Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hacdan dönünce ensardan Ümmü Sinan adlı kadına "sen neden hac yapmadın, ne gibi bir engelle karşılaştın?" diye sordu. Kadın: "(Kocasını kastederek) Ebu fülan engel oldu. Onun iki devesi vardı. Birine binip hacca gitti. Diğerini ise bir arazimizi sulamada kullanıyoruz". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına: "(Öyleyse Ramazan'da umreye git) Çünkü Ramazanda bir umre benimle birlikte hac yapmak yerine geçer."
Alkame İbn Kays en-Nehaî şöyle demiştir: Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) ile birlikte yürüyordum. Bu sırada şöyle dedi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisi ile beraber bulunduğumuz bir sırada şöyle buyurdu: "Evlenmeye gücü yeten ve imkanı olan kimse hemen evlensin. Çünkü gözü ve namusu (haramdan) korumada evlilik en etkili yoldur. Evlenmeye gücü yetmeyenler ise oruç tutsunlar. Çünkü oruç kişinin şehvetini kırar." Tekrar: 5065, 5066
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Oruçlu bir kimse unutarak yer ve içerse orucunu tamamlasın. Zira ona Allah yedirmiş ve içirmiştir,"
Humran'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Osman r.a.'ı abdest alırken gördüm: Önce ellerine üç defa su döküp yıkadı. Sonra ağzını çalkalayıp burnuna su çekti. Ardından üç defa yüzünü yıkadı. Sonra sağ kolunu üç defa dirseğine kadar yıkadı. Peşinden sol kolunu üç defa dirseğe kadar yıkadı. Sonra başına meshetti. Sonra sağ ayağını üç defa yıkadı ve son olarak da sol ayağını üç defa yıkadı. Abdestini bitirince şöyle dedi: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in işte benim aldığını bu abdest gibi abdest aldığını gördüm. O Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest aldıktan sonra şöyle buyurmuştu: "Kim benim aldığını gibi abdest alır ve ardından içinden (dünyevi) hiçbir şey geçirmeden iki rekat namaz kılarsa geçmiş günahları kesinlikle bağışlanır."
Hüseyin İbn Alî, Ali'nin şöyle dediğini anlattı: "Ganimetten payıma bir deve düşmüştü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de humustan (ganimetin kendisine düşen beşte birinden) bana bir deve verdi. Ben Resulullah'ın kızı Fatıma ile evlenmek istediğimde Benî Kaynuka kabilesinden birisi ile birlikte çıkıp izhir otu toplamak konusunda anlaştım. Ben bu otu kuyumculara satarak velime yemeği için para kazanmak istemiştim". Tekrar: 2375, 3091, 4003, 5793
Cabir r.a. şöyle demiştir: (Babam) Abdullah bin Amr ibn Haram borçlu olarak öldü. Ben, alacaklıları alacaklarından indirim yapmaları konusunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den yardım istedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem alacaklılardan bunu istedi ancak onlar buna yanaşmadı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bana şöyle buyurdu: ''Git (bahçenden topladığın) hurmalarını bölüklere ayır. Acve hurmasını bir bölük, İbn-i Zeyd hurmasını bir bölük yap sonra bunları bana getir. Bende böyle yaptım sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e getirdim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi, hurmaların başında yahud ortasında oturdu, sonra ''alacaklılara vermek için tart'' buyurdu. Bende alacaklılar için tarttım. Onlara alacaklarını tam olarak verdim. Geriye hurmalarım hiç eksilmemiş gibi kaldı. Şa'bi Cabir (r.a.) aracılığı ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem tarttıkça Cabir borcunu ödüyordu Vehb aracılığıyla Cabir (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: ''..Onun için hurmaları dalından kes ve borcunu tam olarak öde.'' Tekrar: 2395, 2396, 2405, 2601, 2709, 2781, 3580, 4053, 6250 Diğer tahric: Buhari vesaya; Nesai Vesaya İbn Mace, Sadakat
Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah yahudilere la'net etsin. Onlara iç yağı haram kılınmıştı da eritip sattılar, parasını yediler." Ebu Abdullah, "Lanet etsin" şeklinde tercüme ettiğimiz ..... ifadesine, tercümede belirtmiş olduğumuz bu anlamı vermiştir.
Abdullah İbn Mes'ud r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Kim yalan yere yemin ederek müslüman bir kimsenin malını alırsa (kıyamet günü) Allah'ı kendisine öfkelenmiş bir şekilde bulacaktır. Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır. "[AI-i İmran, 77] Bu sırada Eş'as gelerek şöyle demiştir: Ebu Abdurrahman size ne naklediyor. Bu hadis benimle ilgili olarak nazil olmuştur. Amca oğlumun arazisinde benim bir kuyum vardı. Bana, "Şahitlerin nerede?" dedi. Ben de, "şahidim yok" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O halde yemin etmesini iste" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü O (yalan yere) yemin eder" dedim. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem yukarıdaki hadisi zikretti. Daha sonra Allah (c.c) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tasdik için yukarıda zikredilen ayeti indirmiştir. 2356 Tekrar: 2416, 2515, 2666, 2669, 2673, 2676, 4549, 6659. 6676. 7183, 7445. 2357 Tekrar: 2417, 2516, 2667. 2670, 2677, 4550, 6660, 6677.
Abdullah İbn Mes'ud r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Kim yalan yere yemin ederek müslüman bir kimsenin malını alırsa (kıyamet günü) Allah'ı kendisine öfkelenmiş bir şekilde bulacaktır. Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır. "[AI-i İmran, 77] Bu sırada Eş'as gelerek şöyle demiştir: Ebu Abdurrahman size ne naklediyor. Bu hadis benimle ilgili olarak nazil olmuştur. Amca oğlumun arazisinde benim bir kuyum vardı. Bana, "Şahitlerin nerede?" dedi. Ben de, "şahidim yok" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O halde yemin etmesini iste" buyurdu. Ben de, "Ey Allah'ın Resulü O (yalan yere) yemin eder" dedim. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem yukarıdaki hadisi zikretti. Daha sonra Allah (c.c) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tasdik için yukarıda zikredilen ayeti indirmiştir. 2356 Tekrar: 2416, 2515, 2666, 2669, 2673, 2676, 4549, 6659. 6676. 7183, 7445. 2357 Tekrar: 2417, 2516, 2667. 2670, 2677, 4550, 6660, 6677.
Urve şöyle nakletmiştir: Zübeyr ensarlı bir sahabi ile (sulama hakkı) konusunda çekiştiği zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey Zübeyr sen sula, daha sonra bırak" buyurdu. Ensarlı öfkelenerek, "O senin halanın oğlu olduğu için mi (sulama hakkını ona verdin)?'' diye sordu. Bunun üzerine Hz. Nebi: "Ey Zübeyr! Sen sula. Su ağaçların köküne ulaşıncaya kadar da bırakma. Daha sonra bırak" buyurdu. Zübeyr şöyle demiştir: "Vallahi, ben şu ayetin [Nisa, 65] bu konu hakkında nazil olduğu kanaatindeyim": "Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam anlamıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazIar" Tekrar: 2361, 2362, 2708, 4585
Cabir bin Abdullah (r.a.) şöyle anlatır: Babam Abdullah, Uhud savaşında şehit edildi. O sırada borcu bulunuyordu. Alacaklılar alacaklarını tahsil edebilmek için çok sıkıştırdılar. Ben de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip durumu anlattım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlardan, alacaklarına karşılık bahçemde yetişmekte olan hurma meyvelerini kabul etmelerini ve babamdaki haklarını helal etmelerini istedi. Ancak bunu kabul etmediler. Resulullah da hurmalarımı vermedi. Bana, "Sana uğrayacağım" dedi. Ertesi sabah bize geldi. Hurmalığı bir dolaştı daha sonra bereketli olması için dua etti. Hemen hurmaları topladım ve borcu ödedim. Hatta bir miktar hurma da bize kaldı.
2437. hadisin kaynakta aynı numara altında verilen, farklı senedle gelen 2. rivayetidir.
Süveyd İbn Gafele r.a.'den rivayet edilmiştir: Selman İbn Rebıa ve Zeyd İbn Suham ile birlikte bir savaşta idim. Bir sopa buldum. Bana: "Onu at" dedi. Ben de "Hayır, sahibini bulursam kendisine veririm. Bulamazsan ben kullanınm" dedim. Döndükten sonra hacca gittik. Medine'ye vardım. Ubeyy İbn Ka'b'a r.a. bunun hükmünü sordum. Ubeyy İbn Ka'b, "Ben Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken içinde yüz dinar bulunan bir para kesesi bulmuştum. Hz. Nebi'e gittim. Hz. Nebi "Bir yıl ilan et" buyurdu. Ben de bir yıl ilan ettim. Sonra yine Hz. Nebi'in yanına gittim. Yine "Bir yıl ilan et" buyurdu. Bir yıl daha ilan ettikten sonra yine Hz. Nebi'in yanına gittim. Yine "Bir yıl ilan et" buyurdu. Bir yıl daha ilan ettim ve Hz. Nebi'in yanına dördüncü kez gittim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sayısını, kabını ve bağını iyice tanı. Sahibi gelirse verirsin. Gelmezse sen kullan" buyurdu." Süveyd İbn Gafele şöyle demiştir: Daha sonra onunla Mekke'de karşılaştım. "Bilemiyorum, üç yıl mıydı, yoksa dört yıl mı?" dedi.
Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayet edilmiştir: Babam Uhud savaşında şehit edilmişti. Alacaklılar alacaklarını almak için kapıma dayandılar. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek durumu arzettim. Hz. Nebi onlardan bahçemdeki ürünümü almalarını ve haklarını helal etmelerini istedi. Ama alacaklarını almak konusunda direttiler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara bir şey vermedi ve bahçemden hiçbir ürünü kesmedi. Fakat bana: "Yarın senin yanına geleceğim inşallah" buyurdu. Ertesi sabah evimize geldi. Hurmalıkta dolaştı ve ürünün artması için dua buyurdu. Bunun üzerine ben ürünü topladım. Bu üründen herkesin alacağını ödediğim gibi, bize de bir miktar ürün kaldı. Sonra Hz. Nebi'in huzuruna gittim, oturuyordu. Durumu ona bildirdim. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ömer'e "Ömer! Bunu duy!" buyurdu. Ömer de: "Biz senin Allah'ın Resulü olduğunu zaten bilmiyor muyduk? Allah'a yemin ederim ki sen Allah'ın Resulüsün" dedi.
Nu'man b. Beşır r.a.'den rivayet edilmiştir: Annem babamdan malının bir kısmını bana bağışlamasını istemişti. Bir süre sonra babam bunu uygun görerek malının bir kısmını bana bağışladı. Annem "Hz. Nebi'i buna şahit tutmadıkça razı olmam" dedi. Bunun üzerine babam -ben küçükken- elimden tuttu ve birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gittik. Babam Rasulullah'a: "Bunun annesi Bintu Revaha benden malımın bir kısmını buna bağışlamamı istedi" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Başka çocuğun var mı?" diye sordu. Babam "evet" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Beni zulme şahit tutma" buyurdu. Ebu Hureyz, Şa'bi kanalıyla "Ben zulme şahit olmam" şeklinde bir başka ibare ile nakletmiştir.
Ebu Abdurrahman'dan nakledilmiştir: Osman r.a. kuşatılınca yukarıdan kuşatanlara gözüktü ve "Allah için söyleyin, yalnızca Hz. Nebi'in ashabından olanların söylemesini istiyorum. Bilmiyor musunuz ki Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her kim kuyu kazarsa onun için cennet vardır" buyurmuştu da ben kazmıştım. Bilmiyor musunuz ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Usret (zorluk) ordusunu donatana cennet vardır" buyurmuştu da ben de bu ordunun donatılmasına katılmıştırn" dedi. Bunun üzerine oradakiler onun sözünü doğruladılar. Hz. Ömer vakfında "bu vakfın mütevellisinin bundan yemesinde sakınca yoktur" demişti. Vakfın mütevellisi ise başkası olabileceği gibi, vakfın sahibi de olabilir. Dolayısıyla bu izin herkesi kapsar.
Sa'lebe İbn Ebu Malik'in naklettiğine göre Ömer r.a. Medine'li kadınlara elbiselik ipek kumaşlar dağıtmış ve geriye çok kaliteli bir parça kalmıştı. Hz. Ömer'in yanında bulunanlardan birisi Hz. Ali'nin kızı Ümmü Gülsüm'ü kasdederek: "Ey mu'minlerin emiri, bu kumaşı evli bulunduğunuz Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızına verseniz!" dedi. Fakat Hz. Ömer: "Ümmü Salit bunu daha fazla hak ediyor" dedi ve ekledi: "Ümmü Salit bize Uhud savaşında su kırbalarımızı hazırlar ve bu kırbalarla su taşırdı." Ümmü Salit Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at etmiş Ensar'dan bir sahabi hanımdı.
Hz. Ali şöyle anlatmıştı: "Bedir savaşı ganimetIerinden benim payıma yaşlı bir erkek deve düşmüştü. Ayrıca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana beşte birlik paydan da yaşlı bir erkek deve vermişti. Ben Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Fatıma ile evleneceğim için hazırlık yapmakla meşguldüm. Kaynuka oğullarından bir kuyumcu ile sözleştim. Birlikte gidip izhır toplayacaktık. Maksadım ise topladığımız izhırları satarak, vereceğim düğün yemeğini rahatça hazırlayabilmekti. Ben devemin sırtına yükleyeceğim semer, çuval ve ip gibi malzemeleri tedarik etmekle uğraşırken sahip olduğum iki deve Ensar'dan birisinin evinin yanına çökmüş bekliyordu. Ben içerde hazırlıklarımı tamamlayıp dışarı çıktığımda gördüklerim beni şaşkına çevirdi: Develerimin hörgüçleri kesilip koparılmış, karınları boydan boya deşilmiş ve ciğerleri, iç organları çıkarılıp alınmıştı. Bu manzara karşısında gözlerime inanamadım. Şaşkınlığımı biraz üzerimden atınca: "Kim yaptı bunu?" diye sordum. Oradakiler: "Hamza İbn Abdülmuttalib yaptı. Şu anda da işte şu evde Ensar'dan birileriyle birlikte içki içiyorlar." Bunun üzerine hemen ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Zeyd İbn Harise de vardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzümdeki ifadeden sıkıntımı ve ciddi bir problemle karşılaştığımı anlamıştı. Bana: "Ne oldu sana böyle?!" diye sordu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü, benim başıma daha önce böylesine kötü bir olay hiç gelmedi; yaşadığım en kötü günlerden biri bugün! Hamza benim develerime saldırıp hörgüçlerini kesmiş ve karınlarını deşip iç organlarını çıkarmış. Şu anda da işte orada Ensar'dan birisine ait bir evde içki alemindeler!" Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ridasını istedi ve boynuna atıp dışarı çıktı. Ben de Zeyd İbn Harise ile birlikte arkasına düşüp O'nu takip ettim. Oraya varınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hamza'ya, kör kütük sarhoştu; gözleri kan çanağına dönmüştü. Hamza Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle bir baktı ve O'nu s.a.v.'e aşağıdan yukarıya doğru süzerek önce gözlerini ayaklarına dikti, sonra dizlerine, sonra başını yavaş yavaş kaldırarak göbek kısmına sonrada başını biraz daha kaldırarak yüzüne bakıp şöyle dedi: "Siz hepiniz babamın köleleri değil misiniz!?" Bu söz üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun ne dediğini bilmeyecek kadar sarhoş olduğunu anladı ve gerisin geri dönüp çıktı. Biz de onunla birlikte dışarı çıktık."
Enes İbn Malik r.a.'de bulunan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ait kadeh çatlamış ve o da çatlayan kısmı gümüş bir parça ile tamir etmişti. Asım el-Ahvel şöyle demiştir: "Ben bu kadehi gördüm ve bu kadehten su içtim."
El-A'meş'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ebu Vail'e: "Sıffin savaşına katıldın mı?" diye sorduğumda bana şöyle cevap verdi: "Evet katıldım. Sehl İbn Huneyf'in o sırada şöyle dediğini duydum: "Kusuru kendi görüşlerinizde arayın! Ben Ebu Cendel olayının yaşandığı zaman oradaydım. Eğer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emrine karşı çıkmam mümkün olsaydı kesinlikle karşı çıkardım. Biz zor günlerimizde ne zaman kılıçlarımızı kuşanıp savaşa çıksak muhakkak önümüz açılır, rahata kavuşurduk. Fakat bu olayda durum tamamen değişti. .. "
Süleyman İbn Surad anlatıyor: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyordum. Bu sırada iki kişi tartışıyor ve birbirlerine bağırıp çağırıyorlardı. Hatta birisinin öfkeden yüzü kıpkırmızı kesilmiş ve şahdamarı patlayacak gibi şişmişti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Ben bir söz biliyorum! Eğer bu öfkeden çıldıran kişi o sözü söylerse kızgınlığı gider. Eğer, [Euzu billahi mine’ş-şeytan] şeytandan Allah'a sığınırım, derse içindeki öfke kaybolur' buyurdu. Orada bulunanlar adamın yanına gidip: 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, şeytandan Allah'a sığın, diyor' dediler. O da: 'Ne yani, ben deli miyim?!' diye karşılık verdi. " Tekrar: 6048, 6115
İbn Ömer r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslümanların huzurunda ayağa kalktı. Yüce Allah'a layık olduğu şekliyle övgülerde bulundu. Daha sonra Deccal'i sözkonusu ederek dedi ki: "Ben de sizi onunla uyarıp korkutuyorum. Kavmini onunla uyarıp korkutmamış hiçbir nebi yoktur. Nuh kavmini uyarıp korkuttu, fakat ben size onun hakkında hiçbir Nebiin kavmine söylemediği bir şey söyleyeceğim. Şunu bilin ki, onun tek gözü kördür. Allah'ın ise hiç şüphesiz gözü kör değildir."
Ebu Zer' r.a.'dan rivayete göre o, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ben Mekke'de iken içinde bulunduğum evin tavanı yarıldı. Cibril indi, göğsümü yardı, sonra onu Zemzem suyu ile yıkadı. Daha sonra hikmet ve iman ile dolu altından bir leğen getirdi. Onu göğsümün içine boşalttıktan sonra göğsümü kapattı. Daha sonra elimden tutarak benim ile semaya yükseldi. Dünya semasına gelince, Cibril semadaki bekçiye: Aç, dedi. Bekçi: O kim, diye sordu, Cibril'im dedi. (Bekçi): Beraberinde kimse var mı, dedi. (Cibril): Beraberimde Muhammed var, dedi. Ona risalet verildi mi, diye sordu. Evet kapıyı aç, dedi. Nihayet biz semaya yükselince sağ tarafında gölgeler, sol tarafında gölgeler bulunan bir adam gördüm. Sağ tarafına baktığında gülüyor, sol tarafına baktığında ağlıyordu. Bu salih Nebi'ye, bu salih evlada merhaba, dedi. Bu kim ey Cibril, diye sordum. (Cebrail): Bu Adem'dir, dedi. Sağında ve solunda gördüğün şu gölgeler ise onun çocuklarının canlarıdır. Bunlardan sağda olanlar cennet ehlidir, solda bulunan gölgeler ise cehennem ehlidir. Bu sebeple o sağ tarafına bakınca güler, sol tarafına bakınca ağlar. Daha sonra Cibril beni alıp ikinci semaya çıkardı. O semanın bekçisine: Aç dedi. Bekçisi birincisinin ona dediklerini söyledi. O da semayı açtı." Enes dedi ki: Resulullah semavatta İdris'i, Musa'yı, İsa'yı ve İbrahim'i gördüğünü zikretti. Ancak onların mevkilerinin nasıl olduğunu iyice belleyemedim. Şu kadar var ki onun zikrettiğine göre Adem'i dünya semasında, İbrahim'i de altıncı semada görmüştür. Enes devamla dedi ki: Cibril, İdris'in yanından geçince salih Nebi'ye, salih kardeşe merhaba, dedi. Ben: Bu kimdir diye sordum. O: Bu İdris'tir dedi. Daha sonra Musa'nın yanından geçtim. Salih nebiye, salih kardeşe merhaba, dedi. Bu kim diye sordum. (Cebrail): Bu Musa'dır dedi. Sonra İsa'nın yanından geçtim, salih Nebi'ye, salih kardeşe merhaba, dedi. Bu kim diye sordum. İsa'dır dedi. İbrahim'in yanından geçince, salih Nebi'ye ve salih evlada merhaba dedi. Ben, bu kimdir diye sordum. Bu İbrahim'dir dedi." (Senedde zikredilen İbn Şihab) dedi ki: Bana (ensardan) İbn Hazm'ın haber verdiğine göre İbn Abbas ile ensardan Ebu Habbe şöyle diyorlardı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "Sonra ben (mirac'a) yükseltildim. Nihayet (yazıcı meleklerin) kalem seslerini işiteceğim bir yere kadar vardım." İbn Hazm ile Enes b. Malik r.a. dediler ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah bana elli vakit namaz farz kıldı. Ben de bu mükellefiyet ile geri döndüm. Musa'nın yanından geçerken Musa: Ümmetine ne farz kılındı, diye sordu. Ben: (Allah) onlara elli vakit namaz farz kıldı, dedim. Rabbine başvur, dedi. Senin ümmetin bunu kaldıramaz. Ben de dönüp Rabbime müracaat ettim. Ellinin yarısını indirdi. Musa'nın yanına geri dönünce, yine: Rabbine müracaat et dedi. Az önce söylediklerinin benzerini zikretti. Allah da onun da yarısını indirdi. Musa'ya geri dönüp ona haber verdim. Rabbine müracaat et, dedi. Senin ümmetin bunu kaldıramaz. Ben de dönüp Rabbime müracaat ettim. Şöyle buyurdu: Bunlar beştir ve ellidir. Benim nezdimde söz değişmez. Musa'ya geri döndüm, yine Rabbine müracaat et dedi. Ben: Artık Rabbime karşı yüzüm tutmuyor, dedim. Daha sonra es-Sidretu'l-Münteha'ya varıncaya kadar yoluna devam etti. Ne olduklarını bilemediğim renkler onun etrafını bürüdü. Sonra cennete girdirildim. Orada inciden çadırlar bulunduğunu, toprağının da misk olduğunu gördüm." KİTABU’L-ENBİYA EK SAYFA – 1371-4
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu dönem ise Ramazanda Cibril aleyhlsselam'ın onunla karşılaştığı zamandı. Cibril aleyhisselam Ramazanın her gecesi onunla karşılaşıyor ve onunla karşılıklı Kur'an'ı okuyordu. Bu sebeple Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayır hususundaki cömertliği, insanlar için türlü faydalarla esen rüzgardan daha çoktu."
Abdullah b. Amr r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisi ne çirkin söz söyleyen birisi idi, ne de çirkin söz söylemek için Kendisini zorlardı ve şöyle derdi: Şüphesiz ahlakı en güzel olanlarınız sizin en hayırlılarınızdandırlar. " Tekrar: 3759, 6029, 6035
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Ben uyurken rüyada kendimi üzerinde kovası bulunan bir kuyunun başında gördüm. O kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çektim. Daha sonra Ebu Kuhafe'nin oğlu (Ebu Bekir) kovayı benden aldı, o da onunla bir ya da iki kova çekti. Çekişinde bir parça zayıflık da vardı. Allah onun zayıflığını gidersin. Daha sonra bu büyükçe bir kovaya dönüştü. Onu İbnu'l-Hattab aldı. İnsanlar arasında Ömer'in çekişi gibi çeken bir dahi görmedim. Nihayet insanlar etrafında yerleştiler. " Tekrar: 7021, 7022 ve 7475
İbn Abbas dedi ki: "Ömer teneşiri üzerine konuldu. İnsanlar dört bir yandan onun etrafını sardılar. Daha (yerinden) kaldırılmadan ona dua etmeye, salat etmeye (namazını kılmaya) koyuldular. -Bende aralarında bulunuyordum.Bir de baktım ki arkamdan bir adam omzumu yakalamış. Ali b. Ebi Talib olduğunu gördüm. Ömer'e rahmetler okuyarak dedi ki: Ameline benzer bir amelle Allah'ın huzuruna çıkmayı senden daha çok sevdiğim bir kimseyi geri bırakmadın. Allah'a yemin ederim, Allah'ın seni iki arkadaşınla birlikte kılacağını hep zannetmişimdir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Ben, Ebu Bekir ve Ömer gittim. Ben, Ebu Bekir ve Ömer girdim. Ben, Ebu Bekir ve Ömer çıktım derken çok işitmişimdir."
Ukbe b. el-Haris dedi ki: "Ben Ebu Bekir r.a.'l Hasen'i taşımış olduğu halde şöyle derken gördüm: Yemin ederim ki Nebi'e çok benziyor. Ali'ye hiç benzemiyor. O sırada Ali de gülüyordu.
Aişe r.anha dedi ki: "Utbe'nin kızı Hind gelerek, ey Allah'ın Resulü dedi. Yeryüzünde bulunan bütün hane halkları arasında senin hane halkından daha çok zelil olmalarını istediğim hiçbir hane halkı yoktu. Şimdi ise artık bugün yeryüzündeki bütün hane halkları arasında senin hane halkından daha çok aziz olmalarını istediğim kimse yoktur. (Allah Resulü): Nefsim elinde olana yemin ederim ki yine de, diye buyurdu. Hind dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, Ebu Süfyan çok eli sıkı birisidir. Ona ait olan maldan çoluk çocuğumuza bir şeyler yedirmemde benim için bir sakınca olur mu? Allah Resulü: Ma’ruf ile olmak şartıyla olmayacağı kanaatindeyim."
Abdullah r.a. dedi ki: "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Mina'da bulunuyorken ay yarıldı. Şahit olunuz dedi. Ay'dan bir parça da dağ tarafına gitti." Ebu'd-Duha, Mesruk, Abdullah'tan: "Mekke'de (ay) yarıldı" diye rivayet etmiştir. Muhammed b. Müslim de, İbn Ebi Necih'den, o Mücahid'den, o Ma'mer'den, o Abdullah'tan diye ona mutabaatta bulunmuştur.
Abdullah b. Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saçlarını serbest bırakırdI. Müşrikler ise saçlarını ortadan ayırırlardı. Kitap ehli de saçlarını serbest bırakırdI. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de hakkında kendisine herhangi bir emir verilmediği hususlarda kitap ehline muvafakat etmeyi severdi. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem deha sonra saçlarını ayırdı."