Enes b. Mâlik

Ebû Hamza, Ebü'n-Nadr, Ebû Sümâme · Sahâbî, Nebî'nin hizmetkârı

Enes b. Mâlik b. en-Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Harâm b. Cündeb b. Âmir b. Ganm b. Adî b. en-Neccâr

Doğumh.ö. 10 · Medine
Vefath. 93 · Basra
KünyeEbû Hamza, Ebü'n-Nadr, Ebû Sümâme
Nisbeel-Ensârî, el-Hazrecî, en-Neccârî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerBasra, Medine, Bahreyn
TabakaMeşhur sahâbî
Cerh-ta'dîlİbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiştir

Hakkında

Tam adı Ebû Hamza Enes b. Mâlik b. en-Nadr el-Ensârî'dir; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Neccâroğulları'ndandır. Milâdî 612 yılı dolaylarında, hicretten yaklaşık on yıl önce doğdu. Annesi Ümmü Süleym, üvey babası ise Ebû Talha el-Ensârî'dir; her ikisi de tanınmış sahâbîlerdendir. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde annesi, verecek bir hediyesi olmadığını söyleyerek on yaşındaki oğlunu onun hizmetine sundu. Enes bu tarihten Resûlullah'ın vefatına kadar on yıl boyunca yanından ayrılmadı ve "Hâdimü'n-nebî" (Peygamber'in hizmetçisi) diye anıldı.

Bu uzun beraberlik sayesinde Hudeybiye Antlaşması, Hayber Seferi, Mekke'nin fethi, Huneyn Savaşı ve Vedâ haccı gibi pek çok önemli olaya tanıklık etti. Hz. Ebû Bekir döneminde Bahreyn'e zekât tahsildarı olarak gönderildi; İran cephesindeki seferlere katıldı ve kısa bir süre Basra valiliğinde bulundu. Sonraki yıllarda Basra'ya yerleşerek burada hadis ve fıkıh öğretti; şehirdeki ilim hayatının kurucu isimlerinden biri oldu.

Rivayet ettiği hadis sayısı 2.286 civarındadır; binden fazla hadis nakleden yedi sahâbî arasında üçüncü sırada yer alır. Uzun ömrü, çok sayıda talebe yetiştirmesine imkân verdi. Hicrî 93 (m. 711-712) yılında, yüz yaşını aşmış olarak Basra'da vefat etti ve bu şehirde ölen son sahâbî kabul edildi. Bazı kaynaklar ölüm yılını 91 veya 92 olarak da kaydeder.

Ailesi

Babası
Malik ibn Nadr
Annesi
Umm Sulaym bint Milhan
Kardeşleri
al-Bara' bin Malik
Çocukları
al-Nadr bin Anas bin Malik, 'Abdullah bin Anas bin Malik, Abu Bakr bin Anas bin Malik, Musa bin Anas bin Malik

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Enes b. Malik r.a.'dan dedi ki: "Hayber'e geldik. Allah ona kaleyi fethetmeyi nasip edince ona Huyey b. Ahtab'ın kızı Safiyye'nin güzelliğinden söz ediidi. Kocası da öldürülmüştü. Kendisi de yeni gelindi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisi için seçti (ıstıfa). Onunla birlikte (yola) çıktı. Nihayet biz Sed es-Sahba denilen yere vardığımızda temizlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla gerdeğe girdi. Sonra da deriden küçük bir sofra üzerinde yağ ve un karıştırılmış bir yemek yaptı. Daha sonra bana: Etrafında bulunanları çağır, dedi. İşte onun Safiyye ile evlenmesi dolayısıyla verdiği ziyafet bu olmuştu. Sonra Medine'ye gitmek üzere yola çıktık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, arkasında bir abayı etrafında dola- "Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vasıtanla bir adama hidayet vermesi. .. " Bundan Müslüman oluncaya