Hâtim b. İsmâil

Ebû İsmâil · 8. tabaka

Vefath. 186
KünyeEbû İsmâil
Nisbeel-Medenî, el-Hârisî, el-Kûfî aslen, mevlâ
Yaşadığı yerlerKûfe, Medine
Tabaka8. tabaka
Cerh-ta'dîlsadûk, vehmi olur

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ca'd şöyle demiştir: Saib İbn Yezîd'in şöyle dediğini duydum: Teyzem beni Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e götürerek: "Ey Allah'ın Resulü! Kız kardeşimin oğlunun ayakları ağrıyor" dedi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem başını okşayarak benim için bereket duası etti. Sonra abdest aldı, onun abdsst suyundan içtim. Sonra arkasında durdum. İki kürek kemiği arasında keklik yumurtası büyüklüğünde Nübüvvet mührünü gördüm. Tekrar: 354, 3541, 5670, 6352. Diğer Tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Fedail
Urve şöyle der: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem fetih yılı Mekke'ye Keda adlı şehrin yüksek tepesinden girmiştir." Urve, her iki yerden de Mekke'ye girerdi. En çok Keda'dan girerdi. Keda evine en yakın yerdi. Ebu Abdullah şöyle demiştir: "Keda ve Küda iki yer ismidir."
Saib İbn Yezîd şöyle demiştir: Ben yedi yaşında iken bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hac yaptırıldı.
Seleme r.a.'den rivayet edilmiştir: Topluluğun azığı azaldı ve muhtaç duruma düştüler. Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelerek develerini kesmek için ondan izin istediler. Hz. Nebi de onlara izin verdi. Sonra Ömer'le karşılaştılar ve durumu ona haber verdiler. "Develerinizi kestikten sonra nasıl hayatta kalacaksınız" dedi ve Hz. Nebi'in yanına giderek "Ey Allah'ın Resulül Develerini kestikten sonra nasıl hayatta kalacaklar" dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İnsanlara seslen, yanlarında fazla olan azıklarını getirsinler" buyurdu. Bunun için yere bir sergi serildi ve azıkları onun üzerine koydular. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalkıp dua etti ve yiyecekleri bereketlendi. Sonra insanların kaplarını getirmeleri istedi ve kaplarına avuç avuç yiyecek koydu. Bu, yiyecek almadık kimse kalmayıncaya kadar devam etti. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve ben onun elçisiyim" buyurdu.
Saib bin Yezid şöyle demiştir: "Ben Talha İbn Ubeydullah, Sad, Mikdad İbnü'l-Esved ve Abdurrahman İbn Avf (r.anhum) ile birlikte bulunup sohbetlerine katıldım. Ben onlardan hiç birinin Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bir şeyler naklettiklerini duymadım. Sadece Talha, Uhud savaşında yaşadıklarını anlatmıştı."
Seleme İbnü'l-Ekva' r.a. anlatıyor: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aralarında okla atıcılık müsabakası yapan Eslem oğullarından bir grupla karşılaştı ve onlara: "Atın İsmail oğulları, şüphesiz sizin atanız İsmail de iyi bir atıcıydı. Haydi atın, ben falan oğulları ile beraberim!" Bunun üzerine yarışan takımlardan biri ok atmayı bıraktı. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ne oldu size, niye ok atmayı bıraktınız?" deyince onlar: "Nasıl atalım ki! Siz onlarla birlikte olduğunuzu söylüyorsunuz!" dediler. Bu cevap üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Haydi atın, ben sizinle hepinizle beraberim!" buyurdu." Tekrar: 3373, 3507
Seleme İbnü'l-Ekva' r.a. şöyle demiştir: "Gözünden rahatsız olan Hz. Ali, Hayber savaşı sırasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelememiş ve geride kalmıştı. Kendi kendisine: "Ben Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geride kalacağım öyle mi?" diyerek savaşa çıktı ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemi'e yetişti. Hayber'in fethedildiği günden önceki günün akşamında Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yarın sabah bu sancağı Allah'ın ve Resu/ü'nün sevdiği birisine vereceğim. Allah fethi ona müyesser kılacak." Başka bir rivayette bu ifade: "Allah'ı ve Resu/ü'nü seven birisine vereceğim" diye geçmektedir. Sabah olduğunda hasta olduğu için aramıza katılacağını hiç ummadığımız Ali çıkageldi. Askerler: "İşte Ali... " demeye başladılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de sancağı ona verdi ve Allah Teala fethi ona müyesser kıldı." Tekrar: 3702, 4209
Seleme Radiyallahu anh anlatıyor: "İnsanların azıkları iyice azalmıştı ve çok büyük bir sıkıntı içerisindeydiler. Bu yüzden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip develerini boğazlamak için izin istediler. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara izin verdi. Hz. Ömer yolda onlarla karşılaşıp olan biteni öğrenince: "Peki develerinizi kestikten sonra nasıl hayatta kalacaksınız?" dedi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına giderek: "Ey Allah 'ın Resulü, peki bu insanlar develerini kestikten sonra nasıl hayatta kalacaklar?!" diye endişesini dile getirdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Öyleyse halka seslen ve azıklarından geriye ne kaldıysa getirsinler!" buyurdu. Azıklar getirilince Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua etti ve Allah'tan bereket diledi. Sonra da herkesin kaplarını alıp gelmesini istedi. Orada bulunanlar avuç avuç kaplarını doldurdular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şehadet ederim ki, ALLAH'TAN başka İLAH yoktur ve ben ALLAH'ın Resulüyüm."
Esma' binti Ebi Bekir'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Kureyş müşriklerinin Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile anlaşma yaptığı barış döneminde müşrik olan annem beni görmeye gelmişti. Ben de Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek: "Ey Allah'ın Resulü, annem beni görme arzusuyla buralara kadar gelmiş. Onu ziyaret edebilir miyim?" diye sordum. O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: "Evet, onu ziyaret et!" buyurdu."
Seleme b. el-Ekva' r.a dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Eslem oğullarından ok atma yarışı yapan birkaç kişinin yanından geçti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ey İsmail oğulları, ok atınız. Çünkü sizin babanız da ok atıcısı idi. Haydi atınız ve ben filan oğullarıyla beraberim. (Seleme) dedi ki: Ve iki takımdan birisinin ellerini tuttu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ne oluyor size, niye atmıyorsunuz, deyince onlar: Ey Allah'ın Resulü, sen onlarla beraberken nasıl atarız, dediler. Bu sefer: Atınız, ben hepinizle beraberim, diye buyurdu."
Saib b. Yezid dedi ki: "Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Ey Allah'ın Resulü, benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, dedi. Başımı sıvazladı ve bana bereket ihsan edilmesi için dua etti. Abdest aldı, abdest suyundan içtim. Sonra da sırtının arkasında ayakta durdum. İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım."
Selerne dedi ki: "Ali r.a., Hayber'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geri kalmıştı. Gözlerinden rahatsız idi. Ben mi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geri kalacağım, dedi ve yola koyulup, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Yüce Allah'ın, ertesi sabahında fethi nasip kıldığı gecenin akşam ında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Andolsun yarın bu sancağı Allah'ın ve Resulünün kendisini sevdiği -yahut da Allah'ı ve Resulünü seven diye buyurdu- ve Allah'ın kendisine fethi nasip edeceği bir adama vereceğim -ya da bir adam alacaktır.- Bir de baktık ki -hiç o alacağını ümit etmediğimiz- Ali, işte Ali dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellern de sancağı ona verdi, Allah da ona fethi nasip erti
Abdurrahman b. Humeyd, ez-Zühri dedi ki: Ömer b. Abdu'l-Aziz'i en-Nemr'in kızkardeşinin oğlu Saib'e şunu sorarken dinledim: Mekke'de kalmak hususunda ne dinlemişsin? Dedi ki: el-Ala b. el-Hadramı'yi şöyle derken dinledim: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Muhacir için sader tavafından sonra üç gün kalmak hakkı vardır."
Muhammed b. Yusuf dedi ki: es-Saib b. Yezid'i şöyle derken dinledim: "Ben, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah, el-Mikdad ve Said (Allah onlardan razı olsun) ile birlikte arkadaşlık ettim. Onlardan birisinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den hadis naklettiğini duymadım. Ancak ben Talha'nın Uhud gününden söz ettiğini dinledim."
Yezid b. Ebi Ubeyd dedi ki: "Ben Seleme b. el-Ekva'a: Hudeybiye günü Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ne üzerine bey'at ettiniz diye sordum, o: Ölüm üzerine dedL"
Rivayet zinciri: Buhârî ← Kuteybe b. Saîd ← Hâtim b. İsmâil ← Yezîd b. Ebû Ubeyd
Seleme b. el-Ekva diyor ki: "Sabah ezanı okunmadan dışarı çıktım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sağmal develeri de zi Kared denilen yerde otluyorlardı. (Seleme) dedi ki: Abdurrahman b. Avfın bir kölesi karşıma çıktı, bana: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sağmal develeri alındı, dedi. Ben: Onları kim aldı, diye sordum. Gatafan(lılar) dedi. (Seleme) dedi ki: Üç defa, ya sabahah (sabah baskınına uğradık) diye yüksek sesle bağırdım. (Seleme devamla) dedi ki: Medine'nin iki kara taşlı ğı arasında bulunanlara sesimi işittirdim. Sonra da yüzümün doğrultusunda gittim ve nihayet onlara yetiştim. Su çekmeye koyulmuşlardı. Ben de onlara ok atmaya koyuldum. -Ben iyi ok atan birisi idim- bu arada: Ben el-Ekva"ın oğluyum. Bugün de adi heriflerin helak olacağı gündür, diyordum. Bu şekilde recez vezninde sözler söyledim, nihayet sağmal develeri ellerinden kurtardım. Ayrıca onlardan otuz tane de burde (çizgili kumaştan yapılmış elbise) selb ettim (ganimet olarak aldım). (Devamla) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile diğer insanlar gelince: Ey Allah'ın Nebisi dedim. Ben susuz oldukları halde onların su içmelerini engelledim. Derhalonların üzerlerine (asker) gönder. Allah Resulü: Ey Ekva'ın oğlu sen işi eline geçirecek olursan müsamaha göster, dedi. (Seleme) dedi ki: Sonra geri döndük. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye girinceye kadar beni terkisine bindirmişti."
Seleme b. el-Ekva' r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'e çıktık. Geceleyin yol aldık. Ordu ile birlikte bulunanlardan bir adam Amir'e: Ey Amir o şeylerinden bize dinletmez misin, dedi. Amir şair bir adamdı. Bineğinden inip askerlere nağmeli olarak şunları söylemeye koyuldu: "Allah'ım, sen olmasaydın eğer hidayet bulmazdık. Sadaka vermezdik, namaz kılmazdık Sakınmamız gereken şeyleri -canım sana feda- mağfiret buyur Düşmanla karşılaşırsak sebat ver ayaklarımıza ve bir sekinet indir üzerimize Çünkü bizler imdada çağırıldığımız vakit hemen koşarız Zaten: İmdada yetişin, feryadı ile bizleri kastettiler." Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu sürücü (ezgi söyleyen) kimdir, diye sordu. Amir b. el-Ekva'dır dediler. Allah Resulü: Allah ona rahmet etsin, dedi. Orada bulunanlardan bir adam: Ey Allah'ın Nebisi vacip oldu, keşke onunla bizi faydalandırsaydın, dedi. Hayber'e gittik, Hayberlileri muhasara ettik. İleri derecede açlıkla karşı karşıya kaldık. Daha sonra yüce Allah onlara orayı fethetmeyi nasip etti. Hayber'in fethedildiği günü akşam olunca askerler çok miktarda ateş yaktılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu ateşler de ne, diye sordu. Siz ne için bu ateşi yakıyorsunuz? Onlar: Et pişirmek için diye cevap verdiler. Ne eti pişiriyorsunuz, diye sordu. Evcil eşek etleri, diye cevap verdiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Onların (kazanların) içindekileri dökünüz ve o kapları kırınız, diye buyurdu. Bir adam: Ey Allah'ın Resulü, ya da içindekileri dökelim, kazanları yıkayalım (olmaz mı) deyince, Allah Resulü: Ya da böyle olsun, die buyurdu. Askerler (savaş için) saf tuttu. Amir'in kılıcı kısa idi. Bir yahudinin baldırına vurmak üzere kılıcını eline aldı,.Fakat kılıcının keskin tarafı geri döndü, Amir'in dizkapağının tam üstüne isabet etti ve ondan öldü. (Yezid b. Ubeyd) dedi ki: Geri döndüklerinde Seleme dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni gördü, elimdentuttu, sana' ne oluyor, dedi. Ben de ona: Babam anam sana feda olsun! Amir'in amelinin. boşa çıktığını ileri sürüyorlar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Kim söylediyse yalan söylüyor dedi. Şüphesiz onun -iki parmağını bir araya getirerek- iki ecri vardır. Çünkü o hem cahid, hem mücahid idi. Onunla (ya da orada) onun gibi yürümüş bir Arap pek azdır." Bize Kuteybe anlattı ve dedi ki: Bize Hatem şöyle anlattı: "Onda yetişmış ...
Seleme r.a. dedi ki: "Ali r.a. Hayber'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geri kalmıştı. Gözlerinde bir rahatsızlık vardı. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geri kalacağım ha deyip, arkasından yetişti. Hayber'in (sabahında) fethedileceği gecede (Allah Resulü): Andalsun yarın bu sancağı Allah'ın ve Resulünün sevdiği ve kendisine fethin nasip kılınacağı bir adama vereceğim -yahut da: Yarın bir adam bu sancağı alacak (diye buyurdu.)- Hepimiz sancağı almayı ümit ediyorduk. İşte Ali (geldi), denilince sancağı ona verdi ve fetih ona hasip oldu."
Yezid b. Ebi Ubeyd dedi ki: "Seleme b. el-Ekva'ı şöyle derken dinledim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yedi gazve yaptım. Ayrıca göndermiş olduğu askeri birlikler arasında da dokuz gazvede bulundum: Bir sefer üzerimize Ebu Bekr'i kumandan tayin etmişti, bir sefer de üzerimize Usame'yi kumandan tayin etmişti." Bu Hadis 4271, 4272 ve 4273 numara ile gelecektir.
Ebu Hureyre'den aynı şekilde rivayet edilmiştir. .. Rivayetin sonunda o şöyle demiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Dilerseniz 'Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mısınız?' ayetini okuyun," buyurdu.
Saib'den, dedi ki: "Teyzem beni Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürerek: Ey Allah'ın Rasulü, kız kardeşimin oğlu hastadır, dedi. Allah Rasulü, Başımı sıvazladı ve bana bereket ile dua etti. Daha sonra abdest aldı, ben de onun abdest aldığı sudan içtim. Sırtının arka tarafında da ayakta durdum. İki kürek kemiği arasındaki gerdek çadırının düğmelerini andıran nübüvvet mührüne baktım (gördüm)."
Seleme İbn el-Ekva'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber'e gitmek üzere çıktık. Geceleyin yol aldık. Bu arada kafileden bir adam Amir İbn el-Ekva'a: Sen bizlere o kısa vezinH şiirlerinden dinletmeyecek misin, dedi. (Seleme) dedi ki: Amir, şair bir adam idi. Bu istek üzerine bineğinden indi ve şu sözleri söyleyerek kafileyi yürütmeye koyuldu: "Allah'ım, sen olmasaydın hidayet bulamazdık Ne tasadduk eder, ne de namaz kılardık Bağışla günahımızı, Nebiine uyduğumuz sürece canımız feda sana Düşmanla karşılaşırsak sebat ver ayaklarımıza Ve bir sekınet bırak üzerimize Çünkü bizler savaşa çağırıldığımız zaman geliriz Düşmanlarımız kahramanlıkla değil, feryadla bağırarak üzerimize geldiler." Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şiir söyleyerek kafileyi yürüten kimdir, diye sordu. Onlar: Amir İbn el-Ekva'dır, dedi. Allah Rasulü: Allah ona rahmet buyursun, dedi. Kafilede bulunanlardan bir adam: Vacip oldu, ey Allah'ın Nebii' Keşke bizi onunla bir süre daha faydalandırsaydın, dedi. Seleme dedi ki: Hayber'e geldik, onları muhasara ettik. Sonunda bize oldukça ileri derecede bir açlık isabet etti. Daha sonra Allah onlara fetih nasip etti. Hayber'in fethedildiği gün insanlar akşam olunca çokça ateşler yaktılar. Bundan dolayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu ateşler de ne? Siz ne için bu ateşleri yakıyorsunuz, diye sordu. Ashab: Et pişirmek için, dediler. Allah Rasulü: Ne eti, diye sordu, onlar: Evcil merkep etleri, dediler. Bu sefer Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O kapların içindekini dökünüz, kapları da kırınız, buyurdu. Bir adam: Ey Allah'ın Rasulü, içindekileri dökelim, kapları yıkayalım (olmaz mı), deyince, Allah Rasulü: Öyle de yapabilirsiniz, buyurdu. Savaşçılar sıra haline dizilince (Yahudi rakibiyle teke tek mübareze edip çarpışacak olan) Amir'in kılıcı bir parça kısa idi. Amir bunu alıp bir yahudiye vurmak isteyince, kılıcının keskin tarafı Amir'in üzerine geri döndü, Amir'in diz kapağına isabet etti. Daha sonra Amir bundan dolayı öldü. Geri döndüklerinde Seleme dedi ki: Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim rengimin değişmi olduğunu görünce, bana: Neyin var, dedi. Ben: Babam anam sana feda olsun, Amir'in amelinin boşa çıktığını söylediler, dedim. Allah Rasulü: Bunu kim dedi, diye sordu. Ben: Bunu filan kişi, filan kişi, filan kişi, bir de Useyd İbn el-Hudayr el-Ensarı dedi, dedim. Bu sefer Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bunu söyleyen, yalan söylemiştir. Şüphesiz onun iki ecri vardır, diyerek iki parmağını bir araya getirdi. Çünkü o hem sevap kazanmak uğrunda gayret gösteren birisi idi, hem de cihad eden birisi idi. Burada onun benzeri bir Arap çok az yetişmiştir."
Saib İbn Yezıd'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürmüş ve benim hasta olduğumu söylemişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem başımı okşadı ve bereket duası etti. Daha sonra abdest aldı; ben de abdest suyunu içtim. Daha sonra arkasında durup Nebilik mi,ihrüne baktım.
Seleme b. el-Ekva Haccac'ın huzuruna girdiğinde Haccac "Ey İbnü'lEkva! Sen topukların üzere dininden geri döndün. Çölde bedevi Araplarla yaşıyorsun" dedi. İbnü'I-Ekva "Hayır! (ben Medine'den yüz çevimedim). Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana çölde oturma izni verdi" diye karşılık verdi.
Yezid b. Ebi Ubeyd şöyle demiştir: Ben Seleme b. el-Ekva'a "Hudeybiye günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hangi şey üzere bey'at ettiniz?" diye sordum. O da "Ölmek üzere bey'at ettik" diye cevap verdi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Hâtim b. İsmâil ← Yezîd b. Ebû Ubeyd
Bize bu hadîsi Kuteybe dahî Hatim b. İsmail'den, o da Câ'fer b. Muhammed'den, o da Muhammed b. El-Münkedir'den, o da Abdullah b. Huneyn'den, o da Alî'den naklen rivayet etti. Ama secde hâlinde Kur'ân meselesini zikretmedi.
Bize Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim — ki İbni İsmail'dir — Ya'kûb b. Mücâhid'den, o da İbni Ebî Atik'den naklen rivayet etti. İbni Ebî Atik şöyle demiş: — Ben ve Kaasim, Âişe (Radiyallahû anha)'nın yanında bir şeyler konuşduk. Kaasim konuşmalarında çok hatâ eden bir kimseydi. Kendisi bir ümmüveled'in çocuğu idi. Âişe ona: — «Sana ne oluyor ki şu kardeşim oğlu gibi konuşmuyorsun? Ama bu konuşmanın sana nereden geldiğini ben bilirim. Bunu annesi terbiye etti, seni de annen terbiye etti.» dedi. Bunun üzerine Kaasim kişdl ve Âişe'ye kin bağladı. Âişe'nin sofrası getirildiğini görünce ayağa Âişe: — Nereye? dedi. Kaasim: — Namaz kılacağım. Cevâbını verdi. Aişe: . — Otur (Oraya) dedi. Kaasim: — Ben hakîkaten namaz kılacağım!., dedi. Aişe: — Otur (Oraya!) serseri! Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Yemek hazır oldunca bir de büyük ve küçük abdest bozacağı geldiğinde namaz kılınmaz.» buyururken işittim; dedi.
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim, —ki îbni İsmail'dir.— Yezîd b. Ebî Ubeyd'den, o da Selemetü'bnü Ekva'dan naklen rivayet etti ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam namazını, güneş kavuşarak perde arkasına gizlendiği zaman kılarmış.
Bize, Kuteybetü'bnü Saîd ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Dedilerki: Bize, Hatim b. İsmail rivayet etti. H. Bize, Kuteybe rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdülazîz yâni Derâverdî rivayet etti. Bu râvîlerin ikisi birden Ca'fer'den, o da babasından, o da Ubeydullah b. Ebî Râfi'den naklen rivayet etmişlerdir. Ubeydullah: «Mervân, Ebû Hureyre'yi kendi yerine bıraktı...» diyerek yukarkî hadîsin mislini rivayet etmişdir. Şu kadar var ki Hâtim'in rivayetinde: «Brinci rek'atda cum'a süresini, son rek'atda da Münâfkûn sûresini okudu...» ibaresi vardır. Abdülazîz'in rivayeti Süleyman b. Bilâl'ın hadisi gibidir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Hâtim b. İsmâil
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl haber verdi. H. Bize Kuteybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hatim b. İsmail rivayet etti. Bu râvîler hep birden Huseyn b. Irak b. Mâlik'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Süleymân b. Bilâl ← Huseym b. Irâk ← Irâk b. Mâlik ← Ebû Hureyre
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Hammâd b. Zeyd ← Huseym b. Irâk ← Irâk b. Mâlik ← Ebû Hureyre
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Hâtim b. İsmâil ← Huseym b. Irâk ← Irâk b. Mâlik ← Ebû Hureyre