Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize İbni Nûmeyr ile Hafs ve Vekî', Hişâm'dan, o da babasından, o da Aişe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den îbni Uyeyne'nin, Zührî'den onun da Enes'den rivayet ettiği hadis gibi de rivayette bulundu. Ki o Hadis 557 / 64 tür ve şöyledir: Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Akşam yemeği hazır olurda namaza da ikaamet getirilirse evvelâ yemeği yiyiniz!» İzah 560 ta.
Bize îbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) : Bize Babam rivâyet etti. H- Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe'de rivayet etti. Lâfız onundur (Dediki) : Bize Usâme rivayet etti. İkisi de Dedilerki: Bize Ubeydullah Nafi'den, o da îbni Ömer'den naklen rivayet etti. îbni Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu A leyhi ve Sellem) : «Birinizin akşam yemeği konduğu vakit namaza da ikaamet olunur» akşam yemeğinden işe başlayın! Onu bitirmedikçe sakın acele etmesin! buyurdular.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Numeyr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. Dediki: Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da îbni Ömer'den naklen rivayet etti kî, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Herkim, bu sebzeden yerse kokusu gidinceye kadar sakın bizim mescidirimize yaklaşmasın!» buyurmuşlar. Ve bununla sarımsağı kasdetmişler.
(Bana Ebü't - Tâhir ile Harmele rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi. ki): Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan naklen haber verdi. ki: Bana Ata' b. Ebî Rebâh rivâyet etti ki Câbir b. Abdillâh Şöyle dedi: (Harmele'nin rivâyetinde: Zü'metti.) tâbiri vardır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): kim sarımsak veya soğan yediyse bizden yahut bizim mescidimizden ırak olsun! Evinde otursun!» buyurdular. da varki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e içinde bakla nev'inden sebzeler bulunan bir tabak getirildi. Efendimiz sebzelerin kokusunu duyarak (Bunların ne olduğunu) sordu. Müteakiben sebzelerin içinde bakla nevileri olduğunu kendisine haber verdiler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları ashabından birine, yaklaştırmalarını söyledi. Fakat o da tabağı görünce sebzeleri yemek istemedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): ye! Çünkü ben senin münâcaat etmediğinle munâcaatda bulunurum.» buyurdular
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize İsmail b. Uleyye, Saîd b. Ebî Arûbe'den naklen rivayet etti. H. Bize Ziiheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim de ikisi birden Şebâbe'tü'bnü Sevvâr'dan rivayet ettiler. Demişki: Bize Şu'be rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Katâde'den bu isnâdla bu hadîs'in mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Veki', Ebu Sinan'dan, o da Alkametü'bnü Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdığı vakit bir adam ayağa kalkarak: «Kırmızı deveyi bulan yok mu?» demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) : «Bulamayasın! Çünkü bu mescidler neye yarayacaksa ancak onun için yapılmışlardır.» buyurmuş.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye rivayet etti. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti. (Dediki) : Bize Hafs ile Ebu Muâviye, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Âlkame'den, o da AbdulIah'dan naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki secde-i sehvi selâm ve kelâmdan sonra yapmış.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize İsmail b. İbrâhîm, Hâlid'den, o da Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l-Mühelleb'den, o da İmrân b; Husayn'dan naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi kıldırmış ve üç rek'âtda selâm vermiş. Sonra evine girmiş. Arkasından Hırbâk denilen ve ellerinde bir parça uzunluk bulunan bir adam kalkarak ona varmış ve: »Yâ Resûlallah!» diyerek yaptığını kendisine anlatmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde cübbesini sürükleyerek dışarıya çıkmış ve cemaatın yanına gelerek: «Bu doğru mu söyledi?» demiş. Ashâb: — Evet! Cevâbını vermişler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir rek'ât daha kılmış; sonra selam vermiş; sonra iki secde yapmış; sonra selam vermiş.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b, Bişr rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Çok defa Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân'ı okur. Secde âyetine tesadüf ettiği zaman bize de secde ettirirdi. Biz onun yanına o kadar üşüşürdük ki namazda olmadığı hâlde birimiz secde edecek yer bulamazdı.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrûn Nâkıd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Eyyûb b. Musa'dan, o da Ata' b. Mîna'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre: «Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde înşikâk ve Alâk sûrelerinde secde ettik, demiş.
Bize Kuteybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Leys, Îbni Aclân'dan rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ebu Hâlid El - Ahmar, îbni Aclân'dan, o da Âmir b. Abdillah b. Zübeyr'den, o da babasından naklen rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhud duasını okumak için oturduğu vakit sağ elini sağ uyluğunun üzerine, sol elini de sol uyluğunun üzerine koyar şehâdet parmağı ile işaret ederdi. Baş parmağını da orta parmağı üzerine koyardı. Sol ovucunu dizinin üzerine sarkıtırdı.
{….} Bize Muhammed b. Abbâd ile Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân, Ebu'z-Zinâd'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisin mislini rivayet etti
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, Asım'dan, o da Abdullah b. Hâris'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selam verdiği vakit ancak Allahumme ente selam ve minke selam tebarekte ze'l-Celali ve'l-İkram diyecek kadar otururdu.» İbni Numeyrin rivayetinde ya ze'l-Celali ve'l ikram ibâresi vardır.
Bize bu hadisi Ebu Bekir b. Ebî Şeyhe ile Ebu Kureyb ve Ahmed b. Sinan da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye A'meş'ten o da El-Müseyyeb b. Râfi'den, o da Mugîratü'bnü Şu'be'nin âzadlısı Verrâd'dan, o da Mugîre'den, o da Nebi (Sallallahu Akyhi ve Sellem)'den naklen yukarki hadîsin mislini rivayet etti. Ebu Bekir ile Ebu Kureyb kendi rivayetlerinde şöyle dediler: «Verrâd, Mugîra o mektubu bana yazdırdı. Onu Muâviye'ye, ben yazdım; dedi.»
Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdetü'bnü Süleyman, Hişâm b. Urve'den, o da azadlıları Ebu'z-Zübeyr'den naklen rivayet ettiki: Abdullah b. Zübeyr her namazın sonunda tehlîl getirirmiş. Ebu'z-Zübeyr hadisi İbnİ Numeyr hadîsi tarzında rivayet etmiş; sonunda: — «Sonra ibni Zübeyr diyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her namazın sonunda bu dualarla tehlîl yapardı.» demiştir.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Cafer İbni Ziyâd da rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni îbni Sa'd) Zührî'den, o da Saîd ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Demişki. Bana Ebu Selemetü'bnü Abdirrahmân haber verdiki, Ebu Hureyre şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin, yürüyerek gelin! Sükûneti iltizâm edin, yetişebildiğiniz kadarını (İmamla) kılın; yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayın!» buyururken işitdim.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrû'n-Nakid ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Uyeyne rivayet etti. H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbnü'l-Mübarek, Ma'mer ile Evzâî, Mâlik b. Enes ve Yûnus'dan naklen haber verdi. H. Bize İbni Numeyr dahi rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize îbnü'I-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahhâb rivayet, etti. Bunlar topdan Ubeydullah'dan ve hepsi Zührî'den, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Yahyâ*nın, Mâlik'den rivayet ettiği hadis gibi rivayet de bulunmuşlardır. Hiç birinin rivayetinde: «İmamla birlikde» kaydı yokdur. Ubeydullah'ın hadisinde: «Namazın bütününe yetişti demekdir,» buyurdu kaydı vardır.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrii'n-Nâkıd rivayet ettiler. Amr Dediki: Bize Süfyân, Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe demişki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi güneş benim hücremde görünmekde iken henüz gölge dönmeden kılardı.» Ebu Bekir: «Henüz gölge yayılmadan.» dedi.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Vekî' Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi güneş benim odama vurmakda iken kılardı.»
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu Amir El-Akadî rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Ebi Bükeyr rivayet etti. (Ebu Âmir ile Yahya'nın) ikisi de bu hadîsi Şu'be'den bu isnâdla rivayet etmişlerdir. Her ikisinin rivayetinde: «Şu'be Dediki: Katâde bunu bir defa ref etti1; iki defa ref etmedi.» ifâdesi de vardır.
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Vekî', Bedir b. Osman'dan, o da Ebu Bekir b. Ebî Musa'dan naklen rivayet etti. Bedir, Ebu Bekir'i, babasından naklen: «Bir zât Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek, ona namaz vakitlerini sordu...» derken işitmiş. Ve hadîsi İbni Numeyr hadîsi gibi rivayet etmiş. Şu kadar var ki, o: «İkinci gün akşam namazını şafak kaybolmadan kıldı.» demiş. Bu rivayetler dahî, namaz vakitlerinin evvel ve âhirlerini bildirmektedirler. İzah Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in, kendisine bir şey sorulduğu zaman dâima cevap verdiği malûm iken, burada namaz vakitlerini soran zâta cevap vermemesi, lâfzan değil, filen cevap vermek istediği içindir. Nitekim soran zât'a: «Bizimle birlikte namazda hazır bulun!» buyurmuş; bununla: «Sana namaz vakitlerini bilfiil beyân edeyim de iyi belle!» demek istemişdir. Büreyde hadisi ile, Ebu Mûsâ hadislerinde bahsedilen suâl, cevap hâdisesinin bir hâdise olması ihtimâli vardır. Eğer 612 nolu Hadis'i okumadı iseniz okuyun ve izahınıda inceleyin!
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'I-Ahvas, Sellâm b. Süleym, Ebu îshâk'dan, o da Saîd b. Vehb'den, o da Habbâb'dan naklen rivayet etti, Habbâb: «Sıcak kumların üzerinde namaz kılmanın meşakkatinden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyet ettik. Ama bizim şikâyetimizi kabul buyurmadi.» demiş.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n - Nâkıd da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân, Zührî'den. o da Sâlim'den, o da babasından rivayet etti. Amr: «Hadisi tebliğ ediyordu.» dedi. Ebu Bekir ise: «Onu ref etti.» tâbirini kullandı.
Bize Ebu Bekir b. Eb! Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Üsame, Hişâm'dan, o da Muhammed'den, o da Abide'den o da Aliy'den naklen rivayet etti. Aliy şöyle demiş: Ahzab harbinin yapıldığı gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Küffâr hakkında) : «Bizi tâ güneş kavuşuncaya kadar orta namazdan nasıl meşgul ve men' ettilerse, Allah da onlann kabirlerini ve evlerini ateşle doldursun!» buyurdular.
Bize bu hadisi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Vekî’, Şu'be'den, o da Hakem'den, o da Yahya b. El-Cezzar'dan, o da Aliy'den naklen rivayet etti. H. Bize bu hadîsi UbeyduIIah b. Muaz dahi rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den, o da Yahya'dan naklen rivayet etti. Yahya, Ali'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ahzâb günü hendeğin geçitlerinden bir geçit üzerinde otururken: «Tâ güneş kavuşuncaya kadar, bizi orta namazdan alıkoydular. Allah, onların kabirlerini ve evlerini -yahut kabirlerini ve karınlarını- ateşle doldursun!» buyurdular.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Müslim b. Subeyh'den, o da Şüteyr b, Şekel'den, o da Aliy'den naklen rivayet etti. Aliy şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ahzâb günü: «Bizi orta namazdan, İkindi namazından alıkoydular. Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun!» buyurdu, sonra ikindiyi iki İşâ' (yâni) akşam ile yatsı arasında kıldı.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile İshâk b, İbrahlm rivayet ettiler. Ebu Bekir (Bize rivayet etti) tâbirini kullandı. İshâk ise: Bize Veki, Ali b. Mübârek'den, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den naklen bu isnâdda, bu hadîsin mislini haber verdi; dedi. İzah Bu hadîsi Buhar! «Mevâkîtü's - Salât» ile «Salâtül-Havf» bahislerinde; Tirmizi ile Nesâî de «Kitâbu's-Salât» da tahric etmişlerdir. Aynînin beyânına göre, Hz. Ömerin küffâr'a sövmesi hendek kazmakla meşgul olurken, ikindi namazını geciktirdikleri, buna da küffâr sebeb oldukları içindir. «Kâde» fi'linin ma'nâsı hakkında, ulemâ muhtelif mutâlealar beyân etmişlerdir. Aynî bu nmtâleaları sadra şifâ görmeyerek mes'eleyi şöyle tahkik ve hulâsa etmişdir: «Kâde fiilinin üzerine nefiy edatı girerse, ifâde edeceği ma'nâ hususunda üç mezheb vardır. 1) Kâde, diğer fiiller gibi başında nefiy edatı bulunmadan kullanlırsa isbât ma'nâsı ifâde eder. Başında nefiy edatı bulunursa ma'nâsı da menfî olur. Çünkü «Zeyd az daha kalkıyordu.» cümlesinin ma'nâsı, kalkmayı değil, onun yakın olduğunu anlatmakdır. 2) Kâde fiilinin başında nefiy edatı bulunursa isbât ma'nâsı ifâde eder. 3) Kâde'nin başında nefiy edatı bulunduğu zaman fiilin mâzî veya müstakbel olması nazar-ı dikkate alınır. Eğer mâzî ise isbat ma'nâsı ifade eder. Müstakbel olarak kullanılmışsa sâir fiiller hükmündedir. Aynî bu ciheti hülâsa ettikten sonra şu hükme varıyor: «Bu üç kavlin içersinde esah olan, birincisidir. îbni Hâcib bunu nassaiı bildirmişdir. Mes'ele böylece anlaşıldıkdan sonra şunu da bilmeli ki burada Kâde'nin başında nefiy edatı vardır. Binâenaleyh ma'nâsı, nefiy yâni namazın yakınlığını nefiy olmuşdur. Namazın yakınlığı nefiy edilince, namazın nefiy edileceği evleviyyet tarîki ile sabit olur...» Aynî 'nin bu izahından anlaşılıyor ki, Hz. Ömer güneş kavuşuncaya kadar ikindiyi kılamamış; onu kazaya bırakmışdır. Ulemâdan bâzıları buradaki Kâde fi'linden Hz. Ömer'in güneş kavuşmaya yakın ikindiyi kıldığı ma'nâsını anlamışlardır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yemin ederek: «Vallahi onu ben de kılmadım» buyurması, Ömer (Radiyallahû anh) ikindiyi kazaya bırakmıştır diyenlerin sözünü te'yîd eder. Çünkü bununla Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) son derece üzgün bulunan Hz. Ömer'in gönlünü almak istemişdi. «Buthân», Medine'de bir vadidir. Bu kelimeyi «Batıhân» şeklinde okuyanlar da olmuşdur. Hattâ lisan uleması Buthân okunmasını caiz görmemişlerdir. Hz. Ömer'in: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi güneş battıkdan sonra kıldı; arkasından da akşam namazını kıldı.» sözünün zahiri, bu namazları cemaatla kıldığını göstermektedir.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdullah b. Numeyr ile Ebu Usâme ve Veki' bu isnâdla rivayet ettiler. (Bu rivayetde) : «Bakın buraya! Hiç şüphe yok ki sizler Rabbinize arz olunacak ve onu şu ay'ı! gördüğünüz gibi göreceksiniz» buyurdu. Ve: «Sonra okudu.» demiş. Cerîr'i dememişdir. 634 üde okuyun!
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb ve İshâk b. İbrahim hep beraber Vekî'den rivayet ettiler. Ebu Kureyb Dediki: Bize Veki, İbni Ebî Hâlid ile Mis'ar'dan ve Bahterî b. Muhtâr'dan naklen rivayet etti. Onlar da Ebu Bekir b. Umârate'bni Rueybe'den, o da babasından naklen dinlemişler. Demişki: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan yâni sabah namazı ile ikindiyi edâ eden bir kimse asla cehenneme girmîyecekdirl» Bunun üzerine Basralılardan bir zât Rueybe'ye: — Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den sen mi işittin? diye sormuş. Rueybe: — Evet! cevâbını vermiş. Soran zât: — Ben de şehâdet ederim ki onu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, ben de dinledim. Onu kulaklarım dinledi; kalbimde belledi... demiş.