Huzeyfe şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize iki olaydan söz etti. Bunlardan birini gördüm, diğerini bekliyorum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize (emanetin yeryüzüne nasıl indiğini şöyle) haber verdi: "Emanet insanlarun gönüllerinin derinliğine iner. Sonra o kullar Kur'an'dan bilgi alırlar, daha sonra da sünnetten öğrenirler. " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize emanetin (dünyadan nasıl kaldırıldığını) da şöyle haber verdi: "Kişi gece uykusunu uyur. 0, uyurken emanet kalbinden (silinip) alınır da emanetin eseri uçuk bir nokta halinde kalır. Sonra o bilgin kişi bir uyku daha uyurken emanetin (geri kalan kısmı da) alınır. Bunun izi de (bir işçinin avucundaki) kabarcık gibi kalır, Şu halde emanet, senin ayağına düşürdüğün bir kıvılcım gibidir ki orası su toplar ve kabarcık halinde görürsün, Halbuki bu kabarcıkta herhangi bir şey yoktur. (Bir zaman sonra söner gider). "İnsanlar birbiriyle alışveriş etmek için sabaha ererler. Hiç kimse emaneti eda etme imkanını bulamaz. Şöyle ki (bazen) filan oğul/an içinde emin bir kimse vardır denilir. (Bazen) birisi için 'O ne akıllıdır, ne zarif adamdır, ne kahramandır' diye söylenir. Halbuki o kişinin kalbinde hardal tanesi kadar iman eseri yoktur." Huzeyfe dedi ki: "Öyle bir zaman gördüm ki o devirde kiminle alışveriş edeceğim diye tasalanmazdım. Çünkü o kişi Müslümansa onu Müslümanlığı (bana hıyanet etmekten) men ederdi, eğer hıristiyansa onu (bulunduğu yerin) valisi hıyanetten men ederdi. Bugün ise ben filan ve filandan başka kimseyle alışveriş edemez oldum."
Huzeyfe şöyle anlatmıştır: Bizler Hz. Ömer'in yanında oturuyorduk. Ömer bir ara "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fitne hakkındaki sözlerini hanginiz ezberinde tutuyor?" diye sordu. Huzeyfe: "İnsanın ailesi, malı, evladı, komşusu yüzünden uğrayacağı fitnelere namaz, sadaka, marufu emir ve mürıkerden nehy amelleri kefaret olur" dedi. Ömer Huzeyfe'ye "Benim senden sormak istediğim bunlar değildir, fakat ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Denizin dalgalanması gibi dalgalanacak" buyurduğu fitneyi soruyorum, dedi. Huzeyfe, Ömer'e "Ey mu'minlerin emiri! O fitneden sen etkilenmeyeceksin. Çünkü seninle onun arasında kilitli bir kapı vardır" dedi. Ömer, Huzeyfe'ye "Kapı kınlacak mı, yoksa açılacak mı?" diye sordu. Huzeyfe "Kınlacaktır" dedi. Ömer "Demek ki bir daha ebediyyen kapanmayacak" dedi. Huzeyfe "Ben evet dedim" diye ekledi. Biz Huzeyfe'ye "Ömer kapıyı biliyor muydu?" diye sorduk. Huzeyfe "Evet, yarından önce bu gece olduğunu bildiği gibi biliyordu. Sebebine gelince, ben ona öyle bir hadis rivayet ettim ki içinde yalan olan hiçbir şey yoktur" dedi. Biz "Kapı kimdir" diye sormaya cesaret edemedik de Mesruk'a sormasını rica ettik. Mesruk Huzeyfe'ye "Kapı kimdir?" diye sordu. O da "Ömer'dir" dedi.
Huzeyfe şöyle demiştir: Münafıklık Nebi s.a.v. zamanında idi. Bugün ise nifak, imandan sonra küfürdür.
Huzeyfe'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Deccal hakkında "Deccal'in beraberinde bir su ve bir ateş bulunacaktır, fakat onun ateşi soğuk bir sudur, onun suyu ise yakıcı bir ateştir" buyurmuştur.
Huzeyfe'nin nakline göre (Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necran heyeti kendisinden emin bir kimse gönderilmesini istediklerinde onlara: 'Size elbette hakkıyla emin olan bir kimse göndereceğim" buyurmuştu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabileri bu göreve her birinin kendisinin gönderilmesini bekledikleri sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Ubeyde'yi göndermiştir.
Huzeyfe r.a. şöyle demiştir: "Ey kurra topluluğu! Dos-doğru olunuz. Siz uzun bir mesafe aldınız. Eğer sağa ve sola saparsanız, büsbütün sapıtmış olursunuz.
Huzeyfe şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatağına girdiği zaman "Allahumme bismike ehya ve emutu = Allah'ım senin isminle dirilir ve ölürüm" der, sabaha erdiği zaman "elhamdulillahillezf ehyena ba'de ma ematena ve ileyhinnuşur = Bizleri öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamd olsun. Dönüş ancak O'nadır." derdi.
Bana Şeyban b. Ferruh ile Abdullah b. Muhammed b. Esma' ed-Du'baî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Mehdi — ki İbni Meymun'dur — rivayet eyledi. (Dedi ki): Bize Vasıl el-Ahdeb, Ebu Vail'den, o Huzeyfe'den diye naklettiğine göre; Huzeyfe'ye bir adamın kovuculuk yaptığına dair bir bilgi ulaştı. Bunun üzerine Huzeyfe dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Hiçbir nemmam (koğuculuk yapan) cennete girmeyecektir" buyururken dinledim.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Ebu Muaviye ve Veki' tahdis etti (H). Bunu bize Ebu Kureyb de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten tahdis etti. O Zeyd b. Vehb'den, o Huzeyfe'den (şöyle dediğini) nakletti: Bize Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki hadis söyledi. Bunlardan birisini (gerçekleştiğini) gördüm, diğerini de beklemekteyim. Bize: "Emanetin adamların kalplerinin köküne indiğini, sonra da Kur'an'ın indiğini, onların Kur'an'dan ve sünnetten bir şeyler öğrendiklerini" söyledi. Sonra bize emanetin kaldırılacağını anlatarak şöyle buyurdu: "Kişi uykuya dalar ve emanet de kalbinden alınıverir, onun etkisi kabarcık gibi kalır, sonra yine uyur, emanet kalbinden alınır, onun etkisi ayağının üzerine bir kor yuvarlanıp da bir kabarcık hasılolup, sen de onu içinde bir şey bulunmadığı halde kabarmış olarak gördüğün gibi bir kabarcık benzeri bir izi kalır. -Sonra da bir çakıl taşı alıp, onu ayağının üzerine yuvarladl.- İnsanlar birbiriyle alışveriş yapacaklar, hemen hemen emaneti eksiksiz yerine getiren hiç kimse kalmaz. Öyle ki: Filan oğulları arasında güvenilir bir adam var, denilecek hale gelinir, hatta kalbinde iman adına bir hardal tanesi ağırlığınca hiçbir şey bulunmayan kişi hakkında: Ne sağlam ve gayretli, ne zarif, ne akıllı adam denilir. " Andalsun ben öyle bir zaman geçirdim ki, hanginizle alışveriş yaptığıma aldırmazdım. Eğer (alışveriş yaptığım) kişi Müslüman birisi ise onun dini(ne bağlılığı dolayısıyla) bana (varsa hakkımı) geri çevirirdi. Şayet hristiyan ya da Yahudi ise onun amiri (ondaki hakkımı) bana geri verirdi ama bugün aranızdan ancak filan ve filan kişi ile alışveriş yapabilirim.
Bize İbn Numeyr de tahdis etti. Bize babam ve Vekl' tahdis etti (H). Bize İshak b. İbrahim de tahdis etti. Bize İsa b. Yunus haber verdi. Hepsi A'meş'ten bu isnat ile hadisi aynen nakletti
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Muhammed b. Abdullah b. Numeyr ve Ebu Kureyb -lafız Ebu Kureyb'e aittir- tahdis edip dediler ki: Huzeyfe dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte idik. "Benim için İslam kelimesini söyleyenleri sayınız" buyurdu. Huzeyfe dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, bizler altı yüz ile yedi yüz kişi arasında iken bizim için korkuyor musun, dedik. O: "Sizler bilmiyorsunuz belki belaya maruz kalırsınız" buyurdu. Huzeyfe dedi ki: Bizler, bizden herhangi bir kimse ancak gizlice namaz kılacak dereceye varıncaya kadar bela ile karşılaştık, dedi.
Bize Muhammed b. Tarif b. Halife el-Becell tahdis etti. (3/25b) Bize Muhammed b. Fudayl tahdis etti, bize Ebu Malik el-Eşcai, Ebu Hazim'den tahdis etti. O Ebu Hureyre'den nakletti. Yine Ebu Malik, Rib'i b. Hiraş'dan, o Huzeyfe'den naklen (Ebu Hureyre ile birlikte) dediler ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şanı yüce ve mübarek Allah insanları toplar. Müminler sonunda cennet onlara yakınlaştırılıncaya kadar ayakta dururlar sonra Adem'e gidip: Ey babamız, bize cennetin kapılarının açılmasını iste, diyecekler. O da: Sizin cennetten çıkmanızın sebebi babanız Adem'in günahından başka bir şey midir? Bu işi yapacak ben değilim. Siz oğlum (Halilullah) İbrahim'in yanına gidiniz, diyecek. İbrahim de: Ben bu işi yapacak olan değilim, çünkü ben arkadan arkadan (uzaktan uzağa) halil idim. Sizler Allah'ın kendisi ile özel bir surette konuşmuş olduğu Musa'ya gidiniz, diyecek. Musa'ya gidecekler, o da: Bu işi yapacak kişi ben değilim. Sizler Allah'ın kelimesi ve ruhu olan İsa'nın yanına gidin, diyecek. İsa da: Bu işi yapacak kişi ben değilim diyecek. Bunun üzerine Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelecekler. O da ayağa kalkacak, ona izin verilecek. Emanet ve rahim (akrabalık bağı) salınacak, her ikisi de biri sağında, diğeri solunda Sıratın yan taraflarında duracaklar. Sizin ilkieriniz şimşek gibi geçecek. " Ben: Babam, anam sana feda olsun. Şimşek gibi ne olabilir ki, dedim. O şöyle buyurdu: "Sizler bir göz açıp kırpacak kadar bir zaman içerisinde şimşeğin nasıl geçip gittiğini hiç görmediniz mi? Sonra rüzgarın geçmesi gibi, sonra kuşun ve sonra erkeklerin hızlıca koşup, geçmesi gibi geçecekler. Amelleri onları yürütecek, sizin nebiniz ise Sıratın üzerinde ayakta: Rabbim esenlik ver, Rabbim esenlik ver diyecek. Nihayet kulların amelleri aciz kalacak, öyle ki bir adam gelecek ancak emekleyerek yol alabilecek. Sıratın her iki kenarında ise emrolunmuş, kendisine emredileni yakalayan asılı kancalar bulunacak. Kimileri yara bere almış olarak kurtulmuş olacak, kimisi de cehenneme doldurulmuş olacak. " Ebu Hureyre'nin nefsi elinde olana yemin ederim ki, şüpheşiz cehennemin dibi yetmiş yıldır. "Allah insanları toplayacak..:" hadisini yalnız Müslim rivayet etmiştir. Tuhfetu'I-Eşraf
Bize Osman b. Ebi Şeybe dahi rivayet etti. (Dedikî) Bize Ali b. Müshir, Sa'd b. Tarık'tan o da Bib'ı b. Hıraş'tan o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Huzeyfe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Muhakkak benim Havz'ım Eyle'den Aden'e kadar olan uzaklıktan daha geniştir. Nefsim elinde olana yemin ederim ki, ben bir adamın yabancı develeri kendi havuzuna yaklaşmasınlar diye nasıl engelliyorsa diğer insanları ona yaklaşmaktan öyle engelleyeceğim. " Ashab: Ey Allah'ın Resulü bizi tanıyacak mısın ki, dediler. O: "Evet, sizler benim yanıma abdestin izlerinden dolayı alınlarınız sakar, bacaklarınız sekili geleceksiniz ve bu (alamet) sizden başkalarında olmayacak." buyurdu.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym Husayn'dan. o da Ebu Vail'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Huzeyfe dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) teheccüd namazı kılmak üzere kalktığında misvak ile ağzını ovalardı.
Bize İshak b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize Cerir Mansur'dan naklen haber verdi. H. Bize İbni Nümeyr'de rivayet etti. (Dediki) ; Bize babamla Ebu Muaviyej A'meş'ten rivayet ettiler. Mansurla A'meş'in ikiside Ebu vail'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etmişler. Huzeyfe: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin kalktığı vakit...» diyerek bu hadisin mislini rivayet etmiş. (Yalnız) bu raviler: «Teheccüd namazı kılmak için» dememişler.
Bize Muhammed b. el-Müsenna ile İbni Beşşar rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki) : Bize Süfyan, Mansur'dan, Husayn ile A'meş'de ebu Vail'den, o da Huzeyfeden naklen rivayet ettiler, ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin (namaza) kalktığı zaman ağzını misvakla ovalarmış.»
Bize Yahya b. Yahya et-Temiml tahdis etti. Bize Ebu Hayseme, A'meş'ten haber verdi, o Şakik'den, o Huzeyfe'den şöyle dediğini nakletti: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte idim. Bir kavmin çöplüğüne kadar gitti ve ayakta küçük abdestini bozdu. Ben kenara çekildim. O: "Yaklaş" buyurdu. Ben de ökçelerinin yanında duruncaya kadar yaklaştım. Abdest aldı ve mestleri üzerine mesh etti.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb'de rivayet ettiler. Dediler ki Bİze Veki', Mis'ar'dan o da Vasıl'dan, o da Ebu Vail'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet ettiki, Huzeyfe cünüp iken kendisine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tesadüf etmiş. Huzeyfe hemen sıvışarak (Gitmiş) yıkanmış sonra gelerek: Ben cünüptüm demiş Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Müslüman necis olmaz.» buyurmuşlar.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl, Ebu Mâlik El-Eşcaî'den, o da Rib'î'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Huzeyfe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Biz (sâir) insanlar üzerine üç şey ile üstün kılındık: 1) Saflarımız meleklerin safları gibi yapıldı. 2) Yeryüzünün her tarafı bizim için mescid; 3) Su bulamadığımız zaman toprakda bize temizleyici bir vâsıta kılındı.» buyurdu ve bir haslet daha söyledi.
Bize Ebu Kureyb Muhammed b. El-Alâ' rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide, Sa'd b. Târik'den naklen haber verdi. (Demiş ki): Bana Rib'î b. Hirâş, Huzeyfe'den rivayet etti. Huzeyfe: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu...» diyerek yukarki hadîsin mislini rivayet etmiş.
Bize, EbÛ Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdullah b. Numeyr ile Ebû Muâviye rivayet ettiler. H. Bize, Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim hep birden Cerîr'den ve bu râvîlerin hepsi birden A'meş'den naklen rivayet ettiler. H, Bize, îbni Numeyr dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize, babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Sa'd b. Ubeyde'den, o da Müstevrid b. Ahnef'den, o da Saletü'bnü Züfer'den, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Huzeyfe şöyle demiş: «Bir gece Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile bîrlikde namaz kıldım. Bakara sûresine başladı, ben (içimden) yüz âyeti tamamlayınca rükû' eder; dedim. Sonra devam etti. Ben (içimden) bütün sûreyi bir rek'âtdâ okuyacak; dedim. O yine devam etti. Ben bu sûre ile rükû'a varır; dedim. Sonra nisa' sûresine başladı. Onu da okudu. Sonra Âl-i Imrân sûresine başladı; onu da okudu. Ağır ağır okuyor, içinde tesbîh bulunan bir âyete gelince tesbîh ediyor; istek âyetine gelince İstiyor; teavvüz âyetine gelince (Allah'a) sığınıyordu. Sonra rökû'a gitti ve «Sübhana Rabbel-Azim» demeye başladı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın rökû'u dahî kıyamı kadardı. Sonra : «Semi' Allahu limen hamidehu» dedi. Sonra rükû'una yakın uzun bir müddet ayakta durdu. Sonra secde etti. Ve: «Ulu Allahımı tesbîh eylerim.» (Sübhana Rabbil-A'la) dedi. Sücûdu dahi kıyamına yakındı. Râvî der ki: «Cerîr'in hadîsinde: (Semi' Allahu limen hamideh. Rabbena lekel hamd. ) ziyâdesi vardır.»
Bize Ebû Kureyb ile Vâsıl b. Abdila'lâ rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Fudayl, Ebû Mâlik-i Eşcaî'den, o da Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hureyre'den bir de Rib'î b. Hirâş'dan, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Ebû Hureyre ile Huzeyfe şöyle demişler: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bizden önce geçenleri Allah cum'â'dan şaşırtmışdır. Bu sebeple yahudîlerin günü : cum'artesi, hıristiyanların da pazar olmuştur. Sonra Allah, bizi dünyâya getirmiş ve bize cum'a gününü bulmaya hidâyet vermişdir. Bu suretle cum'a cum'artesi ve pazar günlerini (ibâdet içinî va'z etmişdir. Yine böyle kıyamet gününde onlar bize tâbi olacaklardır. Biz dünyâ ehlinin en sona kalanlarıyız; fakat kıyamet gününde, en başta bulunanlar ve bütün kullardan önce kendilerine hüküm verilenleriz.» buyurdular. Vasıl'in rivayetinde «Aralarında hüküm verilecek.» ibaresi vardır.
Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide, Sa'd b. Târık'dan, naklen haber verdi. (Demişki): Bana Rib'î b. Hırâş, Huzeyfe'den rivayet etti. Huzeyfe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biz, cum'âyı bulmağa hidâyet olunduk; ama bizden önce geçenlere Allah onu şaşırttı...» buyurdular, diyerek ibni Fudayl hadîsi mânâsında rivâyetde bulunrmışdur.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abbâd b. Avvâm rivayet etti. Bu râvîlerin ikisi birden Ebû Malik-i Eşcaî'den, o da Rib'î b. Hirâş'dan, o da Huzeyfe^den naklen rivâyer etmişlerdir. — Kuteybe hadîsinde Huzeyfe: Nebiimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)... demiş. İbni Ebî Şeybe hadîsinde ise: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den...) ifâdesini kullanmış. Resûlullâh (Sallallahu Aleyhi ve Selîem) «Her Ma'ruf sadakadır.» buyurmuşlar. İzah Ma'rûf: Allah'ın razı olduğu bilinen fiildir. Böyle bir fiilin sevabı, sadaka sevabı gibidir. Tıybi'ye göre «ma'rûf» tâat olduğu bilinen her şey'in ismidir. İnsanlara güler yüzle muamele etmek bile ma'rûftan sayılır. Hadîs-i şerif, ehemmiyetsiz bile olsa hiç bir ma'rûfun hakir görülemiyeceğine ve iyilik yapmak hususunda cimrilik göstermenin doğru olmadığına delildir.
Bize Ahmed b. Abdillâh b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Mansûr, Ribl b. Hırâş'dan rivayet etti. Onlara da Huzeyfe rivayet etmiş. Demişki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Melekler sizden öncekilerden bir adamın ruhunu karşıladılar da: "Hayır nâmına bir şey işledin mi?" diye sordular. O zât: — Yok (işlemedim) cevâbını verdi. — Düşün! dediler. Adam: — Ben insanlara veresiye mal verir; hizmetkârlarıma: Fakire mühlet vermelerini, zengine de müsamahakâr davranmalarını emrederdim; dedi. «Allah (Azze ve Cell): O kulumu affedin!» buyurdu.
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca*fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Ribî b. Hırâş'dan, o da Huzeyfe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: — Bir adam ölmüş de cennete girmiş. Kendisine: (Dünyada) ne yapıyordun? diye sormuşlar. Ya hatırlamış yahut hatırlatılmış da : — Ben insanlarla alışveriş yapardım. Fakire mühlet verir; para pul hususunda müsamaha gösterirdim; cevâbını vermiş. Bu sebeple de affolunmuş. . Bunun üzerine (orada bulunan) Ebû Mes'ûd: «Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den ben de işittim.» demiş.
Bize Ebû Saîd-i Eşecc rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Hâlid-i Ahmar, Sa'd b. Târık'dan, o da Ribî b. Hırâş'dan, o da Huzeyfe'den naklen rivayet etti. Huzeyfe şöyle demiş: Allah (ıin huzurun) a kullarından Allah'ın kendisine mal verdiği bir kul getirilmiş de ona: Dünyada ne yaptın diye sormuş. Kullar Allah'dan hiç bir söz gizleyemezler ya! O kul: — Yâ Rabbi! Bana malını verdin. Bu sebepten insanlarla alış veriş yapıyordum. Âdetim (alış verişte) müsamaha göstermek idi. Binâenaleyh zengine kolaylık gösterir; fakre de mühlet verirdim; demiş. Bunun üzerine Allah (Azze ve Cell): «Ben buna senden daha layıkım; kulumu affedin!» buyurmuş. Bunun üzerine Ukbetü'bnü Âmir-i Cühenî ile Ebû Mes'ûd-i Ensârî: «Biz bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ağzından işittik.» demişler.
Bize Ebû Bekir h. Ebî Şeybe rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Usâme, Velîd b. Cümey'den rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû't-Tufeyl rivayet etti. (Dediki): Bize Huzeyfetü'bnü'I-Yemân rivayet etti. (Dediki): Bedir'de bulunmamdan beni meneden bir şey yoktu. Şu kadar var ki ben, babam Huseyl ile beraber (yola) çıktım da bizi Kureyş kâfirleri yakaladılar. — Siz muhakkak Muhammed'in yanına gitmek istiyorsunuz! dediler. — Biz onun yanına gitmek istemiyoruz; biz ancak Medine'ye gitmek istiyoruz! dedik. Bunun üzerine bizden mutlaka Medine'ye gideceğimize, onunla birlikte harb etmiyeceğimize Allah'a ahdü misâk aldılar. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bu haberi kendisine ilettik de: «Haydi gidin! Biz onlara verdiğimiz sözü tutar; onlara galebe için Allah'tan yardım dileriz!» buyurdular.
Bize Züheyr b. Harb ile ishâk b. ibrahim hep bîrden Cerîr'den rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Cerîr, A'meş'den, o da ibrahim Et-Teymî'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Huzeyfe'nin yanında idik. Bir adam: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetişsem onunla birlikte harp eder; kendimi gösterirdim! dedi. Bunun üzerine Huzeyfe şunları söyledi: — Bunu sen mi yapacaktın? Vallahi ben kendimizi Ahzâb (harbi) gecesi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e birlikte görmüşümdür! Bizi şiddetli bir rüzgâr ve soğuk yakalamıştı. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bana bu kavmin haberini getirecek bir adam yok mu? Allah onu kıyamet gününde benimle beraber haşredecektir!» buyurdu. Biz sustuk. Kendisine bizden hiç bir kimse cevâb vermedi. Sonra (tekrar) : «Bize bu kavmin haberini getirecek bir adam yok mu? Allah onu kıyamet gününde benimle beraber haşredecektir!» buyurdular. Biz (yine) sustuk! Kendisine bizden hiç bir kimse cevap vermedi. Sonra (yine) : «Bize bu kavmin haberini getirecek bir adam yok mu? Allah onu kıyamet gününde benimle beraber haşredecektir!» buyurdu. Biz (yine) sustuk. Kendilerine bizden hiç bir kimse cevap vermedi. Bunun üzerine: «Kalk yâ Huzeyfe! Bize bu (düşman) kavmin haberini getir!» buyurdu. Çâre bulamadım; çünkü ismimle beni kalkmaya davet etmişti!.. «Git de bana bu kavmin haberini getir! Ama onları aleyhime kışkırtma!» buyurdu. Onun yanından çekildiğim zaman hamamda yürüyor gibi oldum. Nihayet düşmanlara vardım. Baktım ki, Ebû Süfyân sırtını ateşle ısıtıyor. Hemen yayın içine bir ok koydum ve ona atmak istedim. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Ama onları aleyhime kışkırtma!» sözünü hatırladım. Atmış olsam onu mutlaka vururdum! Sonra döndüm ama yine hamamda yürüyor gibi idim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiğimde düşmanın haberini kendilerine iletip bitirdiğim vakit üşüdüm! Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerinde bulunan ve içinde namaz kıldığı bir abanın artan yerini bana örttü. Artık sabahlayınca ya kadar uyudum kaldım. Sabahladığım zaman (bana): «Kalk ey uykucu!» buyurdular.
Bana Muhammed b. Müsennâ rivâvet etti. (Dediki); Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Yezîd b. Câbir rivayet etti. (Dediki): Bana Büsr b. Ubeydullah. El-Hadramî rivayet etti ki, kendisi Ebû İdrîs EI-Havlânî'yi şunu Söylerken işitmiş: Ben Huzeyfe b. Yemân'ı şöyle derken dinledim : İnsanlar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hayrı soruyor; ben de başıma gelir korkusu ile ona şerri soruyordum. Ve : — Yâ Resulâllah! Biz câhiliyyet ve kötülük içinde idik. Sonra iAllah bize bu hayrı getirdi. Acaba bu hayırdan sonra şerr var mı? Dedim. «Evet!» cevâbını verdi. — Ya bu şerrden sonra bir hayır olacak mı? Dedim. «Evet! Ama onda duman olacaktır!» buyurdu. Ben : — Onun dumanı nedir? Dedim. «Benim sünnetimden başka yol tutan; benim yolumdan başka yolda giden bir kavim! Onların kimini tanıyacak; kimini yadırgayacaksın!» buyurdu. Ben : — Bu hayırdan sonra bir şerr olacak mı? Diye sordum. «Evet! Cehennemin kapılarında bir takım dellâllar!.. Cehenneme gitmek üzere bunlara kim İcabet ederse onu oraya atarlar.» buyurdu. Ben : — Yâ Resulâllah! Onları bize tavsif eyle! Dedim. «Evet! Bizim aşiretimizden bir kavim! Btzim dilimizle de konuşurlar!» buyurdu. — Yâ Resulâllah! Bu başıma gelirse ne buyurursun? Dedim, «Müslümanların cemaati ile imamından ayrılmazsın!» buyurdu. (Ben tekrar) :" — Şayet cemaatleri ve imamları yoksa? Dedim. «Bu fırkaların hepsinden uzaklaş! Velev bir ağacın kütüğünü ısırıp bu halde iken ecel sana yetişsin!» buyurdular.