Enes b. Mâlik

Ebû Hamza, Ebü'n-Nadr, Ebû Sümâme · Sahâbî, Nebî'nin hizmetkârı

Enes b. Mâlik b. en-Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Harâm b. Cündeb b. Âmir b. Ganm b. Adî b. en-Neccâr

Doğumh.ö. 10 · Medine
Vefath. 93 · Basra
KünyeEbû Hamza, Ebü'n-Nadr, Ebû Sümâme
Nisbeel-Ensârî, el-Hazrecî, en-Neccârî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerBasra, Medine, Bahreyn
TabakaMeşhur sahâbî
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Tam adı Ebû Hamza Enes b. Mâlik b. en-Nadr el-Ensârî'dir; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Neccâroğulları'ndandır. Milâdî 612 yılı dolaylarında, hicretten yaklaşık on yıl önce doğdu. Annesi Ümmü Süleym, üvey babası ise Ebû Talha el-Ensârî'dir; her ikisi de tanınmış sahâbîlerdendir. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde annesi, verecek bir hediyesi olmadığını söyleyerek on yaşındaki oğlunu onun hizmetine sundu. Enes bu tarihten Resûlullah'ın vefatına kadar on yıl boyunca yanından ayrılmadı ve "Hâdimü'n-nebî" (Peygamber'in hizmetçisi) diye anıldı.

Bu uzun beraberlik sayesinde Hudeybiye Antlaşması, Hayber Seferi, Mekke'nin fethi, Huneyn Savaşı ve Vedâ haccı gibi pek çok önemli olaya tanıklık etti. Hz. Ebû Bekir döneminde Bahreyn'e zekât tahsildarı olarak gönderildi; İran cephesindeki seferlere katıldı ve kısa bir süre Basra valiliğinde bulundu. Sonraki yıllarda Basra'ya yerleşerek burada hadis ve fıkıh öğretti; şehirdeki ilim hayatının kurucu isimlerinden biri oldu.

Rivayet ettiği hadis sayısı 2.286 civarındadır; binden fazla hadis nakleden yedi sahâbî arasında üçüncü sırada yer alır. Uzun ömrü, çok sayıda talebe yetiştirmesine imkân verdi. Hicrî 93 (m. 711-712) yılında, yüz yaşını aşmış olarak Basra'da vefat etti ve bu şehirde ölen son sahâbî kabul edildi. Bazı kaynaklar ölüm yılını 91 veya 92 olarak da kaydeder.

Ailesi

Babası
Malik ibn Nadr
Annesi
Umm Sulaym bint Milhan
Kardeşleri
al-Bara' bin Malik
Çocukları
al-Nadr bin Anas bin Malik, 'Abdullah bin Anas bin Malik, Abu Bakr bin Anas bin Malik, Musa bin Anas bin Malik

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Enes İbn Malik'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Adba adında bir devesi vardı. Bu deve o kadar hızlıydı ki hiç geçilmezdi. - Humeyd şöyle demiştir: Neredeyse hiç geçilmezdi. - Bir gün bir bedevınin binek olarak kullandığı devesi Adba'yı geçip arkada bıraktı. Bu durum Müslümanların çok zoruna gitmişti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslümanların bu sıkıntısını anlayınca şöyle buyurdu: "Allah Teala dünyada iken yükselttiği bir şeyi muhakkak günü gelince alçaltır, alaşağı eder."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mâlik b. İsmâil ← Züheyr b. Muâviye ← Humeyd et-Tavîl ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında teyzem Ümmü Haram Binti Milhan'ın yanına gelip orada uzandı ve uykuya daldı. Uyandıktan sonra tebessüm ediyordu. Teyzem: "Niçin tebessüm ediyorsunuz ey Allah'ın Resulü?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir grup Allah yolunda cihad etmek üzere yeşil denize açılacak. Onlar tahtları üzerindeki krallar gibi ihtişamlı bir şekilde sefere çıkacaklar." Teyzem: "Ey Allah'ın Resulü, dua buyurunuz ben de onlardan biri olayım!" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım, Ümmü Haram'ı onlardan biri eyle!" diye dua etti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra yine uzanıp uykuya daldı ve aynı şekilde tebessüm ederek uyandı. Teyzem niçin tebessüm ediyorsunuz diye sorunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aynı cevabı verdi. Bunun üzerine Teyzem o kişilerden olmak için dua istedi ve Nebi Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Allahım, Ümmü Haram'ı onlardan biri eyle!" diye dua etti ve şöyle buyurdu: "Sen bu grubun önde gelenlerinden olacaksın, geride kalanlarından değil!" Teyzem Ubade İbnü's-Samit ile evlendi ve Binti Karaza ile birlikte deniz seferine çıktı. Karaya ayak basınca bineğine bindi. Binek huysuzlanıp onu yere attı ve düşerek şehit oldu."
Enes İbn Malik anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında teyzem Ümmü Haram Binti Milhan'ın yanına gelip orada uzandı ve uykuya daldı. Uyandıktan sonra tebessüm ediyordu. Teyzem: "Niçin tebessüm ediyorsunuz ey Allah'ın Resulü?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir grup Allah yolunda cihad etmek üzere yeşil denize açılacak. Onlar tahtları üzerindeki krallar gibi ihtişamlı bir şekilde sefere çıkacaklar." Teyzem: "Ey Allah'ın Resulü, dua buyurunuz ben de onlardan biri olayım!" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allahım, Ümmü Haram'ı onlardan biri eyle!" diye dua etti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra yine uzanıp uykuya daldı ve aynı şekilde tebessüm ederek uyandı. Teyzem niçin tebessüm ediyorsunuz diye sorunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aynı cevabı verdi. Bunun üzerine Teyzem o kişilerden olmak için dua istedi ve Nebi Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Allahım, Ümmü Haram'ı onlardan biri eyle!" diye dua etti ve şöyle buyurdu: "Sen bu grubun önde gelenlerinden olacaksın, geride kalanlarından değil!" Teyzem Ubade İbnü's-Samit ile evlendi ve Binti Karaza ile birlikte deniz seferine çıktı. Karaya ayak basınca bineğine bindi. Binek huysuzlanıp onu yere attı ve düşerek şehit oldu."
Enes İbn Malik'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Uhud savaşında Müslümanlar bozguna uğramış ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından uzaklaşıp dağılmışlardı. Ben Aişe r.anha ile Ümmü Süleym'i gördüm. Eteklerini toplamışlardı ve ayak bileklerindeki halhallar görünüyordu. Onlar seke seke omuzlarında kırbalarla su taşıyorlar ve mücahitlere su içiriyorlardı. Sonra dönüyor, kırbalarını doldurup tekrar mücahitlere su veriyorlardı. " Tekrar: 2902, 3811, 4064
Enes İbn Malik'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Cerir İbn Abdullah ile birlikte bulundum, kendisiyle dostluğum oldu; bana hizmet ederdi." Cerir, Enes'ten yaşça daha büyük idi. Cerir İbn Abdullah şöyle demiştir: "Ensar'dan kimin Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem için bir şeyler yaptığını görsem ona ikram eder, iyilikte bulunurdum."
Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "Hizmetinde bulunmak maksadıyla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'in fethi için düzenlenen sefere çıkmıştım. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye dönüşte Uhud dağını görünce: "Bu dağ bizi sever biz de onu severiz!" buyurdu. Sonra eliyle Medine'ye işaret ederek şöyle dedi: "Allahım, ben İbrahim'in Mekke'yi haram bölgesi olarak belirlediği gibi Medine'nin şu iki kara tepesi arasını haram bölge olarak belirliyorum. Allahım, müddümüze ve sa'ımıza bereket ver!"
Enes İbn Malik'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir yolculukta bulunuyorduk. Bir yerde mola verince çoğumuz elbisesini gölgelik yapıp dinlenmeye koyuldu. Oruçlular hiçbir şey yapmıyordu. Oruç tutmayanlar ise binek develerini suya götürüp suladılar ve yemlediler, oruçlulara hizmet ettiler ve yemek pişirip oruçlularla birlikte yediler. Onların bu gayretini gören Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu gün mükafatı oruç tutmayanlar aldı götürdü!"
Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya: "Hayber'in fethine çıktığımızda sefer boyunca bana hizmet edecek bir delikanlı bulabilir misiniz?" buyurdu. Ebu Talha da beni terkisine alıp götürdü. Ben o sıralar ergenlik çağına yaklaşmış bir çocuktum (murahik). Ben bu seferde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineğinden indiği zaman ona hizmet ediyordum. Nebi'ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem sık sık şöyle dua ettiğine tanık oldum: "Allahım gam, keder ve tasadan, tembellikten ve güçsüz / aciz duruma düşmekten, cimrilikten ve korkaklıktan, borç altında ezilmekten ve düşman güçlerin tasallutundan sana sığımrım!" Sonra Hayber'e vardık. Allah Teala Hayber kalesinin fethini müyesser kılınca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kocası savaşta öldürülen taze gelin Safiyye bnt. Huyey İbn Ahtab'ın güzelliği anlatıldı. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisine aldı ve birlikte yola koyuldular. Sahba seddine varınca Safiyye ile evliliği gerçekleşti. Sonra küçük bir kap içerisinde hays denen (hurma, peynir ve yağ karıştırılarak yapılan) bir yemek yapıldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: "Etrafındakileri çağır!" buyurdu. İşte bu, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Safiyye ile evliliği dolayısıyla verdiği düğün yemeği idi. Ardından Medine'ye doğru yola çıktık. Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Safiyye'yi abası ile sardığını gördüm. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem devesinin yanına yaklaştı ve yere çöküp dizini dikti. Safiyye ise Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dizine basıp deveye bindi. Bu şekilde yola devam ettik ve Medine'ye yaklaştık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye yaklaşınca önce Uhud dağına bakıp: "Bu öyle bir dağdır ki bizi sever biz de onu severiz!" buyurdu ve ardından Medine'ye bakıp şöyle dua etti: "Allahım, ben İbrahim'in Mekke'yi haram bölgesi olarak belirlediği gibi Medine'nin şu iki kara tepesi arasını haram bölge olarak belirliyorum. Allahım, Medinelilerin müddüne ve sa'ına bereket ver!"
Enes İbn Malik r.a. dediki: Teyzem Ümmü Haram anlattı: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında benim evimde öğleden somra uyudu (kaylule yaptı). Sonra tebessüm ederek uyandı. Ben: "Ey Allah'ın Resulü bu tebessümün sebebi ne?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Tahtları üzerindeki krallar gibi ihtişamlı bir şekilde deniz seferine çıkan ümmetimden bir grup beni çok sevindirdi de ona gülüyorum!" Ben: "Ey Allah'ın Resulü, dua buyurunuz ben de onlardan biri olayım!" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sen onlardan biri olacaksın" buyurdu. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra yine uzanıp uykuya daldı ve aynı şekilde gülerek uyandı. Uyandıktan sonra daha önce kendisini sevindiren rüyayı iki veya üç defa anlattı. Ben yine: "Ey Allah'ın Resulü, dua buyurunuz ben de onlardan biri olayım!" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sen bu grubun önde gelenlerinden olacaksın" buyurdu." Teyzem daha sonra Ubade İbnü's-Samit ile evlendi. Ubade savaşa giderken onu da yanında götürdü. Seferden geri dönüş başladığında binmesi için bir hayvan yanaştırıldı. Ancak hayvandan düşüp boynunu kırdı.
Enes İbn Malik r.a. dediki: Teyzem Ümmü Haram anlattı: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında benim evimde öğleden somra uyudu (kaylule yaptı). Sonra tebessüm ederek uyandı. Ben: "Ey Allah'ın Resulü bu tebessümün sebebi ne?" diye sorunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Tahtları üzerindeki krallar gibi ihtişamlı bir şekilde deniz seferine çıkan ümmetimden bir grup beni çok sevindirdi de ona gülüyorum!" Ben: "Ey Allah'ın Resulü, dua buyurunuz ben de onlardan biri olayım!" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sen onlardan biri olacaksın" buyurdu. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra yine uzanıp uykuya daldı ve aynı şekilde gülerek uyandı. Uyandıktan sonra daha önce kendisini sevindiren rüyayı iki veya üç defa anlattı. Ben yine: "Ey Allah'ın Resulü, dua buyurunuz ben de onlardan biri olayım!" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sen bu grubun önde gelenlerinden olacaksın" buyurdu." Teyzem daha sonra Ubade İbnü's-Samit ile evlendi. Ubade savaşa giderken onu da yanında götürdü. Seferden geri dönüş başladığında binmesi için bir hayvan yanaştırıldı. Ancak hayvandan düşüp boynunu kırdı.
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ebu Talha, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte aynı kalkanı kullanırdı. Ebu Talha çok iyi ok atardı. O ok attığı zaman Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıbaşında durur ve okların gittiği yere bakardı."
Enes İbn Malik şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanların en güzeli ve en cesuru idi. Bir gece Medinelilere korku salan büyük bir gürültü kopmuştu. İnsanlar sesin geldiği tarafa doğru giderlerken Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem olayı araştırmış dönüyordu bile. Ebu Talha'ya ait eğersiz bir atın sırtında boynunda kılıcı ile gelenleri karşılayıp: "Korkulacak bir durum yok, tasalanmayınız", sonra da Ebu Talha'nın atı için: "Bu at adeta bir fırtına gibi esiyor!" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Süleymân b. Harb ← Hammâd b. Zeyd ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik
Katade'nin naklettiğine göre Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vücutlarında kaşıntı olan Abdurrahman İbn Avf ile Zübeyr'e ipek gömlek giymeleri için izin / ruhsat verdi."
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Abdurrahman İbn Avf ile Zübeyr Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek bitlerin sebep olduğu kaşıntıdan dolayı sıkıntı yaşadıklarını söylediler. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara ipek giymeleri için izin verdi. Ben onların bir savaşta ipek giydiklerini de gördüm."
Katade'nin naklettiğine göre Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdurrahman İbn Avf ile Zübeyr İbnü'l-Avvam'a ipek giymeleri için izin - ruhsat verdi."
Enes'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Vücutlarındaki kaşıntı yüzünden o ikisine izin verildi."
Enes ibn Malik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bizans'a mektup yazmak istediği zaman Bizanslıların mühürlü olmayan mektupları okumadıkları ve bunlara önem vermedikleri söylendi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gümüş bir yüzük yaptırıp bunu mühür olarak kullanmaya başladı. O gümüş yüzüğün beyazlığı hala gözlerimin önünde. Bu yüzüğün üzerine Muhammed Allah'ın Resulü'dür ibaresi yazılmıştı."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ali b. el-Ca'd ← Şu'be b. el-Haccâc ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kabileye savaş açtığı zaman sabah oluncaya kadar saldırıya geçmezdi; sabaha kadar bekler eğer ezan sesi duyarsa geri çekilir, ezan sesi duymazsa sabah olduktan sonra saldırırdl. Biz Hayber'e gece vakti varıp karargah kurmuştuk."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Muhammed ← Muâviye b. Amr ← Ebû İshâk ← Humeyd ← Enes b. Mâlik
(Yukarıdaki hadis bir rivayette şöyle gelmiştir) Enes İbn Malik dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi bir kabileye karşı savaşa çıkardığı zaman ... "
Rivayet zinciri: Buhârî ← Kuteybe b. Saîd ← İsmâil b. Ca'fer ← Humeyd et-Tavîl ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber'e doğru yola çıktı ve gece vakti oraya vardı. Resul- i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem savaşmak üzere bir kabile üzerine yürüdüğü zaman oraya gece ulaşmışsa sabah oluncaya kadar saldırıya geçmezdL Sabah olunca Yahudiler ellerinde kürekleri ve omuzlarında küfeleri ile dışarı çıktılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılarında görünce: "Muhammed ve ordusu!" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle seslendi:.... (Allahu Ekber, artık Hayber'in işi bitti). Biz bir düşman topluluğun yaşadığı yere girdiğimizde kendilerine apaçık uyarılar yapılan (inzar) bu kaumin sabahı ne kötü olur / sabahı aydınlık olmaz."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Humeyd b. Kays ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında Medine'de öğle namazını dört rekat ve daha sonra Zu'l-huleyfe'ye varınce. ikindiyi iki rek'at kıldı. Bundan sonra ashabın hac ve umre'nin her ikisi için yüksek sesle telbiye getirdiklerini duydum."
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ensar Hendek savaşı için hendekleri kazarken: "Biziz bey'at eden Muhammed'e; Ömür boyu cihad etmek üzere hem ta ebede!" diyorlardı. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara şöyle karşılık verdi: "Allahım, yoktur ahiret hayatından başka yaşanası hayat; Allahım, ensara ve muhacirlere ikram et !"
Rivayet zinciri: Buhârî ← Hafs b. Ömer ← Şu'be b. el-Haccâc ← Humeyd b. Hilel ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Medine'de insanları dehşete salan bir gürültü kopmuştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya ait bir at'a atlayıp olayı araştırmaya koştu. Dönüp geldiğinde de şöyle buyurdu: "Korkulacak bir durum yok. Fakat bu at adeta bir fırtına gibi esiyor."
Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Bir defasında Medıneliler içlerine korku salan bir gürültü duydular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'nın pek de hızlı olmayan atına atlayıp tek başına olayı araştırmaya koştu. Medine halkı da atlarına atlayıp onun arkasından koşuşturmaya başladılar. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem geri dönünce şöyle buyurdu: "Korkulocak bir durum yok. Sizin bu atınız da adeta fırtına gibi esiyor!" Ebu Talhaının bu atını o günden sonra geçebilen bir at olmadı."
Enes radiyallahu anh anlatıyor: "Ben Ebu Talha'nın terkisine binmiştim. Onlar hep bir ağızdan: "hac ve umre için" diye yüksek sesle bağırıyorlardı."
Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabaha karşı Hayber'e vardı. Yahudiler omuzlarında çalışma aletleri ile dışarı çıktılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılarında görünce: "Muhammed ve ordusu! Muhammed ve ordusu!" diye bağrışmaya başladılar ve hemen kaleye sığındılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırarak şöyle seslendi: ....... (Allah en büyüktür, artık Hayber'in işi bitti). Biz bir düşman topluluğun yaşadığı yere girdiğimizde kendilerine (inzar edilen) apaçık uyarılar yapılan kavmin sabahı ne kötü olur / sabahı aydınlık olmaz." Biz bu fethin olduğu gün merkepler kesip pişirdik. Bu sırada ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem görevlendirdiği birisi şöyle bağırıyordu: "Allah ve Resulü, merkeplerin etlerini yemenizi yasaklıyor!" Bunun üzerine bütün kaplar içindekiyle birlikte yere döküldü.
Enes İbn Malik (r.a.)'den nakledilmiştir: "Ukl kabilesinden hasta olan Sekiz kişilik bir grup Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi. Fakat bu grup Medıne'de kalmak istemedi. Gruptakiler Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, bize bir miktar süt vererek yardımcı olunuz!" diyerek yardım talep ettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara: "Ben sizi ancak küçük bir deve sürüsüne gönderebilirİm!" dedi. Onlar da söz konusu deve sürüsünün bulunduğu yere gittiler. Develerin idrarlarından ve sütlerinden içip sağlıklarına kavuştular. Sonra da develerin çobanını öldürüp sürüyü önlerine katıp götürdüler. Onlar İslam'ı kabul ettikten sonra inkar edip küfre dönmüşlerdi. Bu acı haber imdatla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onları yakalamaları için yola bir birlik çıkardı. Aynı günün içinde adamlar yakalanıp getirildi. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunların ellerini ve ayaklarını. kestirdi. Sonra da gözlerinin kızgın şişle dağlanmasını, gözlerine mil çekilmesini emretti. Bu cezanın ardından adamlar Harre denen yere atıldılar ve ölünceye kadar orada kaldılar; su istedikleri halde kendilerine hiç su verilmedi." Ebu Kılabe şöyle demiştir: "Ukl kabilesinden olan bu sekiz kişi adam öldürme ve hırsızlık suçlarını işlediler. Allah'a ve Resulü’ne karşı savaş açıp yeryüzünde fesad çıkardılar."
Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanların en güzeli, en cömerti ve en cesuru idi. Bir defasında Medineliler gece vakti çıkan şiddetli bir gürültü dolayısıyla korkuya kapıldılar. (Hz. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem herkesten önce kopan gürültünün sebebini araştırmış ve dönüyordu) Dönüş yolunda dışarıya çıkan insanları karşılamıştı. Bu sırada Ebu Talha'ya ait eğersiz bir atın üzerinde idi ve kılıcını da boynuna asmıştı. Yolda karşılaştığı insanlara şöyle dedi: "Korkacak bir durum yok, rahat olun!" dedi ve Ebu Talha'nın atını kastederek: "Bu at gerçekten de fırtına gibi esiyor!" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Kuteybe b. Saîd ← Hammâd b. Zeyd ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethedildiği gün şehre girdi. Başındaki miğferini çıkarınca birisi gelip (öldürülmesi emredilen) İbn Hatal'ın Kabe'nin örtüsüne yapışıp af dilediğini söyledi. Fakat Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Öldürün onu!" buyurdu. KİTABU’L-CİHAD VE’S-SİYER EK SAYFA – 1270-2
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: Ensar'dan bir grup Bedir savaşında esir edilen Abbas için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, bize müsaade ederseniz bacımızın oğlu Abbas'ın verdiği fidyeyi geri verelim!" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise şöyle buyurdu: "Asla, onun verdiği fidye'den bir dirhem bile geri iade etmeyeceksiniz."