Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbn Ömer'in rivayetine göre "Ebu. Bekir r.a. dedi ki: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatırını, ehl-i beyti hususunda gözetiniz,'' Bu Hadis 3751 numara ile gelecektir
Yine Mervan b. Hakem dedi ki: "Osman'ın yanında idim. Ona bir adam gelerek: Yerine halife göster dedi. O, bu söylendi mi, diye sordu. Evet, Zubeyr (olsun, diyorlar), dedi. Osman: Allah'a yemin ederim, siz de biliyorsunuz ki o sizin en hayırlılarınızdır, dedi ve bu sözlerini üç defa tekrarladı."
Hişam b. Zeyd dedi ki: Enes b. Malik'i şöyle derken dinledim: "Ebu Bekir ve Abbas (r.anhuma) Ensarın birlikte oturdukları bir meclisten geçerlerken Ensar ağlıyordu. Niye ağlıyorsunuz diye sordu, onlar: Nebi'in bizim yanımızda oturuşunu hatırladık, dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına girerek ona durumu haber verdi. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem başına çizgili bir kumaşın kenarından bir parça bağlamış olarak dışarı çıktı. Minbere çıktı. O günden sonra da bir daha minbere çıkmadı. Yüce Allah'a hamdu senada bulunduktan sonra şöyle buyurdu: Size Ensarı tavsiye ediyorum. Çünkü onlar benim iç organlarıma ve heybeme benzerler. Onlar üzerlerine düşeni sonuna kadar yaptılar. Artık geriye onların lehine olan (onları mükafatlandırmak) kalmıştır. O halde onların iyilik yapanlarının (iyiliğini) kabul ediniz, kötülük yapanlarının (kötülüklerini) bağışlayınız." Tekrar: 3801
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerine vefat ettiği aynı günde Habeşistan sahibi (hükümdarı) Necaşi'nin vefat ettiğini haber verdi ve: Kardeşiniz için mağfiret dileyiniz, dedi."
Aişe r.anha'dan rivayete göre Said dedi ki: "Allah'ım, sen de bilirsin ki Resulünü yalanlayan ve onu (yurdundan) çıkartan bir kavme karşı senin uğrunda cihad etmekten daha çok sevdiğim hiçbir şey yoktur. Allah'ım, ben zannediyorum ki bizimle onlar arasında savaşı kaldırmış bulunuyorsun." Eban b. Yezid dedi ki: Bize Hişam, babasından naklen dedi ki: Bana Aişe haber verdi: (Sa'd): "Senin nebini yalanlayan ve onu Kureyş'in arasından çıkartan bir kavme karşı ... " (demiştir.)
Katade, Enes r.a.'l şöyle derken dinledim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Uhud bizi seven, bizim" de kendisini sevdiğimiz bir dağdır."
İyas b. Seleme b. el-Ekva dedi ki: Babam -ki ağacın altında bey'at eden ashabtan idi- bana anlattı, dedi ki: "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Cuma namazını kıldıktan sonra ayrılırdık da (o sırada) duvarların, altlarına sığınacağımız gölgeleri de olmazdı."
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in on (ları yemey)i insanların yüklerini taşıdıklarından ve (yenilmeleri halinde) yüklerini taşıyacak bu hayvanların telef olmasından hoşlanmadığından dolayı mı nehyettiğini yoksa onları Hayber günü ehl1: merkeplerin etlerini haram kılmak suretiyle haram mı kıldığını bilemiyorum."
Ubeydullah b. Abdullah'tan rivayete göre İbn Abbas kendisine şunu haber vermiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kisra'ya yazdığı mektubunu Abdullah b. Huzafe es-Sehmi ile birlikte gönderdi. Bu mektubunu Bahreyn'in büyüğüne teslim etmesini emretti. Bahreyn'in büyüğü de mektubu Kisra'ya ulaştırdl. Kisra mektubu okuyunca parçaladı. -Zannederim İbnu'l-Müseyyeb dedi ki:- Bunun üzerine Resulullah s.a.v. da onlara paramparça edilmeleri için beddua etti."
