Abdullah b. Abbâs b. Abdülmuttalib
- Künye
- Ebü'l-Abbâs
- Nisbe
- el-Hâşimî, el-Kureşî, el-Medenî
- Tabaka
- Sahâbî
- Şehir
- Basra
- Vefat kaydı
- h. 65 (bazı kaynaklarda 67, 68, 69, 70, 73)
Ebü'l-Abbâs Abdullah b. Abbâs b. Abdülmuttalib el-Kureşî, Peygamber'in amcası Abbâs'ın oğlu, yani onun amcasının oğludur. Hicretten yaklaşık üç yıl önce Mekke'de doğdu. Peygamber'in vefatında henüz on üç yaşlarındaydı; buna rağmen kısa süren beraberliğini ve sonraki yıllarda büyük sahâbîlerden yaptığı derlemeleri olağanüstü bir ilmî birikime dönüştürdü. Kur'an'ı anlama ve açıklamadaki üstünlüğü sebebiyle "tercümânü'l-Kur'ân", ümmetin âlimi anlamında "hibrü'l-ümme" gibi unvanlarla anıldı.
Hz. Ali döneminde, hicrî 39 (659) yılında Basra valiliğine getirildi. Cemel ve Sıffîn savaşlarında Hz. Ali'nin safında bulundu; Hâricîler'le yapılan tartışmalarda onları ikna etmek üzere görevlendirildi ve bir kısmının görüşünden dönmesini sağladı. Daha sonra idarî görevlerden uzaklaşarak kendisini tamamen ilme verdi; Mekke'de oluşturduğu ders halkasında tefsir, fıkıh, dil ve Arap şiiri okuttu. Mücâhid, İkrime, Atâ b. Ebû Rebâh ve Saîd b. Cübeyr gibi tâbiîn nesli müfessirleri onun talebesidir.
Tefsir ve fıkıhta devrinin en büyük otoritesi sayıldı; görüşleri sonraki tefsir ve hadis kaynaklarında en çok nakledilen yorumlar arasında yer aldı. Kendisinden 1.660 hadis rivayet edilmiş olup en çok hadis nakleden sahâbîlerdendir. Hicrî 68 (m. 687-688) yılında yetmiş yaşlarında Tâif'te vefat etti ve orada defnedildi.
Babası al-'Abbas ibn 'Abd al-Muttalib, annesi Umm Fadl Lubaba bint al-Harith. Eşi/eşleri: Zar'ah bint Mishrah b. Madi-Karib. Kardeşleri: Fadl ibn al-'Abbas, 'Ubaydallah bin al-'Abbas, Qutham ibn al-'Abbas, Ma'bad bin al-'Abbas, 'Abdur Rahman ibn al-'Abbas, Umm Habiba ibn al-'Abbas. Çocukları: 'Ali bin 'Abdullah bin 'Abbas, 'Abbas bin 'Abdullah bin al-Abbas, Muhammad bin 'Abdullah bin 'Abbas, 'Ubaydallah bin 'Abdullah bin al-Abbas, Al-Fadl, Lubabah, Asma. Yaşadığı yerler: Makkah, Medina. Doğum yeri: Makkah. Vefat yeri: Ta'if.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış, kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir; eşleşmeyen yazımlar ayrı kayıt olarak kalabilir.
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem (fetih günü) Mekke'ye gelince Kabe'ye girmekten kaçındı. Çünkü içinde putlar vardı. Hemen emretti ve putlar çıkartıldı, ibrahim ve İsmail Nebilerin, ellerinde fal oku bulunur şekilde yapılmış putları da çıkartıldı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah onları helak etsin. Allah'a yemin ederim ki, bu put'u yapanlar, İbrahim ve İsmail'in fal oklarına asla iltifat etmediklerini bilirlerdi" buyurdu, ve sonra Kabe'ye girdi ve içeride değişik yerlere giderek tekbir getirdi. Namaz kılmadı.
ibn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Resulullah ve sahabîleri (kaza umresi için) gelmişlerdi. Müşrikler, "Muhammed geliyor, Medine'nin humması onları zayıf düşürmüş" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem tavafın ilk üç şavtında remel yapmalarını (koşar adım ile yürümelerini), iki rükün (Haceru'l-esved ve Rükn-i Yemanî) arasında ise normal yürümelerini emretti. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabilere tavafın bütün şavtlarında remel yapmalarını emretmemiş ise bunun sebebi sadece onlara gösterdiği şefkattir. Tekrar:
4256.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem veda haccında deve üzerinde tavaf etmiş, HacerüI Esved'i de ucu kıvrık bir değnek ile istilam etmiştir." Tekrar:
1612,
1613,
1632,
5293İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem deve üzerinde Kabe'yi tavaf etmiştir. (Hacerü'l-Esved) rüknüne her gelişinde ona işarette bulunmuştur."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem deve üzerinde Kabe'yi tavaf etmiştir. (Hacerü'l-Esved) rüknüne her gelişinde ona elinde bulunan bir şey ile işarette bulunmuş ve tekbir getirmiştir."
