Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Muğîre İbn Şu'be r.a.'den rivayet edildiğine göre o bir yolculukta Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteydi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını görmek için gitti. Muğîre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eline su döküyor, o da abdest alıyordu. Nebi s.a.v. yüzünü ve kollarını yıkadı, mestleri üzerine ise mesh etti. Tekrar: 203, 206, 363, 388, 2918, 4421, 5798, 5799
Urve İbnü'l-Muğire babası el-Muğire İbn Şu'be'den o da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şunu rivayet etmiştir: "Resûiullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını gidermek için çıktı, Muğîre de su dolu bir kırba ile onu takip etti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyacını görünce Muğîre bu su'dan eline döktü, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) abdest aldı, mestleri üzerine mesh etti."
Cabir İbn Abdullah (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Öğle namazını öğlenin en sıcak olduğu zamanda, İkindi namazını güneş beyaz ışık saçarken, akşam namazını güneş batınca kıldırırdi. Yatsı namazında ise esnek davranırdı. Cemaatin toplandığını görünce hemen kıldırır, cemaatin ağırdan aldığını görünce o da, geciktirirdi. Sabah namazını ise, karanlıkta kıldırırdı. Tekrar: 565
Muhammed İbn Amr'dan şöyle nakledilmiştir: "Câbir İbn Abdillah'a Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hangi vakitlerde namaz kıldığını sorduk. O da şöyle cevap verdi: Öğle namazını öğlen sıcağının kızgın olduğu vakitte, ikindi namazını güneş ışık saçmaya devam ettiği bir vakitte, akşam namazını farz olunca (güneş battığında farz olur), yatsı namazını ise cemaat çoğalırsa erken, az olursa geç bir vakitte, sabah namazını ise gece karanlığının sonunda kılardı."
Ebu İshak'tan şöyle nakledilmiştir: "Esved ile Mesruk Aişe r.anha'nın: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem her ne vakit ikindi namazından sonra bana gelse iki rekat namaz kılardı" dediğine şahit olmuşlardı.
Abdullah bin Malik bin Buhayne şöyle bir rivayet nakletmiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem farz namaz için kamet getirilirken bir adamın iki rek'at namaz kıldığını gördü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'dan çıkınca orada bulunanlar etrafını sardı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem o adam'a (ikaz sadedinde) şöyle buyurdu: Sabah namazını da mı dört rekat kılıyorsun, sabah namazını da mı dört rekat kılıyorsun?!"
Abdullah İbn Yezîd şöyle demiştir: Bana Bera' bin Âzib - o kesinlikle yalancı biri değildir - Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kıldıkları namazı şu şekilde nakletti: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kıldırırken (Semi'allahu limen hamideh) deyip secdeye varana kadar bizden hiç kimse belini bükmezdi. Biz secdeyi O'ndan sonra yapardık. Tekrar: 747, 811.
Ebu Hureyre (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Bir gün Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle namazını iki rekat kılmıştı. Kendisine namazı iki rekat kıldığı söylenince kalkıp iki rekat daha namaz kıldı. Sonra selam verdi ve ardından İki defa secde etti." KİTABU’L-CEMAAT VE’L-İMAME EK SAYFA – 408-3
Ebu Hureyre r.a. dediki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (Efendimiz) cum`a günü sabah namaz(ının ilk rek`at) ında (Secde) (ikinci rek`atinde de) (insan suresini) okurlardı. Diğer tahric: Tirmizi kitabu’l-Cum’a
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize Öğleyi -veya ikindiyi- kıldırdı. (İkinci rekatta) selam verdi. Zü'l-yedeyn O'na Sallallahu Aleyhi ve Sellem : "Ey Allah'ın Resulü namaz kısaldı mı?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabına: "Söylediği doğru mu?" diye sordu. Ashab: "Evet" deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki rekat daha kıldırdı, sonra iki sehiv secdesi yaptı. Sa'd şöyle demiştir: Urve İbn Zübeyr'in akşam namazını İki rekat kıldığını gördüm. Selam verdi ve konuştu. Sonra (yanıldığını anlayınca) eksik kalan rekatı kılarak iki sehiv secdesi yaptı ve "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de böyle yaptı" dedi.
Sa'd, babasından şunu rivayet etmiştir: Bir gün Abdurrahman İbn Avf (r.a.)'a yiyeceği getirildi. O şöyle dedi: "Mus'ab İbn Umeyr benden daha hayırlı olduğu halde şehit oldu. Onu kefenlemek için bir kaftan'dan başka bir şey yoktu. Hamza (veya başka birisi) benden daha hayırlı olduğu halde şehit oldu. Onu kefenlemek için de bir kaftandan başka bir şey yoktu. Korkuyorum ki Allah bizim güzelliklerden olan hakkımızı bize dünyada verir (de bize ahirette bir şey kalmaz olur)." Abdurrahman bunu söyledikten sonra ağlamaya başladı. Tekrar: 1275, 4045.
