İsmâil b. Ebû Hâlid

Ebû Abdullah · 4. tabaka

İsmâil b. Ebû Hâlid (Hürmüz)

Vefath. 136
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Hâfız, el-Ahmesî, el-Becelî, el-Kûfî
Yaşadığı yerlerKûfe
Tabaka4. tabaka
Cerh-ta'dîlşeyh

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Cuhayfe r.a dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Hasen (r.a.) ona benziyordu." Tekrar: 3544
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ahmed b. Yûnus ← Züheyr b. Muâviye ← İsmâil b. Ebû Hâlid ← Ebû Cuhayfe
Ebu Cuhayfe r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Ali'nin oğlu Hasen -ikisine de selam olsun- ona benziyordu. Ben (hadisi Ebu Cuhayfe'den rivayet eden İsmail b. Ebi Halid) Ebu Cuhayfe'ye: Onun niteliklerini bana anlatır mısın, dedim. Dedi ki: Saçlarının beyazı siyahına karışmış, beyaz tenli birisi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere onüç (genç) dişi deve verilmesini emretti. (Ebu Cuhayfe) dedi ki: Biz o develeri ele geçirmeden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Amr b. Ali ← İbn Fudayl ← İsmâil b. Ebû Hâlid ← Ebû Cuhayfe
Kays dedi ki: "Ebu Hureyre r.a.'ın yanına gittik. Dedi ki: Üç yıl Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sohbetinde bulundum. Bu zaman zarfında olduğu kadar hadisi bellemeye olan tutkum gibisini geçmiş yaşlarımın hiçbirisinde görmemişimdir. Ben onu -eliyle şöyle yaparak- şöyle buyururken dinledim: Kıyamet kopmadan önce ayakkabıları kıldan olan bir kavim ile savaşacaksınız. Bu kavim işte bu Bazir (denilen yerde) bulunanlardır." Bir defasında da ravi Süfyan: "Onlar Bariz halkıdırlar demiştir."
Huzeyfe r.a. dedi ki: "Benim arkadaşlarım hayrı öğrendi, ben ise şerri öğrendim."
Habbab b. el-Erett dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Ka'be'nin gölgesinde elbisesini yastık gibi yapmış dayanırken şikayette bulunduk ve ona: Bizim için yardım istemeyecek misin? Bizim için Allah'a dua etmeyecek misin, dedik. O şöyle buyurdu: Sizden öncekilerden adam getirilir, yerde onun için bir çukur kazılır, o çukura konulurdu. Daha sonra testere getirilerek başının üzerine konulur, iki parçaya ayrılırdı. Bu dahi onu dininden çevirmezdi. Eti kemiğinden ya da damarlarından demir taraklarla taranarak ayrılırdI. Bu dahi onu dininden geri çevirmezdi. Allah'a yemin ederim, Allah bu işi tamamlayacaktır. Hatta süvari San'a'dan Hadramevt'e kadar yol alacak ve Allah'tan başkasından ya da kurdun koyunlarına saldırmasından başka bir şeyden korkmayacaktır. Fakat siz acele ediyorsunuz." Tekrar: 3852 ve 6943
Muğire bin Şu'be'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir kısım insanlar üstün olarak kalmaya devam edecekler ve Allah'ın emri onlara gelinceye kadar onlar bu üstünlüklerini sürdüreceklerdir. " Tekrar: 7311 ve 7459
Abdullah (r.a. dediki): "Ömer Müslüman olduğundan itibaren hep güçlü olduk" demiştir. Tekrar: 3863
Şa'bi'den rivayete göre İbn Ömer r.a. Ca'fer'in oğluna selam verdi mi: "Ey Zülcenaheyn (iki kanatlı)in oğlu, es-selamu aleyke derdi." Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: İki cenah, her iki taraf demektir. Bu Hadis 401 4264 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cafer b. Ebi Talib el-Haşimı'nin menkıbeleri" Cafer, Ali r.a.'ın annebaba bir kardeşidir. Ondan on yaş daha büyüktü. İleride Meğazi (gazalar) bölümünde 4261 numaralı hadiste açıklaması geleceği üzere Mute'de kırk yaşını geçkin şehit düşmüştür. "el-Habır (güzel elbiseler) giymezdim." Kastedilen el-Habır, çizgili ve nakışlı olan güzel elbiseler demektir. "Yağ tulumu (el-ukke)" yağın konulduğu kap (tulum) demektir. "İbn Ömer, Cafer'in oğluna selam verdiğinde" kastedilen kişi ise Cafer b. Ebi Talib'in oğlu Abdullah'tır. el-İsmail1'nin rivayetinde Huşeym'in, şöyle dediği rivayet edilmektedir: Bizler eş-Şa'bl'ye: Cafer'in oğluna Zülcenaheyn'in oğlu da deniliyor mu idi, diye sorduk. O: Evet dedi. Ben İbn Ömer'in bir gün onun yanına gittiğini ya da onunla karşılaştığını ve ona Zulcenaheyn'in oğlu es-selam u aleyke, diye ona selam verdiğini gördüm. "Ey Zülcenaheyn'in oğlu es-selamu aleyk." Bu sözleriyle Abdullah b. Cafer'• in rivayet ettiği hadise işaret ediyor gibidir. O dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dedi ki: Ne mutlu sana, senin baban semada meleklerle birlikte uçuyor." Hadisi Tabedmi hasen bir senedIe rivayet etmiştir
Kays b. Ebi Hazim'den dedi ki: "Talha'nın, kendisi ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i koruduğu elinin felç olmuş olduğunu gözlerimle gördüm."
