Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 862, sondan 5375. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 73. ayetidir. En'am Suresi 73. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 105 ve toplam ebced değeri ise 7809 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وهو الذي خلق السموات والارض بالحق ويوم يقول كن فيكون قوله الحق وله الملك يوم ينفخ في الصور عالم الغيب والشهادة وهو الحكيم الخبير
O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
“Üflendiğinde ses çıkaran boynuz biçiminde bir boru” diye tanımlanan sûrun benzer açıklamaları hadislerde de geçmektedir. Geleneksel İslâmî inanca göre dört büyük melekten biri olan İsrâfil, sûr adı verilen ve çok güçlü ses çıkaran boruyu iki defa üfleyecek, ilk üflemede kâinattaki bütün canlılar ölecek, ikinci üflemede ise canlılar tekrar dirilecektir. Âhiretle ilgili diğer haberler gibi sûr hakkındaki bilgiler de insan aklının kapasitesini aşan, naslarda nasıl bildirilmişse öylece inanılması gereken hususlardır. Ancak sûru, sûretin çoğulu olarak suver şeklinde okuyanlar da vardır. Buna göre âyetin mânası şöyledir: Sûretlere (ölülerin bedenlerine ruhları veya hayatları) üfleyeceği günde hükümranlık Allah’ındır (Râzî, XIII, 33).
Mehmet Okuyan
O, gökleri ve yeri bir amaç ile yaratandır. ‘Ol!’ dediği gün (her şey) hemen olmaya başlar. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflenecek gün de otorite yalnızca O’na aittir. [Gayb]ı (bilinemeyeni, görünmeyeni) de görüneni de bilendir. O, doğru hüküm verendir, haberdardır.”
Benzer mesajlar: Yûnus 10:5; İbrâhîm 14:19; Hicr 15:85; Nahl 16:3; ‘Ankebût 29:44; Rûm 30:8; Zümer 39:5; Duhân 44:39; Câsiye 45:22; Ahkâf 46:3; Teğâbun 64:3.,[Kün fe yekûnu] yani “yaratılış sistemi”yle ilgili detaylı bilgi için bkz. Bakara 2:117, dipnot 2.,Sûr’a üflenmesi, önce bu sistemin yıkılışı, sonra ise mahşerin kurulması için iki kez gerçekleşecektir. Benzer mesajlar: Kehf 18:99; Tâhâ 20:102; Mü’minûn 23:101; Neml 27:87; Yâsîn 36:51; Zümer 39:68; Kâf 50:20; Hâkka 69:13; Nebe’ 78:18.,Benzer mesajlar: Tevbe 9:94, 105; Ra‘d 13:9; Mü’minûn 23:92; Secde 32:6; Sebe’ 34:3; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.
Bayraktar Bayraklı
O, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yaratandır. “Ol” dediği gün her şey oluşmaya başlar. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendiği gün de hükümrânlık O'nundur. Gizliyi ve âşikâr olanı bilendir. O, tam hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır.
Gökleri ve yeri hakikat¹ ile yaratan O'dur. O gün, “ol” der o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sura üfleneceği gün mülk² O'nundur. Gaybı da görüneni de bilendir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
1 – Gerçeklik, doğruluk, yasa, ferman, kural. 2- Egemenlik, yetki, karar verme O'na aittir.
Ahmet Akgül
O (Allah), gökleri ve yeri Hakk ile (ölçü, denge ve kader projesiyle) yaratandır. "Ol!" dediği gün (an) her şey (birden) olur (ve hemen vücut bulur) . O'nun sözü Hakk’tır, doğrudur. Sur'a üflendiği gün de mülk ve hükümranlık (yalnız) O'nundur. Gizliyi ve açığı Bilendir ve O, Hikmet sahibidir, her şeyden Haberdardır.
Öyle bir Tanrıdır ki gökleri ve yeryüzünü, boş yere değil, hikmetiyle ve gerçek olarak yarattı. Ol dediği gün her şey oluverir. Sözü gerçektir ve surun üfürüldüğü gün saltanat ve tasarruf onundur, odur gizliyi de bilen, açıkta olanı da ve odur hüküm ve hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.
Sûr, boynuz gibi bir borudur. İsrâfil adlı melek, onu ilk üfleyişte bütün canlılar ölecek, kıyamet kopacak, ikinci üfleyişinde ruhlar, bedenlere girecek ve âhiret âlemi başlayacaktır.
Abdullah Parlıyan
O gökleri ve yeri, gerçek bir hesap ve düzende yaratmış olandır. O, ne zaman “ol” dese, emri derhal yerine gelir. En doğru söz, O'nun sözüdür. Mahşer borusu çalındığı günde de, yöneticilik O'nundur. Herşeyi ve akılla bilinemeyen gerçekleri de, bilen sadece O'dur. Herşeyden haberi olan ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapan da O'dur.
O gökleri ve yeri gerekçeli, hikmete dayalı, doğru, hesaplı bir düzen içinde yaratandır.
"Ol" buyuracağı gün her şey sünnetullaha uygunluk içinde süratle olur.
O'nun sözü haktır, doğrudur, gerçektir.
Sûra üfürüldüğü gün mülk, devlet ve hükümranlık O’nundur.
Fizik ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini ve görülen âlemi bilendir. O hikmet sahibi ve hükümrandır, gizli-açık her şeyden haberdardır.
Gökleri ve yeri hak üzere yaratan O'dur. "Ol" dediği gün o hemen oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün hakimiyet O'nundur. Gizli olanı da açık olan da bilir. O, hakimdir, her şeyden haberdardır.
O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun 'ol' dediği gün (her şey) oluverir, O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.
O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) le yaratandır. Onun “Ol” diyeceği gün her şey oluverir. Hak, O'nun dediğidir. SÛR, üfürüleceği gün de mülk O'nundur. Görünmiyeni ve görüneni bilen de O'dur. O, yegâne hikmet sahibidir, her şeyden hakkıyla haberdar olandır.”
Gökleri ve yeri gerçekler ile yaratan O’dur. O, “ol!” dediği gün her şey olacaktır. Sözü haktır. Sur’a üfürüldüğü gün, bütün hâkimiyet ve malikiyet yalnızca O’nundur. O, görünen ve görünmeyen âlemleri bilendir. O, her şeyi yerli yerinde yaratan, her şeyden en iyi şekilde haberdar olandır.
Hak olarak, göklerle yeri yaratan odur, o gün «ol!» deyince hemencek olur, onun sözü haktır, Sûr üfürüldüğü gün, mülk de onundur, hazır olanı, olmayanı o bilir, o bilgedir, o haberli
O'dur gökleri ve yeri (belli bir hikmete göre) Hak ile yaratan. O ne zaman “Ol” dese emri hemen yerine gelir (ve oluş süreci başlar). O'nun sözü hakikatin tâ kendisidir. (Yeniden diriliş için) Sur'a üfürüldüğü gün hükümranlık yine O'nun olacaktır. O, görüleni de görülmeyeni de bilendir. O, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir (ve her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O'dur ki "Ol" dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır.
O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. «Ol!» dediği gün herşey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.
«Sûr», dünya ölçüleriyle mahiyeti kavranamayacak bir şey olup, Allah Resûlü tarafından boynuza benzetilmiştir. Sûra üflemekle görevli melek İsrafil (a.s.)dır. İki defa üfleyecek, birincide kâinattaki canlılar yok olacak, ikincide ise bütün canlılar tekrar dirilip kalkacaktır.
Edip Yüksel
O'dur gökleri ve yeri yaratan. "Ol," dediği gün hemen oluverir. Sözü mutlak doğrudur. Boruya üfürüldüğü gün egemenlik tümüyle O'nundur. Gizliyi ve açığı Bilendir. Bilgedir, herşeyden Haberdardır.
Gökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O'dur. Bir şeye "ol" dediği gün hemen oluverir. O'nun sözü haktır. "Sûr"a üfürüldüğü gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her şeyden haberdardır.
Ve o Gökleri, Yeri yaradan hakkıyle o, hem ol! diyeceği gün o da oluverir. Hak onun dediği, Sur üfürüleceği gün de mülk onun, hem gaybe âlim hem şehadete, hakîm odur, habîr o
O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) le yaratandır. Onun «ol» diyeceği gün (her şey) oluverir. Sözü hakdır. «Suur» üfürüleceği gün de mülk Onun. Görünmeyeni de, görüneni de bilendir. O, yegâne hikmet saahibi, (her şeyden) hakkıyle haberdâr olandır.
Gökleri ve yeri hak ile (hakkıyla, îcâb ettiği şekilde) yaratan da O'dur. “Ol!” diyeceği gün, (herşey) hemen oluverir. Sözü haktır. Sûr'a üfleneceği gün de mülk O'nundur. Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Çünki O, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır, Habîr (her şeyden haberdâr olan)dır.
“Gökleri ve yeri hak ile (İnsan yaşamına en uygun biçimde) yaratan O dur. O bir şeyin olması için “ol” der o da oluverir. O nun sözü gerçektir. Kıyamet günü sura üfürüldüğünde (işaret verildiğinde) bütün mülk onundur. O bilinmeyenleri de, açıkta olanları da bilir. Her şeyin hükmünü veren de, her şeyden haberdar olan da O dur.”
Gökleri, yeri hak ile [⁵] yaratan O/dur, kıyamet günü, ol demesiyle o şey olur. O/nun sözü haktır [⁶]. Sûr üfürüldüğü gün mülk ve saltanat O/nundur. Olanı, olacağı bilir; O hakimdir, agâhtır.
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 73. Ayet Açıklaması
[5] Hikmet ile, muhkem tedbirler ile.[6] Geçer, gerçektir.
Kadri Çelik
Gökleri ve yeri hak olarak yaratan O'dur. O'nun “ol” deyiverdiği gün (her şey) oluverir. O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O hikmet sahibidir, haberdardır.
Gökleri ve yeri belli bir hikmete göre, yani hak ile yaratan, O’dur. Kainat, anlamsız ve boşyere yaratılmış değildir. Fakat gün gelecek, şu evren de yok olacak ve sonsuz âhiret hayatı başlayacaktır. Ne zaman mı? O “Ol!” dediği Gün, olmasını dilediği şey derhâl oluverir; O’nun sözleri, hakîkatin ta kendisidir. Yeniden diriliş için Sûra üflendiği gün, kulların tercih ve irâdeleri ellerinden alınacak ve hükümranlık, tamamen ve yalnızca O’nun olacaktır. Bugün otorite sahibiymiş gibi görünenlerin, gerçekte ne kadar zayıf ve âciz oldukları anlaşılacak ve hâkimiyetin, yalnızca Allah’a ait olduğu apaçık ortaya çıkacaktır. O, yaratılmışların algı, idrâk ve tecrübe sınırlarının ötesinde bir âlem olan gayb’ı da, duyularla kavranabilen şehâdet âlemini de bilendir. Evet, sonsuz hikmet sahibi olan ve her şeyi en mükemmel şekilde bilen, yalnızca O’dur.Şimdi, sana ve tüm insanlara mükemmel bir örnek olacak şu kıssaya kulak verin:
“Yer’i ve Gökler’i Hakk ile yaratan O’dur.
‘Ol!’ diyeceği gün artık olur.
O’nun deyişi / sözü Hakk’tır.
Sûr’a üflendiği gün, Mülk / Yönetim / İktidar O’nundur.
Şehadet’in ve Gayb’ın bilenidir.
Haberdar Hakîm de O’dur”.
Gökleri ve yeri asla değişmeyen ölçülerle1 yaratan, Odur. O bir şeye “ol” dediği zaman o, hemen oluverir ve Onun bu sözü, mutlaka gerçekleşir. Sur’a üfürüldüğü2 gün hükümranlık tamamen Ona aittir. O görülmeyeni de görüleni de bilir. Ve O, hüküm (ve hikmet) sahibidir, her şeyden haberi olandır.
