Süleymân eş-Şeybânî

Ebû İshâk · 5. tabaka

Süleymân b. Ebû Süleymân (Fîrûz)

Vefath. 128
KünyeEbû İshâk
Nisbeel-Hâfız, eş-Şeybânî, el-Kûfî
Tabaka5. tabaka
Cerh-ta'dîlhüccet

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Aliy b. Müshir, Şeybâni'den, o da el-Velid b. el-Ayzar'dau o da Sa'd b. İyâs Ebu Amr Şeybâni'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. İbn-i Mes'ud şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: En faziletli amel hangisidir, dedim. O: "Vaktinde kılınan namazdır" buyurdu. Sonra hangisidir, dedim. O: ''Anne babaya iyilik yapmaktır" buyurdu. Sonra hangisidir, dedim. O: ''Allah yolunda cihaddır" buyurdu. Ona daha fazlasını sormayı ancak ona acıdığım için bıraktım.
Bana Ebu'r-Rabi' ez-Zehrami de tahdis etti. eş-Şeybani dedi ki: Ben Zirr b. Hubeyş'e Aziz ve Celil Allah'm: "Böylece iki yay (boyu) kadar veya daha da yaklaştı." (Necm, 9) buyruğu hakkında sordum. Şöyle dedi: Bana İbn Mesud'un haber verdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cebrail'i altı yüz kanatlı olarak gördüğünü haber verdi.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b.. Ğıyâs, Şeybani'den, o da Zirr'dan, o da Abdullah'tan naklen rivayet etti. Abdullah (b. Mesud) dedi ki: "Gözüyle gördüğünü kalp yalanlamadı." (Necm, 11) buyruğu hakkmda: Cebrail (aleyhisselam)'ı altı yüz kanatlı gördü.
Bize Ubeydullah b. Mu'az el Amberi rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti dediki: Bize Şube, Süleyman eş-Şeybani'den rivayet etti, o da Zirr b. Hubeyş, Abdullah'tan yüce Allah'ın: "Andolsun ki Rabbinin büyük ayetlerinden görmüştür." (Necm, 53/18) buyruğu hakkında: Cebrail'i asıl suretinde altı yüz kanatlı olarak gördü, dediğini nakletmektedir. Tahric bilgisi 432'nin olduğu gibi 431 ile aynı.
Bize yine Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ali b. Müshir Şeybani'den rivayet etti. H. Bana Ali b. Hucur es-Sa'dî dahî rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Bize Ali b. Müshir haber verdi. (Dediki): Bize Ebu İshak, Abdurrahman b. el-Esved babasından, o Aişe (r.anha)'dan şöyle dediğini nakletti: Bizden herhangi birisi ay hali olduğu zaman Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona ay hali kanının arttığı zamanda bir peştamal sarmasını emreder sonra ona mübaşeret ederdi. (Aişe) dedi ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kendisine hakim olduğu gibi hanginiz kendisine hakim olabilir ki?
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ali b. Müshir ← Süleymân eş-Şeybânî
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Halid b. Abdiîlah Şeybani'den o da Abdullah b. Şeddad'dan, o da Meymune'den naklen haber verdi. Meymune dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımları ile ay hali oldukları halde peştamalin üzerinden mübaşeret ederdi.
Bize Muhammed b. Abdirrahmân b. Sehm El-Antâkî rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim b. Muhammed Ebu İshâk El-Fezârî, Ebu İshâk Eş-Şeybânî'den, o da Muharip b. Disâr'dan naklen rivayet etti. Muharip şöyle demiş: Abdullah b. Yezidi minber Üzerinde şöyle derken işittim: Bize Berâ' rivayet ettiki. Kendileri ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte namaz kılarlarmış. O rüku etti mi onlar da rüku ederlermiş. Berâ' demiş İd: Başını rükudan kaldırarak: «Semiallâhu limen hamideh» dediği vakit, yüzünü yere koyduğunu görmedikçe ayakta dururduk, sonra ona tâbi olurduk.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh haber verdi. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abbâd b. Avvâm rivayet etti. Bunlar ikisi birden Şeybâni'den, o da Abdullah b. Şeddâd b. Hâd'dan naklen rivayet etmişlerdir. Abdullah demişki: Bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zevcesi Meymune rivayet etti ve: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılar, ben de hayzlı olduğum halde onun hizasında bulunurdum. Çok defa secde ettiğinde elbisesi bana dokunurdu.» Öneri önce 515 teki izahı okuyup sonra buraya dönüp aşağıdaki link ile mezkur sayfayagidin. Bu Hadis’in benzeri ancak bazı ziyade ve tenzil ile mevcuttur. İstiyorsanız
Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh haber verdi. H. Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe dahî rivâyt etti. Dediki: Bize Abbâd b. Avvâm rivayet etti. Bunların ikisi de Şeybânî'den, o da Abdullah b. Şeddâd'dan naklen rivayet etmişler. Abdullah şöyle demiş: Bana Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Meymûne rivayet etti ve: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılar; ben de onun hizasında bulunurdum. Bazen secde ettiğinde elbisesi bana dokunurdu. Küçük bir seccade üzerinde namaz kılardı.» dedi.
