Ebû Muâviye

9. tabakanın büyükleri

Muhammed b. Hâzim

Vefath. 194
Nisbeet-Temîmî es-Sa'dî, ed-Darîr, el-Kûfî, el-Hâfız
Yaşadığı yerleral-Kufa
Tabaka9. tabakanın büyükleri
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb -lafız Ebu Kureyb'in olmak üzere- tahdis edip dediler ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten tahdis etti. O Ebu Süfyan'dan, o Cabir'den şöyle dediğini nakletti: Numan b. Kavkal, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, ne dersin yazılmış namazı kılsam, haramı haram bilip uysam, helali helal bilsem, cennete girer miyim, dedi. Allah Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem): "Evet" buyurdu
Bize Sehl b. Osman ve Ebu Kureyb Muhammed b. el-Ala tahdis etti ... A'meş, Ebu Salih'ten, o Ebu Hureyre'den yahut Ebu Said'den -şüphe eden A'meş'tir- şöyle dediğini nakletti: Tebuk gazvesinde insanlar açIıkla karşı karşıya kaldılar. Ey Allah'ın Rasu!ü bize izin versen de su taşıyan develerimizi kessek, onları yesek ve yağlarını kullansak, dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yapabilirsiniz" buyurdu. Derken Ömer geldi ve: Ey Allah'ın Rasulü, eğer böyle yaparsan yük taşıyan hayvanlarımız azalır. Bunun yerine artan azıklarını getirmelerini iste. Sonra onlar için o azıkları üzerine bereketlenmeleri için yüce Allah'a dua et. Olur ki yüce Allah bunu halk eder (yaratır), dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Peki" buyurdu. Sonra Allah Rasulü deriden bir yaygı getirilmesini istedi, onu yaydı, sonra artan azıklarını getirmelerini istedi. (Ravi ) dedi ki: Kimisi bir avuç mısır, kimisi bir avuç kuru hurma, bir diğeri bir parça ekmek getirip geliyordu. Nihayet o deri yaygı üzerinde az miktarda bir şeyler toplandı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerine bereketlenmesi için dua etti. Sonra da onlara: "Kaplarmıza doldurunuz" buyurdu. Onlar da kaplarına yiyecek doldurdular. Öyle ki karargahta doldurmadıkları hiçbir kap bırakmadılar. (Ravi sahabi) dedi ki: Doyuncaya kadar yediler ve bir miktar da arttı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve benim Allah'ın Rasulü olduğuma şahit!ik ederim. Bir kul bunlarda şüphe etmeyerek bunlarla Allah'ın huzuruna çıkacak olursa asla cennete girmekten alıkonulmaz. "
Bize Ebu Kureyb Muhammed b. el-Ala da dedi ki: Bize Ebu Muaviye tahdis edip dedi ki: Bize A'meş, İsmail b. Reca'dan tahdis etti. O babasından, o Ebu Said el-Hudri'den (diye) rivayet etti. Ayrıca (A'meş, İsmail'den, o) Kays b. Müs!im'den, o Tarık b. Şihab'dan, o Ebu Said el-Hudri'den Mervan ile ilgili olayı ve Ebu Said'in Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den diye naklettiği hadisi (bundan önceki) Şu'be ve Süfyan'ın hadisi ile aynen nakletti. Tahric bilgisi 175 ile aynı
Bize Ebu Bekir İbni Ebî Şeybe ile Ebu Küreyb rivayet etliler. Dediler ki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Ebu Salih'ten, o da Ebu Hüreyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Size Yemenliler geldi. Onlar yumuşak kalpli, yufka yüreklidir. İman Yemenlidir, hikmet Yemenlidir, küfrün başı da doğu tarafındadır. "
Bize Ebu Bekir İbni Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muaviye ile Veki, A'meş'den, o da Ebu Salih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre dedi ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Size yapmanız halinde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi göstermeyeyim mi? Aranızda selamlaşmayı yaygınlaştırınız. "
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti, bize Ebu Muaviye tahdis etti (H) Bize -lafız kendisinin olmak üzere- İbn Numeyr de tahdis edip dedi ki: Bize babam ve Muhammed (2/3a) b. Ubeyd tahdis etti. Hepsi A'meş'den, o Ebu Salih'ten, o Ebu Hureyre'den şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İnsanlarda iki haslet vardır ki bunlar onlarda küfürdür: Nesebe dil uzatmak ve ölü için ağıt yakmak. "
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Ebû Sâlih ← Ebû Hureyre
Bize Ebu Bekir İbni Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Ebu Muaviye, A'meş'den rivayet ettiler. H. Bize Yalıya b. Yahya dahî rivayet etti. Bu lafız onundur. (Dediki): Bize Ebu Muaviye, A'meş'den, o da Adiy b. Sabit'den, o da Zırr'den naklen haber verdi. Zirr demiş ki: Ali dedi ki: Taneyi yaran ve canı yaratan hakkı için yemin ederim. Şüphesiz ki bu söyleyeceğim) ümmi Nebi'nin bana olan ahdidir: "Beni ancak mümin kişi sever ve ancak münafık olan bana buğzeder."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ve Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Adî b. Sâbit ← Zirr
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Adî b. Sâbit ← Zirr
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb de tahdis edip dediler ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten tahdis etti. O Ebu Salih'ten, o Ebu Hureyre' den şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ademoğlu secde ayetini okuyup da secde edince şeytan ayrılıp ağlayarak vay onun haline -Ebu Kureyb'in rivayetinde: vay benim halime- Ademoğlu secde etmekle emrolundu, secde etti, bu sebeple ona cennet vardır. Ben de secde etmekle emrolundum, kabul etmedim, bundan dolayı benim için cehennem ateşi vardır, der. "
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb tahdis edip dediler ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten tahdis etti. O Ebu Süfyan'dan, o Cabir'den şöyle dediğini nakletti: Bir adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ey Allah'ın Resulü, gerektirici iki şey nedir, dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ölürse cennete girer. Kim de Allah'a bir şeyi ortak koşarak ölürse cehenneme girer."
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeyhe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Halid-i Ahmer rivayet eyledi. H. Bize Ebu Kureyb ile İshak b. İbrahim de, Ebu Muaviye'den, bunların ikisi de A'meş'den, o da Ebu Zıbyan'dan, o da Usame b. Zeyd'den -bu hadisin İbn Ebu Şeybe tarafından rivayet edilen şeklidir- şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizi bir seriyye (askeri birlik) ile birlikte gönderdi. Cuheyne (toprakları)ndan el-Hurukat'a (2/16b) bir sabah baskını yaptık. Bir adama yetiştim, hemen la ilahe illallah, deyiverdi. Ben ise ona (mızrağımı) sapladım fakat bundan dolayı içime bir rahatsızlık düştü. Durumu Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e söyleyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O Ia ilahe illallah dediği halde sen onu öldürdün mü" buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü, o bu sözü ancak silah korkusu ile söylemişti, dedim. Allah Resulü: "Sen bu sözü söyleyip, söylemediğini bilmek için neden kalbini açmadın" buyurdu. Allah Resulü bu sözü bana o kadar tekrar edip durdu ki, keşke o gün Müslüman olsaydım, diye temenni ettim. Bunun üzerine Sa'd: Allah'a yemin ederim ki ben -Usame'yi kastederekşu büyük göbekli kişi öldürmedikçe hiçbir müslümanı öldürmem, dedi. Sonra bir adam: Aziz ve celil Allah: "Fitne kalmayıncaya ve din tamamıyla yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın." (Enfal, 39) buyurmuyor mu, dedi. Sa'd dedi ki: Evet, biz hiçbir fitne kalmayıncaya kadar savaştık ama sen ve arkadaşların ise fitne olsun diye savaşmak istiyorsunuz (2117a) dedi.