İsmail dedi ki: Sa'd (r.a.)'i şöyle derken dinledim: "Şüphesiz ben Araplar arasında Allah yolunda ok atan ilk kimseyim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gazaya çıkar ve ağaç yaprağından başka yiyecek bir şey bulamazdık. Hatta bizden birimiz devenin ya da koyunun yaptığı gibi kaskatı bir şekilde def-i hacette bulunurduk. Bundan sonra Esed oğulları kalkmış, İslam dolayısıyla beni ayıplıyor. Dedikleri gibi ise gerçekten ben hüsrana uğradım ve amelim boşa çıktı demektir." Onlar onunla ilgili Ömer'e bir şeyler söylemiş ve: Güzel namaz kılmıyor demişlerdi. Tekrar: 5412 ve 6453
Kays'dan rivayete göre; "Bilal, Ebu Bekir'e dedi ki: Eğer beni kendin için satın almış idiysen beni burada tut ve eğer beni ancak Allah için satın aldı isen beni Allah için yapmak istediklerimle baş başa bırak."
İsmail dedi ki: "Abdullah b. Ebi Evfa r.a.'a dedim ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hatice'yi müjdeledi mi? O şöyle buyurdu: Evet (onu cennette) içinde gürültü, patırtı ve yorgunluk olmayan, içi oyulmuş inciden bir köşk ile müjdeledi."
Abdullah b. Mes'ud r.a. dedi ki: "Ömer İslam'a girdikten sonra hep aziz (güçlü) olageldik."
Kays dedi ki: "Ben Said b. Zeyd'i etrafındakilere şöyle derken dinledim: Ömer'in henüz daha Müslüman olmadan önce, beni ve kendi kız kardeşini Müslüman olmuşuz diye nasıl bağlamış olduğunu gitse, gerçekten bu (yaptığınız işin büyüklüğüne göre) hak ve uygun bir şey olur."
Abdullah r.a.'dan rivayete göre o, Bedir günü Ebu Cehil can çekişirken yanından geçti. Ebu Cehil: "Sizin böyle bir adamı öldürmenizden daha hayret verici bir şey var mıdır, dedi."
Kays'tan rivayete göre "Bedir'e katılmış olanların atiyyesi (Ömer'in onlara bağladığı ödeme) beşer bin beşer bin idi. Ayrıca Ömer: Andolsun ben onları, onlardan sonrakilerden üstün tutacağım, demişti."
Kays dedi ki: "Ben Talha'nın Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendisiyle koruduğu elinin felç olmuş olduğunu gördüm."
Abdullah b. Ebi Evfa r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ahzaba beddua ederek şöyle buyurdu: Ey kitabı indiren, hesabı pek çabuk gören Allah'ım! Ahzab'ı bozguna uğrat! Allah'ım, onları bozguna uğrat ve onları sarstıkça sars!"
Kays'dan rivayete göre o Mırdas el-Eslemt'yi -ki ağaç altında bey'at eden ashabdandı- şöyle derken dinlemiştir: "Salih olan kimseler(in ruhu} öncelikle kabzedilecektir. Geriye ise Allah'ın kendilerini hiçbir şekilde önemsemediği, hurma ve arpadan geriye kalan çörçöpü andıran süprüntüler kalacaktır." Bu Hadis 6434 numara ile gelecektir.