Bana Alîyyü'bnü Hucr rivayet etti. (Dediki): Bize Alîyyü'bnü Müshir, Şeybânî'den, o da Ebû Bürde'den, o da babasından naklen rivayet etti. Demişki: Ömer yaralanınca Süheyb: — «Vah kardeşciğim!» demeye başladı. Bunun üzerine Ömer, ona şunu söyledi: — Yâ Sûheyb! Bîlmezmisin ki Resûlullah (Saîlallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki ölen kimse, dirinin ağlaması yüzünden azab görür.» buyurmuşlardır.
Rivayet zinciri: Müslim ← İbn Hucr ← Ali b. Müshir ← Süleymân eş-Şeybânî ← Ebû Bürde ← babası
Bize Hasenü'bnü Rabi' ile Muhammedü'bnü AbdilIâh b. Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdullah b. İdrîs, Şeybânî'den, o da Şa'bî'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze defnedildikten sonra bir kabrin üzerine cenaze namazı kılmış ve dört tekbîr almış. Şeybani demişki: «Şa'bi'ye: — Bu hadisi sana kim rivayet etti? dedim; — Sika (yani) Abdullah İbni Abbâs (rivayet etti.) dedi.» Hesen'in rivayet ettiği hadîsin lâfzı budur. İbni Numeyr rivayetinde ise: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Taze bir kabrin yanına vararak üzerine namaz kıldı. Cemâat da arkasına saff oldular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört defa tekbir aldı; dedi. Ben, Âmir'e: — Sana (bu hadisi) kim rivayet etti? dedim; Âmir: — Sika, orada hâzır bulunan îbni Abbâs; cevâbını verdi.» ibâresİ vardır.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (dediki): Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize Hasenü'bnü Rabi' ile Ebû Kâmil de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdülvâhid b. Ziyâd rivayet etti. H. Bize îshâk b. İbrahim de rivayet etti. (dediki): Bize Cerir haber verdi. H. Bana Muhammedü'bnü Hatim de rivayet etti. (dediki) Bize Veki' rivayet etti. (dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ dahî rivayet etti. (dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Seybânî'den o da Şa'bî'den, o da İbni Abbâs'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarki hadisin mislini rivayet etmişlerdir. Fakat hiç birinin rivayetinde Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dört tekbîr aldığı zikredilmemiştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Hüşeym b. Beşîr
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Hasan b. er-Rebî' ve Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyin ← Abdülvâhid b. Ziyâd
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Cerîr
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Hâtim ← Vekî' ← Süfyân
Rivayet zinciri (5. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Aliyyu'bnü Müshir. Şeymâni'den, o da Yüseyr b. Amr'dan naklen şöyle demiş: Sehl b. Huneyy'e sordum; — «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Hâricileri anarken hiç işittin mi?» dedim. Sehl şunları söyledi: — «Evet işittim, eliyle şark tarafına doğru işaret ederek: — Bir kavim dilleri ile Kur'ân'ı okuyacaklar, amma (okudukları Kur'ân) köprücük kemiklerini geçmiyecak. Dînden, ok'un av'ı delip geçtiği gibi çıkacaklar; buyurdu.»
Bize bu hadisi Ebû Kâmil de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid rivayet etti. (Dediki): Bize Süleymân-ı Şeybânî bu isnâdla rivayette bulundu ve: — «Ondan bir takım kavimler çıkacak.» Dedi.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İshâk hep birden Yezid'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki):Bize Yezid b. Hârûn, Avvâm b. Havşeb'den rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû İshâk Eş-Şeybânî, Useyr b. Amr'dan, o da Sehl b. Huneyf'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet .etti; — «Şark tarafından başları traşlı bir kavim hak yoldan sapacaklardır.» buyurmuşlar.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Hüseyni, Ebû İshâk-ı Şeybânî'den, o da Abdullah b. Ebî Evfâ (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Ramazan ayında bir seferde bulunuyorduk. Güneş Kavuşunca ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — «Ya fulân, (Hayvanından in de bize karıştırma yap. buyurdu. O — «Yâ Resûlallah, henüz üzerinde gündüz var.» dedi. ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (tekrar) : — «İn de bize karıştırma yap.» buyurdular. Bunun üzerine o zât hayvanından inerek karıştırmayı yaptı ve ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ondan içti. Sonra eliyle işaret ederek : — «Güneş, şuradan battı, gece de şuradan geldi mi, oruçlu iftar eder.» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Aliyyü'bnü Müshir ile Abbad b. Avvâm, Şeybaniden, o da İbni Ebi Evfâ (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiler. İbni Ebî Evfâ şöyle demiş: Bir seferde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber bulunuyorduk. Güneş kavuşunca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir zat'a: ; — «İn de bize karıştırma yap.» buyurdu. O zat: — «Ya Resûlallah, Akşamlasaydın (daha iyi olmaz mıydı?) dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (tekrar) : — «İn de bize karıştırma yap.» buyurdu. O zât (Yine) : — «Üzerimizde henüz gündüz var.» dedi, müteakiben (hayvanından) inerek karıştırmasın yaptı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu içti, sonra eliyle şark tarafına doğru işaret ederek: — «Gecenin şuradan geldiğini gördünüz mü oruçlu iftar eder.» buyurdular.
Bize Ebû Kâmil rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülvâhid rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman-ı Şeybani rivayet eyledi. (Dediki) Ben Abdullah b. Ebî Evfâ (Radiyallahu anh)'ı şunu söylerken işittim : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yolculuk ettik, kendisi oruçluydu, güneş kavuşunca: «Yâ fülân, in de bize karıştırma yap.» buyurdu. Râvi hadîsi İbnî Müshir ile Abbâd b. Avvâm rivayetleri gibi nakletmiştir.
Bize İbni Ebi Ömer rivayet etti. (Dediki) Bize Süfyân haber verdi. H. Bize ishâk rivayet etti. (Dediki) Bize Cerîr haber verdi. Bu ravilerin ikisi de Şeybâni'den, o da İbni Ebi Evfâ'dan naklen rivayet etmişlerdir. H. Bize Ubcydullah b. Muâz dahî rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet eyledi. H. Bize İbnü'l-Mtisennâ da rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Cafer rivayet eyledi. İkisi de dediler ki : Bize Şu'be, Şeybâni'den, o dit İbni Ebî Evfâ (Radiyallahu anh) 'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen İbni Müshir ile Abbâd ve Abdulvâhid hadîsleri mânâsında rivayette bulundu. Bu râvilerden hiç birinin hadîsinde «Ramazan ay'ı ve «Gece şura dan geldi mi» ifâdeleri yoktur. Bunlar yalnız Hüseyin'in rivayetinde vardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← İbn Ebû Ömer ← Süfyân b. Uyeyne ← Süleymân eş-Şeybânî ← Abdullah b. Ebû Evfâ
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam ← Şu'be b. el-Haccâc ← Süleymân eş-Şeybânî ← Abdullah b. Ebû Evfâ
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Aliyyü'bnü Müshir, Şeybâni'den, o da Cebele ile Muhârib'den, onlar dr İbni Ömer (Radiyalîahu enhüma) 'dan naklen rivayet etti. İbnİ Ömer şöyle demiş; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kadir Gecesini, son on gecede arayın. —Yahut son dokuz gecede arayın. —» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Aliyyü'bnü Müshir, Şeybânî'den, o da Yüseyr b. Amr'dan, o da Sehl b. Huneyf'den naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle Medine'ye işaret ederek: — Burası emniyetli bir haremdir, buyurdular.
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Muallâ b. Mansûr er-Râzî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Şeybânî, Bükeyr b. Ahnes'den, o da Atâ'dan, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yer için ücret veya pay alınmasını yasak etti.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid b. Ziyâd haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir rivayet etti. Her iki râvi, Şeybânî'den, o da Abdullah b. Sâib'den naklen rivayette bulunmuşlardır. Abdullah b. Sâib şöyle demiş: Abdullah b. Ma'kıl'e müzâreayi sordum da şunu söyledi: Bana Sabit b. Dahhâk haber verdiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müzâreadan nehî buyurmuştur. Îbni Ebî Şeybe'nin rivayetinde: «Ondan nehî buyurdu» denilmiştir, îbni Sâib: «Ben îbni Ma'kıl'e sordum.» demiş; Abdullah'ın ismini söylememiştir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Abdülvâhid b. Ziyâd ← Süleymân eş-Şeybânî ← Abdullah b. es-Sâib
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ali b. Müshir ← Süleymân eş-Şeybânî ← Abdullah b. es-Sâib
Bize İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hammad haber verdi. (Dediki): Bize Ebû Avâne, Süleyman-ı Şeybânî'den, o da Abdullah b. Sâib'den naklen haber verdi. Abdullah şöyle demiş: Abdullah b. Ma'kil'in yanına girerek ona müzâreayı sorduk. (Dediki): Sâbit'in söylediğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) müzâreadan nehî, müâcereyi ise emir buyurmuş ve: «Onda bir beis yoktur.» demiş.
