Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: Hac aylarında umre yapmak yeryüzündeki en büyük çirkinliklerden biri olarak görülürdü. Muharrem ayı yerine safer ayını haram aylardan sayarlar ve "Devenin arkasındaki yara iyileşir, izi de kaybolduktan sonra safer ayı da çıkarsa işte o zaman umre yapmak isteyen için ancak bu durumda umre yapmak helal olur" derlerdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabı, Zilhicce'nin dördüncü gecesinin sabahı hac için telbiye ederek geldiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashaba umre yapmalarını emretti. Hac aylarında umre yapmak (kötü karşılandığı için) zorlarına gitti. Daha sonra: "Ey Allah'ın Resulü! (Umre yaptıktan sonra ihram'dan çıkınca) neler helal hale gelir?" diye sordular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de, "Herşey" buyurdu.
Urve: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Fetih yılında Mekke'nin yüksek tarafından Kedâ'dan girdi, demiştir. Hişâm: Urve de ekseriya bu Kedâ'dan girer idi. Halbuki bu yol, kendi menziline iki yolun en yakını İdi
Enes r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi elleriyle, ayakta dikilmiş oldukları halde yedi deveyi kesti. Medine'de iki tane boz renkli boynuzlu koç kesti
Enes r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'de öğleyi dört rekat olarak kıldı. Zu'l-Huleyfe'de ikindiyi iki rekat olarak kıldı ve geceyi orada geçirdi. Sabah olunca devesine bindi. "La İlahe illallah" ve "sübhanallah" diyordu. Beyda denilen yere varınca her ikisini söyleyerek telbiye getirdi. Mekke'ye girince yanındakilere İhramdan çıkmalarını emretti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi eliyle ayakta oldukları halde yedi deve kesti. Medine'de de iki tane boz (renkli), boynuzlu koç kesti.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kurban kesme, tıraş olma ve şeytan taşlamanın vaktinden önce ya da sonra yapılması konusunda sorular soruldu. O: "Bir sakıncası yok" buyurdu.
Tavus dedi ki: İbn Ömer'in şöyle dediğini duydum: "Adet gören kadın memleketine dönemez". Daha sonra şöyle dediğini duydum: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onlara izin vermiştir."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'liler için Zul-Huleyfe'yi, Necd'liler için Karn'ı, Yemenliler için Yelemlem'i mîkat (ihram sınırı) olarak belirlemiştir. Bunlar hem belirtilen memleketler hem de onlar dışında hac ve umre yapmak amacıyla bu sınırlara gelenler içindir. Bu sınırın içinde bulunanlar ise her nerede bulunurlarsa oradan ihrama girerler. Hatta Mekke'Iiler Mekke'den ihrama girer.
Abdullah İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihamlı iken kan aldırdığı gibi oruçlu iken de kan aldırmıştır. Diğer tahric: Tirmizî, Savm; Müslim, Hac
Ebu Said r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ve Kurban Bayramı günlerinde oruç tutmayı, tek bir elbiseye bürünmeyi, tek bir elbise giyen kimsenin makadını yere koyup bacaklarını dikerek oturmasını yasakladı.
İbn Abbas r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini söylemiştir: "Kadir gecesini Ramazanın son on gününde; dokuz gün kaldığında, yedi gün kaldığında ve beş gün kaldığında araştırın". Tekrar: 2022
Abdullah İbn Zeyd r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "İbrahim Mekke'yi haram kıldı ve onun için dua etti. İbrahim'in Mekke'yi haram kıldığı gibi ben de Medine'yi haram kıldım ve İbrahim'in Mekke için dua etmesi gibi ben de Medine'nin müddü ve sa'ı için dua ettim."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kimsenin satın aldığı yiyecek maddesini teslim almadıkça satmasını yasaklamıştır. Hadisi rivayet eden Tavus diyor ki: İbn Abbas'a: "Bu niçin yasaklandı?" diye sordum. O şöyle cevap verdi: "Bu dirhemlerin dirhemler karşılığında, yiyecek maddesinin de vadeli olarak satımıdır." Ebu Abdullah (Buhari) der ki: Hadis'in Arapça aslında yer alan "mürce'en" kelimesi, Tevbe suresi 106. ayette ertelemek anlamında kullanılmıştır. Tekrar: 6714, 7331
Zübeyr İbn Avvam r.a.'ın rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden birinin, bir urgan alıp bir bağ odun toplayıp satması, böylece Allah'ın onun alnını ak bir şekilde yaşatması, istediği şey verilsin ya da verilmesin, insanlardan dilenmesinden daha hayırlıdır."
Ebu Said el-Hudrı r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oturuyor iken bir yahudi gelerek, "Ey Ebu'l-Kasım, Ashabından bir kimse yüzüme vurdu" dedi. Hz. Nebi kim olduğunu sorunca yahudi "Ensardan bir kimse" diye cevap verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu çağır" buyurdu. Sahabi gelince ona, "Ona vurdun mu?" diye sordu. Sahabi şöyle cevap verdi: "Ben onu çarşıda, 'Bütün insanlık içinde Musa'yı seçen Allah'a yemin olsun ki' diye yemin ederken işittim. Ben de "Ey pislik! Muhammed'den bile mi?" dedim. Bir anda sinirlenerek yüzüne vurdum." Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Nebiler arasında üstünlük yarışı yapmayınız. Kıyamet günü insanlar bayılacak (ölecek). Ben yerden ayılıp ilk çıkan kimse olacağım. O sırada Musa arşın sütunlarından birine tutunmuş bir vaziyette olacaktır. Bilmiyorum o ya bayılanlar içindeydi ya da ilk bayıldığı (Sına dağında) hesabı görülmüştü" buyurdu. Tekrar: 3398, 4638, 6916, 6917, 7427 Diğer tahric: Tirmizi Tefsirul Kur’an; Müslim, Fedail
Abdullah b. Abbas r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Yaptığı bağıştan dönen kişi, kustuktan sonra kusmuğuna geri dönüp yiyen köpeğe benzer" buyurdu. Tekrar: 2621, 2622, 6975 nolu hadisler. Diğer tahric: Tirmzi, Buyu; Müslim, Hibât
Enes İbn Malik r.a.'den nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah yolunda sabah veya akşam yola çıkmak dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha değerlidir" buyurmuştur.
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cimri biri ile malını sadaka olarak veren cömert bir insanın durumunu size şu örnekle anlatayım: İki kişi düşünün. Üzerlerinde demirden giysiler var. Bu giysiler kendilerini öylesine sıkıyor ki ellerini göğsüne yapıştırıyor. İşte malını sadaka olarak vermek isteyen kişi her sadaka verdikçe bu elbise genişler ve sonunda parçalanır; böylece o da kurtulur. Cimri ise sadaka vermeye yeltense bile bu elbisenin her boğumu onu sıktıkça sıkar ve vücuduna iyice yapışır. Hatta elleri göğsünün üzerinde bağlı kalır. Bu cimri elbiseyi genişletmek için elinden gelen çabayı gösterir ama demir elbise bir türlü açılmaz."
Abdullah İbn Zeyd ile ilgili olarak şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "Harre olayları sırasında birisi Abdullah İbn Zeyd'e gelerek: "Abdullah İbn Hanzala insanlardan ölümüne bey'at alıyor" deyince Abdullah İbn Zeyd şöyle dedi: "Ben Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra başka hiçbir kimseye bu şekilde bey'at etmem!" Tekrar: 4167
Enes İbn Malik (r.a.)'den nakledilmiştir: "Ukl kabilesinden hasta olan Sekiz kişilik bir grup Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi. Fakat bu grup Medıne'de kalmak istemedi. Gruptakiler Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, bize bir miktar süt vererek yardımcı olunuz!" diyerek yardım talep ettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara: "Ben sizi ancak küçük bir deve sürüsüne gönderebilirİm!" dedi. Onlar da söz konusu deve sürüsünün bulunduğu yere gittiler. Develerin idrarlarından ve sütlerinden içip sağlıklarına kavuştular. Sonra da develerin çobanını öldürüp sürüyü önlerine katıp götürdüler. Onlar İslam'ı kabul ettikten sonra inkar edip küfre dönmüşlerdi. Bu acı haber imdatla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onları yakalamaları için yola bir birlik çıkardı. Aynı günün içinde adamlar yakalanıp getirildi. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunların ellerini ve ayaklarını. kestirdi. Sonra da gözlerinin kızgın şişle dağlanmasını, gözlerine mil çekilmesini emretti. Bu cezanın ardından adamlar Harre denen yere atıldılar ve ölünceye kadar orada kaldılar; su istedikleri halde kendilerine hiç su verilmedi." Ebu Kılabe şöyle demiştir: "Ukl kabilesinden olan bu sekiz kişi adam öldürme ve hırsızlık suçlarını işlediler. Allah'a ve Resulü’ne karşı savaş açıp yeryüzünde fesad çıkardılar."
Ebu Humeyd es-Saidi r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk savaşına katılmıştık. Eyle hükümdarı Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e beyaz bir katır hediye etti ve (Yemen yapımı) bir hırka giydirdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona bu cömertliğine karşı hükümdarı bulunduğu Eyle'nin güvende olduğunu bildirir bir belge (emanname) yazdı."
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İsrailoğullarından bir grup kayboldu. Bu gruba ne olduğu bilinmiyor. Ancak bana öyle geliyor ki bunlar (bir ceza olarak) fareye dönüştürülmüşler. Çünkü farenin önüne deve sütü konulursa içmiyor fakat koyun sütü konulursa içiyor!" Ebu. Hureyre şöyle demiştir: "Ben bunu Ka'b'a anlattım. O da bana bir kaç defa: 'Sen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle dediğini gerçekten işittin mi?' diye sordu. En sonunda ona: 'Ne yani, benim Tevrat'ı okuduğumu mu düşünüyorsun?' diye çıkıştım."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah Ye'cuc ile Me'cuc seddinde bunun kadar bir delik açtı, diye buyurdu ve elini doksan gibi şekillendirdi." Tekrar: 7136
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Sad (Suresindeki secde) secde edilmesi kesin olarak istenmişlerden değildir. Bununla birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ondan dolayı secde ettiğini de gördüm."
Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bizler (dünyada zaman itibariyle) son gelenleriz; kıyamet gününde ise önde olacak olanlarız. Şu kadar var ki, bütün ümmetlere bizden önce kitap verildi, bize de onlardan sonra verildi. İşte bu (Cuma günü), hakkında ihtilafa düştükleri gündür. Bu sebeple Yahudiler yarına, Hıristiyanlar yarından sonraya (kalmışlardır)."
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer bir halil edinecek olsaydım, elbetteki Ebu Bekir'i edinirdim. Fakat (o) benim kardeşim ve benim ashabımdan birisidir."
Ebu Eyyub'un rivayetiyle Nebi buyurdu ki: "Eğer ben bir halil edinecek olsaydım, elbetteki onu halil edinirdim. Fakat İslam kardeşliği daha faziletlidir. "