Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bana Ebu Bekr b. İshak da tahdis etti. (Dedi ki): Bize Affan rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vuheyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd, Ebu Zur'a'dan, o Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre; Bir bedevi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü bana yerine getirdiğim takdirde cennete gireceğim bir amel göster, dedi. Allah Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem): ''Allah'a ona hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla ibadet edersin yazılmış namazı dosdoğru kılarsın, farz olan zekatı eda edersin, ramazan orucunu tutarsın" buyurdu. Adam: Canım elinde olana yemin ederim ki, ebediyen bunlara bir şey katmayacağım ve bunlardan bir şey eksiltmeyeceğim, dedi. Arkasını dönüp gidince, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): "Cennet ehlinden bir adamı görmekten memnun olacak bir kimse buna baksın" buyurdu.
Bu hadisi bana Ebu Bekir b. İshak b. Muhammed de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebi Meryem haber verdi. (Dedi ki): Bize Abdülaziz b. Muhammed rivayet etti. Dedi ki: Bana el-Haris b. el-Fudayl el-Hatmiy Ca'fer b. Abdillah b. el-Hakem'den, o da Abdurrahman b. el-Misver b. Mabrama'dan, o da Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in azatlısı Ebu Rafi'in Abdullah b. Mes’ud (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Gösterdiği hidayet yoluyla hidayet bulan, sünnetine uyan havarileri olmamış hiçbir nebi yoktur" diye, hadisi Salih'in hadisi gibi rivayet etti. Ancak İbn Mesud'un gelişini ve İbn Ömer'in de onunla bir araya gelişini sözkonusu etmemiştir.
Bize Ebu Bekir b. İshak rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Ebî Meryem [Said b. el-Hakem b. Muhammed.] haber verdi. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. Dedi ki: Bana el-Huraka'nın azatlısı el-Ala b. Abdurrahman b. Yakub babasından haber verdi. O Ebu Hureyre' den şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şu üç husus münafığın alametlerindendir: Konuşursa yalan söyler, söz verirse sözünde durmaz, ona emanet bırakılırsa (ona) hainlik eder. "
Bana Hasen b. Aliy el-Hulvânî ile Ebu Bekir b. İshâk rivayet etttler, dediler ki: Bize İbni Ebi Meryem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. Dedi ki: Bana Zeyd b. Eşlem, Iyâd b. Abdİllâh'dan, o da Ebu Said-i Hudrî'den, o da Nebiy (Sallallahu Aleyhi e Sellem)''den naklen haber verdi. H. Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hücr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail —kî İbni Ca'ferdir— Amr b. Ebî Amr'dan, o da el-Makburî'den o da Ebu Hureyre'den, o da Nebiy (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen, İbni Ömer'in Nebi {Sallallahu aleyhi ve Selleml'den diye naklettiği (238 nolu) hadis ile aynı manada rivayet etti.
Bize Muhammed b. Beşşar tahdis etti, bize İbn Ebi Adiy, Şube'den tahdis etti (H). Bana Muhammed b. Amr b. Cebele b. Ebi Rewad ve Ebi Bekr b. İshak da tahdis edip dediler ki: Bize Ebu'l-Cevvab, Ammar b. Zureyk'den tahdis etti. Her ikisi (yani Şube ve Ammar) A'meş'ten (2/40b), o Ebu Salih'ten, o Ebu Hureyre'den, o Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bu hadisi rivayet ettiler.
Bana Ebu Bekr b. İshak rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Ebi Meryem haber verdi. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. (Dediki): Bana Huraka'nın azadlısı Ala' b. Abdirrahman b. Ya'kub babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : "Bıyıkları kesin, sakallan bırakın, Mecusilere muhalefet edin" buyurdu.
Bana İshak b. Mansur ile Ebu Bekr b. İshak rivayet ettiler Ebu Bekr Haddesena» İbni Mansur ise; «Ahberana» tabirini kullandılar İbni Mansur dedi ki. Bize Amr b. Rabî haber verdi dediki, bize Yahya b. Eyyüb, Yezid b. Ebî Habib'den naklen haber verdi. Ona da Ebu'l Hayır rivayet etmiş demiş ki. İbni Va'Iete's Sebe'î'nin üzerinde bir kürk gördüm, de ona dokundum. İbni Va'le : «Ona neden dokunuyorsun? Ben Abdullah b. Abbas'a sordum. Dedimki biz Mağrib'de bulunuyoruz yanımızda Berberîlerle, Mecusiler de var. Bazan onların kestikleri bir koç bize getiriliyor, ama biz onların kestiklerini yemiyoruz. Bize içine hayvan yağı koydukları tulumları da getiriyorlar» İbni Abbas şu cevabı verdi.» — Biz bu meseleyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sorduk. «Deriyi tabaklayan şey, onun temizleyicisidir.» buyurdular.
