Râfi' b. Hadîc

Ebû Abdullah · Sahâbî, Medineli fakih ve reis

Râfi' b. Hadîc b. Râfi' b. Adî b. Tezîd b. Cüşem b. Hârise b. el-Hâris b. el-Hazrec b. Amr b. Mâlik b. el-Evs

Vefath. 73
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Hârisî, el-Evsî, el-Ensârî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerMedine, Kûfe
TabakaBüyük sahâbî
Cerh-ta'dîlsahâbîdir

Hakkında

Ebû Abdillâh (Ebû Hadîc diye de anılır) Râfi' b. Hadîc b. Râfi', Evs kabilesinin Hâris koluna mensup bir Ensar sahâbîsidir; annesi Halîme bint Mes'ûd b. Sinân'dır. Bedir Gazvesi'nde (h. 2 / m. 624) yaşının küçüklüğü sebebiyle geri çevrildi; ertesi yıl Uhud'da (h. 3 / m. 625) babasının onun ok atmadaki mahâretini anlatması üzerine Hz. Peygamber savaşa katılmasına izin verdi. Bundan sonraki bütün seferlerde bulundu.

Bir süre çölde yaşadıktan sonra Medine'ye yerleşti ve kavminin reisi oldu. Fıkıh bilen sahâbîler arasında sayılır; özellikle muhâbere ve müzâraa denilen ziraat ortakçılığı meselelerindeki rivayetleriyle tanınır. Bu konuda naklettiği hadisler, sonraki dönemlerde arazi kiralama ve ortakçılık tartışmalarının temel dayanaklarından biri olmuştur. Hadisleri yazdığı, hatta deri üzerine kayıt tuttuğu bildirilmektedir.

