Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr tahdis etti. Bize Muhammed b. Bişr tahdis etti. Bize Ebu Hayyan et-Teymi bu isnad ile aynısını tahdis etti. Şu kadar var ki o, rivayetinde "erne kocasını doğurursa" demiştir ki (erne lafzından) kastı cariyelerdir. 97 numaralı hadisin kaynakları ile aynı
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr ile Abdullah b. Numeyr rivayet attiler. Dediler ki: Bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bir adam kardeşini tekfir edecek olursa ikisinden birisi onunla döner" buyurdu.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Muhammed b. Abdullah b. Numeyr tahdis etti. -Her ikisi de hadisin anlatımında ittifak etmekle birlikte onlardan birisi bazen bir harften sonra bir başka harf ilave ederek- dediler ki: Bize Muhammed b. Bişr tahdis etti, bize Ebu Hayyan, Ebu Zur'a'dan tahdis etti. O Ebu Hureyre' den şöyle dediğini nakletti: Bir gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir miktar et getirildi. Kol kısmı ona takdim edildi. O kolu severdi. Ondan bir lokma alıp şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde insanların efendisi benim. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz? Allah kıyamet gününde öncekileri de, sonrakileri de düz bir yerde toplayacak. Davetçi onlara seslerini işittirecek, göz onları görebilecek. Güneş de oldukça yaklaşacak. İnsanlar güçleri yetmeyecek ve tahammül edemeyecekleri kadar gam ve kedere boğulacaklar. İnsanların bir kısmı diğerine: Ne hale geldiğimizi görmez misiniz? Bu sıkıntılarınızın nereye kadar ulaştığını görmüyor musunuz? Rabbiniz nezdinde sizin için şefaatte kim bulunabilir diye bakmayacak mısınız, diyecekler. Yine insanların bir kısmı bir diğerine: Adem'in yanına gidiniz, diyecek. Bunun üzerine Adem'e gidip ona: Ey Adem, sen insanların babasısın. Allah seni eliyle yarattı, sana ruhundan üfledi, meleklere emir verdi, onlar da sana secde ettiler. Bizim için Rabbinin nezdinde şefaat et, içinde bulunduğumuz bu hali görmüyor musun? Sıkıntımızın ne dereceye vardığını görmüyor musun, diyecekler. Adem: Şüphesiz bugün Rabbim öyle bir gazap etmiş ki, bugünden önce böyle gazap etmediği gibi, bundan sonra da bu şekilde gazap etmeyecektir. Hem o bana o ağaca yaklaşmamı yasakladı, ben ona baş kaldırdım. Canımı kurtarmaya bakıyorum, canımı! (Nefsi, Nefsi) Benden başkasının yanına gidin, Nuh'a gidin, diyecek. Onlar da Nuh'un yanına gidip: Ey Nuh, sen yeryüzüne gönderilen ilk Resulsün, Allah senden çok şükreden bir kul, diye söz etti. Rabbinin nezdinde bizim için şefaat et. İçinde bulunduğumuz bu hali görmez misin? Sıkıntımızın ne dereceye vardığını görmüyor musun, diyecekler. Nuh onlara: Bugün Rabbim öyle bir gazap etmiş ki bundan önce onun gibi gazap etmediği gibi, bundan sonra da böyle gazap etmeyecektir. Benim bir dua etme hakkım vardı. Onu kullanıp, kavmime beddua ettim. Canımı kurtarmak istiyorum, canımı! (Nefsi, Nefsi!) Siz İbrahim (aleyhisselam)'a gidin, diyecek. Onlar da İbrahim'e gidip: Sen Allah'ın nebisi ve yeryüzü halkı arasında onun halilisin. Rabbinin nezdinde bizim için şefaat et. İçinde bulunduğumuz bu hali görmez misin? Sıkıntımızın ulaştığı dereceyi görmez misin diyecekler. İbrahim kendilerine: Bugün Rabbim öyle bir gazap etmiş ki bundan önce onun gibi gazap etmemiş, bundan sonra da bu şekilde gazap etmeyecektir deyip, söylediği yalanları sözkonusu edecek (ve) nefsimi kurtarayım nefsimi! (Nefsi, Nefsi!) Siz benden başkasına gidin, Musa'ya gidin, diyecek. Onlar da Musa'ya (aleyhisselam) gidecekler ve: Ey Musa, sen Allah'ın Resulüsün, Allah risaletleri ile ve seninle konuşmasıyla seni insanlardan üstün tuttu. Rabbinin nezdinde bizim için şefaat et. İçinde bulunduğumuz bu hali görmez misin? (3/24a) Sıkıntımızın ulaştığı dereceyi görmez misin, diyecekler. Musa (aleyhisselam) onlara: Bugün Rabbim öyle bir gazap etmiş ki, bundan önce onun gibi gazap etmemiştir, bundan sonra da böyle bir gazap etmeyecektir. Hem ben öldürmekle emrolunmadığım bir canı öldürmüştüm. Nefsimi kurtarmaya bakıyorum, nefsimi! (Nefsi, Nefsi!) Siz İsa (aleyhisselam)'a gidin, diyecek. Onlar da İsa'ya gidip: Ey İsa, sen Allah'ın rasuıüsün. Beşikte iken insanlarla konuşmuştun. Allah'ın Meryem'e bıraktığı, ondan bir kelime ve onun ruhundansın. Rabbinin huzurunda bizim için şefaat et, içinde bulunduğumuz bu hali görmez misin? Sıkıntımızın nereye ulaştığını görmez misin, diyecekler. İsa (aleyhisselam) onlara: Şüphesiz bugün Rabbim öyle bir gazap etmiş ki bundan önce böyle gazap etmemiştir, bundan sonra da böyle gazap etmeyecektir diyecek ve herhangi bir günahını sözkonusu etmeyip, nefsimi kurtarayım, nefsimi! (Nefsi, Nefsi !) Benden başkasına gidin. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gidin, (diye ekleyecek). Bunun üzerine benim yanıma gelerek: Ey Muhammed, sen Allah'ın Resulü, nebilerin sonuncususun. Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır. Rabbinin nezdinde bizim için şefaat eyle. (3/24b) İçinde bulunduğumuz bu hali görmez misin? Sıkıntımızın nereye kadar ulaştığını görmez misin, diyecekler. Bunun üzerine ben de kalkıp, Arşın altına gelip, Rabbim için secdeye kapanacağım. Sonra Allah benden önce hiçbir kimseye ilham etmediği, pek güzel hamd ve senalarda bulunmayı ilham edecek, sonra da: Ey Muhammed, başını kaldır, dile, dilediğin sana verilecek, şefaat et, şefaatin kabulolunacak buyurulacak, ben de başımı kaldırıp, Rabbim ümmetimi (isterim) ümmetimi, diyeceğim. Bana: Ey Muhammed, ümmetinden hesaba çekilmeyecek olan kimseleri cennet kapılarından sağdaki kapıdan girdir. Ayrıca onlar bunun dışındaki diğer kapılarda da, sair insanlarla da ortak olacaklar. Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki, cennet kapılarının iki kanadı arasındaki mesafe Mekke ile Hecer -yahut Mekke ile Busra- arası kadardır. "
Bize Ebu Kureyb b. Ala tahdis etti. Bize İbn Bişr, Mis'ar'den tahdis etti. O Mikdad b. Şureyh'den, o babasından şöyle dediğini nakletti: Aişe'ye: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) evine girdiği zaman ilk olarak ne yapardı, diye sordum. O: Misvak kullanırdı, dedi.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Bişr el-Abdî rivayet etti. (Dediki) Bize Ubeydullah b. Ömer, Muhammed b. Yahya b. Habban'dan, o da amcası Vasi' b. Habban'dan o da İbnî Ömerden naklen rivayet etti. İbni Ömer şöyle demiş: «Kız kardeşim Hafsa'nın evinin üstüne çıktım, ve ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Şam'ı önüne, kıbleyi de arkasına alarak kaza-i hacete oturduğunu gördüm
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Muhammed b. Bişr, Amr b. Meymun'dan şöyle dediğini tahdis etti: Süleyman b. Yesar'a bir adamın elbisesine isabet eden meni hakkında onu mu yıkar yoksa elbiseyi mi yıkar, diye sordum. O: Aişe'nin bana haber verdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) meniyi yıkar, sonra o elbise üzerinde olduğu halde -ve ben elbisesinde yıkamanın izini görüyorken- namaza çıkardı.
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti dediki, Bize Ebu Usame rivayet etti, H. Bize Ebu Kureyb'de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame ile İbni Bişr, Hişam'dan o da babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti ki; Aişe kızkardeşi Esma'dan emaneten bir gerdanlık .almış bu gerdanlık kaybolmuş da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabından bazı zevatı onu aramaya göndermiş. Namaz vakti gelince gerdanlığı arayanlar abdestsiz olarak namaz kılmışlar ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına geldikleri vakit vaziyeti kendisine şikayet etmişler. Bunun üzerine teyemmüm ayeti inmiş, Useyd b. Hudayr (Hz. Aişe'ye : (R.A.) : «Allah sana hayır ihsan eylesin. Vallahi senin başına birşey gelmemiştir ki Allah sana ondan bir mahlas ve Müslümanlara onda bir bereket halk etmesin.» demiş.
Bize Ebu Kureyb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Bişr Mis'ardan, o da Abdülmelik ile Ebu Avn'dan, onlar da Câbir b. Semura'dan yukarkilerin hadîsi mânâsında rivayette bulundu. O şunu da ziyade etti: Sa'd: «Bana namazı Bedeviler mi öğretecek?» demiş.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki) Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. Dediki: H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bana Vekî' rivayet etti. H. Bana Ebu Kureyb dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize İbni Bişr, Mis'âr'dan naklen haber verdi. Demişki: Bana Velid b. Seri, Amr b. Hureys'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i sabah namazında: «Karanlık bastığı zaman geceye yemîn ederimi» [ Tekvir 17 ] âyeti kerimesinin bulunduğu sureyi okurken işitmiş. İzah’ı 463 te.
Bize Ebu Bekir b. Eb! Şeybe rivayet etti. (Dediki) :Bize Muhammed b. Bişr El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebt Arube Katâde'den, o da Mutarrif b. Abdillâh b. Şıhhîr'dan, naklen rivayet etti. Mutarrife de Aişe haber vermiş ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rüku' ve sücudunda: «Münezzehsin! Mukaddessin! Meleklerle ruhun Rabbisinl (Allah'ım dermiş.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Nümeyr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfî'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti, ki Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aneze'yi yere diker (Ebu Bekir saplar dedi.) ve ona doğru namaz kılarmış. İbni Ebi Şeybe: «Ubeydullah: Aneze harbedir dedi.» ifâdesini ziyâde etti.
