Vefath. 132
Nisbeel-A'rec, el-Medenî, el-Kâss, ez-Zâhid, el-Kâdî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka5. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Ailesi

Çocukları
'Abdul 'Aziz bin Abi Hazim, Abd al-jabbar bin Abi Hazm

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Sehl'den, dedi ki: "Ebu Useyd es-Saidi düğününü yapınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i ve ashabını davet etti. Onlara ne yemek hazırladı, ne de yemeği onlara Ümmü Useyd'in hanımı dışında kimse takdim etti. Ümmü Useyd geceden taş bir kap içerisinde birkaç hurma ıslatmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeği bitirince, (Ümmü Useyd) -ona ikram olsun diye- tanelerini eliyle ezip yumuşattığı hurma şırasını getirip içirdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl İbn Sa'd'dan rivayete göre Ebu Useyd es-Saidi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendi düğün yemeğine davet etti. O gün onlara hizmet eden de, gelin de onun hanım i idi. Hanımı ya da Ebu Useyd'in kendisi dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem için ne ıslattığını biliyor musunuz? Ona geceden, taştan bir tencere içerisinde birkaç hurma ıslatmıştı."
Ebu Hazim'den, dedi ki: "Uhud günü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yarasının hangi şey ile tedavi edildiği hususunda insanlar ihtilaf ettiler. Bunun üzerine Sehl İbn Sa'd es-Saidi'ye sordular -ki Sehl o sırada Medine'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından geriye kalan son şahıslardan birisi idi-o Dedi ki: İnsanlar arasında bu işi benden daha iyi bilen bir kimse kalmamıştır. Fatıma r.anha yüzünün üzerindeki kanı yıkıyor, Ali de kalkanı üzerinde ona su getiriyordu. Sonra bir hasır parçası alınıp yakıldı ve yarası onunla dolduruldu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Kuteybe b. Saîd ← Süfyân b. Uyeyne ← Ebû Hâzim
Sehl b. Sa'd'dan, dedi ki: "Cuma günü geldi mi sevinirdik. Çünkü bizim yaşlı bir ninemiz bu çöyündür otunun köklerini alır, bunları kendisine ait bir tencereye koyar, o tencereye birkaç tane arpa da atardı. Cuma namazını kıldıktan sonra onu ziyarete giderdik, o da bize bu yemeği ikram ederdi. İşte bundan dolayı Cuma gününün gelişi bizi sevindiriyordu. Biz kuşluk yemeğini ancak Cuma namazından sonra yer ve ancak namazdan sonra kaylule yapardık (öğleden sonra dinlenirdik). Allah'a yemin ederim, o yemekte de ne bir iç yağı, ne de bir et yağı bulunurdu."
Abdullah b. Ebi Katade'den, o babasından şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Mekke'ye doğru yola çıktık. .. "
Abdullah b. Ebi Katade es-Sülem'i'den, o babasından şöyle demiştir: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından birtakım adamlar ile birlikte Mekke yolunda bir konaklama yerinde oturuyor idim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de önümüzde konaklamış idi. Başkaları ihramlı iken ben ihramsız idim. Derken yabani bir eşek gördüler. O sırada ben de ayakkabımın söküğünü tamir etmekle meşguldüm. Bundan dolayı o hayvandan beni haberdar etmemişlerdi. Bununla birlikte keşke onu görseydim diye arzu da etmişlerdi. Derken atıma gittim, onu eğerledim, daha sonra ata bindim. Fakat kamçıyı ve mızrağı unutmuştum. Orada bulunanlara: Bana şu kamçıyı ve mızrağı uzatınız, dedim. Onlar: Hayır, Allah'a yemin olsun ki bu hayvana karşı hiçbir şekilde sana yardımcı olmayız, dediler. Bundan dolayı ben de kızıp atımdan indim ve her ikisini aldıktan sonra tekrar atıma bindim. Eşeğin üzerine hızlıca koştum ve onu vurdum. Sonra da ölmüş olduğu halde onu yanlarına götürdüm. Üzerine atılıp, ondan yemeğe başladılar. Daha sonra ihramlı oldukları halde o hayvandan yedikleri hususunda şüpheye düştüler. Bu sebeple biz de kalkıp gittik. Ben eşeğin kolunun pazusunu beraberimde saklamıştım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetiştik. Ona bu durum hakkında sorduk, o: Beraberinizde ondan bir şey var mı, diye sordu. Ben de ona pazusunu uzattım, o da ihramlı olduğu halde etleri dişleri ile sıyırıncaya kadar yemesine devam etti." Bu hadise dair yeterli açıklamalar daha önce Hac bölümünde(1822.hadisin şerhinde) geçmiş bulunmaktadır.
Ebu Hazım'dan rivayete göre o Sehl'e: "Siz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında iyice elenmiş un görmüş müydünüz, diye sordu. Sehl: Hayır dedi. Peki arpayı elekten geçirir miydiniz? O, hayır. Fakat biz ona üflerdik, demiştir. " Bu Hadis Hadis 5413 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim
Ebu HazimIden, dedi ki: "Sehl b. Sa'd'a sordum ve: RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beyaz undan yapılmış ekmek yedi mi, dedim. Sehl dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kendisine Nebilik verdiği zamandan Allah onun ruhunu kabzettiği vakte kadar beyaz undan yapılmış ekmek görmedi bile. Ebli Hazim dedi ki: Peki RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in döneminde sizin elekleriniz var mıydı, diye sordum. Sehl: RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kendisine Nebilik verdiği zamandan Allah ruhunu kabzettiği vakte kadar elek görmedi, dedi. Ebli Hazim dedi ki: Peki, siz elenmeden arpa (ekmeğini) nasıl yerdiniz, diye sordum, o: Arpayı öğütür ve ona üflerdik. Uçan uçar, geriye kalanı ise yoğurarak yerdik, dedi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Kuteybe b. Saîd ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Ebû Hâzim
Cabir b. Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Medine'de bir Yahudi vardı. Bu bana hurmaların toplanma zamanına kadar kuru hurma satardı. Rume yolu üzerindeki arazi de Cabir'e aitti. Bir sene bu hurma bağımız alışılmış şekilde meyve vermedi. Mahsulleri toplama zamanında o Yahudi yanıma geldi. O mahsullerinden ona verecek bir şey bulamadığımdan gelecek seneye kadar bana mühlet vermesini istemeye koyuldum, o ise bunu kabul etmiyordu. Benim bu durumum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verilince, o da ashabına: Kalkın, yahudiden Cabir'e mühlet vermesini isteyelim, dedi. Ben hurma ağaçlarımın arasında iken yanıma geldiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Yahudi ile konuşmaya koyuldu. Ancak Yahudi: Ya Ebu'l-Kasım, ona mühlet vermiyorum, diyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu görünce kalkıp hurma ağaçları arasında dolaştı. Daha sonra onun yanına gelip tekrar onunla konuştu. Yahudi yine kabul etmedi. Kalktım, az miktarda taze olgun hurma getirdim ve onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önüne koydum. Nebi yedikten sonra: Ey Cabir, senin çardağın nerede, diye sordu. Ben de ona söyledim. Allah Rasulü: Çardağın altında bana bir yaygı ser, dedi. Ben de ona yaygı serdim. Allah Rasulü çardağın altına girip biraz uyuduktan sonra uyandı. Ona bir avuç daha taze hurma getirdim, ondan da bir miktar yedi. Sonra kalkıp yine Yahudi ile konuştu. Yahudi yine kabul etmedi. Allah Rasulü ikinci bir defa hurmalıklar arasında dolaştı. Sonra: Ey Cabir, hurma devşir ve borcunu öde, diye buyurdu. Allah Rasulü de toplanan hurmaların başında durdu. Ben ağaçlardan onun borcunu ödeyecek kadarını topladığım gibi ondan bir miktar daha arttı. Çıkıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldim ve ona müjdeyi verdim. Allah Rasulü: Şehadet ederim ki ben Allah'ın Rasulüyüm, diye buyurdu." Areşe ve arlş (hadiste çardak) yapı demektir. İbn Abbas dedi ki: "Ma'ruşat"(En'am, 141) üzüm asması ve diğer ağaçlardan çardaklı olanlar demektir. "Urlişuha" da yapıları, binaları demektir.
(Ebu Hazim'den, dedi ki): Ben Sehl'i şöyle derken dinledim: "Ebu Useyd es-Saidi gelerek Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendi düğün (yemeğin)e davet etti. Onlara hizmet eden -gelin haliyle- hanımı idi. Hanım!: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ne içecek ikram ettiğimi biliyor musunuz? Ben ona geceden bir tevr (denilen toprak ya da taşdan yapılmış kap) içinde birkaç tane hurma ıslatmıştım (da onun şırasını içirdim), dedi."
Ebu Hazim dedi ki: Sehl b. Sa'd es-Said1'yi şöyle derken dinledim: "Ebu Useyd es-Said1 Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i düğün (yemeğin)e davet etti. O gün onların hizmetini gelin olan hanım! yapmıştı. Hanımı: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e neyi ıslatıp şırasını verdiğimi biliyor musunuz? Ben ona geceden bir tevr (denilen toprak, taştan yapılma kap) içinde birkaç hurma ıslatmıştım (da onun suyunu ona ikram ettim), dedi."
Sehl b. Sa'd r.a.'dan rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir içecek takdim edildi. O da ondan içti. -Sağ tarafında genç bir delikanlı, sol tarafında da yaşlıca kimseler vardı.- Sağındaki gence: Bunlara vermeme izin veriyor musun, diye sordu. Genç: Allah'a yemin ederim ki hayır, ey Allah'ın Resulü! Başkasını kendime tercih ederek senden payıma düşeni ona veremem, dedi. (Sehı) dedi ki: Bu sefer Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O içeceği o gencin eline koydu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İsmâil b. Abdullah ← Mâlik b. Enes ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl b. Sa'd r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Araplardan bir kadından söz edildi. O da Ebu Useyd es-Saidl'ye, o kadına haber göndermesini emir buyurdu. Ebu Useyd kadına haber gönderdi. Kadın gelip, Saide oğullarına ait bir kalede konakladı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinden çıkıp kadının yanına geldi. Kadının bulunduğu yere girince, başını önüne eğmiş bir kadın ile karşılaştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla konuşunca kadın: Senden Allah'a sığınınm, dedi. Nebi: Ben de senin benden sığınmanı kabul ettim, dedi. Kadına: Bunun kim olduğunu biliyor musun, diye sordular. Kadın hayır, dedi. Ona: Bu Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dır. Sana evlenmek için talip olmak üzere gelmişti, dediler. Kadın: Demek ki ben çok bedbaht birisiymişim, dedi. O gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp geldi ve nihayet Saide oğulları sakifesi (sundurması) altında arkadaşları ile birlikte oturdu. Sonra da: Ey Sehl bize su ver, buyurdu. Ben onlara işte bu kaseyi çıkardım, onunla onlara su ikram ettim, dedi." (Hadisi Sehl'den rivayet eden Ebu Hazim dedi ki:) Sehl bize o kaseyi çıkardı. Biz de ondan içtik. (Ebu Hazim) dedi ki: Bundan sonra Ömer b. Abdulaziz (Medine valisi iken) bunun kendisine hibe edilmesini istedi. O da o kaseyi ona hibe etti.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl b. Sa'd es-Saidi'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başındaki miğfer kırılıp da yüzü kanadığı ve küçük azı dişi kırıldığı zaman Ali, bir kalkan içerisinde su getiriyordu. Fatıma da gelip onun yüzündeki kanı yıkadı. Fatıma (a.s) su dolayısı ile kan ın artıp durduğunu görünce bir hasır parçası alıp onu yaktı, külünü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yarasına bastırdı ve kan kesildi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ufeyr ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl b. Sa'd'dan, dedi ki: "Bir kadın bir burde getirip geldi. -Sehl dedi ki: Siz burdenin ne olduğunu biliyor musunuz? (Hadisi Sehl'den rivayet eden kişi): Evet burde, kenarında dokuma bulunan şemleye denilir, dedi.- Kadın: Ey Allah'ın Rasulü, ben bunu kendi ellerimle dokudum. Onu senin giymeni arzu ediyorum, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona ihtiyacı olduğu için o burdeyi aldı, yanımıza çıktı, o burde onun izarı olmuştu. Hazır bulunanlardan birisi eliyle onu yoklayarak: Ey Allah'ın Rasulü, onu bana ver, giyineyim, dedi. Allah Rasulü: Olur deyip, Allah'ın dilediği kadar bir süre mecliste kaldı. Sonra dönüp onu katladı, sonra da o burdeyi isteyen adama gönderdi. Orada bulunanlar adama: Hiç iyi bir şey yapmadın. Sen onun, isteyeni asla boş çevirmediğini bildiğin halde o burdeyi ondan istedin, dediler. Adam: Allah'a yemin ederim, onu isteyişimin tek sebebi, öleceğim gün kefenim olması içindir, dedi." Sehl: "Sonra da o burde o adamın kefeni oldu, dedi."
Sehl İbn Sa'd'dan, dedi ki: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir burde (alt üst birtakım elbise) getirip geldi. -Sehl yanında bulunanlara: Burdenin ne olduğunu biliyor musunuz, diye sordu. Yanında bulunanlar: Burde şemle (denilen bir giyecek)dir, dediler. Sehl bunun üzerine: Burde saçakları bulunan dokunmuş bir şemledir, dedi.- (Burdeyi getiren kadın): Ey Allah'ın Rasulü, bu burdeyi giyinmen için sana veriyorum, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O burdeye ihtiyacı olduğu için onu aldı ve giyindi. Sahabeden bir adam, o burdeyi üzerinde görünce: Ey Allah'ın Rasulü, bu ne kadar da güzel, giyeyim diye bana verir misin, dedi. Allah Rasulü: Tabii, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalkıp gidince, arkadaşları onu kınadılar ve: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in O burdeye ihtiyacı olduğu için onu aldığını gördün, sonra da ondan onu istemekle güzel bir şey yapmadın. Çünkü sen de biliyorsun ki ondan bir şey istendi mi onu vermemezlik etmez, dediler. Bunun üzerine adam: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu giyince, ben de onun bereketinden yararlanmayı ümit ederek belki onunla kefenlenirim, diye cevap verdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl'den, dedi ki: "el-Münzir İbn Ebi Useyd dünyaya gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirildi. Allah Rasulü onu uyluğu üzerine oturttu. -Ebu Useyd de oturuyordu.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem önünde bulunan bir şey ile meşgul idi. Bunun üzerine Ebu Useyd'in emri ile oğlu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in uyluğu üzerinden kaldırıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daldığı işten uzaklaşıp fark edince: Küçük çocuk nerede, diye sordu. Ebu Useyd: Biz onu geri aldık, dedi. Allah Rasulü: Adı ne, diye sordu. Ebu Useyd: Filandır deyince, Allah Rasulü: Hayır, onun ismi el-Münzir olsun, buyurdu ve babası da o gün çocuğa el-Münzir adını verdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl İbn Sa'd'dan, dedi ki: "Şüphesiz Ali r.a.'ın en sevdiği ismi Ebu Turab idi ve gerçekten onunla çağrılmaktan çok memnun olurdu. Ona Ebu Turab adını da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den başkası vermemiştir. Şöyle ki: Bir gün Ali, Fatıma'ya kızmış, evden çıkıp mesciddeki bir duvarın yanında yatıp uzanmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun arkasından gelmiş ve birisi: İşte Ali, duvarın yanında uzanmış yatıyor, demişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanına geldi. Sırtı toprakla dolmuştu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sırtından toprağı siliyor ve bu arada: Otur ey Ebu Turab, diyordu."
Sehl İbn Sa'd'dan dedi ki: "Biz Cuma namazından sonra kaylule yapar ve yemeğimizi yerdik. .. "
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Kesîr ← Süfyân b. Uyeyne ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl İbn Sa'd'dan dedi ki: "Ali'nin "Ebu Turab"dan daha çok sevdiği bir ismi yoktu. Bu isim ile çağrıldığıvakit çok seviniyordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bir seferinde) Fatıma aleyhisselam'nın evine geldi. Ali'yi evde bulamayınca: Amcanın oğlu nerede, diye sordu. Fatıma: Benimle onun arasında bir şeyler oldu. Bu sebeple o bana kızdı ve yanımda kaylule yapmadan çıkıp gitti, dedi. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisine: Bir bak, o nerededir buyurdu. Adam gelip: Ey Allah'ın Rasulü, o mesddde uyuyor, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, mescide geldiğinde Ali uzanmış yatıyordu. Ridası yanı üzerinden kayıp düşmüş ve yan tarafına toprak bulanmıştl. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerindeki toprağı silerken: Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab, diyordu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
İbn Abbas r.a.'dan nakledildiğine göre şöyle demiştir: "Bir gece Hz. Meymune'nin yanında kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, ihtiyacını giderip el ve yüzünü yıkadı. Bir müddet uyuyup tekrar kalktı. Kırbayı alıp ipini çözdü. Güzelce abdest aldı. Ben de kalkıp kendisini izlediğimi anlamasın diye yeni uyanmış numarası yaptım. Abdest aldım. Namaz kılmak için kalkınca ben de sol tarafında durdum. Kulağımdan tutup sağ tarafına doğru çekti. On üç rekat namaz kıldı. Sonra yatıp uyudu hatta hafiften horultusunu duydum. (Hz. Peygamben uyuduğunda hafiften horuldardı). Bilal kendisini namaza çağırdı. Abdest almadan namaz kıldı. Dua ederken şunları söyledi: "Allahım! Kalbime, gözüme, kulağıma, sağıma, soluma, üstüme, altıma, önüme, arkama hasılı bana nur bahşet!" Küreyb'in dediğine göre Allah Resulü s.a.v. yedi şey daha zikretmiştir ancak bunlar unutulmuştur. Seleme İbn Küheyl Abbasoğullarından biriyle karşılaştığını; onun bunları kendisine rivayet ettiğini ve sinir, et, kan, saç ve ten kelimelerini söyledikten sonra iki şey daha zikrettiğini aktarmıştır.
Sehl İbn Sa'd es-Sa'idi r.a. şöyle rivayette bulunmuştur: Hendek gazvesinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraberdik, o kazıyor, biz toprağı taşıyorduk. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi görünce: "Allah'ıml Sadece ahiret hayatı gerçek hayattır. Ensar ve Muhacirleri bağışla" diye dua etti.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ahmed b. el-Mikdâm ← Fudayl b. Süleymân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl İbn Sa'd'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim iki çene kemiği arasındaki (dili)ni ve iki budu arasında bulunan (organ)'ı (kötülükten korumayı) bana garanti ederse ben de ona cenneti garanti ederim!" buyurmuştur.
Sehl İbn Sa'd es-Saidi anlatmıştır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem müşriklerle çarpışmakta olan bir adama baktı. O adam savaştaki yeterlilik bakımından Müslümanların en büyükleri derecesinde idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı ve "Her kim cehennemlik bir adama bakmak isterse şu kişiye baksın!" buyurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözü üzerine sahabilerden bir zat, gözünü hiç ayırmadan o adamı takip edip gözle di. Adam sonunda yaralanınca hemen ölmek isteyerek kendi kılıcının sivri ucunu iki memesinin arasına koydu. Sonra üzerine dayanıp yüklendi, kılıç iki küreği arasından dışarı çıktı (ve adam öldü). (Onun bu yaptığını Nebi s.a.v. duyunca) "Kul insanların gözünde cennet ehlinin amelini yapar. Halbuki o muhakkak cehennem ehlindendir. Yine kul insanların gözünde cehennemliklerin amelini yapar, halbuki o cennet ehlindendir. Ameller ancak (ölüm sırasındaki) sonlarına göre değerlendirilir" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ali b. Ayyâş ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
SehI'in nakline göre ResuIuIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki parmağını uzatıp, işaret ederek "Kıyamet günü ile ben şu ikisi gibi gönderildim" buyurmuştur.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü insanlar, kepekten arınmış beyaz undan yapılan somun ekmek gibi beyaz bir saha üzerinde. toplanırlar" buyurmuştur. Sehl b. Sa'd -veya başka biri- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "O sahada bir kimseye yol gösterecek (dağ taş gibi) hiçbir alamet yoktur" demiştir.
Sehl b. Sa'd'm nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki ümmetimden yetmiş bin veya yediyüzbin (bunların hangisini söylediğinde Ebu Hazim şüphe etmiştir) -kişi veya zümre- hesap ve ceza görmeksizin ilk defa olarak cennete girecektir. Bunlar birbirine tutunmuşlar olarak bazısı bazısına tutunmuş vaziyette cennete girerler. Bu ilk zümrenin sondakileri cennete girinceye kadar öndekileri girmez. Bunların yüzleri, Bedir gecesinde ayın ışığı üzeredir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki süvari onun gölgesinde yüz yıl yürür de yine de onu kat edip bitiremez" demiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← İshâk b. İbrâhîm ← Ebû Hişâm ← Vüheyb b. Hâlid ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Ebu Said' in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki iyi cins talimli ve çok süratli bir atın binicisi onun gölgesinde yüz yıl yürür de yine de onu kat edip bitiremez."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebû Hâzim ← Ebû Saîd el-Hudrî
Ebu Hazim'in Sehl b. Sa'd'dan nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ümmetimden cennete yetmiş bin -veya yediyüz bin- (kişi sorgusuz sualsiz) cennete girecektir" demiştir. Ebu Hazim, Sehl'in bu rakamlardan hangisini söylediğini bilemiyar. Sehl dedi ki: "Bunlar sımsıkı saf olmuşlar, birbirlerine tutunmuşlardır. Bu i/k zümrenin sondakileri cennete girinceye kadar öndekileri girmeyecektir. (Yani saf halinde hepsi birden girecektir.) Bunların yüzleri, ayın ondördüncü gecesindeki ay'ın görünüşü gibi parlaktır."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd