Hammâd b. Seleme

Ebû Seleme · 8. tabakanın büyükleri

Hammâd b. Seleme b. Dînâr

Doğumh. 82 · est.
Vefath. 167
KünyeEbû Seleme
Nisbeel-Basrî, el-Hazzâz, et-Temîmî, es-Sülemî, mevlâ
Yaşadığı yerlerBasra
Tabaka8. tabakanın büyükleri
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bana Amrü'n-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Afgânü'bnü Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâdü'bnü Seleme, Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Ömerü'bnü'l-Hattâb yaralanınca (kızı) Hafsa yas ederek, ağlamış. Bunun üzerine Ömer şunları söylemiş: — Yâ Hafsa! Sen Resûlullah (Saîlallahu Aleyhi ve Sellem)'i --«Üzerine feryâd edilen kimse azöb görür.» buyururken işitmedin mi? dedi. Ömer İçin Suheyb de feryâd etti; Ömer ona dahi: — «Ey Suheyb! Bilmezmisinki üzerine feryâd edilen kimse azâb olunur.» dedi.
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den rivayet etti. Enes şöyle demiş: Şu (yâni) [Siz sevdiğiniz mallardan infâk etmedikçe asla cennete nail olamazsınız.] âyet-i kerimesi nazil olunca Ebû Tâlha gâlibâ Rabbimiz bizden mallarımızın bir kısmını İstiyor. Öyle ise yâ Resûlallah, Sen şâhid ol ben Berihâ denilen yerimi Allah'a verdim; dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sen, onu akrabana ver.» buyurdular. Ebû Tâlha da onu Hassan b. Sabit ile Übeyyu'bnu Kâ'b'a verdi.
Bana Züheyr b. Harb ile İbni Ebî Halef rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ravh b. Ubâde rivayet etti. (Dediki) Bize Hammâd, Sâbit'ten o da Enes (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi. H. Bana bu hadisi Ebû Bekir b. Nâfi' dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) Bize Behz rivayet etti. (Dediki) Bize Hammad rivayet etti. (Dediki) Bize Sabit, Enes (Rudiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi ki, Resûlullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bazen bu artık devamlı oruç tutacak, denilecek kadar oruç tutar, bazen de: Artık hiç oruç tutmaz, hiç oruç tutmaz, denilecek kadar orucu terkedermiş.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Nâfi' ← Behz b. Esed ← Hammâd b. Seleme ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dediki); Bize Hammad b. Seleme, Sâbit'den, o da Muharrif'den, o da İmrân b. Husayn (Radiyallahû anhûma)'dan naklen rivayet etti. Heddâb'dan, Mutarrif i anlamış değilim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İmran'a yahut başka birine: — «Şa'ban'in sonlarında oruç tuttun mu?» diye sormuş, o da: «Hayır!» cevâbını vermiş. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ramazandan çıktığın vakit iki gün oruç tutuver.» buyurmuşlar.
Bana Ebû Eyyûb EI-Gaylânî rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd, Abdurrahmân'dan, o da babasındim. o da Aişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş : «Hacca telbiye getirdik; Serîf'e vardığımız vakit ben, hayzımı gördüm. Az sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanıma girdi. Ben ağlıyordum...» Râvi, hadîsi Mâcişûn hadîsi gibi rivayet etmiştir. Yalnız Hammâd'ın hadîsinde: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebû Bekir, Ömer ve zenginlerin yanında hedy kurbanı vardı. Sonra (Umreden hılle çıkanlar) Minaya gittikleri vakit hacca niyet ettiler.» cümlesiyle; «Ben, genç yaşta kadındım, uyuklardım da yüzüm semerin ağacına çarpardı.» ifâdesi yoktur.
