Ömer b. Hattâb

Ebû Hafs · İkinci halife, Fârûk lakaplı sahâbî

Ömer b. Hattâb b. Nüfeyl b. Abdüluzzâ b. Riyâh b. Abdullah b. Kurt b. Rezâh b. Adî b. Ka'b b. Lüey b. Gâlib

Doğumh.ö. 41 · Mekke
Vefath. 23 · Medine
KünyeEbû Hafs
Nisbeel-Kureşî, el-Adevî
Yaşadığı yerlerMekke, Medine
TabakaSahâbî
Cerh-ta'dîlmakbûl

Hakkında

Tam adı Ebû Hafs Ömer b. el-Hattâb b. Nüfeyl el-Kureşî el-Adevî'dir. Hakkı bâtıldan ayırdığı için kendisine "Fârûk" lakabı verilmiştir. Mekke'nin ileri gelen ailelerinden birine mensuptu ve başlangıçta İslâm'a sert biçimde karşı çıkanlar arasındaydı. Peygamberliğin altıncı yılında, kız kardeşinin evinde okunan Kur'an âyetlerini işitmesinin ardından Müslüman oldu; onun katılımı Mekke'deki Müslüman topluluğu belirgin biçimde güçlendirdi. Kızı Hafsa'yı Hz. Peygamber'le evlendirdiği için Resûlullah'ın kayınpederi olmuştur.

Hz. Ebû Bekir'in vefatından sonra m. 634'te halife oldu ve on yıl bu görevi sürdürdü. Döneminde Irak, Suriye, Filistin ve Mısır fethedildi, Kudüs teslim alındı. Devlet teşkilâtı alanında kalıcı düzenlemeler yaptı: divan teşkilâtını kurdu, cizye, haraç ve öşür gibi vergi esaslarını belirledi, kadıları valilerden bağımsız biçimde tayin ederek yargıyı ayırdı ve h. 16 yılında hicreti esas alan takvimi yürürlüğe koydu. Mescid-i Nebevî'yi genişletti, sık sık vilâyetleri dolaşarak adaletin işleyişini denetledi.

Sert mizaçlı fakat sorumluluk duygusu çok güçlü bir kişilik olarak tasvir edilir; en yetkili konumdayken bile sade bir hayat sürmüştür. Fıkıhta re'y ile hüküm çıkarma yöntemini geliştirmiş, hem rey hem hadis ekollerini etkilemiştir. H. 23 / m. 644'te sabah namazını kıldırırken bir köle tarafından hançerlenerek şehid edildi ve Medine'de Hz. Peygamber'in yanına defnedildi.

Ailesi

Babası
Khattab ibn Nufayl
Annesi
Hantamah bint Hisham Makhzumi
Eşi
Zaynab bint Maz'un, Umm Kulthum bint 'Amr (Jarwal), Qaraybah bint Abi Umayyah al-Sugra, Jamila bint Thabit ibn Abi al-Aflah, 'Atikah bint Zayd, Umm Kulthum bint 'Ali bin Abi Talib, Umm Hakim, Umm Walad(Lihayyah), Umm Walad(Fakhihah)
Kardeşleri
Zayd ibn al-Khattab, Fatima bint al-Khattab, Safiyah bint al-Khattab
Çocukları
ibn Umar, Hafsa bint Umar, 'Abdur Rahman bin 'Umar (Akbar), 'Ubaidallah bin 'Umar, Zayd bin 'Umar, 'Asim bin 'Umar, 'Iyad bin 'Umar, Zaid (older) bin 'Umar, Ruqayyah bint 'Umar, Fatima bint 'Umar, 'Abdur Rahman(middle), 'Abdur Rahman(younger), Zainab bint 'Umar

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: Ömer r.a. Yahudi ve Hıristiyanları Hicaz topraklarından çıkarmıştır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da, Hayber fethedildiği zaman Yahudileri oradan çıkarmak istemişti. Fetihten sonra Hayber toprakları, Allah'a, Resulüne ve müslümanlara ait olmuştu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları çıkarmak isteyince Yahudiler, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den, arazilere bakma karşılığında çıkacak olan mahsulün yarısı karşılığında orada kalmayı istediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara, "Bizim dilediğimiz sürece orada kalabilirsiniz" buyurdu. Yahudiler, Ömer onları, Teyma ve Eriha'ya çıkarana kadar orada kaldılar.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Ahmed b. el-Mikdâm ← Fudayl b. Süleymân ← Mûsâ b. Ukbe ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer ← Ömer b. Hattâb
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Abdürrezzâk b. Hemmâm ← İbn Cüreyc ← Mûsâ b. Ukbe ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer ← Ömer b. Hattâb
Ubeydullah İbn Abdullah İbn Utbe'den rivayet edilmiştir: Abdullah İbn Abbas r.a. ona Ömer r.a. hakkında şunu anlatmıştır: Allah, Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefat ettirince ensar Saide oğullarının gölgeliğinde toplandı. Ben Ebu Bekir'e: "Haydi, biz de gidelim" dedim ve biz de Saide oğullarının gölgeliğine, onların yanına geldik. Tekrar: 3445, 4021, 6829, 6830, 7323
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Yahyâ b. Süleymân ← İbn Vehb ← Mâlik b. Enes
Ömer İbnü'l-Hattab r.a.'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ameller niyetlere göredir. Kişi için kastettiği şey vardır. Şu halde kim Allah'a ve Resulü'ne hicret etmiş ise onun hicreti Allah ve Resulü'ne olmuştur. Kim de dünyalık bir şeyelde etmek için veya bir kadınla evlenmek için hicret etmiş ise o da hicret ettiği şeye hicret etmiş olur."
Zeyd b. Eslem'den rivayet edilmiştir: Babası, Ömer İbnü'l-Hattab'ı şöyle derken işittiğini nakletmiştir: Birine, Allah yolunda cihad etmesi için bir at vermiştim. Ama o, verdiğim ata yazık etti. Ben de bana ucuz fiyata satar diye düşünerek onu tekrar satın almak istedim. Gidip Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e danıştım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurduki: "Bir dirheme de satacak olsa onu satın alma. Çünkü sadakasından dönen kişi, kustuğunu yiyen köpek gibidir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Yahyâ b. Kaza'a ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← Ömer b. Hattâb
Zeyd b. Eslem'den rivayet edilmiştir: Babamı şöyle derken işittim: Ömer r.a. şöyle dedi: Birini Allah yolunda at'a bindirmiştim. (Cihadda kullansın diye ona bir at bağışlamıştım). Atın (pazarda) satılığa çıkartıldığını gördüm. Hemen Allah Resulülne giderek atı satın almak konusunda kendisine danıştım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onu satın alma, sadakandan dönme" buyurdu.
Ubeydullah b. Utbe'den rivayet edilmiştir: Ömer İbnü'l-Hattab'ı şöyle derken işittim: İnsanlar Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde vahiy ile değerlendiriliyoriardı. Artık vahiy kesilmiştir. Şimdi ise biz sizi görebildiğimiz davranışlarınıza göre değerlendiririz. Bize iyi davranışlar sergileyen kişiye güveniriz ve onu kendimize yaklaştırırız. Yalnızken yaptıklarında ise bizim herhangi bir sorumluluğumuz yoktur. Onu yalnızken yaptıklarından hesaba çekecek olan Allah'tır. Kim de bize kötü davranışlar sergilerse içinin güzel (kalbinin temiz) olduğunu söylese bile ona güvenmeyiz ve onu tasdik etmeyiz
Abdullah İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer İbnü'l-Hattab r.a. Hayber'de bir toprağa sahip olmuştu. Danışmak üzere Hz. Nebi'e geldi ve "Ey Allah'ın Resulü! Ben Hayber'de bir toprağa sahip oldum. Bugüne değin ondan daha değerli bir malım hiç olmamıştı. Ne önerirsin" dedi. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Dilersen mülkiyetini elinde bırakır ve menfaatini (gelirini) sadaka verirsin" buyurdu. Ömer de radıyallahu anh orayı "satılmamak, bağışlanmamak, kimseye miras kalmamak üzere" sadaka olarak verdi. Fakirlere, yakınlarına, özgürlüğünü satın almak isteyenlere, Allah yolunda cihat edenlere, yolda kalanlara ve misafirlere sadaka olarak bıraktı. Ancak mütevellinin, oranın gelirinden örfe uygun bir şekilde yemesinde ve kendi malına katmaksızın birine yedirmesinde sakınca olmadığını belirtti.
İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer r.a. bir malını Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde sadaka etmişti. Burası Semğ adında bir hurmalıktı. Ömer: "Ey Allah'ın Resulü! Ben çok değer verdiğim bir mal elde ettim ve onu sadaka etmek istiyorum" dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Aslını (çıplak mülkiyetini) sadaka et. Satılmasın, bağışlanmasın, miras bırakılmasın. Yalnızca meyvesi (geliri) infak edilsin" buyurdu. Bunun üzerine Ömer radıyallil.hu anh orayı tasadduk etti. Onun sadakası şöyleydi: "Burası, Allah yolunda, özgürlüğünü kazanmak isteyenlere, fakirlere, konuklara, yolda kalmışlara ve yakınlaradır. Burasını işletenlerin (mütevellinin) ondan adet ölçüsünde yemesinde ve kendine mal etmeksizin arkadaşına yedirmesinde sakınca yoktur."
İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer r.a. Hayber'de bir toprağa sahip olmuştu. Hz. Nebi'e gelerek danıştı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dilersen onu sadaka edebilirsin" buyurdu. Bunun üzerine Ömer r.a. onu fakirlere, miskinlere, yakınlara ve misafirlere vakfetti.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ebû Âsım ← İbn Avn ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer ← Ömer b. Hattâb
İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer r.a., birine Allah yolunda cihad etmesi için Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in kendisine verdiği bir atı sadaka etmişti. O adamın atı pazarda satışa çıkardığını haber aldı. Bunun üzerine onu alıp almamak konusunda Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e danıştı. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: "Onu satın alma ve sadakandan kesinlikle dönme" buyurdu.
İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer, vakfında mütevellinin yemesini ve vakfı kendine mal etmeksizin arkadaşlarına yedirmesini de şart koşmuştu.
Sa'lebe İbn Ebu Malik'in naklettiğine göre Ömer r.a. Medine'li kadınlara elbiselik ipek kumaşlar dağıtmış ve geriye çok kaliteli bir parça kalmıştı. Hz. Ömer'in yanında bulunanlardan birisi Hz. Ali'nin kızı Ümmü Gülsüm'ü kasdederek: "Ey mu'minlerin emiri, bu kumaşı evli bulunduğunuz Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızına verseniz!" dedi. Fakat Hz. Ömer: "Ümmü Salit bunu daha fazla hak ediyor" dedi ve ekledi: "Ümmü Salit bize Uhud savaşında su kırbalarımızı hazırlar ve bu kırbalarla su taşırdı." Ümmü Salit Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at etmiş Ensar'dan bir sahabi hanımdı.
Hz. Ömer'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ben-i Nadir Yahudilerinden alınan malları Allah Teala Resulü’ne herhangi bir savaş olmadan bir ganimet (fey) olarak lutfetti. Müslümanlar bu malları elde etmek için ne at ne de deve koşturmak zorunda kaldılar. İşte bu mallar sırf Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ait kabul edildi. O da ailesinin bir yıllık nafakasını ayırdı ve kalan kısmı Allah yolunda cihada hazırlık olmak üzere silah alımı ve diğer askerı harcamalar için kullandı. " Tekrar: 3094, 4033, 4885, 5357, 5358, 6728, 7305.
Süfyan şöyle demiştir: Malik İbn Enes'i, Zeyd İbn Eslem'e soru sorarken işittim. Zeyd ona şu cevabı vermişti: Babamın şöyle dediğini işittim: "Hz Ömer dedi ki: Ben Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştım Daha sonra bu atın satıldığını gördüm. Resul-i Ekrem'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem giderek: "Bunu satın alayım mı?" dedim. Bana: "Bu atı satın alma! Vermiş olduğur sadakaya geri dönme!" diye cevap verdi."
Abdullah İbn Ömer r.a. anlatıyor: Hz. Ömer Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştı. Daha sonra bu atın satılmakta olduğundan haberdar oldu ve onu geri almak istedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e atı alıp alamayacağını sordu ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şu cevabı verdi: "Bu atı satın alma! Vermiş olduğun sadakaya geri dönme!"
Abdullah İbn Ömer r.a. anlatıyor: "Hz. Ömer Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştı. Daha sonra bu atın satılmakta olduğundan haberdar oldu ve onu geri almak istedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e at'ı alıp alamayacağını sordu ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şu cevabı verdi: "Bu at'ı satın alma! Vermiş olduğun sadakaya geri dönme!"
Hz. Ömer r.a. şöyle demiştir: "Ben Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştım. Daha sonra bu atı elinde bulunduran kişinin onu sattığından haberdar oldum ve bağışladığım atı geri satın almak istedim. Ben adamın atı ucuz bir fiyata sattığını anladım. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e giderek at'ı geri alıp alamayacağımı sordum. Bana şöyle dedi: "Bu atı bir dirheme de satlIsa geri alma! Çünkü verdiği sadakaya geri dönen bir kimse kusmuğunu tekrar yiyen köpeğe benzer."
Hz. Ömer Ebu Lu'lue tarafından yaralandığı zaman şöyle demiştir: "Allah'ın ve Resulü'nün ahdine riayetle ona dokunmamanızı vasiyet ederim. Onlara verdiğiniz güvenceyi / ahdi yerine getiriniz, onları korumak için savaşınız ve onlara güçlerinin yetmeyeceği ağır vergiler yüklemeyiniz."
Abdullah İbn Ömer r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Hz. Ömer, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başlarında bulunduğu bir grup ile birlikte İbn Sayyad'ın bulunduğu yere gitti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabı İbn Sayyad'ın yanına geldiklerinde onun Meğale oğullarına ait bir evin damında çocuklarla oynadığını gördüler. İbn Sayyad o zamanlar ergenlik çağına girmesi yaklaşmış bir çocuktu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelip eliyle sırtına dokunana kadar hiçbir şey fark etmemişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sorusu ile başlayan görüşmede şunlar konuşuldu: Benim Allah'ın Resulü olduğuma şehadet eder misin? İbn Sayyad, O'na s.a.v. baktı ve şöyle dedi: Senin şu ümmı topluluğun Nebisi olduğuna şehadet ederim. Peki sen benim Allah'ın Resulü olduğuma şehadet eder misin? Ben Allah'a ve O'nun (C.C.) gönderdiği Nebilere iman ederim. Söyle bakalım sen neler görüyorsun? Bana bazen doğru bazen yalan-yanlış bilgiler geliyor. Yani karmakarışık, içinden çıkamadığın şeyler. Ben içimden bir kelime geçireceğim ve sen de onun ne olduğunu bileceksin, haydi bakalım. Benim şu anda düşündüğüm şeyin ne olduğunu bil bakalım!" Aklından geçirdiğin kelime "ed-Duh" İşte şimdi senin adi bir yalancı olduğun ortaya çıktı! Bunun daha ötesine gidemeyeceksin. Bu konuşmanın ardından Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Resulü, bana izin verin hemen şunun boynunu vurayırn!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: "Eğer bu o (Deccal) ise onun hakkından gelecek olan zaten sen değilsin. Şayet bu o (Deccal) değilse bu durumda senin onu öldürmekle elde edeceğin hiçbir fayda yoktur."
Zeyd İbn Eslem babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Hz. Ömer Huneyy adında bir kölesini devlet arazilerinin idaresi için görevlendirmiş ve görevi başına giderken ona şu talimatı vermişti: "Ey Huneyy, Müslümanlara zulmetmekten sakın, ellerini onlara zulmetmekten uzak tut. Müslümanların bedduasından sakının. Zira Müslümanların duaları kabul olunan dualardandır. Küçük koyun ve küçük deve sürülerinin meralara girmelerine müsaade et, böyle küçük sürü sahiplerine imkan tanı. Fakat Abdurrahman İbn Avf ile Osman İbn Affan'ın çok fazla olan sürülerine karşı dikkatli ol, onları meralara asla sokmam. Çünkü bu ikisinin sürüleri açlıktan telef olacak duruma gelse bile hurmalıklarına ve ekili arazilerine dönerler. Fakat küçük sürü sahiplerinin hayvanları telef olmaya görsün bu kişiler hemen çoluk çocuğunu toplayıp karşıma dikilir ve: "Ey mu'minlerin emiri haydi bakalım derler." Behey babasız kalasıca, ben bunları böyle aç ve sefil mi bırakacağım! Su ve ot bulmak benim için her halde altın ve gümüş bulmaktan daha kolaydır. Sürülerini otlaklardan engellersem Allah'a yemin ederim ki, kendilerine zulmettiğimi düşünecekler. Gerçekten de buralar onların topraklarıdır; cahiliyye döneminde bu toprakları korumak için savaştılar ve İslam'ın hakim olduğu dönemde de bu topraklar üzerinde İslam'ı kabul edip Müslüman oldular. Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaş için kullanacağım hayvanları koruma ve besleme endişesi olmasaydı onların topraklarından bir karışı bile mera olarak belirlemezdim."