Bize bu hadisi Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki) Bize ibni Bişr rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki) : Bize Vekî' rivayet etti. ibni Bişr ile Vekî'in ikisi birden Mis'ar'dan, o da Mansûr'dan bu isnâdla rivayet etmişlerdir. İbni Bişr'in rivayetinde: «Doğruyu bulmak için bunların hangisi daha lâyık olduğuna bir baksın!»; Vekî'in rivayetinde ise: «Doğruyu araştırsın!» ibareleri vardır.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b, Bişr rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Çok defa Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân'ı okur. Secde âyetine tesadüf ettiği zaman bize de secde ettirirdi. Biz onun yanına o kadar üşüşürdük ki namazda olmadığı hâlde birimiz secde edecek yer bulamazdı.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr El-Abdi rivayet etti. (Dediki): Bize Zekeriyyâ b. Ebî Zaide rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülmelik b. Umeyr, Ebu'l-Ahvas'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Abdullah; «Vallahi ben nifakı malûm münâfıkdan yahut hastadan başka hiç birimizin namazdan geri kalmadığını görmüşümdür. Hasta olan bile iki adam arasına girerek mutlaka namaza gelirdi. Gerçekden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize sünen-i hüdâyı öğretti : «Ezan okunan mescidde namaz kılmak da sönen-i hüdâdandır.» dedi.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti, (Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan rivayet etti. Ebu Bekir Dediki: Bize Muhammed b. Bişr de, Zekerıyyâ'dan rivayet etti. Bunların ikisi de Simâk'dan, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etmişlerdir ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldığı vakit güneş iyice doğuncaya kadar namazgahında otururmuş.
Bize, İbni Nümeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize, Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize, Muhammed b. Amr rivayet etti. (Dediki): Bana, Muhammed b. İbrahim, Alkametü'bnü Vakkâs'dan naklen rivayet etti, Alkame, şöyle demiş: «Âişe'ye : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturarak kıldığı iki rek'âtda nasıl yapardı?» diye sordum; Âişe : «Bunların ikisinde de okurdu. Rükû'a gitmek isteyince ayağa kalkar da öyle rükû ederdi.» dedi. İzah 732 de.
Bize, Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize, İbni Bişr, Mis'ar'dan, o da Sa'd'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Âişe'den naklen haber verdi, şöyle demiş: «Seher vaktinin sonu, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i benim evimde yahut yanımda ancak uykuda bulurdu.»
Bize, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize, Muhammedü'bnü Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Saîdü'bnü Ebî Arûbe rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde, Zürâratü'bnü Evfâ'dan, o da Sa'd b. Hjşâm'dan naklen rivayet etti. Sa'd: «Ben, Abdullah b. Abbâs'a giderek, ona vitri sordum.» diyerek hadîsi kıssası ile rivayet etmişdir. Yalnız bu hadîsde Sa'd: «Âişe, Hişâm kimdi? dedi; Ben: Âmir'in oğludur; dedim, Âişe: Âmir ne iyi adamdı. Uhut gününde vuruldu; dedi.» ibaresini söylemişdir.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', İsmail'den, o da Kays'den naklen; rivayet etti. demişkî: Abdullah b. Mes'ûd söyledi. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam'Ia, Muhammed b. Bişr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsmail, Kays'dan rivayet etti. Demişki: Ben Abdullah b. Mes'ûd'u şöyle derken şittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hasedlik ancak iki sey'de caizdir. (Birincisi); Allah, kendisine mal verip de, o malı hak uğurunda sarf etmeye muvaffak kıldığı kimse; (ikincisi) : Allah, kendisine hikmet verip de, o hikmet mucibince hükmeden ve onu başkasına da öğreten kimsedir.» buyurdular.
Bize Ebû Bekîr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammedü'bnü Bişr rivayet etti. (Dediki): Bana İsmail b. Ebî Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. îsâ, Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Ubeyyü'bnü Kâ'b haber verdiki, Kendisi mescidde oturuyormuş. Birden içeriye bir adam girmiş de n»maz kılmış ve namazda kırâeti uzun tutmuş... Râvî hadîsi, İbni Numeyr hadîsi tarzında rivayet etmişdir.
Bize Ebû Bekîr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam ile Muhammed b. Bişr rivayet ettiler. Hep birden dediler ki: Bize Hişâm, babasından, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. İbni Ömer şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Namaz kılmak için güneşin doğmasını veya batmasını araştırmayın! Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar.» buyurdular.
Bize Ebû Bekîr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam ile İbni Bişr rivayet ettiler. Hep birden dedilerki: Bize Hişâ-i, babasından, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. İbni Ömer şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) : «Güneşin kaşı göründü mü, iyice meydana çıkıncaya kadar siz namazı geciktirin. Güneşin kaşı battımı, iyice kayboluncaya kadar namazı (yine) geciktirin!» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe île İbni Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dedi ki) . Bize Zekeriyyâ rivayet etti. (Dediki): Bana Simâk b. Harb, Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte bir çok namazlar kılıyordum. Onun namazı orta, hutbesi de orta idi.» Ebû Bekr'in rivayetinde: «Zekeriyyâ Simâk'den» denilmiştir.
{….} Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (dediki). Bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebi Zaide haber verdi. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. Bu râvîlerin ikisi birden Hişâm'dan bu isnadla rivâyet etmişler, yalnız «Mescidde...» kaydını zikretmemişlerdir
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammedü'bnü Abdillâh b. Numeyr, hep birden ibni Bişr'dan rivayet ettiler. Ebû Bekir dediki: Bize Muhammedü'bnü Bişr El-Abdî Ubeydullah b. Ömer'den rivayet etti. Demişki: Bize Nafi', Abdullahdan naklen rivayet etti ki, Hafsa, Ömer'in başında ağlamış da, Ömer: — «Ağır ol, ey kızcağızım! Bilmezmisinki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Gerçekten ölü, ailesinin ona ağlaması yüzünden azâb görür? buyurmuşlardır.- demiş
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişir rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir adam gelerek: «Yâ Resûlallah! Annem ansızın öldü, vasiyet te etmedi. Öyle zannederim ki konuşmuş olsa sadaka verilmesini vasiyet ederdi. Acaba onun nâmına ben sadaka versem, anneme sevap olur mu?» demiş, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)-. —«Evet.» cevâbını vermiş.
Bize îbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, Abbâd b. Hamza'dan, o da Esmâ'dan naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine yukarıdakilerin hadîsi gibi beyânda bulunmuş.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Bişr EI-Abdi rivayet etti. (Dediki) Bize Ubeydullah b. Ömer, Ebu'z-Zînâd'dan o da A'rac'dan, o da Ebû Hureyre (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet eyledi; Ebû Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hilal’den bahsederek : «Onu gördünüzmü oruç tutun ve (yine) onu gördünüzmü bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa otuz günü sayın.» buyurdular.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki) Bize İsmâîl b. Ebî Hâlid rivayet eyledi. (Dediki) Bana Muhammed b. Sa'd, Sa'd b. Ebî Vakkaas (Radiyallahu anh) 'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: ResuluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir elini diğerine çarparak: «Ay şöyle ve şöyle olur.» buyurdu. Sonra üçüncü çarpışta bir parmak noksan bıraktı. 27 - (1086) "
Bize Muhammed b. Ebî Bekir El- Mukaddemi rivayet etti. (Dediki) Bize Yahya b. Saîd, Teymi'den naklen rivayet etti. H. Bize, bu hadisi Muhammedü'bnü'I-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki) Bize îbni Mehdî rivayet etti. (Dediki) Bize Şu*be rivayet eyledi, İbnü'l-Müsennâ (Dediki) Bize Ebû Âmir rivayet etti. (Dediki) Bize Hişâm rivayet eyledi. Yine İbnü'l-Müsennâ (Dediki) Bize Salim b. Nuh rivayet etti. (Dediki) Bize Ömer yani İbni Âmir rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) Bize Muhammedü'bnü Bişr, Saîd'den naklen rivayet eyledi Bu râvîlerin hepsi Katâde'den bu isnâdla Hemmam hadisi gibi rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki Teyraî, Ömer b. Âmir ve Hişâm rivayetlerinde : «Ramazanın onsekizinde», Saîd rivayetinde «Onikisinde», Şu'be rivayetinde ise «Onyedisinde yahut ondokuzunda ifâdeleri vardır.