Saîd b. Ebû Meryem

Ebû Muhammed, Ebû Osman · 10. tabakanın büyükleri

Saîd b. el-Hakem b. Muhammed b. Sâlim

DoğumMedine
Vefath. 224
KünyeEbû Muhammed, Ebû Osman
Nisbeel-Hâfız, el-Cumahî, el-Mısrî, el-Cühenî
Yaşadığı yerlerMısır
Tabaka10. tabakanın büyükleri
Cerh-ta'dîlsika sebt

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Hz. Aişe şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim evimde, eşlerinde kalma sırası bende iken ve benim kucağımda vefat etti. Hatta Allah Teala benim tükürüğümü onun tükürüğü ile birleştirdi. O sırada Abdurrahman elinde bir misvakla içeri girmişti. Resul- i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem misvağı almak istiyordu fakat rahatsız olduğu için buna gücü yetmedi. Ben de misvağı alıp çiğnedim ve yumuşattıktan sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dişlerini misvakla temizledim." not: (Ayrıca bkz. Kitabü'l-meğazi, Bab, 83. )
Aişe (radiyallahu anha)’dan nakledilmiştir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şunları söylediğini işittim: "Melekler bulut içerisinde inerler ve gökte olacağı yazılan hususları konuşurlar. Şeytanlar da bu konuşulanları duymak için sinsi sinsi hareket ederler. Kimisi duyar ve duyduklarını kahinlere fısıldar. Bu sırada da söylediklerine kendi uydurdukları yüz yalan daha katarlar. " Tekrarı: 3288, 5762, 6213, 7561.
Ebu Hureyre r.a. anlatıyor: "Biz bir defasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında iken bize şunları söylemişti: "Bir gün rüyamda kendimi cennette gördüm. Orada bir köşkün yanı başında duran çok güzel bir kadın vardı 'Bu köşk kime aittir?' diye sorduğumda: 'Ömer İbnü'l-Hattab'ındır' dediler. Ben de onun kıskançlığını bildiğim için hemen geriye döndüm." Bunun üzerine Ömer ağladı ve: "Senden neyi kıskanırım ki, ey Allah'ın Resulü!" dedi. Tekrar: 3680, 5227, 7023, 7025
Sehl İbn Sa'd Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Cennette sekiz kapı vardır. Bu kapılardan birisinin adı da Reyyan'dır. Bu kapıdan sadece oruçlu olanlar cennete girecektir." BED’UL-HALK EK SAYFA – 1348-2 10. CEHENNEMİN ÖZELLİKLERİ VE YARATILMIŞ OLDUĞU. /: 71: ]. kelimesi gözden dökülen yaş ve vücuttaki yaralı bölgeden akan irin, kan anlamına gelir. Nitekim gözyaşının aktığını anlatmak için denirken yaralı bölgeden irin ve kan aktığını ifade etmek üzere denir. Bu bakımdan kelimesi ile kelimesi eş anlamlı gibidir. Herhangi bir şeyi yıkadıktan sonra ondan çıkan kir, leke ve pisliklere denir. kökünden vezninde türetilen bu kelime cehennemliklerin yaralarından ve vücutlarındaki çıbanlardan çıkan irin, kan ve cerahat anlamına gelir. kelimesi Habeş dilinde odun anlamına gelir. Aynı kökten türeyen kelimesine şiddetli rüzgar, kasırga anlamı verilmiştir. kelimesi rüzgarın saçıp savurduğu, etrafa fırlattığı nesnelere denir. İşte terkibi, bu anlam esas alındığında cehennemde etrafa fırlatılacak nesne anlamına gelir. cümlesinde fiili "yürüdü / gitti" anlamında kullanılmıştır. çakıl taşı anlamına gelir. irin, cerahat ve kan anlamına gelen bir kelimedir. fiili söndü, ateşi - ısısı kayboldu gibi anlamlara gelir. fiili çıkardığınız, elde ettiğiniz anlamına gelirken kelimesi yolcular demektir. terkibini Abdullah İbn Abbas cehennemin tam ortası, cehennemin içi diye tefsir etmiştir. ifadesi şu anlama gelir: Cehennemliklerin yiyecekleri karıştırılır ve içine kaynar su katılır. ifadesinin anlamı şöyledir: Çığlık (acıdan kaynaklanan yüksek ses) ve inilti. susuzluktan kavrularak demektir. hüsrana uğramayı anlatan bir kelimedir. Mücahid fiilini açıklarken şöyle demiştir: "Cehennemlikler için ateş yakılır, tutuşturulur. Cehennemliklerin tepelerinden aşağı aktarılacak olan bakır eriyiğidir. (Tadın bakalım!) fiili, ağızdan alınan tatları anlatmaz. Burada "cehennemdeki sıkıntıyı bizzat görün, hissedin ve tecrübe edin bakalım!" anlamı kasdedilmiştir. saf ateş demektir. cümlesi şu anlama gelir: "Komutan ordusunu düşmana saldırmak üzere serbest bıraktı!" kelimesi karışık anlamına gelir. cümlesinde bu anlam bulunmaktadır. Bu cümle: "Insanların işleri karmakarışık oldu" demektir. Eğer hayvanını / bineğini salıverirsen, bırakırsan denir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Ebu Said r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden öncekilerin gittiği yolu karış karış, arşın arşın izleyeceksiniz. Hatta onlar bir kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de ona gireceksiniz. Biz: Ey Allah'ın Resulü Yahudilerle, Hıristiyanları mı kastediyorsun, dedik. O: Başka kim olabilir ki, diye buyurdu." Tekrar: 7320
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunuyorken o şöyle deyiverdi: Ben uyurken kendimi cennette gördüm. Bir köşkün yanında abdest alan bir kadın gördüm. Bu köşk kimindir, dedim. Ömer'indir, dediler. Ben de onun kıskançlığını hatırlayınca geri dönüp gittim. Ömer ağladı ve: Ey Allah'ın Resulü, senden mi kıskanacağım, dedi."
İbn Ebi Muleyke'den rivayete göre "İbn Abbas'a denildi ki: Mu'minlerin emiri Muaviye hakkında ne dersin? O vitiri ancak bir reat olarak kıldı. İbn Abbas: O bir fakihtir, diye cevap verdi
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Nâfi' b. Ömer ← İbn Ebî Müleyke
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber ile Medine arasında Safiyye ile gerdeğe girmek üzere üç gece kaldı. Ben de Müslümanları onun düğün ziyafetine davet ettim. O ziyafette ekmek ve etten başka bir şey yoktu. Yine o ziyafette Bilal'e emir verdi ve sofraların serilmesini söyledi. Sofralara hurma, keş ve tereyağı bırakıldı. Müslümanlar: Acaba mu'minlerin annelerinden birisi mi yoksa sağ eliyle malik olduğu (cariyeleri)nden mi olacak, dediler. Yine şöyle dediler: Eğer onu h icab ın arkasına alırsa mu'minlerin annelerinden birisi demektir. Eğer onu hicabın arkasına almazsa o sağ elinin sahip olduklarından birisi olacak demektir. Yola koyulunca arkasında ona yer hazırladı ve hicabı gerdL"
Ömer b. el-Hattab r.a. dedi ki: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki, eğer sonradan gelecek insanları büsbütün yoksul bırakmayacak olsaydım fethi nasip olan her bir kasabayı mutlaka Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i paylaştırdığı gibi paylaştırırdım. Fakat ben onu (fethettiğim yerleri) Müslümanlara, aralarında paylaştıracakları bir hazine olarak bırakacağım."
Sehl İbn Sa'd'den şöyle nakledilmiştir: "Önce 'Beyaz ipliği siyah iplikten ayırt edinceye kadar yiyin, için!' ayeti nazil oldu. O zaman mine'l-fecri (Sabahın) kaydı inmemişti. İnsanlar oruç tutmaya niyetlenince içlerinden biri ayaklarına beyaz ve siyah iplik bağladı. Onlar birbirinden seçilinceye kadar yiyip içmeye devam etti. Bunun üzerine Allah Teala ayetin mine'l-fecri (Sabahın) kısmını indirdi. Bu sayede bu ayetin, gecenin gündüzden ayrılması manasına geldiğini anladılar."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Ebu Hureyre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Miskin bir iki hurmaya ve bir iki lokmaya razı olan değildir. Gerçek yoksul iffetli davranan kimsedir. Eğer isterseniz Allah'ın ayetini okuyun." Nebi bu sözü ile "İnsanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler ... " ayetini kastetmiştir.
