Tâvûs b. Keysân

Ebû Abdurrahman · Tâbiî, Yemenli fakih ve zâhid

Vefath. 106
KünyeEbû Abdurrahman
Nisbeel-Yemânî, el-Himyerî, el-Fârisî, el-Hemdânî, el-Havlânî
Yaşadığı yerlerCened
Tabaka3. tabaka

Hakkında

Ebû Abdurrahman Tâvûs b. Keysân el-Yemânî, Yemen tâbiîlerinin en tanınmış âlimlerindendir. Asıl adının Zekvân olduğu rivayet edilir, fakat Tâvûs lakabıyla meşhur olmuştur. Yaklaşık h. 33 / m. 653 yılında Yemen'in Cened şehrinde doğdu. Sâsânîler döneminde Yemen'e gelen İranlı askerlerin soyundan gelenlere verilen "ebnâ" topluluğuna mensup olduğu kaydedilir; kaynaklarda farklı kabile nisbeleriyle de anılır.

Elli kadar sahâbîyle görüştüğü nakledilir. En çok Mekke'de Abdullah b. Abbâs'tan istifade etti; Medine'ye giderek Zeyd b. Sâbit'ten de ilim aldı, Ebû Hüreyre ve Hz. Âişe'den rivayette bulundu. Oğlu Abdullah, Vehb b. Münebbih, İbn Şihâb ez-Zührî, Mücâhid b. Cebr ve Amr b. Dînâr ondan hadis nakledenler arasındadır. Sika ve hâfız kabul edilen Tâvûs, tefsirden çok fıkıhtaki derinliğiyle öne çıktı; hem Yemen'in hem de Mekke'nin âlimi sayıldı. Rivayete göre San'a ve Cened'de kadılık yaptı. Zühd ve takvasıyla tanınır, kırk defa hacca gittiği anlatılır.

Hac mevsiminde Minâ'da, h. 106 yılı Zilhiccesinin 7'sinde (m. 725) vefat etti. Kaynaklarda h. 101, 105 ve 110 gibi başka tarihler de geçer.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kurban kesme, tıraş olma ve şeytan taşlamanın vaktinden önce ya da sonra yapılması konusunda sorular soruldu. O: "Bir sakıncası yok" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: (Hac yapan) kimselere son olarak Kabe'ye uğramaları emredilmiştir. Ancak bu, adet gören kadınlar için hafifletilmiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Adet gören kadın'ın, şayet ifada tavafı yapmışsa memleketine dönmesine ruhsat verilmiştir.
Tavus dedi ki: İbn Ömer'in şöyle dediğini duydum: "Adet gören kadın memleketine dönemez". Daha sonra şöyle dediğini duydum: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onlara izin vermiştir."
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'yi fethettiği gün şöyle buyurdu: "Bundan böyle (Mekke'den Medine'ye) hicret yoktur. Ancak cihad etmek ve niyet vardır. Sizden sefere çıkmanız istendiğinde sefere çıkın. Burası, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı zaman haram kıldığı bir beldedir. Burası, Allah'ın haram kılması sebebiyle kıyamete kadar haramdır. Benden önce hiç kimsenin burada savaş yapması helal kılınmadı. Benim için de ancak gündüzün belirli bir anında helal kılındı. Burası Allah'ın haram kılması sebebiyle kıyamete kadar haramdır. Mekke'nin dikeni koparılmaz, avı ürkütülmez, duyurmak amacı dışında düşürülen malı alınmaz, otu koparılmaz." Bu sırada Abbas şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü izhir hariç. Bu ot, Mekke'lilerin demircileri tarafından kullanılır, ayrıca evlerde de kullanılır. Hz.Nebi: "İzhir hariç" buyurdu.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'liler için Zul-Huleyfe'yi, Necd'liler için Karn'ı, Yemenliler için Yelemlem'i mîkat (ihram sınırı) olarak belirlemiştir. Bunlar hem belirtilen memleketler hem de onlar dışında hac ve umre yapmak amacıyla bu sınırlara gelenler içindir. Bu sınırın içinde bulunanlar ise her nerede bulunurlarsa oradan ihrama girerler. Hatta Mekke'Iiler Mekke'den ihrama girer.
Abdullah İbn Abbas r.a.'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'den Mekke'ye doğru yola çıktı. Usfan'a ulaşıncaya kadar oruçlu idi. Fakat daha sonra su istedi ve İnsanların görmesini sağlamak için aldığı suyu eliyle kaldırdı ve orucunu bozdu. Mekke'ye kadar böyle devam etti. Tüm bunlar Ramazan'da olmuştu." Abdullah İbn Abbas şöyle derdi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kimi zaman oruç tutmuş kimi zaman da tutmamıştı. Bu bakımdan isteyen oruç tutar, isteyen tutmaz."
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kimsenin satın aldığı yiyecek maddesini teslim almadıkça satmasını yasaklamıştır. Hadisi rivayet eden Tavus diyor ki: İbn Abbas'a: "Bu niçin yasaklandı?" diye sordum. O şöyle cevap verdi: "Bu dirhemlerin dirhemler karşılığında, yiyecek maddesinin de vadeli olarak satımıdır." Ebu Abdullah (Buhari) der ki: Hadis'in Arapça aslında yer alan "mürce'en" kelimesi, Tevbe suresi 106. ayette ertelemek anlamında kullanılmıştır. Tekrar: 6714, 7331
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yasakladığı şey, yiyecek maddesinin teslim alınmadan önce satılmasıdır. İbn Abbas ekleyerek şöyle dedi: Bana göre diğer her şey de yiyecek maddesi gibidir.
İbn Abbas r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi: "Şehre mal getiren kervanları şehir dışında karşılamayın. Şehirli, köylü adına satış yapmasın." (Hadisi rivayet eden Tavus dedi ki): İbn Abbas'a "Şehirlinin köylü adına satış yapmaması ne demektir? diye sordum. İbn Abbas: "Şehirli, köylü için komisyonculuk yapamaz" dedi. Tekrar: 2163, 2274
Tavus'un oğlu, babası Tavus'tan şunu rivayet etmiştir: İbn Abbas'a, "Şehirli köylü adına satım yapmasın" hadisinin anlamı nedir? diye sordum. İbn Abbas: "Şehirli onun adına komisyonculuk (simsarlık) yapamaz," dedi.
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: Bir kimsenin, içki (şarap) sattığı haberi Omer'e ulaştı. Bunun üzerine Ömer r.a., "Allah falan kimsenin canını alsın. O kişi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, "Allah yahudilerin canını alsın. Onlara iç yağı haram kılınmıştı da eritip sattılar" buyurduğunu bilmiyormu’’ demiştir. Tekrar: 3460
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, satıcıların, henüz pazara gelmeden karşılanıp mallarının alınmasını yasakladı. Şehirli, köylü adına onun malını satamaz." Ravi Tavus dedi ki: "Şehirli, köylü adına onun malını satamaz" ne demektir? İbn Abbas r.a. "Onun için komisyoncu (simsar) olamaz" diye cevap verdi.
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hacamat yaptırdı ve ücretini verdi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Vüheyb b. Hâlid ← İbn Tâvûs ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
Amr şöyle demiştir: Rafi' İbn Hadic hadisini Tavus'a aktardım. Bana, "Başkasına ektirebilir" dedi. İbn Abbas da, "Resuılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (müzaraa akdini) yasaklamadı. Fakat şöyle buyurdu: "Sizden biri için, arazisini ücretsiz olarak ekmesi için başkasına vermesi, karşılığında belirli bir şeyalarak vermesinden daha hayırlıdır" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Kabîsa b. Ukbe ← Süfyân b. Uyeyne ← Amr b. Dînâr ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
Cabir ve Abdullah bin Abbas r.a.'dan rivayet edilmiştir: Hz. Nebi ve ashabı, Zilhicce ayının dördünıcü gecesi sabahı gelip yalnızca hac için ihrama girdiler. Oraya vardığımızda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize umre yapmamızı ve hanımlarımızla ilişkiye girmemizi emretti. Rasulullah'ın bu emri hemen etrafa yayıldı. Ata şöyle demiştir: Cabir "Bazılarımız erkeklik organından meni damlaya damlaya akşamleyin Mina'ya gidiyordu." dedi, bunu anlatırken eliyle de işaret ediyordu. Bu konuda birileri ileri geri konuşmaya ve hanımlarla bir arada bulunma meselesinin dedikodusunu etmeye başlayınca konu ile ilgili konuşmalar Hz. Nebi'e ulaştı. Bunun üzerine kalkıp şu konuşmayı yaptı: "Bazı kişilerin şöyle şöyle dediğini işittim. Allah'a yemin ederim ki ben sizin Allah katında en değerliniz ve ondan en çok korkanınızım. Ben bu işe en baştan başlayacak olsaydım hedy kurbanımı kesmezdim ve yanımda hedy kurbanım olmasa ihramdan çıkardım." Süraka İbn Malik İbn Cu'şüm kalkıp "Ey Allah'ın Resulü! Bu bize mi aittir, yoksa ebedi bir hüküm müdür?" diye sordu. Hz. Nebi, "hayır, ebedi bir hükümdür" cevabını verdi. Sonra Ali İbn Ebu Talip geldi ve -ravilerden birinin ifadesine göre- "Allah Resulü hangi ihrama niyet ettiyse ben de ona niyet ediyorum" dedi; -diğer ravinin ifadesine göre ise- "Allah Resulü'nün yaptığı hacca niyet ediyorum" dedi. Bunun Üzerine Hz. Nebi s.a.v. ona ihramına devam etmesini emretti ve hedy kurbanına onu da ortak etti.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Hammâd b. Zeyd ← İbn Cüreyc ← Atâ b. Ebû Rebâh ← Câbir b. Abdullah
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Hammâd b. Zeyd ← İbn Cüreyc ← Atâ b. Ebû Rebâh ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
Cabir ve Abdullah bin Abbas r.a.'dan rivayet edilmiştir: Hz. Nebi ve ashabı, Zilhicce ayının dördünıcü gecesi sabahı gelip yalnızca hac için ihrama girdiler. Oraya vardığımızda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize umre yapmamızı ve hanımlarımızla ilişkiye girmemizi emretti. Rasulullah'ın bu emri hemen etrafa yayıldı. Ata şöyle demiştir: Cabir "Bazılarımız erkeklik organından meni damlaya damlaya akşamleyin Mina'ya gidiyordu." dedi, bunu anlatırken eliyle de işaret ediyordu. Bu konuda birileri ileri geri konuşmaya ve hanımlarla bir arada bulunma meselesinin dedikodusunu etmeye başlayınca konu ile ilgili konuşmalar Hz. Nebi'e ulaştı. Bunun üzerine kalkıp şu konuşmayı yaptı: "Bazı kişilerin şöyle şöyle dediğini işittim. Allah'a yemin ederim ki ben sizin Allah katında en değerliniz ve ondan en çok korkanınızım. Ben bu işe en baştan başlayacak olsaydım hedy kurbanımı kesmezdim ve yanımda hedy kurbanım olmasa ihramdan çıkardım." Süraka İbn Malik İbn Cu'şüm kalkıp "Ey Allah'ın Resulü! Bu bize mi aittir, yoksa ebedi bir hüküm müdür?" diye sordu. Hz. Nebi, "hayır, ebedi bir hükümdür" cevabını verdi. Sonra Ali İbn Ebu Talip geldi ve -ravilerden birinin ifadesine göre- "Allah Resulü hangi ihrama niyet ettiyse ben de ona niyet ediyorum" dedi; -diğer ravinin ifadesine göre ise- "Allah Resulü'nün yaptığı hacca niyet ediyorum" dedi. Bunun Üzerine Hz. Nebi s.a.v. ona ihramına devam etmesini emretti ve hedy kurbanına onu da ortak etti.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Hammâd b. Zeyd ← İbn Cüreyc ← Atâ b. Ebû Rebâh ← Câbir b. Abdullah
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Ebü'n-Nu'mân ← Hammâd b. Zeyd ← İbn Cüreyc ← Atâ b. Ebû Rebâh ← Tâvûs b. Keysân ← İbn Abbâs
Abdullah b. Abbas r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Yaptığı bağıştan dönen kişi, kustuktan sonra kusmuğuna geri dönüp yiyen köpeğe benzer" buyurdu. Tekrar: 2621, 2622, 6975 nolu hadisler. Diğer tahric: Tirmzi, Buyu; Müslim, Hibât
Abdullah b. Abbas r.a.'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ekini bol olan bir tarlaya rastladı ve "Burası kime aittir?" diye sordu. "Burasını falanca kişi kiraladı" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "İyi bilin ki tarlanın sahibi, burasını bu kişiye karşılıksız vermiş olsaydı (alacağı sevap) onun için belirli bir ücret almaktan çok daha iyi olurdu" buyurdu.
İbn Abbas r.a.'dan nakledilmiştir: Allah Resulü Sallallahu aleyhi ve sellem: Fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet vardır. Seferberliğe çağrıldığınızda katılın" buyurmuştur.
İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın!"
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cimri biri ile malını sadaka olarak veren cömert bir insanın durumunu size şu örnekle anlatayım: İki kişi düşünün. Üzerlerinde demirden giysiler var. Bu giysiler kendilerini öylesine sıkıyor ki ellerini göğsüne yapıştırıyor. İşte malını sadaka olarak vermek isteyen kişi her sadaka verdikçe bu elbise genişler ve sonunda parçalanır; böylece o da kurtulur. Cimri ise sadaka vermeye yeltense bile bu elbisenin her boğumu onu sıktıkça sıkar ve vücuduna iyice yapışır. Hatta elleri göğsünün üzerinde bağlı kalır. Bu cimri elbiseyi genişletmek için elinden gelen çabayı gösterir ama demir elbise bir türlü açılmaz."
İbn Abbas r.a.'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın!"
Abdullah İbn Abbas r.a.'ın naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet vardır. Siz eğer savaş için çağırılacak olursanız derhal bu çağrıya uyun!" Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem aynı gün yine şöyle buyurdu: "Allah Teala işte bu beldeyi, gökleri ve yeri yarattığı günden beri haram kılmıştır ve burası yine Allah’ın haram kılması ile kıyamet gününe kadar haram olmaya devam edecektir. Burada savaşmak için benden önce hiç kimseye musaade edilmediği gibi bana da müsaade edilmemiştir. Burada savaşmak sadece bir günün kısa bir süresi için helal kılınmıştır. Burası Allah'ın haram kılması ile kıyamet gününe kadar haram olmaya devam edecektir. Buranın otu koparılmaz, avları ürkütülmez, buluntu malları sadece özellikleri belirtilip sahibine iade edilmek üzere alınabilir." Bu sırada Abbas şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, izhir otunun toplanmasını bundan istisna edelim. Çünkü onlar bunu evleri için kullanırlar." Abbas bunu söyleyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "izhir hariç" buyurdu.
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah Ye'cuc ile Me'cuc seddinde bunun kadar bir delik açtı, diye buyurdu ve elini doksan gibi şekillendirdi." Tekrar: 7136
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Ölüm meleği aleyhisselam, Musa aleyhisselam'a gönderildi. Melek ona gelince, gözü üzerine bir tokat indirdi. Melek Rabbinin yanına dönerek dedi ki: Sen beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin. Yüce Allah buyurdu ki: Ona dön ve ona de ki: Elini bir öküzün sırtı üzerine koysun. Eli altında kalan her bir kıl için ona bir sene ömür verilecektir. (Musa): Rabbim sonra ne olacak deyince, sonra öleceksin, diye buyurdu. Musa: O halde şimdi (öleyim), dedi. Yüce Allah'tan da kendisini Arz-ı Mukaddese bir taş atımlığı kadar bir mesafeye yaklaştırmasını niyaz etti. Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Eğer orda olsaydım, o kırmızı kum yığınının alt tarafındaki yolun kenarında bulunan kabrini size gösterecektim."
İbn Abbas r.a. dedi ki: Ömer r.a'ı şöyle derken dinledim: "Allah filanı kahretsin. O Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Yahudilere lanet ettiğini bilmiyor mu? Onlara iç yağları haram edildi. Kendileri ise o yağları eritip, sattılar."
Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bizler (dünyada zaman itibariyle) son gelenleriz; kıyamet gününde ise önde olacak olanlarız. Şu kadar var ki, bütün ümmetlere bizden önce kitap verildi, bize de onlardan sonra verildi. İşte bu (Cuma günü), hakkında ihtilafa düştükleri gündür. Bu sebeple Yahudiler yarına, Hıristiyanlar yarından sonraya (kalmışlardır)."
"Her yedi günde bir gün, başını ve bedenini yıkaması her müslümana bir görevdir."
İbn Abbas r.a.'dan: "Akrabalıkta sevgiden başka"[Şura, 23] (buyruğunu okuyunca) Said b. Cubeyr: "Maksat" Muhammed'in akrabalığıdır deyince, İbn Abbas dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendileriyle akrabalığı bulunmadığı Kureyş'in hiçbir kolu yoktur. İşte bu ayet ona bu hususta nazil olmuştur. Benimle sizin aranızdaki akrabalık bağını gözetmenizden başka(sını istemiyorum, demektir.)" Tekrar: 4818