Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Meymune'nin rivayet ettiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e katı yağ içine fare'nin düşmesi soruldu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Fareyi ve etrafındaki yağı atın. (Geriye kalan) yağınızı yiyin. Tekrar: 236, 5538, 5539, 5540.
Meymune'nin rivayet ettiğine göre, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e katı yağ içine düşen fare hakkında soruldu, O şöyle buyurdu: "Fareyi ve etrafındaki yağı alarak atın." Önemli Bilgi Âlimlerin çoğunluğu, katı yağ ile sıvı yağın birbirinden ayrıldığını gösteren Ma'mer rivayetini esas almışlardır. İbn Abdiiber, katı yağa ölü hayvan düştüğünde, hayvanın başka herhangi bir parçasının yağın diğer bölümlerine bulaşmadığı kesin olarak bilindiğinde bu hayvanın ve etrafındaki yağın atılmasının yeterli olacağı konusunda âlimler arasında ittifak bulunduğunu nakletmiştir. Sıvı yağ konusunda ise ihtilaf edilmiştir. Çoğunluk necasetin yağa temas etmesiyle yağın tümünün necis olacağını kabul etmiştir. İçlerinde Zührî ve Evzâî'nin bulunduğu bir grup âlim ise buna muhalif görüş belirtmişlerdir. Bunun izahı Kesilecek Hayvanlar bölümünde gelecektir. Yine orada necis olan veya sonradan necis hale gelen yağdan yararlanma konusu da ele alınacaktır. İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: Yağ ile ilgili hadisin, konu başında verilen sahabe ve tabiin görüşleri İle ilgisi şudur: Buhârî, bir şeyin necis hale gelmesinde o şeyin niteliklerinin değişmesinin dikkate alınacağını kabul etmiştir. Ölen hayvanın tüyü, hayvanın ölümle değişmesi durumunda değişmemektedir, kemiği de böyledir. Ölü hayvanın düştüğü yerden uzaktaki katı yağın niteliği değişmediğinde de hüküm böyledir. Bundan şu sonuç çıkar: Suya necaset karışsa, bu necaset suyun niteliğini değiştirmediğinde su necis olmaz.
Rasulullah (s.a.v.)'in eşi Hz. Âişe r.anha'dan şöyle nakledilmiştir: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cünüplükten dolayı gusül abdesti aldığı zaman önce ellerini yıkardı. Sonra namaz için abdest alır gibi, abdest alırdı. Sonra parmaklarını suya batırıp, onlarla saç diplerine suyun gitmesini sağlardı. Daha sonra başına üç avuç su dökerdi. En sonunda ise, bütün bedenine su tutardı. Tekrar: 262, 272.
Ebu Tâlib'in kızı Ümmü Hânî r.a.'den şöyle nakledilmiştir: "Mekke'nin fethedildiği yıl, Allah Resûlü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına gittim. Vardığımda Fatima ona bir perde çekmiş o da gusül abdesti alıyordu. Bu sırada "gelen kim?" diye sordu. Ben de, "Benim, Ümmü Hâni" diye cevap verdim. Tekrar: 357, 3171, 6158.
Ümmü Seleme validemizden şöyle nakledilmiştir: "Ebu Talha'nın eşi Ümmü Süleym Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelip 'Ey Allah'ın elçisi! Allah Teâlâ haktan utanmaz. İhtilam olan kadın'a ğusül abdesti gerekir mi?1 diye sordu. Nebi s.a.v.: 'Su gördüğü zaman evet' cevabını verdi."
Abdullah b. Ömer r.a.'den şöyle nakledilmiştir: "Ömer İbnü'l-Hattab r.a. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kendisinin geceleyin cünüp olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o'na, Abdest al, cinsel organını yıka sonra uyul dedi."
Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: Fatima binti Hubeyş Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın elçisi, ben temizlenemiyorum. Namazı bırakayım mı?" diye sordu. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bahsettiğiniz şey, damar (kanamasıdır). Hayız değildir. Adetin başladığı zaman namazı bırak. Adet müddetin dolunca, üzerindeki kanı yıka ve namaz kıl."
Ebu Bekr r.a.'in kızı Esma'dan şöyle nakledilmiştir: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: 'Ey Allah'ın elçisi, bizden birinin elbisesine hayız kanı bulaşırsa ne yapması gerekir? Bu konuda ne buyurursunuz? diye sordu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de şöyle cevap verdi; 'Eğer sizin elbiselerinize hayız kanı bulaşırsa, onu çitileyip üzerine su döküp yıkayın. Daha sonra o elbiseyle namaz kılın."
Rivayete göre, Aişe (r.anha) Allah Resûlü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Safiye bintİ Huyey hayız oldu' demiştir. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Belki de bizim yola çıkmamıza mani olacak. Peki, sizinle birlikte tavaf etmedi mi?' diye karşılık vermiş. Etrafındakiler 'Evet' deyince (Safiye'ye): Yola koyul' buyurmuştur.
Nebi (s.a.v.)'in eşi Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Seferlerinin birinde Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte biz de bulunduk. Beydâ veya Zâtu'l-Ceyş denen yere geldiğimiz zaman, gerdanlığım düştü. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu aramaya koyuldu.. Onunla birlikte sahabe de aramak için yollarından alıkondular. Ordu su bulunan bir yerde konaklamamıştı. Bu yüzden Ebu Bekir'e gelip: 'Şu Âişe'nin ettiğine bak! Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i ve hepimizi susuz bir yerde, üstelik elimizde su olmadığı halde durmaya mecbur etti' dediler. Bunun üzerine Ebu Bekir (r.a.) yanıma geldi. O esnada Allah Resulü (s.a.v.) başını dizime koymuş uyuyordu. Bana: 'Rasulullah'ı ve insanları alıkoydun. Ne konakladıkları yerde su var, ne de yanlarında' diyerek çıkıştı." Aişe (r.anha) olayı anlatmaya şöyle devam etti: "Ebu Bekir beni azarladı ve bana ağzına geleni söyledi. Eliyle böğrüme vurmaya başladı. Ama yerimden kımıldamadım. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dizimde uyuyordu. Sabahleyin Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyandığı zaman elde hiç su yoktu. Bunun üzerine Allah Teâlâ, teyemmüm âyetini indirdi. Useyd İbn Hudayr da şöyle dedi: Ey Ebu Bekir'in ailesi bu, sizin vesile olduğunuz ilk hayır değildir." Aişe (r.anha) son olarak şunları dedi: "Üzerinde yolculuk yaptığım deveyi kaldırdığımız zaman, gerdanlığı altında bulduk. Tekrar:336, 3672, 3773, 4583, 4607, 4608, 5264, 5250, 5882, 6844
Mu'minlerin annesi Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Allah Teâlâ, hem ikamet halinde hem de seferîlikte, namazı ikişer rekat olarak farz kıldı. Seferilikteki hali aynen korundu, ancak ikamet halinde kılınan namaza ilave yapıldı. Tekrar: 1090, 3935.
Ümmü Hânî bint-i Ebî Tâlib'in azatlı kölesi Ebu Mürre, Ümmü Hânî'nin şöyle dediğini işittiğini nakletmiştir: "Mekke'nin fethedildiği sene Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gittim. Yanına vardığımda yıkanıyordu. Hz. Fatıma onu perdelemişti. Ona selam verdim. Bunun üzerine: 'Gelen kim?' diye sordu. Ben de 'Ebu Tâlib'in kızı Ümmü Hânî' diye cevap verdim. Bunun üzerine: Hoş geldin Ümmü Hânî' diyerek karşılık verdi. Yıkanmasını bitirince kalkıp bir elbiseye büründüğü halde sekiz rekat namaz kıldı. Namazını bitirince: 'Ey Allah'ın elçisi! Kardeşim benim eman verdiğim Hubeyra oğlu falancayı öldürmeye azmetti dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Ey Ümmü Hânî! Senin eman verdiğine biz de eman veririz'" Ümmü Hânî bu olayın kuşluk vakti gerçekleştiğini belirtmiştir.
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle nakledilmiştir: "Bir adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir elbise ile kılınan namazın hükmünü sordu. Bunun üzerine Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Her birinizin iki elbisesi var mı?
Ebu Hureyre'den Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Içinizden biri omuzları açık bir halde, bir elbise ile namaz kılmasın’’ Tekrar: 360.
Enes İbn Mâlik'den şöyle nakledilmiştir: Enes bin Malik'in ninesi Müleyke Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i Onun için pişirdiği bir yemeğe davet etmişti. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeği yedikten sonra: 'kalkın size namaz kıldırayım' dedi." Enes olayı anlatmaya şu şekilde devam etti: "Sıkça kullanılmaktan kararan bir hasırımız vardı, ona doğru yöneldim. Üzerine biraz su serptim. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkıp namaza başladı. Ben ve yetim bir çocuk arkasında saf tuttuk. İhtiyar ninem ise, bizim arkamızda namaza durdu. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize iki rekat namaz kıldırdı. Sonra yanımızdan ayrıldı. Tekrar: 727, 860, 871, 874, 1164.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe (r.anha)'den şöyle nakledilmiştir: "Ayaklarımı Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in secde edeceği yere uzatmış uyuyordum. Secdeye varınca eliyle beni dürttü. Ben de ayaklarımı topladım. Ayağa kalkınca tekrar uzattım. O dönemde evlerde henüz lamba yoktu. Tekrar: 383, 508, 511, 512, 513, 514, 515, 519, 997, 1209, 6276.
