Ebû Saîd el-Hudrî

Ebû Saîd · Sahâbî, Medine müftüsü

Sa'd b. Mâlik b. Sinân b. Ubeyd b. Sa'lebe b. Ubeyd…

Vefath. 74
KünyeEbû Saîd
Nisbeel-Ensârî, el-Hudrî, el-Hazrecî
TabakaKendisi ve babası sahâbîdir

Hakkında

Asıl adı Sa'd b. Mâlik b. Sinân olup Ebû Saîd künyesiyle tanınır; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Hudre koluna mensup olduğu için el-Hudrî nisbesini almıştır. Babası Mâlik b. Sinân, Hendek Savaşı'nda şehid düşmüştür. Henüz on üç yaşındayken Uhud Savaşı'na katılmak istedi; babası ısrar etmesine rağmen Peygamber yaşının küçüklüğü sebebiyle ona izin vermedi. Sonraki yıllarda Hendek'ten başlayarak on iki kadar gazvede bulundu ve Bey'atürrıdvân'a katıldı.

Peygamber'in vefatından sonra Medine'de kalarak ilimle meşgul oldu. Genç sahâbîler içinde fıkhı en iyi bilen kişi olarak nitelendirildi; kendisine "imam" ve "Medine müftüsü" gibi sıfatlar yakıştırıldı. Mescid-i Nebevî'deki ders halkasında pek çok tâbiî yetişti; Hasan-ı Basrî ve Saîd b. Cübeyr gibi isimler onun talebeleri arasındadır. Rivayet ettiği hadisleri titizlikle nakletmesi ve gerektiğinde diğer sahâbîlerin rivayetlerini düzeltmesiyle tanınır.

Kendisinden 1.170 hadis nakledilmiştir; binden fazla hadis rivayet eden yedi sahâbîden biridir. Bu rivayetlerin kırk üçü Buhârî ile Müslim'in ortak olarak, on altısı yalnız Buhârî'nin, elli ikisi yalnız Müslim'in kitabında yer alır. Vefatı yaklaştığında kabri üzerine bir yapı yapılmamasını vasiyet etti. Hicrî 74 (m. 693-694) yılında Medine'de vefat etti ve Cennetü'l-bakî'a defnedildi; ölüm yılı için 63, 64 ve 65 gibi tarihler de zikredilmiştir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Bana Muhammed b. Bekkar el-Basri rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Ebu Asim, İbni Cüreyc'den rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Bafi' dahi rivayet eyledi. Bu lafız onundur. (Dedi ki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. Dedi ki: Bana Ebu Kazea kendisiyle Hasan'a Ebu Nadra'um haber verdiğini söyledi ikisine de Ebu Said-i Hudri'nin kendisine şunu haber verdiğini söylemiş: Abdulkayslılar heyeti Allah'ın Nebisine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelince, ey Allah'ın Rasulü Allah için sana feda olalım. İçeceklerden neyi içmemiz uygun olur, dediler. O: "Nakirde içmeyin" buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Nebisi, Allah için sana feda olalım, nakirin ne olduğunu da biliyor musun, dediler. O: "Elbette, o ortası oyulan ağaç kütüğüdür. Dubba'da da, hanteme'de de içmeyin. Ağzı kapatılan kaplardan içmeye bakın" buyurdu.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Bekkâr el-Basrî ← Ebû Âsım ← İbn Cüreyc ← Ebû Kazaa ← el-Mnzr b. Mâlik ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Sehl b. Osman ve Ebu Kureyb Muhammed b. el-Ala tahdis etti ... A'meş, Ebu Salih'ten, o Ebu Hureyre'den yahut Ebu Said'den -şüphe eden A'meş'tir- şöyle dediğini nakletti: Tebuk gazvesinde insanlar açIıkla karşı karşıya kaldılar. Ey Allah'ın Rasu!ü bize izin versen de su taşıyan develerimizi kessek, onları yesek ve yağlarını kullansak, dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yapabilirsiniz" buyurdu. Derken Ömer geldi ve: Ey Allah'ın Rasulü, eğer böyle yaparsan yük taşıyan hayvanlarımız azalır. Bunun yerine artan azıklarını getirmelerini iste. Sonra onlar için o azıkları üzerine bereketlenmeleri için yüce Allah'a dua et. Olur ki yüce Allah bunu halk eder (yaratır), dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Peki" buyurdu. Sonra Allah Rasulü deriden bir yaygı getirilmesini istedi, onu yaydı, sonra artan azıklarını getirmelerini istedi. (Ravi ) dedi ki: Kimisi bir avuç mısır, kimisi bir avuç kuru hurma, bir diğeri bir parça ekmek getirip geliyordu. Nihayet o deri yaygı üzerinde az miktarda bir şeyler toplandı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine bereketlenmesi için dua etti. Sonra da onlara: "Kaplarmıza doldurunuz" buyurdu. Onlar da kaplarına yiyecek doldurdular. Öyle ki karargahta doldurmadıkları hiçbir kap bırakmadılar. (Ravi sahabi) dedi ki: Doyuncaya kadar yediler ve bir miktar da arttı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve benim Allah'ın Rasulü olduğuma şahit!ik ederim. Bir kul bunlarda şüphe etmeyerek bunlarla Allah'ın huzuruna çıkacak olursa asla cennete girmekten alıkonulmaz. "
Bize Ebu Kureyb Muhammed b. el-Ala da dedi ki: Bize Ebu Muaviye tahdis edip dedi ki: Bize A'meş, İsmail b. Reca'dan tahdis etti. O babasından, o Ebu Said el-Hudri'den (diye) rivayet etti. Ayrıca (A'meş, İsmail'den, o) Kays b. Müs!im'den, o Tarık b. Şihab'dan, o Ebu Said el-Hudri'den Mervan ile ilgili olayı ve Ebu Said'in Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den diye naklettiği hadisi (bundan önceki) Şu'be ve Süfyan'ın hadisi ile aynen nakletti. Tahric bilgisi 175 ile aynı
Bize Osman b. Muhammed b. Ebu Şeybe de tahdis etti (2/6a). Bize Cerir tahdis etti (H) Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti, bize Ebu Usame tahdis etti. Her ikisi A'meş'den, o Ebu Salih'ten, o Ebu Said'den şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse Ensar'a buğz etmez" buyurdu.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Osman b. Ebû Şeybe ← Cerîr b. Hâzim ← Süleymân A'meş ← Ebû Sâlih ← Ebû Saîd el-Hudrî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ebû Üsâme ← Süleymân A'meş ← Ebû Sâlih ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bana Hasen b. Aliy el-Hulvânî ile Ebu Bekir b. İshâk rivayet etttler, dediler ki: Bize İbni Ebi Meryem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. Dedi ki: Bana Zeyd b. Eşlem, Iyâd b. Abdİllâh'dan, o da Ebu Said-i Hudrî'den, o da Nebiy (Sallallahu Aleyhi e Sellem)''den naklen haber verdi. H. Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hücr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail —kî İbni Ca'ferdir— Amr b. Ebî Amr'dan, o da el-Makburî'den o da Ebu Hureyre'den, o da Nebiy (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen, İbni Ömer'in Nebi {Sallallahu aleyhi ve Selleml'den diye naklettiği (238 nolu) hadis ile aynı manada rivayet etti.
Bana Harun b. Said el-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti dediki; bana Mâlik b. Enes, Amr b. Yahya b. Umâradan haber verdi dedi ki: Bana babam, Ebu Said-i Hudri'den naklen rivayet etti ki; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah cennetlikleri cennete koyacak -ki o rahmetiyle dilediğini cennete koyar- cehennemlikleri de cehenneme koyacak. Sonra şöyle buyuracak: Bir bakın, kalbinde hardal tanesi ağırlığınca iman olan kimi bulursanız onu çıkartınız. Bunun üzerine böyle olanlar orada kömür gibi yanmış olarak çıkarılacaklar. Hayat yahut hayd nehrine bırakılacaklar. Onun için de sel kenannda tanenin bittiği gibi bitecekler. Siz onun nasıl sapsarı ve kıvrılmış olarak çıktığını hiç görmediniz mi?"
Bana Nasr b. Ali El-Cehdamî'de rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr yani (İbni'l-Mufaddal) Ebu Mesleme'den, o da Ebu Nadra'dan, o da Ebu Sa'id'den naklen rivayet etti. Ebu Said dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Gerçek manada cehennemliklere gelince, onlar orada ne ölürler, ne yaşarlar ama günahları -yahut hataları dedi- sebebiyle ateşin isabet etmiş olduğu ve onları bir çeşit ölümlü öldürdüğü kimseler de olacaktır. Nihayet bunlar kömür olacaklarında şefaat için izin verilecek. Bunun üzerine onlar da kalabalık topluluklar halinde getirilecek ve cennetin ırmakları üzerine dağıtılacaklar, sonra da: Ey cennetlikler, üzerlerine (su) akıtın, denilecek. Böylelikle onlar da selin getirdikleri arasında bulunan bir tohum gibi bitecekler. " Dinleyenler arasındaki bir adam: Sanki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çölde yaşamıştı, dedi.
Bunu bize Muhammed b. el-Müsenna ile İbn Beşşar da tahdis edip dediler ki ... Ebu Said el-Hudri, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den hadisi aynen "selin getirdiklerinde ... " ibaresine kadar zikretti fakat ondan sonrasını zikretmedi.
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe tahdis etti. Nu'man b. Ebi Ayyaş'ın Ebu Said el-Hudri'den rivayetine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Şüphesiz cennet ehli arasında makamı en aşağı mer tebede olan kişi, Allah'ın, yüzünü ateşten cennete doğru çevirdiği ve ona gölgeli bir ağaç gösterdiği bir kimse olacaktır. Bu adam: Rabbim beni bu ağaca yaklaştır da gölgesinde bulunayım diyecek. " Sonra hadisi İbn Mesud'un hadisine yakın olarak zikretti, ama rivayetinde: "Ey Ademoğlu, sana ne versem de dileklerinin sonu gelse" kısmını hadisin sonuna kadar zikretmedi. Ama rivayetinde fazladan şunları zikretti: ''Allah da ona şunu şunu iste, diye hatırlatır." Nihayet edeceği temennileri kesilince (bitince) Allah: "Bu, on misliyle birlikte senindir" buyuracak. Sonra evine girecek, onun yanına hurul iyn'den iki zevcesi de içeri girecek ve her ikisi: Bizim için sana hayat veren, senin için de bize hayat veren Allah'a hamdolsun, diyecekler. O da: Bana verilenler gibi hiçbir kimseye verilmemiştir, diyecek. "
Bize Kuteybetü'bnü Sa'id de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys İbnu'l Had'dan, o da Abdullah b. Habbab'dan, o da Ebu Said el-Hudri'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzurunda amcası Ebu Talib'ten söz edilince şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde şefaatimin ona fayda vermesi umulur. Bunun neticesinde topuklarına kadar varan bir ateşe konulur ve ondan dolayı da beyni kaynar. "
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebi Bükeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr b. Muhammed, Süheyl b. Ebu Salih'ten, o da Nu'man b. Ebi Ayyaş'tan, o da Ebu Said elHudri'den rivayetine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cehennemlikler arasında azabı en hafif olan kişi, ateşten iki (tek) ayakkabı giyecek ve ayakkabılarının sıcağından dimağı (beyni) kaynayacak. "
Bize Osman b. Ebi Şeybe EI-Absi rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, A'meş'ten, o da Ebu Salih'ten, o da Ebu Sa'id'den naklen rivayet etti. Ebu Sa'İd şöyle demiş: Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki : ''Aziz ve Celil Allah: Ey Adem buyuracak. Adem: Lebbeyk ve sa'deyk (buyur, emrine hazırım), hayır yalnız senin elindedir, diyecek. Allah Teala: Cehennem kafilesini çıkart, diyecek. O: Cehennem kafilesi ne demektir diyecek. Allah: Her bin kişiden dokuz yüz doksandokuz kişidir buyuracak. İşte küçük çocuğun saçlannın ağaracağı, her gebenin taşıdığı yükünü bırakacağı, sarhoş olmadıkları halde insanları sarhoş göreceğin zaman o zamandır ama Allah'ın azabı pek çetindir." (Ebu Said) dedi ki: Bu hal ashaba çok ağır geldi ve: Ey Allah'ın Resulü, o bir kişi hangimiz olabiliriz ki, dediler. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: "Müjde size muhakkak Ye'cuc ile Me'cuc'ten bin kişi ve sizden bir kişi" Sonra şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki, ben sizin cennetliklerin dörtte biri olacağınızdan ileri derecede ümitvarım" buyurdu. Biz de Allah'a hamd ettik, tekbir getirdik. Sonra şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki, gerçekten ben sizin cennetliklerin üçte birini teşkil edeceğinizden oldukça ümitliyim." Biz de Allah'a hamd ettik, tekbir getirdik. Sonra şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki, ben sizin cennetliklerin yarısı olacağınızı kuvvetle ümit ediyorum. Şüphesiz sizin ümmetler arasındaki misaliniz siyah öküzün derisindeki beyaz bir kıl, yahut eşeğin ön ayağındaki tüy bitmeyen daire şeklindeki ben gibisiniz. "
Bize Sa'id b. Mansur rivayet etti, (Dediki): Bize Hasan b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Yunus b. Yezid rivayet etti. H: Bana Harmeletü'bnü Yahya dahi rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Ebu Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yunus, îbni Şihab'dan naklen haber verdi. İbni Şihab : Bana Ebü İdris El Havlani haber verdi ki, Ebu Hureyre ile Ebu. Sa'id-i Hudrîyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Şöyle buyurmuş diyerek bu hadisin mislini rivayet ederlerken dinlemiş dedi.
Bİze Ebu Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Gısas rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide haber verdi, H. Bana Amru'n-Nakid ile îbni Nümeyr dahî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Mervan b. Muaviyete'I-Fezarî rivayet etti. Bunların üçü de Âsım'dan, o da Ebu'l Mütevekkil' den, o da Ebu Said-i Hudrî'den naklen rivayet etmişler. Ebu Said şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : "Biriniz hanımına yaklaştıktan sonra tekrar yaklaşmak isterse abdest alsın" buyurdu. Ebu Bekr hadisi rivayetinde: İkisi arasında bir abdest (alsın) ibaresini ekledi ve: Sonra bir daha yaklaşmak isterse, dedi.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Hafs b. Giyâs ← Âsım el-Ahvel ← Ebü'l-Mütevekkil ← Ebû Saîd el-Hudrî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Küreyb ← İbn Ebû Zâ'ide ← Âsım el-Ahvel ← Ebü'l-Mütevekkil ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Harun b. Said el-Eyli rivayet etti (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Haris, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Ona da Ebu Selemete'bnü Abdirrahman, Ebu Saîd-i Hudrî'den o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişki,. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Su ancak su'dan dolayı icab eder.» buyurmuşlar.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammedü'bnü'l-Müsenna ile İbni Beşşar da rivayet ettiler. Dediler ki. Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Hakem'den, o da Zekvan'dan, o da Ebu Saîd'i Hudri'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ensar'dan bîr zatın yanına uğramış ta kendisini çağırtmış. O zat başından su damlayarak çıkmış bunun üzerine Nebi «Galiba sana acele ettirdik.» buyurmuş. O zat: «Evet Ya Resulullah» mukabelesinde bulunmuş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şayet acele ettirilir veya meninin tıkanmasına maruz kalırsan, sana gusül lazım değil, yalnız abdest icab eder.» buyurmuşlar. İbni Beşşar : «Acele ettirilir veya meninin tıkanmasına maruz bırakilırsan.» demiştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Gunder ← Şu'be b. el-Haccâc ← el-Hakem b. Uteybe ← Ebû Sâlih ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bana Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlike ibni Şihâb'dan duyduğum, onun da Atâ b. Yezîd el-Leysî'den, onun da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ezanı İşittiğiniz zaman siz de müezzinin dediğini deyin» buyurmuşlar.
Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Ebü'l-Eşheb, Ebu Nadrate'I-Abdî'den, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabında bir gerileme görmüş de onlara: «İlerleyin ve bana uyun! Sizden sonrakilerde size uysunlar. Bir kavim geriIeye gerileye nihayet Allah kendilerini geriletir.» buyurmuşlar.
Bize Abdullah b. Abdirrahman ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Abdillah er-Rakaaşi rivayet etti. (Dediki): Bize Bişr b. Mansur, Cüreyrî'den, o da Ebu Nadra'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Saîd: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin gerisinde bir cemâat gördü... diyerek yukarki hadisin mislini rivayet etmiş.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe hep birden Hüseyin'den rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Hüseyin, Mansur'dan, o da Velîd b. Müslim'den, o da Ebu's-Siddık'dan, o da Ebu Said-i Hudrî'den naklen haber verdi. Ebu Saîd şöyle demiş: Biz ResuIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarındaki kıyamını tahmin ederdik. Öğle namazının ilk iki rek'âtındaki kıyamını elif lâm mim tenzil (yâni secde suresi) kadar; son rek'âtlardaki kıyamını da bunun yarısı kadar tahmin ettik. İkindinin ilk iki rek'âtmdaki kıyamını öğlenin son rek'âtlarındaki kıyamı kadar; yine ikindinin son rek'âtlanndaki kıyamını da bunun yansı kadar tahmin ettik.
……… Ebu Bekir kendi rivayetinde «Elif lâm mim tenzil» i zikretmedi de «Otuz âyet kadar» dedi.
Bize Dâvud b. Rüşeyd rivayet etti. (Dediki): Bize VeIîd (yânî İbni Müslim) Saîd'den - ki îbni Abdülazîzdir - Atiyetü'bnü Kays'dan, o da Kaz'a'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Saîd şöyle demiş: «Vallahi öğle namazı kılınırdı da bir kimse Bakî'e gider kazayı hacet eder, sonra abdest alır, gelir; ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilk rek'âtı uzattığından hâlâ ilk rek'âtta bulunurdu.»
Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Mervân b. Muhammed Ed-Dimeşkî haber verdi, (Dediki): Bize Saîd b. Abdilâziz, Atiyyetü'bnü Kays'den, o da Kaza'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) haşını rükudan kaldırdığı vakit: «Ey Rabbimiz! Göklerle, Yer ve onlardan başka dilediğin her şey dolusu hamd ancak sana mahsustur. Ey Mecdü senaya lâyık olan Allâh'ım! kulun —ki hepimiz sana kuluz— söyiiyeceği en lâyık söz şudur: Allah'ım senin verdiğine mâni olacak yoktur. Senin vermediğini verecekde yoktur. Senin katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» derdi. İzah’ı 478 de.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Malik'e Zeyd b. Eslem'den dinlediğim, onun da Abdurrahman b. Ebî Sald'den, Onun da Ebu Saîd-i Hudri'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namaz kılarsa önünden hiç bir kimseyi geçirmesin! Onu mümkün olduğu kadar menetsin! şayet yine dinlemezse onunla mukatele etsin! Çünkü o ancak bir şeytandır.» buyurmuşlar.
Bana Anıru'n-Nakîd ile İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. Lâfız Amr'ındır. Bana İsa b. Yunus rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebu Süfyân'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Demiş ki): Bana Ebu Saıd-i Hudrî rivayet ettiki Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna girmiş. Dediki: — Onu bir hasır üzerinde namaz kılarken gördüm. Hasırın üzerine secde ediyordu. Bir de onu bir elbise içinde, elbiseyi boynuna dolamış olarak namaz kılarken gördüm.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve Amru'n-Nâkid hep beraber Süfyân'dan rivayet ettiler. Yahya dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Humeyd b. Abdirrahmân'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'deıı, naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mescid'in kıblesinde tükürük görmüş de o'nu çakıL taşı ile ovalamış, sonra bir kimsenin sağına yahut önüne tükürmesini yasak etmiş. Lâkin soluna yahut sol ayağının altına tükürmeyi emir buyurmuş.
Bana Ebu't - Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki: Bize' ibni Vehb, Yûnus'dan rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. (Dediki) Bize Ya'kûb b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de İbni Şihâb'dan, o da Humeyd b. Abdirrahmân'dan naklen rivayet etmişler. Ona da Ebu Hureyre ile Ebu Saîd haber vermişler ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir tükürük görmüş...» ve hadîs'i îbni Uyeyne hadîs'i gibi rivayet etmişler.
Bana Amrü'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize b. Uleyye, Cüreyrî'den, o da Ebu Nadre'den, o da Ebu Said'den naklen rivayet etti. Ebu Said şöyle demiş: Hayber'in fethinden henüz dönmemişdik Bizler, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ashabı, bu sebzenin —sarımsağın— tarlalarına rastladık. Halk açdı. Bu sebeple sarımsağı patlayasıya yedik; sonra mescide gittik. Resulullah kokuyu duyarak: «Her kim bu pis sebzeden bırşey yerse sakın mescidde bize yaklaşmasın!» buyurdular. Bunun üzerine halk: «Sarımsak haram kılındı..., sarımsak haram kıIindı...» dediler. Bu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına vardı da: «Ey cemaat! Allah'ın bana helâl kıldığı bir şey'i haram etmek benim elimde değildir. Şu var ki ben bu sebzenin kokusundan hoşlanmıyorum.» buyurdular.
Bize Hârun b. Saîd El-Eylî ile Ahmed b. Isâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni.Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr, Bukeyr b. Eşecc'den, o da İbni Habbab'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabı ile birlikde bir soğan tarlasına uğramışlar. içlerinden bâzıları inerek soğandan yemişler. Diğerleri yememişler. (Râvî diyor ki) : Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gittik. O, soğan yemeyenleri çağırdı; diğerlerini ise soğanın kokusu gidinceye kadar yanına yaklaştırmadı.
Bana Muhammed b. Ahmed b. Ebî Halef rivayet etti. (Dediki): Bize Mûsâ b. Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilal, Zeyd b. Eslem'den, o da Âta' b. Yesar'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Said şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz namazında şekk eder de üç mü, dört mü kaç rek'ât kıldığını bilemezse şekk'i atıversin de yakînen bildiğinin Üzerine bina etsin. Sonra selam vermezden önce iki secde etsin! Şayet beş rek'ât kılmışsa bu iki secde onun namazını çift yapar. Eğer dördü tamamlamak için kıldıysa bu iki secde şeytanı çatlatmak için yapılmış olurlar.» buyurdular.