Bana İshak b. Mansur ile Ebu Bekr b. İshak da Amr b. Rabî'dan rivayet ettiler. (Dedilerki); Bize Yahya b. Eyyüb, Ca'fer b. Rabîa'dan, o da Ebu'l Hayr'dan naklen haber verdi. Ebu'l Hayr demişki, Bana İbni Va'Iete's-Sebei rivayet etti dedi ki. Ben Abdullah b. Abbas'a sordum. Ve: — Biz Mağrib'de bulunuyoruz. (Ba'zan) bize Mecusîler içlerinde su ve hayvan yağları bulunan tulumlar getiriyorlar dedim. İbni Abbas sadece «iç» diye cevap verdi bunun üzerine ben : — «Bu senin düşündüğün bir reymidir?» dedim. îbni Abbas Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : — «Deriyi tabaklayan şey, onu temizleyicisidir.» buyururken işittim dedi.
Bana Ebu Bekir b. îshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Ebî Meryem haber verdi. (Dediki): Bize Muhammed b. Câ'fer haber verdi. (Dediki): Bana Zeyd b. Eslem, İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, o da babasından, o da Alî b. Ebî Tâlib'den naklen haber verdiki, şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku ve sücudda Kur'an okumaktan beni nehyetti. Sizi nehyetti demiyorum.»
Bize Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Amr'dan, o da Tavus'dan naklen rivayet etti. Demişki: Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah'ın azabından Allah'a sığının! Kabir azabından Allah'a sığının; Mesîh-i Deccâlın Fitnesinden Allah'a sığının! Hayât, memat fitnesinden Allah'a sığının!» buyurdular.
Bana Ebu Bekir b. İshak da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebul-Yeman rivayet etti. (Dediki): Bize Şuayb, Zühri'den naklen haber verdi. Demişki: Bana Said ile Ebu Seleme haber verdiler ki, Ebu Hureyre: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i şöyle buyururken işittim.» diyerek Abdü'l-â'Iâ'nın, Ma'mer'den rivayet -ettiği hadis gibi rivâyetde bulunmuş. Ancak (Burada) : «Yirmibeş cüz» tâbirini söylemiş.
Bana, Ebû Bekr b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize, îbni Ebî Meryem haber verdi. (Dediki): Bize, Muhammed b. Ca'fer haber verdi. (Dediki): Bana, Şerîkü'bnü Ebî Nemir, Kureyb'den, o da îbni Abbâs'dan naklen haber verdiki, İbni Abbâs şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'ın geceleyin nasıl namaz kıldığını göreyim diye nevbetînin Meymûne'de olduğu bir gece onun evinde yattım Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ailesi ile bîr müddet konuştukdon sonra uyudu...... Ve Râvî hadîsi (bu minval üzere) hikâye etmiştir. Bu hadîsde: «Sonra kalkarak abdest aldı ve misvaklandı.» ibaresi de vardır.
Bana Abdullah b. Abdirrahman Ed-Darimî ile Ebu Bekir b. îshak rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu'l-Yeman haber verdi. (Dediki): Bize Şuayb, Zührî'den naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Amiru'bnü Vasilete'l-Leysî rivayet ettiki, Nafi' b. Abdiîharis El-Huzaî Usfan'da Ömeru'bnU'I-Hattab'a rastlamış. Ve Amir hadîsi İbrahim b. Sa'd'in, Zührî'den naklettiği hadîs tarzında rivayet eylemiştir.
Bana, bu hadîsi Ebû Bekir b. İshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Ebi Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. (Dediki): Bana Şerîk haber verdi. (Dediki): Bana Ata' b. Yesâr ile Abdurrahmân b. Ebi Amra haber verdiler. Onlar da Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmişler: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki...» Râvî, İsmail'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temimi ile Ebû Bekir b. İshâk rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki) Bize Ebû Gassâıı haber verdi. (Dediki) Bana Ebû Hâzim, Sehl b. Sa'd (Radiyallahu anh )'dam naklen rivayet etti. Sehl şöyle dedi, Şu ayet (yani): (Size ak iplik kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için) kavl-i ilâhisi nazil olunca bazı kimseler oruç tutmak istedimi her biri ayaklarına bîr siyah bir de beyaz iplik bağlarlar da, bu iplikleri birbirinden seçinceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bundan sonra Allah (Fecirin) kavlini indirdi. Bu suretle Allah'ın bu âyetten gece ile gündüzü ımırâd ettiğini anladılar.