Ebu Saıd el-Hudrı'den nakledildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönemindeki münafıklardan bir grup Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem cihada çıktığı zaman, İslam ordusundan geride kalırlardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e muhalefet etmelerinden dolayı da pek sevinirlerdi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem cihad'dan dönünce ona mazeret beyan edip [doğru söylediklerine dair] yemin ederlerdi. Yapmadıkları işler ile övülmek isterlerdi. Bunun üzerine: "Sanma ki ettik/erine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır," ayeti nazil oldu.
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bir gece teyzem Meymune'nin yanında kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir müddet eşi ile konuştu sonra uyudu. Gecenin son üçte biri girince oturdu ve göğe baktı. Ardından "Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır," ayetini okudu. Sonra kalkıp dişlerini misvaklayarak abdest aldı. Ardından on bir rekat namaz kıldı. Sonra Bilal eza n okudu. Peşi sıra Allah ResLılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki rekat namaz kıldı ve evinden mescide geçip insanlara sabah namazını kıldırdı.
Ebu Hureyre'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kesinlikle kıyamet günü şişman ve iriyarz bir adam gelecek. İşte bu adamın, Allah katında bir sivrisineğin kanadı kadar ağırlığı yoktur." Hz. Nebi veya Ebu Hureyre şöyle demiştir: Ey Müminler! Şu ayeti okuyun: Biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü tutmayacağız.(Kehf 15)
Enes İbn Malik R.A.'dan ... Dedi ki: "Üç kişi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarının evlerine gelerek Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ibadetine dair soru sordular. Onlara haber verilince, onu azımsar gibi oldular ve şöyle dediler: Biz nerede, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nerde? Allah onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamış bulunuyor. Onlardan birisi: Ben her zaman geceleyin namaz kılacağım, dedi. Diğeri: Ben de oruç açmamak üzere sene boyunca oruç tutacağım, dedi. Üçüncüleri: Ben de kadınlardan uzak kalacak ve ebediyyen evlenmeyeceğim,dedi. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelerek şöyle buyurdu: "Şöyle şöyle diyenler, sizler miydiniz? Bana gelince, Allah'a yemin ederim, şüphesiz ben aranızda Allah'tan en çok korkan ve ona karşı en takvalı olanınızım. Bununla birlikte oruç tuttuğum da olur, tutmadığım da olur. (Geceleyin) kimi zaman namaz kılarım, kimi zaman uyurum, kadınlarla da evlenirim. Benim sünnetimden yüz çeviren, benden değildir."
Sehl İbn Sa'd'dan rivayete göre bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kendisini arz etti. Bir adam ona: Ey Allah'ın Rasulü, onu benimle evlendir, dedi. Allah Rasulü: Neyin var, diye sordu. Adam: Yanımda bir şeyim yok, deyince, Allah Rasulü: Git, demirden bir yüzük dahi olsa bul getir, dedi. Adam gitti, sonra geri dönüp: Hayır, Allah'a yemin ederim hiçbir şey bulamadım. Demirden bir yüzük dahi olsa bulamadım. Fakat benim (belimden aşağısını örten) şu izarım var, ona yarısını vereyim, dedi. Sehl dedi ki: (Belden yukarısını örten) ridası da yoktu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kadın senin izarını ne yapsın? Eğer sen onu giyinecek olursan, o izarından kadının üzerinde bir şey bulunmaz. Eğer kadın giyecek olursa, senin üzerinde ondan bir şey bulunmaz. Adam oturdu, nihayet uzun bir süre oturduktan sonra kalktı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun (gittiğini) görünce geri çağırdı -ya da geri gelmesi için çağırıldı- ona dedi ki: Kur'an'dan ezberinde ne var? Adam: Şu sureyi, şu sureyi ezbere biliyorum -deyip, bazı sureleri saydı.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ezbere bildiğin Kur'an-ı Kerim karşılığında onu sana mülk verdik (nikahladık) ."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl'den, dedi ki: "Ebu Useyd es-Saidi düğününü yapınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i ve ashabını davet etti. Onlara ne yemek hazırladı, ne de yemeği onlara Ümmü Useyd'in hanımı dışında kimse takdim etti. Ümmü Useyd geceden taş bir kap içerisinde birkaç hurma ıslatmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeği bitirince, (Ümmü Useyd) -ona ikram olsun diye- tanelerini eliyle ezip yumuşattığı hurma şırasını getirip içirdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Hayber dönüşü) ikamet etti ve Safiye ile zifafa girdi. Ben de Müslümanları düğün yemeğine davet ettim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sofraların açılmasını emretti, sofralar yayıldı. Sofralara hurma, keş ve yağ bırakıldı." Amr da, Enes'den rivayetle şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Safiye ile zifafa girdikten sonra deriden sofralar üzerinde Hays denilen yemeği yaptı ... "
Ebu Hazım'dan rivayete göre o Sehl'e: "Siz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında iyice elenmiş un görmüş müydünüz, diye sordu. Sehl: Hayır dedi. Peki arpayı elekten geçirir miydiniz? O, hayır. Fakat biz ona üflerdik, demiştir. " Bu Hadis Hadis 5413 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim
Cabir b. Abdullah r.a.'dan, dedi ki: "Medine'de bir Yahudi vardı. Bu bana hurmaların toplanma zamanına kadar kuru hurma satardı. Rume yolu üzerindeki arazi de Cabir'e aitti. Bir sene bu hurma bağımız alışılmış şekilde meyve vermedi. Mahsulleri toplama zamanında o Yahudi yanıma geldi. O mahsullerinden ona verecek bir şey bulamadığımdan gelecek seneye kadar bana mühlet vermesini istemeye koyuldum, o ise bunu kabul etmiyordu. Benim bu durumum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verilince, o da ashabına: Kalkın, yahudiden Cabir'e mühlet vermesini isteyelim, dedi. Ben hurma ağaçlarımın arasında iken yanıma geldiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Yahudi ile konuşmaya koyuldu. Ancak Yahudi: Ya Ebu'l-Kasım, ona mühlet vermiyorum, diyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu görünce kalkıp hurma ağaçları arasında dolaştı. Daha sonra onun yanına gelip tekrar onunla konuştu. Yahudi yine kabul etmedi. Kalktım, az miktarda taze olgun hurma getirdim ve onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önüne koydum. Nebi yedikten sonra: Ey Cabir, senin çardağın nerede, diye sordu. Ben de ona söyledim. Allah Rasulü: Çardağın altında bana bir yaygı ser, dedi. Ben de ona yaygı serdim. Allah Rasulü çardağın altına girip biraz uyuduktan sonra uyandı. Ona bir avuç daha taze hurma getirdim, ondan da bir miktar yedi. Sonra kalkıp yine Yahudi ile konuştu. Yahudi yine kabul etmedi. Allah Rasulü ikinci bir defa hurmalıklar arasında dolaştı. Sonra: Ey Cabir, hurma devşir ve borcunu öde, diye buyurdu. Allah Rasulü de toplanan hurmaların başında durdu. Ben ağaçlardan onun borcunu ödeyecek kadarını topladığım gibi ondan bir miktar daha arttı. Çıkıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldim ve ona müjdeyi verdim. Allah Rasulü: Şehadet ederim ki ben Allah'ın Rasulüyüm, diye buyurdu." Areşe ve arlş (hadiste çardak) yapı demektir. İbn Abbas dedi ki: "Ma'ruşat"(En'am, 141) üzüm asması ve diğer ağaçlardan çardaklı olanlar demektir. "Urlişuha" da yapıları, binaları demektir.
Sehl b. Sa'd r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Araplardan bir kadından söz edildi. O da Ebu Useyd es-Saidl'ye, o kadına haber göndermesini emir buyurdu. Ebu Useyd kadına haber gönderdi. Kadın gelip, Saide oğullarına ait bir kalede konakladı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinden çıkıp kadının yanına geldi. Kadının bulunduğu yere girince, başını önüne eğmiş bir kadın ile karşılaştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla konuşunca kadın: Senden Allah'a sığınınm, dedi. Nebi: Ben de senin benden sığınmanı kabul ettim, dedi. Kadına: Bunun kim olduğunu biliyor musun, diye sordular. Kadın hayır, dedi. Ona: Bu Hasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dır. Sana evlenmek için talip olmak üzere gelmişti, dediler. Kadın: Demek ki ben çok bedbaht birisiymişim, dedi. O gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp geldi ve nihayet Saide oğulları sakifesi (sundurması) altında arkadaşları ile birlikte oturdu. Sonra da: Ey Sehl bize su ver, buyurdu. Ben onlara işte bu kaseyi çıkardım, onunla onlara su ikram ettim, dedi." (Hadisi Sehl'den rivayet eden Ebu Hazim dedi ki:) Sehl bize o kaseyi çıkardı. Biz de ondan içtik. (Ebu Hazim) dedi ki: Bundan sonra Ömer b. Abdulaziz (Medine valisi iken) bunun kendisine hibe edilmesini istedi. O da o kaseyi ona hibe etti.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Resuluııah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Üç kişi yürüyüp gezinmekte iken yağmura yakalandılar. Hemen dağdaki bir mağaraya yönelip sığındılar. Dağdan bir kaya parçası mağaralarının ağzına düşüp mağarayı üzerlerine büsbütün kapattı. Bunun üzerine birbirlerine: Allah için işlemiş olduğunuz salih amellere bir bakınız (düşününüz) ve bu ameller ile Allah'a dua ediniz. Olur ki Allah, mağaranın kapısını açar, dediler. Onlardan birisi dedi ki: Allah'ım, gerçek şu ki, benim oldukça yaşlı bir annem ve babam vardı. Küçük çocuklarım da vardı. Geçimlerini sağlamak için bir sürü otlatıyordum. Akşamleyin sürü ile dönünce süt sağar ve çocuklarımdan önce anne babama süt içirerek başlardım. Bir gün koyunlarımı otlatacağım uygun yer bulmak için uzaklara gittim. Geriye ancak akşam vakti girince dönebildim. Anne-babamın uyumuş olduğunu gördüm. Daha önce sağdığım şekilde süt sağdım. Sağdığım sütü getirip anne-babamın başları ucunda durdum. Onları uykularından uyandırmak hoşuma gitmemişti. Diğer taraftan onlardan önce çocuklara süt içirmek de hoşuma gitmedi. Küçük çocuklar ise ayaklarımın dibinde sızlanıp duruyorlardı. Tan yeri ağarıncaya kadar ben de, onlar da bu halimiz üzere devam ettik. Eğer benim bu işi sırf senin için yaptığımı biliyorsan bu mağaranın ağzından bize kendisinden semayı görebileceğimiz bir gedik aç. Bunun üzerine yüce Allah, onlara arasından semayı görecekleri kadar bir gedik açtı. İkincileri şöyle dedi: Allah'ım, benim bir amca kızım vardı. Onu erkeklerin kadınları sevdikleri en ileri derecede seviyordum. Ondan kendisini bana teslim etmesini istedim ama o kendisine yüz dinar vermediğim takdirde bunu kabul etmeyeceğini söyledi. Çalışıp durdum ve nihayet yüz dinar topladım. Yüz dinar ile onun karşısına çıktım. Ben onun bacaklarının arasına oturunca, o: Ey Allah'ın kulu! Aııah'tan kork ve hakkı ile olmadıkça bekaret mührünü açma, dedi. Ben de yanından kalktım. Allah'ım, eğer sen benim bu işi yalnızca senin zatın için yaptığımı biliyorsan bu kayayı üzerimizden biraz aç. Allah da onlar için mağaranın ağzını bir miktar daha açtı. Diğeri de şöyle dedi: Allah'ım, gerçekten ben bir ferak ölçek pirinç karşıliğında bir işçi tutmuştum. İşimi bitirince' bana hakkımı ver, dedi. Ben de ona hakkımı alması için teklif ettim. Fakat o onu bırakıp ondan yüz çevirdi. Ben de o pirinci ekip durdum. Nihayet onun parasıyla bir sığır sürüsü (alacak kadar para) toplayıp bir araya getirdim ve çobanlarını da tuttum. O adam yanıma gelerek: Allah'tan kork, bana zulmetme ve hakkımı ver, dedi. Ben de: Şu sığır sürüsü ve onların çobanlarına git (onlar senindir), dedim. O bana: Allah'tan kork ve benimle alayetme, dedi. Ben: Gerçekten seninle alayetmiyorum. O sığır sürüsünü ve o sürünün çobanını al git, dedim. O da onları alıp gitti. Eğer benim bu işi sadece senin zatın için yaptığımı biliyor isen geriye kalan kısmı aç. Allah da mağaraların kapısını açtı.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan riva.yete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Rahim, bir ağacın birbirine girmiş kökleridir. Onu koruyup gözeteni ben de koruyup gözetirim. Onun bağını kopartanı ben de kopartmm."
Ömer İbnu'l-Hattab r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna (Hevazin kabilesinden alınmış) esirler getirildi. Esirler arasından bir kadın memesinden süt sağıyor, çocuklara içiriyordu. Esirler arasında küçük bir çocuk buldu mu onu alıp hemen göğsüne yapıştırıp, ona süt emziriveriyordu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere: Sizin görüşünüze göre bu kadın kendi çocuğunu ateşe atar mı, diye sordu. Biz: Hayır, eğer onu atmayacak gücü kendisinde bulabilirse onu asla atmaz, dedik. Bu sefer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Andolsun ki Allah'ın kullarına olan merhameti bu kadının çocuğuna olan merhametinden fazladır, buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← Ömer b. Hattâb
Sehl İbn Sa'd'dan, dedi ki: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir burde (alt üst birtakım elbise) getirip geldi. -Sehl yanında bulunanlara: Burdenin ne olduğunu biliyor musunuz, diye sordu. Yanında bulunanlar: Burde şemle (denilen bir giyecek)dir, dediler. Sehl bunun üzerine: Burde saçakları bulunan dokunmuş bir şemledir, dedi.- (Burdeyi getiren kadın): Ey Allah'ın Rasulü, bu burdeyi giyinmen için sana veriyorum, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O burdeye ihtiyacı olduğu için onu aldı ve giyindi. Sahabeden bir adam, o burdeyi üzerinde görünce: Ey Allah'ın Rasulü, bu ne kadar da güzel, giyeyim diye bana verir misin, dedi. Allah Rasulü: Tabii, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalkıp gidince, arkadaşları onu kınadılar ve: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in O burdeye ihtiyacı olduğu için onu aldığını gördün, sonra da ondan onu istemekle güzel bir şey yapmadın. Çünkü sen de biliyorsun ki ondan bir şey istendi mi onu vermemezlik etmez, dediler. Bunun üzerine adam: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu giyince, ben de onun bereketinden yararlanmayı ümit ederek belki onunla kefenlenirim, diye cevap verdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl'den, dedi ki: "el-Münzir İbn Ebi Useyd dünyaya gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirildi. Allah Rasulü onu uyluğu üzerine oturttu. -Ebu Useyd de oturuyordu.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem önünde bulunan bir şey ile meşgul idi. Bunun üzerine Ebu Useyd'in emri ile oğlu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in uyluğu üzerinden kaldırıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daldığı işten uzaklaşıp fark edince: Küçük çocuk nerede, diye sordu. Ebu Useyd: Biz onu geri aldık, dedi. Allah Rasulü: Adı ne, diye sordu. Ebu Useyd: Filandır deyince, Allah Rasulü: Hayır, onun ismi el-Münzir olsun, buyurdu ve babası da o gün çocuğa el-Münzir adını verdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Bir gece (teyzem) Meymune'nin evinde kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onun yanında idi. Gecenin son üçte biri girince -ya da bir kısmında- oturup semaya bakmaya koyuldu ve: "Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişip durmasında elbette akıl sahipleri için deliller vardır."(Al-i İmran, 190) buyruğunu okudu."
SehI'in nakline göre ResuIuIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki parmağını uzatıp, işaret ederek "Kıyamet günü ile ben şu ikisi gibi gönderildim" buyurmuştur.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü insanlar, kepekten arınmış beyaz undan yapılan somun ekmek gibi beyaz bir saha üzerinde. toplanırlar" buyurmuştur. Sehl b. Sa'd -veya başka biri- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "O sahada bir kimseye yol gösterecek (dağ taş gibi) hiçbir alamet yoktur" demiştir.
Sehl b. Sa'd'm nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki ümmetimden yetmiş bin veya yediyüzbin (bunların hangisini söylediğinde Ebu Hazim şüphe etmiştir) -kişi veya zümre- hesap ve ceza görmeksizin ilk defa olarak cennete girecektir. Bunlar birbirine tutunmuşlar olarak bazısı bazısına tutunmuş vaziyette cennete girerler. Bu ilk zümrenin sondakileri cennete girinceye kadar öndekileri girmez. Bunların yüzleri, Bedir gecesinde ayın ışığı üzeredir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Saîd b. Ebû Meryem ← Ebû Gassân ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd