Ebû Saîd el-Hudrî

Ebû Saîd · Sahâbî, Medine müftüsü

Sa'd b. Mâlik b. Sinân b. Ubeyd b. Sa'lebe b. Ubeyd…

Vefath. 74
KünyeEbû Saîd
Nisbeel-Ensârî, el-Hudrî, el-Hazrecî
TabakaKendisi ve babası sahâbîdir

Hakkında

Asıl adı Sa'd b. Mâlik b. Sinân olup Ebû Saîd künyesiyle tanınır; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Hudre koluna mensup olduğu için el-Hudrî nisbesini almıştır. Babası Mâlik b. Sinân, Hendek Savaşı'nda şehid düşmüştür. Henüz on üç yaşındayken Uhud Savaşı'na katılmak istedi; babası ısrar etmesine rağmen Peygamber yaşının küçüklüğü sebebiyle ona izin vermedi. Sonraki yıllarda Hendek'ten başlayarak on iki kadar gazvede bulundu ve Bey'atürrıdvân'a katıldı.

Peygamber'in vefatından sonra Medine'de kalarak ilimle meşgul oldu. Genç sahâbîler içinde fıkhı en iyi bilen kişi olarak nitelendirildi; kendisine "imam" ve "Medine müftüsü" gibi sıfatlar yakıştırıldı. Mescid-i Nebevî'deki ders halkasında pek çok tâbiî yetişti; Hasan-ı Basrî ve Saîd b. Cübeyr gibi isimler onun talebeleri arasındadır. Rivayet ettiği hadisleri titizlikle nakletmesi ve gerektiğinde diğer sahâbîlerin rivayetlerini düzeltmesiyle tanınır.

Kendisinden 1.170 hadis nakledilmiştir; binden fazla hadis rivayet eden yedi sahâbîden biridir. Bu rivayetlerin kırk üçü Buhârî ile Müslim'in ortak olarak, on altısı yalnız Buhârî'nin, elli ikisi yalnız Müslim'in kitabında yer alır. Vefatı yaklaştığında kabri üzerine bir yapı yapılmamasını vasiyet etti. Hicrî 74 (m. 693-694) yılında Medine'de vefat etti ve Cennetü'l-bakî'a defnedildi; ölüm yılı için 63, 64 ve 65 gibi tarihler de zikredilmiştir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Bize El-Hakem b. Mûsâ rivayet etti. (Dediki): Bize Hikl, Evzâî'den rivayet etti. (Demişki): Bana Ata' b. Ebî Rabâh rivayet etti ki, Ebû Saîd El-Hudrî İbni Abbas'a rast gelerek kendisine: Sarf hakkındaki sözünü gördün mü! Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şey olarak mı, yoksa Allah (Azze ve Celle'nin kitabında bulduğun bir şey olarak mı söyledin? diye sormuş. İbni Abbas: Asla söylemem! Bir kere Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i siz benden daha iyi bilirsiniz; Kitâbullaha gelince: Onu da bilmiyorum. Yalnız bana Usâme b. Zeyd rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Dikkat!.. Ribâ ancak nesîededir.» buyurmuşlar; cevabını vermiş.
Bana Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bana Abdüla'Iâ rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvûd, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Sad'den naklen rivayet etti ki, Eslem kabilesinden Mâiz b. Mâlik denilen bir adam Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Ben bir kötülük işledim; onun haddini bana vur! demiş. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini birkaç defa reddetmiş. Râvi diyor ki: Sonra kavmine sordu. Onlar: — Biz onu zararsız biliriz; yalnız başına bir iş geldi ki, ondan kendisini badd vurulmaktan başka bir şey kurtaramayacağını sanıyor! dediler. Müteakiben (Mâiz) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: döndü. O da bize kendisini recmetmemizi emir buyurdu. Onu Bakî-i Garkad'e götürdük. Kendisini ne bağladık, ne de kuyu kazdık. Ona kemik, topaç ve tuğla parçaları attık. Koşmaya başladı. Biz de arkasından koştuk. Nihayet Harra kenarına geldi ve karşımıza dikildi. Biz de kendisine Harra'nın kayalarını (yâni taşları) attık; nihayet sustu. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşamlayın hutbe okumak üzere ayağa kalktı ve : «Acaba biz Allah yolunda her gazaya gittikçe çoluk çocuğumuz arasında, teke meleyişi gibi melemesi olan bir adam kalacak mı! Şu boynuma borç olsun ki, Bunu yapan bir adam bana getirilmeye görsün! Yoksa onu (âleme) ibret yaparım!» buyurdular. Artık onun için ne istiğfar etti, ne de söğdü!
Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'l-Eşheb, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bir defa biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber bir seferde iken devesi üzerinde bir adam geliverdi. Ve gözünü sağa sola çevirmeye başladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kimin yanında fazla hayvan varsa onu hayvanı olmayana versin! Ve kimin fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin!» buyurdular. Râvi demiş ki: Mal çeşitlerinden söylediğini söyledi. Hattâ bir artan malda hiç birimizin hakkı olmadığı düşüncesine vardık.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Ubeydullah b. Saîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahmân rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Huleyd'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Kıyamet gününde her vefasız için arkasında bir sancak olacaktır.» buyurmuşlar.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüssamed b. Abdilvâris rivayet etti. (Dediki): Bize Müstemir b. Keyyân rivayet etti. (Dediki); Bize Ebû Nadra, Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kıyamet gününde her vefasız için bir sancak olacak; kendisi için vefasızlığı mikdarı dikilecektir. Dikkat edin ki, gadir i'tibari ile âmmeyi idare edenden daha büyük vefasız yoktur.» buyurdular.
Bana Vehb b. Bakıyyetel-Vâsıtî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Cüreyri'den, o da Ebû Nadra'dan o da Ebû Said-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İki halîfeye (birden) bey'at edilirse onlardan ikinciyi öldürüverin!» buyurmuşlar.
Bize Ebû Bekir b. Hallâd El-Bâhilî de rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Amr El-Evzâî rivayet etti. (Dediki): Bana İbni Şihâb E-Zührî rivayet etti. (Dediki): Bana Atâ' b. Yezîd El-Leysî rivayet etti, ki kendilerine rivayette bulunmuş. (Demişki): Bana Ebû Saîd El-Hudrî rivayet etti ki, Bedevinin biri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hicreti (in hükmünü) sormuş da : «Vah sana! Hicretin hâli pek şiddetlidir! Senin develerin var mı?» buyurmuş. Bedevi : — Evet! Demiş. «Onların zekâtını veriyor musun?» diye sormuş. Bedevi (yine) — Evet! Cevâbını vermiş. «O hâlde köylerin ötesinden iş gör! Şüphesiz Allah senin amelinden hiç bir şeyi eksiltecek değildir!» buyurmuşlar.
Bize bu hadîsi Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Yûsuf, Evzâî'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Şu kadar ki o: «Şüphesiz Allah senin amelinden hiç bir şeyi eksiltecek değildir.» dedi; ve hadîsde: «Suya geldikleri gün onları sağıyor musun? Diye sordu. Bedevi: — Evet! Dedi.» ibaresini ziyâde eyledi.
Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Hânî El-Havlânî, Ebû Abdirrahmân EI-Hubulî'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Ebu Said! Her kim Rabb olarak Allah'a, din olarak İslama, Peygamber olarak da Muhammed'e razı olursa o kimseye cennet vâcibtir.» buyurmuş. Ebû Saîd buna şaşmış ve: — Bunları bana tekrarla yâ Resûlâllah! Demiş. O da tekrarlamış. Sonra: «Başka bir şey var ki onunla cennete bir kul yüz derece yükseltilir. Her iki derecenin arası yerle gök arası gibidir.» buyurmuş. Ebû Saîd: — Nedir o yâ Resûlâllah? Diye sormuş. «Allah yolunda cihâddır; Allah yolunda cihâddır!» buyurmuşlar. Yukarıda geçen: RIZA METNİNİN LATİN HARFLERİ İLE: = [Radiy BİLLAHİ Rabben ve bi’l-islami dinen ve bi Muhammedi Nebiyyen]
Rivayet zinciri: Müslim ← Saîd b. Mansûr ← İbn Vehb ← Ebû Hâni' ← Abdullah b. Yezîd ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Mansur b. Ebî Müzâhim rivayet etti. (Dediki-: Bize Yahya b. Hamza, Muhammed b. Velîd Ez-Zübeydî'den, o da Zührîden, o da Atâ' b. Yezîd El-Leysî'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ettiki, Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — İnsanların hangisi efdaldir? diye sormuş da : «Allah yolunda malı ile canı ile mücâhede eden kimsedir.» buyurmuş. — Ondan sonra kim? demiş. «Kuytulardan bir kuytuda Rabbi olan Allah'a ibâdet eden ve insanları kendi şerrinden âzâde bırakan mü'mindir.» buyurmuşlar.
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Atâ' b. Yezîd EI-Leysî'den, o da Ebû Saîd'den naklen haber verdi. Şöyle demiş : Bir adam: İnsanların en faziletlisi kimdir yâ Resûlâllah? Dedi. «Allah yolunda malı ile canı ile mücâhade eden mü'mindir.» buyurdu. — Ondan sonra kim? Diye sordu. «Sonra kuytulardan bîr kuytuya çekilmiş; Rabbine ibâdet eden ve insanları kendi şerrinden âzâde bırakan adamdır.» buyurdular.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedikî): Bize İsmâil b. Uleyye, Aliy b. Mübârek'ten rivayet etti. (Demişki): Bize Yahya b. Ebi Kesîr rivayet etti. (Dediki): Bana Mehrî'nin âzâdlısi Ebû Saîd, Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hüzeyî'in Benî Lahyân kabilesine bir müfreze göndermiş de : «Her iki kişiden biri ilerî atılsın! Sevabı aralarındadır!» buyurmuşlar.
(Bu hadîsi bana İshâk b. Mansûr da rivâyet etti. ki): Bize Abdüssamed (yânı İbn Abdilvâris) haber verdi. ki): Babamı rivâyet ederken dinledim. ki): Bize El-Hüseyn, Yahya'dan rivtiyet etti. ki): Bana Mehrî'nin âzâdlısı Ebû Saîd rivâyet etti. ki): Bana Ebû Saîd El-Hudrî rivâyet etti ki, Resûlüllah bir müfreze göndermiş... yukarıki hadîs mânâsında rivâyette bulunmuştur
(Bu hadîsi bana İshâk b. Mansûr da rivâyet etti. ki): Bize Abdüssamed (yânı İbn Abdilvâris) haber verdi. ki): Babamı rivâyet ederken dinledim. ki): Bize El-Hüseyn, Yahya'dan rivtiyet etti. ki): Bana Mehrî'nin âzâdlısı Ebû Saîd rivâyet etti. ki): Bana Ebû Saîd El-Hudrî rivâyet etti ki, Resûlüllah bir müfreze göndermiş... yukarıki hadîs mânâsında rivâyette bulunmuştur
Bize Saîd b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b, Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Yezîd b. Ebî Habîb.den o da Mehrî'nin âzâdlısı Yezîd b. Ebi Saîd'den, o da babasından, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Beni Lâhyân'a müfreze göndermiş: «Her iki adamdan biri çıksın!» buyurmuş. Sonra oturana : «Çıkanın ailesi ve malı hakkında hanginiz hayırla yerini tutarsa çıkanın yarı ecri kadar ona verilir.» buyurmuşlar. İzah. Benî Lahyân veya Benî Lihyân; Hüzeyl kabilesinin bir koludur. O zaman henüz müslüman olmamışlardı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunların üzerine gaza için asker göndermiş; ve giden gazilere: «Her kabileden yarrsr ceng'e çıksın!» diye ta'lmıât vermişti. Hadîsdeki «Her iki adamdan biri çıksın!» cümlesinden murâd budur. Sevabın aralarında paylaştırılması gazaya gidenin yerine kalan kimsenin onun ailesine hayırla muamele edip yardımda bulunduğuna göredir. Nitekim diğer rivayetlerde bu cihet tasrîh olunmuştur.
Bana Muhammed b. Musenna rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Ebi Adiyy Dâvud'dan, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bir adam: Ya Resûlallah! Biz keleri çok bir yerdeyiz, şimdi bize ne emir buyurursun, yahut bize ne fetva verirsin? dedi. «Bana anlatıldığına göre Benî isrâîlden bir Ümmetin suretleri değiştirilmiştir» buyurdu. Fakat ne emretti ne de yasak etti. Ebû Saâd Demişki: Bundan bir kaç zaman sonra Ömer şunu söyledi: «Şüphesiz ki Allah azze ve celle onunla bir çok insanları fâidelendirir, o umumiyetle şu çobanların yiyeceğidir. Yanımda olsaydı ondan mutlaka yerdim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sadece ondan iğrenmiştir.»
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Akîl-Ed-Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Nadra, Ebû Saîd'den naklen rivayet etti ki: Bedevi'nin biri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Ben kelerli bir alçakta bulunuyorum. Bu hayvan umumiyetle benim yakınlarımın yiyeceğidir, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona cevap vermedi. Biz: —. Bu sözü tekrarla dedik, O da tekrarladı. Fakat yine cevap vermedi, (bu) üç defa tekerrür etti sonra üçüncüde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona seslenerek: Ey bedevi! Şüphesiz Allah benî isrâilden bir kuşağa lanet buyurmuş yahut gazab etmiş ve onları yer yüzünde debeleyen hayvan kılığına sokmuştur. Bilmiyorum belki bu onlardandır. Binaenaleyh ben onu yemem ama ondan nehiy de etmem.» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-A'lâ, Cüreyrî'den, o da Ebû Nadradan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-A'Iâ rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd Katâde'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ey Medineliler! Kurban etlerini üç geceden fazla yemeyin!» buyurdular. (İbn-i Müsennâ üç gece yerine üç gün, dedi.) Bunun üzerine ashab çoluk-çocuk, uşak ve hizmetçileri bulunduğundan Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyet ettiler. O da: «Yeyin, yedirin, saklayın yahut biriktirin!» buyurdular. İbn-i Müsennâ: Abdu'I-A'lâ şekketmiştir, dedi.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Zürey', Teymî'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den, naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seilem) kuru hurma ile kuru üzümün bîr araya karıştırılmasını ve kuru hurma ile koruk hurmanın bir araya karıştırılmasını yasak etmiştir.
Bize Yahya b. Eyyûb rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Yezîd Ebû Mesleme, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd : — ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem) bize kuru üzümle kuru hurmayı ve koruk hurma ile kuru hurmayı karıştırmamızı yasak etti, demiştir.
Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki', İsmail b. Müslim EI-Abdî'den, o da Ebû'I-Mütevekkil En-Nâci'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seilem): «Sîzden her kim nebîz içecekse, onu tek başına kuru üzüm olarak yahut tek başına kuru hurma veya tek başına koruk olarak içsin!» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Zürey', Teymî'den nakien haber verdi. H. Bize Yahya b. Eyyûb da rivayet etîi. (Dediki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dediki):. Bize Süleyman Et-Teymî Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen haber verdi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küplerde nebîz yapılmasını yasak etmiş.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Yezîd b. Zürey' ← Süleymân et-Teymî ← el-Mnzr b. Mâlik ← Ebû Saîd el-Hudrî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Eyyûb ← Süfyân b. Uyeyne ← Süleymân et-Teymî ← el-Mnzr b. Mâlik ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Yahya b. Eyyûb rivâyeL etti. (Dediki): Bize İbn-i Uleyye rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebî Arûbe Katâde'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen haber verdiki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dubbâ', hantem, nekîr ve müzeffet'den nehiy buyurmuş.
Bize Nasr b. Ali El-Cehdami dahi rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bana El-Müsennâ (yâni İbn-i Saîd) Ebû'I-MütevekkîI'den, o da Ebû Saîd'den, naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hantem'le, dübbâ' ve nekîrden içmeyi yasak etti.
Rivayet zinciri: Müslim ← Nasr b. Ali ← babam ← Müsennâ b. Saîd ← Ebü'l-Mütevekkil ← Ebû Saîd el-Hudrî
Bize Amru'n-Nâkid rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Ubeydullah'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tulumların hünsalaştırilmasım yasak etti, demiş.
Bana Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus ibni Şihâb'dan, o da Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den, naklen haber verdi ki, şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tulumların hünsalaştırilmasını, ağızlarından içilmesini yasak etti.
Bize bu hadîsi Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den bu isnadla bu hadîsin mislini haber verdi. Yalnız o: «Tulumların hünsalaştırılması ağzı aşağı çevrilerek o sudan içmektir.» demiştir.
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde, Ebû îsa El-Üsvârî'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakta su içmekten men etmiş.
Bize Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ ve İbn-i Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız Züheyr ile İbn-i Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde Ebü İsa El-Üsvarî'den, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: Ayakta su içmekten nehiy buyurmuşlar.
Bana Süveyd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bana Hafs b. Meysera, Zeyd b. Eslem'den, o da Ata* b. Yesâr'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Yollarda oturmaktan sakının!» Ashâb: — Yâ Resûlallah! Bizim oralarda oturmamız kaçınılmaz bir şeydir. Biz oralarda konuşuyoruz, demişler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Oturmaktan başka bîr çâreniz yoksa, o halde yolun hakkını verin!» buyurmuş. Ashâb : — Onun hakkı nedir? diye sormuşlar. «Gözü yummak, ezayı men etmek, selâmı almak, iyiliği emir, kötülüğü nehyetmektir.»