Tam adı Esmâ bint Ebî Bekir es-Sıddîk'tir. Yaklaşık m. 595'te Mekke'de doğdu. İlk halife Hz. Ebû Bekir'in kızı, Hz. Âişe'nin baba bir ablası, Zübeyr b. Avvâm'ın hanımı, Abdullah b. Zübeyr ile Medine'nin yedi fakihinden Urve b. Zübeyr'in annesidir. Babası, dedesi, oğlu ve kocası sahâbî olan az sayıdaki kişiden biri olması yönüyle kaynaklarda ayrıca anılır.
"Zâtünnitâkeyn" (iki kuşaklı) lakabı hicret hazırlığı sırasında yaşanan bir olaydan gelir: Hz. Peygamber ile babasının yol azığını ve su kırbasını bağlayacak ip bulunmayınca Esmâ belindeki kuşağını ikiye ayırmış, bunlarla azık torbasını ve kırbayı bağlamıştır. Resûlullah bu davranışını takdirle karşılamıştır. Hz. Peygamber'e yakın, kültürlü bir ortamda yetiştiği için İslâm'ı anlama ve yorumlamada öne çıkanlardandı. Cömertliğiyle tanınırdı; oğlu Abdullah, annesi Esmâ ile teyzesi Âişe'den daha cömert kimse görmediğini, aradaki farkın Âişe'nin biriktirip topluca dağıtması, Esmâ'nın ise eline geçeni ertesi güne bırakmadan vermesi olduğunu söylemiştir.
Hadis rivayetinde de önemli bir yeri vardır; Ahmed b. Hanbel'in Müsned'ine göre seksen üç kadar hadis nakletmiş, bunlardan on üçü üzerinde Buhârî ile Müslim ittifak etmiştir. Buhârî eserinde onunla ilgili rivayetlere elli üç yerde yer verir. Oğlu Abdullah'ın öldürülmesinin ardından, Haccâc'ın kendisine gelmesi üzerine gösterdiği metanetle hatırlanır. H. 73 / m. 692'de, oğlunun öldürülmesinden birkaç gün sonra ileri bir yaşta Mekke'de vefat etti; en son vefat eden kadın sahâbî olarak kabul edilir.
Ailesi
Babası
Abu Bakr As-Siddique
Annesi
Qutaylah bint 'Abdul-'Uzza
Eşi
Zubayr ibn al-Awwam
Kardeşleri
'Abdullah bin Abi Bakr
Çocukları
'Abdullah ibn al-Zubayr, al-Mundhir bin al-Zubayr, 'Urwa ibn al-Zubayr, ''Asim ibn al-Zubayr, al-Muhajir ibn al-Zubayr, Khadija al-Kubra bint al-Zubayr, Ummul Hasan bint al-Zubayr, 'Aisha bint al-Zubayr
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Esma' şöyle demiştir: (Güneş tutulduğu bir sırada) namaz kılarken Aişe'nin yanına gittim. "İnsanlara ne oluyor (neden korkuyorlar?)" diye sordum. Başıyla gökyüzünü gösterdi. Bir de baktım ki insanlar namaza durmuşlar. Âişe "Sübhanallah" dedi. Ben "Bu bir ayet (işaret) midir?"diye sordum, başıyla "evet" diye işaret etti. Bunun üzerine ben de namaza durdum. Üzerime baygınlık çökünce (yanımdaki kırbadan) başıma su dökmeye başladım. Namazdan sonra Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Allah'a hamd-ü sena edip şöyle buyurdu: "Daha önce bana gösterilmemiş her şey, hatta cennet ve cehennem bile bana burada gösterildi. Bana 'kabirlerinizde Mesih Deccal'in fitnesine benzer (veya yakın) bir şekilde imtihan edileceksiniz' dîye vahyedildi. Kabre giren kişiye sorulacak: Bu adam (Hz. Muhammed) hakkında ne biliyorsun? Mu'min (veya kesin inançlı bir) kişi: "O, Muhammed'dir, Allah'ın resulüdür. Bizlere