Abdullah b. Ebi Evfa r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem umre yaptığında biz de onunla beraber idik. O tavaf yaptı, onunla beraber biz de tavaf ettik. O namaz kıldı, biz de onunla beraber namaz kıldık. Safa ile Merve arasında da sa'y etti. Biz herhangi bir kimse ona bir şeyatıp isabet ettirmesin diye Mekkelilere karşı onu saklıyor (koruyor)duk."
İbn Ebi Evfa dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem umre yapınca onu müşriklerin gılmanına (kölelerine), serseri çocuklarına ve bizzat müşriklerin kendilerine karşı -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e eziyet vermesinler diye- onu setrettik (etrafını kapattık.)"
Amir dedi ki: "İbn Ömer, Cafer'in oğlunu selamladığı vakit: "Ey Zulcenaheynin (iki kanatlının) oğlu, es-selamu aleyke" derdi.
Kays b. Ebi Hazim dedi ki: "Halid b. Velid'i şöyle derken dinledim: Mute günü elimde dokuz kılıç parçalandı. Elimde Sadece Yemen'in enli bir kılıcı kalabildi. " Bu Hadis 4266 numara ile gelecektir.
Kays dedi ki: "Halid b. Velid'i şöyle derken dinledim: Mute günü elimde dokuz kılıç paramparça oldu. Benim elimde Yemen işi kılıcım kalabiidi."
Yezid b. Harun: "Bize İsmail haberverdi, dedi ki: Ben İbn Ebi Evfa'nın elinde bir (kılıç) darbe(si izi) gördüm. Dedi ki: Huneyn günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bu darbeyi aldım. Ona: Sen Huneyn'e katıldın mı, diye sordum. O: Bundan öncesine de (şahit olmuşumdur), dedi."
Kays Cerir r.a.'ın kendisine şöyle dediğini nakletti: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Beni Zulhalasa'dan kurtarıp, rahat ettirmez misin, dedi. -Zulhalasa, Has'am diyarında el-Kabetu'l-Yemaniyye diye adlandırılan bir evdi.- Ben de Ahneslilerden yüz elli atlı ile birlikte yola koyuldum. Onlar ata iyi binen kimseler idi. Ben ise atın üzerinde sebat edemiyordum. (Nebi sallallhu aleyhi ve sellem) göğsüme öyle bir vurdu ki parmaklarının bıraktığı izleri göğsümde gördüm ve şöyle buyurdu: Allah'ım, ona sebat ver, onu hidayete ileten ve hidayete erdirilmiş kıl. (Cerir) Zulhalasa üzerine gitti, onu kırıp yaktı. Daha sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m da haberci gönderdi. Cerir'in elçisi dedi ki: Seni hak ile gönderene yemin ederim ki onu uyuz bir deve imiş gibi bir halde bırakmadan yanına gelmedim. (Ravi) dedi ki: (Resulullah) Ahmeslilerin atlarının da, adamlarının da mübarek kılınmaları için beş defa dua buyurdu
Kays, Cerir'den rivayetle dedi ki: "Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m bana: Beni Zulhalasa'dan kurtarıp, rahata erdirmez misin, dedi. Ben: Olur diyerek Ahmeslilerden yüzelli atlı ile birlikte yola koyuldum. Onlar ata iyi binen kimselerdi. Ben ise atın üzerinde sebat edemiyordum. Durumu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyleyince eli göğsümde iz bırakacak şekilde eliyle göğsüme vurdu ve: Allah'ım ona sebat ver, onu hidayete ileten ve hidayete erdirilmiş birisi kıl, diye buyurdu. (Cerir) dedi ki: Bundan sonra asla bir atın üzerinden düşmedim. (Cerir) dedi ki: Zulhalasa Yemen'de Has'amlılar ile Becile'ye ait ve içinde ibadet olunan dikili putların bulunduğu bir ev idi. Ona Kabe adı veriliyordu. (Ravi) der ki: Cerir o Zulhalasa'ya gitti, onu ateşle yaktı ve kırıp parçaladı. Cerir Yemen'e gelince, orada fal oklarıyla kısmet arayan bir adam vardı. Ona: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elçisi buradadır. Seni ele geçirecek olursa boynunu vurur, denildi. (Ravi) der ki: O falcı faloklarını çekerken Cerir de onun yanıbaşına geliverdi ve: Ya bu okları kırar ve Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet getirirsin yahut da boynunu vururum dedi. Bunun üzerine falcı akları kırdı ve şehadet getirdi. Daha sonra Cerir Ahmes'den Ebu Ertee künyeli bir adamı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bu müjdeyi vermek üzere gönderdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına varınca adamdedi ki: Ey Allah'ın Resulü, seni hak ile gönderene yemin ederim ki ben onu (Zulhalasa'yı) uyuz bir deve gibi bir halde bırakmadan gelmedim. Bunun üzerine Nebi s.a.v. Ahmeslilerin atlarının da, adamlarının da mübarek kılınmaları için beş defa dua etti. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cahiliye döneminde Zulhalasa diye anılan bir ev vardı." Zulhalasa, hakkında Buhari ve Müslim tarafından kaydedilmiş Fiten bölümünde Ebu Hureyre yoluyla gelmiş ve Nebie merfu olarak nakledilen şu rivayet de yer almaktadır: "Devs kadınlarının kalçaları Zulhalasa etrafında sallanmadıkça kıyamet kapmayacaktır." Zulhalasa cahiliye döneminde Devslilerin ibadet ettikleri bir put idi. Anladığım kadarıyla burada kastedilen ile bu başlıkta kastedilen farklıdır. İbn Dihye'nin naklettiğine göre Ebu Hureyre yoluyla gelen hadiste kastedilen Zulhalasa'yı Amr b. Luhay Mekke'nin alt tarafında dikmiş idi. Onlar da buna gerdanlıklar takıyordu. Böylelikle farklı oldukları ortaya çıkmış, birden çok Zulhalasa olduğu görüşü güç kazanmış olmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Beni ondan kurtararak rahat ettirmez misin?" Bu, emir ihtiva eden bir istektir. Özellikle Cerir'e bu emri vermesinin sebebi bu putun kavminin bulunduğu diyarda bulunması ile kendisinin de onların eşrafı olmasındandI. Rahata kavuşmaktan maksat da kalbin rahat etmesidir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kalbini en çok rahatsız eden şey ise Allah'ın dışında ona ortak koşulan şeylerin varlıklarını sürdürmeleridir. "Bize ve Ahneslilere dua etti." Ahnesliler Bedle'nin kardeşleri olup, Cerir'in mensup olduğu kabiledir. Bunların nesebi Ahnes b. el-Gavs b. Enmar'a ulaşır. "Onu kırıp yaktL." Yani Zulhalasa'nın üzerindeki binayı yıktı ve içinde bulunan keresteleri ateşe verdi. Üçüncü rivayetteki: "Cerir Yemen'e gelince ... " ifadesi Zulhalasa gazvesindeki olaylar ile onun Yemen'e gidişi ile ilgili olayın aynı olduğu izlenimini vermektedir. Sanki o Zulhalasa'nın işini bitirip, elçisini müjdelemek üzere Allah Resulüne gönderdikten sonra bir başlık sonra zikredilecek olan sebepten ötürü Yemen'e gitmeye devam etmiş görünmektedir. "Kısmet arayan" yani yapmak istediği işin hayır mı, şer mi olduğuna dair gaybi bilgiyi ortaya çıkarmaya çalışan ... Yüce Allah ise: "Ve fal oklarıyla kısmet aramanız." [Maide, 3] buyruğu ile bu işi haram kılmıştır. "Uyuz bir deve gibi" Bu putla{ın ziynetlerinin alınarak onların gözalıcı halIerinin giderildiğini anlatan kinayeli bir ifadedir. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- İnsanların kendisi sebebiyle fitneye maruz kaldıkları bina ve daha başka şeylerin ortadan kaldırılması meşrudur. Bunun insan, hayvan ya da cansız bir varlık olmaları arasında fark yoktur. 2- İnsanların kalplerini onlardan birisini kumandanlık konumuna getirmek suretiyle kazanmak, zaferlerde dua, övgü ve müjdelemelerde bulunmakla kalplerini kazanmak meşrudur
