Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim hep birden Ceıir'den, o da A'meş'den bu isnâdla rivayet ettiler. Abdullah: «Sabah namazını vaktinden önce alaca karanlıkta kıldı.» demiş.
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide, İbni Cüreyc'den, o da Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbîr'den naklen rivayet etti. Câbîr (Radiyallahu anh): «Kurban bayramı günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âîşe nâmına bir sığır kesti.» demiş.
Bize Kuteybetu'bnü Saîd ile Osman b. Ebi Şeybe hep birden Cerîr'den rivayet ettiler. Kuteybe (Dediki): Bize Cerîr, Abdü'l-Melik yani İbni Umeyr'den, o da Kazea'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Kazea şöyle demiş: Ebû Saîd'den bir hadîs dinledim de hoşuma gitti. Kendisine : — Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sen mi işittin? diye sordum. Ebû Saîd : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitmediğim bir şeyi onun üzerinden mi söyliyeceğim? dedi. Kazea demiş ki: Ebû Saîd'î şöyle derken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Semerleri ancak üç mescide gitmek için bağlayın! Benim şu mescidime, Mescid-i Harâm'a ve Mescid-i Aksâ'ya! buyurdular. Ve yine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kadın yanında mahremi veya kocası olmaksızın hiç bîr zaman iki günlük yola çıkmasın!» buyururken işittim
Bize Osman b. Eli Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Â'meş'den, o da İbrahim'den, o da Aîkame'den naklen rivayet etti. Alkame şöyle demiş: Ben Abdullah b. Mes'ud ile Mina'da yürüyordum birden ona Osman b. Affan rastladı. Ve : — Beri gel ya Ebâ Abdirrahman! diyerek onu tenhaya çekti. Abdullah onun bir haceti olmadığını görünce bana : — Gel ya Alkame! dedi. Ben de gittim. Osman ona : — Seni bakire bir kızla evlendirsek ya ey Ebâ Abdirrahman! Olurki, nefsinden kaybettiğin bazı şeyleri sana döner, dedi. Bunun üzerine Abdullah : — Sen böyle dedinse... diyerek Ebu Muâviye hadîsi gibi anlattı.
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Â'meş'den, o da Umaratu'bnu Umeyr'den, o da Abdurrahman b. Yezîd'den naklen rivayet etti. Abdurrahman şöyle demiş : Ben, amcam Alkame ve Esved, Abdullah b. Mes'ud'un yanına girdik. Ben o gün (henüz) gençdim. İbni Mes'ud bir hadîs söyledi ki, zannederim onu benîm için rivayet etti. «ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular dedi.» Râvi Ebu Muâviye hadîsi gibi rivayette bulundu. Şunu da ziyâde etti: «Abdurrahman: Artık durmayıp evlendim, dedi.»
Bize Osman bin Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki); Bize Cerîr, İsmail b. Ebî Hâlid'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti. Ve: «Sonra bize şu âyeti okudu» dedi; «Abdullah okudu» demedi.
Bize Osman b. Ebî Şeybe île İshâk b. İbrâhîm, Cerîr'den rivayet ettiler. H. Bize îbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Ebî Bekr el-Mukaddemî dahî rivayet eyledi. (Dedik): Bize Abdurrahmân b. Mehdî, Süfyân'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Züheyr'indir. İshâk (Bize haber verdi) ifâdesini kullandı. Ötekiler: Bize Cerîr. Âmeş'den, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti; dediler. Abdullah şöyle demiş: Bir cuma gecesi mescidde idik. Ansızın Ensârdan bir adam çıkageldi ve: — Şayet bir adam karısının yanında birini bulur da lâf söylerse ona dayak vurur; öldürürse siz de kendisini (kısâsen) öldürür müsünüz? Yoksa susarsa pür gazab mı susar? Vallahi ben bunu mutlaka Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e soracağım! dedi. Ertesi gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek sordu; ve: — Şayet bir adam karısının yanında birini bulur da lâf söylerse ona dayak vurur; öldürürse siz de kendisini (kısasen) öldürür müsünüz; yoksa susarsa pür gazab mı susar? dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahım, beyân buyur!» dedi. (Böylece) dua etmeğe başladı. Nihayet liân âyeti (yâni) : Karılarına İftira atıp da kendilerinden başka sahidleri olmayanlar..." [Nur 6-7]âyetleri indi. Müteakiben halk arasında bu iş o adamın başına geldi de; hem kendisi hem karısı Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek lânetleştiler. (Evvelâ) erkek : Kendinin hakikaten doğru söyleyenlerden olduğuna Allah'a dört defa şehâdette bulundu. Sonra beşincide : Eğer yalancılardansa Allah'ın laneti kendi üzerine olması lanetini yaptı. Arkasından kadın liân yapmağa kalktı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Vaz geç!» buyurdu. Fakat kadın razı olmadı; ve liân yaptı. Onlar dönüp gittikten sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) . «Umulur ki bu kadın kara, cılız bir çocuk doğurur.» buyurdular. Müteakiben kadın kara, cıIız bir çocuk doğurdu.