apaçık deliller ve hidayeti getirdi. Biz de onun davetine icabet ettik ve ona tabi olduk. O Muhammeddir (üç kere)' diyecek. O kişiye: "Rahat bir şekilde uyu. Senin ona kesin olarak inandığını anladık'' denilecek. Münafık (veya kalbinde şüphe bulunan) kişi ise: "Bilmiyorum. İnsanların bir şeyler söylediğini duydum, ben de aynısını söyledim" diyecek. Tekrar: 184, 922, 1053, 1054, 1061, 1235, 1373, 2519, 2520, 7287
Hz. Ebu Bekir r.a.'in kızı Esma' r.anha şöyle demiştir: "Güneş tutulduğunda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in eşi Aişe'nin yanına geldim. Bir de baktım ki insanlar ayakta namaz kılıyorlar. Baktım ki Aişe de kalkmış namaz kılıyor." Ona: "İnsanlara ne oluyor?" diye sordum. Eliyle gökyüzünü gösterdi. Aişe 'Sübhanallah" dedi. Ben "Bu bir ayet (işaret) midir?"diye sordum, başıyla "Evet" diye işaret etti. Bunun üzerine ben de namaza durdum. Üzerime baygınlık çökünce (yanımdaki kırbadan) başıma su dökmeye başladım. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı bitirince Allah'a hamd-ü sena edip şöyle buyurdu: Daha önce bana gösterilmemiş her şey, hatta cennet ve cehennem bile bana burada gösterildi. Bana kabirlerinizde Mesih Deccal'in fitnesine benzer (veya yakın) bir şekilde imtihan edileceğiniz vahyedildi." Hadisi rivayet eden ravi, Hz. Esma'nın "benzer" kelimesini mi ."yakın" kelimesini mi kullandığında şüphe ederek ikisini de zikretmiş ve "Esma hangisini zikretti tam olarak hatırlamıyorum" demiştir. Kabre giren kişiye sorulacak: - Bu adam (Hz. Muhammed) hakkında ne biliyorsun? Mu'min (veya kesin inançlı bir) kişi: "O, Muhammeddir, Allah'ın resulüdür. Bizlere apaçık deliller ve hidayeti getirdi. Biz de onun davetine icabet ettik ve ona tabi olduk. O Muhammeddir (üç kere)" diyecek. O kişiye: "Rahat bir şekilde uyu. Senin ona kesin olarak inandığını anladık" denilecek. Münafık (veya kalbinde şüphe bulunan) kişi ise: "Bilmiyorum. İnsanların bir şeyler söylediğini duydum, ben de aynısını söyledim" diyecek.
Esma' r.anha şöyle demiştir: Bir kadın Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: "Bizden birisinin elbisesi üzerine âdet kanı bulaşırsa ne yapsın?" diye sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Elbisesinin kan bulaşan yerini eliyle ovalasın, su dökerek tırnaklarıyla kazısın ve sonra su ile yıkayıp o elbiseyle namazını kılsın. Tekrar: 307. Diğer tahric: Tirmizi Tahare: Müslim, Hayz: 13)
Ebu Bekr r.a.'in kızı Esma'dan şöyle nakledilmiştir: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: 'Ey Allah'ın elçisi, bizden birinin elbisesine hayız kanı bulaşırsa ne yapması gerekir? Bu konuda ne buyurursunuz? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de şöyle cevap verdi; 'Eğer sizin elbiselerinize hayız kanı bulaşırsa, onu çitileyip üzerine su döküp yıkayın. Daha sonra o elbiseyle namaz kılın."
