Tam adı Ebû Hamza Enes b. Mâlik b. en-Nadr el-Ensârî'dir; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Neccâroğulları'ndandır. Milâdî 612 yılı dolaylarında, hicretten yaklaşık on yıl önce doğdu. Annesi Ümmü Süleym, üvey babası ise Ebû Talha el-Ensârî'dir; her ikisi de tanınmış sahâbîlerdendir. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde annesi, verecek bir hediyesi olmadığını söyleyerek on yaşındaki oğlunu onun hizmetine sundu. Enes bu tarihten Resûlullah'ın vefatına kadar on yıl boyunca yanından ayrılmadı ve "Hâdimü'n-nebî" (Peygamber'in hizmetçisi) diye anıldı.
Bu uzun beraberlik sayesinde Hudeybiye Antlaşması, Hayber Seferi, Mekke'nin fethi, Huneyn Savaşı ve Vedâ haccı gibi pek çok önemli olaya tanıklık etti. Hz. Ebû Bekir döneminde Bahreyn'e zekât tahsildarı olarak gönderildi; İran cephesindeki seferlere katıldı ve kısa bir süre Basra valiliğinde bulundu. Sonraki yıllarda Basra'ya yerleşerek burada hadis ve fıkıh öğretti; şehirdeki ilim hayatının kurucu isimlerinden biri oldu.
Rivayet ettiği hadis sayısı 2.286 civarındadır; binden fazla hadis nakleden yedi sahâbî arasında üçüncü sırada yer alır. Uzun ömrü, çok sayıda talebe yetiştirmesine imkân verdi. Hicrî 93 (m. 711-712) yılında, yüz yaşını aşmış olarak Basra'da vefat etti ve bu şehirde ölen son sahâbî kabul edildi. Bazı kaynaklar ölüm yılını 91 veya 92 olarak da kaydeder.
Ailesi
Babası
Malik ibn Nadr
Annesi
Umm Sulaym bint Milhan
Kardeşleri
al-Bara' bin Malik
Çocukları
al-Nadr bin Anas bin Malik, 'Abdullah bin Anas bin Malik, Abu Bakr bin Anas bin Malik, Musa bin Anas bin Malik
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bana Muhammed b. Hatim ile Ebû Bekr b. Nâfi' El-Abdî rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme rivayet etti, (Dediki): Bize Sabit, Enes'den rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yemek yediği vakit üç parmağını yıkar ve şöyle buyururmuş : «Birinizin lokması düştüğü vakit hemen ondan bulaşığı gidersin ve onu yesin, onu şeytana bırakmasın!» buyururdu. Bîr de bize sahanı silmemizi emir buyurdu : «Çünkü siz bereketin hangi yiyeceğinizde olduğunu bilmezsiniz.» dedi.
Bana bu hadîsi Ebû Bekr b. Nâfi de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman (yâni İbn-i Mehdi) rivayet etti. Her iki râvi demişlerdirki: Bize Hammad bu isnadla rivayette bulundu. Yalnız o: «Biriniz sahanı silsin» dedi. Bir de: «Bereket yemeğinizin hangisinde olduğunu yahut size bereket verildiğini» dedi.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sâbit'den, o da Enes'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in îranlı bir komşusu güzel çorba yaparmış. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e de yapmış. Sonra onu davete gelmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Âişe için: «Bunu da davet ediyor musun?» demiş. Komşusu: — Hayır! cevâbını vermiş. Onun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır! (Gidemem!)» cevabını vermiş. Komşusu tekrar davete gelmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yine) : «Bunu da da'vet ediyor musun?» diye sormuş. O zât: — Hayır! cevâbını vermiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayır! (Gidemem!)» demiş. Sonra tekrar dönerek onu davet etmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yine) : «Bunu da davet ediyor musun?» diye sormuş. Komşusu üçüncüde: — Evet! cevâbını vermiş. Bunun üzerine kalkarak peşpeşe yürümüşler ve komşunun evine varmışlar
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik b. Enes'e, İshâk b. Abdillah b. Ebî Talha'dan dinlediğim, onun da Enes b. Mâlik'den dinlediği şu hadîsi okudum: Enes şöyle diyormuş: Ehû Taİha Ümmü Süleym'e dediki: Ben ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sesini zayıf işittim. Onda açlık olduğunu biliyorum. Senin yanında bir şey var mı? Ümmü Süleym: — Evet! dedi ve arpa ekmeğinden birkaç parça çıkardı. Sonra kendisinin bir baş örtüsünü alarak bir kısmına ekmeği sardı, sonra onu benim elbisemin altına tıktı. Bir kısmıyla da beni sardı. Sonra beni Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdi. Ben ekmeği götürdüm ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde otururken buldum. Beraberinde cemaat vardı. Başlarında durdum. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Seni Ebû Talha mı gönderdi?» diye sordu. — Evet! dedim. «Yemek için mi?» dedi. — Evet! cevâbını verdim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beraberindekilere ; «Kalkın!» dedi ve yürüdü. Ben de önlerinde yürüdüm ve Ebû Talha'ya gelerek ona haber verdim. Ebû Talha: — Ey Ümmü Süleym! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaatla geldi. Halbuki bizde onları doyuracak bir şey yoktur, dedi. Ümmü Süleym : — Allah ve Resulü bilir, cevâbını verdi. Derken Ebû Talha giderek, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna çıktı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onunla beraber gelerek eve girdiler. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Nen varsa getir, ya Ümmü Süleym!» dedi. O da bu ekmeği getirdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emir buyurarak ekmeği parçalattı. Üzerine de Ümmü Süleym tulumundan yağ sıkarak onu katıklattı. Sonra bu ekmek hakkında Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah ne dilediyse onu söyledi. Sonra : «On kişiye izin ver!» dedi. Ebû Talha da onlara izin verdi. Ve yediler. Nihayet doydular, sonra çıktılar. Sonra (tekrar) ; «On kişiye izin ver!» buyurdu. Böylece cemaatın hepsi yediler ve doydular. Bu cemâat yetmiş yahut seksen kişi idi.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize İbn-i Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Sa'd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bana Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Beni Ebû Talha davet için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdi. Yemek yapmıştı. Ben de gittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaatla birlikte idi. Bana bir baktı, ben de utanarak: Ebû Talha'ya icabet buyur! dedim. Bunun üzerine cemaata : «Kalkın!» emrini verdi. Ebû Talha: — Yâ Resûlallah! Ben ancak senin için bir şey yapmıştım, dedi. Arkacığından Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yiyeceğe dokundu ve onun hakkında bereket duasında bulundu. Sonra : «Ashabımdan on kişiyi içeriye al!» buyurdu. Ve: «Yeyin!» dedi. Onlara parmaklarının arasından bir şey de çıkardı. Cemâat yediler, doydular ve çıktılar. (Yine) : «içeriye on kişi al!» buyurdu. Onlar da doyuncaya kadar yediler. İçeriye on kişi alıp, dışarıya on kişi çıkara çıkara, nihayet onlardan girmeyen ve doyuncaya kadar yemeyen tek bir kişi kalmadı. Sonra sofrayı hazırladı. Bir de ne görelim, sofra cemâatin yedikleri andaki gibidir.
Bana Saîd b. Yahya El-Ümevî de rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize Sa'd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Enes b. Mâlik'i dinledim. Şunu söyledi: «Beni Ebû Talha Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdi...» Râvi hadîsi İbn-i Numeyr hadîsi gibi nakletmiştir. Yalnız o sonunda: «Sonra kalanı aldı da topladı. Sonra ona bereket duasında bulundu. Ve sofra evvelki haline döndü. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Bunu alın!» buyurdular.»
Bana Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Ca'fer Er-Rakkî rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Amr, Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş : «Ebû Talha, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kendisine has olmak üzere yemek yapmasını Ümmü Süleym'e emretti. Sonra beni ona gönderdi...» Ve râvi hadîsi nakletmiştir. Bu hadîste şöyle de demiştir: «Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elini koydu ve onun üzerine besmele çekti. Sonra : «On kişiye izin ver!» dedi. Ebû Talha da onlara izin vererek girdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yeyin ve besmele çekin!» dedi. Onlar da yediler. Bunu seksen kişiye yaptı. Bundan sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile ev sahipleri yediler. Ve artık bıraktılar.»
Bize Abd b. Humeyd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mesleme rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülaziz b. Muhammed, Amr b. Yahya'dan, o da babasından, o da Enes b. Mâlik'den bu kıssa ile Ebû Talha'nın yemeği hakkında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayette bulundu. O bu hadîste şunu da söyledi: «Bunun üzerine Ebû Talha kapıya durdu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelince ona: __ Yâ Resûlallah! (Hazırlığımız) ancak az bir şeydi, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Getir onu! Çünkü Allah onda bereket halkedecektir!»
Bize yine Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Mahled El-Becelî rivayet etti. (Dediki): Bana Muhammed b. Musa rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Abdillah b. Ebî Talha, Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsi rivayet etti. Bu hadîste şöyle de demiştir: «Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yedi. Ev sahipleri de yedi. Ve komşularına yetecek kadarını arttırdılar.
Bize Hasen b. Alî El-Hulvâni dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb b. Cerir rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Cerir b. Zeyd'i dinledim: Amr b. Abdillah b. Ebî Talha'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ediyordu. Enes şöyle demiş: Ebû Talha, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i mescidde uzanmış yüz üstü, arka üstü dönerken görmüş. Bunun üzerine Ümmü Süleym'e gelerek: — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i mescidde uzanmış yüz üstü, arka üstü dönerken gördüm. Aç olduğunu zannederim, dedi...» Ve râvi hadîsi nakletmiştir. Bu hadîste şunu da söylemiştir: «Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Ebû Talha, Ümmü Süleym ve Enes b. Mâlik yediler. Fazla da arttı. Onu komşularımıza hediyye ettik.
Bana Harmele b. Yahya Et-Türîbî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Usame haber verdi. Ona da Ya'kub b. Abdillah b. Ebî TalhateI-Ensârî rivayet etmiş. O da Enes b. Mâlik'i şunu söylerken işitmiş : Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Onu ashabiyle birlikte oturmuş. Onlarla konuşurken buldum. Karnına taş üzerine bir sargı sarmıştı. —Usâme: Ben de şüphe ediyorum, demiş.— Ashabından bâzılarına : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) karnını niçin sardı? Diye sordum. — Açlıktan, dediler. Bunun üzerine Ebû Talha'ya gittim. Bu zat Ümmü Süleym binti Milhan'ın kocasıdır. (Dedimki): — Babacığım! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'\ karnına bir sargı sarmış gördüm de ashabından bazılarına sordum. Açlıktan! dediler. Ebû Talha hemen annemin yanına girerek: — Bir şey var mı? dedi. O da : — Evet! Ben de bir parça ekmekle birkaç kuru hurma var. Eğer bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yalnız başına gelirse onu doyururuz. Onunla beraher başka biri gelirse, onlara az gelir, dedi. Sonra râvi hadîsin geri kalan yerlerini kıssasıyle nakletmiştir.
Bana Haccâc b. Şâir dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Harb b. Meymûn, Nadr b. Enes'den, o da Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ebû Talha'nın yemeği hakkında yukarkilerin hadîsi gibi rivayette bulundu.
Bize Kuteybe b. Said, Mâlik b. Enes'den, ona İshâk b. Abdillah b. Ebi Talha'dan naklen okunanlar meyanında rivayet etti. İshâk, Enes b. Mâlİk'İ şunu söylerken işitmiş : Bir terzi, yaptığı bir yemeğe Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etti. Enes b. Mâlik (Demişki): Bu yemeğe Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte ben de gittim. Yemek sahibi Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'e arpa ekmeği ile içinde kabak ve pastırma bulunan bir çorba takdim etti. Ben Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'in kabağı tasın kenarından araştırdığını gördüm. Artık o günden sonra kabağı sevmekteyim.
Bize Muhammed b. Alâ' ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usame, Süleyman b. Muğire'den, o da Sabit'ten, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes (Şöyle demiş): Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)*i bir adam davet etti. Onunla birlikte ben de gittim. Derken içinde kabak bulunan bir çorba getirdiler. Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem) bu kabaktan yemeğe başladı. Hoşuna gidiyordu. Ben bunu görünce kabağı yemeyip ona vermeye başladım. Râvi diyor ki: Enes, ondan sonra artık kabak benim de hoşuma gider oldu, dedi.
Bana Haccâc b. Şâir ile Abd b. Humeyd hep birden Abdurrezzâk'tan rivayet ettiler. (Demişki): Bize Ma'mer, Sabit El-Bûnânî ile Âsim El-Ahvel'den, onlar da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdiler ki: Terzi bir adam Resûlullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etmiş... Şunu da ziyâde etti: «Sabit (Dediki): Arkacığından Enes'i şunu söylerken işittim. Bundan sonra benim için içerisine kabak koydurabileceğim hiç bir yemek yapılmamıştır ki, kabak konmamış olsun.»
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Saîd El-Eşecc ikisi birden Hafs'dan rivayet ettiler. Ebû Bekr (Dediki): Bize Hafs b. Gıyâs, Mus'ab b. Süleym'den rivayet etti. (Demişki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i dizlerini dikerek oturmuş hurma yerken gördüm.
Bize Züheyr b. Harb ile İbni Ebî Ömer de hep birden Süfyân'dan rivayet ettiler. İbni Ebî Ömer (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne Mus'ab b. Süleym'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kuru hurma getirdiler de, onu çömelmiş olduğu halde taksim etmeye başladı. Ondan acele diyordu. Züheyr'in rivayetinde Zeri' yerine Hasis denilmiştir.
Bize Şeyban b. Ferrûh ile Ebû Kâmil rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kâmil'indir. (Dedilerki): Bize Ebû Avâne, Abdurrahman b. Esamm'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ömer'e atlas bir cübbe gönderdi. Bunun üzerine Ömer : — Bunu bana gönderdin, halbuki onun hakkında söyleyeceğini söyledin, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Onu ben sana giyesin diye göndermedim. Ancak ve ancak parasından istifade edesin diye gönderdim! buyurdular.
Size Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail (bu zat İbni Uîeyye'dir), Abdulaziz b. Suheyb'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Her kim ipeği dünyada giyerse, onu âhirette giymez.» buyurdular.
Bize Ebû Kureyb Muhammed b. Ala' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme, Saîd b. Ebî Arûbe'den rivayet etti. (Demişki): Bize Katâde rivayet etti. Onlara da Enes b. Mâlik haber vermişki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abdurrahman b. Avf ile Zübeyr b. Avvâm'a kendilerinde uyuz veya ağrı bulunduğu için seferde ipek gömlek giymelerine ruhsat vermiştir.
Bize bu hadîsi yine Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki', Şu'be'den, o da Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes (Şöyle demiş); Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zübeyr b. Avvâm ile Abdurrahman h. Avf'a kendilerinde bulunan bir uyuzdan dolayı ipek giymeye ruhsat verdi. Yahut onlara ruhsat verildi.
Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivâyet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bana bu hadîsi Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki); Bize Katâde rivayet etti. Ona da Enes haber vermişki, Abdurrahman b. Avf ile Zübeyr b. Avvâm, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bitten şikâyet etmişler. O da iştirak ettikleri bir gazada onlara ipek gömlek giymeye ruhsat vermiş.
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde rivâyeî: etti. (Dediki): Enes b. Mâlik'e : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e. elbisenin hangisi daha makbuldü yahut Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hangi elbiseyi beğenirdi? dedik. — Pamuklu! cevâbını verdi.
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muaz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in en sevdiği elbise pamuklu idi, demiş.
Bize Yahya b. Yahya ile Halef b. Hişâm ve Ebû'r-Rabî' 'El-Atekî hep birden Hammad'dan rivayet ettiler. Yahya (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd, AbdûI'Aziz b. Sühayb'daıı, o da Enes b. Mâlik'den nakBen haber verdiki. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gümüşten bir yüzük edinmiş ve üzerine: «Muhammedürresûİullah» cümlesini nakşetmiş. Halkada : «Ben gümüşten bir yüzük edindim. Ve üzerine "Muhammedürresûluliah" cümlesini nakşettim. Artık hiç bir kimse bunun nakşı üzerine nakış yapmasın!» buyurmuşlar.
Bize Ahmed b. Hanbel ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail (yâni İbnî Uleyye), Abdul-Aziz b. Suhayb'dan, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu isnadla rivayet etti. Ama hadîste Muhammedürresûluliah cümlesini anmadı.
Bize Muhammed b. Miisennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. İbni Müsennâ (Dediki); Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Katâde'yi Enes b. Mâlik'den hadîs rivayet ederken dinledim. Enes (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Romalılara mektup yazmak istediği vakit ashab : — Onlar mühürsüz mektub okumazlar, dediler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gümüşten bir yüzük edindi. Ben onun beyazını ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elinde hâlâ görüyor gibiyim nakşı «Muhammedürresûlullah» idi.
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki: Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Acemlere mektub yazmak istemişti. Kendisine : — Acemler üzerinde mührü olmayan mektubu kabul etmezler, dediler. Bunun üzerine gümüşten bir yüzük yaptırdı. Enes: «Onun elinde yüzüğün beyazını hala görür gibiyim.» demiş.
Bize Nasr b. Alî El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Biz Nuh b. Kays, kardeşi Hâlid b. Kays'dan, o da Katâde'den, o da Enes'de naklen rivayet etti ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kisra ile Kayser'e ve Necâşi'ye mektub yazmak istemiş de (kendisine) : — Onlar mühürsüz mektub kabul etmezler, denilmiş. Bunun üzerin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gümüşten halka bir yüzük yaptırmış, üzerinde MuhammedürResûlullah» cümlesini nakşettirmiş.