Muâz b. Hişâm

Ebû Abdullah · 9. tabaka

Muâz b. Hişâm b. Ebû Abdullah (Senber)

Vefath. 200
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Basrî
Yaşadığı yerlernâhiyesi, Basra
Tabaka9. tabaka
Cerh-ta'dîlsadûk (doğru sözlü)

Ailesi

Babası
Hisham bin Abi 'Abdullah al-Dastawa'i

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize, İshâk b. İbrahim ile İbni Beşşâr, hep birden Muâz b. Hişâm'dan rivayet ettiler. Muâz: «Bana, babam, Katâde'den bu isnâdla, bu hadîsin mislini rivayet etti.» demiş.
Bize Muhamnıedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize, Muâzü'bnü Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana, babam, Katâde'den o da Zürâratü'bnü Evfâ'dan, o da Sa'dü'bnü Hişâm'dan naklen rivayet ettiki, Sa'd karısını boşamış sonra akâr'ını satmak için Medine'ye gitmiş... ve ravi hadisi yukardaki gibi rivayette bulundu.
Bana, Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana, babam, Yahya b. Ebi Kesir'den rivayet etti. Demişki: Bize, Ebû Selemete'bnü Abdirrahmân rivayet etti. Onlara da Ebû Hureyre rivayet etmiş ki, ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sehlem) : «Her kim ramazanda îmân ve ihtisâbla oruç tutarsa, o kimsenin geçmiş günahları affolunur. Ve her kim Kadir Gecesinde îmân ve ihtisâbla namaz kılarsa, o kimsenin de geçmiş günahları affolunur.» buyurmuşlar.
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki) Bana babam, Katâde'den, o da Salim b. Ebî'l-Ca'd El-Gatafânî'den, o da Ma'dân b. Ebî Tâlhate'l-Ya'merî'den, o da Ebû'd-Derdâ'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Her kim sûre-i Kehf'in başından on âyet ezberlerse, Deccal'dan masun olur.» buyurmuşlar.
Bana bu hadîsi Züheyru'bnü Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den naklen rivayet etti. H. Bana Ebû Gassân El-Mismaî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdil a'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm haber verdi. (Dediki): Bana babam rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Katâde'den bu isnâdla rivayet etmişlerdir. Yalnız Saîd ile Hişâm'ın rivayetlerinde: «Sabah oldukdan sonra, güneş aydınlayıncaya kadar...» ifâdesi vardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Yahyâ b. Saîd ← Şu'be b. el-Haccâc ← Katâde b. Diâme
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Mâlik (b. Enes) ← Abdüla'lâ b. Abdüla'lâ ← Saîd el-Cüreyrî ← Katâde b. Diâme
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Muâz b. Hişâm ← Hişâm ed-Destevâ'î ← Katâde b. Diâme
Bana Ebü Gassân El-Mismaî ile Mühammedü'bnü'l-Müsenna rivayet ettiler. Dedilerki; Bize, Muâz yani İbni Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana, babam, Katâde'den, o da Atâ' b. Ebî Rabâh'dan, o da Ubeyd b. Umeyre'den, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki, Nebiyyullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Küsûf namazını) altı rükû', dört sücûd ile kılmış.
Bana İbni Beşşâr rivayet etti. (dediki): Bize Muâzü'bnü Hişâm rivayet etti. (dediki): Bana babam rivayet etti. (dediki): Bize İbnü'l - Müsenna rivayet etti. (dediki): Bize İbni Ebî Adiyy, Saîd'den naklen rivayet etti. H. Bana Züheyrü'bnü Harb da rivayet etti. (dediki): Bize Affân rivayet etti. (dediki): Bize Ebân rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi bu isnâdla, bu hadîsin mislini Katâde'den rivayet etmişlerdir. Said ile Hişâm'ın hadislerinde: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kîrât soruldu da; —«Uhud Dağı gibidir; buyurdular.» ibaresi vardır.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Affân b. Müslim ← Ebân el-Attâr ← Katâde b. Diâme
Bana Süreye b. Yûnus ile Alîyyü'bnü Hucr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İsmail yâni İbni Uleyye, Hişâm-ı Destevâî'den rivayet etti. H. Bize Muhammedü'bnü'l - Müsennâ rivayet etti. Lafız onundur. (dediki): Muâzü'bnü Hişâm rivayet etti. (dediki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesîr'den rivayet etti. Demiş ki: Bize Ebû Selemete'bnü Abdirrahmân, Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti ki, Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem):- «Cenazeyi gördünüzmü hemen kalkın, onun arkasından giden, cenaze yere konmadıkça oturmasın.» buyurmuşlar.
Bana Ebû Gassân El - Mismai ile Muhammedü'bnu'l- Müsennâ rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana, babam, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yukarki hadisin mislini söylemiş.
Bize Muhammedü'bnu'l-Müsennâ ile İbnî Beşşâr rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hurma tanesi bulmuş da: «Bu hurma sadakadan olmasaydı onu yerdim.» buyurmuşlar.
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) Bize Muâz b. Hişâm haber verdi (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebi Kesir'den rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû Seleme, Âişe (Radiyallahû anha)'dan naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş . «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) senenin hiç bir ayında Şa'ban uyındakinden daha fazla oruç tutmaz, ve: — Amellerden gücünüzün yetebileceğini yapın. Çünkü siz bıkmadıkça Allah da asla bıkmaz, buyurur bir de şunu söyledi: — Allah indinde amelin en makbulü sahibinin az da olsa davam üzere işlediği ameldir.»
Bize Salih b. Mismar Es-Sulemî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişam rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebi Kesir'den rivayet etti. (Demişki): Bana Abdullah b. Ebi Katâde rivâyel etti. (Dediki): Babam Hudeybiye senesi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yola çıktı. Arkadaşlarından kimisi ihrama girmiş, kimisi girmemişler, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Gayka'da düşman bulunduğunu söylemişler, o da oraya gitmiş. Ebû Katâde demiş; Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabı ile beraber bulunduğum bir sırada ashab birbirlerine gülerken bir de baktım bir yaban eşeğinin karşısındayım. Hemen üzerine hücum ettim ve hayvanı vurarak çökerttim. Derken arkadaşlardan yardım istedim. Onlar bana yardım etmekten çekindiler. Müteakiben onun etinden yedik. Ve düşmanın önümüzü keseceğinden korktuk. Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i aramaya gittim. Kimi atımı şahlandırıyor, kimi de yavaş gidiyordum. Az sonra gece yarısı Benî Gıfâr'dan bir adama rastladım da: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e nerede tesadüf ettin? diye sordum. O zât; — Ben, onu Tahin'de bıraktım. Niyeti Sukya'da mola vermektir.» dedi. Kendisine yetiştim ve; — «Yâ Resûlallah! Ashabın sana selâm ediyor ve Allah'ın rahmetini diliyorlar. Sen yokken düşman tarafından yollarının kesilmesinden korktular. (Lütfen) onları bekle.» dedim. O da bekledi. Sonra; — «Yâ Resûlallah! Ben bir av vurdum, ondan artan bir parça yanımdadır. dedim. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yanındaki) cemaata İhrâmlı oldukları halde: —«Yeyin.» buyurdular.
Bana Ebû Gassân El-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz yâni İlmi Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Matar'dan, o da Ebû'z-Zübeyir'den, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet eyledi ki «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın haccında Âişe (Radiyallahû anha) Umre'ye niyet etmiş...» Râvi bu hadîsi Leys hadîsi mânâsında rivayet etmiş. Şunu da ziyâde eylemiştir: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüksek ahlâklı bir zât idi. Âişe bir şey arzu etti mi onun arzusunu yerine getirirdi. Bu sebeple onu Abdurrahman b. Ebî Bekir'le gönderdi de Ten'îm'den Umre yaptı.» Matar demiş ki: «Ebû'z-Zübeyir : — Âişe haccettiği vakit Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) i\e beraber bulunduğu haccda nasıl yaptıysa öyle yapardı; dedi.»
Bize Muhammedü'bnul-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den bu isnâdda Şu'be hadîsi mânâsında rivayette bulundu. Yalnız o: «Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zti'l-Huleyfe'ye geldiği vakit...» dedi: «Orada öğleyi kıldı.» demedi.
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân haber verdi. Yine İshâk b. İbrahim (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm haber verdi. (Dediki): Bana babam haber verdi. Her iki râvî İbni Ebî Necîh'dan, o da Mücahid'den, o da İbni Ebî Leylâ'dan, o da Alî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulunmuşlardır. İkisinin hadisinde de kasap ücreti yoktur.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Süfyân
Bana Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Beşşâr toptan Muâz b. Hişâm'dan rivayet ettiler. Ebû Gassân (Dediki): Bize Muâz rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Kazea'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti ki, Nebiyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel!em): — «Kadın beraberinde mahrem olmadıkça üç gecelik mesafenin üstünde uzağa şefer- etmesin!» buyurmuşlar.
Bana Ebu'r-Rabî'Ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni îbni Zeyd, Sabit ile Abdulaziz b. Suheyb'den, onlar da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bize bu hadîsi Kuteybetü'bnu Saîd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni îbni Zeyd, Sabit ile Şuayb b. Hab Hâb'dan, onlar da Enes'den nakîen rivayet eyledi. H. Bize Kuteybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Katâde ile Abdulaziz'den, onlar da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Ubeyd El-Guberî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Ebu Osman'dan, o da Enes'den naklen rivayet eyledi. H. Bana Züheyr b. Harb dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Şuayb Habhâb'dan, o 'da Enes'den naklen rivayet eyledi. H. Bana Muhammed b. Rafi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem ile Ömer b. Sa'd ve Abdurrezzak toptan Süfyan'dan, o da Yunus b. Ubey'den, o da Şuayb b. Habhâb'dan, o da Enes'den naklen rivayet ettiler. Bu râvilerin her biri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onun Safiyye'yi azâd ettiğini ve azâd buyurmasını, ona mehir yaptığını rivayet etmişlerdir. Muâz'ın babasından rivayet ettiği hadîste; «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Safiyye ile evlendi de azâd buyurmasını ona mehir yaptı.» ifâdesi vardır
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Hammâd b. Zeyd ← Sâbit el-Bünânî ve Şuayb b. el-Habhâb ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Ebû Avâne ← Katâde b. Diâme ve Abdülazîz b. Suheyb ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← Muhammed ← Ebû Avâne ← el-Ca'd Ebû Osman ← Enes b. Mâlik
Rivayet zinciri (5. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Muâz b. Hişâm ← Hişâm ed-Destevâ'î ← Şuayb b. el-Habhâb ← Enes b. Mâlik
Bana Ebu Gassân el-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz yâni ibni Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivayette bulundu. Câbir: «Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında azil yapardık. Derken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duydu; ama bizi nehyetmedi.»
Bana Ebu Gassân el-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz rivayet etti. H. Bize Îbnü'l-Müsennâ ile îbnü Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Ebu'I-Halîl Salih b. Ebî Meryem'den, o da Abdullah b. Hâris'den, o da Ümmü'l-Fadl'dan naklen rivayet eyledi ki, Benî Âmir b. Sa'saa'dan bir zât: — Yâ Nebiyyâllah, bir defa emmek hürmet isbât eder mi? diye sormuş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Hayır!» cevâbını vermiş.
Bize Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Müsennâ ve İbni Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız Mismaî ile İbni Müsennâ'nındir. (Dedilerki): Bize Muâz yâni İbni Hîşâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Azra'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. Saîd şunu söylemiş : Mus'ab liâncıların aralarını ayırmadı. Bilâhare bu mesele Abdullah b. Ömer'e söylendi de: — Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Aclân'a mensûb karı kocanın arasını ayırdı; dedi.
Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize İsmâîl b. îbrâhîm rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. Her iki râvi Katâde'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etmiş ve: «O kimse o malda alacaklılardan daha ziyâde hak sahibidir.» demişlerdir.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← İsmâil b. İbrâhîm ← Saîd ← Katâde b. Diâme
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Muâz b. Hişâm ← Hişâm ed-Destevâ'î ← Katâde b. Diâme
Bize bu hadîsi Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesîr'den rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Seleme b. Abdirrahmân, Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayette bulundu ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hadîsin mislini söylemiştir.
{…} Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedikî) Bize Muğire (yâni El-Hizâmî) Abdülmecîd b. Süheyl'den, o da Atâ' b. Ebi Rabâh'dan, o da Câbir b. AbdiIIâh'dan naklen rivayet etti. H. Bana Abdullah b. Hâşim de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni ibni Saîd), Hüseyn b. Zekvân El-Muallim'den rivayet etti. (Demişki): Bana Atâ' Câbir'den rivayet etti. H. Bana Ebû Gassân El-Mismaî de rivayet etti. (Dediki): Bize Muaz rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Matar'dan, o da Atâ' b, Ebî Rabâh ile Ebu'z-Zübeyr ve Amr b. Dinar'dan naklen rivayet etti ki» Ç&bir b. Abdillâh, müdebberin satılması hakkında kendilerine hadîs rivayet etmiş. Bu râvilerin hepsi: Nebi (Saltallahu Aleyhi ve Sellem)'den diyerek Hammâd ile ibni Uyeyne'nin, Amr'dan rivayet ettikleri hadis gibi rivayette bulunmuşlardır
Bana Ebû Gassân El-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz (yâni îbni Hişâm) rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'-den, o da Zürâra b. Evfâ'dan, o da Inırân b. Husayn'dan naklen rivayet etti ki, Bir adam birinin kolunu ısırmış. O da kolunu çekivermiş ve ön dişi düşmüş. Derken dâva Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arzolunmuş, fakat onu iptal ederek: «Onun etini mi yemek istedin?» buyurmuşlar. İzah’a 1674 nolu sayfa’dan ulaşabilirsiniz !
Bana Ebû Gassân El-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Büdeyl'den, o da Ata' b. Ebî Rabâh'dan, o da Safvân b. Ya'lâ'dan naklen rivayet etti ki, Ya'Iâ b. Münye'nin çırağının kolunu bir adam ısırmış. O da kolunu çekmiş ve ön dişi düşüvermiş. Bunun üzerine dâva Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arzolunmuş; fakat o bunu iptal ederek: «Onu aygır devenin kemirdiği gibi kemirmek mi istedin?» buyurmuşlar.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bİze Muhammed b. Beşşar da rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet eyledi. Bu râvilerin ikisi de Katâde'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Yalnız onların hadîsinde: «Bekâra dayak vurulur ve sürgün edilir. Evli ise döğülerek recmolunur.» ibaresi vardır. Sene ve yüz kelimelerini zikretmezler. İzah «Benden öğrenin» diye terceme ettiğimizt cümlesinin lügat mânâsı: «Benden alın!» demekse de bu cümle «an» edatı ile kullanılırsa: Benden öğrenin, benden nakledin! mânâsına gelir. ResûIallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah onlara çıkar bir yol halketti...» buyurmakla Teâlâ Hazretlerinin : «Ölüm canlarını alıncaya yahut Allah kendilerine çıkar bir yol halkedinceye kadar o (kadı) nları evlerde tutun!» âyet-i kerîmesine işaret ederek çıkar yolun bu olduğunu anlatmıştır. Ulemâ bu âyet hakkında ihtilâf etmişlerdir. Bazılarına göre muhkemdir; bu hadîs onu tefsir etmiştir. Bir takımları Nûr sûresinin ilk âyeti ile neshedildiğini söylemiş; başkaları Nûr âyetinin bekârlar hakkında, bunun da evliler hususunda nazil olduğunu bildirmişlerdir. Bekârdan murâd: Henüz sahîh nikâhla cima' etmemiş âkil baliğ ve hür olan kimsedir. Ömründe bir defa olsun sahîh nikâhla cima' edene Araplar «seyyib» derler. Bu kelime Türkçede evli ve dul mânâlarına gelir. Aynı mânâda «muhsan» kelimesi de kullanılır. Zina eden bekâra yüz dayak, evliye recim cezası verileceği hususunda ulemâ ittifak etmişlerdir. Keadî İyâd'ın beyanına göre bu meselede ehl-i kıbleden bir tek muhalif çıkmamış; yalnız Hariciler'le Mu'tezile'den Nazzâm ve arkadaşları recme kail olmamışlardır. Recim: Bir kimseyi taşlayarak öldürmektir. Zina eden muhsana recimle birlikte dayak cezası verilip verilmiyeceğinde ihtilâf olunmuştur. Bir kısım ulemâya göre bunların ikisi de tatbîk edilir. Hz. Alî (Radiyallahu anh)'in, Hasan-ı Basrî, îshâk b. Râhuye ve Zahirîler'le bâzı Şâfiîler'in kavli budur. Cumhûr-u ulemâya göre yalnız recimle iktifa edilir. Delilleri: Peygamher Ayet : Beyine, delil, alamet. 'in muhsanı sadece recmettiğini bildiren hadîslerdir. Muhsan hakkında hem recim hem dayak cezası verileceğini bildiren hadîs mensuhtur. İlk zamanlarda tatbîk edilmiş; sonra hükmü kalkmıştır. Bekâr zânînin sürgün edilip edilmiyeceği meselesi de ihtilaflıdır. Şâfiîlerle diğer birçok ulemâya göre bekâr zânî erkek olsun kadın olsun dayaktan sonra bir sene sürgün edilir. Hanefîler'le diğer ulema sürgüne muhaliftirler. Delilleri Kur'ân-ı Kerîm'in zahiridir. Âyette sürgünden bahsedilmemiştir. îmam Mâlik ile Evzâî sürgünün erkeğe mahsus olduğuna kaildirler. Kadın avret olduğu, sürgün ise fitneye sebebiyet vereceği için bu ceza ona tatbik edilmez. Bu kavlin benzeri Hz. Alî (Radiyallahu anh)'dan da rivayet olunmuştur. Köle ve cariyelere gelince: Onlar recmedilmezler. Çünkü kendilerine verilecek cezanın hürlerinkinin yarısı kadar olacağı nass-ı Kur'ân'la bildirilmiştir. Recim ise yarıya bölünen şeylerden değildir. Binâenaleyh Hanefîler'e göre muhsan olmayan köle ve cariyelere ellişer dayak vurulur. îmam Şafiî'den bu hususta üç kavil nakledilmiştir: a) Köle ve câriye birer sene sürgün edilirler. Süfyân-ı Sevrî, Ebû Sevr, Dâvûd-u Zahirî ve İbni Cerîr'in kavilleri de budur. b) Altı ay sürgün edilirler. Çünkü ALLAH Teâlâ onlara hürlerinkinin yarısı kadar ceza ta'yîn etmiştir. Şâfiîler'ce esah olan kavil budur. c) Köle ve cariyeler asla sürgün edilemezler. Hasan-ı Basrî, Hammâd, îmam Mâlik, İmam Ahmed ve îshak’ın mezhepleri de budur. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in : «Bekârla bekâr zina ederse... ilâ ahir » sözü şartıyet bildirmek için değil, bekârla muhsanın haddlerini tayin için sevkedilmiştir. Yâni bekâr bir kimse gerek bekâr gerekse evli bir kadınla zina etsin, onun cezası yüz dayakla, bir yıl sürgün; keza evli bir kimse, evli veya bekâr bir kadınla zina etsin, cezası recimdir.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Beşşâr ← Muâz b. Hişâm ← Hişâm ed-Destevâ'î ← Katâde b. Diâme
Bana Ebû Gassân Mâlik b. AbdiIvâhİd El-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz (yâni İbni Hişâm) rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesirden rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Kılâbe rivayet etti. Ona da Ebû'l-Mühelleb, İmrân b. Husayn'dan naklen rivayet etmiş ki, Cüheyne (kabilesin) den bîr kadın zinadan gebe olarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş ve: — Yâ Nebiyyâllah! Ben haddi hak ettim. Onu bana tatbik ediver! demiş. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) de velîsini çağırarak: «Buna iyi bak, doğurduğu zaman onu bana getir!» buyurmuş. Velisi de öyle yapmış. Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadın hakkında emir vererek üzerine elbisesi bağlanmış. Sonra emir buyurarak recmedilmiş; ve cenazesini kılmış. Ömer kendisine : — Bunun cenazesini kılacak mısın yâ Nebiyyâllah? Halbuki zina etmiştir; demiş. Efendimiz: «Gerçekten o öyle bir tevbe etti kî, bu tevbe Medinelilerden yetmiş kişi arasında taksim edilse onlara yeterdi. Sen Allah için canını vermekten daha faziletli bir tevbe gördün mü?» buyurmuşlar
Bize Muhammed b. EI-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti ki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şarap hakkında hurma dalları ve ayakkaplan ile had vurmuş. Sonra Ebû Bekir 40 değnek hadd vurmuş. Ömer halîfe olup insanlar verimli yerlere ve köylere sarkınca: — Şarabın haddi hususunda ne diyorsunuz? diye sormuş. Abdurrahmân b. Avf: — Onu cezaların en hafifi gibi yapman fikrindeyim; demiş. Enes: Ömer de 80 değnek hadd vurdu; demiş.
Bize Ebû Gassân El-Mismai ile İshâk b. İbrâhîm ve Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet ettiler. (İshâk: Bize haber verdi, tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti; dediler.) (Demiş ki): Bana babam, Katâde'den, o da Ebû'l-Melîh'den naklen rivayet ettiki, hastalığında Ma'kıl b. Yesâr'ın yanına Ubeydullah b. Ziyâd girmiş. Ma'kıl ona: — Ben sana bîr hadis söyliyeceğim! ölüm hâlinde olmasam onu sana söylemezdim. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Eğer bir âmir müslümanların işini üzerine alır; sonra onlar için çalışıp samimiyet göstermezse onlarla birlikte cennete giremez!» buyururken işittim, demiş
Bana Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Beşşâr da hep birden Muâz'dan rivayet ettiler. Lâfız Ebû Gassân'ındır. (Dediki): Bize Muâz —ki İbni Hişâm Ed-Destavâi'dir— rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâbe'den rivayet etti. (Demişki): Bize Hasan, Dabbe b. Mihsan eI-Anezi'den; o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti: «Sizin üzerinize bîr takım emirler tayin edilecektir. Sîz onları bilip itiraz edeceksiniz, İmdi her kim kerih görürse berâet etti; her kim itirazda bulunursa kurtuldu demektir. Lakin kim rızâ gösterir de tâbi' olursa!... buyurmuştur. Ashab: Yâ Resûlullah onlarla harpetmeyelim mi? demişler. «Hayır! Namaz kıldıkları müddetçe!» buyurmuş. (Yâni her kim kalbi ile kerih görür ve kalbi ile reddederse demektir.)