Sa'd bin Sa'id bin Qays bin 'Amr, 'Abd Rabba bin Sa'id bin Qays bin 'Amr
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Biie Abdülvehhâb (yâni Sekafl) rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Yahya b. Saîd'-den, o da Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme'den, yukarıkilerin hadtsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Saîd'den, o da Büşeyr b. Yesâr'dan naklen rivayet ettiki, Abdullah b. Sehl b. Zeyd ile Muheyyisa b. Mes'ûd b. Zeyd —ki ikisi de evvelâ Ensar'dan sonra Benî Hârisedendirler— Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında Hayber'e çıkmışlar. O zaman Hayber barış hâlinde olup ahâlisi yahudilermiş. Derken hacetlerini görmek üzere birbirlerinden ayrılmışlar. Az sonra Abdullah b. Sehl öldürülmüş; ve bir kuyuda ölü olarak bulunmuş. Arkadaşı onu defnetmiş. Sonra Medine'ye gelmiş. Müteakiben maktulün kardeşi Abdurrahmân b. Sehl, Muheyyisa ve Huveyyisa gidip Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, Abdullah'ın başına geleni ve öldürüldüğü yeri anlatmışlar. Büşeyr —ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabına yetişenlerden rivayet eden odur— onlara şöyle buyurduğunu söylemiştir: «Elli adede yemîn verir; katilinizi (yahut arkadaşınızı) hak edersiniz.» Onlar: Yâ Resûlâllah, ne orada bulunduk, ne de gördük!» demişler. Büşeyr şunu da söylemiştir: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Öyle ise yahudiler sizi elli kişi ile tebrie ederler!» buyurmuş. Fakat onlar: — Yâ Resûlâllah, kâfir bir kavmin yeminlerini biz nasıl kabul ederiz! demişler. Büşeyr bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onan diyetini kendinden verdiğini söylemiştir.
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediklj: Bize Huşeym, Yahya b. Saîd'den, o da Büşeyr b. Yesâr'dan naklen haber verdi ki, Ensâr'dan Benî Harise kabilesinden Abdullah b. Sehl b. Zeyd denilen bir zât, Muheyyîsa b. Mes'ûd b. Zeyd nâmı verilen amcan oğlu ile birlikte gitmişler...» Râvi hadisi «Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun diyetini kendinden verdi.» cümlesine kadar, Leysin hadisi gibi rivayet etmiştir. Yahya (Dediki): Bana Büşeyr b. Yesâr da rivayet etti. (Dediki): Bana Sehl b. Ebî Hasme haber, verdi. (Dediki): «Gerçekten beni o diyet develerinden bir deve ağılda tepti.»
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni İbni Bilâl), Yahya b. Saîd'den, o da Münbais'in âzâdlısı Yezîd'den naklen rivayet ettiki, Yezîd, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahâbîsi Zeyd b. Hâlid El-Cühenî'yi şunu söylerken işitmiş : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e altın veya gümüş lukatanın hükmü soruldu da: «Onun bağını ve mahfazasını belle! Sonra onu bir sene i'lân et! Şayet (sahibini) öğrenemezsen onu harca (ya bilirsin). Lukata senin elinde bir emânet olsun! Şayet günlerden bîr gün arayıcısı gelirse onu kendisine veri ver!» buyurdu. Soran zât ona kaybolan develeri de sordu. Bunun üzerine: «Onlardan sana ne? Bırak onları! Zîrâ onların çarıkları ve su tulumları yanlarındadır. Sahipleri onları buluncaya kadar suya gelirler, ağaçları otlarlar!» buyurdu. O zât koyunu da sordu. Efendimiz : «Onu al! Çünkü o ancak ya senin, ya dîn kardeşinin yahut da kurdundur.» buyurdular.
Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Habbân b. Hilâl haber verdi. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivâyet etti. (Dediki): Bana Yahya b. Saîd ile Rabîatü'r-Re'y b. Ebî Abdirrahmân, Münbais'in âzâdlısı Yezîd'den, o da Zeyd b. Hâlid El-Cühenî'den naklen rivayet ettiki, Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kaybolan develerin hükmünü sormuş...» Rabîa şunu ziyade etmiş: «Bunun üzerine kızdı; hatta yanakları kızardı.» ve hadîsi yukarıdakilerin hadîsi gibi rivayet etmiş. Şunu da ziyade eylemiş: «Şayet sahibi gelir de mahfazasını, sayısını ve bağını bilirse onu kendisine veriver! Aksi takdirde o senindir.»
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr ile Ebû Usâme rivayet ettiler. H. Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd (yâni Ebû Kudâmete's-Serahsî) de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya —ki Kattân'dir— rivayet etti. Bunların hepsi Ubeydullah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da ibni Ömer'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah kıyamet gününde gelmiş geçmiş bütün insanları bir araya topladığı vakit her vefasız için bir sancak çekilecek; ve: işte fülân oğlu fülânın vefasızlığı budur! denilecektir.» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym, Yahya b. Saîd'den, o da Ömer b. Kesir b. Eflah'dan, o da Ebu Muhammed El-Ensari'den —ki bu zat Ebu Katâde'nin arkadaşı imiş— naklen haber verdi. (Demişki): Ebu Katade şunu söyledi... Ve hadîsi hikâye etmiştir. HADİS’İN METNİ EBU’T-TAHİR RİVAYETİNDEDİR
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet «tti. (Dediki): Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da Ömer b. Kesîr'den, o da Ebû Katâde'nin dostu Ebû Muhammed'den naklen rivayet ettiki, Ebû Katâde şunları söylemiş... Ve hadîsi nakletmiştir. HADİS’İN METNİ AŞAĞIDAKİ EBU’T-TAHİR RİVAYETİNDEDİR EBU’T-TAHİR RİVAYETİ
Bize Ebâ't-Tâhir ile Harmele de rivayet ettiler. Lâfız Harmele'nindir. (Bedilerki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Mâlik b. Enes'i şunları söylerken işittim: Bana Yahya b. Said, Ömer b. Kesir b. Eflâh'dan, o da Ebu Katâde'nin dostu Ebû Muhammed'den, o da Ebû Katâde'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Huneyn (harbi) yılında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte (gazaya) çıktık, iki ordu karşılaşınca müslümanlarda bir bozulma oldu. Derken müşriklerden bir adam gördüm ki, müslümanlardan bir zâtı alt etmişti. Hemen ona dönerek arkasından yanına geldim ve boynunu vurdum. Ama üzerime dönerek beni öyle bir sıktı ki bundan ölümün korkusunu duydum: Sonra can vererek beni bıraktı. Müteakiben Ömer b. Hattab'a yetiştim: — Bu insanlara ne oldu? dedi. Ben de: — Allah'ın emri! dedim. Sonra cemaat döndüler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de oturdu ve: «Bir kimse birini öldürürde onun aleyhine beyyinesi de bulunursa, olenîn üzerindeki eşyası onun olur.» buyurdular. Bunun üzerine ben ayağa kalkarak: — Bana kim şâhidlik edecek? dedim. Sonra oturdum. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine deminki gibi buyurdu. Ben hemen kalkarak: — Bana kim şâhidlik edecek? dedim; ve oturdum. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o sözü üçüncü defa tekrarladı. Ben yine kalktım. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sana ne oldu yâ Ebâ Katade?» diye sordu. Ben de kıssayı kendilerine anlattım. Derken cemaattan bir adam: — Doğru söyledi yâ Resûlâllah! Bu öldürülenin üzerindeki eşyası bendedir; hakkından dolayı Ebû Katâde'yi razı ediver! dedi. Ebû Bekr-i Sıddîk ise: —'Hayır vallahi! Bu olamaz! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah ve Resulünün yolunda cenk eden Allah arslanlarından bir arslanın hakkını çiğneyerek onun eşyasını sana veremez! dedi. Artık Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Doğru söyledi. Bunu ona ver!» buyurdu; ve bana verdi. Sonra zırhı sattım da onunla Benî Selime (kabilesin)'de bir bahçe satın aldım. işte islâm'da ilk edindiğim mal budur. Leys'in hadîsinde şu ibare vardır: «Ebû Bekir: Asla! Allah'ın arslanlarından bir arslanı bırakıp da onu Kureyş'ten bir sırtlancağiza veremez! dedi.» Yine Leys'in hadîsinde: «Edindiğim ilk maldır.» cümlesi vardır.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet elti. (Dediki): Abdullah b. İdrîs, Yahya b. Saîd ile Ubeydulluh b. Ömer'den, onlar da Ubâde b. Velîd b. Ubâde'den. o da babasından, o da dedesinden naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Biz Resûlullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e darlıkta, varlıkta, neşatlı ve kederli zamanlarımızda, bize tercih yapıldığında dinleyip itaat etmeye, emirlik hususunda ehil olanla kavga etmemeye ve nerede olsak hakkı söyleyeceğimize, Allah hakkında hiç bir kınayıcının zemminden korkmayacağımıza bey'at ettik
{…} Bu hadîsi bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah (yâni İbni İdrîs) rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Aclân ile Ubeydullah b. Ömer ve Yahya b. Saîd, Ubâde b. Velîd'den bu isnâdda hu hadîsin mislini rivayet ettiler
Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvehhâb (yânı Sekafî) rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye rivayet etti. H. Bize îbni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muâviye rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Yahya b. Saîd'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ümmetime meşakkat vermiş olmasam hiçbir seriyyeden geri kalmamak isterdim...» buyurdular. Râvî yukarıkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
1881 de de 114 var, ama kitap ta öyle! Bize îbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muâviye, Yahya b. Said'den, o da Zekvân b. Ebî Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den, naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ümmetimden bir takım adamlar olmasa...» buyurdular. Ve râvî hadîsi rivayet etmiştir. Bu hadîsde şu cümle de vardır: «Allah yolunda bir akşam veya sabah yürüyüşü dünyadan ve bütün dünya varlıklarından daha hayırlıdır.»
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. EI-Mösennâ rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yânî İbni Saîd), Saîd b. Ebî Saîd El-Makburî'den, o da Abdullah b. Ebî Katâde'den, o da babasından naklen haber verdi. Şöyle demiş : Bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ne buyurursun, ben Allah yolunda ödlürülürsem... dedi. Râvî, Leys'in hadîsi mânâsında rivayette bulunmuştur.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik, Yahya b. Saîd, Muhammed b. ibrahim'den, o da AIkame b. Vakkas'dan, o da Ömer b. Hattâb'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ameller ancak niyete göredir. Herkese ancak niyet ettiği şey yardır. Her kimin hicreti Allah'a ve Resulüne idi ise onun hicreti Allah ve Resûlünedir. Kimin hicreti elde edeceği bir dünya yshud evleneceği bir kadın içinse, onun hicreti de hicret ettiğinedir.» buyurdu.
Bize Muhammed b. Rumh b. Muhacir rivayet etti. (Dediki): Bize Leys haber verdi. H. Bize Ebû'r-Rabî' el-Atekî de rivayet etti. (Dediki); Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvehhab (yânî Sekafî) rivayet etti. H. Bize ishâk b. ibrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Hâlid el-Ahmar Süleyman b. Hayyân haber verdi. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs (yânî ibni Gıyâs) ile Yezîd b. Hârûn rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Alâ'el-Hemdânî de rivayet etti. (Dediki): Bize ibnü'l-Mübârek rivayet etti. H. Bize ibnü Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Yahya b. Saîd'den, Mâlik'in isnadı ve onun hadisi mânâsında rivayet etmişlerdir. Süfyân'ın hadîsinde: «Ömer b. Hattâb'i minber üzerinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet ederken işittim.» ibaresi vardır.
