Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Amr en-Nakid ve Zuheyr b. Harb tahdis edip dediler ki: Bize Süfyan b. Uyeyne, Zührl'den tahdis etti. O Ebu Seleme'den (H). Bunu bana ayrıca (3/70b) Muhammed b. Rafi' de tahdis etti. Bize Abdurrezzak tahdis etti, bize Ma'mer, Zühn'den haber verdi. O İbnu'l-Müseyyeb' den diye nakletti. (Ebu Seleme ile birlikte ikisi) Ebu Hureyre'den, o Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den hadisi aynen rivayet etti.
Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki) : Bana Yûnus haber verdi. Ona da İbni Şihâb haber vermiş. Demiş ki: Bana Ebu Seleme ile Saîd b. El-Müseyyeb haber verdiler ki, Ebu Hureyre'yi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu.» diyerek yukarki hadîsin tamâmiyle mislini rivayet ederken işitmişler.
Bana Ebu't-Tâhir iîe Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Yezîd'den, o da İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişkî: Bana Saîd b. El-Müseyyeb ile Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân b. Avf haber verdiler ki onlar da Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmişler: Resûlullah (Saliallahu Aleylıi ve Sellem) sabah namazının kıraatini bitirip; tekbîr aldığı ve başını kaldırdığı zaman: «Semiallahu limen hamideh. Rabbena ve leke'l-hamd.» (Allah, kendisine hamd edenin hamdını kabul eder. Ey Rabbımiz! Hamd de sana mahsûsdur.) der: sonra ayakta iken şunları okurdu: «Allah'ım! Velid b. Velid'i, Selemetü'bnü Hişâm'ı, Ayyaş, b. Ebî Rabia'yı ve mu'minlerin zayıf olanlarını kurtar! Yâ Rabbî, Mudar kabilesine olan şiddet ve baskını arttır! Bunu onlara Yûsuf'un kıtlık yılları gibi yap! Allah'ım, Lihyân, Ri'l ve Zekvân ile Allâh ve Resulüne isyan eden Usayye kabilelerine lanet eyle!» Sonra (sana bu işde hiç bir vazife düşmez. Yâ Allah Teâlâ onların tevbesini kabul edecek yahut kendilerini azâb eyleyecekdir. Çünkü hakkı ile zâlimler ancak onlardır.) [ A'li İmran 128 ] âyet-i kerimesi indirilince bu kunut'dan vazgeçtiğini duyduk.
Bize, Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Saîd b. Ebî Saîd-i Makburî'den dinlediğim, onun da Ebû Selemete'bnü Abdirrahmân'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Ebû Seleme, Âişe'ye: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ramazandaki namazı nasıldı? diye sormuş : Âişe : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne ramazanda, ne de ramazandan başka gecelerde onbir rek'âtdan fazla namaz kılmış değildir. Dört rek'ât namaz kılardı. Artık onların güzelliğini ve uzunluğunu sorma! Sonra dört rek'ât (daha) kılardı; onların da güzelliğini ve uzunluğunu sorma! Sonra üç rek'ât namaz kılardı. Ben: Yâ Resûlâllah! Vitr*i kılmadan mı uyuyorsun; dedim, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Âİşe! Gerçekten benim gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz; buyurdu.» demiş.
Bize, Muhammedu'bnü'I-Müsennâ rivayet etti, (Dediki): Bize, İbni Ebî Adiyy rivayet etti. (Dediki): Bize, Hişâm, Yahya'dan, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti. Ebû Seleme, şöyle demiş: Ben, Âişe'ye, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını sordum, Âişe: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (geceleyin) onüç rek'ât namaz kılardı, (evvelâ) sekiz rek'ât olarak kılar; sonra vitir yapar; sonra oturduğu yerden iki rek'ât daha kılardı. Rükû'a varmak istedimi ayağa kalkar da, öyle rükû' ederdi. Sonra sabah namazında ezanla ikaamet arasında iki rek'ât namaz kılardı... cevâbını verdi
Bize, Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize, Süfyân b. Uyeyne, Abdullah b. Ebî debîd'den rivayet etti. O da Ebû Seleme'den. dinlemiş. Ebû Seleme şöyle demiş: «Ben, Âişe'ye gelerek: «Ey anne! Bana, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in. namazını haber ver!» dedim. Âişe : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazı ramazanda olsun, başka zamanlarda olsun gecede onüç rek'ât idi. Sabah namazının iki rek'ât sünneti de bunlardandı... cevâbını verdi.
Bize, Muhammedü'bnü'l-Müsenna ile Muhammed b. Hatim, Abd b. Humeyd ve Ebî Ma'ni'r-Rakaaşî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize, Ömer b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize, îkrimetü'bnü Ammâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Kesîr rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Selemete'bnü Abdirrahmân İbni Avf rivayet etti. Dediki: Ümmü'l-Mü'minîn Âişe'ye sordum: — Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin kalktığı vakit namazına ne ile başlardı? dedim. Aişe : — Geceleyin kalktığı vakit namazına : «Allah'ım! Ey Cebrail, Mîkâîl ve İsrafil'in Rabbi! Gökler'le yerin yaradanı; hâzırı ve gâîbi bilen Allah'ım! Kullarının ihtilâf ettikleri şeylerde, onların aralarında ancak sen hükmedersin. İhtilâf edilen hakka izninle beni hidâyet eyle! Çünkü dilediğini doğru yola ancak sen hidâyet eylersin!» duası ile başlardı... dedi.
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve Alîyyu'bnü Hucr rivayet ettiler. îbni Eyyûb Dediki: Bize İsmail —ki îbni Ca'fer'dir— rivayet etti. (Dediki): Bana Muhammed —ki İbni Ebî Harmele'dir— haber verdi. (Dediki): Bana Ebû Seleme haber verdiki, Kendisi Âişe'ye Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ikindiden sonra kılmakda olduğu iki rek'ât nafileyi sormuş. Âişe : «Bunları Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiden önce kılardı. Sonra (bir defa) bu iki rek'âtı kılmakdan alıkonuldu. Yahut onları unuttu da, ikindiden sonra kıldı. Sonra her iki şekli de kılar oldu. Zâten bir namazı kıldımı, bir daha onun üzerinde sebat etmek âdeti idi.» cevâbını vermiş. Yahya b. Eyyûb, İsmail'in: «Âişe, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selletn) o iki rek'âta devam etti, demek istiyor.» dediğini söyledi.
Bana İbni Ebî Ömer rivayet etti. (dediki): Bize Abdülazîz, Yezîd'den, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti ki, Ebû Seleme şöyle demiş: «Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'ye sordum; — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kaç elbise içinde kefenlendi? dedim. Âişe: — Üç sehûl elbisesi içine; cevâbım verdi. İzah Bu hadîsi Buhârî «Cenaiz» bahsinin bir iki yerinde; Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbni Mâce «Cenâiz» bahsinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kaç parça elbise içine kefenlendiği ihtilaflıdır. Hadîslerin bâzılarında üç parça beyan Yemen bezi ile; diğerlerinde evvelâ bir hülleye, sonra o çıkarılarak üç parça beyaz Yemen bezine sarıldığı bildiriliyor. Hülle: Bir cinsten olmak üzere izâr ve ridâ' yani üst ve alt elbise, demektir. Bu elbise Yemen kumaşlarından yapılır. Sehûl veya Suhûl: Pamuklu elbise, demektir. Ebû Dâvûd'un «Sünen» inde rivayet ettiği bir hadisde Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve SelIem)'in «Hibera- denilen bir nev'i Yemen kumaşi ile kefenlendiği, sonra o elbise çıkarıldığı bildiriliyor. Yine Ebû Davud'un «Sünen»inde buradaki rivayet bulunduğu gibi İbni Abbâs' dan nakledilen başka bir rivayette üç Necrân elbisesi ile yâni iki elbiseden ibaret bir hülle ve içinde vefat ettiği gömleği ile kefenlendiği bildiriliyor. Osman b. Ebî Şeybe: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç elbise ile yâni kırmızı hülle ve bir de içinde vefat ettiği gömlekle kefenlenmiştir, diyor. Bezzâr'in rivayet ettiği bir hadîse göre: Resulullah tSallallahu Aleyhi ve Sellem) yedi parça kumaşla kefenlenmiştir. Bunların üçü sehûl bezindendir. Bunlarla beraber gömlek, sarık, don ve altına yazılan bir de kadife vardır. İbni Adiyy'in rivayet ettiği bir hadîste İbni Abbas {Radiyallahu anh) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki beyaz sehûl kumaşı ile kefenlendi, demiştir. Tirmiizî diyor ki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kefeni hakkında muhtelif rivayetler vardır. Bunların içinde en sahih olanı Hz. Aişe hadîsidir» Lügat ulemâsından Ezherî'ye göre; Sehûliyye: Yemen de bir yerin ismidir. Orada kumaş dokunur. Sûhûliyye ise: Beyaz kumaş, demektir. Bâzıları «Sehûliyye» kelimesinin Yemen'de bir yere mahsûs ism-i mensûb olduğunu; Suhûliyye ise: Pamuklu kumaş, mânâsına geldiğini söylemişlerdir. Hattâ «Sehûl: Yemen'de bir kabiledir. Yemen elbiseleri bu kabileye nisbet edilir; Sahi: Beyaz elbise, demektir, cem'i suhûl gelir.» diyenler de olmuştur. Daha başka tefsirler yapanlar da vardır.