Bana Ali b. Hucr Es-Sa'dî ile İshâk b. İbrahim ve İbni Numeyr, İsmail b. Uleyye'den, o da Eyyûb'dan, o da Kaasim Et-Teymî'den, o da Zehdem El-Cermî'den naklen rivayet ettiler. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Eyyûb'dan, o da Ebû Kılâbe'den, o da Zehdem El-Cermî'den rivayet etti. H. Bana Ebû Bekir b. İshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Ebû Kılâbe ile Kaasim'den, onlar da Zehdem El-Cermî'den naklen rivayet etti. Ebû Musa'nın yanında idik... demiş. Bu râvilerin hepsi Hammâd b. Zeyd hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır.
Bana Ebû Bekr b. İshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize Said b. Kesir b. Ufeyr Ebû Osman EI-Mısrî haber verdi. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Yûnus b. Yezid, İbn-i Şihab'dan rivayet etti. (Dediki): Bana Ali b. Hüseyn b. Ali haber verdi. Ona Hüseyn b. Ali haber vermişki: Ali şöyle demiş : — Benim Bedir günü alınan ganimetten hisseme düşen yaşlı bir devem vardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o gün ganimetin beşte birinden bir yaşlı deve (daha vermişti. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Fâtime ile evlenmek isteyince Benî Kaynukaâ kabilesinden kuyumcu bir adamdan benimle beraber geleceğine söz aldım. Boya otu getirecektik. Onu kuyumculara satarak zifaf davetimde menfaatlanmak istiyordum. Ben develerim için ip çuval ve semerlerden müteşekkil eşyayı toplarken, develerim ensardan bir adamın evinin yanı başına çökmüşlerdi. Toplayacağımı topladım, bir de baktım develerimin hörgüçleri kesilmiş; böğürleri delinmiş ve ciğerlerinden bir şeyler alınmış. Onların bu manzarasını görünce göz yaşlarımı tutamadım. — Bunu kim yaptı? dedim. — Onu Hamza b. Abdilmuttalip yaptı. Hamza şu evde ensardan içkiciler arasında bulunmaktadır. Ona ve arkadaşlarına bir cariye şarkı okudu ve şarkısı esnasında : — Yâ Hamza, semiz yaşlı develere dikkat! dedi. Hamza hemen kılıçla kalkarak onların hörgüçlerini kesti ve böğürlerini delerek, ciğerlerinden (birer parça) aldı, dediler. Ali demiş ki: — Bunun üzerine ben gittim hattâ Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdim. Yanında Zeyd b. Harise vardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüzümden ne ile karşılaştığımı anladı. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sana ne oldu?» dedi. — Yâ Resûlallah! Vallahi bugünkü gibi (şimdiye kadar) hiç görmedim. Hamza benim iki deveme tecavüz ederek hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini de delmiş. İşte kendisi bir evde bulunuyor. Yanında içkiciler var, dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kaftanını isteyerek onu örtündü. Sonra yürümeye koyuldu. Kendisini Zeyd b. Harise ile ben takib ettik. Nihayet Hamza'nın bulunduğu evin kapısına geldi. Ve izin istedi. Kendisine izin verdiler. Bir de ne görsün hep îçkiciler. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaptığından dolayı azarlamaya başladı. Birden Hamza'nın gözleri kızarmıştı. Hamza. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e baktı. Sonra gözünü onun dizlerine kaldırdı. Sonra gözünü daha kaldırarak göbeğine baktı. Sonra daha kaldırarak yüzüne baktı. Arkacığından Hamza şunu söyledi : — Siz benim babamın kölelerinden başka bir şey misiniz? Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun sarhoş olduğunu anladı artık, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) döndü, gerisin geriye giderek dışarı çıktı. Biz de onunla beraber çıktık.