kadar kMirin kalbinin İslam'a ısınmasını sağlamanın, eli çabuk tutup onunla savaşmaktan daha evla olduğu anlaşılmaktadır. "Kırmızı tüylü develer." Bu da beğenilen, sevilen develerin renkleri arasındadır. Bir açıklamaya göre bundan maksat, senin böyle develere sahip olup, onları . Sadaka olarak dağıtmaktan senin için daha hayırlıdır. Bir diğer açıklamaya göre böyle develeri barındırıp, onlara malik olmandan hayırlıdır .. Çünkü bu tür develer Arapların kendileriyle birbirlerine karşı öğündükleri mallardandı.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Abdülgaffâr b. Dâvüd ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Amr b. Ebû Amr ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Ahmed b. Sâlih ← İbn Vehb ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Amr b. Ebû Amr ← Enes b. Mâlik
Humeyd et-Tavll'den rivayete göre o "Enes b. Malik r.a.'ı şöyle derken dinlemiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber yolunda Huyey kızı Safiyye için üç gün kaldı ve onun ile gerdeğe girdi. Böylece o da hicab arkasına geçenlerden oldu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İsmâil ← kardeşim ← Süleymân ← Yahyâ ← Humeyd et-Tavîl ← Enes b. Mâlik
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber ile Medine arasında Safiyye ile gerdeğe girmek üzere üç gece kaldı. Ben de Müslümanları onun düğün ziyafetine davet ettim. O ziyafette ekmek ve etten başka bir şey yoktu. Yine o ziyafette Bilal'e emir verdi ve sofraların serilmesini söyledi. Sofralara hurma, keş ve tereyağı bırakıldı. Müslümanlar: Acaba mu'minlerin annelerinden birisi mi yoksa sağ eliyle malik olduğu (cariyeleri)nden mi olacak, dediler. Yine şöyle dediler: Eğer onu h icab ın arkasına alırsa mu'minlerin annelerinden birisi demektir. Eğer onu hicabın arkasına almazsa o sağ elinin sahip olduklarından birisi olacak demektir. Yola koyulunca arkasında ona yer hazırladı ve hicabı gerdL"
Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şehadet haberleri kendilerine gelmeden önce insanlara Zeyd'in, Cafer'in ve İbn Revaha"nın şehit düştükleri haberini vererek şöyle buyurdu: Sancağı Zeyd aldı o isabet aldı, sonra Cafer aldı o da isabet aldı, sonra İbn Revaha' aldı o da isabet aldı. -Bu arada gözlerinden yaş akıyordu.- Sonra sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı ve nihayet Allah onlara zafer nasip etti."
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem fetih günü Mekke'ye başında miğfer bulunduğu halde girdi. Miğferi başından çıkarınca bir adam ona gelerek: İbn Hatal Kabe'nin örtülerine asılmış bulunuyor dedi. Allah Resulü: Onu öldür dedi." (Ravilerden) Malik dedi ki: "Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır ya, görüşümüze göre o gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı değildi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Yahyâ b. Kaza'a ← Mâlik b. Enes ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Enes b. Mâlik
"Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte on gün ikamet ettik. (Bu sürede) hep namazı kısaıtarak kılardık."
Zühri dedi ki: Bana Enes b. Malik r.a. haber vererek dedi ki: "Yüce Allah, Resulüne Hevazinlilerin mallarını fey' olarak verip, o da bazı kimselere yüz deveyi vermeye başlayınca ensardan bazıları: Allah Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mağfiret et. Kılıçlarımızdan kanları damlıyorken Kureyş'e (bunca mal) veriyor da bizi bırakıyor, dedi. Enes dedi ki: Onların söyledikleri bu sözler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarılınca ensara haber gönderdi. Onları deriden yapılmış bir çadırda topladı. Beraberlerinde onlardan olmayan kimseyi de çağırmadı. Ensar bir araya gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkarak şöyle buyurdu: Söylediniz diye hakkınızda bana nakledilen sözler ne oluyor? Ensardan derin bilgi sahibi olanlar: Ey Allah'ın Resulü, bizim ileri gelenlerimiz hiçbir şey söylemiş değildir. Fakat aramızdan yaşı genç bazı kimseler: Allah Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mağfiret etsin, onların kanları kılıçlarımızdan damlıyorken Kureyş'e veriyor da, bizi bırakıyor demişler, dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Şüphesiz ben küfürden henüz yeni dönmüş bir takım kimselere kalplerini ısındırmak için bir şeyler veriyorum. Diğer insanların mal alıp giderken sizler evlerinize Nebi s.a.v. ile birlikte gitmeye razı olmaz mısınız? Allah'a yemin ederim, sizin beraberinizde alıp gittiğiniz onların beraberlerinde alıp gittiklerinden daha hayırlıdır. Ensar: Ey Allah'ın Resulü, biz buna razı olduk deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle dedi: Pek yakında başkalarının size oldukça ileri derecede tercih edildiğini göreceksiniz. Allah'a ve Resulüne Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kavuşuncaya kadar sabrediniz. Ben Havz'ın başında olacağım. Enes dedi ki: Fakat sabretmediler."
Enes dedi ki: "Mekke fethedildiği günde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kureyşliler arasında bazı ganimetIeri paylaştırdı. Ensar öfkelendi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Diğer insanların dünyalık alıp giderken sizler Resulullah saIlaIl&hu aleyhi ve sellem ile birlikte gitmeye razı değil misiniz? Onlar: Razıyız, deyince: Sair insanlar bir vadiden yahut bir dağ yolundan geçecek olsa şüphesiz ben ensarın gittikleri vadiden yahut onların dağ yolundan giderim, buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Süleymân b. Harb ← Şu'be b. el-Haccâc ← Ebü't-Teyyâh ← Enes b. Mâlik
Enes r.a. dedi ki: "Huneyn gününde Hevazinliler (Müslümanlarla) karşılaştılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte onbin asker ve aynıca tulaka bulunuyordu. Fakat gerisin geri döndüler. Allah Resulü: Ey ensar topluluğu, diye seslendi. Onlar: Buyur ey Allah'ın Resulü, emrine hazırız, buyur biz senin huzurunda bulunuyoruz deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineğinden indi ve: Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm, dedi. Müşrikler bozguna uğrayıp geri çekildi. Tulaka'ya ve muhacirlere (ganimetIerden) verdiği halde ensara hiçbir şey vermedi. Bu sebeple onlar (ileri geri sözler) söylediler. Bunun üzerine onları çağırdı ve bir çadıra alarak dedi ki: Sair insanlar koyunlar ve develerle çekip giderken siz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gitmeye razı olmaz mısınız? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra şöyle buyurdu: Eğer sair insanlar bir vadiden gitse, ensar da bir dağ yolundan gitse hiç şüphesiz ensarın gittiği dağ yolunu tercih ederim."
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensardan bir takım insanları toplayarak şöyle buyurdu: Kureyş henüz cahiliyeden yeni kurtuldu ve kısa bir süre önce bir musibete uğradı. Ben de onların kırılan gönüllerini onarmak ve kalplerini ısındırmak istedim. Sair insanlar dünyalık ile geri dönerken siz Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m ile birlikte evlerinize dönmeye razı değil misiniz? Onlar: Razıyız deyince, şöyle buyurdu: Sair insanlar bir vadiden gitse, ensar ise bir dağ yolundan gitse şüphesiz ben ensarın gittiği vadiyi ya da dağ yolunu tercih eder,ordan giderim."