Hammad İbn Zeyd - Eyyub - Nafi' senediyle Hz. Ömer ile ilgili olarak şöyle bir hadise nakledilmiştir. Bir defasında Hz. Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, benim cahiliyye döneminde iken adadığım bir günlük itikafım var, ne yapmamı emredersiniz?" diye sordu. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona bu adağını yerine getirmesini emretti. Hz. Ömer'e Huneyn'de Hevazin esirlerinden iki cariye düşmüştü. O da bu cariyeleri Mekke'deki bir evine yerleştirmişti. (Hz. Ömer, Huneyn sonrasında itikafa girince) Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Huneyn esirlerini karşılıksız olarak serbest bıraktığını açıkladı ve insanlar sokaklarda koşuşturmaya başladı. (Bu sesleri duyan) Hz. Ömer oğlu Abdullah'a: "Abdullah, bir bak bakalım neler oluyor?" deyince Abdullah: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem esirleri karşılıksız olarak serbest bıraktı" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: "Öyleyse git ve bana verilen o iki cariyeyi serbest bırak!" Nafi' şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ci'rane'den niyet edip umreye başlamadı. Eğer bu şekilde umreye başlasaydı bu durum Abdullah'a gizli kalmazdı." Cerir, Abdullah İbn Ömer'den naklen şöyle bir ek bilgiye yer vermiştir: " Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu iki cariyeyi Hz. Ömer'e ganimetin beşte birinden verdi."
Abdullah İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: "Ömer İbnü'l-Hattab, Yahudileri ve Hıristiyanları Hicaz topraklarından sürüp çıkardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber'i ele geçirince Yahudileri buradan çıkarmak istemişti. Hayber fethedildiğinde bu topraklar Yahudilere, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ve Müslümanlara aitti. Yahudiler Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek şöyle bir teklifte bulundular: "Biz bu topraklarda kalıp işi üstlenelim ve elde ettiğimiz ürünlerin yarısını da size verelim." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bu teklifi kabul ederek şöyle dedi: "Bu toprakları teklif ettiğiniz şartla size bırakıyoruz ancak bizim dilediğimiz süre kadar kalacaksınız." Yahudilerin bu şartlarda orada kalmalarına müsaade edildi. Ancak Hz. Ömer devlet başkanlığı döneminde onları Teyma ve Erıha tarafına sürdü."
Cüveyriye İbn Kudame et-Temımi'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Hz. Ömer'i işittim. Biz Hz. Ömer'e: "Ey mu'minlerin emiri, bize tavsiyede bulun" dedik. O da: "Ben size Allah'ın zimmetine / ahdine bağlı kalmanızı tavsiye ederim. Çünkü bu ahit, Nebiinizin verdiği bir sözdür ve siz bu sayede ailelerinizin geçimini sağlıyorsunuz."
Ömer radiyallahu anh'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün ayağa kalkıp bize hitap etti ve yaratılışın başlangıcından başlamak suretiyle cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehennem'e girecekleri an'a kadar olacakları anlattı. Bu anlatılanları ezberleyen ezberledi; unutan ise unuttu."
İbn Abbas r.a. dedi ki: Ömer r.a'ı şöyle derken dinledim: "Allah filanı kahretsin. O Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Yahudilere lanet ettiğini bilmiyor mu? Onlara iç yağları haram edildi. Kendileri ise o yağları eritip, sattılar."
Huzeyfe'den rivayete göre "Ömer b. el-Hattab r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fitne hakkında söylediklerini hanginiz ezbere biliyor? Huzeyfe dedi ki: Ben onu söylediği gibi hıfzetmiş bulunuyorum. Ömer: Haydi söyle, sen cesur birisin, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: Adamın ailesi, malı ve komşusu dolayısıyla fitneye maruz kalması (günaha düşmesi)ne namaz, sadaka, iyiliği emredip kötülükten alıkoymak keffarettir. Ömer: Benim istediğim bu değiL. Ben denizin dalgaları gibi coşup gelecek olandan söz ediyorum. Huzeyfe dedi ki: Ey mu'minlerin emiri, ondan dolayı senin için korkacak bir şey yok. Çünkü seninle onun arasında kilitlenmiş bir kapı vardır. Ömer r.a.: Bu kapı açılacak mı yoksa kırılacak mı diye sorunca, Huzeyfe: Hayır kırılacak deyince, Ömer dedi ki: Böyle ise muhtemelen kapanmayacaktır. Bizler (Huzeyfe'ye): (Ömer) kapının kim olduğunu bildi mi, diye sorduk. Huzeyfe: Evet dedi. Yarın gelmeden önce bu gecenin geleceğini bildiği gibi biliyordu. Çünkü ben ona yalan yanlış olmayan bir hadis nakletmiştim. Bizler ona sormaya çekindiğimiz için Mesruk'a söyledik de ona sordu: Peki kapı kimdi, o: Ömer'di dedi."
Enes r.a.'dan rivayete göre "Ömer b. el-Hattab kıtlık oldu mu Abbas b. Abdulmuttalib ile yağmur duasına çıkar ve şöyle derdi: Allah'ım, bizler, (hayatta iken) Nebimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vesile ederek sana dua ediyor, sen de bize yağmur yağdırıyordun. Şimdi de Nebiimizin amcası vesilesi ile sana dua ediyoruz, bize yağmur yağdır." (Enes) dedi ki: Ve onlara yağmur yağdırılırdı. Bu Hadis 1010 numara ile geçmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Abbas b. Abdulmuttalib" Bu başlık altında Enes'in rivayet ettiği hadisi zikretmiş bulunmaktadır. el-Abbas, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den iki ya da üç yıl daha yaşlı idi. Meşhur olan görüşe göre o Mekke'nin fethinden önce Müslüman olmuştur. Bundan önce Müslüman olduğu da söylenmiştir. Bu da uzak bir ihtimal değildir. Ancak Mekke fethinden önce hicret etmediği için Ömer onun faziletini bilmekle onun vesilesi ile yağmur dilernek ile birlikte, (kendisinden sonraki halifeyi seçecek olan) şura ehli arasına almamıştır .. İleride Aişe radıyaHahu anh€ı'nın rivayet ettiği Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in amcası el-Abbasla gösterdiği saygı ve tazime dair hadis, Meğazi bölümünün sonlarında Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in vefatından sözederken zikredilecektir. el-Abbas'ın künyesi Ebu'l-Fadl olup, Osman radıyall€ıhu anh'ın halifeliği döneminde 32 yılında, seksen küsur yaşında olduğu halde vefat etmiştir
Amr b. Meymun dedi ki: "Ömer r.a. dedi ki: Müşrikler güneş Sebir dağı üzerine doğmadıkça Cem'den (Müzdelife'den) ayrılmazlardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara muhalefet ederek güneş doğmadan oradan ayrıldı."
Alkame b. Vakkas dedi ki: Ömer r.a.'i şöyle derken dinledim: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i -zannederim- şöylederken dinledim: Ameller niyet iledir. Kimin hicreti elde edeceği bir dünyalık yahut da evleneceği bir kadın için olursa onun hicreti hicret ettiği şey içindir. Kim de Allah ve Resulü için hicret ederse onun hicreti Allah'a ve Resulüne Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dir."
Ömer b. el-Hattab r.a.'dan dedi ki: "İlk muhacirlere dörder bin maaş bağladı. İbn Ömer'e ise üçbin beşyüz maaş tayin etti. Ona: O muhacirlerdendir, niçin ona dörtbinden aşağı veriyorsun, diye sorulunca şu cevabı verdi: . Onunla beraber anne babası hicret etti. Yani o, kendi başına hicret eden gibi olamaz."