Muhammed b. Yûsuf

Ebû Abdullah · 9. tabaka

Muhammed b. Yûsuf b. Vâkıd b. Osman

Doğumh. 120 · Palestine/Syria
Vefath. 212
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Hâfız, ed-Dabbî, el-Firyâbî, mevlâ Temîm
Yaşadığı yerlerKayseriye
Tabaka9. tabaka
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Namaz için ezan okununca şeytan arkasını döner ve (tıpkı bir Eşek gibi) yellenerek kaçar. Ezan bitince geri gelir. Kamet getirildiğinde şeytan yine dönüp kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve insan ile kalbi arasına girip vesvese vermeye başlar: 'Haydi şunu düşün, şunu hatırla!' der. Namaz kılmakta olan kişi, üç rekat mı yoksa dört mı kıldığı konusunda kuşkuya düşene kadar da devam eder. Bir kimse üç rekat mı yoksa dört rekat mı kıldığını bilemezse iki sehiv secdesi yapar."
İbn Abbas r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöy le buyurdu: Sizler çıplak ayaklı, elbisesiz ve sünnetsiz olarak haşredileceksiniz. Daha sonra Yüce Allah'ın: "İlk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar iade ederiz. Biz bunu vaat edip üzerimize almıştık. Şüphesiz yapanlar bizleriz. "[Enbiya, 104] buyruğunu okudu. Elbise giydirilecek ilk kişi İbrahim olacaktır. Bundan sonra ashabımdan bir takım adamlar sağa ve sola alınıp götürülecek. Ben: Ashabım(ı nereye götürüyorsunuz) diyeceğim, şöyle cevap verilecek: Sen onlardan ayrıldığından beri devamlı topukları üzerinde gerisin geri dönüp durdular. Bu sefer ben de salih kul Meryem oğlu İsa'nın dediği gibi diyeceğim: "Ben aralarında bulunduğum müddeiçe üzerlerinde bir şahit idim. Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde gözetleyici sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. Eğer onları azaplandırırsan şüphe yok ki onlar senin kullarındır ve eğer onlara mağfiret edersen şüphe yok ki sen Azizsin, Hakimsin. "[Maide, 117-118] Muhammed b. Yusuf el-Firebri dedi ki: "Ebu Abdullah (Buhari)'nin yanında Kabisa'nın şöyle dediği nakledildi: Burada kastedilenler Ebu Bekir döneminde irtidad edenlerdir. Ebu Bekir r.a. onlarla savaşmıştır."
Aişe r.anha'dan rivayete göre, o namaz kılan bir kimsenin namaz kılarken elini boğrüne koymasını mekruh görür ve: "Bunu Yahudiler yapar, derdi."
Ebu Said r.a. dedi ki: "Bir bedevi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek ona hicret hakkında sordu. Şöyle buyurdu: Ne oluyor sana, hicretin işi ağırdır. Senin develerin var mı, diye buyurdu. Bedevi: Evet dedi. Peki, onların zekatını veriyor musun diye sordu. Bedevi: Evet dedi. Peki, ondan bağışlarda bulunuyor musun, diye sordu. Evet, dedi. Suya gittikleri gün onları sağıyor musun, diye sordu. Evet, dedi. Allah Resulü şöyle buyurdu: Sen (istersen) denizlerin ötesinden amel et. Şüphesiz Allah senin amelinden hiçbir şeyini eksiltmez."
Cabir r.a. dedi ki: "Hani sizden iki zümre bozulmaya yüz tutmuştu."[Ali İmran, 122] buyruğu, bizler yani Selime oğulları ile Harise oğulları hakkında inmiştir. Hiçbir zaman bu ayetin inmemiş olmasını arzu etmem .. Çünkü yüce Allah: "Halbuki Allah, o ikisinin velisidir" diye buyurmaktadır." Bu Hadis ileride 4558 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Süfyân b. Uyeyne ← Amr b. Dînâr ← Câbir b. Abdullah
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Has'amlılardan bir kadın Veda haccında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den fetva sordu. -O sırada el-fadl b. Abbas da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bineğinin arkasında idi.- Kadın: Ey Allah'ın Resulü yüce Allah'ın kullarına (haccı) farz etmesi, babamın çok yaşlı bir ihtiyar haline yetişti. O binek üzerinde duramıyar, benim onun yerine hac yapmam kafi gelir mi diye sordu. Allah Resulü: Evet diye buyurdu."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ebü'l-Yemân ← Şuayb b. Ebû Hamze ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Süleymân b. Yesâr ← İbn Abbâs
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Ebû Amr Evzâî ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Süleymân b. Yesâr ← İbn Abbâs
Tarık b. Şihab'dan rivayete göre "Yahudilerden bir takım kimseler şöyle dedi: Eğer bu ayet bize inmiş olsaydı, şüphesiz o günü bayram edinirdik. Bunun üzerine Ömer: Hangi ayeti kastediyorsunuz, diye sordu. Onlar: "Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İsıamı beğenip seçtim."[MSide, 3] ayetidir dediler. Ömer: Ben bu ayetin nerede indiğini çok iyi biliyorum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Arafat'ta vakfede iken nazil olmuştur."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Süfyân es-Sevrî ← Kays b. Müslim ← Târık b. Şihâb
İbn Abbas'tan şöyle dediği nakledilmiştir: "Ukaz, Mecenne ve Zü'j-mecaz cahiliyye döneminde kurulan fuarlardı. Müslümanlar hac mevsiminde (bu yerlerde) ticaret yapmayı günah sayıp (bundan sakındılar). Bunun üzerine şu ayet indi: "(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu (kazancı) aramanızda size herhangi bir günah yoktur."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Süfyân b. Uyeyne ← Amr b. Dînâr ← İbn Abbâs
Aişe r.anha'dan şöyle dediği naklediimiştir: Bakara suresinin sonlarındaki ayetler inince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı ve bu ayetleri bize okudu. Sonra şarap ticaretini haram kıldı.
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "İslam'ın ilk yıllarındaki uygulamaya göre, miras erkek çocuklara verilirdi. Vasiyyet de sadece anne-babaya yapılırdı. Sonra Allah Teala bu uygulamanın dilediği kısmını yürürlükten kaldırdı. Erkek çocuklara, kız çocuklarının payının iki katı pay verdi. Anne-babanın her biri için [çocukların olduğu durumlarda] 116, [çocukların olmadığı durumlarda ise] 113, eş için [eşinin mirasından çocukları olması durumunda] 118, [çocuklarının olmaması durumunda] 1/4, koca için [eşinin çocukları olmaması durumunda] 1/2, [eşinin çocukları olması durumunda ise] 114 pay tespit etmiştir. (
Bera'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Muminlerden oturanlarla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz," ayeti inince Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem, "Falancayı çağırın!" dedi. Çağırılan kişi divit ve levha veya kürek kemiği ile birlikte geldi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, (Mu’minlerden oturanlaria, Allah yolunda 'cihad edenler bir olmaz.) ayetini yazmasını emretti. O esnada Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında İbn Ümmi MektCım vardı. Hz. Nebi'e, - Ey Allah'ın Elçisi! Ben ama bir adamım, diyerek durumunu arz etti. Bunun üzerine bu ayetin yerine şu ayet indi:. (Mu’minlerden -özür;ahibi olanlar dışında- oturanlarla, Allah yolunda cihad edenler bir olmaz).
Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Kim sana Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Allah'ın ona indirdiği vahiyden bir şey gizlediğini söylerse, bil ki o, yalan söylemiştir. Çünkü Allah Teala şöyle buyuruyor: "Ey Nebi! Rabbinden indirileni tebliğ et! [Eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafir/ere yol göstermez.] Fethu'l-Bari
Ebu Said Hudrilden rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Yüzüne tokat vurulmuş bir YahCıdi Hz. Nebile gelip; Ey Muhammed! Ensara mensup sahabilerinden biri yüzüme vurdu? diyerek şikayetini iletti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem: - O adamı çağırın! diye talimat verdi. Etrafındakiler adamı çağırdılar. Hz. Nebi oda; - Onun yüzüne neden vurdun? diye sordu. Sahabi de şöyle cevap verdi: - Yahudilerin yanına uğramıştım. Derken bu adam, "Musa'yı bütün insanlara üstün kılana yemin ederim ki!" dedi. Hemen ben, "Muhammed'e de mi üstün kılmış?" diyerek tepkimi gösterdim. Sonra öfkelendim ve ona bir tokat vurdum. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurdu: - Nebiler arasında beni üstün bir konuma getirmeyin. Çünkü kıyamet günü bütün insanlar bayılacak. İlk ayılan ben olacağım. O an arşın bir ayağına yapışmış olan Musa'yı göreceğim. Benden önce mi ayıldı yoksa Tur dağında bayıldığı için bu bayılmadan korundu mu, bunu bilemeyeceğim.
İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir," ayetinde bahsi geçenler, Abduddaroğullarından bir gruptur.
Sehl İbn Sa'd'dan rivayet edildiğine göre, Uveymir Aclan kabilesinin reisi Asım İbn Adiyy'in yanına gelip; "Eşiyle birlikte bir adamı yakalayan kimse hakkında ne düşünüyorsunuz? O adamı öldürebilir mi? Öldürdüğü takdirde siz de onu öldürür müsünüz? Ya da bu kimse ne yapmalı? Benim için bu konuyu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorar mısın?" dedi. Bunun üzerine Asım Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi ve "Ey Allah'ın elçisi!" [diye söze başlayıp bu meseleyi sordu.] Hz. Nebi bu sorulardan hoşlanmad!. Uveymir, Asım'a Hz. Nebi'in ne buyurduğunu sordu. O da; "Allah'ın elçisi bu sorulardan hoşlanmadı ve bu tür soruların sorulmasını ayıpladı," şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Uveymir: "Allah'a yemin ederim ki; bu meseleyi Hz. Nebi'e sormaktan vazgeçmeyeceğim," dedi ve Rasulullah'ın sallallii.hualeyhi ve sellem yanına geldi. Sonra "Ey Allah'ın elçisi! Adamın biri, hanım ı ile birlikte bir erkeği yakalarsa, onu öldürebilir mi? Öldürdüğü takdirde kendisini öldürür müsünüz? Ya da bu adamın ne yapması gerekir?" diye sordu. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah Tea/d senin ve eşin hakkında ayet indirdi, " buyurdu. Akabinde, Allah'ın, kitabında belirlediği gibi onlara mülaane yapmalarını emretti. Uveymir karısına karşı mülaane yaptı ve "Ey Allah'ın elçisi! Ben bu kadını eş olarak tutmaya devam edersem, ona zulmetmiş olurum," dedi, sonra da onu boşadı. Onun bu şekilde boşaması daha sonra mülaane yapanlar için bir sünnet oldu. Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Gözleyin bakalım. Eğer bu kadın çocuğunu esmer, iri kara gözlü, iri kalçalı ve baldırıarı kalın olarak doğurursa ben, Uveymir'in ona karşı kesinlikle doğru söylediğini düşünürüm. Yok eğer bu kadın çocuğunu kızıl kurtçuk gibi kızılca olarak doğurursa o zaman ben, Uveymir'in kadına kesinlikle iftira ettiğini düşünürüm," Nihayet kadın, Hz. Nebi'in Uveymir'i tasdik edeceğini ifade ettiği özelliklerde çocuğunu doğurdu. Bu yüzden, bu çocuk annesine nispet edildi.
Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre, o demiştir: Hassan İbn Sabit yanına girmek için izin istedi. [Mesruk] "Bu adama izin verecek misin?" diye sordum. Bunun üzerine Hz. Aişe: "O, büyük azaba uğrayanlardan değil miydi?" diye sordu. Süfyan, Hz. Aişe'nin bu sözü ile Hassan'in görme duyusunu yitirdiğini kastettiğini söylemiştir. [Nihayet Hassan onun yanına girip onun için] şu beyitleri okudu: Hiçbir şüphe ile itham edilmeyen iffetli've ağırbaşlı Habersiz kadınların etini yemeden aç çıkar sabahlara Bunun üzerine Hz. Aişe: "Ama sen ... " dedi.
Talha'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Abdullah İbn Ebi Evfa'ya Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in herhangi bir vasiyyette bulunup bulunmadığını sordum. O da: 'hayır' diye cevap verdi. Bunun üzerine, 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vasiyyette bulunmadıysa nasıl vasiyyet etmek insanlara farz kılındı, neden vasiyyette bulunmaları• emredildi?' diye sordum. O da şöyle cevap verdi: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kitabını vasiyyet etti."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Mâlik b. Migvel ← Talha b. Musarrif
Abdullah İbn Mes'ud şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bana kuran oku!" dedi. Ben hayretle, "kuran sana inmişken ben mi sana kuran okuyacağım!" dedim. O da, "Evet" dedi. Nihayet en-Ni'sa suresini okumaya başladım. Derken "Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!"(Ntsa 41) ayetine geldim. Hesulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şimdilik yeter" buyurdu. Ona döndüğüm zaman birden göz yaşlarının boşandığını fark ettim.
Aişe radıyallahu anha'dan: "Hind: Ey Allah'ın Rasulü, gerçek şu ki Ebu Süfyan çok eli sıkı birisidir. Dolayısıyla onun malından bana ve çocuklarıma yetecek kadarını almamda benim için bir vebal olur mu, diye sordu. Allah Rasulü: Maruf ile al, diye buyurdu."
Ebu Mes’ud el-Ensari’den dediki: Ensar arasında Ebu Şuayb diye Anılan bir adam vardı. Bu adamın da kasap bir kölesi vardı. Kölesine: Bana Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i da beşinci kişi olarak davet edeceğim şekilde bir yemek hazırla, dedi. Adam Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beşin beşincisi olarak davet etti. Bunların arkasına bir kişi daha takıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ev sahibine): Sen bizi beşin beşincisi olarak davet ettin. Bu adam da arkamızdan geldi. Arzu edersen ona izin verirsin, arzu edersen onu dışarıda bırakırsın, diye buyurdu. Adam: Hayır, ona izin verdim, diye cevap verdi." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Hadisten pek çok sonuç çıkarblmıştır: 1- Kasaplık mesleğini icra ederek kazanç sağlamak caizdir. 2- Mesleği olan kölenin gücü yettiği şekilde çalıştırılması ve o meslekten kazandıklarından yararlanmak da caizdir. 3- Misafirlik meşrudur ve misafir edilmeye ihtiyacı olan kimselerio. misafir edilmesi de tekiden müstehaptır. 4- Başkasına yemek hazırlayan bir kimse, yemeği o başkasına göndermek ile onu evine davet etmek arasında muhayyerdir. 5- Bir kimse bir başkasını ziyafete davet etmiş ise, onunla birlikte özel arkadaşlarının ve onun meclis arkadaşlarının bulunduğunu görürse, o kimseleri de davet etmesi müstehaptır. 6- Hadiste geçen: "Ben onun yüzünden aç olduğunu anladım" ifadesi dolayısıyla, delil e göre hüküm verilebilir. 7- Ashab-ı kiram onun bereketinden yararlanmak ümidiyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzüne uzun uzun bakarlardı, ama aralarında -Müslim'in naklettiği rivayette Amr b. el-As 'ın açıkça ifade ettiği gibi- utancından, hayasından ötürü uzun süre yüzüne bakamayanlar da vardı. 8- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazı hallerde açlık çekerdi. 9- İmamın, soylu birisinin, yaşça büyük bir kimsenin, kendilerinden daha aşağı mertebede bulunanların davetlerini kabul edip, kasaplık gibi pek üstün olmayan meslek sahiplerinin yemeklerinin yenilebileceği de belirtilmektedir. 10- Bu gibi meslekleri icra etmek hoşlanılmayan şeylerden sakınan kimselerin değerini düşürmediği gibi, sırf bu meslekleri icra ediyorlar diye bu meslek sahiplerinin şahit1iği de düşmez. 11- Bir topluluk için ziyafet yemeği hazırlayan bir kimsenin daha fazlasına gücü yetmiyor ise onlara yetecek kadar yemek hazırlaması ve o miktardan daha aşağısını -bir kişinin yemeği iki kişiye yeter prensibine dayanarak- hazırlamaması gerekir. 12- Belli bir niteliğe sahip bir topluluk eğer ziyafete davet edilmiş ise daha sonra da davet esnasında kendileri ile beraber olmayan bir kişi ile karşı karşıya kalırlarsa bu şahıs o davetin genel çerçevesine girmez. 13- Yapılan davete davetsiz olarak katılan bir kimseyi davet sahibi dışarıda İUtmakta muhayyerdir. Davet sahibinin izni olmadan içeri girerse onu dışarı çıkartabilir. 14-Davetsiz olarak katılan bir kimse derhal bu katılımdan alıkonulmaz. Çünkü bu adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in peşinden gitmiş ve davet sahibinin gönül hoşluğuyla ona izin vermesi ihtimali dolayısıyla onu geri çevirmemiştir. 15- Bu hadisin davetsiz misafirliğin caiz oluşu konusunda asıl bir dayanak olarak alınması gerekir. Ama buna ihtiyacı olan kimseler için de kayıtlanması gerekir. 16- Hadis ayrıca ziyafete davet olunan kimsenin davet edenin, bu işe razı olduğunu bilmesi hali dışında, başkasını peşine takmamasına ve bu durumda davetsiz misafirin haram yemiş olacağına da delil gösterilmiştir. 17- Davet edilen bir kimse eğer kendisi ile beraber gelenlerden bir kişiye izin vermeyecek olursa, kendisi daveti kabul etmemezlik etmez. Müslim'in, Enes'in rivayet ettiği: "Farslı birisi güzel sulu yemek yapardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir yemek hazırlayıp, onu o yemeğe davet etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Aişe'yi göstererek: Bu da mı deyince, adam hayır dedi. Bu sefer Nebi de: (O halde ben de) hayır (diyorum) diye buyurdu." hadisine gelince, buna da şöyle cevap verilir: Orada davet bir ziyafete değildi. Farisi sadece bir kişiye yetecek kadarıyla yemek hazırlamıştı. Eğer Aişe'nin de gelmesine izin verecek olursa, Nebie yetmeyeceğinden korkmuştu. Muhtemelen aradaki fark şu da olabilir: Aişe davetsiz misafirden farklı olarak, davetin yapıldığı esnada hazır bulunuyordu. 18- Bu gibi durumlarda kendisinden izin istenen kişinin Ebu Şuayb'in yaptığı şekilde sonradan davetsiz olarak gelene izin vermesi gerekir. Böyle bir iş de mekarim-i ahlaktandır.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Süfyân b. Uyeyne ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil ← Ebû Mes'ûd
Aişe r.anha'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Namaz için kamet getirilip akşam yemeği de hazır ise önce akşam yemeğini yemekle başlayın."
Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Hastalığı esnasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. O sırada ateşi yükselmiş, şiddetli bir şekilde hummaya tutulmuştu. Sen çok şiddetli bir şekilde hummaya tutulmuş, sarsılıyorsun. Bunun sebebi sana iki kat ecir verilmesi midir, dedim. O: Evet, bir müslümana isabet eden herbir eziyet karşılığında mutlaka Allah o kimsenin günahlarını, ağacın yapraklarının döküldüğü gibi döker, buyurdu. " Bu Hadis 5648, 5660, 5661 ve 5667 numara ilede geçiyor.
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem her kimin izarı yoksa sirval giyinsin. Nalını olmayan da ayakkabı giyinsin, buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Süfyân b. Uyeyne ← Amr b. Dînâr ← Câbir b. Zeyd ← İbn Abbâs
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Bir bedevi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelerek: Siz çocukları öpüyor(mu)sunuz? Oysa biz onları öpmüyoruz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna karşılık: Allah senin kalbinden rahmeti söküp almış ise ben sana ne yapabilirim ki, diye cevap verdi."
Ebu Musa'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Mu'min, mu'min için bir bina gibidir. Biri diğerinin gücünü artırır, buyurduktan sonra parmaklarını birbirine geçirdi."
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem oturmakta iken bir adam gelip dilendi yahut bir ihtiyacının karşılanmasını istedi. Allah Rasulü yüzünü bize doğru çevirerek: "Şefaat (iltimas) edin, ecir alacaksınız. Allah da Nebiinin dili ile dilediği hükmü verip yerine getirsin, buyurdu."
İbn Mes'ud r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bir miktar malı paylaştırdı. Ensardan bir adam: Allah'a yemin olsun, Muhammed bu yaptığı ile Allah'ın rızasını murad etmemiştir, dedi. Ben de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek ona söyleneni haber verdim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzünün rengi değişti ve: Allah, Musa'ya rahmet eylesin. And olsun ona bundan fazlasıyla eziyet edilmişti de o yine sabretmişti, buyurdu."
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etmiştir: "Allah'ım bize Mekke'yi sevdirdiğin gibi hatta daha fazla Medine'yi de sevdir. Burada ki hummayı Cuhfe'ye naklet. Allah'ım bize bereket ihsan et".
Ebu Said el-Hudri şöyle anlatmıştır: Bir bedevi Arap Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve: "Ya Resulallah! İnsanların hangisi hayırlıdır?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Canıyla, malıyla (Allah yolunda) cihad eden adamdır ve bir de vadilerden bir vadi içinde (yalnızlığa çekilerek) Rabbine ibadet eden ve insanları şerrinden rahat bırakan adamdır" buyurdu.
Aişe r.anha "Muhammed'in ailesi kendisi karnını doyurmadı" demiştir.