Kendisinden oğullarının yanı sıra Saîd b. Müseyyeb ve Atâ b. Ebû Rebâh gibi tanınmış tâbiîler rivayette bulundu. Hicretin 73. yılında (m. 692) Medine'de seksen altı yaşında vefat etti; cenaze namazını Abdullah b. Ömer kıldırdı. Bazı kaynaklar ölüm yılını 74 olarak kaydeder.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn yâni İbni Hasan b. Yesâr rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Avn, Nâfi'den naklen rivayet etti ki, îbni Ömer toprağı kiraya veriyormuş. Nâfi' demiş ki: Sonra Râft b. Hadic'in bir hadîs rivayet ettiğini duydu. Hemen beni alarak onun yanma gitti. O da amcalarının bazısından rivayette bulundu. Bu hadîste Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onun yeri kiraya vermekten nehî buyurduğunu söyledi. Bunun üzerine İbni Ömer bu işi bıraktı; ve tarlayı kiraya vermez oldu.
Bu hadîsi bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Avn bu isnâdla rivayette bulundu; ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen amcalarının bâzılarından ona hadîs rivayet etti, dedi.
Bana Alî b. Hucr Es-Sa'dî iie Yâkûb b. îbrahîm rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmâîî yâni İbnî Uleyye, Eyyûb'dan, o da Ya'Iâ b. Hakîm'den, o da Süleyman b. Yesârdan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Râfi' şöyle demiş : «Biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında arazîye mühâkale yapar; onu üçte birle, dertte birle ve muayyen miktar zâhîre ile kiraya verirdik; Derken bir gün bize amcalarımdan bit zât gelerek: Bize faydalı olan bir işten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi nehi buyurdu; ama Allah ve Resulüne itaat bizim için daha faydalıdır: Arazîye muhâkale yaparak üçte birle, dörtte birle ve muayyen miktar zahire ile kiraya vermeyi bize yasak etti. Ve arazî sahibine yerini ya ekmesini yahut ektirmesini emir buyurdu; kiraya vermeyi ve bundan başkasını kabul etmedi, dedi.
Bize bu hadîsi Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Hamnıâd b. Zeyd, Eyyûb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ya'lâ b. Hakîm yazdı. (Dediki): Süleyman b. Yesar'ı, Râfi' b. Hadîc'den naklen rivayet ederken dinledim. Râfi' şöyle demiş : «Vaktiyle bir arazîye muhâkaîe yapar; onu üçte bîrle, dörtte birle kiraya verirdik...» Bundan sonra râvi, ibni Uleyye hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Yahya b. Habîb rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Haris rivayet etti. H. Bize Amr b. Alî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâlâ rivayet etti. H. Bize İshâk b. îbrâhîm dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abde haber verdi. Bu râvilerin hepsi ibni Ebî Arübe'den, o da Yala b. Hakim'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bana bu hadîsi Ebu't-Tâhir de rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Cerîr b. Hâzim, Ya'lâ b. Hakîm'den bu isnadla, o da Râfi' b. Hadîc'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Ama: «Amcalarından birinden» demedi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Cerîr b. Hâzim ← Ya'lâ b. Hakîm ← Râfi' b. Hadîc
Bana ishâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Müshir haber verdi. (Dediki): Bana Yahya b. Hamza rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Amr Evzâî, Râfi' b. Hadîc'in âzâdlısı Ebu'n-Necâşî'den, o da Râfi'den, o da amcası Zuhayr'dan naklen rivayet etti. Râfi' şöyle demiş: «Zuhayr bana gelerek: Vallahi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize faydalı olan bir şeyi bize yasak etti; dedi. Ben: — Ne o? Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in söylediği şey haktır; dedim. — Bana: Ekinliklerinizi ne yapıyorsunuz? diye sordu. Ben de: Biz onları kimi dere boyları bizim olmak üzere, kimi de birkaç yük kuru hurma veya arpa mukabilinde îcâra veriyoruz yâ Resûlâllah! dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunu yapmayın! Onları ya kendiniz ekin; yahud ektirin; veyahud (kimseye vermeyip) sahib olun!» buyurdular, dedi. (1548) -.
Bize Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Mehdi, İkrime b. Ammâr'dan, o da Ebu'n-Necâşî'den, o da Râfi'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu isnadla rivayette bulundu. Yalnız «Amcası Zuhayr'den» ifâdesini zikretmedi.
Biie Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b, Uyeyne, Yahya b. Saîd'den, o da Hanzale-i Züraki'den naklen rivayet etti ki, Hanzale. Râfi' b. Hadîc'i şunu söylerken işitmiş: «Biz Ensârın en çok tarla sahibi olanlarındandik. Yeri, şurası bizim, şurası kiracıların olmak şartiyle îcâr ederdik. Çok defa da birinin yeri mahsul getirir; Ötekininki getirmezdi. Bundan dolayı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bundan nehî buyurdu; ama gümüşle icardan nehyetmedi.
Bize Ebu'r-Rabi' rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. H. Bize îbni Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. Bu raviler hep birden Yahya b. Saîd'den bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir.
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd El-Kattân, Muhammed b. Yûsuf'dan rivayet etti, (Demişki): Sâib b. Yezîd'i, Rafi' b. Hadîc'den naklen rivayet ederken işittim. (Demişki): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kazancın en kötüsü fahişenin metıt-i, köpeğin parası ve haccâmın kazancıdır.» buyururken işittim.
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim, Evzâî'den, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana İbrahim b. Kaarız, Sâib b. Yezîd'den rivayet etti, (Demişki): Bana Râfi' b. Hadîc, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet etti. «Köpeğin parası habistir; fahişenin mehri habistir; haccâmın kazancı da habistir.» buyurmuşlar.
Bize İshâk b. İbrâhîm rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Yahya b. Ebî Kesîr'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet eyledi.
Bize İshâk b. İbrâhîm rivâyeî etti. (Dediki): Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dediki): Bize Hişâm, Yahya b. Ebî Kesîr'den rivayet etti. (Demişki): Bana İbrahim b. Abdillâh, Sâib b. Yezîd'den rivayet etti. (Demişki): Bize Râfi' b. Hadîc, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yahya'dan —ki İbni Saîd'dir— o da Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Eb! Hasme'den (Yahya: Zannederim bir de Râfi' b. Hadîc'den naklen dedi, demiş) rivayet etti ki, Sehl ile Râfi' şunu söylemişler: Abdullah b. Sehl b. Zeyd ile Muhayyisa b. Mes'ûd b. Zeyd sefere çıktılar. Hayber'e vardıklarında oradaki bazı şeylerin içinde ayrıldılar. Sonra Muhayyisa ansızın Abdullah b. Sehl'i maktul olarak buldu ve onu defnetti. Bundan sonra Huveyyişa b. Mes'ûd ve Abdurrahmân b. Sehl ile birlikte Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı)'e geldi. Bu Abdurrahmân cemaatin en küçüğü idi. Abdurrahmân iki arkadaşından önce konuşmağa davrandı. Fakat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Büyük fani!» (Yâni yaşça senden büyüğüne riâyet et!) buyurdu. O da sustu; ve arkadaşları konuştular. O da onlarla birlikte konuştu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Abdullah b. Sehl'in öldürüldüğünü anlattılar. Bunun üzerine onlara: «Elli yemîn verebilir misiniz ki, arkadaşınızı (yahut katilinizi) hak edesiniz?» buyurdu. Onlar: — Görmediğimiz hâlde nasıl yemîn ederiz! dediler. «Öyle ise yahudiler sizi elli yeminle tebrie etsinler mi?» buyurdu. — Kâfir bir kavmin yeminlerini biz nasıl kabul edelim! dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu görünce onun diyetini kendisi verdi.
Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîr! de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Said, Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme ile Râfi' b. Hadîc'-den naklen rivayet etti ki, Muhayyisa b. Mes'ûd ile Abdullah b. Sehl Hayber tarafına doğru gitmişler ve hurmalıkta ayrılmışlar. Az sonra Abdullah b. Sehl öldürülmüş. Onlar yahudileri itham etmişler. Derken (ölenin) kardeşi Abdurrahman'la amcasının iki oğlu Huveyyisa ve Muheyyisa Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelmişler. Abdurrahman onlardan daha küçük olduğu halde kardeşinin başına gelen musibet hususunda konuşmuş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Büyüğü büyük bil!» Yahut «Büyük olan söze başlasın!» buyurmuşlar; ve Huveyyisa ile Muheyyisa arkadaşlarının musibeti hakkında konuşmuşlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizden elli kişi, onlardan bir adam aleyhine yemîn eder; ve adam tamamı ile size verilir.» buyurmuş. Onlar: — Görmediğimiz bir iş!.. Nasıl yemîn ederiz!., demişler. «öyle ise yahudiler sizi kendilerinden elli kişinin yeminleri ile tebrie ederler.» buyurmuş. — Yâ Resûlâllah, bunlar kâfir bir kavimdir... demişler. Râvi diyor ki: Artık Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun diyetini kendinden verdi. Sehl şunu söylemiş: «Sonra bir gün onların deve ağılına girdim de o develerden bir dişi deve ayağı ile beni bir tepti!..» Hammâd, bunu, yahut bunun benzerini söylemiştir.
Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivayet etti, (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Süfyan'dan rivayet etti. (Demişki): Bana babam, Abâye b. Rifâa b. Rafi', b. Hadîc'den, o da Rafi'. b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Dedim ki : — Yâ Resûlallah! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız. Halbuki yanımızda bıçak yok. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Aceîe et, yahut öidür! Eğer bir şey kanı akıtır. Ve (hayvanın) üzerine besmele çekilirse ye! Yalnız dişle tırnak müstesna. Sana anlatayım. Diş kemîktir. Tırnağa gelince (o da) Habeşlilerin bıçağıdır.» buyurdular. Deve ve koyun yağması ele geçirdik dt\ onlardan bir deve kaçtı. Derken bir adam ona ok atarak durdurdu. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hakikaten bu develerin vahşî hayvanların kaçışı gibi bir kaçışı var. Onlardan bir şey size galebe çaldımı, ona işte böyle yapın!» buyurdular.
Rivayet zinciri: Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Yahyâ b. Saîd ← Süfyân ← babam ← Abâye b. Rifâ'a ← Râfi' b. Hadîc
Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki haber verdi. (Dediki): Bize Süfyan b. Saîd b. Mesrûk, babasından, o da Abâye b. Rifâa b. Râfi b. Hadîc'den. o da Râfi' b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Tihâme'den (Madrid) Zülhuleyfe'de idik. Ve birkaç koyunla deve ele geçirdik. Derken cemâat acele ederek onlarla çömlekleri kaynattılar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendiimiz de emir vererek çömlekler döküldü, sonra on koyun yerine bir deve yavrusu verdi. Râvi hadîsin geri kalanur: Yahya b. Saîd'in hadîsi gibi anlatmıştır.
Bize İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyâıı, İsmail b. Müslim'den, o da Saîd b. Mesrûk'dan, o da Abâye'den, o da dedesi Rafri' den naklen rivayet etti. Sonra bu hadîsi bana Ömer b. Saîd b. Mesrûk babasından, o da Abâye b. Rifâa b. Râfî b. Hadîc'den, o da dedesinden naklen rivayet etti. Şöyle demiş : — Yâ Resûlallah! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız. Halbuki yanımızda bıçak yok. Kamış kabuklarıyla keselim mi? dedik. Râvi hadisi kıssasıyla hikâye etmiştir: «O hayvanlardan biri elimizden kaçtı da. ona ok attık ve yere serdik demiş.
Bize Muhammed h. Velid b. Abdülhamîd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet vili. (Dediki): — Yâ Resûlallah: Biz yarın düşnianla karşılaşacağız. Halbukî yanımızda bıçak yoktur... demiş. Râvi hadisi hikâye etmiş, yalnız: «Cemâa. acele ederek onlarla çömlekleri kaynattılar. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz de emir vererek çömlekler döküldü» cümlesini anmamış; kıssanın diğer yerlerini söylemiştir.
Bize Hennâd b. Seriy rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'l-Ahvâs, Saîd b. Mesruk'dan, o da Abaye b. Rifâa'dan, o da dedesi Rafi' b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Gerçekten humma Cehennemin kükremesindendir. Binâenaleyh siz onu su ile serinletin.» buyururken işittim.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ, Muhammed b. Hatim ve Ebû Bekr b. Nâfl' rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahman b. Mehdî Süfyân'dan, o da babasından, o da Abâye b. Rifâa'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Râfi' b. Hadic rivayet etti. (Dediki): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Humma Cehennemin kükremesİndendir. Binâenaleyh siz onu su ile kendinizden serinletin.» buyururken İşittim. Ebû Bekr: «Sizden..,» kaydını zikretmedi ve şöyle dedi: «Bana Râfi' b. Hadîc haber verdi, dedi.»
Bize Abdullah b. Rumî EI-Yemâmî ile Abbas b. Abdil'-Azim El-Anberî ve Ahmed b. Ca'fer El-Ma'kirî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Nadr b. Muhanımed rivayet etti. (Dediki): Bize İkrime (bu zât İbni Ammar'dır) rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'n-Necâşî rivayet etti. (Dediki): Bana Râfi' b. Hadic rivayet etti. Râfi' şöyle demiş: Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye geldi. Halk hurmaları ıslah ediyor; hurmaları aşılıyorlar diyorlardı. Bunun üzerine : «Siz ne yapıyorsunuz?» diye sordu. — Biz bunu (öteden beri) yapıyorduk, dediler. «Umulur ki, bunu yapmasamz daha hayırlı olur.» buyurdular. Onlar da aşılamayı bıraktılar. Derken hurmalar yemişlerini döktü yahut azalttı. Bunu kendisine andılar da : «Ben ancak bir insanım, size dininizden bir şey emredersem onu hemen alın, kendi reyimden bir şey emredersem ben ancak ve ancak bir beşerim!» buyurdular. İkrime: «Yahut bunun gibi bir şey söyledi» demiş. Ma'kîrî: «Hurmalar yemişini döktü» dedi. Şekketmedi