Abdullah İbn Ömer'den şöyle nakledilmiştir: "Müslümanlar Kubâ mescidinde sabah namazını kılarlarken ashab'dan birisi çıkagelip, onlara: 'Bu gece inen âyetle Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Ka'be'ye yönelmesi emredildi, siz de o tarafa yönelin' deyince, yüzleri Şam'a dönük olan cemaat, hemen o anda Kabe'ye doğru döndü. Tekrar: 4488, 4490, 4491, 4492, 4493, 7251.
Abdullah İbn Ömer'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıble istikametinde bulunan duvarda tükürük gördü. Hemen onu kazıdı. Cemaate doğru yönelip şöyle buyurdu: Siz'den biri namaz kıldığı zaman, yüzünü döndüğü tarafa tükürmesin. Çünkü Allah, namaz kılarken yöneldiği taraftadır. Tekrar: 753, 1213, 6111.
Mu'minlerin annesi Aişe (r.anha)'dan şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıble yönündeki duvarda, sümük veya tükürük ya da balgam gördü ve hemen onu temizledi."
Ebu Hureyre (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Siz benim kıblem yalnız şurasıdır, dolayısıyla önümden başka bir yeri görmem mi sanıyorsunuz? Allah'a and olsun ki, sizin ne huşunuz ne de rükûunuz bana gizli kalır. Elbette sizi arkamdan da görüyorum."
Nafi Abdullah bin Ömer (r.a.)'den şöyle nakletmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yarışa hazırlanmış atlar arasında Hafyâ'dan Veda' tepesine kadar yarış yapmıştır. Yarışa hazırlanmamış atlar arasında Seniyye'den Zuraykoğulları camisine kadar yarışmıştır. Abdullah İbn Ömer de yarışanlar arasında idi. Tekrar: 2868, 2869, 2870, 7336.
İshak İbn Abdullah Enes İbn Mâlik'ten şöyle işittiğini nakletmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i insanlarla birlikte camide otururken buldum. Bana: 'Seni Ebu Talha mı gönderdi?' diye sordu. Ben: 'Evet' deyince, Yemeğe davet etmen için mi?' diye sordu. Ben yine: 'Evet' dedim. Bunun üzerine beraberindekilere: 'Kalkın gidelim' dedi. Cemaat yürümeye başladı. Ben de önlerinde yürüdüm. Tekrar: 3528, 5381, 545, 6688.
Abdullah İbn Abbâs'tan şöyle nakledilmiştir: "Güneş tutuldu. Bunun üzerine Allah Resulü namaz kıldı ve şöyle buyurdu: Cehennem bana gösterildi. Bugün gördüğümden daha korkunç bir manzarayla karşılaşmadım"
Abdullah İbn Ömer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Azaba uğramış kavimlerin yurdundan ancak ağlayarak geçiniz! Eğer ağlamıyorsanız oradan geçmeyin ki, onların başına gelenler sizin de başınıza gelmesin. Tekrar: 338, 3381, 4419, 4420, 4702.
Ebu Hureyre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Allah Yahudilerin canını alsın! Çünkü onlar Nebilerinin kabirlerini mescid edindiler."
Ebu Katâde es-Selemî'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: İçinizden biri Mescid'e girdiği zaman oturmadan önce iki rek'at namaz kılsın!. Tekrar: 1164.
Ebu Hureyre'den Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "İçinizden biri abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde durduğu sürece melekler onun için bağışlanma diler: Allah'ım onu bağışla! Allah'ım ona merhamet et! derler."
Ümmü Seleme (r.anha)'dan şöyle nakledilmiştir: "Hasta olduğumu Allah Resûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arz ettim. O da: İnsanların arkasından deveye binerek tavaf buyurdu. Ben de bu şekilde tavafımı yaptım. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kabe'nin karşısında namaza durup Tur suresini okuduğunu gördüm. Tekrar: 1619, 1626, 1633, 4853.
Ebu Vâkıd el-Leysî'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mescid-i Nebevî'de iken üç adam çıkageldi. İkisi Allah Resulünün yanına geldi. Diğeri ise öbür başa yöneldi. İki kişiden biri (Nebi'in etrafında toplanan halkanın kenarında) bir boşluk bulup oturdu. Diğeri İse halkanın arkasına oturdu. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem konuşmasını tamamlayınca şöyle buyurdu: 'Size şu üç kişiden haber vereyim mi? Biri Allah'a sığındı, diğeri haya etti, Allah da ondan haya etti, diğeri Allah'dan yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi."