Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Muhammed b. Hatim rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbn-i Mehdî, Süfyân'dan, o da Sa'd b. İbrahim'den, o da İbn-i Ka'b b. Mâlik'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i yemekten (kalkarken) üç parmağını yalarken gördüm. İbni Hatim: «Üç'ü zîkretmemiştir. İbni Ebî Şeybe kendi rivayetinde Abdurrahman b. Ka'b'dan, o da babasından» dedi.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân h. Uyeyne Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) parmaklarla sahanın yıkanmasını emir buyurmuş : «Çünkü siz bereketin hangisinde olduğunu bilmezsiniz;) demiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. FudayI, A'meş'den, o da Ebû Salih ile Ebû Süfyân'dan, onlar da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den parmak yalama hakkında... Bir de Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den lokmayı da zikrederek yukarkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İshak b. İbrahim hep birden Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. H. Bize bu hadîsi Nasr b. Ali El-Cehdamî ile Ebû Saîd Eî-Eşecc dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bana Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Yûsuf, Süfyân'dan rivayet etti. Bu râvilerin hepsi A'meş'den, o da Ebû Vâil'den, o da Ehû Mesûd'dan bu isnadla Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den Cerir'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Nasr b. Alî bu hadîsin kendi rivayetinde: Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş rivayet etti. (Dediki): Bize Şekik b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Mes'ud-u Ensârî rivayet etti diyerek hadîsi nakletmiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Halef b. Halîfe, Yezid b. Keysân'dan, o da Ebû Hâzım'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün yahut bir gece (dışarı) çıktı. Ve birden Ebû Bekir'le Ömer'e rastladı. «Sizi bu saatte evlerinizden çıkaran nedir?» diye sordu. — Açlık yâ Resûlallah! dediler. «Ben de. Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, beni de sizi çıkaran çıkarmıştır. Kalkın!» dedi. Hemen onunla birlikte kalktılar ve Ensâr'dan bir zâtın evine vardı. Bir de baktı ki, o zât evinde yok. Kadın onu görünce: — Hoş geldiniz, safa geldiniz! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona: «Fülân nerede?» diye sordu. Kadın : — Bize tatlı su getirmeğe gitti, dedi. O anda ensâri geldi. Ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile iki arkadaşını gördü. Sonra: — Allah'a hamd olsun bugün benden misafirleri daha şerefli olan kimse yoktur, dedi. Hemen giderek onlara bir hurma salkımı getirdi ki, içinde koruk, kuru ve olgun hurmalar vardı. — Bundan buyurun! dedi ve bıçağı aldı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Sakın sağmal koyuna dokunma!» buyurdu. Fakat o, onlar için kesti ve hem koyundan, hem o hurma salkımından yediler, içtiler. Yemeğe doyup, suya kandıkları vakit Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekir'le Ömer'e : «Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, kıyamet gününde bu nimetlerden mutlaka sorulacaksınız! Sizi evlerinizden açlık çıkardı. Sonra şu nimetlere kavuşmadan dönmediniz.» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize İbn-i Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Sa'd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bana Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Beni Ebû Talha davet için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdi. Yemek yapmıştı. Ben de gittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaatla birlikte idi. Bana bir baktı, ben de utanarak: Ebû Talha'ya icabet buyur! dedim. Bunun üzerine cemaata : «Kalkın!» emrini verdi. Ebû Talha: — Yâ Resûlallah! Ben ancak senin için bir şey yapmıştım, dedi. Arkacığından Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yiyeceğe dokundu ve onun hakkında bereket duasında bulundu. Sonra : «Ashabımdan on kişiyi içeriye al!» buyurdu. Ve: «Yeyin!» dedi. Onlara parmaklarının arasından bir şey de çıkardı. Cemâat yediler, doydular ve çıktılar. (Yine) : «içeriye on kişi al!» buyurdu. Onlar da doyuncaya kadar yediler. İçeriye on kişi alıp, dışarıya on kişi çıkara çıkara, nihayet onlardan girmeyen ve doyuncaya kadar yemeyen tek bir kişi kalmadı. Sonra sofrayı hazırladı. Bir de ne görelim, sofra cemâatin yedikleri andaki gibidir.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Saîd El-Eşecc ikisi birden Hafs'dan rivayet ettiler. Ebû Bekr (Dediki): Bize Hafs b. Gıyâs, Mus'ab b. Süleym'den rivayet etti. (Demişki): Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i dizlerini dikerek oturmuş hurma yerken gördüm.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû Usâme Hâşim b. Hâşim'den rivayet etti. (Demişki): Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'ı dinledim, şöyle diyordu. Ben Sa'd'î şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i; «Her kim acve olarak yedi hurma ile sabah kahvaltısı yaparsa, o kimseye o gün ne zehir zarar verir, ne sihir!» buyururken işittim.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Haccâc b. Ebî Zeyneb haber verdi. (Dediki): Bana Ebû Süfyân Taîha b. Nâfi' rivayet etti. (Dediki): Câbir b. AbdiIIah'i dinledim, şunu söyledi: Evimde oturuyordum, bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uğrayarak işaret etti. Hemen kendisine ayağa kalktım. Elimden tuttu ve yürüdük. Nihayet kadınlarının evlerinden bîrine gelerek içeri girdi. Sonra bana izin verdi. Ben de perdeye kadının yanına girdim. Derken ResûIullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yiyecek bîr şey var mı?» diye sordu. (Evdekiler) : — Hayır! cevâbını verdiler. Ve kendisine üç parça ekmek getirdiler. Bunları bir sofranın üzerine koydular. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir parça alarak onu kendi önüne koydu. Başka bir parça daha alarak onu da benim önüme koydu. Sonra üçüncüyü alarak onu ikiye kırdı ve yarısını kendi önüne, yarısını da benim önüme koydu. Sonra : «Katık namına bir şey var mı?» diye sordu. — Hayır! Yalnız biraz sirke var, dediler. — «Getirin onu! Ne güzel katıklardır ol» buyurdular.
Bize Efaû Bekr b- Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe b. Sevvâr rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîre Sabitten, o da Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, o da Mikdad'dan naklen rivayet etti. Mikdâd (şöyle demiş); Ben ve iki arkadaşım yoldan geldik. Açlıktan gözlerimiz, kulaklarımız gitmişti. Kendimizi Resûlullah ($allallahu Aıeyhi ve Sellenı)'in ashabına arzetmeye başladık. Ama onlardan hiç biri bizi kabul etmiyordu. Derken Nebi ($allallahu Aıeyhi ve Sellenı)'e geldik, bizi hanesine götürdü, bîr de baktık üç keçi!.. Nebi ($allallahu Aıeyhi ve Sellenı): «Şu sütü aramızda (paylaşmak üzere) sağın!» buyurdu. Artık sütü sağıyor ve bizden her birimiz nasibini içiyordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e de nasibini takdim ediyorduk. O geceleyin gelerek öyle bîr selâm veriyordu ki. uyuyanı uyandırmak, fakat uyanık olana îşîttirirdi. Sonra mescide gelir. Namaz kılar. Sonra sütünün başına gelerek içerdi. Derken bir gece hana şeytan geldi. Tam nasibimi içmiştim. (Dediki): — Muhammed ensâra geliyor, ona hediye veriyorlar, onların yanında hissemend oluyor. Onun bu bir yudum süte ihtiyacı yoktur! Bunun üzerine ben sütün başına gelerek onu içtim. Karnıma yerleştiği ve onu çıkarmaya bir çare olmadığını anladığım vakit şeytan bana pişmanlık verdi. Ve : — Yazık sana! Ne yaptın seni Muhammed'in sütünü nıü içtin? Bir gelir de onu bulamaz ve sana beddua ederse helak olursun, dünyan da, âhirelin de (heba olup) gider, dedi. Üzerimde bir peştemal vardı, onu ayaklarıma koyarsam Başım meydana çıkar; başıma koyarsam ayaklarım meydana çıkardı. Uykum gelmemeye başladı. İki arkadaşım ise uyudular; onlar benim yaptığımı yapmadılar. Derken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geıerek eskiden verdiği gibi selâm verdi. Sonra mescide geldi ve namaz kıldı. Sonra sütünün başına gelerek onu açtı. Ama kabın içinde bir şey bulamadı. Bunun üzerine başını semaya kaldırdı. Ben (içimden): Şimdi bana beddua ediyor ve helak oluyorum, dedim, (Halbuki) O: «Allahıml Bana yiyecek verene, sen de yiyecek ver! Su verene, sen de su ver!» dedi. ben peştemala dönerek onu üzerime bağladım. Ve bıçağı alarak keçilerin yanına gittim. Hangisi semiz ise onu Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kesecektim. Bir de baktım keçinin sütü toplanmış. Baktım hepsinin sütleri toplanmış. Bunun üzerine Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ailesinin bîr kabını ele geçirdim. Onun içine süt sağmaya tama' etmezlerdi, İçine sağdım. Hattâ südün üzerine köpük çıktı. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. «Bu akşam sütünüzü içtiniz mi?» dedi. Ben; — Yâ Resûlallah iç! dedim. İçti, sonra bana verdi. Ben (yine) : — Yâ Resûlallah iç! dedim, içti, sonra bana verdi. Nebi ((Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kandığını ve duasına nail olduğumu anlayınca güldüm. Hattâ yere düştüm. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu senin yaramazlıklarından biri (olacak) yâ Mikdad!» dedi. Ben de — Yâ ResûlalIah! Halim şöyle idi, ben de şöyle yaptım, dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu Allah'ın rahmetinden başka bir şey değildir. Sen benden izin istesen de arkadaşlarımızı uyandırsak. onlar da bu sütten nasibedâr olsalardı ya!» buyurdu. Ben: — Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin olsun ki, ondan sen ve seninle beraber ben de nasibedar olduktan sonra, insanlardan kimin ondan nasibedar olacağına aldırış etmem, dedim.
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Ebû Kureyb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. (Ebû Bekr ile Ebû Kureyb: Bize rivayet etti tâbirini kullandılar. Ötekiler: Bize Ebû Muâviye A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen haber verdi, dediler.) Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir kişinin yemeği iki kişiye yeter; iki kişinin yemeği de dört kişiye yeter.» buyurdular.
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme ile İbnü Numeyr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ubeyduilah rivayet ettilet. H. Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd de Abdürrezzâk'dan rivayet ettiler. (Demigki): Bize Ma'mer, Eyyûb'dan naklen haber verdi, Her iki râvi Nâfi'den, o da Ibni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb, Muhammed b. Müsennâ ve Amru'n-Nâkıd rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kureyb'indir. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye haber verdi. (Dediki): Bize A'meş Ca'de oğullarının azatlısı Ebû Yahya'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in asla bir yemeği burunladığını görmedim. Canı isterse onu yer, istemezse susardı. Bize bu hadîsi Ebû Kureyb ile Muhammed b. Müsennâ da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye A'meş'den, o da Ebû Hâzım'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet ettiler.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir rivayet etti. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. Her İki râvi Şeybânî'den, o da Eş'as b. Ebi'ş-Şa'sa'dan bu isnadla Züheyr'in hadîsi gibi rivayette bulunmuş ve şeksiz olarak «Yemini bâr çıkarmayı» demiştir. O bu hadîste : «Gümüşten içmeyi de yasak etti. Çünkü dünyada ondan içen âhirette içmez...» cümlesini de ziyâde etti.
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize İbni Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiyy rivayet etti. H. Bana Abdurrahman b. Bişr de rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den Muâz'ın hadîsi gibi ve onun isnadı ile rivayette bulunmuşlardır. Yalnız başına Muâz'dan gayrî hiç bîri bu hadîste Huzeyfe'ye şahid oldum, dememişlerdir. Onlar yalnız: «Huzeyfe su istedi» demişlerdir.
Bize İbnü Numeyr de rivayet etti. (Dediki); Bize babam rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usame rivayet etti. H. Bize Mııhammed b. Ebî Bekr El-Mukaddemi dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. Bunların hepsi Ubeydullah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bana Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Meysere, Musa b. Ukbe'den rivayet etti. Her iki râvi Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Mâlik'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeyd b, Saîd Şu'be'den, o da Halife b. Kâ'b Ebû Zübyan'dan naklen rivâyet etti. (Demişki): Abdullah b. Zübeyr'i hutbe okurken dinledim. (Şöyle diyordu): Dikkat! Kadınlarınıza ipek giydirmeyin! Çünkü ben Ömer b. Hattâb'ı şunu söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İpeki giymeyiniz. Çünkü onu dünyada giyen âhirette giymeyecektir.» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb ve Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. Lâfız Züheyr'indir. Ebû Kureyb: Ahberana, Ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Veki', Mis'ar'dan, o da Ebû Avn-i Sekafî'den, o da Ebû Salih El-Hanefî'den, o da Alî'den naklen rivayet etti ki : Übeydir Dûme Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ipek bir elbise hediye etmiş. O da onu Alî'ye vererek: «Bunu baş bezi olarak Fâtimeler orasında taksim et!» buyurmuşlar Ebû Bekir'le Ebû Kureyb: «Kadınlar arasında..» dediler.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder, Şu'be'den, o da Abdü'l-Melik b. Meysera'dan, o da Zeyd b. Vehb'den, o da Alî b. Ebî Tâlib'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bana bîr sîyera hüllesi giydirdi. Ben de onun içinde dışarıya çıktım. Ama Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yüzünde öfkelendiğini gördüm ve onu kadınlarımın arasında parçaladım.
Size Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail (bu zat İbni Uîeyye'dir), Abdulaziz b. Suheyb'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Her kim ipeği dünyada giyerse, onu âhirette giymez.» buyurdular.
Bize bu hadisi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd bu isnâdla rivayet etİt ama «seferde...» kaydını anmadı.
Bize bu hadîsi yine Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki', Şu'be'den, o da Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes (Şöyle demiş); Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zübeyr b. Avvâm ile Abdurrahman h. Avf'a kendilerinde bulunan bir uyuzdan dolayı ipek giymeye ruhsat verdi. Yahut onlara ruhsat verildi.
Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' Alî b. Mübârek'ten rivayet etti. Her iki râvi Yahya b. Ebî Kesîr'den bu isnadla rivayette bulunmuş ve «Hâlid b. Ma'dân'dan» demişlerdir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abde b. Süleyman, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in üzerine dayandığı yastığı deriden olup içi lif dolu idi.
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Numeyr rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye haber verdi. Her iki râvi Hişâm b. Urve'den bu isnad ile rivayet etmiş ve «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yatağı» demişlerdir, Ebû Muâviye'nin hadîsinde: «Üzerinde yattığı...» kaydı vardır.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr ile Ebû Usâme rivayet ettiler. H. Bize İbnü Numeyr'de rivayet etti, (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile Ubeydullah b. Saîd dâhi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya (bu zât Kattan'dır) rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Ubeydulİah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize Ebû'r-Rabî' ile Ebû Kâmil de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammâd rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail rivayet etti. Her iki râvi Eyyûb'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize Kuteybe ile İbni Rumh dahî Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize Harun El-Eylî de rivayet etti, (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Usâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Mâlik'in (42) hadîsi gibi rivayette bulunmuşlar. Ve hadîse «Kıyamet gününde...» kaydını ziyade etmişlerdir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir, Şeybânî'den rivayet etti. H. Bize İbni Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Her iki râvi Muharib b. Disar ile Cebele b. Süheym'den, onlar da İbnî Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den yukarkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affan rivayet etti, (Dediki): Bize Hammad b. Seleme, Sabit'ten, o da Ebû Râfi'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Sizden önce geçenlerden bir adam bir hüllenin içinde kırıtıyordu...» Bundan sonra râvi yukarkilerin hadîsi gibi hikâye etmiştir.
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. H. Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bizt Yahya b. Saîd rivayet etti. H. Bize İbni Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlîd b. Haris rivayet etti. H. Bize Sehl b. Osman dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ukbe b. Hâlid rivayet etti. Bu râviîeriıı hepsi Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den. o âz İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellemi'den altın yüzük hakkında bu hadîsi rivayet etti. Ukbe b. Hâlid hadîsinde : «Onu sağ eline taktı» cümlesini ziyâde etmiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Amr'un-Nâkıd, Muhammed b. Abbâd ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfz Ebû Bekr'indir. (Dedilerki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Eyyub b. Musa'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) altın bir yüzük edindi. Sonra onu bıraktı. Bilâhare gümüşten bir yüzük edindi. Onun üzerine «MuhammedürResûlullah» cümlesini nakşettirdi. Ve : «Benim bu yüzüğümün nakşı üzerine kimse nakış yapmasın!» buyurdular. Onu giydiği vakit, taşını avucunun içine çevirirdi. Muaykîb'den Eriz kuyusna düşen yüzük odur.