Esma binti Ebu Bekir (r.anha) şunları nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir güneş tutulması namazı kıldırmıştı. Kıyama durdu ve kıyamı epey uzattı. Sonra rüku etti ve rükuda oldukça uzun kaldı. Sonra doğruldu ve bu şekilde yine uzunca bir süre bekledi. Sonra yeniden rüku etti ve bu rükuda da epey bekleyip doğruldu. Sonra secdeye gitti ve secdede uzun bir süre bekleyip doğruldu. Sonra yeniden secde etti ve secdeyi oldukça uzun tuttu. Sonra kalktı ve kıyamda uzun bir süre bekledi. Sonra rüku etti ve rükuda oldukça uzun kaldı. Sonra doğruldu ve bu şekilde yine uzunca bir süre bekledi. "Sonra yeniden rüku etti ve bu rükuda da epey bekleyip doğruldu. Sonra secdeye gitti ve secdede uzun bir süre bekleyip doğruldu. Sonra yeniden secde etti ve secdeyi oldukça uzun tuttu. Sonra namazdan çıktı ve şöyle buyurdu: "Cennet bana öylesine yaklaştırıldı ki ona doğru gidebiiseydim oradaki meyve dallarından devşirip sîze getirebilirdim. Ardından cehennem bana yaklaştırıldı ve ben: 'Ey Allahım ben onlarla beraberken mi cehennemi yaklaştırıyorsun?' dedim. O sırada bir kadın gördüm. Bu kadını bir kedi tırmalayıp duruyordu. 'Bu kadının hali ne böyle?' diye sorduğumda bana: 'Gördüğün o kadın bu zavallı kediciği hapsetmişti; ne karnını doyuruyor ne de kendi yakaladıklarıyla beslenebilmesi için salıveriyordu. Sonunda bu kedi açlıktan öldü' dediler. Tekrar: 2364
Esma binti Ebu Bekir şöyle demiştir: "Bir gün Aişe'nin yanına gitmiştim. O sırada ashâb-ı kiram namaz kılıyordu. Ben, niçin bu vakitte namaz kıldıklarını Aişe'ye sorunca başıyla göğe işaret etti. Ben, Olağanüstü bir olay mı var, diye tekrar sorunca evet anlamında başını salladı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem o kadar uzun bir süre bekledi ki neredeyse bayılacaktım. Yanıbaşımda bir kırba dolusu su vardı. Kırbayı açıp serinlemek maksadıyla başıma biraz su döktüm. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'ı bitirdiğinde güneş iyice açılmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daha sonra cemaat'e dönüp Allah Teâlâ'ya layık olduğu vechile hamd etti ve ardından: "Emma ba'du (Şimdi asıl konuya gelelim)" dedi. Ben bu sırada gürültü çıkaran ensardan bir kadın'ı susturmakla meşgul olduğum için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in neler söylediğini kaçırmıştım. Bu yüzden Aişe'ye gidip Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne söyledi diye sordum. Bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in. şöyle buyurduğunu söyledi: 'Daha önce bana hiç gösterilmeyen ne varsa hepsini işte şu bulunduğum yerde gördüm. Hatta cennet ve cehennemi bile. Bana, sizlerin kabirlerde Mesih-Deccal’in fitnesi (imtihan vesilesi) gibi - veya bu fitneye yakın bir fitneyle karşılaşacağınız vahyedildi. Siz kabirdeyken yanınıza gelecekler ve beni kasdederek: "Şu zât hakkında bildiğiniz şeyler nelerdir?" diye soracaklar. Mu'minler - hadisin ravilerinden Hişâm bunu veya yakın (kesin inanç) sahipleri ifadesiyle de nakletmiştir hemen: "O Allah'ın Resulüdür, O Muhammed'dir. O bize apaçık delilleri (beyyinât) ve hidayeti getirdi. Biz de ona iman ettik, kendisine karşı çıkmadan icabet ettik. Biz ona uyduk ve kendisini tasdik ettik" diyecekler. üzere huzur içinde uyuyun bakalım! Biz sizin ona iman ettiğinizi zaten biliyorduk " denecek. Buna karşılık münafıklar hadisin ravilerinden Hişâm bunu veya şüphe eden kimseler ifadesiyle de nakletmiştir kendilerine yöneltilen bu soruya şöyle cevap vereceklerdir: "Ne bilelim bizi Bir takım insanlar bir şeyler söylüyorlardı ve biz de aynısını söyledik İşte." Bu hadisin ravilerinden Hişâm İbn Urve şunları söylemiştir: "Hadisi kendisinden naklettiğim Fâtıma Bİntü'l-Münzir bana bu rivayeti çok sağlam bir şekilde ezberlediğini ve bu hadiste münafıklara çok can yakıcı sert ifadelerle cevap ve-rildiğini de söylemişti."
Esma binti Ebu Bekir (r.anha) şöyle demiştir: "Güneş'in tutulduğu gün ResuIullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe'nin yanına gitmiştim. O sırada ashab-ı kiram namaz kılıyordu. Aişe'nin de onlarla birlikte namaz kıldığını görünce şaşırmıştım. Ben, cemaatin niçin bu vakitte namaz kıldığını Aişe'ye sorunca eliyle göğe işaret etti ve sübhanallah (Allah'ı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim) dedi. Ben, olağanüstü bir olay mı var, diye tekrar sorunca evet anlamında başını salladı. Ben de kalkıp namaza durdum. (Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o kadar uzun bir süre bekledi ki) neredeyse bayılacaktım. Yanıbaşımda bir kırba doiusu su vardı. Kırbayı açıp serinlemek maksadıyla başıma biraz su döktüm. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı bitirdiğinde cemaate dönüp Allah Teala'ya hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle buyurdu: "Daha önce bana hiç gösterilmeyen ne varsa hepsini işte şu bulunduğum yerde gördüm. Hatta cennet ve cehennemi bile... Bana, sizlerin kabirlerde Mesih-Deccal'in fitnesi gibi - veya bu fitneye yakın bir imtihanla karşılaşacağınız vahyedildi. Siz kabirdeyken yanınıza gelecekler ve beni kasdederek: "Şu zat hakkında bildiğiniz şeyler nelerdir?" diye soracaklar. Mu'minler - hadisin ravilerinden Hişam bunu yakin (kesin inanç) sahipleri mukin ifadesiyle de nakletmiştir- hemen: "O, Muhammed'dir, Allah'ın Resulüdür. O bize apaçık delilleri (beyyinat) ve hidayeti getirdi. Biz ona karşı çıkmadan icabet ettik ve kendisine iman edip karşılığını hakkıyla almak üzere huzur icinde uyuyun bakalım! Biz sizin ona iman ettiğinizi zaten biliyorduk " denecek, buna karşılık münafıklar -hadisin ravilerinden Hişam bunu şüphe eden imseler ifadesiyle de nakletmiştir- kendilerine yöneltilen bu soruya şöyle cevap vereceklerdir: "Ne bilelim biz! Bir takım insanlar bir şeyler söylüyorlardı ve biz de aynısını söyledik işte!"
Esma (binti Ebu Bekir (r.a.)'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, güneş tutulduğu zaman köle azat edilmesini emretti."
Esma binti Ebu Bekir (r.anha)'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirdiğinde güneş iyice açılmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daha sonra cemaate dönüp hitap etmeye başladı. Hutbe öncesinde Allah Teala'ya layık olduğu veçhile hamd etti ve ardından, Emma ba'du (şimdi asıl konuya gelelim), dedi."
Esma' r.anha şöyle demiştir: Aişe r.anha'nın yanına girdiğimde ayakta namaz kılıyordu. İnsanlar da ayakta idi. Aişe'ye: "İnsanlara ne oluyor" dedim. Aİşe başı ile gökyüzüne işaret etti. Ben: "Bu bir alamet mi?" dedim. O da başı ile "Evet" anlamında işaret etti.
Urve İbn Zübeyir, annesi ve aynı zamanda Ebu Bekir r.a.'in kızı Esma'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbe okumak üzere kalktı ve kişinin kabrinde mübtela olacağı kabir azabından bahsetti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu zikredince Müslümanlar bundan dolayı endişe duydular.
Esma r.anha'dan nakledildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kesenin ağzını bağlama, (aksi halde) sana karşı da bağlanır." Osman İbn Ebi Şeybe'nin, Abde'den naklettiğine göre ise, "Sayma, (aksi. halde) Allah da sana karşı (verdiği ni'metleri) sayar" buyurmuştur.
Abdullah İbn Zübeyr'in Esma'dan naklettiğine göre, Esma bir gün Resul-i ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelmişti. bu sırada ona, "(Çömleğe) koyup saklama. (Aksi halde) sana (verilecek olan nimetler de) saklanır. Gücün yettiği kadar az da olsa ver" buyurmuştur.
(Abdullah İbn Keysan şöyle rivayet etmiştir:) Esma, namazların cem' edildiği gece Müzdelife'de durup namaz kıldı. Sonra bir süre (nafile) namaz kıldıktan sonra, "Yavrum, ay battı mı?" diye sordu ve ben de, "Hayır" dedim. Bunun üzerine bir süre daha namaz kıldı ve "Ay battı mı" diye sordu. Ben de, "Evet" diye cevap verdim. Biz, "O halde artık hareket edin" dedi. Biz de yola koyulduk. Akabe cemresine taş attı. Sonra dönüp (Müzdelife'deki) evinde sabah namazını kıldı. Ben, "Biz meşru olan vakitten biraz önce davranmadık mı?" diye sordum. Bana, 'Yavrum, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), deve hevdecinde (mahfilde) bulunan kadınlara izin vermiştir" dedi.
Hz. Ebu Bekir'in kızı Esma anlatıyor: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında havanın kapalı olduğu bir gün orucumuzu açmıştık. Fakat daha sonra güneşin batmadığını anladık." Bu olayı nakleden ravilerden Hişam (İbn Urve ibnü'z-Zübeyr İbnü'l-Awam)'a: 'Peki oruçlarını kaza etmeleri emredildi mi?' diye sorulunca: 'Kaza etmeleri zorunlu mu ki!' diye karşılık vermiştir. Ma'mer şöyle demiştir: "Hişam'ın, oruçlarını kaza edip etmediklerini bilmiyorum, dediğini işittim."
Esma binti Ebu Bekir r.anha şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem güneş tutulması namazını (küsuf) kıldıktan sonra, "Bana cehennem yaklaştlrlldı. Hatta 'Ey Rabbim! Ben de cehennemliklerle birlikte mi olacağım?' diye sordum. Bir de gördüm ki orada bir kadın var. (Zannederim, Resulullah "kedi onun yüzünü tırmalıyordu" demişti.) Bu kadın neden bu haldedir dedim. Bana, 'Kadın o kediyi hapsetmiş ve kedi bu yüzden açlıktan dolayı ölmüştü' dediler."
Esma r.anha'dan rivayet edilmiştir: "Ey Allah'ın Resulü! Benim, Zübeyr'in bana verdiklerinden başka malım yoktur. Ben bunlardan sadaka verebilir miyim?" diye sordum. Hz. Nebi "Tabii ki sadaka verebilirsin. Sakın çömlekte para saklama, sonra Allah da senden saklar" buyurmuştur .
Esma r.anha'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İnfak et ve hesabını tutma ki Allah da sana verdiği nimetlerini tutar, çömlekte para saklama, sonra Allah da senden saklar" buyurmuştur.
Esma binti Ebi Bekir'den rivayet edilmiştir: Allah Resulü döneminde, annem müşrik olarak (henüz Müslüman değilken) yanıma geldi. Ben de Hz. Nebi'e: "Annem geldi, benim kendisine iyi davranmamı umuyor (kendisine sırt dönüp onu ortada bırakmamdan korkuyor). Ona iyilik edeyim mi?" diye danıştım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet, annene iyilik et" buyurdu. Tekrar: 3183, 5978, 5979
Esma binti Ebi Bekir r.anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye hicret niyetiyle hazırlıklara başlayınca Ebu Bekir'in evinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem için azık hazırladım. Fakat hazırladığım azık çıkını ile su matarasının ağzını bağlayacak bir şey bulamadım. Bunun üzerine Ebu Bekir'e: "Allah'a yemin ederim ki, bunların ağzını bağlayacak bir şey bulamıyorum. Sadece kuşağım var" dedim. Bana: "Kuşağını iki parçaya böl, birisiyle azık çıkınını diğeriyle de mataranın ağzını bağla!'" dedi. Ben de onun söylediği gibi yaptım. İşte bu yüzden bana (İki kuşak sahibi anlamına gelen) Zatu'n-nitakeyn adını verdiler." Tekrar: 3907, 5388.
Esma binti Ebi Bekir r.anha'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Zübeyr'e ikta olarak verdiği arazide başımın üstünde hurma taşıyordum. Bu arazi ile evimin arası iki üç fersah idi." Hişam babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Nadır oğulları Yahudilerinden alınan mallardan ikta olarak Zübeyr'e bir arazi vermişti. "
Esma' binti Ebi Bekir'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Kureyş müşriklerinin Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile anlaşma yaptığı barış döneminde müşrik olan annem beni görmeye gelmişti. Ben de Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek: "Ey Allah'ın Resulü, annem beni görme arzusuyla buralara kadar gelmiş. Onu ziyaret edebilir miyim?" diye sordum. O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: "Evet, onu ziyaret et!" buyurdu."
Ebu Bekir r.a.'ın kızı Esma r.anha, dedi ki: "Ben Zeyd b. Amr b. Nufeyl'i ayakta sırtını Ka'be'ye vermiş olarak şöyle derken gördüm: Ey Kureyş topluluğu! Allah'a yemin ederim, aranızda benim dışımda kimse İbrahim'in dini üzere değildir. O mev'udeyi (diri diri gömülmek istenen kızı) ölümden kurtarıyor, kızını öldürmek istediği takdirde adama onu öldürme, onun geçimini senin yerine ben karşılayacağım, diyordu. Sonra o kızı ondan alırdı. Büyüyünce babasına, arzu edersen onu sana geri verebilirim, dilersen onun ihtiyaçlarını senin yerine karşılamaya devam edebilirim, derdi."
