Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebu Katade'nin oğlu Abdullah babasından şunu aktarmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hac yapmak için yola çıktı. Ashabı da onunla birlikte çıktılar. Ebu Katade'nin de içinde bulunduğu bir grup topluluktan koptular. Ebu Katade "Resulullah'a kavuşmak için deniz sahiline doğru gidelim" dedi. Arkadaşları da deniz sahiline doğru yöneldiler. Yola çıkınca Ebu Katade dışındakiler ihrama girdi, o girmedi. İlerlerken yolda vahşi eşekler gördüler. Ebu Katade sürüye doğru hamle yaparak birini avladı. Arkadaşları bineklerinden inerek onun etinden yediler. Sonra da "ihramli iken av hayvanı mı yiyoruz?" dediler. (Ebu Katade dedi ki); Eşekten geriye kalan eti yanımızda taşıdık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına varınca şöyle dediler: "Ey Allah'ın Resulü! Biz ihramlı idik, Ebu Katade ise ihramlı değildi. Vahşi bir eşek sürüsü gördük. Ebu Katade sürüye hamle yaparak birini avladı. Biz de bineklerimizden inerek onun etinden yedik. Sonra da: İhramlı iken av hayvanı mı yiyoruz? dedik. Geriye kalan eti de yanımızda getirdik". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 'İçinizden herhangi biri ona (Ebu Katade'ye) saldırmasını emretti mi, yahut işarette bulundu mu?" Oradakiler: Hayır, dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Öyleyse etin geriye kalan kısmını da yiyiniz" buyurdu.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Cüheyne kabilesinden bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek şöyle dedi: "Annem haccetmeyi adadı, ancak hac yapamadan öldü. Ben onun yerine hac yapayım mı?" Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Evet onun yerine hac yap. Annenin borcu olsaydı onu öder miydin? Allah'a olan borcunuzu da ödeyin. Allah borcu ödenmeye en layık olandır". Tekrar: 6699, 7315
İbn Abbas, Fadl İbn Abbas'tan rivayet etmiştir: Has'am kabilesinden bir kadın veda haccı yılında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın kullarına farz kıldığı hac ibadeti babamın yaşlılığına denk geldi. Babam binek üzerinde düzgün duramıyor. Ben onun yerine hac yapsam olur mu?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet" diye cevap verdi.
Abdullah İbn Abbas r.a.'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Hayır yapma konusunda Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanların en cömerti idi. Hele Ramazan girip Cebrail (A.S.) ile buluştuğunda daha da cömert olurdu. Cebrail (A.S.), Ramazan ayında her gece Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile buluşurdu ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona Kur'an'ı arz ederdi. İşte Cebrail (A.S.), Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile buluştuğu zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem rüzgar gibi cömert olurdu."
Abdullah İbn Ömer r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hiçbir şey yemeden ve içmeden aralıksız oruç tuttu. Bunun üzerine ashab-ı kiram da aynı şekilde peşpeşe oruç tuttu. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onlara şöyle dedi: "Ben sizin durumunuzda değilim. Zira bana yediriliyor ve içiriliyor."
Abdullah İbn Abbas r.a.'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'den Mekke'ye doğru yola çıktı. Usfan'a ulaşıncaya kadar oruçlu idi. Fakat daha sonra su istedi ve İnsanların görmesini sağlamak için aldığı suyu eliyle kaldırdı ve orucunu bozdu. Mekke'ye kadar böyle devam etti. Tüm bunlar Ramazan'da olmuştu." Abdullah İbn Abbas şöyle derdi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kimi zaman oruç tutmuş kimi zaman da tutmamıştı. Bu bakımdan isteyen oruç tutar, isteyen tutmaz."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ay'ı dışında hiçbir ay'ı tam olarak oruçlu geçirmemiştir. O, "vallahi galiba bir daha orucu bırakmayacak" dedirtecek kadar oruç tutar, "vallahi galiba bir daha oruç tutmayacak" dedirtecek kadar orucu bırakırdı.
Ebu Said r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ve Kurban Bayramı günlerinde oruç tutmayı, tek bir elbiseye bürünmeyi, tek bir elbise giyen kimsenin makadını yere koyup bacaklarını dikerek oturmasını yasakladı.
İbn Abbas r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini söylemiştir: "Kadir gecesini Ramazanın son on gününde; dokuz gün kaldığında, yedi gün kaldığında ve beş gün kaldığında araştırın". Tekrar: 2022
Semure bin Cündeb r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu sözünü rivayet etmiştir: "Bu gece iki adam gördüm. Onlar bana geldiler ve beni Arz-ı mukaddese götürdüler. Beni öyle bir yere götürdüler ki kandan bir nehre vardık. Orada dikilen bir adam vardı. Nehrin ortasında da önünde taşlar bulunan bir adam vardı. Nehirdeki adam döndü, nehirden çıkmak istediğinde, kenardaki adam onun ağzına bir taş fırlattı, bunun üzerine adam önceki yerine döndü. Nehirdeki adam ne zaman çıkmak istese, kenardaki adam taş fırlatıyor bunun üzerine o eski yerine dönüyordu. Bu nedir? diye sordum. (Melek): Nehirde gördüğün, faiz yiyen kişidir, dedi."
Ebu Musa'nın oğlu Ebu Bürde, babasından, o da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmişlerdir: "İyi arkadaş ve kötü arkadaş, misk satan ile demir körükleyen kimseye benzer. Misk satan kimsenin mutlaka sana bir yararı dokunur; ya ondan misk satın alırsın yahut kokusunu duyarsın. Demircinin körüğü ise ya evini veya elbiseni yakar yahut da onun kötü kokusunu duyarsın". Tekrar: 5534
Enes r.a. Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu sözünü aktarmıştır: "Ey Neccar oğulları! İçindeki bina yıkıntısı ve hurma ağaçları ile birlikte bahçenize fiyat biçin ve kaç para olduğunu bana bildirin".
Abdullah İbn Zeyd r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "İbrahim Mekke'yi haram kıldı ve onun için dua etti. İbrahim'in Mekke'yi haram kıldığı gibi ben de Medine'yi haram kıldım ve İbrahim'in Mekke için dua etmesi gibi ben de Medine'nin müddü ve sa'ı için dua ettim."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kimsenin satın aldığı yiyecek maddesini teslim almadıkça satmasını yasaklamıştır. Hadisi rivayet eden Tavus diyor ki: İbn Abbas'a: "Bu niçin yasaklandı?" diye sordum. O şöyle cevap verdi: "Bu dirhemlerin dirhemler karşılığında, yiyecek maddesinin de vadeli olarak satımıdır." Ebu Abdullah (Buhari) der ki: Hadis'in Arapça aslında yer alan "mürce'en" kelimesi, Tevbe suresi 106. ayette ertelemek anlamında kullanılmıştır. Tekrar: 6714, 7331
Abdullah r.a. şöyle demiştir: Biz, şehre mal getirenleri şehir dışında karşılayıp getirdikleri yiyecek maddelerini onlardan satın alırdık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yiyeceklerin satıldığı pazara getirilmedikçe bu malları satmamızı yasakladı. Ebu Abdullah (Buhari) şöyle demiştir: Bu, pazarın en üst tarafıdır. Bu husus Ubeydullah'ın rivayet ettiği hadiste belirtilmektedir.
Muhammed İbn Ebi'l-Mücalid şöyle anlatır: Abdullah İbn Şeddad ve Ebu Bürde beni Abdullah İbn Ebi Evfa'ya göndererek, "Ona, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında sahabilerin buğdayı konu alan selem akdi yapıp yapmadıklarını sor bakalım" dediler. Abdullah bana, "Biz, Suriye'deki Nabati kavmi ile, buğday, arpa ve yağ konusunda, miktarını hacim ölçüsü ile belirlenmiş olarak, teslim vadesini de tayin ederek selem akdi yapardık" diye cevap verdi. Ben, "Teslim edeceği şeyin aslı bulunan kimseyle mi bu akdi yapardınız?" diye sordum. Bana, "Bunu hiç araştırıp sormazdık" dedi. Daha sonra beni Abdurrahman İbn Ebza'ya gönderdiler. Ona da sordum. Bana, "Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında selem yapardık ama, malı teslim edecek olan kimselerin ekini var mı yok mu diye hiç sormazdık" diye cevap verdi. İshak'ın; Halid İbn Abdullah eş-Şeybani yoluyla naklettiğine göre, Muhammed İbn Ebi'l-Mücalid şöyle demiştir: "Biz, buğday ve arpayı konu alan selem akdi yaparız" Abdullah İbnü'l-Velld'in, Süfyan'dan naklettiğine göre Şeybani, "yağ konusunda da (selem yaparız)" demiştir. Kuteybe'nin Cerir'den naklettiğine göre Şeybani, "buğday, arpa ve kuru üzüm" demiştir.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: İnsanlar, devenin karnındakxi deveden doğacak yavrunun alım-satımını yapıyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu yasakladı.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hayber arazisini, ekip dikmeleri için, çıkacak mahsulün yarısı karşılığında onlara (kiraya) vermiştir Nafi' kira miktarını söylemişti, fakat ben aklımda tutamadım Tekrar. 2328. 2329, 2331, 2338, 2499, 2720, 3152, 4248.
Rafi' İbn Hadic r.a. şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çiftçinin verdiği kirayı yasaklamıştır. Ubeydullah, Nafi' yoluyla, İbn Ömer r.a.'in "Ta ki Ömer r.a. onları oradan sürünceye kadar" dediğini nakletmiştir. Tekrar. 2270. 2332. 2344, 2722
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Beni Nadir yahudilerinin Büveyre adlı hurmalığını yaktırıp kestirmişti. Bununla ilgili olarak Hassan şu beyti söylemiştir: "Lüey oğulları, Büveyre hurmalıklarındaki yayılan yangına hiç aldırış etmediler. " Tekrar: 3021, 4031, 4032, 4884
Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Derler ki Ebu Hureyre çok hadis rivayet ediyor. Eğer ben bu konuda bile bile yanlış hadisler aktarıyorsam Allah, benden ve benim hakkımda kötü zan besleyen kimselerden hesap soracaktır. Yine derler ki, "onun rivayet ettiği kadar ne muhacirler ne de ensar hadis rivayet etmektedir". Muhacir kardeşlerim çarşı pazarda alım satımla meşguloluyordu. Ensar kardeşlerim ise (ziraat) vb. işleri ile uğraşıyordu. Ben ise miskin bir kimse olarak karın tokluğuna Resulullah'a bağlanmıştım, ondan hiç ayrılmazdım. Onlar yok iken dahi ben Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte bulunurdum. Onlar unuttukları zaman, Efendimiz'in söylediklerini ben ezberlerdim. Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), "Sözlerimi bitirinceye kadar elbisesini yere serip, sözümü tamamladıktan sonra onu göğsünde toplayan kimse asla sözlerimi unutmayacaktır" buyurdu. Bunun üzerine ben, yün elbisemin (bir kısmını) yere serdim. Üzerimde başka bir elbise bulunmuyordu. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sözünü bitirince elbiseyi alıp göğsümde topladım. Resulullah'ı Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakk üzere gönderen Allah'a yemin olsun ki, Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in O sözlerinden sonra bir daha hiçbir sözünü unutmadım. Vallahi, eğer şu ayetler olmasaydı size hiçbir hadis rivayet etmezdim: "İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta, insanlara açıkça gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lanet ediciler lanet eder. Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim. " [Bakara, 159-160]
Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü Allah (c.c) şu üç grup insanın yüzüne bakmaz, onları temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır: Bunlardan birincisi, yolculukta iken ihtiyacından fazla suyu bulunduğu halde onu diğer yolculardan sakınan kimsedir. İkincisi, devlet başkanına (halife) dünyalık için bey'at edip, dünyalık bir şey verdiği zaman ondan razı olan, vermediği zaman da ona buğzeden kimsedir. Üçüncüsü ise, ikindiden sonra malını pazara çıkarıp da 'Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin olsun ki bu mala şu kadar fiyat verildi" diyerek insanların onu kabul ettiği (ve alış veriş yaptığı) kimsedir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daha sonra şu ayeti okumuştur: {77} "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır. "[AI-i İmran, 77]
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle anlatır: Babam vefat etmiş ve geride borç ve bakıma muhtaç bir aile bırakmıştı. Bunun üzerine alacaklılardan borçta indirim yapmalarını istedim. Fakat onlar kabul etmedi. Ben de Hz. Nebi'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) durumu arzedip ondan aracılıkta bulunmasını talep ettim. Alacaklılar yine yapmadılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, "hurmaları türlerine göre tasnif et. Izk, İbn Zeyd, lin ve acve türünü ayrı ayrı koy. Sonra ben gelene kadar alacaklılar da orada hazır olsun." buyurdu. Ben de öyle yaptım. Daha sonra Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve hurmalığa oturdu. Bütün alacaklılar alacaklarını tahsil ettiği halde, hurmalar sanki hiç dokunulmamış gibi eksilmeden duruyordu.
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle anlatır: Bir saka deve üzerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir gazveye katıldım. Deve yoruldu ve ben geride kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de deveyi arkasından dürtükledi ve bana, "Medıne'ye kadar binebilirsin, deveyi bana sat" buyurdu. Medıne'ye yaklaşınca ben izin isteyerek, "Ey Allah'ın Resulü! Ben yeni damat oldum" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bakire ile mi yoksa dul ile mi evlendin ?'' diye sordu. Ben de, "Dul ile, babam vefat etti. Geride küçük çocuklar kaldı. Ben de, çocukları terbiye edip yetiştirsin diye dul ile evlendim'' dedim. Daha sonra bana, "Ailene git" buyurdu. Ben de gittim. Dayıma deveyi sattığımı söyleyince beni ayıpladı. Çünkü devenin acizliğinden ve Resulullah'ın onu dürttüğünden bahsetmiştim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince deveyi ona götürdüm. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, hem devenin bedelini, hem deveyi hem de ganimetten bana düşen payı verdi.
Ebu Said el-Hudrı r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oturuyor iken bir yahudi gelerek, "Ey Ebu'l-Kasım, Ashabından bir kimse yüzüme vurdu" dedi. Hz. Nebi kim olduğunu sorunca yahudi "Ensardan bir kimse" diye cevap verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu çağır" buyurdu. Sahabi gelince ona, "Ona vurdun mu?" diye sordu. Sahabi şöyle cevap verdi: "Ben onu çarşıda, 'Bütün insanlık içinde Musa'yı seçen Allah'a yemin olsun ki' diye yemin ederken işittim. Ben de "Ey pislik! Muhammed'den bile mi?" dedim. Bir anda sinirlenerek yüzüne vurdum." Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Nebiler arasında üstünlük yarışı yapmayınız. Kıyamet günü insanlar bayılacak (ölecek). Ben yerden ayılıp ilk çıkan kimse olacağım. O sırada Musa arşın sütunlarından birine tutunmuş bir vaziyette olacaktır. Bilmiyorum o ya bayılanlar içindeydi ya da ilk bayıldığı (Sına dağında) hesabı görülmüştü" buyurdu. Tekrar: 3398, 4638, 6916, 6917, 7427 Diğer tahric: Tirmizi Tefsirul Kur’an; Müslim, Fedail
İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: Bir kimse alış verişlerde aldanıyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "(Alış veriş yaparken) Aldatma yok" de" buyurdu. Artık o kimse alış verişlerinde böyle söylerdi.
Safvan İbn Muhriz el-Mazını'den nakledilmiştir: Abdullah İbn Ömer r.a.'in elinden tutmuş, birlikte yürüyordum. Karşımıza biri çıktı ve ''Allah Resulü hiç ikiniz arasında bir şey söyledi mi? (sana hiç sır verdi mi?)’’ diye sordu. İbn Ömer: ''Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim: ''Allah, mu'min kulunu kendine yaklaştırır, onu koruması altına alıp örter ve ''Şu günahını biliyor musun? Şu günahını biliyor musun?'' der. O da ''Rabbim! Evet biliyorum" der. Allah ona teker teker bütün günahlarını itiraf ettirip o, mahvolduğunu düşünmeye başlayınca, ''Dünyada iken senin bu günahlarını örttüm. Bu gün de seni bağışlıyorum" der. Sonra ona yaptığı iyiliklerin yazılı olduğu defter verilir. Kafir ve münafıklar hakkında ise şahitler "Bunlar Rableri adına yalan söyleyenlerdir" derler. İyi biliniz ki Allah'ın la'neti zalimler üzerinedir. ' Tekrar: 4685, 6070, 7514 Not: Tevhıd Bölümü'nde bu hadis’in açıklaması ile ilgili olarak etraflıca bilgi verilecek;(7514. hadis’te) ayrıca Rikak Bölümü'nde de bu konuya işaret edilecektir. İNŞAALLAH
İkrime'den rivayet edilmiştir: Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini işittim: "Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir grup, yol genişliğinde anlaşmazlığa düştüklerinde yolun genişliğinin yedi arşın olmasına hükmetti."