Mehdî'nin hadîsinde : «Yemin olsun şirinde az daha müslüman oluyordu.» buyurdu cümlesi vardır.
Bize Abdullah b. Berrâd Ebû Amir El-Eş'ari ile Ebû Kureyb Muhammed b. Alâ' rivayet ettiler. Lâfız Ebû Âmir'indir. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme, Büreyd'den, o da Ebû Bürde'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huneyn'den ayrılınca Ebû Âmir'i Evtâs'a gidecek ordu üzerine kumandan gönderdi. O da Düreyd b. Sımme'ye rastladı. Düreyd öldürüldü. Arkadaşlarını da Allah hezimete uğrattı. Ebû Mûsâ demiş ki : Beni de Ebû Âmir ile gönderdi. Ebû Âmir dizinden yaralandı. Onu Beni Cüşem kabilesinden bir adam okla yaraladı. Ve dizine isabet ettirerek çökertti. Ben kendisine vararak : — Amca seni kim vurdu? diye sordum. Etû Âmir, Ebû Musa'ya işaret ederek (katili gösterdi). — Benim katilim işte budur. Görüyor musun? Beni işte bu vurdu! dedi. Ebû Mûsâ : — Ben de kendisine kasdettim. Bilerek üzerine yürüdüm ve ona yetiştim. Beni görünce dönerek gitmek istedi. Peşine düştüm. Ve ona : — Utanmıyor musun? Sen Arab değil misin? Yerinde dursana! demeye başladım. Gitmekten vaz geçti. İkimiz karşılaştık. Ben ve o iki kıhç darbesiyle birbirimize girdik. Kendisine bir kılıç vurarak öldürdüm. Sonra Ebû Âmir'e dönerek: — Allah seninkini tepeledi, dedim. — O halde şu oku çıkar! dedi. Oku çıkardım. Yerinden su yükseldi. Bunun Üzerine : — Ey kardeşim oğlu! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e git, benden kendisine selâm söyle ve de ki : Ebû Âmir sana benim için istiğfar eyle, diyor. Ebû Musa demiş ki: Ebû Âmir beni halka emir tâyin etti. Biraz yaşadı, sonra öldü. Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e döndüğümde yanına girdim. Kendisi bir odada hurma dalından dokunmuş bir yatak üzerinde idi. Yatağı üzerinde bir döşek vardı. Yatağın örgüleri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırtında ve yanlarında iz bırakmıştı. Kendi maceramızla Ebû Âmir'in başına geleni ona haber verdim. Ve dedim ki: Ebû Âmir: «Söyle ona benim için istiğfar buyursun!» dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) su istedi. Ve ondan abdest aldı. Sonra ellerini kaldırdı. Ve : «Allah'ım! Ebû Âmir Ubeyd'e mağfiret buyur!» diye duâ etti. Hattâ koltuklarının beyazını gördüm. Sonra : «Allah'ım! Onu kıyamet gününde halkımdan yahut insanlardan çoğuna üstün kıl!» diye duâ etti. Ben: — Yâ Resûlallah! Bana da istiğfar eyle! dedim. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım! Abdullah b. Kays'a günâhını bağışla! Onu kıyamet gününde makbul bir yere koy!» diye duâ buyurdu. Ebû Bürde: «Bu dualardan biri Ebû Âmir'e, diğeri Ebû Musa'yadır.» demiş.