Hişam'ın, o babası ile Fatıma'dan, rivayetle Esma r.anha'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben Medine'ye gitmek istedikleri vakit Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekir'e azık hazırladım. Babama: Bunu (dağarcığı) bağlamak için kemerimden başka bir şey bulamıyorum. Ebu Bekir: O halde onu ortadan böl, dedi. Ben de onun dediği gibi ortadan ikiye ayırdım. Bundan dolayı bana zatu'n-nitakayn (iki kemer sahibi) adı verilmiştir." İbn Abbas da: "Zatu'n-nitak (kemer sahibi) Esma" demiştir.
Esma r.anha'dan rivayete göre; "Abdullah b. Zübeyr'e hamile kaldı. Dedi ki: Mekke'den) çıkarak Medine'ye geldim. Kuba'da konakladım ve onu Kuba'da doğurdum. Sonra onu yanıma alarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kucağına bıraktım. Arkasından bir hurma istedi. Onu çiğnedikten sonra ağzına hafifçe tükürdü. Böylelikle onun karnına ilk giren şey, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tükürüğü oldu. Daha sonra bir hurmayı onun ağzına çaldı (tahnık etti). Sonra da ona dua etti, mübarek kılınmasını diledi. (Medine'ye hicretten sonra) Müslümanların doğan ilk çocuğu o oldu." Esma radıyallahu anha'dan rivayete göre: "O hamile olduğu halde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hicret etti. " Tekrar: 5469
Esma' r.anha'dan rivayete göre "Bir kadın dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü, benim bir kumam var. Eğer kocamın bana vermediği şeyleri vermiş gibi göstererek ona karşı tokluk gösterişinde bulunacak olursam, benim için bir vebal sözkonusu olur mu? Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kendisine verilmemiş olan şeylerle tokluk gösterişinde bulunan kimse, yalandan iki elbise giyinmiş gibi olur."
Urve İbn Zubeyr'den, onun annesi Esma'dan rivayetine göre annesi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ı şöyle buyururken dinlemiştir: "Allah'tan daha gayret sahibi kimse yoktur."
Ebu Bekr'in kızı Esma R.A.a'dan, dedi ki: "ez-Zubeyr benimle evlendiğinde yeryüzünde mal namına, köle namına hiçbir şeyi yoktu. Su çeken bir devesi ile atı dışında hiçbir şeye sahip değildi. Bundan dolayı atının yemini ben koyar, suyu ben çekerdim. Su kovasını ben onarıp dikerdim, hamuru ben yoğururdum. Ancak güzel ekmek pişiremezdim. Ensardan bazı hanım komşularım benim ekmeğimi pişirirdi. Bunlar oldukça sadakatli kadınlardı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ez-Zubeyr'e ikta' olarak verdiği araziden hurma çekirdeğini başımın üzerinde taşırdım. Bu arazi evimden üçte iki fersahlık mesafede idi. Bir gün hurma çekirdekleri başımın üzerinde olduğu halde geliyordum. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştım. Beraberinde ensardan da birkaç kişi vardı. Beni çağırdı. Sonra da beni arkasına, terkisine bindirmek için (devesini çöktürmek amacıyla) "ıh ıh" dedi. Ancak ben erkeklerle beraber yürümekten utandım. Ayrıca ez-Zubeyr'i ve onun kıskançlığını da hatırladım. -ez-Zubeyr insanların en kıskancı idi- Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim utandığımı anladığından yoluna devam etti. Zübeyr'e gelerek: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni gördü. Hurma çekirdeklerini başımın üzerine koymuş taşıyordum. Beraberinde de ashabından birkaç kişi vardı. Arkasına bineyim diye devesini çöktürdü, ben de ondan utandım ve senin kıskançlığını da hatırladım, dedim. Zübeyr bana şu cevabı verdi: Allah'a yemin ederim, senin hurma çekirdeklerini taşıman, onunla beraber binmenden bana daha ağır gelir. Esma dedi ki: (Bu halim) sonunda Ebu Bekr bana atın bakımını üstlenen bir hizmetçi gönderinceye kadar sürdü. Onu göndermekle sanki beni kölelikten kurtarmış oldu."