Ebû Abdillâh (Ebû Hadîc diye de anılır) Râfi' b. Hadîc b. Râfi', Evs kabilesinin Hâris koluna mensup bir Ensar sahâbîsidir; annesi Halîme bint Mes'ûd b. Sinân'dır. Bedir Gazvesi'nde (h. 2 / m. 624) yaşının küçüklüğü sebebiyle geri çevrildi; ertesi yıl Uhud'da (h. 3 / m. 625) babasının onun ok atmadaki mahâretini anlatması üzerine Hz. Peygamber savaşa katılmasına izin verdi. Bundan sonraki bütün seferlerde bulundu.
Bir süre çölde yaşadıktan sonra Medine'ye yerleşti ve kavminin reisi oldu. Fıkıh bilen sahâbîler arasında sayılır; özellikle muhâbere ve müzâraa denilen ziraat ortakçılığı meselelerindeki rivayetleriyle tanınır. Bu konuda naklettiği hadisler, sonraki dönemlerde arazi kiralama ve ortakçılık tartışmalarının temel dayanaklarından biri olmuştur. Hadisleri yazdığı, hatta deri üzerine kayıt tuttuğu bildirilmektedir.
Kendisinden oğullarının yanı sıra Saîd b. Müseyyeb ve Atâ b. Ebû Rebâh gibi tanınmış tâbiîler rivayette bulundu. Hicretin 73. yılında (m. 692) Medine'de seksen altı yaşında vefat etti; cenaze namazını Abdullah b. Ömer kıldırdı. Bazı kaynaklar ölüm yılını 74 olarak kaydeder.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Râfi' bin Hadîc (r.a.) şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte akşam namazını kılardık. Birimiz namazdan çıktıktan sonra (attığı) ok'un nereye düştüğünü görecek kadar, gün aydınlık olurdu."
Rafi' bin Hadic r.a. şöyle anlatır: Medine halkının çoğunluğunu teşkil edecek şekilde biz, ziraatle uğraşıyorduk. Arazinin, belirli bir kısmının ürünü mal sahibinin olacak şekilde tarlamızı kiraya verirdik. Bazen mal sahibine tahsis edilen kısma afet gelir, diğer taraf sağlam kalır bazen de tersi olurdu. Bize böyle bir işlemi yapmak yasaklandı. Altın ve gümüş mü? O gün altın, gümüş (ile kiraya verme şeklinde bir muamele) yoktu.
Rafi' r.a. şöyle anlatır: Biz, Medine'de en çok tarlası bulunan kimselerdik. İçimizden biri arazisini kiraya verirken, "Bu bölüm benim, şu bölüm senin" derdi. Belki bir taraf ürün verir, diğer taraf vermezdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu uygulamayı yasaklamıştır.
Rafi' İbn Hadlc ve Sehl İbn Ebi Hasme r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını yasaklamıştır. Ancak ariyye uygulamasında bulunanlara bu konuda izin vermiştir.
Rafi' İbn Hadlc ve Sehl İbn Ebi Hasme r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını yasaklamıştır. Ancak ariyye uygulamasında bulunanlara bu konuda izin vermiştir.
Rafi' İbn Hadic r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le birlikte ikindi namazını kılardık. Sonra bir deve keserdik. On pay'a bölünürdü ve güneş batmadan önce pişmiş et yerdik.
Abaye İbn Rifaa İbn Rafi' İbn Hadlc, dedesinden şöyle rivayet etmiştir: Zu'l-huleyfe'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Ashab iyice acıkmıştı. Düşmandan ganimet olarak bir deve ve koyun sürüsü aldılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem topluluğun en arkasında bulunuyordu. Acele edip onları kesmeye başladılar ve kazanları kurdular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kazanların dökülmesini emretti. Sonra aralarında paylaştırdı ve on koyunu bir deveye eşit tuttu. Sonra develerden biri kaçtı. Onun peşinden koştular ama yetişemediler. Ordu da az sayıda atlı vardı. İçlerinden biri bir ok attı ve Allah deveyi durdurdu. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu hayvanların yabani hayvanlar gibi kaçanları vardır. Hayvanınız kaçıp, yakalayamadığınız zaman ona böyle yapın" buyurdu. Dedem "Yarın düşmanı bekliyoruz -veya düşmanla karşılaşmaktan endişe ediyoruz-, yanımızda bıçak da yok. Kamışla boğazlasak olmaz mı?" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kan akıtan bir şey olduktan ve kesilirken Allah'ın adı anıldıktan sonra ondan yiyebilirsiniz. Ancak diş ve tırnak olmaz. Size bunlarla niye olmayacağını da söyleyeyim: Diş kemiktir; tırnak ise Habeş/ilerin bıçağ/dır" buyurdu. Tekrar: 2507, 3075, 5498, 5503, 5506, 5509, 5543, 5544 Not: Bu hadis, Zebaih bölümünde 5498. hadiste açıklanacaktır inşaallah.!
Abaye İbn Rifaa, dedesi Rafi' İbn Hadic r.a.'den rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Zülhuleyfe'de idik. Ganimet olarak bir deve ve koyun sürüsü elde ettik. Topluluk acele etti ve hemen kazanları kurdular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelip kazanları döktürdü. Sonra on koyunu bir deveye denk kabul ederek ganimeti pay etti. Sonra develerden biri kaçtı. Aramızda az sayıda atlı vardı. Onlardan biri kaçan deveyi bir ok atarak durdurdu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Bu hayvanların da yabani hayvanlar gibi kaçanları vardır. Yakalayamadıklarınıza işte böyle yapın" buyurdu. . i Dedem (Rafi' Ibn Hadic) "Ey Allah'ın Resulü! Yarın düşmanı bekliyoruz -ve- ya düşmanla karşılaşmaktan endişe ediyoruz-, yanımızda bıçak da yok. Kamışla boğazlasak olmaz mı?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Bunu çok hızlı yapman gerekir. Hayvanın kanını akıtan kesici bir şeyolduktan ve Allah'ın adı anıldıktan sonra ondan yiyebilirsiniz. Ancak diş ve tırnakla olmaz. Ben size bunun sebebini açıklayayım: Diş bir kemiktir. Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır" buyurdu.
Rafi İbn Hadlc r.a.'den nakledilmiştir: Medineli Müslümanlar içinde en çok bizim tarlamız vardı ve biz, tarlalarımızı kiraya verirdik. (Kimilerimiz tarlasını kiraya verirken "Şurası sana aittir, burası bana aittir" diye şart koşardı ama bazen tarlanın bir kısmı ürün verirken kalan kısmı ürün vermeyebiliyordu. Böyle yapmamız yasaklandı. Ama gümüş karşılığı kiraya vermemiz yasaklanmadı. Not: Parantez içindeki ifade hadisin diğer rivayetlerinden alınmıştır.
Rafi' İbn Hadic şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: 'Hararet, adeta cehennemin fokurdamasından ileri gelir. Su ile bu harareti giderip serinlemeye çalışın!' buyurduğunu işittim,"
Abaye b. Rifaa b. Rafi'den, o dedesi Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Zülhuleyfe'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. İnsanlar açlık musibeti ile karşı karşıya kaldılar. Biz de bir miktar deve ve koyun ele geçirdik. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de orduların arka taraflarında idi.- Ellerini çabuk tutarak tencereleri ocakların üzerine koydular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların yanına gelip emir vererek tencereler baş aşağı edildi. Daha sonra ganimetIeri paylaştırdı. On koyunu bir deveye denk kabul etti. Develerden birisi kaçtı. Gazada bulunanlar arasındaki at sayısı pek azdı. Devenin arkasından koştular, koşanları oldukça yordu. Bir adam ona bir ok atıverdi. Allah da o devenin ilerlemesini engelledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şöyle buyurdu: Şüphesiz bu evcil hayvanların da vahşi hayvanların kaçışları gibi bir kaçışları vardır. Bunlar arasından elinizden kaçıp kurtulan olursa onlara bunun yaptığı gibi yapınız. Abaye dedi ki: Dedem dedi ki: Şüphesiz biz yarın düşman ile karşılaşacağımızı ümit ediyoruz -ya da onlarla karşılaşmaktan endişeleniyoruz.- Beraberimizde bıçaklar da bulunmamaktadır. Bu durumda kamışlarla hayvan kesebilir miyiz? Allah Rasulü şöyle buyurdu: Kanı akıtan (aletlerle kesilen) ve üzerine Allah 'ın adı anılmış bulunanları yiyiniz. Ama diş ve tırnak ile (kesilen) değiL. Size buna dair haberi vereyim: Diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır."
Abaye b. Rifaa'dan rivayete göre; "O, dedesinden: Ey Allah'ın Resulü, bıçaklanmız yoktur, dediğini nakletmiştir. Allah Resulü: Kanı bolca akıtan ve üzerine Allah'ın adı anılan olursa ye! Ama tırnak ve diş müstesnadır. Çünkü tırnak Habeşlilerin bıçağıdır, diş ise bir kemiktir. Bu arada bir deve de kaçmıştı. Onu (birisinin attığı bir ok) alıkoymuştu. Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurdu: Şüphesiz bu develerin de yabani hayvanlar gibi ürküp yabanileştikleri olur. Onlardan bu şekilde elinizden kaçıp kurtulanlar olup yakalayamayacak olursanız ona bumin gibi yapınız."
Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Diş ve tırnak ile olması müstesna, kanı akıtan her bir şey ile kesileni yiyebilirsin, diye buyurdu."
Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, yarın biz düşman ile karşılaşacağız. Beraberimizde de bıçaklarımız yok, dedim. O şöyle buyurdu: Acele et, elini çabuk tut -yahut: Güzelce kes-, kanı bolca akıtan (şey) ile kes, Allah'ın adını an ve ye! Ama diş ve tırnak ile kesme. Sana bunun sebebini anlatayım. Çünkü diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır. Ayrıca bizler ganimet olarak deve ve koyun ele geçirmiştik. Bu ganimetIerden bir deve ürküp kaçtı. Bir adam ona bir ok atarak kaçışını engelledi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz bu develerin de vahşi hayvanların ürküp kaçışları gibi bir kaçışları vardır. Bunlardan herhangi birisi elinizden kaçacak olursa ve siz onu yakalamakta acze düşerseniz, ona da buna yapıldığı gibi yapınız, diye buyurdu."
Abaye b. Rifaa'dan, o babasından, o da dedesi Rafı' b. Hadic'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Yarın biz düşmanla karşılaşacağız. Beraberimizde de bıçak yok, dedim. O: Kanı bolca akıtan (şeyle) ve üzerine Allah'ın adı anılarak kesileni yiyiniz; Elverir ki diş ya da tırnak olmasın. Size bunun açıklamasını yapayım: Diş bir kemiktir. Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır. Askerler arasında önden gidenler bir kısım ganimetler elde ettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de askerlerin geridekalanları arasında idi. Önden gidenler tencereleri ocaklara koymuşlardı. Allah Resulü ise tencerelerin ters çevrilip dökülmesini emir buyurdu ve tencereler döküldü. Aralarında ganimeti taksim etti. Bir deveyi on koyuna denk saydı. Daha sonra bu develerden ordunun ön taraflarında bulunanlar arasında olan bir deve kaçtı; Beraberlerinde atları yoktu. Bir adam ona bir ok attı. Böylece yüce Allah o deveyi hareket etmekten alıkoydu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine: Bu hayvanların bazen vahşi hayvanlar gibi ürküp kaçışları olur. Onlardan bu şekilde yapanlarına siz de bunun gibisini yapınız, buyurdu."
Abaye b. Rifaa'dan, o dedesi Rafi' b. Hadic r.a.'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Bir seferde iken develerden bir deve ürküp kaçtı. (Rafi') dedi ki: Bir adam ona bir ok atarak deveyi hareketsiz hale soktu. Rafi' dedi ki: Sonra Rasulullah: Şüphesiz bunların da vahşi hayvanların ürküp kaçmaları gibi bir kaçışları vardır. Bunlardan elinizden kaçıpkurtulan olursa siz de ona bunun gibi yapınız, diye buyurdu. Rafi' dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü, bizler gazalarda ve yolculuklarda bulunuyoruz. Hayvan boğazlamak istiyoruz, ama bıçak bulamıyoruz (ne yapalım), diye sordu. O: Uzerine Allah'ın adı anılmış ve kanı bolca akıtan şey ile kesilmiş olanı ye. Ancak diş ile tırnak müstesnadır. Çünkü diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır, diye buyurdu."
Rafi' b. Hadic de dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Humma, cehennem ateşi alevinin sıcağındandır. Bu sebeple onu su ile soğutunuz."