Ebü'd-Duhâ

Ebû · Tâbiî, Kûfeli fakih ve müfessir

Müslim b. Subeyh

Vefath. 100
KünyeEbû
Nisbeel-Hemdânî, el-Kûfî, el-Attâr
Yaşadığı yerlerHamadan, al-Kufa
Tabaka4. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Asıl adı Müslim b. Subeyh olan Ebü'd-Duhâ, Kûfeli bir tâbiîdir. Saîd b. Âs'ın azatlısı olduğu için Kureşî nisbesiyle de anılır. Fıkhı Alkame b. Kays en-Nehaî'den öğrendi; Cerîr b. Abdullah el-Becelî, Kadı Şüreyh, Abdullah b. Abbâs ve Abdullah b. Ömer gibi isimlerden rivayette bulundu. Ondan A'meş, Âsım b. Behdele ve Câbir el-Cu'fî gibi râviler hadis aldı. Attarlıkla geçimini sağladığı da kaydedilir.

Fıkıh ve tefsirde önde gelen, sika ve hüccet bir âlim olarak nitelenir; Yahyâ b. Maîn ile Ebû Zür'a onu güvenilir saymış, İbn Hibbân da güvenilir râvileri topladığı eserinde anmıştır. Halîfe b. Hayyât'a göre Ömer b. Abdülazîz'in hilafeti sırasında, yaklaşık h. 100 / m. 718 yılında vefat etti; Medâinî ise h. 82 tarihini verir.

Ailesi

Babası
Sabih Clinet Of Sa'id bin al-Aas

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

HabbSb'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ben demirci idim. el-As İbn VSil'den alacağım vardı. Alacağımı almak üzere onun yanına gittim. Bana; "Muhammed'i inkar edinceye kadar sana hiçbir ödeme yapmayacağım," dedi. Ben de; "Asla onu inkar etmeyeceğim! Hatta sen ölsen, sonra dirilsen bile!" diye karşılık verdim. Bu defa bana; "Elbette öldükten sonra diriltileceğim! Mala ve evlada kavuştuğum o zaman sana olan borcumu ödeyeceğim," dedi. Bunun üzerine: "(Resulüm!) Ayetlerimizi inkar eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlat verilecek" diyen adamı gördün mü? 0, gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı? Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız, "(Meryem 77-79) ayeti indi. KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1715-2 TAHA SURESİ. İbn Cübeyr şöyle demiştir: taha Nebatiyye dilinde "Ey Adam!" anlamına gelir. Bir harfi telaffuz edemeyen veya kekeleyen ya da pepeleyen kimse için "dilinde düğüm var" denir. Mücahid şöyle demiştir: Elka (Taha 65) "yaptı," ezri (Taha 31) sırtım," feyeshatekum (Taha 61) "sizi helak eder" demektir. Musla (Taha 63) " emsel (en üstün) kelimesinin müennesidir." Ayette geçen en "üstün yol," din anlamına gelir. Nitekim Arapçada "en iyi olana tutun" anlamında " huz emsel ve huz musla" denir. summetu saffa (Taha 64) [ayetinin açıklaması şu şekildedir:] Arapçada " hel eteyte's-saffe yevm" dendiği vakit, [saf kelimesi ile] namaz kılınan yer kastedilir. Feevcese fi nefsihi (Taha 67) "korkuyu içinde gizledi." Hı harfi kesreli olduğu için hifeten (Taha 67) kelimesindeki vav harfi ya'ya dönüşmüştür. Ficuzu' (Taha 71) ifadesindeki [fi - içinde harfi] ala - üzerinde anlamında kullanılmıştır. Hatbuke (Taha 95) "aklın" anlamına gelir. Misas (Taha 97).masse fiilinin masdandır. Lenensifennehu (Taha 97) "onu savuracağız" manasındadır. Kaan (Taha 106) "suyun üze;ine çıktığı yer," safsafa (Taha 106) ise "düz yer" anlamını ifade eder.:. Mücahid şöyle demiştir: Evzara (Taha 87) "ağırlıklar" anlamına gelir. Min zlneti'l-kavm (Taha 87) [ifadesinde geçen ziynet] "israiloğullannın Firavunun milletinden ödünç aldıkları süs eşyası" manasınadır. Fekazefnuha "onu attım" ve elka (Tana 87) "yaptım" anlamına gelir. Fenesiye (o unuttu (Tahiı 88) ifadesi ile İsrailoğulları, Hz. Musa'nın Rabbini şaşırdığını söylemişlerdir. La yerciu ileyhim kavla (Taha 89) [ayetinde geçen yerdu fiilinin öznesi] buzağıdır. Hemsa (Taha 108) "ayak sesi" anlamına gelir. Haşerteni a'ma (Taha 125) ise "Beni neden delilimi göremez haşrettin," ve kad kuntu besira (Taha 125) ise "dünyada görüyordum" manasını ifade eder. İbn Abbas şöyle demiştir: Bi kabes (Taha 10) [açıklaması şöyledir:] Hz. Musa ve beraberindekiler [Medyen'den d(inerken] yollarını şaşırdılar. Mevsim kıştı. Bu yüzden Hz. Musa, "Eğer ateşin yanında bize yol gösterecek birini bulamazsam, ısınmanız için size bir parça ateş getiririm," demiştir. İbn Uyeyne şöyle demiştir: Emseluhum tarikaten (Taha 104) "onların en adili anlamına" gelir. '. İbn Abbas şöyle demiştir: Hedm (Taha 112) "Ona haksızlık edilmez, böylece iyilikleri çiğnenmez," iveca (Taha 107) "vadi," emta (Taha 107) "tepe," sirateha (Taha 21) [ilk] haline, en-nuha (Tafa, 54) "takva;" danka (TaM. 124) "bedbaht," heva (Taha 81) "bedbaht oldu," vadi'l-mukaddes "mübarek vadi," tuva (Taha 12) "vadinin adı" bi milkina (Taha 87) "kendi isteğimizle " mekanen siva (Taha 58) "orta yerde " yebesa (Taha 77) "kuru" ala kaderin (Taha 40) "bir söze binaen" la teniya (Taha 42) "zayıflık göstermeyin!".yefruta (Taha 45) ise "cezalandırma bakımından aşırı gitmek" anlamına gelir. AÇiKLAMA: İkrime ve Dahhak, Taha harflerinin Nebatıyye dilinde "Ey Adam!" anlamına geldiğini söylemişlerdir. Hakim başka bir senetle lkrime kanalıyla Taha hakkında İbn Abbas'ın şöyle söylediğini nakletmiştir: "Bu ifade Habeş dilinde 'Ey Muhammed!' sözüne benzer." Firyabi, ".min zlneti'l-kavm [ifadesinde geçen ziynet] 'İsrailoğullarının Firavunun milletindn ödünç aldıkları süs eşyası' manasınadır," yorumunu senetli olarak nakletmişti!'. Bu olay, Musa kıssasında daha önce geçmişti. Hakim ise Ali hadisinde geçen şu ifadeyi rivayet etmiştir: "Samirı gücünün yettiği kadar süs eşyası toplamaya yöneldi. Sonra onlardan buzağı yaptı. Ardından aldığı bir avuç toprağı onun içine attı. Yaptığı şekil birden böğüren buzağıya döndü." İmam Nesai, "Fitneler hadisi" adı verilen uzun bir hadiste İbn Abbas'tan şunları nakletmiştir: "Hz. Musa Rabbi ile olan randevusuna yöneldiği zaman Hz. Harun İsrailoğullarına şu şekilde bir konuşma yaptı: Kuşkusuz, Mısır'dan çıktınız. Firavun halkının size bıraktığı emanet ile size verdiği ödünç eşyalar var. Bence bir çukur kazalım ve onlardan aldığınız eşyaları içine atalım, sonra da onları yakalım." Samirı ineğe tapan bir toplumdandı. Aslında İsrailoğullarının komşusu idi. Onlarla birlikteeşyaları yüklendi. Derken bir iz gördü. Ondan bir avuç toprak aldı ve Hz. Harun'un yanına geldi. Hz. Harun ona; "Elindekini atsana!" dedi. Samiri"İstediğimin gerçekleşmesi için Allah'a dua etmediğin sürece bunu atmayacağım," dedi. Bunun üzerine Hz. Harun onun için dua etti. Sonra Samiri elindekini attı ve "İçinden ses gelen bir buzağı olmasını istiyorum," dedi. İbn Abbas şöyle demiştir: "Samirı'nin yaptığı buzağının ruhu yoktu. Rüzgar arkasından girip ağzından çıkıyordu. Bundan dolayı ses oluşuyordu. Buzağıdan ses çıkmaya başlayınca İsrailoğulları ikiye bölündü. Katade'nin.hemsa kelimesini "ayak sesi" şeklinde açıkladığı nakledilmiştir. ".Danka (Taha 124) 'bedbaht' anlamına gelir," yorumunu İbn Ebı Hatim, Ali İbn Ebı Talha kanalıyla İbn Abbas'tan senediyle nakletmiştir. Kays İbn Ebı Hazim'in de bu ayet hakkında şöyle dediğini aktarmıştır:. Maişeten danka, "isyan ederek kazanılan rızık" anlamına gelir. '
Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre, o demiştir: Hassan İbn Sabit yanına girmek için izin istedi. [Mesruk] "Bu adama izin verecek misin?" diye sordum. Bunun üzerine Hz. Aişe: "O, büyük azaba uğrayanlardan değil miydi?" diye sordu. Süfyan, Hz. Aişe'nin bu sözü ile Hassan'in görme duyusunu yitirdiğini kastettiğini söylemiştir. [Nihayet Hassan onun yanına girip onun için] şu beyitleri okudu: Hiçbir şüphe ile itham edilmeyen iffetli've ağırbaşlı Habersiz kadınların etini yemeden aç çıkar sabahlara Bunun üzerine Hz. Aişe: "Ama sen ... " dedi.
Mesruk'tan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Hassan İbn Sabit Hz. Aişe'nin yanına girdi ve ona iltifatta bulunup şu beyitleri okudu: Hiçbir şüphe ile itham edilmeyen iffetli ve ağırbaşlı Habersiz kadınların etini yemeden aç çıkar sabahlara Bunun üzerine Hz. Aişe şöyle söyledi: "Ama sen ... " Ben de Hz. Aişe'ye; "Allah Teala 'Onlardan (elebaşlık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse' (Nur 11) buyurmuşken, böylelerinin yanına girmesi için izin mi veriyorsun?" dedim. O da; "Körlükten daha büyük azab mı olur!" dedi ve arkasından şunu ekledi: Hassan Hz. Nebi'i şiirleri ile savunurdu.
Mesruk'tan rivayet edildiğine göre, o, Abdullah [İbn Mes'lid] şöyle söyledi, demiştir: [Kıyamet alametlerinden şu] beşi gerçekleşmiştir: Duman, ayın yarılması, Rumiarın yenilmesi ve sonra üstün gelmesi, başta / şiddetle yakalama ve Iizamdır / azabın yapışması. Azap yakanızı bırakmayacaktır! (Furkan 77)
Mesruk'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Adamın biri Kinde'de konuşurken 'Kıyametin kopacağı gün bir duman çıkacak ve münafıkların duyma ve görme duyularını işlevsiz hale getirecek. Müminleri ise nezleye tutulmuş hale dönüştürecek,' dedi. Bu sözler yüzünden korkuya kapıldık. Hemen İbn Mes'ud'un yanına gittim, O esnada arkasına yaslanmış rahatça oturuyordu, (Duyduklarımı ona anlatınca) birden sinirlendi ve ciddi bir biçimde oturdu. Sonra şöyle dedi: Kim biliyorsa, konuşsun. Kim de bilmiyorsa, 'En iyi Allah bilir,' desin. Çünkü kişinin bilmediği bir konuda 'Ben bilmiyorum,' demesi, ilimdir, Allah Teala da Nebiine şöyle buyurmuştur: (Resulüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum, Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim. (Sad 86) Kureyş kabilesi İslam dinini kabul etmekte ağırdan almıştı. Bunun üzerine Allah Resulü onlara şu şekilde beddua etmişti: Ey Ulu Alla,hım! Onlara karşı, Yusuf Nebi döneminde uerdiğin yedi kıtlık yılı gibi yedi yıl kıtlık uererek bana yardım et! Bu bedduanın ardından kıtlık başladı. Bazı müşrikler kıt1ıkta helak oldu. Bazıları ölü eti ve kemik yemek zorunda kaldı. İnsanlar gökyüzü ile yeryüzü arasında dumana benzer bir karaltı görmeye başladılar. Bunun üzerine Ebu Süfyan, Hz. Nebi'e gelerek 'Ey Muhammed! Sen, akrabalık bağlarını gözetmemizi emretmek üzere bize geldin. Ama senin kavrnin helak oldu,' dedi. Sonra İbn Mes'ud "Şimdi sen, göğün, insanlan bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle! .. " şeklinde başlayıp "Ama siz, yine (eski"halinize) döneceksiniz, "(Duhan 10-15) kısmına kadar olan ayetleri okudu. Daha sonra şöyle dedi: Hiç ahiret azabı gelip çatınca onlardan kaldırılır da, onlar inkarlarına tekrar dönerler mi? Burada kastedilen şudur: Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, yani Bedir savaşının olacağı gün, intikamımızı alınz.(Duhan 16) (Ey inkarcılar! Size Resul'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydmız. Onun için azap yakanızı bırakmayacak. (Furkan 77) Yani Bedir savaşının olacağı gün, azaptan kurtulamayacaksınız.
Mesruk'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Abdullah İbn Mes'ud'un yanına gittik. O şöyle dedi: Ey insanlar! Kim bir şeyi öğrenirse, onu söylesin. Kim de bir şeyi bilmiyorsa, 'En iyi Allah bilir,' desin. Çünkü kişinin bilmediği bir şey hakkında 'En iyiAllah bilir,' demesi ilmin bir cüzüdür. Allah Teala Nebiine şöyle buyurmuştur: (Resulüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim. (Sad 86) Size duhandan/dumandan söz edeceğim. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kureyşlileri İslam'a davet etti. Onlar İslam'a girmekte ağır davrandılar. Bunun üzerine Hz. Nebi "Ey Allahım! Onlara karşı Yusuf Nebiin dönemindeki yedi yıla benzer yedi yıl ile bana yardım et!" diye yakardı. Akabinde Kureyş için kıtlık başladı ve her şey tükendi. Hatta müşrikler ölmüş hayvan etlerini ve derileri yemeye başladılar. Kıtlık öyle bir hal aldı ki, insanlar açlıktan gök ile yer arasında duhan/duman görmeye başladılar. Bu hususta Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır. (İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler). Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğreti/miş bir deli! dediler. Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz. "(Duhan 10-15) İbn Mes'ud şöyle devam etti: Kıyametgünü onlardan azab kaldırılır mı? Sonra şunları ekledi: Dünyada onların azabı kaldırıldı. Sonra müşrikler inkarlarına geri döndüler. Nihayet Allah Teala Bedir savaşında onları yakaladı. Nitekim bu konuda şöyle buyurmuştur: "Fakat biz, büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız. "(Duhan 16) İmam Buhar! bu başlık altında İbn Mes'ud'un duhan/duman hakkındaki sözlerini nakletti. Bu rivayetin açıklaması Rum suresinde geçmişti. Duhan suresinde de tekrar bu rivayete dönülecektir.(bk. 4822.hadis) Yağmur isteme ile ilgili kısmı da ilgili bölümde geçmişti.
Abdullah (İbn Mes'ud r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: [Kıyametin alametlerinden] şu beş olay gerçekleşmiştir: Duman’ın çıkması, Rumların İranlılara üstün gelmesi, ayın yarılması, batşa (güçlü bir şekilde yakalama) ve lizam (helak etme veya esir alma) .
Mesruk Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediğini rivayet etmiştir: Ayette sözü edilen azap gerçekleşmiştir. Kureyş'in kendisine karşı isyanı sürdürmek istemesi karşısında Hz. Nebi, Yusuf Nebi döneminde yaşanan yedi kıtlık yılının onların başlarına gelmesi için beddua etti. Bu yüzden müşrikler, kıtlık ve zorlukla karşı karşıya kaldılar. Öyle bir duruma düştüler ki, kemikleri yiyorlardı. Bu sırada içlerinden biri göğe baktığında, içinde bulundukları zor durumdan dolayı kendisi ile gök arasında duman görürdü. Bunun üzerine Allah Teala şu ayeti indirdi: "Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır." (Duhan 10-11) İbn Mes'ud olayı anlatmaya şöyle devam etti: Sonra Hz. Nebi'in yanına geldiler ve ona; "Ey Allah'ın Elçisi! Allah'tan Mudar'a yağmur vermesini dile! Zira onlar helak oldu," dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de; "Mudar'a mı? Doğrusu sen çok ileri giden birisin!" dedi. Sonra Hz. Nebi onlar için yağmur diledi ve bunun üzerine yağmur yağdı. Akabinde de şu ayet indi: "Ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz. "(Duhan 15) Kureyşli müşrikler refaha kavuşunca, refah döneminde içinde bulundukları hale döndüler. Bunun üzerine Allah Teala, "Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız, "(Duhan 16) ayetini indirdi. Bu ayetteki yakalama ile Bedir Savaşı kastedilmiştir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Yahyâ ← Ebû Muâviye ← Süleymân A'meş ← Ebü'd-Duhâ ← Mesrûk b. el-Ecda' ← Abdullah b. Amr
Mesru.k'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Abdullah İbn Mes'ud'un yanına gittim. O şöyle dedi: Bilmediğin bir konuda "Allah daha iyi bilir," demen ilmin bir parçasıdır. Allah Teala Peygpmberi'ne sallallii.hu aleyhi ve selle m şöyle buyurmuştur: "(Resulüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim. "(Sad 86) Kureyş Hz. Nebi'e İslam'a girmeme konusunda üstün geldi ve ona karşı gelmeyi sürdürdü. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ey Allahım! Yusuf Nebi döneminde verdiğin yedi kıtlık yılının benzeri yedi yıl ile bana yardım et!" diyerek onlara beddua etti. Bunun üzerine kıtlık başladı. Müşrikler içinde bulundukları zor şartlardan dolayı kemikleri ve ölü hayvan etlerini yediler. Hatta kimi açlıktan kendisi ile gök arasında duman görmeye başladı. İşte böylesi bir halde iken "Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz, "(Duhan 12) dediler. Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle buyuruldu: "Biz bu azabı kaldınrsak, onlar tekrar eski hallerine dönerler." Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Rabbine dua etti ve bunun üzerine Allah Teala onların azabını bitirdi. Onlar da tekrar eski hallerine döndüler. En sonunda Allah Teala Bedir savaşında onlardan intikamını aldı. İşte bu durum şu ayetlerde anlatılmaktadır: "Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır. İşte o zaman insanlar:} Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler). Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğreti/miş bir deli! dediler. Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz. Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikam!mız! alırız. "(Duhan
Mesruk'tan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Abdullah İbn Mes'Qd'un yanına gittim. Sonra o, şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini yalanlayıp ona karşı direnmeyi !,ilrdürmek isteyen Kureyş'e şöyle beddua etti: Ey Ulu Allahım! Yusuf Nebiin kavmine verdiğin yedi kıtlık yılına benzer yedi yıl ile onlara karşı bana yardım et! Bunun üzerine kıtlık oldu. Kıtlık, her şeyin tükenmesine neden oldu. Sonunda insanlar kemikleri yemeye başladılar. Durum öyle bir hal aldı ki; ayağa kalkan biri, açlık ve içinde bulunduğu zorlu durumdan dolayı göğe baktığı zaman, kendisi ile gök arasında dumana benzer bir şey görür hale geldi. Sonra şu ayetleri okudu: Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. "(Duhan 10) ... "Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz. "(Duhan 15) Kıyamet günü onlardan hiç azap kaldırılır mı? Son olarak Abdullah İbn Mes'ud şöyle dedi: "Şiddetle yakalamaıldan maksat Bedir Savaşı'dır.
Mesruk'tan Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Allah Teala, Hz. Nebi'i gönderdi ve ona şöyle emretti: "(Resulüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim. " Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kureyş'in kendisine karşı direnmeyi sürdürdüğünü görünce şöyle beddua etti: "Ey Allahım! Yusuf Nebiin döneminde verdiğin yedi kıtlık yılına benzer yedi yıl ile bana yardım et!" Bunun üzerine kıthk başladı ve her şeyin tükenmesine neden oldu. Öyle ki insanlar kemikleri ve derileri yediler. Hatta biri onların derileri ve ölmüş hayvanların etini yediğini söylemiştir. Bu esnada yerden dumana benzer bir şey kalkmaya başladı. Bunun üzerine Ebu Süfyan Hz. Nebi'e geldi ve ona; "Ey Muhammed! Senin halkın helak oldu. Allah'a dua et de, onlardan bu azabı kaldırsın ... " dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Rabbine dua etti. [Hadisin ravilerinden] Mansur'dan nakledilen rivayete göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Bundan sonra dönersiniz," demiştir. İbn Mes'ud daha sonra şu ayetleri okudu: "Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açıkbir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır. İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler). Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğreti/miş bir deli! dediler. Biz azabı birazcıkkaldıracağız ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz."(Duhan 10-15) [Sonra İbn Mes'ud şöyle dedi:] Kıyamet günü verilecek azap onlardan kaldırılır mı hiç? Kıyametin alametlerinden duhan, yakalama ve lizam geçmiştir. Ravilerden biri kıyamet alametlerinden ayın yarılması hadisesinin, diğeri de Rumiarın İranhlara üstün gelmesinin gerçekleştiğini söylemiştir.
Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Kıyametin şu beş alameti gerçekleşmiştir: Uzam, Rumiarın İranlılara üstün gelmesi, yakalama, ayın yarılması ve duhan/duman.
Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ...........iza cae nasrullahi ve'l-feth suresi indikten sonra kıldığı bütün namazıarda ............subhaneke Rabbena vebihamdike Allahumme'ğfir II duasını okurdu.
Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem rükul ve secdelerinde ...........subhaneke Rabbena vebihamdike Allahummelğfir II duasını çok okurdu. Böylece Kurlanlı yorumladı.
Mesruk'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Abdullah [İbn Mes'ud] şöyle dedi: Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın kitabında inen her surenin, mutlaka nerede indiğini bilirim. Her ayetin kimin hakkında indiğini elbette bilirim. Eğer birinin Allah'ın kitabını benden daha iyi bildiğini öğrensem, deveyle gidilecek bir yerde yaşadığını bilsem, kuşkusuz kalkar onun yanına giderim."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ömer b. Hafs ← babam ← Süleymân A'meş ← Ebü'd-Duhâ ← Mesrûk b. el-Ecda'
Abdullah'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bana kuran oku!' dedi. Ben hayretIe, kuran sana indirildiği halde ben sana kuran mı okuyayım?' diye sordum. Buna karşın şöyle buyurdu: Ben onu başkasından duymayı arzu ediyorum." Bunun üzerine Nisa suresini okumaya başladım. "Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!"(Nlsa 41) ayetine gelince 'yeter' veya 'dur' dedi. Ona baktığım zaman (mübarek) gözyaşlarının aktığını gördüm."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Sadaka b. el-Fadl ← Yahyâ b. Saîd ← Süfyân ← Süleymân ← İbrâhîm ← Abîde es-Selmânî ← Abdullah b. Mes'ûd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Yahyâ b. Saîd ← Amr b. Mürre ← İbrâhîm en-Nehaî ← Abîde es-Selmânî ← Abdullah b. Mes'ûd
Rivayet zinciri (4. tarîk): Buhârî ← Süleymân A'meş ← Amr b. Mürre ← İbrâhîm en-Nehaî ← Abîde es-Selmânî ← Abdullah b. Mes'ûd
Rivayet zinciri (5. tarîk): Buhârî ← Süleymân A'meş ← Amr b. Mürre ← babası ← Ebü'd-Duhâ ← Abdullah b. Mes'ûd
İbn Abbas'tan, dedi ki: Bir gün sabahı ettiğimizde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarının her birisinin yanına yakınları gelmiş olduğu halde ağladıklarına şahit olduk. Bunun üzerine ben mescide çıktım. Mescidin insanlarla dolu olduğunu gördüm. Ömer İbn el-Hattab gelerek Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına çıktı. Nebi o sırada kendisine ait bir odaya çekilmişti. Ömer selam verdiği halde kimse ona karşılık vermedi. Bir daha selam verdi, yine kimse ona karşılık vermedi. Üçüncü bir defa selam verdiği halde kimse ona karşılık vermedi. Daha sonra (Bilal) ona seslendi, o da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girip: Hanımlarını boşadın mı, diye sordu. Nebi efendimiz: Hayır, ama bir ay (onlara yaklaşmamak üzere yemin ederek) ila yaptım, diye buyurdu. Yirmi dokuz gün kaldıktan sonra hanımlarının yanına girdi.
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizi seçmekte serbest bıraktı, biz de Allah'ı ve Rasulünü seçtik. Bunu da bizim aleyhimize bir şey (yapılmış bir talak) olarak saymadı. " Bu hadis 5263 numara ile gelecektir
Aişe r.anha'dan rivayete göre, "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem aile halkından birisine Allah'a sığındırma duasını yapar ve sağ elini onun bedenine sürerek: İnsanların Rabbi Allah'lm, hastalığı gider, ona şifa ver. Şifa veren sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Geriye hastalıktan eser bırakmayan bir şifa ver, diye dua ederdi."
Aişe r.anha'dan rivayete göre, "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlardan herhangi birisine şu sığındırma duasını yapaı: ve onun bedenini sağ eliyle sıvazlardı: Hastalığı gider, ey insanların Rabbil Şifa ver, Şafı (şifa veren) sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Geriye hiçbir hastalık bırakmayan bir şifa ver."
Muğire b. Şu'be'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihtiyacını karşılamakiçin gitti, sonra geri döndü. Ben onu su götürerek karşıladım. O da abdest aldı. Üzerinde Şam malı bir cübbe vardı. Ağzına su aldı, burnuna su çekti, yüzünü de yıkadı. Ellerini elbisesinin yenıerinden çıkarmak istedi. Ama yenıeri dar olduğundan dolayı ellerini cübbesinin aşağısından çıkardı ve yıkadı. Başını ve mest1erini de meshetti."
Müslim'den, dedi ki: "Biz Mesruk ile birlikte Yesar İbn Numeyr'in evinde idik. Mesruk onun sofasında bazı timsaller görünce, şöyle dedi: Ben Abdullah (İbn Mesud)'u şöyle derken dinledim: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Şüphesiz kıyamet gününde Allah nezdinde insanlar arasında azabı en şiddetli olanlar suret yapanlardır, buyururken dinledim,"
Mesruk'tan rivayete göre Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir iş yapmış ve o hususta insanlara ruhsat vermişti. Ama bazı kimseler bu işi yapmak istemedi. Bu husus Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca, bir hutbe vererek yüce Allah'a hamd ettikten sonra şöyle dedi: -Bazı kimselere ne oluyor ki benim yaptığım bir işten onlar kendilerini uzak tutuyorlar? Allah'a yemin ederim ki ben onlar arasında hem Allah'ı en iyi bilenleriyim, hem de onların Allah'a karşı haşyeti en ileri derecede olanlarıyım. " Bu Hadis 7301 numara ilede geçiyor
Aişe r.anha'dan dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile kıblesi arasında (serır üzerinde) uzanmış yatıyorken, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da serırin ortasına doğru namaz kılardı. Kalkmak ihtiyacım olunca onun kıblesine karşı doğrulmaktan hoşlanmadığım için, serırin ayak tarafından sıyrılıp giderdim."
Aişe r.anha şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir harekette bulundu ve bunda ruhsatı tercih etti. Ancak bazıları (Resulullah s.a.v.'in yaptığı gibi yapmayıp) bundan kaçındı. Bu hareketleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kulağına gidince, önce Allah'a hamdetti, sonra onu layık olduğu şekilde övdü. Ardından şöyle buyurdu: "Bazılarına ne oluyor ki benim yaptığım şeyden kaçınıyorlar? Allah'a yemin olsun ki ben Allah'ı onlardan daha iyi biliyorum ve Allah'tan korkum onlardan çok daha fazladır."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ömer b. Hafs ← babam ← Süleymân A'meş ← Ebü'd-Duhâ ← Mesrûk b. el-Ecda'