Abdullah İbn Ömer şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ağaçlardan biri vardır ki yaprağı düşmez, bu Müslümana benzer. Bana bunun hangi ağaç olduğunu söyleyiniz". (Abdullah dedi ki): "İçimden bunun hurma ağacı olduğu geçti. Ancak söylemekten utandım." Ashab: "Bu ağacın ne olduğunu bize bildir Ey Allah'ın Resulü" dediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O hurma ağacıdır" buyurdu. (Abdullah dedi ki): Babama (Hz. Ömer'e) içimden geçen şeyi söyledim. Bunun üzerine o şöyle dedi: "Falan falan şeylere sahip olmaktansa o sözü söylemeni isterdim".
Cerîr (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikteydik. Bir gece ay'a (dolunaya) baktı ve şöyle buyurdu: Şu ay'ı gördüğünüz gibi kuşkusuz Rabbiniz'i de âhirette göreceksiniz. Onu görme konusunda hiç haksızlığa uğramayacaksınız. Güneşin doğuşundan ve batışından önceki namazları geçirmemeyi başarabîliyorsanız, bunu yapın!" Sonra Cerîr, "Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbini hamd ile tesbih et! [Tâhâ 130.] âyetini okudu. İsmail şöyle dedi: "Bunu yapın ve sakın bir vakit namazı geçirmeyin! Tekrar:
573,
4851,
7434,
7435,
7436. Diğer tahric: Tirmizi Cennet; Müslim, Mesacid dede tahric ettiler
Ebu Mesûd (r.a.) şöyle demiştir: "Sahâbîlerden birisi gelip Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, falanca imam namazı çok uzun kıldırdığı için sabah namazlarına gidemiyorum, diye şikayette bulunmuştu. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in o günkü gibi sinirlendiğini hiç görmemiştim. Bunun üzerine çok sert bir konuşma yapmış ve şöyle buyurmuştu: "içinizde insanları (dinden ve namazdan) soğutan!uzaklaştıran kimseler var. Sizden birisi halka namaz kıldıracak olursa namazı kısa ve hafif tutsun. Çünkü onların içinde zayıf, hasta ve iş güç (ihtiyaç) sahibi kimseler bulunabilir."
Ebu Amr eş-Şeybanî şöyle demiştir: Zeyd İbn Erkam r.a. bana şöyle dedi: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında namazda konuşurduk. Birimiz arkadaşına ihtiyacını söylerdi. Sonra: "'Namazlarınızı muhafaza ediniz [Bakara 238] ayeti indirilince bize namazda susmamız emredildi. Tekrarı:
4534. Diğer tahric:Tirmizi Tefsirul Kur’an; Müslim, Mesacid […]
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemin eşi Aişe r.anha şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hasta iken evinde oturarak namaz kıldı. Bir grup sahabî de onun arkasında ayakta namaz kıldılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle onlara "oturun" anlamında işaret etti. Namaz bitince de şöyle buyurdu: "İmam kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. O rüku' yaptığında siz de yapın. O başını kaldırdığında siz de kaldırın."
Aişe (r.anha) Şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalandığı zaman, hanımlarından bazıları Habeş ülkesinde gördükleri Mariye isimli bir kiliseden bahsettiler. Ümmü Seleme ve Ümmü Habîbe r.a.h Habeş ülkesine gitmişlerdi. Onlar bu kilisenin güzelliğinden, içindeki resimlerden bahsettiler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem başını kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Onlar'dan salih bir kimse ölünce kabrinin üzerine mescit inşa ederler sonra da içine bu (anlattığınız) şekilde resimler yaparlar. Onlar Allah katında mahlukatın en şerlileridir."
Abdullah İbn Ömer r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Sizden biri ölünce gideceği yer kendisine sabah akşam gösterilir. Şayet ölen kişi cennetlik ise cennetteki yeri, cehennemlik ise cehennemdeki yeri gösterilir ve kendisine: 'Allah seni kıyamet gününde yeniden diriltinceye kadar bu senin kalacağın yerdir' denir. Tekrar:
3240,
6515Aişe r.anha şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölüm hastalığı sırasında, hanımları içinde Aişe'nin yanında kalmayı çok istediğinden, Aişe'ye olan İştiyakından dolayı: "Bugün kimin nöbetindeyim", 'Yarın kimin yanındayım?" diye sorardı. Hz. Aişe dedi ki: Benim günüm (Resulullah'ın yanımda kalacağı gün) geldiğinde Allah onun ruhunu benim kucağımda aldı ve o benim odama defnedildi.
Ata İbn Ebi Rebah'tan nakledildiğine göre İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle yaparken gördüm: Hutbeden önce namazı kıldı. Daha sonra hutbede sesinin kadınlara ulaşmadığını görünce Bilal ile birlikte hanımların bulunduğu kısma gitti. Bilal eteğini açmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara sadaka vermeleri için öğüt ve emir verdi. Bunun üzerine kadınlar Bilal'ın açtığı eteğe (takılarını) atmaya başladı. Ravî Eyyub, hadisi naklederken kadınların ziynet eşyalarını kulak kulağına ve gerdanına götürüp atma işareti yapmıştı.
İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre Hafsa (r.anha) şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Resulü! Umre'den sonra ihram'dan çıkanların durumu nedir? halbuki sen umre'den sonra ihram'dan çıkmadın?" diye sordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ben saçlarımı dağılmaması için bir madde ile tutturdum ve hedy kurbanıma da gerdanlığını taktım. Bundan dolayı artık kurban kesinceye kadar ihram'dan çıkmayacağım" diye cevap verdi." Tekrar:
1697,
1725,
4398,
5916Nafi'den rivayet edildiğine göre, İbn Ömer, kargaşa döneminde umre yapmak İçin Mekke'ye doğru yola çıktığında şöyle dedi: "Kabe'ye ulaşmam engellenirse, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte olduğumuz sırada o ne yaptıysa biz de onu yaparız". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hudeybiye yılında umre için telbiye getirdiğinden Ibn Ömer de umre için telbiye getirdi. Sonra durumu inceledi ve "haccın da umrenin de durumu aynıdır" dedi, arkadaşlarına dönerek "hac da umre de aynı durumdadır. Sizi şahit tutarım ki ben umre ile birlikte hac yapmaya niyet ettim". Sonra her ikisi için de bir tavaf yaptı, bu tavafın yeterli olacağını düşündü. Hedy kurbanı kesti.
Abdullah İbn Ömer r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu sözünü nakletmiştir: "Birbirinizin satışı üzerine satış yapmayın. " Tekrar:
3165,
5142Ebu Hureyre ve Zeyd İbn Halid r.a. şunu rivayet etmişlerdir: Hz.Nebi'e, muhsan olmayan cariye zina ettiğinde ne yapılacağı soruldu. O Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Zina ettiğinde sopa vurun. Tekrar zina ederse yine sopa vurun. Tekrar zina ederse kıldan bir ip karşılığında bile olsa onu satın. " Tekrar. 2233. 2556, 6838
Ebu Hureyre ve Zeyd İbn Halid r.a. şunu rivayet etmişlerdir: Hz.Nebi'e, muhsan olmayan cariye zina ettiğinde ne yapılacağı soruldu. O Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Zina ettiğinde sopa vurun. Tekrar zina ederse yine sopa vurun. Tekrar zina ederse kıldan bir ip karşılığında bile olsa onu satın. " Tekrar. 2233. 2556, 6838
Kays, Cerir'den şunu rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e; Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in onun Resulü olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekat vermek, işitip itaat etmek ve her Müslümana karşı hayırhah olmak (nasihatta bulunmak) üzere biat ettim.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem müzabeneyi yasakladı. Müzabene, yaş hurma'nın kuru hurma karşılığında ölçekle, yaş üzümün kuru üzüm karşılığında ölçekle satılmasıdır. Tekrar:
2172,
2185,
2205.
Abdullah İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kediyi açlıktan ölünceyekadar hapseden kadına bu yüzden azap edilmiş ve cehenneme girmiştir. -Allah en iyisini bilir.- (Cehennem meleği ona), Sen o kediye yiyecek vermedin, su vermedin üstelik bırakıvermedin bile. Bıraksaydın yeryüzünde bulduğu şeylerden yerdi." Tekrar:
3318,
3482Urve'nin naklettiğine göre Aişe r.anha şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda, "Allah'ıml Günahtan ve borçluluktan sana sığınırım" diye dua ederdi. Bir kimse Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "Ey Allah'ın Resulü' Borçluluktan dolayı Allah'a ne kadar çok sığınıyorsunuz böyle?" diye sordu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Bir kimse borca girdiği zaman konuşunca yalan konuşur, söz verir sözünü tutmaz" diyerek cevap vermiştir.
İbn Şihab'dan rivayet edilmiştir: Urve b. Zübeyr bana şöyle anlattı: Mekke'nin fethi sırasında bir kadın hırsızlık etmişti. Allah Resulü'ne getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emri üzerine kadının eli kesildi. Aişe r.anha şöyle demiştir: "O kadın güzel bir tövbe etti ve evlendi. Elinin kesilmesinden sonra bir ihtiyacı olduğunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e gelir ve ihtiyacını ona arzederdi."
Aişe r.anha'dan nakledilmiştir: Birisi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Annem ansızın ölüverdi. Sanırım konuşabilse (malının bir kısmını) sadaka olarak verirdi. Onun adına sadaka vereyim mi?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet. Onun adına sadaka ver" buyurdu.
Hz. Aişe şöyle demiştir: "Bir gün Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem odama geldi. O sırada yanımda iki kız çocuk vardı ve Buas savaşlarını anlatan şarkılar-ezgiler söylüyorlardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yerdeki mindere uzandı ve yüzünü diğer tarafa çevirdi. Bir süre sonra Ebu Bekir geldi ve beni: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında şeytan işi çalgılarla eğleniyorsunuz, öyle mi?" diye azarlamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona yönelerek: "Rahat bırak çocukları!" dedi. Ben de Ebu Bekir'in boş bir anından faydalanıp çocuklara gözümle işaret ettim ve çıktılar."
"Bir bayram günüydü. Habeşliler mızrak ve kalkanlarla halay çekip oynuyorlardı. Oyunu görmek istiyordum fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bu isteğimi söyleyip söylememekte tereddüt ettim. Bana: "Oyunu görmek ister misin?" diye sorunca "evet" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni tutup arkasına aldı. Bu sırada yanağım onun yanağına değiyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oyun oynayanları gayrete getirmek maksadıyla: "Haydi bakalım Erfide oğulları, görelim siziı" diyordu. Bir süre sonra ben artık sıkılınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: "Bu kadar yeter mi?" diye sordu. Ben "evet" deyince: "İyi öyleyse, haydi git" buyurdu."
Abdullah İbn Ömer r.a. anlatıyor: Hz. Ömer Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştı. Daha sonra bu atın satılmakta olduğundan haberdar oldu ve onu geri almak istedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e atı alıp alamayacağını sordu ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şu cevabı verdi: "Bu atı satın alma! Vermiş olduğun sadakaya geri dönme!"
Hz. Ömer r.a. şöyle demiştir: "Ben Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştım. Daha sonra bu atı elinde bulunduran kişinin onu sattığından haberdar oldum ve bağışladığım atı geri satın almak istedim. Ben adamın atı ucuz bir fiyata sattığını anladım. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek at'ı geri alıp alamayacağımı sordum. Bana şöyle dedi: "Bu atı bir dirheme de satlIsa geri alma! Çünkü verdiği sadakaya geri dönen bir kimse kusmuğunu tekrar yiyen köpeğe benzer."
Cerir İbn Abdullah r.a.'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Müslüman olduğumdan bu yana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hiçbir zaman benden yüzünü saklamadı. O Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni gördüğü zaman muhakkak tebessüm ederdi. " Tekrar:
3822,
6090Ben Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e at üzerinde sağlam bir şekilde duramadığımı söyleyip bir çare istedim. Eliyle göğsüme vurarak şöyle dua etti: "Allahım onu sabit kıl! (at üzerinde durması için ona sebat ver) ve kendisini hidayete erdiren ve hidayete eren bir kul eyle!"
Zeyd İbn Eslem babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Hz. Ömer Huneyy adında bir kölesini devlet arazilerinin idaresi için görevlendirmiş ve görevi başına giderken ona şu talimatı vermişti: "Ey Huneyy, Müslümanlara zulmetmekten sakın, ellerini onlara zulmetmekten uzak tut. Müslümanların bedduasından sakının. Zira Müslümanların duaları kabul olunan dualardandır. Küçük koyun ve küçük deve sürülerinin meralara girmelerine müsaade et, böyle küçük sürü sahiplerine imkan tanı. Fakat Abdurrahman İbn Avf ile Osman İbn Affan'ın çok fazla olan sürülerine karşı dikkatli ol, onları meralara asla sokmam. Çünkü bu ikisinin sürüleri açlıktan telef olacak duruma gelse bile hurmalıklarına ve ekili arazilerine dönerler. Fakat küçük sürü sahiplerinin hayvanları telef olmaya görsün bu kişiler hemen çoluk çocuğunu toplayıp karşıma dikilir ve: "Ey mu'minlerin emiri haydi bakalım derler." Behey babasız kalasıca, ben bunları böyle aç ve sefil mi bırakacağım! Su ve ot bulmak benim için her halde altın ve gümüş bulmaktan daha kolaydır. Sürülerini otlaklardan engellersem Allah'a yemin ederim ki, kendilerine zulmettiğimi düşünecekler. Gerçekten de buralar onların topraklarıdır; cahiliyye döneminde bu toprakları korumak için savaştılar ve İslam'ın hakim olduğu dönemde de bu topraklar üzerinde İslam'ı kabul edip Müslüman oldular. Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaş için kullanacağım hayvanları koruma ve besleme endişesi olmasaydı onların topraklarından bir karışı bile mera olarak belirlemezdim."
Ebu Mes'ud'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "Fitneler işte bu taraftan, doğu tarafından gelmiştir (gelecektir). Katılık ve haşin kalplilik, develerin ve ineklerin kuyrukları dibinde bulunan, çölde yaşayan, ekinlerini sürerken yüksek sesle bağırıp çağıran Rabia ile Mudarlılar arasındadır."
Ebu Cuhayfe r.a dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Hasen (r.a.) ona benziyordu." Tekrar:
3544Kays dedi ki: "Ebu Hureyre r.a.'ın yanına gittik. Dedi ki: Üç yıl Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sohbetinde bulundum. Bu zaman zarfında olduğu kadar hadisi bellemeye olan tutkum gibisini geçmiş yaşlarımın hiçbirisinde görmemişimdir. Ben onu -eliyle şöyle yaparak- şöyle buyururken dinledim: Kıyamet kopmadan önce ayakkabıları kıldan olan bir kavim ile savaşacaksınız. Bu kavim işte bu Bazir (denilen yerde) bulunanlardır." Bir defasında da ravi Süfyan: "Onlar Bariz halkıdırlar demiştir."