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Osman'ındır. İshâk (Bize haber verdi)) tâbirini kullandı. Osman: Bize Cerîr, Muğîre'den naklen rivayet etti; dedi. Muğîre şunu söylemiş: Şibâk, İbrahim'e sordu da İbrahim, Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen rivayette bulundu. (Demişki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ribâyı yiyene de, yedirene de lanet buyurdu. Râvi diyor ki: Ben, kâtibine de, şahidlerine de (lanet etmedi) mi? dedim. (Abdullah) : Biz ancak İşittiğimizi söyleriz; cevabını verdi.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile ishâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Osman'ındır, (ishâk: Bize haber verdi; tâbirini kullandı.) Osman: Bize Cerîr, Mugîre'den, o da Şa'bî'den, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayette bulundu, dedi. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte gazada bulundum. Altımda nerdeyse yürüyemez hâle gelmiş hasta bir sucu devem olduğu halde bana yetiştiler; ve bana: «Devene ne oldu?» diye sordular. Hastadır; dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilerleyerek hayvanı sürdü ve ona dua etti. Bundan sonra hayvan bütün develerin önünde gitmeye başladı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana : «Deveni nasıl görüyorsun?» diye sordu. Afiyette (görüyorum), ona senin bereketin isabet etti; dedim. «Onu bana satar mısın?» buyurdu. Ben utandım. Ondan başka su taşıyan devemiz yoktu. Ama : Evet, dedim; ve Medine'ye varıncaya kadar sırtı benim olmak şartiyle deveyi kendilerine sattım. Ona: Yâ Resûlâllah, ben damadım; diyerek kendilerinden izin istedim. Bana izin verdiler. Bunun Üzerine Medine'ye müteveccihen oradan ilerledim. Nihayet Medine'ye vardım. Beni dayım (Cedd b. Kays) karşıladı ve deveyi sordu. Onun hakkında ne yaptığımı kendisine haber verince beni ayıpladı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kendisinden izin istediğim vakit: «Ne aldın, bakire mi, dul mu?» diye sormuştu. Ben kendilerine dul aldım; cevâbını verdim. «Birbirinizle oynaşacağınız bir bakire ile evlense idin ya!» buyurdu. — Yâ Resûlâllahî Babam vefat etti (yahut şehîd oldu). Küçük küçük kız kardeşlerim var. Onların emsaliyle evlenip de (karımın) onları terbiye edemiyeceğinden, onlara bakamayacağından korktum da onlara baksın ve terbiye etsin diye dul ile evlendim, dedim. ; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye gelince deveyi kendilerine götürdüm. Bana parasını verdiler, deveyi de iade buyurdular
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da Salim b. Ebi'I-Ca'd'dan, o da Câbir'den naklen rivayette bulundu. Câbir şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Mekke'den Medine'ye yollandık. Derken benim devem hastalandı... Câbir hadîsi kıssasiyle rivayet etmiştir. Bu hadîste şu da vardır: Sonra bana: «Şu deveni bana sat!» buyurdular. Ben: — Hayır; o senindir; dedim. «Yok! Sen onu bana sat!» dediler. Ben (yine) ; — Hayır; o senindir yâ Resûlâllah! dedim. «Yok! Sen onu bana sat!» buyurdular. Ben : — Bir adamın bende bir okıyye altın alacağı var. Bu para mukabilinde deve senin olsun! dedim. «Onu aldım. Ama sen yükünü onunla Medine'ye götür!» buyurdular. Medine'ye geldiğimde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bilâl'e : «Ona bir okıyye altın ver; biraz da ziyade et!» buyurdu. Bilâl bana bir okıyye altın verdi; bir kırât da ziyade etti. Bunun üzerine ben: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ziyâdesi benden ayrılmasın dedim. Bu para bir kesemin içinde duruyordu. Nihayet Harra harbinde onu Şamlılar aldı
Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve ishâk b. İbrahîm rivayet ettiler. Bunların hepsi Cerîr'den rivayette bulundular. H. - Bize Alî b. Haşrem de rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ —ki İbni Yûnus'tur— haber verdi. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize bu hadîsi Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr ile îsâ b. Yûnus haber verdiler. H. Bize İbni Ebî Ömer dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Cerîr ile Isa b. Yûnus'un hadîsinde: «Çünkü o ölümü îcâd etti.» denilmiştir. Onlar: «ilk» sözünü zikretmemişlerdir.
Bize Osman b. Ebi Şeybe ile ishâk b. İbrahim ve Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr toptan Vekî'den, o da A'meş'den naklen rivayet ettiler. H. Bize Ebû Biekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman ile Vekî\ A'meş'den, o da Ebû Vâil'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet ettiler. Abdullah şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kıyamet gününde insanlar arasında ilk görülecek dâva kanlar hakkında olacaktır.» buyurdular.
Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman ile Humeyd b. Abdirrahmân haber verdiler. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahîm b. Süleyman rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Hişâm'dan bu isnâdla ibni Numeyr'in, Humeyd b. Abdirrahmân Er-Ruasî'den naklettiği hadis gibi rivayette bulunmuşlardır. Abdurrahîm ile Ebû Usâme'nin hadîslerinde: O gün o kıymet sahibi idi.» cümlesi de vardır.
Bize bu hadîsi Osman b. Ebi Şeybe ile ishâk da hep birden Cebîr'den rivayet ettiler. H. Bana Ebû Saîd El-Eşecc de rivayet etti. (Dediki): Bize Yeki' rivayet etti. Bu râvilerin ikisi birden A'meş'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. ikisinin hadîsinde de : «Bizi kepaze edecek bir şeye kadar» fâdesi vardır.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'I-Ahvas ile Vekî' rivayet ettiler. H. Bana Ebû Saîd El-Eşecc de rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb ile İbni Numeyr dahî rivayet ettiler. (Dedilerki). Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim ile Aliy b. Haşrem de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da Zeyd b. Vehb'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mesele şu ki: benden sonra kayırma ve kabul edemeyeceğiniz işler olacaktır.» buyurdu. Ashâb : «— Yâ Resulâllah! Bizden buna yetişene ne emredersin? Dediler : «Borcunuz olan hakkı edâ edersiniz; lehinize olanı da Allah'dan istersiniz.» buyurdular
Bana Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b, Ebî Ya'fûr, babasından, o da Arfece'den naklen rivayet etti. Söyle demiş: Ben ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «İşiniz bîr adam üzerinde toplu iken kim sizin sopanızı yarmak veya cemaatınızı dağıtmak İsterse onu hemen öldürün!» buyururken işittim.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile İshâk b. İbrahim de rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı. Osman ise: Bize Cerîr, A'meş'den rivayet etti; dedi.) (Demişki): Bana Sâlirn b. Ebi'l-Ca'd rivayet etti. (Dediki): Câbir'e : — O gün kaç kişi idiniz? Diye sordum. — Bin dört yüz! Cevâbını verdi.
Bize Osman b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Cabir'den naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: Bir gazada Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte idik : «Gerçekten Medine'de öyle adamlar var ki siz bir yolda yürür veya bîr vadiyi geçerseniz sizinie beraber olurlar. Kendilerini hastalık hapsetmiştir.» buyurdular.
Bize Osman b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abde (yani ibnü Süleyman) Hişâm b. Urve'den, o da Vehb b. Keysân'dan, o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti (Şöyle demiş): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi üç yüz kişi olduğumuz halde gönderdi. Yiyeceklerimizi boyunlarımızda taşıyorduk.
Bize Kuteybe b. Saıd ile Hennad b. Seriy de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû'l-Ahvâs rivayet etti. H. Bize Osman b. Ebi Şeybe ile İshak b, İbrahim de toptan Cerir'den rivayet ettiler. Her iki râvi, Mansûr'dan, o da Şa'bi'den, o da Berâ' b. Azib'den naklen rivayet ekmişlerdir. Berâ' şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban günü namazdan sonra bize hutbe okudu... Sonra râvi yukarkileriın hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Osman b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir Â'meş'den, o da Ebû Süfyân ile Ebû Salih'den, onlar da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir (şöyle demiş): Ebû Humeyd denilen bir adam Naki'den bir tas süt getirdi de Resûlullah (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem) kendisine : «Onu velev üzerine aykırı bir çırpı koymak suretiyle olsun örtseydin ya!» buyurdular.
Bize Osman b, Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Eibû Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Şüphesiz şeytan her hal-u sânında sizden birinize gelir. Hattâ yemeği esnasında da gelebilir. İmdi birinizden lokma düşerse hemen ondaki bulaşığı gidersin, sonra onu yesin! Onu şeytana bırakmasın. Yemekten ayrıldığı zaman parmaklarını yalasın. Çünkü bereketin yiyeceğinin hangisinde olduğunu bilmez.»
Bize Kuteybe b. Saîd ile Osman b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Ve lâfızda birbirlerine yaklaştılar. (Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'-den, o da Ebû Vâil'den, o da Ebû Mes'ud-u Ensârî'den nakİen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Ensardan bir adam vardı. Kendisine Ebû Şuayb denilirdi. Bu zâtın kasab bir kölesi vardı. Ebû Şuayb Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i görerek yüzünden aç olduğunu anladı ve kölesine : — Vah sana! Bize beş kişilik yemek yap, çünkü ben beş kişinin beşincisi olarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i da'vet etmek istiyorum, dedi. O da yaptı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi ve onu beş kişinin beşincisi olarak davet etti. Bunların arkasına bir adam takıldı. Kapıya vardığında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu zât bizim arkamızdan geldi. İstersen ona izin verirsin, dilersen geri döner.» buyurdular. Ebû Şuayb: — Hayır! Bilâkis ona izin veriyorum yâ Resûlallah! dedi.
Bize Kuteybe b. Saîd ile Osman b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Cerir, A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Bir kişinin yemeği iki kişiye yeler; iki kişinin yemeği dört kişiye yeter; dördün yemeği de sekiz kişiye yeter.» buyurmuşlar.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir rivayet etti. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. Her İki râvi Şeybânî'den, o da Eş'as b. Ebi'ş-Şa'sa'dan bu isnadla Züheyr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuş ve şeksiz olarak «Yemini bâr çıkarmayı» demiştir. O bu hadîste : «Gümüşten içmeyi de yasak etti. Çünkü dünyada ondan içen âhirette içmez...» cümlesini de ziyâde etti.
Bize Osman b. Ebî Şeybe ile Abbâd b. Musa da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Talha b. Yahya (bu zat evvelâ ensâri, sonra zürekîdir), Yûnus'dan, o da İbni Şihab'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} sağ eline gümüş bir yüzük takmış. Yüzükte Habeşistan'dan bir taş varmış. Yüzüğün taşını avuç tarafına çevirirmiş.
Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr A'meş'den rivayet etti. H, Bana Ebû Saîd EI-Eşecc de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'dan, o da AbduIIah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki kıyamet gününde insanların en şiddetli azab görecek olanları ressamlardır.» buyurdular. Eşecc «İnne» edatını zikretmemiştir.
Bize İshâk b. İbrahim ile Osman b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lâfız İshâk'ındır. (Dedilerki): Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Allah döğme yapan ve yaptıran kadınlara yüz yolan ve yolduranlara, güzellik için diş törpülettirenlere, Allah'ın yarattığı şekli değiştirenlere Iânet etmiştir. Bu söz Benî Esed kabilesinden Ümmü Ya'-kub denilen bir kadının kulağına varmış. Ümmü Ya'kub Kur'an okuyordu. Hemen Abdullah'a gelerek: — Ne o senden kulağıma gelen söz! Sen döğme yapanlara ve yaptıranlara, yüzden kıl yolduranlara, güzellik için diş törpüîetenlere Allah'ın yarattığı şeklî değiştirenlere lanet okumuşsun! dedi. Abdullah da : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Iânet ettiklerine ben neden lanet etmiyecekmişim. Hem bu Allah'ın kitabında vardır, cevâbını verdi. Kadın : — Yemin olsun ben Mushafın iki kabuğu arasındakileri okudum. Ama bunu bulamadım, dedi. Abdullah : — Gerçekten onu okudunsa mutlaka bulmuşsundur. Allah (Azze ve Celle); «Size Resul ne getirdiyse onu alın! Sizi neden nehyetti ise hemen vazgeçin!» [Haşr 7] buyurmuştur, dedi. Bunun üzerine kadın: — Gerçekten ben şimdi senin hanımının üzerinde bundan bir şey görüyorum, dedi. Abdullah: — Git de bak! dedi. Arkacığından kadın Abdullah'ın hanımının yanına girdi. Fakat bir şey göremedi. Ve Abdullah'ın yanına gelerek: — Bir şey görmedim, dedi. Abdullah: — Bana bak, bu olsaydı biz onunla bir arada olamazdık. Mukabelesinde bulundu.