Abdullah (b. Mes'ud) r.a. dedi ki: "Huneyn gününde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazı kimseleri tercih etti. (Kimisine) yüz deve verdi, Uyeyne'ye de o kadar verdi. Bir takım kimselere de (çok miktarda) verdi. Bir adam: Bu paylaştırma ile Allah'ın rızası gözetilmemiştir, dedi. Ben: Andolsun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber vereceğim, dedim. Allah Resulü şöyle buyurdu: Allah'ın rahmeti Musa'nın üzerine olsun, ona bundan daha çok eziyet edildiği halde sabretmişti."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Beşşâr ← Muâz b. Muâz ← İbn Avn ← Hişâm b. Zeyd ← Enes b. Mâlik
Humeyd et-Tavil'den bize Bekr'in anlattığına göre o "İbn Ömer'e şunu nakletmiş: Enes'in kendilerine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir umre ve bir hac yapmak üzere ihrama girdi. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (önce) hac için ihrama girdi, biz de onunla beraber ihrama girdik. Mekke'ye varınca şöyle buyurdu: Beraberinde hediy{elik) kurbanı bulunmayan kimse bunu (ihramını) umre olarak eda etsin. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hediy(elik kurban) bulunuyor idi. Bu sırada Ali b. Ebi Talib yanımıza -Yemen'den hac için ihrama girmiş olarak- geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ne diye ihrama girdin? Çünkü senin ehlin (zevcen Fatıma aleyhesselam) bizimle beraber bulunuyor, dedi. Ali: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne diye ihrama girmiş idiyse ben de aynı şekilde ihrama girdim (dedim) diye cevap verince, Allah Resuıü: Bu halin üzere devam et. Çünkü bizimle beraber hediy{elik kurban) bulunmaktadır, diye buyurdu."
Humeyd et-Tavil'den bize Bekr'in anlattığına göre o "İbn Ömer'e şunu nakletmiş: Enes'in kendilerine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir umre ve bir hac yapmak üzere ihrama girdi. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (önce) hac için ihrama girdi, biz de onunla beraber ihrama girdik. Mekke'ye varınca şöyle buyurdu: Beraberinde hediy{elik) kurbanı bulunmayan kimse bunu (ihramını) umre olarak eda etsin. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hediy(elik kurban) bulunuyor idi. Bu sırada Ali b. Ebi Talib yanımıza -Yemen'den hac için ihrama girmiş olarak- geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ne diye ihrama girdin? Çünkü senin ehlin (zevcen Fatıma aleyhesselam) bizimle beraber bulunuyor, dedi. Ali: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne diye ihrama girmiş idiyse ben de aynı şekilde ihrama girdim (dedim) diye cevap verince, Allah Resuıü: Bu halin üzere devam et. Çünkü bizimle beraber hediy{elik kurban) bulunmaktadır, diye buyurdu."
Enes'ten rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her ümmetin bir emini vardır. Bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'tır. "
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebü'l-Velîd ← Şu'be b. el-Haccâc ← Hâlid el-Hazzâ' ← Ebû Kılebe ← Enes b. Mâlik
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Tebuk gazvesinden dönüp de Medine'ye yaklaştığında şöyle buyurdu: Şüphesiz Medine'de öyle kimseler var ki her nerede yürüyüp yol almışsanız, hangi vadiyi kat edip geçmişseniz mutlaka onlar da sizinle beraberdi. Ashab: Ey Allah'ın Resulü onlar Medine'de bulundukları halde öyle mi deyince; o: (Evet) onlar Medine'de kaldıkları halde mazeretieri onları (sizinle beraber gelmekten) alıkoymuştu, diye buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ahmed b. Muhammed ← Abdullah b. Mübârek ← Humeyd et-Tavîl ← Enes b. Mâlik
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Müslümanlar pazartesi günü sabah namazını kılmakta ve Ebu Bekr onlara namaz kıldırmakta iken aniden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Aişe'nin adasının kapısı üzerindeki örtüyü açtığını gördüler. Onlar namaz için saf halinde durmuş oldukları halde onlara baktı. Sonra gülercesine tebessüm etti. Ebu Bekr, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gelişine sevinerek safın arasına girmek üzere gerisin geri çekilince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle onlara: Namazınızı tamamlayın ız diye işaret buyurdu, sonra odaya girip perdeyi indir
Enes dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığı ağırlaşınca sık sık bayılmaya başladı. Fatıma aleyhesselam: Vay babamın ızdırabına, dedi. Allah Resulü ona: Bugünden sonra baban için bir ızdırap kalmayacaktır, diye buyurdu. Allah Resulü vefat edince: Vay babacığım! Kendisini çağıran Rabbinin davetine icabet etti. Vay babacığım! Firdevs cennetinde barınağı vardır. Vay babacığım! Ölüm haberini Cibril'e veriyoruz, diye ağıt yaktı. Allah Resulü defnedildikten sonra Fatıma aleyhesselam: Ey Enes, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerine toprak dökmeye gönlünüz nasıl elverdi, diye sordu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Süleymân b. Harb ← Hammâd b. Zeyd ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik
Enes Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kıyamet günü mu'minler bir araya gelip 'Rabbimizden şefaat istesek' derler. Bu amaçla Hz. Adem'e gelip 'Sen insanların atasısın, Allah Teala seni eliyle yarattı, melekleri sana secde ettirdi, her şeyin ismini sana öğretti, o halde Rabbinin katında bize şefaat et ki, şu bulunduğumuz yerden bizi rahatlığa erdirsin' diye ricada bulunurlar. O da 'Ben, şefaat makamında değilim' der ve günahını hatırlayıp haya eder. Sonra sözlerine şöyle devam eder: Hz. Nuh'a gidin! Zira o, Allah'ın yeryüzüne gönderdiği ilk resuldür. Bunun üzerine insanlar Hz. Nuh'a gelip ondan şefaat etmesini isterler. O da 'Ben, şefaat makamında değilim' der ve bilgisi olmadığı bir hususu Rabbinden istediğini hatırlar260 ve utanır. Sonra onlara 'HalilurrahmCin'a {RahmCin'ın Dostuna) gidin!' der. Onlar da, Hz. İbrahim'in yanına gidip şefaat etmesini isterler. O da 'Ben, şefaat makamında değilim. Allah'ın kendisiyle konuştuğu ve kendisine Tevrat'ı verdiği Musa kuluna gidin!' der. Onlar da Hz. Musa'nın yanına gidip ondan şefaat etmesini isterler. O da 'Ben, şefaat makamında değilim' der ve bir cana karşılık olmadan birini öldürdüğünü hatırlar ve Rabbinden haya eder. Bu yüzden kendisine gelenlere 'Allah'ın kulu, elçisi, kelimesi ve ruhu olan Hz. İsa'ya gidin i' der. İnsanlar Hz. İsa'ya gelip ondan şefaat etmesini isterler. Hz. İsa da 'Ben, şefaatçi değilim. Allah'ın gelmiş geçmiş bütün günahlarını bağışladığı kulu olan Muhammed'e gidin!' der. Bunun üzerine insanlar bana gelirler. Ben de şefaat için izin verilinceye kadar Rabbimden izin istemek için harekete geçerim. Rabbimi görünce secdeye kapanırım. Allah'ın dilediği kadar bir müddet secdede kalırım. Sonra bana 'Başını kaldır! İste ki; verilsin, söyle ki; dinlensin! Şefaat et ki; şefaatin kabul edilsin!' denir. Sonra başımı secdeden kaldırıp bana öğrettiği şekilde O'na hamd ederim. Daha sonra şefaat ederim. Rabbim benim için bir çizgi çizer, o çizginin berisinde kalanları cennete sokarım. Sonra tekrar Rabbime dönerim. Rabbim yine aynı şekilde bana muamele eder. Derken ben de şefaat ederim. Yine benim için bir çizgi çizer, o çizginin berisinde kalanları cennete sokarım. Daha sonra üçüncü ve dördüncü kez tekrar Rabbime döner ve şöyle derim: Cehennemde Kur'an'ın hapsettikleri ve kendileri için cehennem'de ebedi olarak kalmanın farz olduğu kimseler dışında hiçkimse kalmadı."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Müslim b. İbrâhîm ← Hişâm ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Halîfe b. Hayyât ← Yezîd b. Zürey' ← Saîd b. Ebû Arûbe ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiği ne göre, o şöyle demiştir: "Bir bahçede meyve devşiren Abdullah İbn Selam Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medıne'ye geldiğini haber aldı. Bu yüzden hiç vakit kaybetmeden Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Ona, 'Sana üç mesele hakkında soru soracağım. Bunları ancak bir Nebi bilebilir' dedi. Sonra 'Kıyamet alametlerinin ilki nedir?', 'Cennet ehlinin ilk yiyeceği nedir?', 'çocuğun babasına veya annesine çekmesine ne neden olur?' diyerek sorularını sıraladı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Biraz önce Cebrail bunların cevabını bana haber verdi' buyurdu. Bunun üzerine Abdullah 'Cebrail mil' diyerek hayretini ifade etti. Hz. Nebi 'evet' diye karşılık verince 'o, melekler içinde Yahudilerin düşmanıdır' dedi. Bunun üzerine Allah Resulü sallallShu aleyhi ve sellem 'Kim Cebrail'e aleyhisselam düşman ise, şunu iyi bilsin ki; Allah'ın izniyle Kur'an'ı senin kalbine o indirdi. .. ' ayetini okudu ve şöyle buyurdu: Kıyametin ilk alameti büyük bir yangındır. Bu yangın insanları doğudan batıya sürecektir. Cennet ehlinin ilk yiyeceği balina gibi büyük bir balığın karaciğerine bitişik olan fazlalıktır. Erkeğin suyu kadının suyundan önce gelirse, çocuk babaya çeker. Eğer kadının suyu önce gelirse, çocuk anaya çeker. Bu cevaplar karşısında Abdullah İbn Selam 'Şehadet ederim ki; Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed de onun elçisidir. Ey Allah'ın Elçisi! Yahudiler çok iftira atan bir millettir. Eğer onlara benim nasıl biri olduğumu sormadan önce Müslüman olduğumu öğrenecek olurlarsa bana iftira atarlar' dedi. Bir müddet sonra Yahudiler geldi. Hz. Nebi s.a.v. onlara 'Abdullah'ı aranızda nasıl bilirsiniz?' diye sordu. Onlar da, 'Bizim en hayırlımızdır. Babası da kavmimizin en hayırlısı idi. İçimizde söz sahibi bir kimsedir. Babası da öyleydi' diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resulü s.a.v. 'Abdullah İbn Selam Müslüman olursa ne düşünürsünüz?' diye sordu. Onlar da 'Allah onu Müslüman olmaktan korusun' diye karşılık verdiler. Bunun üzerine Abdullah İbn Selam çıkıp 'Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur! Muhammed de onun elçisidir' diye haykırdı. Bu defa Yahudiler, 'Abdullah bizim en şerlimizdir. Babası da içimizdeki en kötü insandı' deyip onu karaladılar. Bunun üzerine Abdullah, 'Ey Allah'ın Elçisi! Benim de endişe ettiğim husus buydu,' dedi."
Enes İbn Malik, Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Şu üç hususta Rabbime muvafakat ettim (veya şu üç hususta Rabbim bana muvafakat etti): Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e; 'Ey Allah'ın Elçisi! Keşke Makam-ı İbrahim'de bir namaz yeri edinsen!' dedim. Yine 'Ey Allah'ın Elçisi! Senin yanına iyi kimse de geliyor, kötü kimse de. mu'minlerin annelerine örtünmelerini emretsen de örtünseler!' dedim. Bunun üzerine hicab (örtü) ayeti294 nazil oldu. Bir defasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarından bazılarına darıldığını duydum. Onların yanına gidip, 'Ya bu yaptığınıza son verirsiniz veya elbette Allah Teala, sizin yerinize Nebiine sizden daha hayırlı eşler verir,' dedim. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarından birinin yanına gittim. Bana 'Ey Ömer! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşlerine öğüt vermekten aciz mi ki, sen kalkmış onlara öğüt veriyorsun!' diyerek çıkıştı. Bunun üzerine Allah Teala şu ayeti indirdi: "Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, [inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire] eşler verebilir"[Tahrim 5]
Enes'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İki kıbleye doğru namaz kılanlardan, benim dışımda kimse kalmadı."
Enes b. Malik'ten rivayet edildiğine göre Nebi şöyle buyurmuştur: "Allah'ın farz kıldığı kısastır."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Abdullah el-Ensârî ← Humeyd ← Enes b. Mâlik
Enes'ten nakledildiğine göre halası Rubeyyi' bir kız çocuğunun ön orta kesici dişini kırmıştl. Rubeyyi'nin kabilesi kız çocuğundan kısastan vazgeçmesini talep etti. Ancak onun kabilesi kısasta ısrar etti. Bu defa diyet (para cezası) ödemeyi teklif ettiler. Karşı taraf yine reddetti. Bunun üzerine taraflar Allah Resıllü'ne saIJaIJahu aleyhi ve seIJem geldi. Mağdur olan taraf kısasta ısrar etti. Dolayısıyla Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de kısasla hükmetti. Bunun üzerine Enes İbn Nadr 'Ey Allah'ın Elçisi! Rubeyyi'nin ön orta kesici dişleri kırılacak mı? Hayır, seni hak ile gönderene yemin ederim ki, onun ön orta kesici dişleri kırılmaz,' dedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ey Enes! Allah'ın farz kıldığı kısastır,' buyurdu. Bu arada mağdur olan taraf kısastan vazgeçti. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah'ın kulları arasında öyleleri vardır ki, Allah adına yemin ettikleri zaman Allah onların yeminlerini boşa çıkarmaz."
Enes'ten rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu şekilde dua ederdi: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabmdan koru! Hadisin geçtiği diğer yer: 6389. Bu hadis ayrıntılı biçimde "Kitabu'd-deavat"ta gelecek inşaallah
Enes b. Malik'ten rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Medıne'de ensar arasında en fazla hurma ağacına sahip olan Ebu Talha idi. O, en çok "Beyruha" adıyla anılan bahçesini severdi. Bu bahçe Mescid-i Nebevı'nin tam karşısında idi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu bahçeye girer ve onun güzel suyundan içerdi. "Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda harcamadıkça) iyiye eremezsiniz" ayeti nazil olunca Ebu Talha Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi: - Ey Allah'ın Elçisi! Rabbimiz, 'Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda harcamadıkça) iyiye eremezsiniz' buyuruyor. Benim en sevdiğim şey, 'Beyruha' adındaki bahçemdir. Bu bahçeyi Allah rızası için sadaka olarak tahsis ettim. Bunun hayrını ve Allah katında [benim için] biriktirilmiş bir iyilik olmasını umarım. Ey Allah'ın Elçisi! Bu bahçe hakkında Allah'ın sana göstereceği şekilde tasarrufta bulun! Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: - Bu ne güzel bir davranış. Bu bahçe sevabı ahirette sana dönecek bir mülktür. Söylediklerini dinledim. Bence sen bu bahçeni, akrabaların arasında paylaştır. Ebu Talha "Ey Allah'ın Elçisi! Söylediğini yapacağım," dedi ve bu bahçeyi akrabaları ile amcaoğulları arasında paylaştırdı. (Bu rivayetin Rayi ve Rabih şeklinde iki rivayet var. Bu şek, Ravi İbn Mesleme'den kaynaklanır. )
Enes r.a.'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Talha bu bahçeyi Hassan [İbn Sabit] ile Übey [İbn Ka'b] arasında paylaştırdı. Halbuki ben, kendisine onlardan daha yakındım. Fakat bana bahçeden bir pay vermedi.
Katade Enes aracılığı ile Ebu Talha'nın şöyle dediğini nakletmiştir: "Uhud savaşında mevzilerimizde olduğumuz bir sırada bizi bir uyuklama sardı Kılıcım elimden düşmeye başladı. Onu aldım. Ama yine düştü. Sonra onu tekrar aldım."
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre, halası Rubayyi' ensardan bir kız çocuğunun ön dişini kırmış, kızın kabilesi kısas talebinde bulunmuştu. Bunun için Nebi'e sallallahu aleyhi ve sellem geldiler. Allah Resulü de kısasa hükmetti. Enes İbn Malik'in amcası Enes İbn Nadr, "Hayır, Allah'a yemin olsun ki Ey Allah'ın elçisi, onun ön dişi kırılmaz!" diyerek itiraz etti. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem; "Ey Enes! Allah'ın kitabına göre kısas gerekir," dedi. Sonra kısas isteyen topluluk kısası terk etmeye razı oldu ve diyeti kabul etti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah'ın kulları arasında öyle kimseler vardır ki, Allah'a yemin etseler, Hak Tedld onların yeminini yerine getirir." Bu hadisin açıklaması "Kitabu'd-diyet"te ayrıntılı biçimde yapılacaktır inşaallah
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Selâm ← el-Fezârî ← Humeyd ← Enes b. Mâlik
Enes İbn Malik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bizim Fadlh adını verdiğimiz şu içkiden başka bir içkimiz yoktu. Bir defasında Ebu Talha, falan ve filana içki servisi yapıyordum. Derken bir adam çıkageldi. Bize şöyle sordu; - Haber size ulaştı mı? İnsanlar; - Hangi haber? diye karşılık verdi. Adam da şu şekilde cevap verdi: - Şarap haram kılındı Bunun üzerine insanlar; - Ey Enes! Şu testilerdeki şarapları dök! dedi. [Enes şöyle demiştir:] İnsanlar, o adamın verdiği haberden sonra içkinin nasıl haram kılındığını sormadılar. Onun gerçekten haram kılındığını araştırma ihtiyacı bile hissetmediler.
Enes'tan rivayet edildiğine göre, o "Dökülen şarap, Fadıhtir," demiştir. [İmam Buharı de şöyle demiştir:] Muhammed Blkendi babası Ebu'n-Nu'man kanalıyla ve şu ilave ile bu hadisi nakletmiştir: Ben Ebu Talha'nın evinde insanlara içki servisi yapıyordum. Derken şarabın yasaklandığını bildiren ayet nazil oldu. Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem bir tellala bunu ilan etmesini emretti. Tellal bunu ilan ediyordu. Ebu Talha bana: "Çık bak bakalım! Bu ses de neyin nesi?" dedi. Ben de çıktım. [Sonra dönüp] şöyle dedim: Bu tellal şöyle bağırıyor: - Duyduk duymadık demeyin! Bundan böyle şarap, haram kılındı! Bunun üzerine Ebu Talha bana: - Git! Şarapları dök! dedi. O gün Medıne sokaklarından içki aktı. O gün Arapların Fadıhten başka içkisi yoktu. [İçki haram kılınınca] bazı insanlar: "Midelerinde içki bulunan Müslümanlar Allah yolunda öldürüldü. Onların durumu ne olacak?" diye sordu. Bunun üzerine; "İman eden ve iyi işler yapanlara, hakkıyla yoktur. (Önemli olan inandıktan sonra iman ve iyi amelde sebattır). Allah iyi ve güzel iş yapanlarz sever," ayet i nazil oldu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Hammâd b. Zeyd ← Sâbit el-Bünânî ← Enes b. Mâlik ← Muhammed ← Enes b. Mâlik