Bu hadîsi bana Ebû Bekr b. İshak dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Müslim EI-Abdî, bu isnadla rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem) korukla kuru hurmayı yahut kuru üzümle kuru hurmayı veya kuru üzümle koruk hurmayı karıştırmayı bize yasak etti. Bu hadîste : «Sizden onu kim içerse...» buyurmuş, Râvi hadîsi Vekî'in hadisi gibi rivayet etmiştir.
Bu hadîsi bana Ebû Bekr h. İshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin El-Muallîm rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Kesir bu iki isnadla rivayette bulundu. Şu kadar var ki, o olgun hurma ile koruk hurmadan ve kuru hurma ile kuru üzümden» dedi.
Bana yine Ebû Bekr b. îshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Eban El-Attâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Kesir rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Ebî Katâde. babasından naklen rivayet etti ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru hurma ile koruk hurma karışımı içkiden, kuru üzümle kuru hurma karışımından ve koruk hurma ile olgun hurma karışımı içkiden men etmiş ve : «Her birinden yalnız başına nebiz yeptni» buyurmuşlardır.
Bana Ebû Bekr b. İshak dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Cüreyc rivayet etti. (Dediki); Bana Musa b. Ukbe, Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den, naklen haber verdi ki, şöyle demiş : Gerçekten koruk hurma ile olgun hurmanın beraberce ve kuru hurma ile kuru üzümün beraberce nebiz yapılması yasak edildi.
Bize İshâk b. İbrahim ile Ebû Bekr b. İshâk ikisi birden Ravh b. Ubade'den rivayet ettiler. (Demişki): Bize İbn-i Cüreye rivayet etti. (Dediki): Bana Musa b. Ukbe Nâfi'den, o da İbn-i Ömer'den naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her sarhoşluk veren şey şarabdır ve her sarhoşluk veren şey haramdır.» buyurmuşlar.
Bana yine Muhammed b. Sehl EI-Temİmî ve Ebü Bekr b. İshâk rivayet ettiler. (Ebû Bekr: Bize haber verdi tâbirini kullandı. İbn-i Sehl ise: Bize İbn-i Ebî Meryem rivayet etti, dedi.) (Demişki): Bize Muhammed —Bu zat Ebû Gassân İbn-i Mutarrifdir.— haber verdi. (Dediki): Bana Ebû Hazım, Sehl b. Sa'd'dan naklen haber verdi. Sehl (şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Arablardan bir kadının lâfını ettiler. O da Ebû Useyd'e kadına haber göndermesini emir buyurdu. Ebû Useyd kadına haber gönderdi. Ve kadın gelerek Benî Sâide'nin kal'asına misafir indi. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıktı ve kadının yanma gelerek içeri girdi. Bir de ne görsün, kadın boynunu eğmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi ile konuşunca kadın: — Ben senden Allah'a sığınırım, dedi. O da: — «Ben seni kenefimden sığındırdım.» dedi. Bunun üzerine ashab kadına : — Bu kim, biliyor musun? dediler. Kadın : — Hayır! cevâbını verdi. — Bu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'dir* Seni istemeye geldi, dediler. Kadın : — Ben bu işe yaramaz çıktım, cevâbını verdi. Sehl demiş ki: O gün Resûlullah (Saliallahu Aleyhi ve Sellem) geldi. Hattâ kendisi ve ashabı Benî Sâide'nin çatısı altında oturdular. Sonra Sehl'e: «Bizi sula!» buyurdular. Sehl: Ben de kendilerine su tası çıkararak ondan sundum. Ebû Haşim şöyle demiş: «Onun üzerine Sehl o tası bize çıkardı ve ondan su içtik. Bundan sonra Ömer h. Abdîlaziz onu hediyye olarak istedi. O da kendisine onu hediyye etti.» Ebû Bekr b. İshak'ın rivayetinde: «Bize su ver yâ Sehl!» cümlesi vardır.
Bize Hasen b. Ali El-Hulvâni ile Ebû Bekr b. İshâk da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbn-i Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. (Dediki): Bana Muhammed b. Amr b. Halhale, Vehb b. Keysan'dan, o da Ömer b. Ebî Seleme'den naklen haber verdi ki, şöyle demiş: Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber yemek yedim de, sahan'ın kenarındaki etten almağa başladım. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «önünden ye!» buyurdular.