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tavaf ederken, elini ip, kayış veya başka bir şey ile başkasının eline bağlayan bir kimseye rastlamıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem o bağı eli ile kopardıktan sonra: "Onu, elinden tutarak götür" buyurmuştur. Tekrar:
1621,
6702,
6703İbn Abbas r.a., "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yular veya başka bir bağ ile bağlanmış halde tavaf eden bir kimseyi görünce bu bağı kesmiştir" demiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye geldiği zaman tavaf yaptı, Safa İle Merve arasında sa'y etti. Bu tavaftan sonra Arafat'tan dönene kadar bir daha hiç (nafile) tavaf yapmadı." باب: من صلى ركعتي الطواف خارجا من المسجد. 71- İki Rekatlik Tavaf Namazını Mescidin Dışında Kılmak -وصلى عمر رضي الله عنه خارجا من الحرم. Ömer r.a. tavaf namazını Harem'in dışında kılmıştır.
İbn Abbas r.a. şöyle rivayet etmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem deve üzerinde tavaf etmiş, (Hacerü'l-Esved) rüknüne her gelişinde elinde bulunan bir şey ile işarette bulunarak tekbir getirmiştir."
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: "Resulullah su dağıtılan yere gelip su içmişti. Bu sırada Abbas oğluna, "Ey Fadl, annene git de, yanında bulunan içecekten versin sen de Resûlullah'a getir" dedi. Hz.Nebi, "Bana su verin" buyurdu. Abbas, "Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar zemzem kuyusunun içine ellerini sokuyorlar" dedi. Efendimiz, "(Bana bu) sudan verin" buyurdu ve o sudan içti. Daha sonra zemzem kuyusunun yanına gitti. Bazı kimseler orada kuyudan su çıkartıyor ve İnsanlara veriyordu. Hz. Nebi onlara, "Çalışın, siz salih bir amel yapmaktasınız. Eğer kalabalıklaşmayacak olsaydı, ben de iner (kovanın ipini) şuraya koyup (su çekerdim)'' buyurdu. Bu sırada eli ile omuzunu işaret etmiştir."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e zemzem ikram ettim, O da ayakta iken içti." Asim, "İkrime, o gün Hz. Nebi'in deve üzerinde olduğuna dair (yani ayakta içmediği konusunda) yemin etti" demiştir. Tekrar:
5617İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sadece, müşriklere gücünü göstermek için Kabe'yi tavaf ederken ve Safa ile Merve arasında say ederken koşmuştur." Tekrar:
4257Rivayet edildiğine göre, İbn Abbas r.a. Arafat'tan Resûlullah ile birlikte dönmüştü. Bu sırada Hz. Nebi, (hızlı gitmeleri için) develere bağırılıp çağırıldığını ve vurulduğunu işitti ve kamçısı ile işarette bulunarak, "Ey insanlar! Sakin olunuz, iyi bilin ki birr eziyet vererek olmaz" buyurdu.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni bir grupla birlikte geceleyin Müzdelife'den gönderdi." Tekrar:
1678,
1856İbn Abbas r.a., "Ben de Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Müzdelife gecesi önden gönderdiği ailesinden zayıf kimselerden biriyim" demiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fadl'ı bineğinin arkasına aldı. Fadl da, Hz.Nebi'in, cemreye gelene kadar telbiye getirdiğini haber verdi."
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: "Usame İbn Zeyd, Arafat'tan Müzdelife'ye kadar Resulullah'ın bineğinin arkasında - terkisinde idi. Daha sonra Hz. Nebi, Müzdelife'den Mina'ya kadar Fadl'ı bineğinin arkasına - terkisine almıştır. Her ikisi de, "Resulullah, Akabe cemresine gelene kadar telbiye getirdi" demiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: "Usame İbn Zeyd, Arafat'tan Müzdelife'ye kadar Resulullah'ın bineğinin arkasında - terkisinde idi. Daha sonra Hz. Nebi, Müzdelife'den Mina'ya kadar Fadl'ı bineğinin arkasına - terkisine almıştır. Her ikisi de, "Resulullah, Akabe cemresine gelene kadar telbiye getirdi" demiştir.
Amre binti Abdurrahman şöyle demiştir: Ziyad İbn Ebu Süfyan, Hz. Aişe'ye yazdığı mektupta şöyle diyordu: İbn Abbas, "hacıya haram olan şeyler hedy kurbanı gönderen kişiye de kurbanı kesilinceye dek haram olur" dedi. Amre binti Abdurrahman'ın rivayetine göre o yazılan cevapta Hz. Aişe şöyle demişti: "İbn Abbas'ın dediği gibi değil. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayvanının boynuna takacağı ipi ben ellerimle ördüm, sonra da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu elleriyle hayvana taktı. Hayvanı da babamla birlikte Kabe'ye gönderdi. Hayvan kesilinceye dek Allah'ın helal kıldığı bir şey Resulullah'a haram olmadı".
İbn Abbas r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, başını tıraş etmeden önce hayvanını kesenlerin durumu soruldu o "bir sakıncası yok, bir sakıncası yok" buyurdu.
İbn Abbas'tan rivayet edilmiştir: Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Şeytan taşlamadan önce ziyaret tavafı yaptım, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yok" buyurdu. Adam: Kurban kesmeden önce başımı tıraş ettim, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yok" buyurdu. Adam: Şeytan taşlamadan önce kurban kestim, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yok" buyurdu.
İbn Abbas'tan rivayet edilmiştir: Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Akşam olduktan sonra şeytanı taşladım, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yok' buyurdu. Adam: Kurban kesmeden önce tıraş oldum, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bir sakıncası yok" buyurdu.
Nafi'in rivayet ettiğine göre İbn Ömer r.a. şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte ashabından bir grup saçını kazıttı. Bir grup da saçını kısalttı.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye gelince ashabına Kabe'yi tavaf etmelerini, Safa ve Merve arasında say yapmalarını, sonra da ihramdan çıkarak başlarını kazıtmalarını yahut saçlarını kısaltmalarını emretti.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kurban kesme, tıraş olma ve şeytan taşlamanın vaktinden önce ya da sonra yapılması konusunda sorular soruldu. O: "Bir sakıncası yok" buyurdu.
İbn AbbaS r.a. şöyle dedİ: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bayram günü Mina'da soru soruluyor, o da: "BİR SAKINCASI YOK" diyordu. Bir adam: "Kurbanı kesmeden önce saçlarımı kazıttım" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kazıt, sakıncası yok" buyurdu. Adam: "Akşam olduktan sonra şeytan'ı taşladım" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sakıncası yok" buyurdu. KİTABU’L-HAC EK SAYFA-2 – 834-3 باب: الفتيا على الدابة عند الجمرة. 131- Şeytan Taşlama Sırasında, Binek Üzerinde İken Fetva Vermek […]
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurban bayramı günü halka hutbe okuyarak şöyle buyurdu. "Ey insanlar! Bugün hangi gündür?" İnsanlar: Bugün (savaş yapılması) haram (saygıdeğer) bir gündür, dediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Burası hangi beldedir?" diye sordu: İnsanlar: Burası haram bir beldedir, dediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu hangi aydır?" diye sordu. İnsanlar: Bu, haram bir aydır, dediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Öyleyse bugününüzün, bu beldenizin ve bu ayınızın haram olması gibi kanlarınız (canlarınız), mallarınız ve ırzlarınızda haramdır (dokunulmazdır). Nebi (s.a.v.) bu sözünü birkaç kez tekrarladı. Daha sonra başını göğe kaldırarak: "Allah'ım tebliğ ettim mi? Allah'ım tebliğ ettim mi?" dedi. İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki bu O'nun (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetine vasiyetidir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daha sonra şöyle buyurdu: "Burada bulunanlar bulunmayanlara sözlerimi aktarsınlar. Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirler haline dönmeyin". Tekrar:
7079İbn Abbas r.a. Hz. Nebi'i Arafatta hutbe okurken işittiğini söylemiştir. Hadisin geçtiği diğer yerler: 1812, 1841, 1843, 5804, 5853.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: (Hac yapan) kimselere son olarak Kabe'ye uğramaları emredilmiştir. Ancak bu, adet gören kadınlar için hafifletilmiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Adet gören kadın'ın, şayet ifada tavafı yapmışsa memleketine dönmesine ruhsat verilmiştir.