Sa'd İbn İbrahim babası İbrahim'den şunu rivayet etmiştir: Abdurrahman İbn Avf oruçlu iken (kendisine) iftar etmesi için yemek getirildi. O şöyle dedi: "Benden daha hayırlı olan Mus'ab İbn Umeyr şehid oldu ve bir kaftan ile kefenlendi. Başı örtülse bacakları ve ayakları, ayakları örtülse başı açıkta kalıyordu. Benden daha hayırlı olan Hamza şehid oldu. Sonra dünya bize her yönden açıldı (dünyadan sahip olduklarımıza sahip olduk). İyiliklerimin (karşılığının) bize dünyada iken verilmiş olmasından korkarız." Abdurrahman daha sonra ağlayarak yemeği bıraktı.
Sa'd, Talha'nın şöyle söylediğini belirtmiştir: "İbn Abbas'ın arkasında cenaze namazı kıldım." Talha İbn Abdullah İbn Avf şöyle demiştir: İbn Abbas'ın arkasında bir cenaze namazı kıldım. O Fatiha suresini okudu ve: "Bunun sünnet olduğunu öğrenesiniz diye böyle yaptım" dedi. Diğer tahric: Tirmizî, Cenaiz; Nesâî, Cenaiz
Amr İbn Meymun şöyle anlatır: "Ömer'in, Müzdelife'de sabah namazını kıldıktan sonra bir süre vakfe yapıp sonra da, "Müşrikler güneş doğmadıkça Müzdelife'den ayrılmazlar ve "Ey Sebîr dağı! Aydınlan" derlerdi. Resulullah bu konuda onlara muhalefet etti ve güneş doğmadan önce Müzdelife'den ayrıldı" demiştir." Tekrar; 3838
Ebu Bekre r.a.'in naklettiğine göre Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Deccal'in saldığı korku ve fitne Medine'ye giremeyecek. O gün Medine'nin yedi kapısı olacak ve her kapısında iki melek nöbet tutacak." Tekrar: 7125, 7126
Abdurrahman İbn Avf r.a. şöyle demiştir: Medine'ye geldiğimizde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem benimle Sa'd İbnü'r-Rebî'i kardeş yaptı. 5a d İbnü'r-Rebi bana: "Ben ensar içinde malı en çok olanlardanım. Malımın yarısını sana vereyim. İki eşimden hangisi hoşuna giderse ondan boşanayım. İddeti bitip de sana helal olunca onunla evlenirsin" dedi. Ben: "Benim buna ihtiyacım yok. Medine'de ticaret yapılan bir çarşı var mı?" diye sordum. Sa'd: "Kaynuka çarşısı var" dedi. Abdurrahman sabahleyin Kaynuka çarşısına gitti. Akşam gelirken yanında keş ve yağ getirdi. Sonra bu çarşıya gitmeye devam etti. Çok geçmeden Abdurrahman üzerinde sarı bir şeyin izi bulunduğu halde geldi. Resulullah ona: "Yoksa evlendin mi?" buyurdu. Abdurrahman: "Evet" dedi. Resulullah: "Kiminle?" diye sordu. Abdurrahman: "Ensardan bir hanımla" dedi. Resulullah: "Ne kadar mehir verdin?" diye sordu. Abdurrahman: "Bir çekirdek ağırlığınca altın" dedi. Resulullah ona: "Bir koyunla da olsa bari bir velime (düğün yemeği) ver" buyurdu. Tekrar: 3780
Sa'd, babasının şöyle dediğini nakletmiştir: Abdurrahman İbn Avf, Suheyb'e şöyle dedi: "Allah'tan kork ve babandan başkasına ait olduğunu iddia etme." Bunun üzerine Suheyb, "Benim bu yönde söylediklerim elbette benim çok hoşuma giden şeyler değil. Fakat ben küçükken çalınmışım" dedi.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimse bir öküze binmişti. Öküz, adama bakarak, "Ben bu amaçla yaratılmadım, tarla sürmek için yaratıldım" demiştir. Ben, Ebu Bekir ve Ömer öküzün böyle söylediğine inandık. Bir keresinde de kurt bir koyunu yakalamıştı. Çoban kurdun arkasından gitti. Kurt çobana, "Benim dışımda hiçbir çobanın bulunmayacağı, yırtıcı hayvanların hüküm sürdüğü gün bu koyunu kim kurtarabilir?" dedi Ben, Ebu Bekir ve Ömer bu olaya inandık." Ebu Seleme, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunları söylerken Ebu Bekir ve Ömer yanında değildi" demiştir. Tekrar: 3471, 3663, 3690 Diğer tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Fezail
Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İçimden namaz için ezan okunmasını emrettikten sonra namaza gitmeyerek, namaz için cemaate gelmeyenlerin evlerine gidip evlerini yakmayı geçirdim."
Aişe r.anha'dan nakledilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim bizim bu işimize (dinimize) ondan olmayan bir şey katarsa kattığı şey reddedilir" buyurdu.
Sa'd İbn Ebi Vakkas r.a.'dan nakledilmiştir: Ben Mekke'de hastalanmıştım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni ziyarete geldi. -Kendisinden hicret ettiği toprakta vefat etmek istemiyordu.- Hz. Nebi "Allah Afra'nın oğluna rahmet etsin" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Malımın tamamını vasiyet edeyim (mi? ne dersin)" dedim. "Hayır" buyurdu. "Peki yarısını?" dedim. "Hayır" buyurdu. "Üçte birini?" dedim. "Üçte bir olur. Üçte bir bile çok (ya). Senin aileni zengin bırakman insanlara el açar bir vaziyette fakir bırakmandan daha iyidir. Senin ailene yaptığın her türlü harcama da sadakadır. Hanımının ağzına koyduğun lokma var ya o bile. Umarım ki Allah seni hasta döşeğinden kaldırır da bazı insanlar senden faydalanır, kimileri de zarar görür" buyurdu. O gün Sad İbn Ebi Vakkas'ın tek bir kızı vardı.
Ebu İshak anlatıyor: Birisi Bera İbn Azib'e gelerek: "Siz Huneyn savaşında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bırakıp kaçtınız mı?" diye sorunca Bera şu cevabı verdi: "Fakat Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem asla düşmandan kaçmadı. Hevazin kabilesi okçulukta meşhur idi. Biz onlarla karşı karşıya gelince üzerlerine hücum ettik ve dağılıp geri çekildiler. Bunun üzerine Müslümanlar ganimet toplamaya başladı. Hevazin kabilesinin okçuları da bu fırsatı değerlendirip üzerimize ok yağdırmaya başladılar. Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kesinlikle savaş meydanından kaçmadı. Bu panik anında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in beyaz katırının üzerinde öylece durduğunu gördüm. Ebu Süfyan katırın yularım tutuyor, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle sesleniyordu: "Yalan yok, ben Nebiyim. Ben Abdulmuttalib'in oğlu Muhammed'im. " Tekrar: 2874, 2930, 3042, 4315, 4317 Diğer tahric: Müslim Cihâd; Tirmizî, Cihâd
Amr İbnü'l-Haris'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde arkasında sadece şu üç malı bırakmıştı: Beyaz katırı, silahı ve sadaka olarak verdiği bir arazi."
Bera İbn Azib'ten nakledilmiştir: Birisi Bera İbn Azib'e gelerek: "Ey Ebu Umara, siz Huneyn savaşında düşmandan kaçtınız mı?" diye sorunca Bera şu cevabı verdi: "Allah'a yemin ederim ki kaçmadık. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de düşmandan kaçmadı. Sadece kalabalık dolayısıyla sıkışan öncü birlikler kaçıştı. Hevazin okçuları onlara saldırmıştı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise beyaz katırının üzerinde öylece duruyordu. Ebu Süfyan İbnü'l-Haris de katır'ın yularını tutuyordu. Bu sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle sesleniyordu: "Yalan yok, ben Nebiyim. Ben Abdülmuttalib'in oğlu Muhammedim."
Hz. Ali şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Sa'd'dan başka hiç kimseye anam babam sana feda olsun dediğini duymadım. O'nun Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sa'd'a: "At, anam - babam sana feda olsun" dediğini bizzat işittim. " Tekrar: 4058, 4059, 6184 Diğer tahric: Tirmizi Edeb; Müslim, Fedail-üs Sahabe
Amr İbnü'l-Haris'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde arkasında sadece şu üç malı bırakmıştı: Silahı, beyaz katırı ve sadaka olarak verdiği Hayber'deki bir arazi."
Ebu Said el-Hudri r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Kureyza oğulları Yahudileri Sa'd İbn Muaz'ın vereceği kararı kabul edeceklerini bildirince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sa'd'ın gelmesi için bir haberci gönderdi. Sa’d bin Muaz bir merkep üzerinde geldi. Bize doğru yaklaşınca Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Haydi, efendinizi ayakta karşılayın!" buyurdu. Sa'd gelip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına oturdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona durumu anlatarak: "Bunlar senin vereceğin kararı kabul edeceklerini söylediler" dedi. Sa'd: "Ben şu kararı veriyorum: Savaşanlar öldürülecek ve kadınlar ile çocuklar da esir edilecek" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şöyle buyurdu: "Onlar hakkında her şeyin sahibi olan Allah'ın hükmünü verdin!" Tekrar: 3804,4121, 6262. Ayrıntılı açıklama için bkz. Kitabü'l-meğazı, Bab, 54