Bize bu hiidîsi Kuteybe ile İbni Rumh Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize İshâk b, İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Sekafî haber verdi. (Dediki): Bize Eyyûb rivayet etti. H. Bize Abdü'I-Vâris b. Abdüs'Samed rivayet etti. (Dediki): Bize babam, dedemden, o da Eyyûb'dan naklen rivayet etti. H. Bize Harun b. Said El-Eylî de rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Vehb rivayet etti, (Dediki): Bana Usâme b. Zeyd haber verdi. H. Bana Ebû Bekir b. İshâk dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Selemete'l-Hüzâî rivayet etti, (Dediki): Bize Mâcişûn'un kardeşi oğlu Abdul'Aziz, Ubeydullah b. Ömer'den naklen haber verdi. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da Kâsım'dan, o da Âişe'den naklen bu hadîsi rivayet etmişlerdir. Bâzılarının hadîsi diğerlerinden daha tamdır. Mâcişun'un kardeşi oğlu hadîsinde şu cümleyi ziyâde etmiştir : «Âişe demişki: Ben de onu alarak ondan iki yastık yaptım. Evde onlardan faydalanıyordu.»
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî ile Ebû Bekr b. İshâk rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (Bu zat Ebû Gassan İbni Mutarrîfdir) rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Hazım, Sehl b. Sa'd'dan rivayet etti. (Demişki): Munzir b. Ebi Useyd doğduğu zaman onu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdiler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onu uyluğunun üzerine koydu. Ebû Üseyd oturuyordu. Derken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önünde bir şey'e meşgul oldu. Ebû Üseyd de emir verdi. Ve oğlu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in uyluğu üzerinden kaldırıldı. Onu geri çevirdiler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendine gelerek: «Çocuk nerede?» dîye sordu. Ebû Üseyd : — Biz onu geri çevirdik, yâ Resûlallah! dedi. «Onun ismi ne?» diye sordu. Ebû Üseyd : — Fülân yâ Resûlallah! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır! Velâkin onun ismi Münzir'dir.» buyurdu. Ve ona o gün Münzir adını verdi.
Bana Ebû Bekr b. İshâk dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl haber verdi. (Dediki); Bana Utbe b. Müslim, Hamza b. Abdillah b. Ömer'den, o da babasından, naklen rivayet etti ki : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Eğer bîr şeyde uğursuzluk varsa (bu) at da, mesken ve kadındadır.» buyurmuşlar.
Bana Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî ile Ebû Bekr b. İshâk da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebu'l-Yeman haber verdi. (Dediki): Bize Şuayb, Zührî'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Sinan b. Ebî Sinan Ed-Duelî ile Ebû Seleme b. Abdirrahman rivayet ettiler. Onlara da Câbir b. Abdillah EI-Ensârî —ki Nebi (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) "m ashabından idi— haber vermiş ki: Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Necid tarafına bir gazaya gitmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dönünce o da beraberinde dönmüş. Bir gün kendilerine sıcağın şiddeti gelip çatmış... Sonra râvi İbrahim b. Sa'd ile Ma'mer'in hadîsi gibi nakletmiştir
Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî ile Ebu Bekr b. îshâk da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebu'l-Yeman haber verdi. (Dediki): Bize Şuayb Zührî'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ebû Seleme b. Abdirrahman ile Saîd b. Müseyyeb, Ebû Hureyre'den naklen haber verdiler. (Şöyle demiş): Müslümanlardan bir zât ile yahudilerden bir adam sövüştüler... Râvi İbrahim b. Sa'd'ın îbni Şihab'dan rivayet ettiği hadîs gibi rivayette bulundu.
Bana bu hadisi Ebû Bekr b. İshâk rivayet etti. (Dediki): Bize Said b. Ufeyr rivayet etti. (Dediki): Bana Süleyman b. Bilâl rivayet etti. (Dediki): Bana Şerik b. Abdillah b. Ebi Nemir rivayet etti. (Dediki): Said b. Müseyyeb'i şunu söylerken işittim: Bana Ebû Musa'l-Eş'ari şurada rivayet etti. Süleyman köşe tarafına Said'in oturduğu yere işaret etti, Ebû Musa demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i murad ederek (evden) çıktım. Kendisini mallara doğru yol alırken buldum. Ve arkasından gittim. Onu bir malın içerisine girmiş buldum. Kuyunun çevresine oturdu. Baldırlarını açtı ve onları kuyuya sarkıttı... Râvi hadisi Yahya b. Hassan'ın hadisi mânâsında nakletmiş, yalnız Said'in : «Ben bunu kabirlerine yordum» sözünü anmamıştır.