Ebû Osman

Muhadram tâbiî, fetihlere katılan muammer

Abdurrahman…

DoğumKûfe
Vefath. 100 · Basra
Nisbeen-Nehdî, el-Kûfî
Yaşadığı yerlerKûfe, Basra, Medine
TabakaMuhadram (Câhiliye ve İslâm devrini görmüş), 2. tabakanın büyükleri

Hakkında

Asıl adı Abdurrahman b. Mill (Müll) b. Amr olup Kudâa kabilesinin Nehd koluna mensubiyeti sebebiyle Ebû Osman en-Nehdî diye tanınır. Câhiliye döneminde doğdu, Hz. Peygamber hayattayken Müslüman oldu, ancak onunla hiç karşılaşmadı; bu yüzden muhadram tâbiîlerden sayılır.

Yermük, Kâdisiye, Celûlâ, Tüster, Nihâvend ve Azerbaycan fetihleri ile Köprü Savaşı gibi pek çok askerî harekâta katıldı. Nihâvend zaferinin haberini Hz. Ömer'e ilk ulaştıranın o olduğu nakledilir. Bir süre çarşı denetçiliği yaptı. Kûfe'de yaşarken Kerbelâ olayından (h. 61 / m. 680) sonra şehirden ayrılıp Basra'ya yerleşti. Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Übey b. Kâ'b, Sa'd b. Ebû Vakkâs, Ebû Hüreyre, Abdullah b. Abbâs, Üsâme b. Zeyd ve Cerîr b. Abdullah gibi sahâbîlerden rivayette bulundu; Katâde b. Diâme, Humeyd et-Tavîl, Süleyman et-Teymî ve Eyyûb es-Sahtiyânî ondan hadis aldı.

Yaklaşık yüz otuz yıl yaşadığı rivayet edilir. H. 100 / m. 718-719 yılında Basra'da vefat etti; h. 95 ve 105 gibi farklı tarihler de nakledilir.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Mücaşi dedi ki: "Mekke fethinden sonra kardeşimi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. Ey Allah'ın Resulü, hicret üzere bey'at etmesi için kardeşimi sana getirdim, dedim. Allah Resulü şöyle buyurdu: Hicret ehli olanlar, hicrette bulunanları (sevabı) alıp gittiler, diye buyurdu. Ben: Peki, ne üzerine onunla bey'at edersin, diye sordum. Allah Resulü: İslam, iman ve cihad üzere onunla bey'atleşirim dedi. (Ravilerden Ebu Osman dedi ki): (Ayni, XVII, 291) Daha sonra -ikisinin de yaşça büyükleri olan- Mabed ile karşılaştım, ona (bunu) sordum da, Mücaşi' •doğru söylemiştir, dedi.
Mücaşi' b. Mes'ud'dan "Ebu Mabed ile hicret üzere bey'atleşsin diye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanınagittim. Şöyle buyurdu: Hicret, ehli olanlar için geçip gitmiştir. Ama ben İslam ve cihad üzere onunla bey'atleşeyim." (Ebu Osman dedi ki): Ebu Mabed ile karşılaştım, ona sordum. Mücaşi' doğru söylemiştir dedi." Halid de Ebu Osman'dan, o Mücaşi'den rivayetle dedi ki: O kardeşi Mücalid ile (Allah Resulünün huzuruna) gitti."
Mücaşi' b. Mes'ud'dan "Ebu Mabed ile hicret üzere bey'atleşsin diye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanınagittim. Şöyle buyurdu: Hicret, ehli olanlar için geçip gitmiştir. Ama ben İslam ve cihad üzere onunla bey'atleşeyim." (Ebu Osman dedi ki): Ebu Mabed ile karşılaştım, ona sordum. Mücaşi' doğru söylemiştir dedi." Halid de Ebu Osman'dan, o Mücaşi'den rivayetle dedi ki: O kardeşi Mücalid ile (Allah Resulünün huzuruna) gitti."
Asım dedi ki: Ebu Osman'ı şöyle derken dinledim: "Ben Sa'd'i -ki o Allah yolunda ok atan ilk kişidir- ve Ebu Bekre'yi -o da Taif kalesinden bir kaç kişi ile birlikte aşağıya inmiş ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelmişti- şöyle derken dinledim: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledik: Her kim bilerek babasından başka birisinden olduğunu iddia ederse cennet ona haramdır." Asım da: "Dedim ki: Senin önünde (sana bu hadisi rivayet etmek suretiyle) iki adam şehadette bulunmuşlardır ki bu ikisinin şahitliği sana yeter. O da: Evet, onlardan birisi Allah yolunda ok atan ilk kişidir, diğeri ise Taiften inen yirmi iki kişinin yirmi üçüncüsüdür, dedi. " 4326 nolu hadis ileride 6776 numara ile 4327 nolu hadiste 6767 numara ile gelecektir.
Asım dedi ki: Ebu Osman'ı şöyle derken dinledim: "Ben Sa'd'i -ki o Allah yolunda ok atan ilk kişidir- ve Ebu Bekre'yi -o da Taif kalesinden bir kaç kişi ile birlikte aşağıya inmiş ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelmişti- şöyle derken dinledim: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledik: Her kim bilerek babasından başka birisinden olduğunu iddia ederse cennet ona haramdır." Asım da: "Dedim ki: Senin önünde (sana bu hadisi rivayet etmek suretiyle) iki adam şehadette bulunmuşlardır ki bu ikisinin şahitliği sana yeter. O da: Evet, onlardan birisi Allah yolunda ok atan ilk kişidir, diğeri ise Taiften inen yirmi iki kişinin yirmi üçüncüsüdür, dedi. " 4326 nolu hadis ileride 6776 numara ile 4327 nolu hadiste 6767 numara ile gelecektir.
Ebu Osman'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Amr b. As'ı Zatu's-Selasil('e gönderdiği) ordusuna (kumandan olarak) göndermişti. (Amr b. el-As) dedi ki: Allah Resulünün yanına gittim ve: En çok sevdiğin insan kimdir diye sordum. O: Aişe'dir dedi. Ben: Ya erkeklerden, diye sordum, babasıdır dedi. Sonra kimdir diye sordum. Ömer deyip, daha sonra da başka bir takım kimseleri saydı. Beni en sonuncuları olarak sayar korkusuyla sustum." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zatu's-Selasil gazvesi" Denildiğine göre buna Zatu's-Selasil denilmesinin sebebi müşriklerin, kaçarlar korkusuyla birbirlerini zincire bağlamalarından dolayıdır. İbn Sa'd'ın naklettiğine göre burası Vadi'l-Kura'nın ötesinde onunla Medine arasında on günlük mesafede bir yerdir. (İbn Sa'd) der ki: Bu gazve hicretin sekizinci yılı cumade'l-ahire ayında olmuştur. "İbn İshak, Yezid'den, o Urve'den diye rivayet ettiğine göre burası Bem, Uzra ve Benu Kayn'in diyarıdır." Burada sözü geçen Yezid, Yezid b. Ruman olup, Medineli meşhur birisidir. Urve, Zubeyr b. el-Awam'ın oğludur. Sözü edilen kabileler ise Kuzaalılardan üç kolun adıdır. İbn Sa'd'ın naklettiğine göre Kuzaahlardan bir topluluk bir araya gelerek Medine'nin yakın çevresine yaklaşmak istediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Amr b. el-As'ı çağırarak ona beyaz bir sancak vermiş ve onu muhacir ve ensarın ileri gelenlerinden üçyüz kişinin başına kumandan tayin etmiştir. Daha sonra ona ikiyüz kişilik bir yardımcı kuwetin başında Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'ı da göndermiş, Amr'a yetişmesini ve birbirleriyle herhangi bir anlaşmazlığa düşmemelerini emretmiştir. . İbn İshak'ın naklettiğine göre Amr b. el-As'ın annesi Bem'den idi. Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Amr'ı insanları İslam için savaşa çıkmaya çağırmak ve bu yolla onların kalplerini İslama ısındırmak istemişti. İshak b. Rahuye (Rahaveyh) ile el-Hakim, Bureyde yoluyla rivayet ettiklerine göre Amr b. el:As onlara bu gazvede onlara (askerlerine) hiçbir ateş yakmamalarını emretmiş idi. Ancak Ömer buna karşı çıkmıştı. Ebu Bekr ise ona: Ona ilişme. Çünkü ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onu başımıza kumandan olarak göndermesinin tek sebebi savaş ilmini bilmesidir deyince, Ömer susup bir şey söylemekten vazgeçti. İbn Hibban,Kays b. Ebi Hazim yoluyla, onun da Amr b. el-As'tan rivayet ettiğine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini Zatu's-Selasil'e (kumandan olarak) gönderdi. Arkadaşları ona ateş yakmak istediklerini söyledilerse de o onlara engeloldu. Bu sefer bu hususta Ebu Bekr ile konuştular. Ebu Bekr de buna dair onunla konuşunca Amr: Onlardan kim bir ateş yakarsa onu o yaktığı ateşin içine atarım, dedi. (Ravi) dedi ki: Sonra düşmanla karşılaştılar. (Amr) onları yendi. Düşmanın peşine takılmak istediler, Amr onlara engeloldu. Geri döndüklerinde bu hususları Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatınca ona sebebini sordu. Amr da şu cevabı verdi: Benim onlara ateş yakmalarına müsaade etmeyişimin sebebi, düşmanlarının onların sayıca az olduklarını görmelerini istemeyişim idi. Arkalarından onları takip etmelerinden hoşlanmayışım ise, o kaçanların yardımcı kuwetlerinin bulunma ihtimalini düşündüğümden idi, diye cevap verince Allah Resulü onun bu yaptıklarını övdü." Hadisten Çıkarılan Bazı Sonuçlar 1-faziletçe dahaı,aşağıda olan kimsenin -başına getirildiği o görev ile alakah ayrı bir niteliğe sahip olduğu biliniyor ise- daha faziletli olana amir tayin edilmesi caizdir. 2- Ebu Bekr'in erkekler üzerinde, kızı Aişe'nin de kadınlara göre bir üstünlüğü vardır. Buna daha önce Menkıbeler bölümünde işaret edilmiş bulunmaktadır. 3- Aralarından Ebu Bekr ile Ömer'in bulunduğu bir orduya kumandan tayin edilmesi Amr b. el-As için bir menkıbe değerindedir. Her ne kadar bu onun onlardan daha faziletli olmasını gerektirmiyar ise de belli bir hususta onun bir üstünlüğe sahip olmasını da gerektirmektedir
Rivayet zinciri: Buhârî ← İshâk el-Vâsitî ← Hâlid b. Abdullah ← Hâlid el-Hazzâ' ← Ebû Osman
İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre, bir adam kadının birini öpmüş, sonra da Hz. Nebi'e gelip bu durumu haber vermişti. Bunun üzerine şu ayet indi: Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğÜt almak isteyenlere bir hatırlatmadır. Adam: "Bu hüküm, yalnız benim için mi geçerlidir?" diye sordu. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ümmetimden kötülük işleyenler için geçerlidir," cevabını verdi.
Ebu Osman'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Bana haber verildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ümmü Seleme'nin yanında iken Cebrall A.S. gelip onunla konuşurdu. Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ümmü Seleme'ye 'bu kimdir?'' diye sordu. Ya da buna benzer bir soru yöneltti. O da, 'Dihye' diye karşılık verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalkınca Ümmü Seleme: 'Allah'a and olsun ki, onun ancak Dihye olduğunu düşünüyorum', dedi. Ravi, 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Cebrail haberini anlattığı hutbesini dinledim' dedi veya buna yakın bir söz söyledi. Babam şöyle dedi: Ebu Osman'a bu hadisi kimden duyduğunu sordum. O bu hadisi Üsame İbn Zeyd'den duyduğunu haber verdi."
Usame İbn Zeyd r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben, benden sonra erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmış değilim." Diğer tahric eden Tirmizi edeb
İbrahim İbn Ebi Osman'dan, o Enes İbn Malik r.a.'den naklen dedi ki: "Biz Rifaa oğulları mescidinde iken (Enes İbn Malik) yanımıza uğradı. Onu şöyle derken dinledim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ümmü Suleym'in evinin yakınlarından geçti mi yanına gelir, ona selam verirdi." Daha sonra Enes dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb ile gerdeğe girmiş yeni damat idi. Ümmü Suleym bana: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir hediye göndersek, dedi. Ben de: Gönder, dedim. O da bir miktar hurma, yağ ve keş alıp, topraktan bir tencere içerisinde Hayse denilen yemeği yaptı. Benimle bunu gönderdi. Ben de bunu alıp, ona götürdüm. Allah Rasulü bana: Onu koy, dedi. Daha sonra bana emir buyurarak isimlerini verdiği birtakım kişiler için: Onları bana çağır, dedi. Ayrıca kiminle karşılaşırsan onu da çağır, diye buyurdu. (Enes devamla) dedi ki: Bana verdiği emri yaptım. Geri döndüğümde evin içindekilerle dolup taştığını gördüm. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem; ellerini o yemeğin üzerine koyup Allah'ın dilediği sözleri söyledi. Daha sonra o yemekten yemek üzere içeriye onar onar çağırdı. Onlara: Allah'ın adını anınız ve her adam önünden yesin, diyordu. Enes dedi ki: Nihayet hepsi yemeğin etrafından çekildiler. Aralarından Çlkanlar çıktı, birkaç kişi kalıp konuşmaya daldı. Enes dedi ki: (Kalanların gitmemeleri sebebiyle) ben de üzülmeye başladım. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mu'minlerin annelerinin odalarına doğru gitmek üzere çıktı. Ben de hemen arkasından çıktım. Onlar gittiler deyince, geri döndü, eve girdi ve perdeyi indirdi. Ben oda içerisinde iken (ve henüz dışarı çıkmadan) o şu buyrukları okuyordu: "Ey iman edenler! Nebiin evlerine, sizin için yemeğe izin verilmeden girmeyin. Yemek vaktini de beklemeye kalkışmayın Fakat davet olunduğunuzda girin. Yemek yediniz mi dağılın. Söze dalmak için beklemeyin. Çünkü bu, Nebii rahatsız etmekte; ama o sizden utanmaktadır. Allah ise haktan utanmaz ... "(Ahzab, 53) İbrahim İbn Ebi Osman dedi ki: "Enes kendisinin Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e on yıl süre ile hizmet ettiğini söyledi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İbrâhîm ← Ebû Osman ← Enes b. Mâlik
Usame'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Cennetin kapısında durdum. Oraya girenlerin büyük çoğunluğu yoksullar idi. Zengin olanlar ise alıkonulmuşlardı. Diğer taraftan ateş ashabının ateşe götürülmesi için emir verilmiş idi. Cehennemin kapısında da durdum, genelolarak oraya girenler kadınlardı. Bu hadis 6547 numara ile gelecektir inşaallah
Abdullah İbn Mes'ud r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bilalin seslenişi -yahut onun ezan okuması- herhangi birinizi sahurunu yemekten alıkoymasın. Çünkü o gece namazına kalkmış olanınız (yatağına dönsün diye seslenir -yahut, ezan okur, diye buyurdu-) Fecr-i sadıkı yahut sabahı kastederek sabah olmuş demeyin. (Ravilerden) Yezid (İbn Zurey') ellerini kaldırdıktan sonra birini diğerinden uzaklaştırdı (ve fecr-i sadık işte böyledir dedi)."
Abdurrahman b. Ebi Bekr r.a.'dan, dedi ki: ''Yüz otuz kişi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Sizden birinizin yanında yiyecek bir şey var mı, diye sordu. Bir de baktık ki bir adamın yanında buğday (unu) yahut ona benzer bir sa' kadar bir şey var. Bu hemen yoğuruldu. Daha sonra boylu poslu, saçları uzun ve dağınık müşrik bir adam, önüne katmış olduğu bir koyun sürüsü ile geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bunlar satılık mı yoksa bir bağış mı -yahut bir hibe mi- diye sordu. Müşrik: Hayır, bunlar satılıktır, dedi. (Abdurrahman b. Ebi Bekr) dedi ki: Ondan bir koyun satın aldı. Bu koyun pişirildi. Allah'ın Nebisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem koyunun siyahının (kara ciğerinin) kızartılmasını emir buyurdu. Allah'a yemin ederim, bu koyunun içindeki siyahtan kendisine parça kesilmedik o yüz otuz kişiden kimse kalmadı. Eğer o kişi orada hazır bulunuyor ise hemen payını ona vermişti. Bulunmuyor ise onun için payını sakladı. Daha sonra yemeği iki kaba koydu. Hepimiz birlikte yedik ve doyduk. Ayrıca iki kapta da bir şeyler arttı. Ben de onu deveye yükledim." Ravi: Yahut Abdurrahman b. Ebi Bekı"in dediği gibi, demiştir.
Ebu Hureyre radiyallahu anh'den, dediki: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabı arasında bir miktar hurmayı böıüştürdü. Herkese yedi tane hurma verdi. Bana birileri ağacında olgunlaşmamış, korukalmak üzere yedi tane hurma verdi. Aralarında ondan daha çok beğendiğim hurma olmadı. Ağzımda çabucak erimedi. Onu çiğnedim durdum." Bu Hadis 5441 ve aynı rakam ile mükerrer 5441 numara ile gelecektir.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Hammâd b. Zeyd ← Abbâs el-Cüreyrî ← Ebû Osman ← Ebû Hureyre
Ebu Osman'dan, dedi ki: "Ebu Hureyre r.a.'e yedi gün misafir oldum. Kendisi, hanımı ve hizmetçisi, biri diğerinin arkasında, her biri gecenin üçte birinde nöbetleşiyordu. Biri namaz kılıyor, sonra ötekini uyandırıyordu. Onu: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defa ashabı arasında bir miktar hurma bölüştürdü. Bana birisi adi hurmadan olmak üzere yedi hurma isabet etmişti, derken dinledim."
5441. hadisin kaynakta aynı numara altında verilen, farklı senedle gelen 2. rivayetidir.
(Mükerrer no)- Ebu Hureyre r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir miktar hurmayı aramızda böıüştürdü. Bana ondan dört hurma ve biri de haşefe (bayağı hurma) olmak üzere beş tane isabet etmişti. Sonradan bu haşefenin dişim arasında en çok dayanan hurma olduğunu gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nöbetleşiyorlardı" yani gece namazına nöbetle kalkıyorlardJ. "Üçte birler halinde" yani onlardan her birisi gecenin üçte birinde namaz kılıyordu. Önce başlayan, üçte birini bitirdikten sonra diğerini uyandırırdJ. "Haşefe" bayağı hurma demektir. Haşef de hurmanın bayağı olanlarına denilir
Usame b. Zeyd r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Sa'd -ve zannederiz Ubey de- onunla beraber iken kızı: Kızımın ölümü yaklaşmış bulunuyor. Yanımıza teşrif buyur, diye haber gönderdi. Allah Rasulü de ona selam göndererek: Şüphesiz aldığı da, verdiği de Allah'ındır. Her şey de onun nezdinde bellidir. Ecrini Allah'tan beklesin ve sabretsin, dedi. Kızı ona (gelsin diye) and vererek haberci gönderince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, biz de kalktık. Çocuk nefes alıp verirken can çekiştiği de duyulurken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kucağına verildi. Nebiin gözlerinden yaş akıyordu. Bu sebeple Sa'd ona: Bu ne ey Allah'ın Rasulü, dedi. Allah Rasulü: Bu, Allah'ın kullarından dilediği kimselerin kalplerine koyduğu bir rahmettir. Allah kulları arasından ancak merhametli olanlara merhamet buyurur, dedi."
Ebu Osman en-Nehdl'den, dedi ki: "Bizler Utbe b. Ferkad ile birlikte Azerbaycan'da iken Ömer'in mektubu bize ulaştı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şunun gibi olanı dışında ipeği nehyettiğini belirtiyordu. -Bu arada baş parmağına bitişikalan iki parmağı jle işaret etti-." Ebu Osman en-Nehdı dedi ki: "Bildiğimize göre o, bu miktar ile elbiseye konulacak alametleri kastetmiştir. " Bu Hadis 5829, 5830, 5834 ve 5835 numara ilede var
Rivayet zinciri: Buhârî ← Âdem b. Ebû İyâs ← Şu'be b. el-Haccâc ← Katâde b. Diâme ← Ebû Osman
Ebu Osman'dan, dedi ki: "Bizler Azerbaycan'da iken Ömer bize şöyle bir mektup yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, şöyle olması dışında ipek giyinmeyi nehyetmiştir. -Bu arada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize parmaklarını bir hizada tutarak gösterdi. - Zuheyr el-Vasitı de orta ve şehadet parmağını kaldırarak gösterdi."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ahmed b. Yûnus ← Züheyr b. Muâviye ← Âsım el-Ahvel ← Ebû Osman
Ebu Osman'dan, dedi ki: "Biz Utbe ile birlikte idik. Ömer r.a. ona şu mektubu yazdı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Dünyada ipeği ancak ahirette ondan hiçbir şey giyinmeyecek olan kimseler giyer."
Usame İbn Zeyd r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni alır ve uyluğunun üzerine oturturdu. Hasen bin Ali'yi de diğer uyluğu üzerine oturtur, sonra da onları bağrına basar, arkasından: Allah'ım, sen bu ikisine de merhamet buyur. Çünkü ben de bunlara merhamet ediyorum, derdi." (Buhari dedi ki:) Ali(İbnu'I-Medınl)'den, dedi ki: "Bize Yahya tahdis etti, bize Süleyman tahdis etti. O Ebu Osman'dan tahdis etti. Süleyman (et-Teymı) dedi ki: Bu hadisten dolayı kalbime bir tereddüt düştü. Bana bu hadisi böyle böyle mi tahdis etti, diye. Ben bunu Ebu Osman'dan diye işitmedim. Bundan dolayı (Ebu Osman'dan işittiğimrivayetlere) baktım da onu yanımda (Ebu Osman'dan) işittikleri m arasında yazılı gördüm. (Böylece tereddüdüm de zail oldu.)"
Abdurrahman İbn Ebi Bekr r.a.'dan rivayete göre; "Ebu Bekir r.a.'a birkaç kişi konuk oldu. Abdurrahman'a: Sen misafirlerine göz kulak ol, ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gideceğim. Sen de bu arada ben gelmeden önce onlara gereken ikramı yapmış, yemeklerini yedirmiş ol, dedi. Abdurrahman gidip yanında ne varsa getirdi ve: Yemeğe buyurun, dedi. Onlar: Ev sahibimiz nerede, diye sordular. Abdurrahman: Siz buyrun yiyin, dedi ama onlar: Evimizin sahibi gelinceye kadar biz yemeyeceğiz, dediler. Abdurrahman: Siz yine de bizim bu ikramımızı kabul ediniz. Çünkü ev sahibi gelip de sizin yemek yemediğinizi görürse ondan azar işitiriz, çekeceğimiz vardır, dedilerse de misafirler yemek yemeyi kabul etmediler. Ben Ebu Bekir'in bana kızacağını anladım. Geri gelince önünden bir kenara çekildim (saklandım). Ne yaptınız, diye sordu. Onlar da ona durumu haber verince: Ey Abdurrahman, diye seslendi. Ben susup ses çıkarmadım, sonra: Ey Abdurrahman dedi. Ben yine ses çıkarmadım. Tekrar: Ey cahil herif! Eğer benim sesimi işitiyorsan, sana mutlaka gelmelisin, diye and veriyorum, dedi. Bu sefer ben de çıktım: Misafirlere sor dedim. Onlar: Doğru söylüyor, o bize yemeğimizi getirdi, dediler. Ebu Bekir: Demek siz beni beklediniz. Allah'a yemin ederim, bu gece ben bu yemeği yemeyeceğim, dedi. Diğerleri de: Allah'a yemin ederiz, biz de sen ondan yemedikçe Dnu yemeyeceğiz, dediler. Ebu Bekir: Ben bu gece gibi şerlisini görmedim. Yazık size, siz nesiniz? Niçin bizim size ikramımızı kabul etmiyorsunuz, dedi. (Abdurrahman'a dönerek): Yemeğini getir, dedi. Yemek geldi. Ebu Bekir elini yemeğe uzatarak: Bismillah, birincisi şeytandandı deyip kendisi de yedi, misafirleri de yedi."
Abdurrahman İbn Ebi Bekir r.a. dedi ki: "Ebu Bekir bir misafiriyle -yahut misafirleriyle- geldi. Sonra akşama kadar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında kaldı. Ebu Bekir gelince, annem: Sen misafirinin -yahut misafirlerinin- yanına bu gece geç geldin, dedi. Ebu Bekir: Yoksa onlara akşam yemeğini vermedin mi, dedi. Annem: Biz onu -yahut onları- yesinler diye davet ettik ama onlar -yahut 0- kabul etmedi. Bunun üzerine Ebu Bekir kızdı, ağır sözler söyledi, burnu kesilesice dedi ve o yemeği yemeyeceğine dair yemin etti. Ben de saklandım. Ebu Bekir: Ey cahil herif, dedi. Sonra kadın (annem) Ebu Bekir o yemeği yemedikçe tadına bakmayacağına dair yemin etti. Misafir de -yahut misafirler de- kendisi yemedikçe yemeğin tadına ba"kmayacağına -yahut bakmaya caklarına- dair yemin ettiler-o Daha sonra Ebu Bekir: Bu bizim işimiz sanki şeytandandır dedi, yemeğin getirilmesini istedi. O da yedi, misafirler de yediler. Her bir lokma kaldırdıklarında mutlaka onun altından daha fazlası artıp çoğalıyordu. Ebu Bekir bunun üzerine: Ey Firas oğullarının kızkardeşi, bu ne, dedi. Hanımı: Gözümün nuruna yemin ederim ki şu anda bu yemek kabında bulunanlar, yemek yemeğe koyulmadanöncekinden daha fazladır. Hepsi yemek yediler, sonra yemek kabını Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi ve o kaptan yediklerini de söyledi."
Ebu Musa'dan rivayete göre: "O, Medine bahçelerinden bir bahçede Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elinde de bir sopa vardı. Onunla su ile çamur arasını vuruyordu. Bir adam gelerek kapının açılmasını istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ona kapıyı aç ve onu cennet ile müjdele, dedi. Ben de gittim. Meğer gelen Ebu Bekir imiş. Ona kapıyı açtım ve onu cennet ile müjdeledim. Sonra bir başka adam gelip kapının açılmasını istedi. Allah Rasulü: Ona kapıyı aç ve onu cennet ile müjdele, buyurdu. Gelen Ömer imiş. Ona kapıyı açıp onu cennetle müjdeledim. Sonra bir başka adam gelip kapının açılmasını istedi. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaslanmış iken oturdu-: Kapıyı aç ve ona isabet edecek -yahut olacak- bir belaya karşılık onu cennetle müjdele; buyurdu. Gidip baktım. Gelen Osman imiş. Ona da kapıyı açtım, onu cennet ile müjdeledim. Ona Nebiin söylediğini bildirince: Kendisinden yardımcı olmasını istediğiniz, Allah'tır, dedi."
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. şöyle demiştir: Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile bir seferdeydik. Yüksek bir yere çıkınca bağırarak tekbir getirirdik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ey insanlar! Kendinize acıyın. Sağır ya da gaibe dua etmiyorsunuz. Gören ve işiten Allah'a dua ediyorsunuz" buyurdu. Sonra yanıma geldi ve benim "Kudret ancak Allah'a aittir" diye zikrettiğimi duydu. Bana: "Ey Abdullah İbn Kays! Böyle zikretmeye deuam et. Çünkü bu cennet hazinelerindendir" dedi. "Sana cennet hazinelerinden birini öğreteyim mi? 'La havle vela kuvvete illa billah' de" demiş de oıa:bilir. AÇiKLAMA : Bu hadiste öğretilen dua güzelliği ve insanların nazarından koruduğu için hazine olarak isimlendirilmiştir.
Ebu Musa el-Eş'arı şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir dağ ya da tepe yolunda yürüyordu. Oradakilerden birisi yüksek bir yere çıkınca bağırarak tehlil ve tekbir getirdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sırada katınnın üzerindeydi. Onlara: "Sağır yada gaib birisine dua etmiyorsunuz" dedi. Daha sonra bana dönerek "Ey EbCi Musa! Cennet hazinelerinden bir söz sana öğreteyim mi? bu la havle vela kuvvete illa billah'tır" dedi.
Usame'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Ben cennetin kapısı önünde durdum. Oraya girenlerin çoğu fakirler idi. Zenginlik sahipleri alıkonulmuşlardı. Lakin cehennemlikler ateşe girmeye emrolunmuşlardı. Ben cehennemin kapısı önünde de durdum. Oraya girenlerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm!"
Usame' den şöyle rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydım. Kızlarından biri ona bir elçi göndererek oğlunun can çekiştiğini haber verdi. O esnada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Sa'd, Ubey b. Ka'b ve Muaz vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kızına şöyle haber gönderdi: "Alan da veren de Allah'tır. Herkesin bir eceli vardır. Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesin."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mâlik b. İsmâil ← İsrâîl b. Yûnus ← Âsım ← Ebû Osman ← Üsâme b. Zeyd
Ebu Musa r.a.'dan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber bir gazvede bulunmuştuk. Her tepeye çıkıptırmanışımızda ve her vadiye inişimizde yüksek sesle tekbir getiriyordu k. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza yaklaştı ve: "Ey insanlar, yavaş olun. Siz sağır ya da kayıp birine dua etmiyorsunuz. Siz her şeyi işiten ve görene dua ediyorsunuz." buyurdu. Daha sonra Abdullah b. Kays'a dönerek şöyle dedi: "Sana cennetin hazinelerinden biri olan kelime öğretmeyeyim mi? Bu kelime "La havle ve la kuvvete illa billah" Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur, kelimesidir"
Usame'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızlarından biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e oğlunun can çekiştiği haberini gönderdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanlarına gelmesini istedi. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Usame İbn Zeyd, Said ve babam ya da Ubeyy vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kızına selam göndererek şöyle haber yolladı: "Alan da veren de Allah'tır. Onun katında her şey yazılıdır. Sabretsin ve sevabını Allah'tan beklesin." Ancak kızı yemin ile tekrar haber gönderdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, biz de onunla beraber kalktık. Oraya varıp oturunca çocuk yanına getirildi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çocuğu kucağına oturttu. Çocuk zorlukla nefes alıp veriyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri doldu. Sa'd: "Neler oluyor ey Allah'ın elçisi" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu, Allah'ın dilediği kullarının kalbine yerleştirdiği merhamet duygusudur. Allah merhametli kullarına rahmet eder."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Hafs b. Ömer ← Şu'be b. el-Haccâc ← Âsım el-Ahvel ← Ebû Osman ← Üsâme b. Zeyd