Kays, Cerir'den rivayetle dedi ki: "Yemen'de bulunuyordum. Yemenlilerden -Zulkela' ve zi Amr adında- iki adam ile karşılaştım. Onlarla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında konuşmaya koyuldum. zi Amr bana: Eğer senin o arkadaşının durumu hakkında söylediklerin doğru ise, onun ecelinin gelişi üzerinden üç (gün) geçmiş bulunuyor, dedi. ikisi de benimle birlikte geldi. Nihayet yolun bir kısmında iken Medine tarafından gelen bir kafile ile karşılaştık. Onlara sorduk, onlar bizlere: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi, Ebu Bekr halifelik makamına getirildi, insanların durumu da iyidir, dediler. (Medine'ye vardığımızda) Zu Kela ile Zu Amr bana: Arkadaşına gelmiş olduğumuzu haber ver. inşallah belki hemen döneriz deyip, Yemen'e geri döndüler. Ben de Ebu Bekr'e onların söylediklerini haber verdim. Niçin onları alıp gelmedin, dedi. Daha sonra Zu Amr bana dedi ki: Ey Cerir, senin benim nezdimde bir değerin vardır ve ben sana bir şeyi haber vereceğim. Sizler ey Araplar bir emiriniz vefat etti mi hemen onun arkasından bir başkasını seçtiğimiz sürece hayır içinde kalmaya devam edersiniz. Fakat bu iş kılıçla (ele geçirilen bir şey) olursa onlar melik olurlar, meliklerin öfkelenmesi gibi öfkelenir, meliklerin hoşnut olmaları gibi hoşnut olurlar." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Senin arkadaşının durumu ile anlattıkların eğer" gerçek "ise ... " "Ecelinin üzerinden üç gün geçmiş demektir." Yani eğer sen bana bunun durumunu haber veriyorsan, ben de sana bunu haber vermiş olayım. Bu sözü zi Amr eski kitaplara dair bilgisinden hareketle söylemiştir. Çünkü Yemen'de Yahudilerden bir topluluk yerleşmiş ve Yemen ahalisinden pek çok kimse Yahudi dinine girmiş ve onlardan bilgi öğrenmişlerdi. Bu husus Nebi s.a.v. Muaz'ı Yemen 'e gönderdiğinde ona söylediği şu sözlerinde açıkça ifade edilmiştir: Sen kitap ehli olan bir kavmin yanına gideceksin ... Kermani der ki: O Medine'den gelmiş bazı kimselerden bunu gizlice öğrenmiş de olabilir. Yahut da o cahiliye döneminde bir kahin de olabilirdi ya da o islama girdikten sonra muhaddes (bir takım ilhami bilgilere mazhar olan) birisi de olmuş olabilir. Muhaddes kelimesinin daha önce ilhama mazhar olan kimse diye açıklandığı geçmiş bulunmaktadır. Derim ki: Hadisin anlatımı benim tespit ettiğim hususa delil teşkil etmektedir. Çünkü onun Nebiin vefatı ile ilgili verdiği haberi, Cerir'in onun halleri ile alakalı verdiği haberlere bağlı olarak söylemiştir. Eğer bu husus benim sözünü ettiğim hususlar dışında anlaşılan bir şeyolsaydı, ayrıca bunu o noktaya dayandırmasına ihtiyacı olmazdı. Çünkü ilk iki ihtimal katıksız bir habere dayalıdır. Üçüncüsü ise kastıolmayan bir şekilde insanın içine doğmasıyla alakalı olan bir şeydir. "Eğer" emirlik (yöneticiliğe gelmek) "kılıçla" yani diğerlerini kahretmek ve onlara galip gelmek suretiyle "olursa onlar melik olurlar." Yani artık halifeler melikleşirler. Bu da benim tespit ettiğim şekilde Zu Amr'ın eski kitaplarda bulunan haberleri bildiğinin bir delilidir. Bu sözleriyle işareti Ahmed'in ve Sünen sahiplerinin rivayet ettiği, İbn Hibbanlın da başkalarının da sahih olduğunu söyledikleri Sefinelnin rivayet ettiği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu hadisine de uygun düşmektedir: "Halifelik benden sonra otuz yıldır. Ondan sonra ise ısırıcı bir meliklik olur
Ebu Mes'ud'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İman işte buradadır. -Bu arada eliyle Yemen'e işaret buyurdu.- Uzaklaşmak ve kalplerin katılığı ise şeytanın iki boynuzunun doğacağı yerde, Rabia ile Mudar kabilelerinde develerin kuyruklarının diplerinde şiddetle haykıranlardadır."
Ebu Hureyre dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldiğim zaman yolda şu beyiti söylemiştim: "Bu uzun gecenin uzunluğundan ve meşakkatinden (Allah'a sığınırım). Bununla birlikte beni küfür diyarından kurtaran odur." Yolda benim bir kölem de kaçtı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelince, ona bey'at ettim. Onun yanında iken birden o köle çıkageldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey Ebu Hureyre, işte bu senin kölendir, dedi. Ben de: O Allah için hürdür, diyerek onu hür bıraktım."