Bize Ebu'r-Rebî' Ez-Zehrânî ile Kuteybetü'bnü Saîd ve Ebû Kâmil-i Cahderî hep birden Hammâd b. Zeyd'den rivayet ettiler. Ebû Kâmil (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb. Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. İbni Ömer şöyle demiş: Fetih günü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Mekke'ye) gelerek Kabe'nin harîmine girdi. Ve Osman b. Talha'ya haber gönderdi. O da anahtarı getirerek kapıyı açtı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Bilâl, Üsâmetu'bnu Zeyd ve Osman b. Talha içeri girdiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in emriyle kapı kapandı. İçerde uzun zaman kaldılar. Sonra kapıyı açdı. Abdullah demiş ki: — Ben herkesten acele davranarak oradan çıkarken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i karşıladım. Bilâl de peşinde idi. Bilâl'e : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içerde namaz kıldı mı? diye sordum. — Evet! cevâbını verdi. — Nerede kıldı? dedim. — Yüzüne karşı gelen iki direğin arasında! dedi. (Yalmz) kaç rekât namaz kıldığını sormayı unuttum,»
Bana Ebu Bekir b. Nafir El-Abd rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sabit'den, o da Enes'den naklen rivayet eyledi ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından birkaç kişi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'in zevcelerine onun gizlice yaptığı ibadetini sormuşlar. Neticede bunlardan biri: Ben kadınlarla evlenmeyeceğim; diğeri: Ben et yemeyeceğim; öteki: Ben döşekte uyumayacağım, demiş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah'a hamd-u sena ederek: «Bazı kimselere ne oluyor ki, şöyle şöyle demişler. Ama ben hem namaz kılar, hem uyurum. Hem oruç tutar, hem tutmam. Kadınlarla da evlenirim. imdi kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.» buyurmuşlar.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen rivayet eyledi. Enes şöyle elemiş: Hayber günü ben Ebu Talha'nın terkisinde idim. Ayağım Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ayağına dokunuyordu. Hayberliler'in yanına güneş doğarken vardık. Hayvanlarını çıkarmışlar (kendileri de) baltaları, zenbilleri ve kürekleriyle dışarı çıkmışlardı. (Bizi görünce: Vay) Muhammed ile ordusu!., dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayber harabdır! Biz bir kavmin beldesine indikmi tehdit edilenlerin sabahı kötü olur» buyurdular. Allah Azze ve Celle Hayberliler'i hezimete uğrattı. Dihye'nin hissesine güzel bir cariye düştü. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu beş kişi mukabilinde satın aldı. Sonra çekip çevirmek ve hazırlamak (Râvi demişki: Zannederim Enes şunu da söyledi) ve evinde istibra yapmak için onu Ümmü Süleym'e verdi. Bu câriye Safîyye bihti Huyeyy idi. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun düğün davetini kuru hurma, kuru süt ve yağ ile yaptı. Yer bir parça kazılarak düzeltildi; deri yaygılar getirilerek oraya yayıldı. Ve kuru süt ile yağ getirildi Halkın karnı doydu. Cemaat (birbirlerine): Bilmiyoruz acaba Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu kadınla evlendi mi, yoksa onu Ümmü veled mi yaptı? Şayet onu örttü ise, bu cariye onun karısı olmuştur. Örtmedi ise, cariye Ümmü veleddir; dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanına binmek isteyince Safiyye'yi örttü. Safiyye devenin arka tarafına oturdu. Cemaat da anladılar ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onunla evlenmiş Medine'ye yaklaştıkları vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanını sürdü. Biz de hayvanlarımızı sürdük. Derken (Adbâ) yirik kulak deve süredü. Ve hem Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hem de Safiyye yere düştüler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen kalkarak Safiyye'yi örttü. Kadınlar bunu görmüşlerdi Allah yahudi kadınını ırak eylesin, dediler. Râvi demişki: Ben (Enes'e) ya Ebâ Hamza! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) düştü mü? diye sordum, Enes: — îyvallah! Hakikaten düşdü; cevâbını verdi
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki); Bize Bişr b. Seriy rivayet etti. (Dediki); Bize Hammâd b. Seleme, Katâde'den, o da Ebu'l-Halîl'den, o da Abdullah b. Haris b. Nevfel'den, o da Ümmü'l-Fadl'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulundu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir ve ikİ imlâca hürmet isbât etmez» buyurmuşlar.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bana. Yahya b. Saîd, Ubeyd b. Huneyn'den, o da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi. İbni Abbâs şöyle demiş : «Ömer'le birlikte dönüyordum. Merru'z-Zahrân denilen yere geldiğimiz vakit...» Ravi bu hadîsi Süleyman b. Bilâl hadîsi gibi rivayet etmiştir. Yalnız o şöyle demiştir: «Ben: O iki kadının hâl-ü şanı nedir? diye sordum. — Hafsa ile Ümmü Seleme'dir; buyurdular.» Bir de bu rivayette râvi: «Hücrelere geldim. Bir de baktım her evde yas (ediliyor) ibaresi ile: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ay kadınlarının semtine uğramıyacağına yemin etmişti. Ay yirmi dokuz olunca yanlarına indi.» cümlesini ziyâde etmiştir.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen haber verdiki, Rubeyyi'in kız kardeşi Ümmi Harise bîr insanı yaralamış da, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda dâvaya çıkmışlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kısası (yapın!) kısası!» buyurmuş. Ümmürrabî': — Yâ Resûlâllah, hiç filân kadından kısas alınır mı! Vallahi ondan kısas alınmaz! demiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sübhânallah! Yâ Ummerrabî, kısas'Allah'ın kitâb'dır!» buyurmuş. Ümmürrabî': Hayır vallahi! Ondan ebediyyen kısas alınamaz!, demiş. Bu sözü tekrar ede ede nihayet diyeti kabul etmişler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gerçekten Allah'ın kullarından öylesi var ki, Allah üzerine yemîn etse onu yemininde sâdık çıkarırdı.» buyurmuşlar.
Bu hadîsi bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki); Bize Hüşeym haber verdi. H. Bize Şeybân b. Ferrûh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. {Dediki): Bize Vekî', Süfyân'dan rivayet etti. H. Bize Muhamnıed b. EI-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dedikî): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de Şu'be'den rivayet etmişler. H. Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn b. Aliy, Zâide'den naklen rivayet etti. Bu râvilerîn hepsi Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Abdurrahnıân b. Ebî Bekra'dan, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den Ebû Avâne hadîsinin mislini rivayet etmişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Hüşeym b. Beşîr ← Şu'be b. el-Haccâc
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Şeybân b. Ferrûh ← Hammâd b. Seleme ← Şu'be b. el-Haccâc
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Süfyân b. Uyeyne ← Şu'be b. el-Haccâc
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Muhammed b. Ca'fer ← Şu'be b. el-Haccâc
Rivayet zinciri (5. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam ← Şu'be b. el-Haccâc
Rivayet zinciri (6. tarîk): Müslim ← Ebû Küreyb ← Hüseyin b. Ali ← Zâ'ide b. Kudâme ← Abdülmelik b. Umeyr ← Abdurrahman b. Ebû Bekre ← babası
Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Habbân b. Hilâl haber verdi. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivâyet etti. (Dediki): Bana Yahya b. Saîd ile Rabîatü'r-Re'y b. Ebî Abdirrahmân, Münbais'in âzâdlısı Yezîd'den, o da Zeyd b. Hâlid El-Cühenî'den naklen rivayet ettiki, Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kaybolan develerin hükmünü sormuş...» Rabîa şunu ziyade etmiş: «Bunun üzerine kızdı; hatta yanakları kızardı.» ve hadîsi yukarıdakilerin hadîsi gibi rivayet etmiş. Şunu da ziyade eylemiş: «Şayet sahibi gelir de mahfazasını, sayısını ve bağını bilirse onu kendisine veriver! Aksi takdirde o senindir.»
Bize Kuteybetü'bnü Said de rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, A'meş'den naklen rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Süfyân'dan rivayet etmişlerdir. H. Bana Muhammed b. Hatim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Ca'fer Er-Rakkî rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah (yâni İbni Amr Zeyd b. Ebî Üneyse'den) rivayet eyledi. H. Bana Abdurrahmân b. Bişr de rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Seleme b. Küheyl'den bu isnadla Şu'be Hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Her birinin hadîsinde «üç sene» kaydı vardır. Yalnız Hammâd b. Seleme müstesna! Zîrâ onun hadîsinde: -İki veya üç sene» kaydı vardır. Süfyân, Zeyd b. Ebî Üneyse ve Hammâd b. Seleme hadîsinde: «Şayet sana biri gelir, onun sayısını, mahfazasını ve bağını haber verirse onu kendisine veriver!» ifâdesi vardır. Vekî'in rivayetinde Süfyân: «Aksi takdirde o senin malının sebili gibidir.» cümlesini ziyâde eylemiştir. İbni Numeyr'in rivayetinde ise: «Aksi takdirde ondan (kendin) istifâde et!» cümlesi vardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Cerîr b. Abdülhamîd ← Süleymân A'meş ← Ebû Vâil
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Süfyân
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← babam ← Süfyân
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Hâtim ← Abdullah b. Ca'fer er-Rakkî ← Ubeydullah b. Amr ← Zeyd
Rivayet zinciri (5. tarîk): Müslim ← Abdurrahman b. Bişr ← Behz b. Esed ← Hammâd b. Seleme ← Seleme b. Küheyl
Bana Haccâc b. Eş-Şâir de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssamed rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd, Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Uhud (harbi) gününde: «Allahım! Sen dilersen yeryüzünde sana ibâdet edecek kimse kalmaz!» diye duâ ediyormuş.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, ResûlüIIah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem) Ebû Süfyân'ın gelişini duyduğu vakit müşavere yapmış. Enes şöyle demiş : —Evvelâ Ebû Bekir konuştu; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona iltifat etmedi. Sonra Ömer konuştu; ona da iltifat etmedi. Bunun üzerine Sa'd b. Ubâde kalkarak: — Biz/mi kasdediyorsun yâ Resûlâllah? Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen bize atlarımızı denize daldırmamızı emretsen daldırırız! Onları Berkü'l-Gemâd'a sürmemizi emretsen bunu da yaparız! dedi. Bunu müteakıb Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) halkı davet etti. Onlar da yola revân olarak Bedr'e indiler. Derken yanlarına Kureyş'in sucuları geldi. içlerinde Benî Haccâc kabilesinin siyah bir kölesi de vardı. Hemen onu derdest ettiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı ona Ebû Süfyân'la arkadaşlarını soruyorlardı. O da: — Ebû Süfyân hakkında bilgim yok. Ama işte Ebû Cehil, Utbe, Şeybe ve Ümeyyetü'bnü Halef!., diyordu. Bunu söylediği vakit onu dövüyorlardı. O da : — Evet! Ben size haber vereceğim! işte Ebû Süfyân! diyordu. Kendisini bırakıp da sorarlarsa : — Ebû Süfyân hakkında bilgim yok! Ama işte Ebû Cehil, Utbe, Şeybe ve Ümeyyetü'bnü Halef insanların içinde!., diyordu. Bunu söyledi mi kendisini yine dövüyorlardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de kalkmış namaz kılıyordu. Bunu görünce namazdan çıktı: «Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn ederim ki, size doğruyu söylediği vakit onu dövüyorsunuz; yalan söyledi mi bırakıyorsunuz!» buyurdular. Enes demiş ki: Bir de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şurası filânın düşeceği yerdir!» diyor; ve elini yerde oraya buraya koyuyordu. Ve müşriklerden hiç biri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elinin yerinden öteye geçmedi.
Bana Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hassan rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit Abdullah b. Rabâh'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: — Aramızda Ebû Hureyre de olduğu halde Muâviye b. Ebî Süfyân'a hey'et olarak geldik. Bizden herkes arkadaşlarına bir gün yemek yapıyordu. Benim nevbetimdi: — Yâ Ebâ Hureyre, bugün benim nevbetimdir! dedim. Müteakiben menzilime geldiler; fakat yemeğimiz yetişmedi. Ben: — Yâ Ebâ Hureyre, yemeğimiz yetişinceye kadar bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hadîs rivayet etsene! dedim. Bunun üzerine şunları söyledi: — Fetih günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraberdik. Hâlid b. Velîd'i sağ cenaha, Zübeyr'i sol cenaha, Ebû Ubeyde'yi de piyadenin üzerine ve vadinin ortasına kumandan tayin etti. Az sonra : «Yâ Ebâ Hureyre! Bana Ensâr'ı çağır!» buyurdu. Ben de onları çağırdım. Hemen koşarak geldiler. (Onlara) : «Ey Ensâr cemaati! Kureyş'in serserilerini görüyor musunuz? buyurdu. — Evet! dediler. «Bakın! Yarın onlarla karşılaştığınızda onları adamakıllı biçmelisiniz!» buyurdu ve eliyle işaret ederek sağ elini sol elinin üzerine koydu. (Kumandanlara) : «Buluşma yeriniz Safâ'dır!» buyurdular. Artık o gün karşılarına kim çıktı ise onu uyuttular. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Safâ'ya çıktı. Derken Ensâr gelerek Safâ'da tavaf ettiler. Müteakiben Ebû Süfyân geldi ve : — Yâ Resûlâllah! Kureyş cemaati ifna edilmiştir. Bugünden sonra Kureyş yoktur! dedi. Ebû Süfyân demiş ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kim Ebû Süfyân'ın evine girerse o emindir! Kim silâhı bırakırsa o da emindir! Kim kapısını kaparsa o da emindir!» buyurdu. Bunun üzerine Ensar: — Bu zâta kabilesine karşı şefkat ve vatanına rağbet geldi!» dediler. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vahiy indi. «Siz: Bu adama kabilesine karşı şefkat ve vatanına rağbet geldi!.. dediniz. Beri bakın! O halde benim ismim nedir? dedi. Bunu üç defa tekrarladı. Ben Muhammed, Allah'ın kulu ve Resulüyüm! Allah'a ve sizlere hicret ettim. Binâenaleyh hayât sizin hayatınız; memat da sizin mematınızdır!» buyurdu. Ensâr: — Vallahi biz bu sözü Allah ve Resulüne kıyamadığımız için söyledik! dediler. «işte Allah ve Resulü de sîzi tasdik ediyor; ve sizi ma'zûr görüyorlar!» buyurdu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu harbte Ensârı çağırtması onlara i'timâd ettiği içindir. Bir de mertebelerinin yüksekliğini, kıymet ve hususiyetlerini göstermek istemiştir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sabit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Kureyş, içlerinde Süheyl b. Amr olduğu halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le sulh yapmışlar. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Alî1'ye ; «Besmeleyi yaz!» buyurmuş. Süheyl: — Bismillâha gelince: Biz besmelenin ne olduğunu bilmiyoruz. Lâkin sen bizim bildiğimiz «Senin adınla Allahım!» İbaresini yaz! demiş. Sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ın Resulü Muhammed'den yaz!» buyurmuş. Müşrikler: — Biz senin Resûlullah olduğunu bilsek sana tâbi' olurduk! Lâkin sen kendi isminle babanın ismini yaz! demişler. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Muhammed b. Abdillâh'dan diye yaz!» buyurmuş. Müşrikler Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Sizden (bize) gelen olursa onu size iade etmiyeceğiz; ama bizden size kim giderse siz onu bize iade edeceksiniz! dîye şart koşmuşlar. Ashâb: — Yâ Resûlâllah, bunu yazalım mı? diye sormuşlar. «Evet! Gerçekten bizden kim onlara giderse Allah onu ırak etsin! Onlardan bize gelene ise Allah bir ferahlık ve çıkar yol halkedecektir!» buyurmuşlar.
Bize Heddâb b. Hâlid Ei-Ezdî rivayet ettî. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Alî b. Zeyd ile Sâbit-i Bünânî'den, onlar da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etlilerki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud (harbi) günü Ensardan yedi, Kureyş'ten iki kişi arasında yalnız bırakılmış. Müşrikler kendisini kuşatınca : «Bunları bizden kim püskürtecek ki, cennet onun ola!» Yahut: «Cennette o benim refîkim ola?» buyurmuş. Bunun üzerine Ensardan bir zât ilerleyerek çarpışmış ve öldürülmüş. Sonra kendisini yine kuşatmışlar. Ve (tekrar) : «Bunları bizden kim püskürtecek ki, cennet onun ola!» Yahut: «Cennette o benim refikim ola?»buyurmuş. Ve (yine) Ensardan bir zât ilerleyerek çarpışmış, neticede öldürülmüş. Bu minval üzere devamla yedi kişi (nin hepsi) öldürülmüş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki arkadaşına : «Arkadaşlarımıza insaf etmedik!» buyurmuşlar.
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'ten, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Uhud (harbi) gününde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yan dişi kırılmış; başı da yarılmış. Artık hem yaradan kanı silmeye başlamış; hem: «Nebiinin başını yarıp yan dişini kıran bir kavim nasıl felah bulur! Halbuki o kendilerini Allah'a davet ediyordu!» diyormuş. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) : «Sana bu işten bîr şey yoktur!» [Al-i İmran 128] âyetini indirmiş.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Hayber günü ben Ebû Talha'nın terkisinde idim. Ayağım, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ayağına dokunuyordu. Hayberlilere güneş doğduğu zaman vardık. Hayvanlarını (kıra) çıkarmışlardı. Kendileri de baltaları ile, zenbilleri ile ve kazmaları ile çıkmışlardı. (Bizi görünce :) — Muhammed ve ordu!., dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Hayber harab oldu. Biz bir kavmin sahasına indik mi artık inzâr edilenlerin sabahı kötü olur!. buyurdu. Arkacığından Allah (Azze ve Celle) onları hezimete uğrattı
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen rivayet etti ki, Hendek (harbi) günü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı: «Bizler sağ kaldıkça ebediyyen islâmiyet üzerine Muhammed'e bey'at edenleriz!» derlermiş. Yahut râvi Sabit «islâmiyet üzerine» yerine «Cihâd üzerine» demiştir. (Burada) Hammâd şekketmiştir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de : «Allahım! Gerçekten hayır, ahiret hayrıdır. O halde sen Ensarla Muhacirlere mağfiret eyle!» dermiş.
Bana Amr b. Muhammed En Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi ki, Mekkeillerden seksen kişi silâhlı olarak Ten'îm dağından Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in üzerine inmişler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le ashabını gafil avlamak istiyorlarmış. Fakat o kendilerini esir alarak sağ bırakmış. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle): (Sizi onlara muzaffer kıldıktan sonra Mekke içerisinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan men' eden O'dur!) [Fetih 24] âyet-i kerîmesini indirmiş.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. '(Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'ten, o da Enes'den naklen haber verdi ki, Ümmü Süleym, Huneyn (harbi) günü bir hançer edinmiş. Hançer yanında imiş. Onu (kocası) Ebû Talha görerek: — Yâ Resûlâllah! Şu Ümmü Süleym'dir; yanında hançer var! Demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Bu hançer ne?» diye sormuş. Ümmü Süleym: — Onu edindim. Şayet müşriklerden biri bana yaklaşırsa onunla karnını deşeceğim! cevabını vermiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de gülmeye başlamış. Ümmü Süleym: — Yâ Resûlâllah! Bizden gayri âzâdlılardan olup senden bozguna uğrayanları öldür! Demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Ümmü Söleyml Şüphesiz Allah kâfi geldi ve iyi yaptı!» buyurmuşlar.
Bu hadîsi bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize ishâk b. Abdullâh b. Ebî Taiha, Enes b. Mâlik'den, Ümmü Süleym kıssasında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Sabitin hadisi gibi haber verdi.
Bize Heddâb b. Hâlid El-Ezdî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Simâk b. Harb'dan rivayet etti. Şöyle demiş: Câbir b. Semura'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «İslâm on iki halîfeye kadar azîz olmakta devam edecektir!» buyururken işittim. Sonra bir kelime söyledi ki, onu anlamadım. Ve babama : — Ne söyledi? diye sordum. — «Hepsi Kureyş'ten» (buyurdu) dedi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Hüdbe b. Hâlid ← Hammâd b. Seleme ← Simâk b. Harb ← Câbir b. Semüre
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah yolunda bir sabah veya akşam seferi dünyâdan ve bütün dünya varlıklarından daha hayırlıdır.» buyurdular.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti (Dediki): Bize Sabit, Enes b. Mâlik'den rivayet etti. H. Bana Ebû Bekir b. Nâfi' de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti (Dediki): Bize Sabit, Enes b. Mâlik'den rivayet ettiki, Eslem (Kabilesin) den bir genç : — Yâ Resülâllah! Ben gaza etmek istiyorum ama yanımda hazırlık tutacak bîr şeyim yok Demiş. (Efendimiz) : «Filâna gît! Çünkü o hazırlık tutmuş da hastalanmıştı.» buyurmuş. O da giderek: Resûlullab (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana selâm ediyor; ve yaptığın hazırlığı bana vermeni söylüyor! Demiş. O zât: —Ey filân hanım! Benim yaptığım hazırlığı buna ver! Ondan hiç bir şey saklama! Allah aşkına ondan bir şey saklama ki, sana onun hakkında bereket verilsin! Demiş.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Affân b. Müslim ← Hammâd b. Seleme ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Nâfi' ← Behz b. Esed ← Hammâd b. Seleme ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik
Bize Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş : Bir takım insanlar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Bize Kur'ân ve sünneti öğretecek adamlar gönder! Dediler. O da kendilerine Ensardan Kurrâ' eenilen ve içlerinde dayım Haram da bulunan yetmiş kişi gönderdi. Bunlar Kur'ân okuyor; geceleri ders alıp öğreniyor, gündüzleri de su getirip mescide koyuyor; odun toplayıp satıyor; onunla Sofa halkına ve fakirlere yiyecek satın alıyorlardı. İşte bu zevatı Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara gönderdi. Ama daha yerlerine varmadan önlerine çıkarak onları öldürdüler. Onlar da : — Allahım! Biz’den Nebiimize ilet ki, biz sana kavuştuk. Ve senden razı olduk; sen de bizden razı oldun! Dediler. Bir adam da Enes'in dayısı Harâm'a arkasından gelerek onu okla yaraladı: hattâ oku geçirdi. Bunun üzerine Haram: — Kâ'be'nin Rabbine yemin ederim ki muvaffak oldum! Dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ashabına : «Şüphesiz ki dîn kardeşleriniz öldürüldüler. Hem de şunu söylediler: Allahım! Bizden Nebiimize ilet ki, biz sana kavuştuk: ve senden razı olduk. Sen de bizden razı oldun!» buyurdular. Bu hadis’in Buhari rivayeti
Bize Şeyban b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes b. Malik'den rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallalîahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim şehid olmayı sadakatla isterse şehitlik kendisine verilir. Velevki isabet almasın» buyurdular