Bize Züheyr b. Harb ile Hasenü'l-Hülvânî ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd (Bana haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: «Bize Yâkûb, —ki îbni İbrahim b. Sa'd'dır.— rivayet etti.» dediler. Yâkûb: Bize babam, Sâlih'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. Ona da Ebü Selemete'bnü Abdirrahmân, Ümmü'l-Müzminin Aişe'nın şunları söylediğini haber vermiş, demiş; «Resulûllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Vefat ettiği zaman (Hibara) denilen bir Yemen kumaşı ile örtüldü.»
Bize, bu hadîsi İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd dahî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdurrazzâk haber verdi. (dediki): Bize Ma'mer haber verdi. H. Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (dediki): Bize Ebû'l-Yemân haber verdi. (dediki): Bize Şuayb, Zührî'den tamamen bu isnâdla haber verdi.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki) Bize Süfyân b. Uyeyne, İbni Ebî Lebîd'den o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti: Ebû Seleme şöyle demiş: Âişe (Radiyallahû anha)'ya ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in orucunu sordum da şunları söyledi : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o kadar çok oruç tutardı ki biz: Artık hep oruç tutacak derdik. (Bazen) orucu o kadar bırakırdı ki: Artık hiç tutmayacak, derdik. Ben onun hiç bir ayda Şa'ban ayındakinden daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Şa'ban ayını bütün tutardı. Onda orucu pek az bırakırdı.» İzah DİKKAT BU LİNK BİR SONRAKİ SAYFANIN LİNKİNİN AYNIDIR. SADECE BU SAYFA’YI AÇAN İÇİN KOLAYLIK AMAÇLIDIR, SORUN DEĞİL
Bana İshak b. Mensur rivayet etti. (Dediki): Bize İsâ b. Münzir El-Hımsî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Zübeydî, Zühri'den, o da Ebû Selemete'bnü Abdirrahman ile Cüheynilerîn azatlısı Ebû Abdillah El-Eğarr'dan naklen rivayet eyledi, Ebû Abdillah Hz. Ebû Hureyre'nin ashabındanmış. Bu iki zat Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmişler : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mescidinde kılınan bir namaz başka mescidlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir; yalnız Mescid-i Haram müstesna! Çünkü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi've Sellem) Nebilerin sonuncusudur. Onun mescidi de mescidlerin sonuncusudur.» Ebû Seleme ile Ebû Abdillah (Demişlerki): «Biz Ebû Hureyre'nin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hadîsini söylediğinde şüphe etmedik. Bu da hadîs hakkında Ebû Hureyre'den isbat istememize mâni oldu. Ebû Hureyre dünyadan gidince bunu aramızda müzakere ettik. Şayet hadîsi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den işittiyse bu hususta Ebû Hureyre'ye söz edip niçin hadîsi ona isnad ettirmedik diye birbirimizi müâhaze eyledik. Biz bu halde iken yanımıza Abdullah b. İbrahim b. Kaarız oturdu. Kendisine bu hadîsi ve hadîs hakkında Ebû Hureyre'nin nassan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayeti hususunda yaptığımız kusuru anlattık. Bunun üzerine Abdullah b. İbrahim bize şunu söyledi: Şehadet ederim ki, ben Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim : «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Çünkü ben Nebilerin sonuncusuyum; Mescidim de mescidlerin sonuncusudur.» buyurdular.
