Bana Muhammed b. Hatim b. Meymun tahdis etti. Bize Abdurrahman b. Mehdi tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia -yani b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlanl'den, o Ukbe b. Amir'den (H). Bana Ebu Osman da Cubeyr b. Nufeyr'den tahdis etti. O Ukbe b. Amir'den şöyle dediğini nakletti: Deve çobanlığı (sırası) bizde idi. Benim sıram geldi, akşam vakti onları götürdüm. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ayakta insanlara konuşma yaparken yetiştim. Onun sözlerinden: "Herhangi bir Müslüman güzel bir şekilde abdest aldıktan sonra kalbiyle ve yüzüyle kendisini onlara vererek iki rekat namaz kılacak olursa, mutlaka ona cennet vacip olur" sözlerini söylerken yetiştim. Ben: Bu ne güzel bir şey, dedim. Bir de baktım ki önümdeki birisi: Bundan önceki daha da güzeldi, dedi. (Kim olduğuna) bakınca Ömer olduğunu gördüm. Şöyle dedi: Ben senin az önce geldiğini gördüm. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz abdest alıp da abdestini eksiksiz alır -yahut abdest organlarını tamamen yıkar- sonra da eşhedu en Ia iahe illallah ve enne Muhammeden Abdullahi ve Resuluh: Allah'tan bClşka bir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim, diyecek olursa, mutlaka ona cennetin sekiz kapısı açılır, hangisinden dilerse ondan girer. "
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlani ve Ebu Osman'dan, ikisi Cubeyr b. Nufeyr b. Malik el-Hadrami'den, o Ukbe b. Amir el-Cuheni'den rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu deyip, hadisi aynen zikretti ancak rivayetinde: "Kim abdest alıp da eşhedu en la ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh: Allah'tan başka bir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim, derse" dedi
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize FadI b. Dükeyn, Mûsâ b. Aliyy'den rivayet etti. Demişki: Babamı, Ukbetü'bnü Âmir'den naklen rivayet ederken dinledim. Ukbe şöyle demiş: Biz sofada iken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (dışarı) çıkarak: »Hanginiz her gün hiç bir günâha girmeden ve akrabalık bağlarını kesmeden Buthân'a yahut Akîk'e gidip, oradan iki tane iri hörgüçlü dişi deve getirmek ister?» diye sordu. Biz : — Yâ Resûlâllahl Bunu (hepimiz) dileriz... dedik. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «O hâlde her birinizin mescide giderek Allah Azze ve Celle'nin kitabından iki âyet öğrenmesi veya okuması onun için iki dişi deveden daha hayırlıdır. Üç âyet onun için üç deveden, dört âyet dört deveden ve okunacak âyetler kendi sayılarınca develerden daha hayırlıdırlar.» buyurdular.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Beyân'dan, o da Kays b. Ebî Hâzîm'den, o da Ukbetü'bnü Âmir'den naklen rivayet etti. Ukbe şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Görmedin mi! Bu akşam hiç misli görülmedik bir takım âyetler, Felâk ve Nâs sûreleri indirildi!» buyurdular.
Bana Muhammedü'bnü Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail, Kays'den, o da Ukbetü'bnü Âmir'den naklen rivayet etti. Ukbe şöyle demiş: Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şunu söyledi: «Bana öyle bir takım âyetler indirildi kî, benzerleri asla görülmüş değildir! (Bunlar): Muavvizeteyn (dir.)»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki).: Bize Abdullah b. Vehb, Mûsâ b. Uleyy 'den, o da babasından naklen rivayet etti. Demişki: Ben Ukbetü'bnü Âmir El-Cühenî'yi şöyle derken işittim : «Üç saat vardır ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlarda namaz kılmakdan veya cenazelerimizi defnetmekden bizi menederdi : 1- Güneş doğmağa başladığından, yükselinceye kadar; 2- Tam gök yüzünün ortasında iken (batıya) meyledinceye kadar; 3- Bir de güneş batmaya yaklaştıkdan batıncaya kadar.»
