Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbni Şihab şöyle demiştir: Zeyd İbn Sabit'in oğlu Harice bana şöyle dedi: Ensar'dan bir kadın olan Ümmü'l-Ala Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bîat eden kadınlardandı. O şöyle demiştir: Medine'ye hicret eden muhacirler Medine'de (ensara) kur'a ile taksim edildiler. Bizim ailenin payına da Osman İbn Maz'un düştü. Biz onu evimizde ağırladık. Ölüm hastalığına yakalandı. Ölünce yıkandı ve kendi elbisesi ile kefenlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girdi. Ben şöyle dedim: "Ey Ebu Saib (Osman İbn Maz'un)! Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun. Allah'ın sana ikramda bulunduğuna dair şahitlik ederim." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah'ın ona ikramda bulunduğunu nereden biliyorsun?" dedi. Ben: "(Anam) babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü! Allah (Osman'a merhamet etmezse) kime merhamet eder?" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Osman'a ölüm geldi. Vallahi ben de onun için hayır umarım. (Ama şu var ki) vallahi ben Allah'ın Resulü olduğum halde bana (Allah tarafından) ne yapılacağını bilemem." Ben dedim ki: "Vallahi bundan sonra hiç kimseyi tezkiye etmem. Tekrar: 2687, 3929, 7003, 7004, 7018
Ömer İbnü'l-Hattab r.a. şöyle demiştir: Abdullah İbn Ubey ibn Selul ölünce, cenaze namazını kılması için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i çağırıldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cenaze namazını kılmaya gitmek üzere kalktığında ben sıçrayarak dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü! İbn Ubey'in namazını kılacak mısın? O falan falan zamanlarda şöyle şöyle söylemedi mi?" (Böyle diyerek onun söylediği sözleri sayıyordum). Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tebessüm ederek şöyle buyurdu: "Geri dur (yolumu aç) ey Ömer." Ben, konuşmayı daha da uzatınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bana bu konuda seçme hakkı verildi, ben de seçimde bulundum, Bilsem ki yetmişten fazla istiğfar ettiğimde affedilecek, yetmişten fazla istiğfar ederdim" buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem cenaze namazını kılıp gitti. Aradan az bir zaman geçti ki Berae (Tevbe) suresindeki şu iki ayet İndirildi: "Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma, kabrinin başında da durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulü'nü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler." [Tevbe 84] (Ömer r.a. dedi ki:) Daha sonra ben o gün Resulullah'a karşı bu şekilde cür'etkar davranmama şaşırdım, Allah ve Resulü en iyisini bilir. Tekrar: 4671
Abdullah İbn Ömer, "Ömer r.a.'i şöyle derken işittim" demiştir: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana bir ata (geçimlik) vermişti. O'na, "Bunu benden daha çok ihtiyacı olan birine ver" dedim. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, "Al bunu, sana, istemeden ve hırs göstermeden bir mal gelirse onu al, gelmezse de peşine düşme" buyurdu. Tekrar: 7163 ve 7164
Ömer (b. el-Hattab r.a.)'in torunu Hamza İbn Abdullah şöyle der: Abdullah İbn Ömer (r.a.)'i şöyle derken işittim: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Daima insanlardan isteyen kimse kıyamet günü yüzünde hiçbir et parçası bile bulunmayan bir halde gelecektir."
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur:"Kıyamet günü güneş o kadar yaklaşır ki dökülen terler, kulakların yarısına kadar ulaşır. Bu sırada Adem'den yardım diler. Sonra Musa'dan, sonra da Muhammed'den." Abdullah İbn Salih el-Cühenî şu ilaveyi yapmıştır: "Yaratılanlar hakkında hüküm verilmesi için şefaatte bulunur. Yürür, (cennet) kapısının halkasını tutar. İşte o gün Allah (c.c) ona makam-ı Mahmud'u verir. Bütün herkes onu över." Hamza'dan nakledildiğine göre, İbn Ömer, dilenmekle ilgili bu hadisi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmiştir. Tekrar: 4718
İbn Şihab'ın Salim'den naklettiğine göre İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: "Ömer İbnü'l-Hattab Allah yolunda bir at tasadduk etmişti. O atın satılmak için pazarlandığını gördü ve satın almak istedi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek durumunu arzetti. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Verdiğin sadakaya geri dönme" buyurmuştur. İşte bu sebeple İbn Ömer r.a. sadaka olarak verdiği şeyi geri satın almaz, sadaka olarak bırakırdı. Tekrar: 2775, 2971, 3002 Diğer tahric eden: Tirmizî, Zekat
Aişe (r.anha) şöyle anlatır: "Müslümanlar, Ramazan orucu farz kılınmadan önce aşure günü oruç tutardı. O gün Kabe'ye örtü örtülürdü. Allah Teala Ramazan orucunu farz kılınca Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Aşure orucunu artık dileyen tutsun dileyen de tutmasın" buyurmuştur." Tekrar: 1893, 2001, 2002, 4502, 4504
Ebu Hureyre r.a. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kabe, Habeşli ince bacaklı bir kimse tarafından yıkılacaktır."
Ebu Hureyre r.a. şöyle rivayet etmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir'in r.a., Veda Haccı'ndan önceki hacda hac emirliği yapmasını ve kurban bayramının ilk günü bir grup içinde, "Dikkat edin! Bu seneden sonra müşrikler hac yapamayacaktır ve çıplak olarak tavaf yapılamayacaktır" şeklinde bir duyuruda bulunmasını emretmişti."
İbn-i Şihab'dan nakledildiğine göre Salim şöyle anlatmıştır: İbn Ömer, ailesinden zayıf durumda olan kimseleri önceden gönderirdi. Onlar da (Müzdelife'de) Meş'ari'l-Haram'da dururlar ve dilleri döndüğünce Allah'ı zikrederlerdi. Sonra devlet başkanı Müzdelife'de vakfe yapmadan ve dönmeden önce onlar (Mina'ya) doğru giderdi. Bazıları Mina'ya sabah namazı vakti, bazıları da daha sonra varırdı. Mina'ya vardıkları zaman da cemreye taş atarlardı. İbn Ömer, "Böyle kimselere Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (önden gitmeleri konusunda) ruhsat vermiştir" demiştir.
İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Veda Haccında, hac'dan önce bir umre yaptı ve beraberinde Zül huleyfe'den hedy kurbanı getirdi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önce umre sonra da hac niyetiyle telbiye getirdi. Diğer insanlar da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte hacca kadar bir umre yaptılar. Bazıları hedy kurbanı getirmiş bazıları da getirmemişti. