Tam adı Ebû Hamza Enes b. Mâlik b. en-Nadr el-Ensârî'dir; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Neccâroğulları'ndandır. Milâdî 612 yılı dolaylarında, hicretten yaklaşık on yıl önce doğdu. Annesi Ümmü Süleym, üvey babası ise Ebû Talha el-Ensârî'dir; her ikisi de tanınmış sahâbîlerdendir. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde annesi, verecek bir hediyesi olmadığını söyleyerek on yaşındaki oğlunu onun hizmetine sundu. Enes bu tarihten Resûlullah'ın vefatına kadar on yıl boyunca yanından ayrılmadı ve "Hâdimü'n-nebî" (Peygamber'in hizmetçisi) diye anıldı.
Bu uzun beraberlik sayesinde Hudeybiye Antlaşması, Hayber Seferi, Mekke'nin fethi, Huneyn Savaşı ve Vedâ haccı gibi pek çok önemli olaya tanıklık etti. Hz. Ebû Bekir döneminde Bahreyn'e zekât tahsildarı olarak gönderildi; İran cephesindeki seferlere katıldı ve kısa bir süre Basra valiliğinde bulundu. Sonraki yıllarda Basra'ya yerleşerek burada hadis ve fıkıh öğretti; şehirdeki ilim hayatının kurucu isimlerinden biri oldu.
Rivayet ettiği hadis sayısı 2.286 civarındadır; binden fazla hadis nakleden yedi sahâbî arasında üçüncü sırada yer alır. Uzun ömrü, çok sayıda talebe yetiştirmesine imkân verdi. Hicrî 93 (m. 711-712) yılında, yüz yaşını aşmış olarak Basra'da vefat etti ve bu şehirde ölen son sahâbî kabul edildi. Bazı kaynaklar ölüm yılını 91 veya 92 olarak da kaydeder.
Ailesi
Babası
Malik ibn Nadr
Annesi
Umm Sulaym bint Milhan
Kardeşleri
al-Bara' bin Malik
Çocukları
al-Nadr bin Anas bin Malik, 'Abdullah bin Anas bin Malik, Abu Bakr bin Anas bin Malik, Musa bin Anas bin Malik
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Bahreyn'den mal getirilmişti. Bunun üzerine Abbas Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, bana bu mallardan biraz ver! Çünkü ben Bedir savaşı sonrasında hem kendimi hem de Akil İbn Ebi Talib'i fidye vererek esaretten kurtarmıştım" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "İşte al!" deyip onun eteğini malla doldurdu."
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize hitap ederek şöyle buyurdu: "Sancağı önce Zeyd aldı ve şehit düştü. Sonra Ca'fer sancağı kaptı, o da şehit düştü. Ardından Abdullah İbn Revaha sancağı aldı ve o da şehit edildi. Bunun üzerine sancağı Halid İbnü'l-Velid herhangi bir talimat ve görevlendirme olmaksızın teslim aldı. Allah onun sayesinde Müslümanlara zafer nasip etti. Onların şu anda yanımızda olmaları beni sevindirmez. (Ravi şek ifadesiyle bu hadisi şu lafızlarla da nakletmiştir.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şu anda yanımızda olmaları onları sevindirmez" buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunları anlatırken göz yaşları akıp duruyordu."
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ri'l, Zekvan, Usayye ve Lihyan oğulları kabilelerinden İslam'ı kabul ettiklerini söyleyen bazı kimseler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldiler ve kabilelerine karşı mücadelelerinde yardımcı olması için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den destek birlikleri istediler. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Ensar'ın önde gelenlerinden yetmiş kişiyi onlarla birlikte gönderdi. Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gönderdiği bu kimselere Kurra derdik. Onlar gündüzleri odun toplayarak geçimlerini sağlar ve geceleri de namaz kılarak ibadetle geçirirlerdi. İşte onların yardımına başvuran bu insanlar hainlik ettiler ve ashabın önde gelen bu kurralarını pusuya düşürüp şehit ettiler. Bunun üzerine ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ay boyunca Ri'l, Zekvan ve Lihyan oğulları kabilelerine namazda kunut dualarını okuyarak beddua etti." Katade şöyle demiştir: "Enes İbn Malik r.a. ashabın şehit edilen bu sahabiler hakkında Kur'an cümlesinden olarak şu ayeti okuduklarını bize anlattı: "Haydi, kavmimize bizim hakkımızda şu haberi verin: Biz Rabbimize kavuştuk, Rabbimiz bizden hoşnut oldu ve bizi de halimizden hoşnut kıldı." Ancak daha sonra bu ayet ref' edildi (kaldırıldı).
Enes İbn Malik r.a. Ebu Talha r.a. yoluyla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir düşmanı mağlup edince onlara ait topraklarda üç gece geçirdiğini nakletmiştir. Tekrar: 3976
Enes İbn Malik r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Huneyn ganimetlerini paylaştırdığı yer olan Ci'rane'den umreye niyet etti."
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "(Lihyan oğullarına karşı savaştıktan sonra) Usfan'dan dönerken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraberdik. Bu sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineği üzerinde idi ve terkisinde de Safiyye binti Huyey vardı. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in devesi tökezleyince ikisi de yere düştü. Ebu Talha hemen fırlayıp yardıma koştu ve: "Ey Allah'ın Resulü, Allah beni sana feda eylesin!" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: "Sen kadınla ilgilen!" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Talha yüzünü bir örtü ile kapatıp Safiyye'nin yanına vardı ve bu örtüyü onun üzerine attı. Sonra da deveyi tekrar binilecek şekilde hazırladı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Safiyye hazırlanan deveye tekrar bindi. Biz de bir daha başlarına bir şey gelmemesi için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in etrafını sardık. Medine'ye yaklaştığımızda Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Biz Allah'a dönenleriz, günahlarından tevbe edenleriz, Rabbimize kulluk edenleriz, hamd ile meşgul olanlarız." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye girene kadar bunları söylemeye devam etti."
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ben ve Ebu Talha Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraberdik Bu sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineği üzerinde idi ve terkisinde de Safiyye binti Huyey vardı. Yolculuk sırasında bir yerlerde Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in devesi tökezleyince ikisi de yere düştü. Ebu Talha hemen devesinden sıçrayıp indi ve yardıma koştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına varınca: "Ey Allah'ın Resulü, Allah beni sana feda eylesin! bir şeyiniz yok ya!" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: "Ben iyiyim, sen kadınla ilgilen!" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Talha yüzünü bir örtü ile kapatıp Safiyye'ye doğru gitti ve bu örtüyü onun üzerine attı. Safiyye de üzeri örtülünce düştüğü yerden kalktı. Ebu Talha daha sonra deveyi tekrar binilecek şekilde hazırladı, koşumlarını bağladı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Safiyye hazırlanan deveye tekrar bindi ve yola koyuldular. Medine'ye yaklaştığımızda Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Biz Allah'a dönenleriz, günahlarından tevbe edenleriz, Rabbimize kulluk edenleriz, hamd ile meşgul olanlarız." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye girene kadar bunları söylemeye devam etti. "
Enes İbn Malik r.a.'den nakledilmiştir: "Hz. Ebu Bekir halifeliğe getirilince beni Bahreyn'e göndermişti. Gönderirken de benim için bir belge yazmış ve bu belgeyi Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzüğü ile mühürlemişti. Bu yüzüğün üzerinde üç satır vardı: Bir satırda Muhammed, birinde Resul ve diğerinde de Allah yazıyordu."
Enes İbn Malik r.a.'de bulunan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ait kadeh çatlamış ve o da çatlayan kısmı gümüş bir parça ile tamir etmişti. Asım el-Ahvel şöyle demiştir: "Ben bu kadehi gördüm ve bu kadehten su içtim."
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Önceden Ensar'dan birisi, ihtiyaçları ve beklenmedik giderlerine kullanması için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hurma bahçelerinin gelirlerinden hediye verirdi. Fakat Kureyza oğullarının kalesi fethedilip toprakları ele geçirilince Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine yapılan bu harcamaların karşılığını iade etti."
Enes İbn Malik r.a., Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ben kalplerini ısındırmak için Kureyş'e böyle mal veriyorum. Çünkü onlar cahiliyyeden yeni çıktılar. " Tekrar: 3528, 3778, 3793, 4331-4334, 4337, 5860, 6762, 7441.
Enes İbn Malik (r.a.)'den nakledilmiştir: "Allah Teala, Hevazin kabilesinden ele geçirilen malları fey olarak Resulüne lütfedince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kureyş'ten bazı kimselere yüzlerce deve verdi. Bunun üzerine ensardan bir grup Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında: "Allah, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i affetsin. Baksana Kureyş'e o kadar mal veriyor bizi ise bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan hala onların kanları damlıyor." dediler. Onların bu şekilde ileri geri konuştukları Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verildi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensara bir haberci gönderip onları deriden yapılmış bir çadırın altında topladı. İçeride onlardan başka hiç kimseyi bırakmadı. Ensar toplanınca Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Söylediğiniz sözler bana ulaştı, şimdi ne diyeceksiniz?" diye sordu. Aklı başında olan, bilge kişiler (fukaha) söz alıp şöyle dediler: "Ey Allah'ın Resulü, içimizdeki aklı başında kimseler kesinlikle bir şey söylemediler. Fakat aramızda bazı toy delikanlılar da var. Onlar: "Allah, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i affetsin. Baksana Kureyş'e o kadar mal veriyor Ensarı ise bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan hala onların kanları damlıyor" dediler." Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben küfürden yeni kurtulmuş bazı kimselere böyle mal veriyorum. Bu insanlar malları alıp giderken siz evinize Resulullah (s.a.v.) ile birlikte dönmeyi istemez misiniz? Allah'a yemin ederim ki, sizin yanınıza alıp götüreceğiniz (Nebi) onların yanlarına ahp götürecekleri (mallardan) daha hayırhdır." Ensar da: "İstemez miyiz ey Allah'ın Resulü, tabi ki buna razıyız" diye cevap verdiler. ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle dedi: "Siz benden sonra çok aşırı derecede bencillikler göreceksiniz. Siz Allah ile ve havzın başında Resulü ile karşılaşıncaya kadar sabredin!" Ancak biz sabredemedik"
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerinde Necran yapımı kalın dokunmuş bir hırka vardı. Bir bedevı gelip Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hırkasına öyle bir asıldı ki hırkanın izinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in boynuna çıktığını gördüm. Bedevi Resulullah s.a.v.'ın hırkasına asılırken bir taraftan da şöyle diyordu: "Söyle onlara senin elinde bulunan Allah'ın mallarından bana da versinler!" Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bedeviye dönüp gülümsedi ve ona mal verilmesini emretti. " Tekrar: 5809, 6088
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Bahreyn arazilerini onlara dağıtıp bunu yazılı olarak belgelemek üzere Ensarı çağırdı. Onlar da: "Vallahi, aynı şekilde Kureyş'li muhacir kardeşlerimize de yazmadıkça bunu kabul etmeyiz" dediler. Enes dedi ki: Bu Ensar Allah'ın dilediği kadar tekrarladı. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Siz benden sonra çok aşırı derecede bencillikler ve sıkıntılar göreceksiniz. Siz bu durumda benimle havzin başında karşılaşıncaya kadar sabredin!"
Enes İbn Malik r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Verdiği sözde durmayıp hainlik eden herkesin kıyamet gününde bir sancağı olacaktır. Bu sancak kıyamet günü dikilecek - başka bir rivayete göre "oradakiler tarafından görülecek" - ve onun tanınmasını sağlayacaktır."
Enes İbn Malik r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Verdiği sözde durmayıp hainlik eden herkesin kıyamet gününde bir sancağı olacaktır. Bu sancak kıyamet günü dikilecek - başka bir rivayete göre "oradakiler tarafından görülecek" - ve onun tanınmasını sağlayacaktır."
Malik İbn Sa'sa'a r.a.'dan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben Beytullah'ta uyku ile uyanıklık arası bir halde iken hikmet ve iman ile dolu altın bir kadeh bana sunuldu. Göğsüm karnıma kadar yarıldı ve içim zemzem suyu ile yıkandı. Sonra da hikmet ve iman ile dolduruldu. Daha sonra bana Burak denilen ve katırdan küçük fakat Eşekten büyük bir binek getirildi. Ben Cebrail ile birlikte en alt tabakadaki sema katına vardım. Orada: 'Gelen kimdir?' diye sorulunca, Cebrail: 'Gelen Cebrail!' diye karşılık verdi. 'Yanındaki kimdir?' diye soruldu. Cebrail: 'Muhammed' deyince, 'O, Nebi olarak gönderildi!, denildi. Cebrail: 'Evet' karşılığını verince: 'Hoş gelmiş, merhaba ona! Ne güzel, ne iyi bir geliş bu!' denildi. Ben bu konuşmanın ardından Hz. Adem'in yanına varıp kendisine selam verdim. O da bana: 'Oğul ve Nebi, merhaba!' dedi. Sonra ikinci sema katına geldik. Orada: 'Gelen kimdir?' diye sorulunca, Cebrail: 'Gelen Cebrail!' diye karşılık verdi. 'Yanındaki kimdir?' diye soruldu. Cebrail: 'Muhammed' deyince, 'O, Nebi olarak gönderildi!' denildi. Cebrail: 'Evet' karşılığını verince: 'Hoş gelmiş, merhaba ona! Ne güzel, ne iyi bir geliş bu!' denildi. Ben de İsa ve Yahya Nebilerin yanına gittim. Bana: 'Kardeş Nebi merhaba sana!' dediler. Sonra üçüncü kat semaya çıktık. Orada: 'Gelen kimdir?' diye sorulunca, Cebrail: 'Gelen Cebrail!' diye karşılık verdi. 'Yanındaki kimdir?' .. ,diye soruldu. Cebrail: 'Muhammed' deyince, 'O, Nebi olarak gönderildi!' 'denildi. Cebrail: 'Evet' karşılığını verince: 'Hoş gelmiş, merhaba ona! Ne güzel, ne iyi bir geliş bu!' denildi. Orada Yusuf Nebiin yanına gidip kendisine selam verdim Bana: 'Kardeş Nebi merhaba sana!' dedi. Sonra dördüncü kat semaya çıktık. Orada: 'Gelen kimdir?' diye sorulunca, Cebrail: 'Gelen Cebrail!' diye karşılık verdi. 'Yanındaki kimdir?' diye soruldu. Cebrail: 'Muhammed' deyince, 'O, Nebi olarak gönderildi!' denildi. Cebrail: 'Evet' karşılığını verince: 'Hoş gelmiş, merhaba ona! Ne güzel, ne iyi bir geliş bu!' denildi. Orada İdris Nebiin yanına gidip kendisine selam verdim. Bana: 'Kardeş Nebi merhaba sana!' dedi. Sonra beşinci kat semaya çıktık. Orada: 'Gelen kimdir?' diye sorulunca, Cebrail: 'Gelen Cebrail!' diye karşılık verdi. 'Yanındaki kimdir?' diye soruldu. Cebrail: 'Muhammed' deyince, 'O, Nebi olarak gönderildi!' denildi. Cebrail: 'Evet' karşılığını verince: ''Hoş gelmiş, merhaba ona! Ne güzel, ne iyi bir geliş bu!' denildi. Orada Harun Nebiin yanına varıp kendisine selam verdim. Bana: 'Kardeş Nebi merhaba sana!' dedi. Sonra altıncı kat semaya çıktık. Orada: 'Gelen kimdir?' diye sorulunca, Cebrail: 'Gelen Cebrail!' diye karşılık verdi. 'Yanındaki kimdir?' diye soruldu. Cebrail: 'Muhammed' deyince, 'O, Nebi olarak gönderildi!' denildi. Cebrail: 'Evet' karşılığını verince: 'Hoş gelmiş, merhaba ona! Ne güzel, ne iyi bir geliş bu!' denildi. Orada Musa Nebiin yanına gidip kendisine selam verdim. Bana: 'Kardeş Nebi merhaba sana!' dedi. Ben oradan ayrılınca Musa Nebi ağlamaya başladı. Kendisine: 'Sen niçin ağlarsın?' diye sorulunca şöyle cevap verdi: 'Ey Rabbim, Benden sonra Nebi olarak gönderilen bu yiğit delikanlının ümmetinden cennete girecekler, benim ümmetimden cennete gireceklere göre daha üstün / fazla olacak!' Sonra yedinci kat semaya çıktık. Orada: 'Gelen kimdir?' diye sorulunca, Cebrail: 'Gelen Cebrail!' diye karşılık verdi. 'Yanındaki kimdir?' diye soruldu. Cebrail: 'Muhammed' deyince, 'O, Nebi olarak gönderildi! Hoş gelmiş, merhaba ona! Ne güzel, ne iyi bir geliş bu!' denildi. Orada İbrahim Nebiin yanına gidip kendisine selam verdim. Bana: 'Oğul Nebi merhaba sana!' dedi. Ardından bana Beyt-i ma'mur yaklaştırılıp gösterildi. Ben Cebrail'e bunun ne olduğunu sorunca bana şöyle cevap verdi: 'Bu Beyt-i ma'mur'dur. Burada her gün yetmiş bin melek namaz kılar ve oradan çıktıktan sonra bir daha kendilerine sıra gelmez!' Bundan sonra önüme Sidretü'l-münteha (en uçtaki ağaç) açıldı ve bana yaklaştırıldı. Bu ağacın meyveleri Hecey kullelerine, yaprakları ise fillerin kulaklarına benziyordu. Sidretü'l-münteha'nın kökünden ikisi gizli, ikisi açık dört nehir kaynıyordu. Cebrail'e bu nehirleri sorduğumda bana şöyle dedi: 'Gizli olan nehirler cennettedir. Açıktan akan iki nehir ise Nil ve Fırat'tır.' Sonra bana elli vakit namaz farz kılındı ve geri döndüm. Musa Nebi'in yanına vardığımda bana: 'Ne oldu, neler yaptın?' diye sordu. Ben: 'Bana elli vakit namaz farz kılındı' deyince, 'Ben insanları senden daha iyi tanırım. İsrail oğulları ile az mı uğraştım! Senin ümmetin bu kadar namazı kılamaz, buna güçleri yetmez. Rabbine dön ve (bu yükümlülüğü azaltmasını) iste!' Bunun üzerine dönüp Rabbimden istekte bulundum ve kırk vakit namaz kılınmasını emretti. Sonra dönüş yolunda yine Musa Nebi aynı şeyleri söyledi ve namaz, otuz vakte indi, ardından yine aynı şeyler oldu ve on vakte indi. Sonra yine Musa Nebiin yanına vardım ve bana aynı şeyleri söyledi. Bunun üzerine Allah Teala namaz vakitlerini beşe indirdi. Dönerken yine Musa Nebie geldim. Bana: 'Ne oldu, neler yaptın?' diye sorunca: 'Allah beş vakit namazı farz kıldı!' dedim. Fakat Musa Nebi yine aynı şeyleri söyledi. Ben de: 'Artık tamam, ben bunu hayırla kabul ettim!' dedim. Sonra Allah tarafından: 'Ben beş vakit olarak namazı farz kıldım ve kullarıma kolaylık gösterdim, onların yükünü azalttım. Bununla birlikte her bir iyiliğe karşılık on kat mükafat vereceğim!' diye nida edildi." Ebu Hureyre bu hadisi: " ... Beyt-i ma'mur'da iken ... "şeklinde nakletmiştir. Tekrar: 3393, 3430, 3887.
Enes bin Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ganm oğulları sokağından kalkan toz hala gözlerimin önünde!" Musa İbn İsmail bu rivayeti şu ek bilgiyle nakletmiştir: "Cebrail'in gezdiği o yerleri (hala görür gibiyim)!"
Enes bin Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ipek bir cübbe hediye edilmişti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ipeği daha önce yasaklamıştı. İnsanlar bu ipek cübbeye hayran kalmışlardı. Bunu fark eden Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Muhammed'in canını elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki Sa'ad İbn Muaz'ın cennetteki mendil/eri bundan daha güzel, daha üstündür. " Tekrar: 3802, 5836, 6640
Enes İbn Malik r.a.'den nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cennette bir ağaç bulunmaktadır. Bineğiyle yolculuk yapan bir kimse bunun gölgesinde yüz yıl gitse bile o mesafeyi kat edemez."
Enes r.a.'dan dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye teşrif ettiği haberi Abdullah bin Selam'a ulaştı. Yanına giderek dedi ki: Ben sana Nebi dışında kimsenin bilmediği üç hususa dair soru soracağım: Saatin (kıyametin) ilk şartı (alametil nedir? Cennet ehlinin ilk yiyeceği yemek nedir? Çocuk babasına nasıl benzer ve çocuk hangi sebepten dolayı dayılarına benzer? Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Az önce Cibril bu hususları bana haber verdi" diye buyurdu. Abdullah: Bu, melekler arasında Yahudilerin düşmanıdır, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kıyametin şartlarından (alametlerinden) ilki doğudan, batıya doğru insanları önüne katıp sürükleyecek bir ateş olacaktır. Cennet ehlinin ilk yiyeceği ise bir balığın karaciğerinin yan tarafındaki fazlalık olacaktır. çocuğun benzemesine gelince, erkek kadın ile bir araya gelip de onun suyu kadınınkinden erken ulaşırsa çocuk babasına benzer, eğer kadının suyu erken ulaşırsa çocuk annesine benzer." Abdullah: Şehadet ederim ki, hiç şüphesiz sen Allah'ın Resulüsün, dedi. Daha sonra şunları ekledi: Ey Allah'ın Resulü! Yahudiler çok iftiracı bir kavimdir. Onlar eğer kendilerine sormadan önce benim Müslüman olduğumu bilecek olurlarsa sana karşı bana iftirada bulunurlar. Yahudiler geldi, Abdullah da bir başka odaya girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Abdullah bin Selam aranızda nasıl bir adam olarak bilinir" diye sordu. Onlar: O, bizim en alimimiz ve en alimimizin oğludur. Bizim en ileri gelen hahamımız ve en ileri gelen hahamımızın da oğludur, dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sordu: "Abdullah Müslüman olursa kanaatiniz ne olur?" Onlar: Böyle bir iş yapmaktan Allah onu korusun, dediler. Bunun üzerine Abdullah yanlarına çıkarak dedi ki: Allah'tan başka hiçbir ilah'ın olmadığına şehadet ederim. Muhammed'in de Allah'ın Resulü olduğuna şehadet ederim. Bu sefer Yahudiler: O bizim en şerlimizdir. En şerlimizin de oğludur dediler ve hakkında ileri geri konuştular. Tekrar: 448, 3911, 3938
Enes bin Malik r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah rahimde bir melek görevlendirmiştir. Melek: Rabbim, nutfe oldu, Rabbim alaka oldu, Rabbim mudğa oldu, der. (Allah) onu yaratmayı murad ederse (melek): Rabbim, erkek mi yoksa dişi mi olacak, bedbaht mı yoksa bahtiyar mı olacak, rızkı nedir, eceli nedir, diye sorar. Annesinin karnında iken bunlar yazılır."
Enes'ten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ref ederek (onun buyurmuş olduğunu belirterek): "Şüphesiz Allah cehennem ehli arasında azabı en hafif olan kimseye şöyle diyecek: Eğer yeryüzünde her ne varsa senin olsaydı (azaptan kurtulmak için) feda edermiydin? O, evet diyecek. Yüce Allah şu cevabı verecek: Fakat sen henüz Adem'in sulbünde iken ben senden bundan daha kolay bir şey olan bana şirk koşmamanı istemiştim. Ancak sen şirk koşmaktan başka bir şeyi kabul etmedin. " Tekrar: 6538, 6557
Ebu Zer' r.a.'dan rivayete göre o, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ben Mekke'de iken içinde bulunduğum evin tavanı yarıldı. Cibril indi, göğsümü yardı, sonra onu Zemzem suyu ile yıkadı. Daha sonra hikmet ve iman ile dolu altından bir leğen getirdi. Onu göğsümün içine boşalttıktan sonra göğsümü kapattı. Daha sonra elimden tutarak benim ile semaya yükseldi. Dünya semasına gelince, Cibril semadaki bekçiye: Aç, dedi. Bekçi: O kim, diye sordu, Cibril'im dedi. (Bekçi): Beraberinde kimse var mı, dedi. (Cibril): Beraberimde Muhammed var, dedi. Ona risalet verildi mi, diye sordu. Evet kapıyı aç, dedi. Nihayet biz semaya yükselince sağ tarafında gölgeler, sol tarafında gölgeler bulunan bir adam gördüm. Sağ tarafına baktığında gülüyor, sol tarafına baktığında ağlıyordu. Bu salih Nebi'ye, bu salih evlada merhaba, dedi. Bu kim ey Cibril, diye sordum. (Cebrail): Bu Adem'dir, dedi. Sağında ve solunda gördüğün şu gölgeler ise onun çocuklarının canlarıdır. Bunlardan sağda olanlar cennet ehlidir, solda bulunan gölgeler ise cehennem ehlidir. Bu sebeple o sağ tarafına bakınca güler, sol tarafına bakınca ağlar. Daha sonra Cibril beni alıp ikinci semaya çıkardı. O semanın bekçisine: Aç dedi. Bekçisi birincisinin ona dediklerini söyledi. O da semayı açtı." Enes dedi ki: Resulullah semavatta İdris'i, Musa'yı, İsa'yı ve İbrahim'i gördüğünü zikretti. Ancak onların mevkilerinin nasıl olduğunu iyice belleyemedim. Şu kadar var ki onun zikrettiğine göre Adem'i dünya semasında, İbrahim'i de altıncı semada görmüştür. Enes devamla dedi ki: Cibril, İdris'in yanından geçince salih Nebi'ye, salih kardeşe merhaba, dedi. Ben: Bu kimdir diye sordum. O: Bu İdris'tir dedi. Daha sonra Musa'nın yanından geçtim. Salih nebiye, salih kardeşe merhaba, dedi. Bu kim diye sordum. (Cebrail): Bu Musa'dır dedi. Sonra İsa'nın yanından geçtim, salih Nebi'ye, salih kardeşe merhaba, dedi. Bu kim diye sordum. İsa'dır dedi. İbrahim'in yanından geçince, salih Nebi'ye ve salih evlada merhaba dedi. Ben, bu kimdir diye sordum. Bu İbrahim'dir dedi." (Senedde zikredilen İbn Şihab) dedi ki: Bana (ensardan) İbn Hazm'ın haber verdiğine göre İbn Abbas ile ensardan Ebu Habbe şöyle diyorlardı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "Sonra ben (mirac'a) yükseltildim. Nihayet (yazıcı meleklerin) kalem seslerini işiteceğim bir yere kadar vardım." İbn Hazm ile Enes b. Malik r.a. dediler ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah bana elli vakit namaz farz kıldı. Ben de bu mükellefiyet ile geri döndüm. Musa'nın yanından geçerken Musa: Ümmetine ne farz kılındı, diye sordu. Ben: (Allah) onlara elli vakit namaz farz kıldı, dedim. Rabbine başvur, dedi. Senin ümmetin bunu kaldıramaz. Ben de dönüp Rabbime müracaat ettim. Ellinin yarısını indirdi. Musa'nın yanına geri dönünce, yine: Rabbine müracaat et dedi. Az önce söylediklerinin benzerini zikretti. Allah da onun da yarısını indirdi. Musa'ya geri dönüp ona haber verdim. Rabbine müracaat et, dedi. Senin ümmetin bunu kaldıramaz. Ben de dönüp Rabbime müracaat ettim. Şöyle buyurdu: Bunlar beştir ve ellidir. Benim nezdimde söz değişmez. Musa'ya geri döndüm, yine Rabbine müracaat et dedi. Ben: Artık Rabbime karşı yüzüm tutmuyor, dedim. Daha sonra es-Sidretu'l-Münteha'ya varıncaya kadar yoluna devam etti. Ne olduklarını bilemediğim renkler onun etrafını bürüdü. Sonra cennete girdirildim. Orada inciden çadırlar bulunduğunu, toprağının da misk olduğunu gördüm." KİTABU’L-ENBİYA EK SAYFA – 1371-4
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Uhud dağını görünce: "Bu bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır. Allah'ım, İbrahim Mekke'yi haram belde yaptı. Ben de onun (Medine'nin) Labe diye bilinen iki kara taşfığı arasını haram ilan ediyorum."
Malik b. Sa’saa’dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerine İsra gecesini anlattı: "Nihayet beşinci semaya geldi. Orada Harun ile karşılaştı. (Cebrail) bu Harun'dur, ona selam ver, dedi. Ben de ona selam verdim. Selamımı aldı, sonra da: Salih kardeşe ve salih nebiye merhaba, dedi." 23. "FİRAVUN AİLESİNDEN OLUP, İMANINI GİZLEYEN MU'MİN BİR ADAM DEDİ Kİ... ŞÜPHESİZ ALLAH HADDİ AŞAN VE YALAN SÖYLEYEN KİMSELERİ DOĞRU YOLA İLETMEZ." [Mu'min, 28]
Malik b. Sa'saa'dan rivayete göre "Allah'ın Nebii Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerine İsra'ya götürüldüğü geceyi anlattı: Daha sonra ikinci semaya gelinceye kadar yukarı çıktı. Kapının açılmasını istedi. O kim, diye soruldu, Cibril, diye cevap verdi. Beraberinde kim var, diye soruldu, Muhammed dedi. Ona risalet verildi mi, diye soruldu, evet dedi. Ordan geçince teyze çocukları olan Yahya ve İsa ile karşılaştım. (Cebrail): Bunlar Yahya ve İsa'dır, haydi onlara selam ver, dedi. Ben de selam verdim, selamımı aldıktan sonra: Salih kardeşe ve salih nebiye merhaba dediler. "
Enes r.a.'den rivayete göre Osman r.a., Zeyd b. Sabit, Abdullah b. ez-Zubeyr, Said b. el-As ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam'ı çağırdı. Onlar da onları (kuran'ın yazılı olduğu sahifeleri) Mushaflara istinsah ettiler (aynen kopya edip yazdılar). Osman, Kureyş'ten olan üç kişiye dedi ki: "Sizler kuran'ın herhangi bir lafzı hakkında Zeyd b. Sabit ile görüş ayrılığına düşecek olursanız onu Kureyş diliyle yazınız. Çünkü o ancak onların diliyle inmiştir." Onlar da bunu yerine getirdi. Tekrar: 4984 ve 4987
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ensarı çağırdı ve: Aranızda sizden olmayan bir kimse var mı, diye sordu. Onlar: Hayır sadece bizim bir kızkardeşimizin oğlu var, dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Bir topluluğun kızkardeşlerinin oğlu onlardandır, diye buyurdu."