Bize Yahya b. Yahya tahdis etti. Bize Ebu Muaviye haber verdi. (H) Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye ve Vekl' tahdis etti. (H) Bize İbn Numeyr de tahdis etti. Bize babam tahdis etti. Hepsi A'meş'den, o Abdullah b. Murre'den, o Mesruk'tan, o Abdullah'tan şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yanaklara vuran yahut yakaları yırtan ya da cahiliye davasını güden bizden değildir. " Bu (rivayet) Yahya'nın hadisi (rivayeti) dir. İbn Numeyr ve Ebu Bekr ise (rivayetlerinde) elif kullanmaksızın (yani veya yerine ve olarak): "Yaran ve dava güden" demişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Abdullah b. Mürre ← Mesrûk b. el-Ecda' ← Abdullah b. Amr
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← babam ← Süleymân A'meş ← Abdullah b. Mürre ← Mesrûk b. el-Ecda' ← Abdullah b. Amr
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) Bize Ebu Muaviye ile Vekî', A'meş'den rivayet ettiler. H. Bize Mincab b. el-Haris et-Temîmî de rivayet etti. Bu lafız onundur. (Dedi ki): Bize İbni Müshir, A'meş'den, o da İbrahim'den o da Hemmam b. el-Haris'den naklen haber verdi. Demiş ki: Mescitte Huzeyfe ile birlikte oturuyorduk. Bir adam gelip yanımıza oturdu. Huzeyfe'ye: Bu kişi sultana bazı şeyleri götürüyor, denildi. Huzeyfe ona işittirmek maksadıyla dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Kattat (laf taşıyıcı) hiçbir kimse cennete girmeyecektir" buyururken dinledim
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ebû Muâviye ve Vekî' ← Süleymân A'meş
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Mincâb b. el-Hâris et-Temîmî
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti. Bize Vekl' ve Ebu Muaviye, A'meş'ten tahdis etti. O Ebu Hazim'den, o Ebu Hureyre'den şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah kıyamet gününde üç kişi ile konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. -Ebu Muaviye: "Ve onlara bakmayacaktır" dedi.- Üstelik onlar için can yakıcı bir azap da vardır: Zina eden ihtiyar, yalan söyleyen yönetici ve büyüklük taslayan fakir.
Bize Ebu Bekr İbni Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'den, o da Ebu Salih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Bu hadis Ebu Bekr'indir. Dediki. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah kıyamet gününde üç kişi ile konuşmayacak, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacak ve onlar için can yakıcı bir azap olacaktır. Kırsal bir alanda fazla suyu bulunduğu halde onu yolcudan esirgeyen bir kimse, ikindiden sonra bir adama bir mal satıp -gerçekte böyle olmadığı halde- ona Allah adına şu kadar fiyata satın aldığına dair yemin edip (müşterisinin) kendisine inandığı kimse, bir imama (devlet başkanına) ancak dünyalık için bey'at eden, ona dünyalıktan bir şeyler verirse bey'atine bağlı kalan fakat ona dünyalıktan bir şey vermeyecek olursa bey'atine bağlı kalmayan kimse."
Bize İshak b. İbrahim ve Abd b. Humeyd tahdis edip dediler ki: Bize Abdurrezzak haber verdi, bize Ma'mer, Zühri'den bu isnat ile haber verdi (H). Bize İshak b. İbrahim de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye haber verdi, bize Hişam b. Urve babasından tahdis etti. O Hakim b. Hizam'dan şöyle dediğini nakletti: Ey Allah'ın Resulü, cahiliye döneminde yapmış olduğum bazı işler vardı. -Hişam dedi ki: Yani bunları itaat ve iyilik olarak yapardım Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen daha önce kendin için yapmış olduğun hayırlarla Müslüman oldun" buyurdu. Ben de: O halde cahiliye döneminde ne yaptımsa hiçbirisini bırakmaksızın mutlaka İslam'da da aynısını yapacağım, dedim.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Ebû Muâviye ← Hişâm b. Urve ← Urve b. Zübeyr ← Hakîm b. Hizâm
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Abdullah b. İdris, Ebu Muaviye ve Vek!', A'meş'ten tahdis etti. O, İbrahim'den, o Alkame'den, o Abdullah'tan şöyle dediğini nakletti: "İman edenler ve imanlarına da zulüm karıştırmayanlara gelince" (En'am, 82) buyruğu nazil olunca bu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabına ağır geldi ve: Hangimiz kendisine zulmetmez ki, dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: "O düşündüğünüz gibi değildir. Durum Lokman'ın oğluna: "Oğulcuğum Allah'a ortak koşma çünkü ortak koşmak büyük bir zulümdür." (Lokman, 13) dediği gibidir" buyurdu.
353-220/3- Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti. Bize Vekl' tahdis etti (H). Bize İbn Numeyr de tahdis etti, bize Ebu Muaviye ve Vekl' tahdis etti (H). Bize İshak b. İbrahim el-Hanzali -ki lafız onundur- de tahdis etti. Bize Vekl' haber verdi. Bize A'meş, Ebu Vail'den tahdis etti. O Abdullah'tan, o Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletti: "Kim yalancı olduğu halde bir sabr yemini edip, onunla Müslüman bir kimsenin malını haksızca alırsa Allah'ın huzuruna O kendisine gazap etmiş olduğu halde çıkar." (Ebu Vail) dedi ki: Derken Eş'as b. Kays girdi ve Ebu Abdurrahman size neler anlalıyor, dedi. Oradakiler şunları şunları anlalıyor, dediler. Eş'as: Ebu Abdurrahman doğru söylemiştir. Ayet benim hakkımda indi. Benimle bir adam arasında (anlaşmazlık konusu) Yemen'de bir arazi parçası vardı. Onu Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e dava ettim (beyyinen -delilin- var mı?) Ben, hayır dedim. Allah Resulü: "O halde o yemin etsin" buyurdu. Ben: O da yemin ediverir, dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O vakit şöyle buyurdu: "Kim yalancı olduğu halde o yolla Müslüman bir kimsenin malını haksızca alacağı bir sabr yemini ederse Allah kendisine gazap etmiş olduğu halde huzuruna çıkar." Sonra da: "Şüphesiz Allah'a olan ahitlerini ve yeminlerini az bir pahaya satanlar ... " (AJ-i İmran, 77) ayeti sonuna kadar nazil oldu.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr ← Ebû Muâviye ve Vekî' ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Vekî' ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Abdullah b. Mes'ûd
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Ebu Muaviye ve Veki' tahdis etti (H). Bunu bize Ebu Kureyb de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten tahdis etti. O Zeyd b. Vehb'den, o Huzeyfe'den (şöyle dediğini) nakletti: Bize Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki hadis söyledi. Bunlardan birisini (gerçekleştiğini) gördüm, diğerini de beklemekteyim. Bize: "Emanetin adamların kalplerinin köküne indiğini, sonra da Kur'an'ın indiğini, onların Kur'an'dan ve sünnetten bir şeyler öğrendiklerini" söyledi. Sonra bize emanetin kaldırılacağını anlatarak şöyle buyurdu: "Kişi uykuya dalar ve emanet de kalbinden alınıverir, onun etkisi kabarcık gibi kalır, sonra yine uyur, emanet kalbinden alınır, onun etkisi ayağının üzerine bir kor yuvarlanıp da bir kabarcık hasılolup, sen de onu içinde bir şey bulunmadığı halde kabarmış olarak gördüğün gibi bir kabarcık benzeri bir izi kalır. -Sonra da bir çakıl taşı alıp, onu ayağının üzerine yuvarladl.- İnsanlar birbiriyle alışveriş yapacaklar, hemen hemen emaneti eksiksiz yerine getiren hiç kimse kalmaz. Öyle ki: Filan oğulları arasında güvenilir bir adam var, denilecek hale gelinir, hatta kalbinde iman adına bir hardal tanesi ağırlığınca hiçbir şey bulunmayan kişi hakkında: Ne sağlam ve gayretli, ne zarif, ne akıllı adam denilir. " Andalsun ben öyle bir zaman geçirdim ki, hanginizle alışveriş yaptığıma aldırmazdım. Eğer (alışveriş yaptığım) kişi Müslüman birisi ise onun dini(ne bağlılığı dolayısıyla) bana (varsa hakkımı) geri çevirirdi. Şayet hristiyan ya da Yahudi ise onun amiri (ondaki hakkımı) bana geri verirdi ama bugün aranızdan ancak filan ve filan kişi ile alışveriş yapabilirim.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ebû Muâviye ve Vekî'
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Küreyb ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Zeyd b. Vehb ← Huzeyfe b. el-Yemân
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Muhammed b. Abdullah b. Numeyr ve Ebu Kureyb -lafız Ebu Kureyb'e aittir- tahdis edip dediler ki: Huzeyfe dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte idik. "Benim için İslam kelimesini söyleyenleri sayınız" buyurdu. Huzeyfe dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, bizler altı yüz ile yedi yüz kişi arasında iken bizim için korkuyor musun, dedik. O: "Sizler bilmiyorsunuz belki belaya maruz kalırsınız" buyurdu. Huzeyfe dedi ki: Bizler, bizden herhangi bir kimse ancak gizlice namaz kılacak dereceye varıncaya kadar bela ile karşılaştık, dedi.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Küreyb dahi rivayet ettiler. Lâfız Ebu Küreyb'indir. Dediler ki: Bize Ebu Muâviye rivayet etti. (Dedi ki): Bize EI-A'meş İbrahim et-Teymi'den, o da babasından, o da Ebu Zerr'den naklen rivayet etti. Ebu Zerr dedi ki: Mescide girdim, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturuyordu. Güneş batınca: "Ey Ebu Zerr bunun nereye gittiğini biliyor musun" diye sordu. Ben: Allah ve Resulü en iyi bilir dedim. O: "O gider, secde etmek için izin ister. Ona izin verilir sonra da ona: Geldiğin yerden dön, denilir. Sonunda da battığı yerden doğar" buyurdu. (Ebu Zerr) dedi ki: Sonra (Allah Resulü) Abdullah'ın kıraatinde olduğu gibi: "Ve bu, onun için karar kılacağı bir yerdir" diye okudu.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muaviye rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş Amr b. Murra'dan, o da Ebu Ubeyde'den, o da Ebu Musa'dan naklen rivayet etti. Ebu Musa dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize kalkıp bir hutbe verdi ve beş hususu dile getirip şöyle buyurdu: "Muhakkak Aziz ve Celil Allah uyumaz, onun uyuması da gerekmez. O adalet terazisini alçaltır ve yükseltir. Gecenin ameli ona gündüzün amelinden önce, gündüzün ameli de gecenin amelinden önce yükseltilir. Onun hicabı nurdur. -Ebu Bekr'in rivayetinde: nardır- eğer onu açacak olursa yüzünün nurunun parıltıları basarının değdiği bütün mahlukatını yakardı. " Ebu Bekr'in, A'meş'ten diye naklettiği rivayetinde: Bize tahdis etti, dememiştir.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Küreyb rivayet ettiler, lâfıs Ebu Kureyb'iııdir. Dediler ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten, o da İbrahim'den, o da Abîde'den, o da Abdullah'tan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben cehennemlikler arasında cehennemden en son çıkacak kişiyi şüphesiz çok iyi biliyorum, Bu oradan sürünerek çıkacak bir adamdır, Ona: Git, cennete gir denilecek. O da gidip cennete girecek. İnsanların konaklarına yerleşmiş olduklarını görecek. Ona: Geçmişte içinde bulunduğun zamanı hatırlıyor musun, denilecek. O, evet diyecek. Ona: Temenni et denilecek, o da temenni edecek. Ona: Sana temenni ettiklerin verileceği gibi, dünyanın on misli de verilecek. O: Sen el-Melik olduğun halde benimle alay mı ediyorsun, diyecek." (Abdullah b. Mesud) dedi ki: Andalsun Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm, - 453
Bize İbn Numeyr de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye ve Vekı' tahdis etti. (H) Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti, bize Vekı' tahdis etti. (H) Bize Ebu Kureyb de tahdis etti, bize Ebu Muaviye tahdis etti. Her ikisi (Veki' ile Ebu Muaviye) A'meş'ten bu isnad ile (hadisi rivayet etti).
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr ← Ebû Muâviye ve Vekî' ← Süleymân A'meş ← el-Ma'rûr b. Süveyd ← Ebû Zer
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Süleymân A'meş ← el-Ma'rûr b. Süveyd ← Ebû Zer
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Ebû Küreyb ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← el-Ma'rûr b. Süveyd ← Ebû Zer
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Lafız Ebu Küreyb'indİr. Dedilerki bize Ebu Muaviye, A'meş'ten, o da Ebu Salih'den o da, Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şüphesiz her bir nebinin kabul olunan bir duası olmuştur. Her bir nebi bu duasını erken davranarak yapmış bulunmaktadır. Ben ise duamı kıyamet gününde ümmetim için şefaatte bulunmak üzere sakladım. 'İnşailah o, ümmetinden Allah'a hiçbir şeyi koşmaksızın ölen kimselere nail 0Iacaktır'''
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb de tahdis edip dediler ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten bu isnad ile tahdis etti. (İbn Abbas) dedi ki: Bir gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Safa tepesine çıktı ve: "Sabah baskınına uğradık" dedi ve: Bir önceki Ebu Üsame'nin hadisine yakın olarak hadisi rivayet etti ama o bu rivayetinde: "Aşiretini, en yakın akrabam uyar." (Şura, 214) ayetinin inişini sözkonusu etmedi. Tahric bilgisi 507 ile aynı
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Veki" tahdis etti. (H) Bize Ebu Kureyb de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye tahdis etti. Her ikisi A'meş'ten bu isnad ile hadisi rivayet ettiler. Aneak ikisi de şöyle dedi: "Sizler o gün insanlar arasında ancak siyah öküzdeki beyaz bir kıl gibi yahut beyaz bir öküzdeki siyah bir kıl gibisiniz" dediler ve "yahut eşeğin ön ayağındaki tüysüz daire şeklindeki ben gibisiniz" ibaresini zikretmediler.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Süleymân A'meş
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Küreyb ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş
Bize İshak b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize Cerir Mansur'dan naklen haber verdi. H. Bize İbni Nümeyr'de rivayet etti. (Dediki) ; Bize babamla Ebu Muaviyej A'meş'ten rivayet ettiler. Mansurla A'meş'in ikiside Ebu vail'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etmişler. Huzeyfe: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin kalktığı vakit...» diyerek bu hadisin mislini rivayet etmiş. (Yalnız) bu raviler: «Teheccüd namazı kılmak için» dememişler.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Cerîr ← Mansûr b. el-Mu'temir ← Ebû Vâil ← Huzeyfe b. el-Yemân
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← babam ve Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Huzeyfe b. el-Yemân
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muaviye ile Veki', A'meş'ten rivayet ettiler H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. Lafız onundur. (Dediki) : Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten, o da İbrahim'den, o da Abdirrahman b. Yezid'den, o da Selman'dan naklen haber verdi. Selman dedi ki: Kendisine: Sizin Nebiniz abdest bozmaya varıncaya kadar size her şeyi öğretti, denildi. O: Evet, O bize küçük ya da büyük abdestimizi bozarken kıbleye yönelmemizi, sağ elimizle istindi yapmamızı, üç taştan azı ile istinca yapmamızı ya da hayvan tezeği yahut kemik ile istinca yapmamızı yasakladı, dedi.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← İbrâhîm en-Nehaî ← Abdurrahman b. Yezîd ← Selmân
Bize Yahya b. Yahya et-Temimu, İshak b. İbrahim ve Ebu Kureyb birlikte Ebu Muaviye'den tahdis etti. (H) Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye ve Veki" -ki lafız Yahya'ya aittir- tahdis edip dedi ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten haber verdi. O İbrahim'den, o Hemmam'dan şöyle dediğini nakletti: Cerir küçük abdest bozduktan sonra abdest aldı ve mestleri üzerine mesh etti. Ona, sen böyle mi yapıyorsun denilince, evet Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i küçük abdestini bozduktan sonra abdest aldığını ve mestleri üzerine mesh ettiğini gördüm, dedi. A'meş dedi ki: İbrahim dedi ki: Bu hadis onların hoşuna gidiyordu çünkü Cerir'in Müslüman olması Maide suresinin inişinden sonra idi.
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muaviye, A'meş'den, o da Hakem'den o da Kaasim b. Muhaymire'den, o da Şureyh b. Hani'den naklen rivayet etti, Şureyh dedi ki: Aişe'ye mestler üzerine mesh etmeye dair soru sordum. O: Ali'nin yanına git, o bu hususu benden daha iyi bilir, dedi. Ben de Ali'nin yanına gittim. O da Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den ... zikretti, deyip, hadisi aynen nakletti.