Bize ishâk b. ibrâhîm rivayet etti. (Dediki: Bize Abdülâzîz b. Muhammed haber verdi. (Dediki): Bana Yezîd b. Abdillâh b. Üsâmete'bni'î-Hâd rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Ebî Ömer el-Mekkî de rivayet etti. Bu lâfız onundur. (Dediki): Bize Abdülâzîz, Yezîd'den, o da Muhammed b. ibrahim'den, o da Ebu Selemete'bnü Ahdirrahmân'dan naklen rivayet eyledi, ki şöyle demiş : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'în zevcesi Aişe'ye: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mehri ne kadardı? diye sordum. Âişe : — Onun zevcelerine (verdiği) mehri on iki okiyye i!e bir neşş idi. Neşş nedir bilir misin? dedi. Ben : — Hayır, cevâbını verdim. — Yarın okiyyedir. Bunların mecmu'u beşyüz dirhem eder; işte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerine (verdiği) mehri bundan ibaretti; dedi.
Bize Saîd b. Mansur ile Züheyr b. Harb, Abdü'l âlâ b. Hammâd ve Amru'n-Nâkıd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân, Zührî'den rivayet etti. İbni Mansur: Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den naklen dedi. Abdülâlâ: Ebu Seleme'den yâhud Saîd'den. o da Ebu Hureyre'den naklen dedi. Züheyr: Saîd'den yâhud Ebu Seleme'den bîri yâhud her ikisi Ebu Hureyre'den naklen ifâdesini kullandı. Amr ise: Bize Süfyân bir defa. Zührî'den, o da Saîd ile Ebu Seleme'den diyerek; bir defa, Saîd'den yâhud Ebu Seleme'den ifadesiyle; başka bir defa da: Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemj'den, ibaresi ile rivayet etti; dedi. Bunlar Ma'mer'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Imrân b. Ebî Enes'den. o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti. Ebû Seleme şunu söylemiş: Fâtıme binti Kays'a sordum da bana haber verdi ki: Kocası Mahzûmî kendisini boşamış; fakat nafaka vermeğe yanaşmamış. Bunun üzerine Fâtıme, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek (meseleyi) haber vermiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sana nafaka yoktur. Hemen taşın da İbni Ümrni Mektum'a git; onun yanında kal! Çünkü o â'mâ bir adamdır; yanında çarşafını atabilirsin!» buyurmuşlar. 38 - (1480). "
Bize Muhammed b. Müsenna el-Anezî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvehhab rivayet etti. (Dediki): Ben Yahya b. Saîd'den dinledim. (Dediki): Bana Süleyman b. Yesar haber verdiki, Ebû Seleme b. Abdirrahman ile İbni Abbas, Ebû Hureyre'nin yanında birleşmişler de, kocasının vefatından birkaç gün sonra nifas gören kadını görüşüyorlarmış. İbni Abbas: Bu kadının iddeti iki müddetin uzun olanıdır; demiş. Ebû Seleme ise (doğurmakla) kadının helal olduğunu söylemiş. Derken bu hususta münakaşaya başlamışlar. Ravi diyorki: Bunun üzerine Ebû Hureyre, Ebû Seleme'yi kasdederek: Ben kardeşim oğlu ile beraberim; dedi. Sonra İbni Abbas'ın azadlısı Kureyb'i bu meseleyi sormak için Ümmü Seleme'ye gönderdiler. Kureyb (gitti) geldi. Ve onlara Ümmü Seleme'nin şöyle dediğini haber verdi: Sübey'atü'l-Eslemiyye kocasının vefatından birkaç gece sonra nifas gördü. Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyledide ona evlenmesini emir buyurdular.
Bize Ahmed b. İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssamed yâni İbni Abdilvâris rivayet etti. (Dediki): Bize Harb yâni İbni Şeddâd rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya —ki İbni Kesîr'dir—, Muhammed b. İbrahim'den naklen rivayet etti; ona da Ebû Seleme rivayet etmiş. Ebû Seleme ile kabilesi arasında bir yer hakkında husumet varmış. Kendisi Âişe'nin yanına girerek bunu ona anlatmış. Âişe: Yâ Ebâ Seleme, sen bu yerden sakın! Zîra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Bir kimse bir karış kadar yer için zulmetse, o yer yedi kat yer (in dtbin) den itibaren boynuna dolanır.» buyurdular.» demiş.
Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Habbân b. Hilâl haber verdi. (Dediki): Bize Ebân haber verdi. (Dediki): Bize Yahya rivayet etti, ona da Muhammed b. İbrahim, ona da Ebû Seleme, Âişe'nin yanına girdiğini rivayet etmiş. Râvi yukarıki hadîsin mislini zikretmiştir.
Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Ebû't-Tâhir haddesenâ tâbirini kullandı. Harmele ise: Bize İbni Vehb haber verdi, dedi.) (Demişki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ebû Seleme b. Abdirrahmân ile Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Meymûne'nin âzâdlısı Süleyman b. Yesâr, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı Ensârdan bir zattan naklen haber verdi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kasâmeyi, câhiliyyet devrinde olduğu şekilde bırakmış.
Bana Ebu't-Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Lâfız da birbirlerine yakındırlar. (Dedilerki): Bize İbni Vehb haber verdi, (Dediki): Bana Yûnus İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Ona da Ebû Seleme b. Abdirrahman b. Avf rivayet etmişki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hastalık bulaşması yoktur.» buyurmuş ve yine rivayet etmiş ki : Resîûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hasta develerin sahibi sağlam develerin sahibi üzerine deve getirmez.» buyurmuşlar. Ebû Seleme demiş ki : Ebû Hureyre bunların ikisini de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den rivayet ediyordu. Bir zaman sonra Ehû Hureyre : «Hastalık bulaşması yoktur.» sözünden sustu da : «Hasta develerin sahibi, sağlam develerin sahibi üzerine deve getirmez.» sözü üzerinde durdu. Bunun üzerine Haris b. Ebî Zübab (Bu zât Ebû Hureyre'nin amcası oğludur. Şunu söyledi) : Ben seni işitiyordum. Yâ Ebâ Hureyre! Bize bu hadîsle birlikte başka bir hadis daha rivayet ediyordun, ondan sustun, diyordun ki: ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hastalık bulaşması yoktur.» buyurdu. Ama Ebû Hureyre bunu bilmekten imtina etti. Ve: «Hasta develerin sahibi, sağlam develerin sahibi üzerine deve getirmez.» dedi. Hâris'in bu husustaki görüşünü de kabul etmedi. Nihayet Ebû Hureyre kızdı ve Habeşçe mırıldandı. Müteakiben Haris': — Biliyor musun ne dedim? diye sordu. Haris : — Hayır! dedi. Ebû Hureyre : — İmtina ettim, dedi. Ebû Seleme: Ömrüme yemin olsun Ebû Hureyre bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hasfahk bulaşmasr yoktur.» buyurduğunu rivayet ediyordu. Bilmiyorum Ebû Hureyre mi unuttu, yoksa iki sözden biri diğerini nesh mi etti? demiş.
Bize Amru'n-Nâkıd ile İshâk b. İbrahim ve İbni Ebî Ömer hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Ömer'indi; (Dedilerki): Bize Süfyan Zührî'den, o da Ebû Seleme'den, naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Rü'ya görüyordum. Ondan sıtmalanıyor, yalnız örtünmüyordum. Nihayet Ebû Katâde'yö rastladım da bunu ona söyledin Ebû Katâde şöyle dedi: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Rü'ya Allah'dandır. Hulm ise şeytandandır. Biriniz hoşlanmadığı bir düş görürse sol tarafına üç defa tükürsün ve onun şerrinden Allah'a sığınsın. Çünkü o düş kendisine asla zarar verecek değildir.» buyururken işittim.
Bize Ebû Bekr b. Hallâd El-Bâhili ile Ahmed b. Abdillah b. Hakem rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Demişki): Bize Şu'be Abdurabbih b. Saîd'den, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti. Ebû Seleme şöyle demiş: Rü'ya görürsem bu rü'ya beni hasta ediyordu. Nihayet Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim : «Salih rü'ya Allah'dandır. Biriniz sevdiği bir şey görürse onu sevdiği bir kimseden başkasına söylemesin. Hoşlanmadığı bir şey görürse sol tarafına üç defa tükürsün de şeytanın ve rü'yanın şerrinden Allah'a sığınsın. Onu kimseye söylemesin! Çünkü o kendisine zarar vermez.»
Bana Harmele b. Yahya Et-Tücîbî rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ebû Seleme b. Abdirrahman ile Said b. Müseyyeb haber verdiler. (Dedilerki): Ebû Hureyre kendisinin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittiğini anlatıyordu. «Ben size neyi yasak edersem ondan sakının, neyi emredersem gücünüz yettiği kadar onu yapın. Sizden öncekileri ancak çok sualleri ve Peygamberleri üzerinde ihtilâfları helak etmiştir.»
{m-130} Bana Muhammed h. Ahmed b. Ebî Halef de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. Bu zat Mansur b. Selemete'l-Huzâî'dir. (Dediki): Bize Leys, Yezid b. Hâd'dan, o da İbni Şihab'dan naklen bu isnadla tamamıyle bu hadîsin mislini haber verdi
Bana Ebû't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Şerh ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Said b. Müseyyeb ile Ebû Seleme b. Abdirrahman rivayet ettiler. Onlar da Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmişler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: «Vaktiyle bir adam bir ineğini sürüyordu, üzerine yük yüklemişti. İnek ona bakarak: Ben onun için yaratılmadım. Ben ancak çift sürmek için yaratıldım, dedi.» Bunun üzerine cemâat şaşarak ve inek konuşur mu diye ürkerek: Sübhanellah! dediler. Resûlullah '(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Ben buna inanıyorum. Ebû Bekr'le Ömer de!» buyurdu. Ebû Hureyre demiş ki: Resûlullah '(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Bir defa bir çoban koyunlarının içinde iken üzerine kurt saldırarak koyunlardan birini almış. Çoban onu tâkib etmiş, nihayet koyunu ondan kurtarmış. (Bu sefer) Kurt ona bakarak: Bu koyunlara yırtıcı gününde benden başka çobanları olmadığı günde kim bakacak! demiş.» Cemâat (yine): — Sübhanallah! dediler. Resûlullah '(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Ben buna inanıyorum. Benimie birlikte Ebû Bekr ile Ömer dei» buyurdular.
Bana Amru'n-Nâkıd ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yakub (bu zât İbni İbrahim b. Sa'd'dır) rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Sâiih'den, o da İbni Şihab'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ebû Seleme ile Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe b. Mes'ud söyledi. Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmişler: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müslümanlardan müteşekkil büyük bir meclisde şöyle buyurdular : «Size ensâr hanelerinin en hayırlısını söyliyeyim mi?» Ashâb : — Evet yâ Resûlallah! dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Beni Abdi'l-Eşnel'dir.» buyurdular. Ashâb : — Sonra kimdir yâ Resûlallah? diye sordular. «Sonra Beni Neccâr'dir!» buyurdu. — Sonra kimdir yâ Resûlallah? dediler. «Sonra Beni Haris b. Hazrec'dir!» buyurdu. — Sonra kimdir yâ Resûlallah? dediler. «Sonra Beni Sâide'dir!» buyurdu. — Sonra kimdir yâ Resûlallah? dediler. «Sonra ensar hanelerinin her birinde hayır vardır.» buyurdular. Bunun üzerine Sa'd b. Ubâde kızarak kalktı ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların kabilesini söylediği zaman : — Biz dördün sonuncusu muyuz? dedi. (Bununla) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sözünü kasdetti. Kendisine kavminden bâzı zevat: — Otur! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sizin kabilenizi adını söylediği dört kabile içinde söylemesine razı değil misin? Terkedip adını söylemedikleri, söylediklerinden daha çoktur, dediler. Sa'd b. Ubâde de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söz etmekten vazgeçti.