Bize Yahya b. Eyyub rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym rivayet etti. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti, (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hâlid El-Ahmer rivayet etti. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya yâni El-Kattân, Abdulhamid b. Ca'fer'den, o da Yezid b. Ebî Habib'den, o da Mersed b. Abdillah El-Yezeni'den, o da Ukbetü'bnu Âmir'den naklen rivayet eyledi. Ukbe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şübhesiz ki, en ziyade ifâsı gereken şart, kendisi ile kadınları helâl yaptığınız mehirdiı» buyurdular. Ebu Bekir ve ibnu'l-Müsennâ hadîsinin lâfzı budur. Yalnız ibnu'l-Müsennâ (şart yerine) şurut dedi.
Bize Zekeriyyâ b. Yahya b. Salih El-Mısrî rivayet etti. (Dediki): Bize El-Mufaddal yâni İbni Fadâle rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Ayyaş, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen rivayet etti, ki şöyle demiş: Kız kardeşim yalın ayak Beytullah'a yürümeyi adadı. Bana da bu meseleyi onun nâmına Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e danışmamı emretti. Ben de danıştım: «Hem yürüsün, hem bin» in!» buyurdular.
Bana bu hadîsi Muhammed b. Hatim ile İbn Ebî Halef de rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Ravh b. Ubâde rivâyet etti. ki): Bize İbn Cüreyc rivâyet etti. ki): Bana Yahya b. Eyyûb haber verdi. Ona da Yezîd b. Habîb bu isnâdla Abdurrazzâk hadîsi gibi ihbarda bulunmuş. hadîsi Buhârî «CezâüVSayd» ve «Nüzûr» bahislerinde; Ebû Dâvûd «Nüzûr»da tahrîc etmişlerdir. yapan kadın Hazret-i Ukbe'nin kız kardeşi Ümmü Hibbân binti Âmir'dir. Bir rivâyette bu kadının şişman olduğu, bu sebeple yürümek kendisine güç geldiği bildirilmiştir. Hadîsi muhtelif rivâyetleri vardır. Bunlardan birinde: emret de baş örtüsünü sarınsın, vasıtaya binsin ve üç gün oruç tutsun.» buyurulmuştur. Halbuki: Enes ve Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) rivâyetlerinde ihtiyara doğrudan doğruya hayvana binmesi emrolunuyor, bir şey istenmiyordu. Bu bâbta Nevevî şunları söylemiştir: «Birinci hadîs yürümekten âciz olanlara hamledilmiştir. Böylesi vasıtaya binebilir; ama kurban kesmesi îcâbeder. Ukbe'nin kız kardeşi hadîsin gelince: Onun mânâsı, yürümeye kudreti olduğu zaman yürüsün, yürüyemediği yahut çok yorulduğu zaman vâsıtaya binsin. Bunun da hayvan kesmesi îcabeder; demektir. söylediğimiz her iki surette de hayvan kesmesi İmâm Şafiî'nin râcıh olan kavlidir. Ulemâdan bir cemaat da buna kaildir. Şâfiî'nin ikinci kavline göre ihtiyara hayvan kesmek vâcîb değil, mus-tehaptır. Yalın ayak yürüme meselesinde mutlaka yalın ayak bulunması şart değildir; ayakkabı da giyebilir. Ukbe'nin kız kardeşi hadîsinin «Süneni Ebî Dâvûd»daki rivâyetinde kadının âciz kaldığı için hayvana bindiği bildirilmiştir...»
Bana bu hadîsi Muhammed b. Hatim ile İbn Ebî Halef de rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Ravh b. Ubâde rivâyet etti. ki): Bize İbn Cüreyc rivâyet etti. ki): Bana Yahya b. Eyyûb haber verdi. Ona da Yezîd b. Habîb bu isnâdla Abdurrazzâk hadîsi gibi ihbarda bulunmuş. hadîsi Buhârî «CezâüVSayd» ve «Nüzûr» bahislerinde; Ebû Dâvûd «Nüzûr»da tahrîc etmişlerdir. yapan kadın Hazret-i Ukbe'nin kız kardeşi Ümmü Hibbân binti Âmir'dir. Bir rivâyette bu kadının şişman olduğu, bu sebeple yürümek kendisine güç geldiği bildirilmiştir. Hadîsi muhtelif rivâyetleri vardır. Bunlardan birinde: emret de baş örtüsünü sarınsın, vasıtaya binsin ve üç gün oruç tutsun.» buyurulmuştur. Halbuki: Enes ve Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) rivâyetlerinde ihtiyara doğrudan doğruya hayvana binmesi emrolunuyor, bir şey istenmiyordu. Bu bâbta Nevevî şunları söylemiştir: «Birinci hadîs yürümekten âciz olanlara hamledilmiştir. Böylesi vasıtaya binebilir; ama kurban kesmesi îcâbeder. Ukbe'nin kız kardeşi hadîsin gelince: Onun mânâsı, yürümeye kudreti olduğu zaman yürüsün, yürüyemediği yahut çok yorulduğu zaman vâsıtaya binsin. Bunun da hayvan kesmesi îcabeder; demektir. söylediğimiz her iki surette de hayvan kesmesi İmâm Şafiî'nin râcıh olan kavlidir. Ulemâdan bir cemaat da buna kaildir. Şâfiî'nin ikinci kavline göre ihtiyara hayvan kesmek vâcîb değil, mus-tehaptır. Yalın ayak yürüme meselesinde mutlaka yalın ayak bulunması şart değildir; ayakkabı da giyebilir. Ukbe'nin kız kardeşi hadîsinin «Süneni Ebî Dâvûd»daki rivâyetinde kadının âciz kaldığı için hayvana bindiği bildirilmiştir...»
Bana Hârûn b. Saîd EI-Eylî ile Yûnus. b. Abdilâlâ ve Ahmed b. îsâ rivayet ettiler. Yûnus (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize İbni Vehb rivayet etti, dediler. (Demişki) : Bana Amr b. El-Hâris, Kâ'b b. Alkame'den, o da Abdurrahmân b. Şumâse'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Amir'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki ; Nezir keffâreti, yemîn keffâretidir.» buyurmuşlar.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Eb! Habîb'ten, o da Ebû'l-Hayr'dan, o da Ukbetü'bnü Amir'den naklen haber verdiki, şunları söylemiş: Biz: — Yâ Resûlâllah! Sen bizi gönderiyorsun; biz de bir kavme misafir oluyoruz; ama onlar bize ikramda bulunmuyorlar; ne buyurursun? dedik. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize : «Bir kavme misafir olur da sizin için misafire yaraşan şeyleri emrederlerse kabul edin ! Bunu yapmazlarsa kendilerine yaraşan misafir hakkını onlardan alın !» buyurdular.
Bize Harun b. Mâruf rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Ebû Ali Sümâme b. Şüfiyy'den naklen haber verdiki Ukbe b. Âmiri şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde: «Onlar için gücünüzün yetebildiğî kadar kuvvet hazırlayın! Dikkat kuvvet atıcılıktır! Dikkat kuvvet atıcılıktır! Dikkat kuvvet atıcılıktır.» buyururken işittim.
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Ebû Ali'den, o da Ukbe Amir'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Size yerler feth edilecektir. Allah stze kâfidir. O halde sizden biriniz oklarıyla oynamaktan aciz değildir.» buyururken işittim.
Bize bu hadîsi Davud b. Ruşeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Velid, Bekir b. Mudar'dan, o da Amr b. Hâris'den, o da Ebû Ali el Hemdanî'den naklen rivayet etti. Ben Ukbe b. Âmiri Nebi (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken dinledim. Demiş ve yukardaki hadîsin mislini rivayet etmiştir.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da riyâyet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habib'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına kurbanlık olarak dağıtmak üzere ona koyun vermiş. (O da dağıtmış da) Bir oğlak kalmış. Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyleyince: «Onu sen kurban et!» buyurmuşlar. Kuteybe hadîsteki ashab yerine sahabesi, dedi.
Bize Ebû Bekİr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Harun, Hişam Destevâî'den, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Ba'cete'l-Cühenî'den, o da Ukbe b. Âmir El-Cüheni'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim aramızda kurbanları taksim etti de bana bir kuzu düştü. Ben : — Yâ Resûlallah! Bana bir kuzu düştü, dedim. «Onu kurban et!» buyurdular.
Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki); Bize Yahya (yâni İbni Hassan) rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye —ki bu zat İbni Sellâm'dır— haber verdi. (Dediki): Bana Yahya b. Ebî Kesîr rivayet etti. (Dediki): Bana Ba'ce b. Abdillah haber verdi. Ona da Ukbe b. Âmîr El-Cühenî haber vermiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashab arasında kurbanlar dağıtmış. Ravi yukarki hadis mânâsında rivayet etmiştir.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habib'den, o da Ebû'I-Hayr'dan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen rivayet etti ki... (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ipek bir kaftan hediye edilmiş. O da onu giymiş, sonra onun içinde namaz kılmış. Sonra giderek hoşlanmazmış gibi onu şiddetle çekip çıkarmış ve: «Takva sahiplerine bu yakışmıyor.» buyurmuş.
Bu hadîsi bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti, (Dediki): Bize Dahhâk (yâni Ebû Asım) rivayet etti, (Dediki): Bize Abdülhamid b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bana Yezid b. Ebî Habib bu îsnadla rivayette bulundu.
Bize Kuteybe b, Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Rumh da rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habib'den, o da Ebû'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Amir'den naklen haber verdiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Kadınların yanına girmekten sakının!» buyurmuş. Bunun üzerine ensardan bir zât: — Yâ Resûlallah! Kayına ne buyurursun? demiş. «Kavın ölümdür!» cevâbını vermiş.
Bana Ebû't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb, Amr b. Haris ile Leys b. Sa'd, Hayve b. Şüreyh ve başkalarından naklen haber verdi ki, bu zevata Yezid b. Ebî Habib bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmiş.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys Yezid b. Ebî Habib'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Âmir'den naklen rivayet ettiki: Bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (evinden) çıkarak Uhud şehidlerine cenaze namazını kıldı. Sonra minbere çıktı da şunları söyledi: «Ben sizin için dündarım. Ben sizin üzerinize şahidim. Ben vallahi şimdi havzımı görmekteyim. Bana gerçekten yer hazinelerinin anahtarları yahut yerin anahtarları verilmiştir. Ve ben vallahi sizin benden sonra şirk koşacağınızdan korkmuyorum. Lâkin sizin dünya hakkında yarış edeceğinizden korkuyorum.» buyurdular.
Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb (yâni İbni Cerir) rivayet etti, (Dediki): Bize babam rivayet etti, (Dediki): Ben Yahya b. Eyyub'u, Yezid b. Ebî Habib'den, o da Mersed'den, o da Ukbe b. Âmir'den naklen rivayet ederken dinledim. Ukbe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud şehidlerinin üzerine cenaze namazı kıldı. Sonra (gelip) Minbere çıktı. Dirilerle ölülere veda eden gibi hutbe okudu. Ve : «Ben havzın başına sizden önce varacağım. Gerçekten onun genişliği Eyle ile Cuhfe arası gibidir. Ben sizin benden sonra şirk koşacağınızdan korkuyor değilim. Lâkin ben sizin dünya hakkında yarışa girişeceğinizden ve birbirinizle çarpışıp sizden öncekilerin helak olduğu gibi helak olacağınızdan korkuyorum.» buyurdular. Ukbe: «Bu benim Resulullah. (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde son görüşüm oldu.» demiştir.