Enes b. Mâlik

Ebû Hamza, Ebü'n-Nadr, Ebû Sümâme · Sahâbî, Nebî'nin hizmetkârı

Enes b. Mâlik b. en-Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Harâm b. Cündeb b. Âmir b. Ganm b. Adî b. en-Neccâr

Doğumh.ö. 10 · Medine
Vefath. 93 · Basra
KünyeEbû Hamza, Ebü'n-Nadr, Ebû Sümâme
Nisbeel-Ensârî, el-Hazrecî, en-Neccârî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerBasra, Medine, Bahreyn
TabakaMeşhur sahâbî
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Tam adı Ebû Hamza Enes b. Mâlik b. en-Nadr el-Ensârî'dir; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Neccâroğulları'ndandır. Milâdî 612 yılı dolaylarında, hicretten yaklaşık on yıl önce doğdu. Annesi Ümmü Süleym, üvey babası ise Ebû Talha el-Ensârî'dir; her ikisi de tanınmış sahâbîlerdendir. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde annesi, verecek bir hediyesi olmadığını söyleyerek on yaşındaki oğlunu onun hizmetine sundu. Enes bu tarihten Resûlullah'ın vefatına kadar on yıl boyunca yanından ayrılmadı ve "Hâdimü'n-nebî" (Peygamber'in hizmetçisi) diye anıldı.

Bu uzun beraberlik sayesinde Hudeybiye Antlaşması, Hayber Seferi, Mekke'nin fethi, Huneyn Savaşı ve Vedâ haccı gibi pek çok önemli olaya tanıklık etti. Hz. Ebû Bekir döneminde Bahreyn'e zekât tahsildarı olarak gönderildi; İran cephesindeki seferlere katıldı ve kısa bir süre Basra valiliğinde bulundu. Sonraki yıllarda Basra'ya yerleşerek burada hadis ve fıkıh öğretti; şehirdeki ilim hayatının kurucu isimlerinden biri oldu.

Rivayet ettiği hadis sayısı 2.286 civarındadır; binden fazla hadis nakleden yedi sahâbî arasında üçüncü sırada yer alır. Uzun ömrü, çok sayıda talebe yetiştirmesine imkân verdi. Hicrî 93 (m. 711-712) yılında, yüz yaşını aşmış olarak Basra'da vefat etti ve bu şehirde ölen son sahâbî kabul edildi. Bazı kaynaklar ölüm yılını 91 veya 92 olarak da kaydeder.

Ailesi

Babası
Malik ibn Nadr
Annesi
Umm Sulaym bint Milhan
Kardeşleri
al-Bara' bin Malik
Çocukları
al-Nadr bin Anas bin Malik, 'Abdullah bin Anas bin Malik, Abu Bakr bin Anas bin Malik, Musa bin Anas bin Malik

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni'l-Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hişâm b. Zeyd'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ettiki, Bir yahudi gümüş zînetleri için bir cariyeyi öldürmüş. Onu taşla Öldürmüş. Müteakiben cariyeyi can teslim etmeden Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirmişler. Cariyeye: «Seni filân mı öldürdü?» diye sormuş. Câriye başı ile: Hayır! diye işaret etmiş. Sonra ikinci defa sormuş. Câriye başı ile yine: Hayır! Diye başı ile işaret etmiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) işaret etmiş. Sonra üçüncü defa sormuş. (Bu sefer câriye) evet, demiş ve yahudîyi iki taş arasında öldürmüş.
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti, (Dediki): Bize Ma'mer, Eyyûb'dan, o da Ebû Kılâbe'den, o da Enes'den naklen haber verdi ki, Yahudîlerden bir adam, Ensâr'dan bir cariyeyi zinetleri için öldürmüş; sonra onu kuyuya atmış. Başını da taşlarla ezmiş. Arkacığından yahudî yakalanarak Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e getirilmiş. O da ölünceye kadar recm edilmesini emir buyurmuş; ve yahudî recmedilmiş; nihayet ölmüş.
Bana îshâk b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bekr haber verdi. (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dedikî): Bana Ma'mer, Eyyûb'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini haber verdi
Bize Heddâb b. Hâlîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, bir câriye, başı iki taş arasında ezilmiş olarak bulunmuş. Kendisine: Sana bunu kim yaptı? Falan mı? filân mı? diye sormuşlar. Nihayet bir yahudî söylemişler. Câriye başı ile işaret etmiş. Bunun üzerine yahudî yakalanmış; ve (suçunu) itiraf etmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de başının taşlarla ezilmesini emir buyurmuş.
Rivayet zinciri: Müslim ← Hüdbe b. Hâlid ← Hemmâm b. Yahyâ ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik ← Câriye
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen haber verdiki, Rubeyyi'in kız kardeşi Ümmi Harise bîr insanı yaralamış da, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda dâvaya çıkmışlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kısası (yapın!) kısası!» buyurmuş. Ümmürrabî': — Yâ Resûlâllah, hiç filân kadından kısas alınır mı! Vallahi ondan kısas alınmaz! demiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sübhânallah! Yâ Ummerrabî, kısas'Allah'ın kitâb'dır!» buyurmuş. Ümmürrabî': Hayır vallahi! Ondan ebediyyen kısas alınamaz!, demiş. Bu sözü tekrar ede ede nihayet diyeti kabul etmişler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gerçekten Allah'ın kullarından öylesi var ki, Allah üzerine yemîn etse onu yemininde sâdık çıkarırdı.» buyurmuşlar.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Katâde'yi, Enes b. Mâlik'-den naklen rivayet ederken dinledim ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şarap içmiş bir adam getirmişler de ona iki hurma dalı ile kırk kadar dayak vur (dur) muş. Enes: — Bunu Ebû Bekir de yaptı. Ömer halife olunca insanlarla istişare etti de Abdurrahmân : — Hududun en hafifini seksen (değnek)'i vur! dedi. Bunun üzerine Ömer de onu emretti; demiş.
Bize Yahya b. Habîb El-Hârisî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid (yâni İbni'l-Hâris) rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde rivayet etti. (Dedik): Enes'i: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir adam getirdiler... derken işittim. Râvi hadisi yukanki gibi zikretmiştir.
Bize Muhammed b. EI-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şarap hakkında hurma dalları ve ayakkaplan ile had vurmuş. Sonra Ebû Bekir 40 değnek hadd vurmuş. Ömer halîfe olup insanlar verimli yerlere ve köylere sarkınca: — Şarabın haddi hususunda ne diyorsunuz? diye sormuş. Abdurrahmân b. Avf: — Onu cezaların en hafifi gibi yapman fikrindeyim; demiş. Enes: Ömer de 80 değnek hadd vurdu; demiş.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm bu isnâdla bu hadisin mislini rivayet etti.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Vckî' Hişâm'dan, o da Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şarap için ayak kapları ve hurma dalları ile 40 değnek (hadd) vururmuş... Bundan sonra râvi yukarıdakilerin hadisi gibi rivayette bulunmuş yalnız «verimli yerlerle köylere» cümlesini anmamıştır.
Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû't-Teyyâh'dan, o da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Saîd rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Velîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Her iki râvi Şu'be'den, o da Ebû't-Teyyâh'dan naklen rivayette bulunmuşlardır. Ebû't-Teyyâh şöyle demiş: Ben Enes b. Mâlik'i şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kolaylaştırın! Güçleştirmeyin! Teskin edin! Nefret ettirmeyin!» buyurdu.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam ← Şu'be b. el-Haccâc ← Ebü't-Teyyâh ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ubeyd b. Saîd ← Şu'be b. el-Haccâc ← Ebü't-Teyyâh ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Muhammed b. el-Velîd ← Muhammed b. Ca'fer ← Şu'be b. el-Haccâc ← Ebü't-Teyyâh ← Enes b. Mâlik
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Ubeydullah b. Saîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahman b. Mehdi, Şu'be'den, o da Sabit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kıyamet gönünde her vefasız ign bir sancak olacak; onunla bilinecektir.» buyurdular.
Bana Haccâc b. Eş-Şâir de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssamed rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd, Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Uhud (harbi) gününde: «Allahım! Sen dilersen yeryüzünde sana ibâdet edecek kimse kalmaz!» diye duâ ediyormuş.
Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, ibni Şihâb'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Muhacirler Mekke'den Medine'ye geldikleri vakit, boş elle geldiler. Ensâr ise arazi ve akar sahibi idiler. Onun için Ensâr onlara her yıl mallarının yarı gelirini vermek, onlar da çalışma ve bakım cihetlerini üzerlerine almak şartı ile taksimde bulundular. Enes b. Mâlik'in annesi vardı —ki ona Ümmü Süleym denilirdi.— Abdullah b. Ebî Talha'nın annesi vardı; Abdullah, Enes'in anne bir dayısı idi. Enes'in annesi ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir hurmalığını vermiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onu Ümmü Eymen'e (yâni) âzâdlısına, Usâme b. Zeyd'in annesine vermişti. ibni Şihâb şöyle demiş: Bana Enes b. Mâlik haber verdi ki, ResuIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayberliler'le harbi bitirip Medine'ye çekildikten sonra Muhacirler Ensârın vermiş oldukları meyve bağışlarını kendilerine iade etmişler. Enes dedi ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de anneme hurmalığını iade etti. Ama Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ününü Eymen'e o hurmaların yerine kendi bahçesinden verdi. ibni Şihâb demiş ki: Ümmü Eymen'in (yâni) Usâme b. Zeyd'in annesinin halü şânı şu idi ki, kendisi Abdullah b. Abdilmuttalib'in hizmetçisi idi. Habeşlilerdendi. Âmîne Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) babası öldükten sonra doğurunca ona Ümmü Eymen dadılık ediyordu. Nihayet Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) büyüdü; ve onu âzâd etti. Sonra kendisini Zeyd b. Hârise'ye nikahladı. Bilâhare Ümmü Eymen, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatından beş ay sonra vefat etti.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî ve Muhammed b. Abdil alâ El-Kaysî hep birden Mu'temir'den rivayet ettiler. Lâfız ibni Ebî Şeybe'nindir. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman Et-Teymî, babasından, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Bir adam (Hâmid'Ie İbni Abdilâ'lâ: Adam dediler.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kendi arazîsinden hurmalıkları veriyordu. Nihayet ona Kureyza ile Nadir fethedildi. Artık bundan sonra, verdiklerini adama iade etmeye başladı. Enes demiş ki: Bana da ailem efradı, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek o adamın ailesinin verdiklerini yahut bir kısmını istememi emrettiler. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları ÜmmÜ Eymen'e vermişti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. O da bana bu hurmaları verdi. Derken Ümmii Eymen gelerek elbiseyi boynuma çaldı. Ve: — Vallahi onları sana vermeyiz! Onları bana vermişti! dedi. Bunun üzerine Nehiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Yâ Ummü Eymen! Bırak onu! Sana da filân ve filân şeyi veriyorum!» buyurdu. Ama Ümmü Eymen de: — Asla! Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a yemîn olsun! diyordu. Artık şunu da veriyorum diye diye nihayet kendisine o hurmaların on mislini yahut on misline yakınını verdi.
Bana Yusuf b. Hammâd El-Ma'nî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüla'lâ, Saîd'den, o da Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kisrâ'ya, Kayser'e, Necâşî'-ye ve her diktatöre mektup yazarak kendilerini Allah Teâlâ'ya da'vet etmiştir. Bu Necâşî cenaze namazını Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıldığı Necâşî değildir.
Bize bu hadîsi Muhammed b. AbdiIIâh Er-Ruzzî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvehhâb b. Atâ', Saîd'den, o da Katâde'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bize Enes b. Mâlik, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etti. Ama: « Bu Necâşî, cenaze namazını Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıldığı Necâşî değildir.» demedi.
Bana bu hadîsi Nasr b. Aliy El-Cehdamî dahî rivayet etti. (Dediki): Bana babam haber verdi. (Dediki): Bana Hâlid b. Kays. Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti. Fakat: «Bu Necâşî, cenaze namazını Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in kıldığı Necâşî değildir.» ifadesini anmadı.
Rivayet zinciri: Müslim ← Nasr b. Ali ← babam ← Hâlid b. Kays ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, ResûlüIIah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem) Ebû Süfyân'ın gelişini duyduğu vakit müşavere yapmış. Enes şöyle demiş : —Evvelâ Ebû Bekir konuştu; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona iltifat etmedi. Sonra Ömer konuştu; ona da iltifat etmedi. Bunun üzerine Sa'd b. Ubâde kalkarak: — Biz/mi kasdediyorsun yâ Resûlâllah? Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen bize atlarımızı denize daldırmamızı emretsen daldırırız! Onları Berkü'l-Gemâd'a sürmemizi emretsen bunu da yaparız! dedi. Bunu müteakıb Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) halkı davet etti. Onlar da yola revân olarak Bedr'e indiler. Derken yanlarına Kureyş'in sucuları geldi. içlerinde Benî Haccâc kabilesinin siyah bir kölesi de vardı. Hemen onu derdest ettiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı ona Ebû Süfyân'la arkadaşlarını soruyorlardı. O da: — Ebû Süfyân hakkında bilgim yok. Ama işte Ebû Cehil, Utbe, Şeybe ve Ümeyyetü'bnü Halef!., diyordu. Bunu söylediği vakit onu dövüyorlardı. O da : — Evet! Ben size haber vereceğim! işte Ebû Süfyân! diyordu. Kendisini bırakıp da sorarlarsa : — Ebû Süfyân hakkında bilgim yok! Ama işte Ebû Cehil, Utbe, Şeybe ve Ümeyyetü'bnü Halef insanların içinde!., diyordu. Bunu söyledi mi kendisini yine dövüyorlardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de kalkmış namaz kılıyordu. Bunu görünce namazdan çıktı: «Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn ederim ki, size doğruyu söylediği vakit onu dövüyorsunuz; yalan söyledi mi bırakıyorsunuz!» buyurdular. Enes demiş ki: Bir de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şurası filânın düşeceği yerdir!» diyor; ve elini yerde oraya buraya koyuyordu. Ve müşriklerden hiç biri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elinin yerinden öteye geçmedi.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sabit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Kureyş, içlerinde Süheyl b. Amr olduğu halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le sulh yapmışlar. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Alî1'ye ; «Besmeleyi yaz!» buyurmuş. Süheyl: — Bismillâha gelince: Biz besmelenin ne olduğunu bilmiyoruz. Lâkin sen bizim bildiğimiz «Senin adınla Allahım!» İbaresini yaz! demiş. Sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ın Resulü Muhammed'den yaz!» buyurmuş. Müşrikler: — Biz senin Resûlullah olduğunu bilsek sana tâbi' olurduk! Lâkin sen kendi isminle babanın ismini yaz! demişler. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Muhammed b. Abdillâh'dan diye yaz!» buyurmuş. Müşrikler Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Sizden (bize) gelen olursa onu size iade etmiyeceğiz; ama bizden size kim giderse siz onu bize iade edeceksiniz! dîye şart koşmuşlar. Ashâb: — Yâ Resûlâllah, bunu yazalım mı? diye sormuşlar. «Evet! Gerçekten bizden kim onlara giderse Allah onu ırak etsin! Onlardan bize gelene ise Allah bir ferahlık ve çıkar yol halkedecektir!» buyurmuşlar.
Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Haris rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde'den naklen rivayet etti ki, kendilerine Enes b. Mâlik rivayet etmiş. (Demişki): Hudeybiye'den dönüşte: Biz sana apaçık bir fetih sağladık. Allah sana gelmiş geçmiş bütün günahlarını bağışlasın diyen âyet-i kerîmesi: Bu, Allah indinde büyük bir kurtuluştur! âyetine kadar indiği vakit ashabı gam ve gussa almıştı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hedy kurbanını Hudeybiye'de boğazlamıştı. işte o zaman : «Bana öyle bir âyet indirildi ki, benim için bütün dünyadan daha makbuldür!» buyurdular.
Bize Asım b. Nııdr El-Temîmî de rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dedîki): Babamdan dinledim. (Dediki); Bize Katâde rivayet etti. (Dediki): Ben Enes b. Mâlik'ten dinledim. H. Bize ibnü'l-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvûd rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. H. Bize Abd h. Humeyd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Şeybân rivayet etti. Bu râvHcrin hepsi Katâde'den, o da Enes'den naklen ibni Ebî Arûbe'nin hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Ebû Dâvûd ← Hemmâm b. Yahyâ ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Abd b. Humeyd ← Yûnus b. Muhammed ← Şeybân b. Abdurrahman ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Bize Heddâb b. Hâlid Ei-Ezdî rivayet ettî. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Alî b. Zeyd ile Sâbit-i Bünânî'den, onlar da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etlilerki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud (harbi) günü Ensardan yedi, Kureyş'ten iki kişi arasında yalnız bırakılmış. Müşrikler kendisini kuşatınca : «Bunları bizden kim püskürtecek ki, cennet onun ola!» Yahut: «Cennette o benim refîkim ola?» buyurmuş. Bunun üzerine Ensardan bir zât ilerleyerek çarpışmış ve öldürülmüş. Sonra kendisini yine kuşatmışlar. Ve (tekrar) : «Bunları bizden kim püskürtecek ki, cennet onun ola!» Yahut: «Cennette o benim refikim ola?»buyurmuş. Ve (yine) Ensardan bir zât ilerleyerek çarpışmış, neticede öldürülmüş. Bu minval üzere devamla yedi kişi (nin hepsi) öldürülmüş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki arkadaşına : «Arkadaşlarımıza insaf etmedik!» buyurmuşlar.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Uhud (harbi) gününde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yan dişi kırılmış; başı da yarılmış. Artık hem yaradan kanı silmeye başlamış; hem: «Nebiinin başını yarıp yan dişini kıran bir kavim nasıl felah bulur! Halbuki o kendilerini Allah'a davet ediyordu!» diyormuş. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) : «Sana bu işten bîr şey yoktur!» [Al-i İmran 128] âyetini indirmiş.
Bize Muhammed b. Abdilâla Ei-Kaysî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir, babasından, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) :Nebi (SallalIahu Aleyhi ve Sellem)'e : — Abdullah b. Ubeyy'e gitsen (iyi olur) dediler. O da gitti. Ve bir eşeğe bindi. Müslümanlar da gittiler. O yer çoraktı. Nebi (SallalIahu Aleyhi ve Sellem) yanına varınca Abdullah: — Yanımdan çekil! Vallahi eşeğinin pis kokusu beni rahatsız etti! dedi. Bunun üzerine Ensârdan bir zât: — Vallahi Resûlullah (SallalIahu Aleyhi ve Sellem)'in eşeği koku i'tibârı ile senden daha güzeldir! cevabını verdi. Derken Abdullah namına, kavminden biri gadaba geldi. Ve her iki taraf namına arkadaşları gadaba geldiler. Aralarında hurma dalı ile, ellerle ve ayakkabıları ile kavga oldu. Duyduğumuza göre : «Eğer mü'minlerden iki taife çarpışırlarsa hemen onların arasını yatıştırın!» [Hucurat 9] âyeti onlar hakkında inmiş.
Bize Aliy b. Hucr Es-Sa'dî rivayet etîi. (Dediki): Bize îsmâîl (yâni ibni Uleyye) haber verdi, (Dediki): Bize Süleyman Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (SallalIahu Aleyhi ve Sellem): «Bizim için kim bakacak; Ebû Cahil ne yapmış?» buyurdu. Bunun üzerine ibni Mes'ûd gitti. Ve onu Afrâ'nın iki oğlu vurmuş da yere serilmiş buldu. Hemen sakalından yakalayarak: — Ebû Cehil sen misin? dedi. O da : — Öldürdüğünüz (yahut: kavminin öldürdüğü) bir adamın üzerinde mi? cevâbını verdi. Râvi diyor ki : Ebû Miclez şöyle dedi: Ebû Cehil: Keşke beni çiftçiden başkası öldürseydi! demiş.
Rivayet zinciri: Müslim ← İbn Hucr ← İsmâil b. İbrâhîm ← Süleymân et-Teymî ← Enes b. Mâlik
Bize Hâmid b. Ömer EI-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki): Bize Mu'temir rivayet etti. (Dediki): Babamı şöyle derken işittim: Bize Enes rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (SallalIahu Aleyhi ve Sellem): «Ebû Cehil'in ne yaptığını bana kim öğretecek?» buyurdular. Ravi, ibni Uleyye'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir. Ebû Miclez'tn sözü de ismail'in zikrettiği gibidir.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize ismâîl (yâni îbni Uleyye) Abdülâzîz b. Suheyb'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber'e gaza etmiş, Enes şöyle demiş: Orada sabah namazını alaca karanlıkta kıldık. Müteakiben Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (hayvanına) bindi. Ebû Talha da bindi. Ben de Ebû Talha'nın terkisinde idim. Derken Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (hayvanını) Hayber'in sokağında koşturdu ve Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in uyluğundan elbise açıldı. Ben Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in uyluğunun beyazını görüyordum. Şehre girince: «Allah en büyüktür! Hayber harâb olmuştur. Biz bir kavmin sahasına indik mi artık inzar edilenlerin sabahı kötü olur!» buyurdu. Bunu üç defa tekrarladı. Millet işlerine çıkmıştı. «Muhammed!..» dediler. (Râvi) Abdülâzîz şöyle demiş: «Arkadaşlarımızdan bazısı: «Bir de ordu!..» dedi. Enes: «Biz Hayber'i cebren aldık!» demiş
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Hayber günü ben Ebû Talha'nın terkisinde idim. Ayağım, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ayağına dokunuyordu. Hayberlilere güneş doğduğu zaman vardık. Hayvanlarını (kıra) çıkarmışlardı. Kendileri de baltaları ile, zenbilleri ile ve kazmaları ile çıkmışlardı. (Bizi görünce :) — Muhammed ve ordu!., dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Hayber harab oldu. Biz bir kavmin sahasına indik mi artık inzâr edilenlerin sabahı kötü olur!. buyurdu. Arkacığından Allah (Azze ve Celle) onları hezimete uğrattı
Bize ishâk b. ibrahim ile ishâk b. Mansûr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Nadir b. Şümeyl haber verdi. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Enes b. Malik'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber'e vardığında: «Biz bir kavmin sahasına indik mi artık inzâr edilenlerin sabahı kötü olur!» buyurdular