1 Hakk: Kur'ân-ı Kerim'de Hakk kelimesi ve türevleri 285 kadar âyette geçer. Allâhu Teâlâ'nın isimlerinden biri olmakla beraber, gerçek, sünnet’ullah, hüküm, kaza olunmuş iş, adâlet, İslâm, vâcip, sâdık anlamlarında da kullanılmıştır. Çoğulu; hukuk’tur. İslâm nazarında, hakkın kaynağı ilâhi iradedir.2 Sûr: Kıyâmetin vakti geldiği an İsrâfil (a.s)’ın üfleyeceği bir araçtır. Kur’ân-ı Kerîm’de Sur’un nasıl bir şey olduğu açıklanmaz. Yalnız, “Sur’a üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde Allah’ın dilediklerinin dışındakilerin tamamı dehşete kapılır ve herkes, O’nun huzuruna boyun eğerek gelir.” (Neml: 87) âyeti Sur’un varlığına bir delildir. Kur’ân-ı Kerim Sur’un üfürülüşü anında yaşanacak dehşeti, Tekvir, İnfitar, İnşikak surelerinde genişçe haber vermektedir. Buna göre Sur, İsrâfil (a.s)’ın kıyâmet anında canların toptan öldürülmesi, kâinatın düzeninin bozulması, ardından yeni bir âlemin kurulması ve nihâyet canlıların tekrar dirilmeleri için toplam üç kez üfleyeceği, mahiyetini bilmediğimiz, dünyadaki aletlere benzemeyen, ancak hadislerde boru diye tanımlanan bir âlettir.
Muhammed Esed
O'dur gökleri ve yeri [derunî] bir hakikate 64 göre yaratmış olan. O ne zaman “Ol!” dese emri derhal yerine gelir; ve [mahşer] borusu çalındığı Gün hükümranlık yine O'nun olacaktır. O, yaratılmışların idraklerini aşan şeyleri de, onların duyuları veya akılları ile kavrayabileceklerini de 65 bilir: yalnızca O'dur gerçek hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.
Zira gökleri ve yeri gerçek bir amaç için yaratan O’dur1 ve O, ol dediği an oluş sürecine girer. O’nun sözü/buyruğu mutlaka gerçekleşir,2 sura üflendiği o günde de hükümranlık sadece O’nundur.3 O, idrak kapsamına giren ve girmeyen her şeyi bilendir. Çünkü her şeyi yerli yerince yapan ve her şeyden haberdar olan O’dur.4 13/190-191, 27/60, 29/19-20, 216/40, 36/82, 40/68, 323/101, 27/87, 39/68, 44/35, 6/103, 39/7
Zira gökleri ve yeri gerçek bir amaca mebni olarak yaratan O’dur. O ne vakit “Var ol!” derse, (varlık) hemen varoluş sürecine girer: O’nun sözü (sanal değil) tahakkuk eden som gerçekliktir.[1072] Ve Sur çalındığında, otorite yalnızca O’na ait olacaktır. O gerçekliğin algılanamayan kısmını da, algı kapsamına giren kısmını da bilendir: O her hükmünde tam isabet edendir, her şeyden haberdar olandır.
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 73. Ayet Açıklaması
[1072] Kavluhu’l-hakk, maddî dünyanın sanallığına dair eşyanın hakikatini yok sayan tüm spekülatif yaklaşımları kökten dışlayan bir ifadedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O, o Zât-ı Kibriyâ'dır ki, gökleri ve yeri hakkıyla yaratmıştır. Ve O'nun «Ol!» diyeceği gün (herşey) hemen oluverir, kelâmı haktır ve sûra üfürüleceği gün mülk O'nundur. Gaip olanı da müşahede olanı da bilendir. O hakîmdir, habîrdir.
Gökleri ve yeri hak ve hikmet'le yaratan O'dur. O “ol” dediği zaman her şey oluverir. Sözü haktır. Sûra üfleneceği gün de hakimiyet O'nundur. Görünmeyeni de, görüneni de, olmuşu da, olacağı da O bilir. O, hakîm ve habîrdir (tam hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden hakkıyla haberdardır). [2, 117; 18, 99; 20, 102; 40, 16; 25, 26] {KM, Çıkış 19, 16; Yoel 2, 1; Vahiy 8, 9; 11, 15; I Korintos 15, 52}
Gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratan O'dur. "Ol!" dediği gün, oluverir. Sözü haktır. Sur'a üfleneceği gün de, mülk O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir. O, hükümdardır, herşeyi haber alandır.
Gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yaratan O’dur. “Oluş” diyeceği gün, her şey oluşur. O'nun sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün yetki yalnız O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. Doğru kararlar veren, her şeyin iç yüzünü bilen O'dur.
Süleymaniye Vakfı En'am Suresi 73. Ayet Açıklaması
[*] Hem gerçek varlıklar hem de gerçekleri gösteriri içerikte. Göklerin ve yerin, Allah'ın ayetlerinden olması ve emin olmak isteyenler için buralarda pek çok delil bulunması ile ilgili diğer ayetler (Nuh 71:15-17), (Casiye 45:12-13), (Bakara 2:164), (Al-i İmran 3:190), (En'am 6:99), (Yunus 10:6), (Yunus 10:101), (Ra'd 13:2) Arapça bakımından "el hakkı (الْحَقُّ)" kelimesini tam olarak Türkçeye çevirebilmek zordur. Örneğin "Kıyamet günü haktır" dediğimiz zaman hem o günün gerçekliğini hem de o gün gerçekleri göreceğimizi ifade emiş oluruz. Aynı şekilde "Bu kitap haktır" dediğimiz takdirde hem bu kitabın kendisinin gerçek olduğunu hem de gerçekleri gösteren bir kitap olduğunu söylemiş oluruz. Türkçe'de kelimelerin bu şekilde kullanımına dair bir özellik bulunmadığından çeviride parantezli kullanımı tercih etme zorunluluğu oluşmuştur.
Şaban Piriş
Gökleri ve yeri hak ile yaratan O'dur. “Ol!” dediği gün oluverir; sözü haktır; sûra üflendiği gün de hakimiyet O'nundur. Gizliyi de görüneni de bilendir. Hâkim olan haberdar olan O'dur.
Gökleri ve yeri hak ile yaratan Odur. O “Ol” dediği gün herşey olur. Onun sözü haktır. Sûrun üflendiği gün de egemenlik Onundur. O görüneni de, görünmeyeni de bilendir. O her işi hikmetle yapar, herşeyden haberdardır.
Gökleri ve yeri hak olarak yaratan da O'dur. "Ol!" dediği gün, hemen oluverir. Sözü haktır O'nun. Sûra üfleneceği gün de mülk/yönetim O'nundur. Alîm'dir, görünmeyeni de görüneni de bilen O'dur. O'dur Hakîm, O'dur Habîr.
[68a] daħı ol oldur kim yarattı gökleri daħı yiri ḥaķk-içün daħı ol gün kim eyide «ol!» pes ola. sözi anuñ ŧoġrudur. daħı anuñdur pādişāhlıķ ol gün kim ürile sūr içine. bilicidür ġaybı daħı ḥāżırı daħı ol dürüst işlüdür bilicidür.
Daḫı ol Tañrı oldur kim yaratdı gökleri, yirleri daḫı ḥaḳḳ‐ıla. Olgünde eydür: “Ol” dir, ol daḫı olur, vücūda gelür. Tañrı Ta‘ālānuñ söziḥaḳdur ve pādişāhlıḳ anuñdur ol günde ki ürile ṣūr içine. Bilicidür ġaybı,şehādeti daḫı. Ol ḥikmetler issidür, ġāyetde bilicidür.