el-Esved'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Biz Abdullah İbn Mes'ud'un ders halkasında idik. Bu sırada Huzeyfe İbnu'l-Yeman çıkageldi. Yanıbaşımızda durup bize selam verdi. Sonra şöyle dedi: Yemin ederim ki, sizden daha hayırlı bir toplum münafıklıkla imtihan edilmişti. [Huzeyfenin bu sözüne hayret eden] Esved, Subhanallah! Allah Teala kitabında 'Şüphe yok ki münafıklar Cehennemin en alt katındadırlar, i buyuruyor, dedi. Abdullah İbn Mes'ud ise Huzeyfe'nin söylediği doğru söze tebessüm ile karşılık verdi. Sözünü bitirdikten sonra Huzeyfe camiin bir köşesine geçip oturdu. Bir müddet sonra Abdullah İbn Mes'ud kalktı. Onun arkadaşları da dağıldı. Huzeyfe bana bir çakıl taşı attı. Ben de yanına gittim. Bana şöyle dedi: Abdullah İbn Mes'ud "Sizden daha hayırlı bir toplum münafıklık ile imtihan edildi. Sonra onlar tevbe ettiler ve Allah da tevbelerini kabul etti," sözümü anladığı halde sadece gülmek ile yetindi. Buna hayret ettim.
Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre, babası [Ebu Bekir], Allah Teala yemin keffareti hakkında ayet indirinceye kadar hiçbir yeminini bozmamıştır. Ebu Bekir şöyle demiştir: "Sonradan aksini hayırlı gördüğüm her yemin konusunda Allah'ın ruhsatını kabul ettim ve hayırlı olanı yaptım. " Tekrar: 6621.
Enes'ten rivayet edildiği ne göre, o şöyle demiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hutbe okudu. O hutbe gibisini asla dinlemedim. Hutbede şöyle buyurmuştu: "Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız." Bu söz üzerine Hz. Nebi'in ashabı elbiseleri ile yüzlerini örttüler ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar. Derken adamın biri çıkıp: "Benim babam kim?" diye sordu. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Falancadır," diyerek cevap verdi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Ey iman edenler! Açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın."
Ziyadi'nin arkadaşı Abdulhamid İbn Kürdid'den, Enes İbn Malik'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ebu Cehil: "Ey Allah'ım! Eğer bu kitap senin katından gelmiş bir gerçekse, üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir!" dedi. Bunun üzerine, "Oysa sen aralarında bulundukça, Allah onları azaba çarptı rm az. Ayrıca bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azab etmez. Allah ne diye onları cezalandırmasm ki, onlar kendileri Mescid-i Haram'r yönetmeye layık olmadıkları halde, üstelik orayı ziyaret etmek isteyen müminleri de geri çeviriyarlar? Oranın hizmet ve yönetimine asıl ehil olanlar, Allah'ı sayıp O'na şirk koşmaktan sakmanlardır. Fakat onların çoğu bunu bilmez, "(Enfal 33-34) ayetleri nazil oldu.
Enes İbn Malik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Cehil: "Ey Allahlım! Eğer bu kitap senin katından gelmiş bir gerçekse, üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir!" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah, "Oysa sen aralarında bulundukça, Allah onları azaba çarptırmaz. Ayrıca bağışlanma dilerlerken de Allah onlara aza b etmez. Allah ne diye onları cezalandırmasın ki, onlar kendileri Mescid-i Haram'ı yönetmeye layık olmadıkları halde, üstelik orayı ziyaret etmek isteyen müminleri de geri çeviriyorlar?" ayetlerini indirdi.
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Allah Resulü'nün Veda Haccından önce yapılan hacda kendisini emir tayin ettiği Hz. Ebu Bekir, bir grup içinde insanlara bu yıldan sonra hiçbir müşriğin kesinlikle hac yapamayacağını ve hiçbir çıplağın Ka'be'yi tavaf edemeyeceğini duyurmak için onu da göndermiştir. Humeyd "Bayram günü, Ebu Hureyre'nin bu sözünden dolayı hacc-ı ekber günülbüyük hac günü olmuştur," derdi.
Ebu Said Hudrı'den rivayet edildiğine göre, o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: Kıyamet günü Allah Teala: "Ey Adem!" diye seslenecek. Adem: "Ey Rabbimiz buyur, emrine amadeyim," diye karşılık verecek. Sonra yüksek bir sesle "Allah Teala sana, zürriyetinden bir bölümü Cehennem için çıkarmanı emrediyor," diye seslenenilecek. Bunun üzerine Adem: "Ey Rabbim! Cehenneme ne kadarı gidecek?" diye soracak. Allah Teala da; "Her bin kişiden -öyle zannediyorum ki- dokuzyüz doksan dokuzu" buyuracak. İşte o vakit hamile kadın bebeğini düşürecek, çocuğun da saçı ağaracak. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözleri insanlara ağır geldi. Yüzlerinin rengi değişti. Bundan dolayı Hz. Nebi şöyle buyurdu: O dokuzyüz doksan dokuz Ye'cuc ve Me'cucdan, bir kişi ise sizdendir. Sonra siz, insanlar arasında beyaz öküzün bir tarafındaki siyah tüy gibi veya siyah öküzün bir tarafındaki beyaz tüy gibisiniz. Ben, Cennet ehlinin 4'te birinin sizlerden oluşmasını umarım." Bunun üzerine biz tekbir getirdik. Sonra Hz. Nebi Cennet ehlinin 3'te birinin bizlerden olmasını temenni etti. Biz yine tekbir getirdik. Sonra Hz. Nebi Cennet ehlinin yarısının bizlerden olmasını temenni etti. Biz yine tekbir getirdik. Bu hadisin açıklaması "Kitabu'r-rikak"ta yapılacaktır inşaallah
Abdullah'tan rivayet edildiğine 'göre, o şöyle demiştir: "Allah katında en büyük günah hangisidir?" diye Hz. Nebile sordum veya soruldu. O da; "Seni yarattığı halde Allohio ortak koşman," buyurdu. "Sonra hangisidir?" diye sordum. Hz. Nebi; "Seninle birlikte yemesinden endişe ettiğin için çocuğunu öldürmen," buyurdu. "Sonra hangisidir?" diye yine sordum. Hz. Nebi;"Komşunun karısı ile zina etmen," buyurdu. Abdullah şöyle demiştir: Şu ayet-i kerıme, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğrularcasına inmiştir: "Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttuklan) başka bir tannya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. "(Furkan 68)
Said İbn Cübeyr'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Abdurrahman İbn Ebza, İbn Abbas'a şu iki ayetin hangi anlama geldiğini sormamı emrettL Ben de ona sordum. [İlki] 'Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde ebediyyen kalacağı Cehennemdir,'(Nisa 93) [ayeti idi.] O da şöyle cevap verdi: Bu ayeti hiçbir şey neshetmemiştir. [İkincisi ise] "Allah ile beraber (tuttuklan) başka bir tannya yalvarmazlar," [ayeti idL] O da şöyle cevap verdi: Bu ayet, müşrikler hakkında inmiştir.
Ka'b İbn Ucra'dan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ey Allah'ın Resulü! Sana selam vermenin ne anlama geldiğini biliyoruz. Ancak sana salavat nasıl getirilir? [Bunu bilmiyoruz,]" diye sorulmuş. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurmuş: Şöyle deyin:";. (Allahım! Hz. İbrahim'e ve onun yakınlarına rahmet ettiğin gibi, Muhammed'e ve onun yakınlarına da rahmet et! Şüphesiz övgüye ve yüceliklere layık olan ancak Sensin! A/lahım! Hz. İbrahim'e ve onun yakınlarına bereket verdiğin gibi, Muhammed'e ve onun.yakınlarına da bereket ver! Şüphesiz övgüye ve yüceliklere layık olan ancak Sensin.)"
Ebu Hureyre'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sur'a iki üfleme arasında kırk vardır." Ebu Hureyre'nin yanında bulunanlar "kırk gün mü?" diye ona sormuşlar. [Olayın bundan sonraki kısmını Ebu Hureyre şöyle anlatıyor:] Ben hiç cevap vermedim. Bu defa "Kırk sene mi?" diye sordular. Ben yine hiç cevap vermedim. Bu kez "Kırk ay mı?" diye sordular. Ben yine hiç cevap vermedirrı.• [Ebu Hureyre Hz. Nebi'in sözünü şu şekilde tamamladı:] İnsanoğlunun kuyruk sokumundaki bir parçası hariç her şeyi çürür. İşte insanlar bu parçadan yeniden terkip edilir. Diğer tahric edenler: Müslim, fiten; Ebu Davud, sunne; Nesâi, cenâiz; İbn Mâce, zühd; Muvatta, cenâiz; Ahmed b. Hanbel’in Müsnedi, II, 322, 428, 499;III, 28.
Abdullah (İbn Mes'ud)'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir mağarada idik. Bu esnada Mürselat suresi indi. Hz. Nebi okuyor, ben de onun ağzından bu sureyi öğreniyordum. Hz. Nebi sureyi daha yeni bitirmişti ki, birden üzerimize bir yılan sıçradı. Hz. Nebi: "Onu öldürün!" dedi. Hemen onu öldürmeye koyulduk. Ancak yılan kaçtı. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Siz onun şerrinden korunduğunuz gibi, o da sizin şerrinizden korunmuştur." Ömer İbn Hafs İbn Gıyas şöyle demiştir: Babamdan bu rivayeti "Minadaki bir mağarada" şeklinde ezberlemiştim
Bera’ r.a.'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bize ilk gelenler, Mus'ab İbn Umeyr ile İbn Ümmi Mektum idi. Her ikisi de bize Kur'an öğretiyordu. Sonra Ammar, Bilal ve Sa'd, daha sonra yirmi kişi ile birlikte Ömer İbnu'l-Hattab geldi. Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. Medine halkının onun gelişine sevindikleri kadar başka bir şeye sevindiklerini görmedim. Hatta kız ve erkek çocukları "İşte bu Allah'ın elçisi! [şükürler olsun] geldi" diyorlardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelmeden önce A'la suresi ile bu sureye benzer sureleri okumuştum.
İbrahim'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Abdullah İbn Mes'ud'un öğrencileri Ebu'd-Oerda'nın bulunduğu şehre geldiler. Ebu'd-Oerda onları aradı ve buldu, sonra onlara "Hanginiz Abdullah İbn Mes'ud'un kıraatine göre okur?" diye sordu. [Hadisin ravilerinden Alkame de] "Hepimiz okuruz," diye cevap verdi. Bu defa o; "Hanginiz daha iyi okur?" diye sordu. Orada bulunanlar Alkame'yi gösterdiler. Bunun üzerine Ebu'd-Oerda ona; .........ve'l-leyli iza yağşa suresini nasılokurdu?" diye sordu. Alkame de sureyi okurken şu ayeti ..........ve'z-zekeri ve'l-ünsa şeklinde okudu. Bunun üzerine Ebu'dOerda şöyle dedi: Tanıklık ederim ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu ayeti böyle okuduğunu işittim. Ancak bu insanlar, benim bu ayeti ...........vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde okumamı istiyorlar. Allah'a yemin ederim ki, onlara uymayacağım.
İbn Abbas r.a.'dan rivayet edildiğine göre, Ebu Leheb Hz. Nebi'e "Yazıklar olsun! Bizi bunun için mi topladın!" dedi. Bunun üzerine Tebbet Suresi'nin tamamı indi.
Enes İbn Malik'ten şöyle dediği nakledilmiştir: "Allah Teala Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat edinceye kadar vahiy indirdi. Hatta vefatından önce çok sık vahiy gelirdi. Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ahirete irtihal etti."
Şakik İbn Seleme'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Abdullah İbn Mes'ud bize hutbe okudu ve şöyle dedi: Allah'a and olsun ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mubarek dudaklarından yetmiş küsür sure öğrendim. Yine Allah'a yemin olsun ki, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı, onların en hayırlısı olmamama rağmen içlerinde Allah'ın kitabını en iyi bilinin ben olduğumu bilirler." Şakik şöyle demiştir: "Halka halka oturan insanların arasına oturdum. Ne söylediklerine kulak verdim. Onun bu sözünü reddeden birini duymadım."
Mesruk'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Abdullah [İbn Mes'ud] şöyle dedi: Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın kitabında inen her surenin, mutlaka nerede indiğini bilirim. Her ayetin kimin hakkında indiğini elbette bilirim. Eğer birinin Allah'ın kitabını benden daha iyi bildiğini öğrensem, deveyle gidilecek bir yerde yaşadığını bilsem, kuşkusuz kalkar onun yanına giderim."