Bize Muhammed b. Tarif de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl, Şeybânî'den, o da Abdülazîz b. Rufey'den, o da Temim Et-Tâî'den, o da Adiy b. Hâtim'den naklen rivayet etti ki, Adiy Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bunu söylerken işitmiş.
Bize Ebû Kâmil El-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhtd rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman Eş-Şeybânî rivayet etti. (Dediki): Ben Abdullah b. Ebî Evfa'ya sordum. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Aliy b. Mtishir, Ebû İshâk Eş-Şeybânî'den rivayet etti. (Demişki): Abdullah b. Ebî Evfa'ya: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç recim yaptı mı? diye sordum. — Evet! cevabım verdi. — Nûr sûresi indirildikten sonra mı, ondan önce mi? dedim. — Bilmiyorum! dedi.
Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Şeybânî'den, o da Abdullah b. Zekvân'dan —ki bu zât Ebû'z-Zinâd'dır— o da Urve b. Zübeyr'den naklen haber verdi ki. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sadaka üzerine bir adamı me'mûr tâyîn etmiş. O da birçok şeyler getirmiş. Ve: Şu sizin! Bu da bana hediyye edildi... demeye başlamış... Râvi yukarıki hadîs gibi rivayet etmiştir. Urve demiş ki: «Ebû Humeyd es-Sâidî'ye: Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den mi işittin? diye sordum. — Ağzından kulağıma! Dedi.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir Şeybânî'den rivayet etti. (Demişki): Abdullah b, Ebi Evfâ'ya ehli eşeklerin etlerini sordum da şunları söyledi: — Hayber günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber olduğumuz halde bize açlık isabet etti. Düşmanın şehirden çıkan eşeklerini ele geçirerek onları boğazladık. Gerçekten çömleklerimiz de kaynıyordu. Birden Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dellâlı «Çömlekleri devirin! Eşek etlerinden hiç bir şey yemeyin!» diye nida etti. Ben onları neden haram etti acaba? dedim. Abdullah: Biz aramızda söz ettik ve Onları kat'i surette haram etti: hem onları beşte biri alınmadığı için haram etti dedik.
Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Hüscyn de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhit (yani ibni Ziyad) rivayet etti. (Dediki): Abdullah b. Ebî Evfâ'yı şunu söylerken işittim: — Hayber gecelerinde bize açlık isabet etti. Hayber (vak'ası) günü gelince, ehli eşeklere tesadüf ederek onları boğazladık. Çömlekler onlarla kaynarken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dellâlı: — Çömlekleri devirin ve eşeklerin etlerinden hiç bir şey yemeyin! diye nida elti. Bunun üzerine bazı kimseler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunu yasak etmesi ancak beşte biri alınmadığı içindir, dedi. Diğerleri de onları kat'i olarak yasak etti. dediler.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ali b. Müshir, Şeybânî'den o da Yezid b. Esamm'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Medine'de bizi bir güveyi davet etti de bize on üç tane keler sundu. Kimimiz yedi kimimiz (yemeyip) bıraktı. Ertesi gün ben ibni Abbâs'a rastlayarak ona haber verdim. Etrafındaki cemaat sözü uzattı hatta bazıları: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ben onu ne yerim ne men ederim ne de haram kılarım buyurdu.» dediler. Bunun üzerine ibni Abbas: Ne fena söyledin!. Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ancak helal ve haram kılmak için gönderilmiştir. Şüphesiz ki bir defa Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymûne'nin yanında iken beraberinde de Fadl b. Abbas ile Hâlid b. Velid ve bir başka kadın bulunduğu halde kendisine üzerinde et bulunan bir sofra sunuluverdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yemek isteyince Meymûne ona: Bu keler etidir, dedi. O da elini çekti ve: «Bu benim hiç yememiş olduğum bir ettir.» buyurdu. Cemaat'a: «Siz yeyin» dedi. Ondan Fadl, Halid b. Velîd ve kadın yediler. Meymûne Demişki «Ben hiç bir şeyden yemem. Meğer ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yediklerinden bir şey ola.»