Bize Halet b. Hişam rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Yahya b. Saîd'den, o da Muhammed b. Yahya b. Habban'dan, o da Enes b. Malik'den, o da Ümmü Haram'dan -ki bu kadın Enes'in teyzesidir- naklen rivayet etti. Ümmü Haram şöyle demiş: — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bize gelerek bizde kaylule yaptı, sonra gülerek uyandı. Ben: — Annem babam sana feda olsun. Seni güldüren nedir ya Resulellah? dedim. «Bana ümmetimden tahtlar üzerinde kırallar gibi denizin sırtına binen bir kavim gösterildi,» buyurdu. Bunun üzerine ben; — Allah'a dua et beni onlardan eylesin, dedim. «Şüphesiz sen onlardansın!» buyurdu. Sonra uyudu ve yine gülerek uyandı. Ben de kendisine sordum. Evvelki sözü gibi cevap verdi. Ben: — Allah'a dua et beni onlardan eylesin, dedim. «Sen evvelkiler densin» buyurdular. Enes demiş ki: Bundan sonra Ubâde bin Sâmit onunla evlendi ve denizde gazaya çıkarak onu da beraberinde götürdü, (varacakları yere) vardığında ona bîr katır takdim edildi o da bindi. Arkacığmdan katır kendisini yere düşürdü ve boynu kırıldı.
Bize bu hadisi Muhammed b. Rumh b. Muhacir ile Yahya b. Yahya rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da ibni Habban'dan, o da Enes b. Malik'den, o da teyzesi Ümmü Haram Binti Milhan'dan naklen onun söylediğini haber verdi: ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bana yakın bir yerde uyudu. Sonra gülümseyerek uyandı. Ben: — Ya Resulallah seni güldüren nedir? dedim. «Ümmetimden bir takım insanlar bana arz olundular. Şu yeşil denizin sırtına biniyorlar...» buyurdu. Bundan sonra râvî, Hammâd b. Zeyd'in hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Amr'un-Nâkid rivayet etti. (Dediki): Bize Hâşim b. Kasım rivayet etîi. (Dediki): Bize Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana Yezid b. Abdillah b. Usâme b. Hâd EI-Leysî, Yahya b. Saîd'den, o da Ca'fer b. Abdillah b. Hakem'den, o da Ka'kaa' b. Hakîm'den, o da Câbir b. AbdilIah'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kabı örtün! Tulumu da bağlayın! Çünkü senede bir gece veba iner. Kapağı olmayan hiç bir kabın yahut üzerinde bağı olmayan hiç bir tulumun yanından geçmez ki, içine bu vebadan bir şey İnmesin.» buyururken işittim.
Bize Nasr b. Ali El-Cehdamî de rivayet etti. (Dedikî): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize Leys b. Sa'd bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız o: «Çünkü senede bir gün vardır. O günde veba iner,» demiş; hadîsin sonuna şunu ziyade etmiştir: «Leys dedi ki: Bizde yabancılar bundan Aralık ayında korunurlar.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhanımed b. Bişr ile İbni Numeyr rivayet ettiler. H. Bize İbni Numeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile Ubeydullah b. Saîd de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya (bu zât İbni Saîd'dir) rivayet etti. Bu râvilerîn hepsi Ubeydullah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize Kuteybe ile İbni Rumh dahî Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize Ebu'r-Rabi' ile Ebû Kâmil de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammad, Eyyûb'dea naklen rivayet etti. H. Bize ibni Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed h. Cafer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ben Şu'be'den dinledim. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da ibni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Mâlik'in hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır.
Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Vehhâb (yâni Sekafî) rivayet etti. (Dediki): Yahya b. Saîd'i şunu söylerken işittim: Bana Nâfi' haber verdi.ki: Ebû Lübâbe b. Abdil-Münzir EI-Ensârî —Bu zâtın evi Kuba'da idi. Sonra Medine'ye taşındı. —Bir defa beraberinde Abdullah b. Ömer olduğu halde oturmuş kendine bir dehliz açarken ansızın evlerde yaşayan bir yılan görmüşler ve onu öldürmek istemişler. Bunun üzerine Ebû Lübâbe evlerde yaşayan yılanları kastederek : Gerçekte bunları öldürmek yasak edildi. Ebter ile iki çizgiliyi öldürmek ise emir buyuruldu, demiş. Bu iki yılanın gözü kör ettikleri, kadınların çocuklarını düşürttükleri söylenir.
Bize ibni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, Talha oğullarının azatlısı Muhammed b. Amr b. Alkame’den, onlar da Ebu Seleme’den, o da Ebu Katade’den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bu hadisin mislini rivayet etti. Ama bunların hadisinde Ebu Seleme’nin: Ben rü’ya görüyor, ondan sıtmalanıyordum. Yalnız örtünmüyordum. Dediğini anmamıştır.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Demişki): Bize Süleyman (yâni İbni Bilâl) Yahya b. Saîd'den rivayet etti. (Demişki): Ben Ebû Seleme b. Abdirrahman'ı şunu söylerken işittim: Ben Ebû Katâde'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Rü'ya Allah'dandır. Hulm ise şeytandan. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse, üç defa sol tarafına tükürsün! Çünkü o kendisine asla zarar verecek değildir.» buyururken işittim. Râvi demiş ki: Ben rü'yayı Üzerine bir dağdan daha ağır görüyordum. Bu hadîsi işittim İşiteli artık ona aldırış etmiyorum.
Bize İbnü Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. Her iki râvi demişlerki: Bize Ubeydullah bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Şunu da ziyade eyledi: «Ubeydullah dediki: Ona sordum da: Bunlar Şam'da iki köydür. Aralarında üç gecelik mesafe vardır, dedi.» İbni Bişr'in hadîsinde (üç gece yerine) üç gün denilmiştir.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Said'den, o da Abdullah b. Amir b. Rabia'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Bir gece Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uykusuz kaldı da: «Keşke benim ashabımdan yararlı bir zat bu gece beni korusa.» dedi. Ve silâh sesi işittik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kim o?» dedi. (Gelen zat) ; — Sa'd b. Ebi Vakkâs yâ Resûlallah! Seni korumağa geldim, dedi. Âişe demiş ki: «Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyudu. Hattâ horultusunu işittim.»
Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yahya b, Said'den, o da Abdullah b. Âmir b. Rabia'dan naklen haber verdiki: Âişe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye gelişinde bir gece uyuyamadı. Ve: «Keşke ashabımdan yararlı bir zat bu akşam beni korusa!» dedi. Biz bu halde iken bir silâh hışırtısı işittik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kim o?» dedi. (Gelen zât) : — Sa'd b. Ebi Vakkas'ım! cevâbını verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Seni getiren nedir?» diye sordu. Sa'd: — İçime Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkında bir korku düştü de onu korumaya geldim, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona dua etti. Sonra uyudu. İbni Rumh'un rivayetinde : «Biz: — Kim o? dedik...» ifadesi vardır.
Bize bu hadisi Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdu'l-Vehhab rivayet etti. (Dediki): Ben Yahya b. Said'i şunu söylerken işittim. Abdullah b. Âmir b. Rabia'yi dinledim. Şöyle diyordu: Âişe dediki: Bir gece Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uykusuz kaldı... Râvi Süleyman b. Bilâl'ın hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni İbni Bilâl) Yahya'dan (bu zât İbni Said'dir.) O da Said'den, o da Sa'd b. Ebi Vakkâs'dan naklen rivayet etti. Sa'd şöyle demiş: Gerçekten benim için Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud gününde annesiyle babasını bir arada zikretti.
Bize Kuteybe b. Said ile İbni Rumh, Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize İbni Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Vehhab rivayet etti. Her İki râvi Yahya b. Said'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır.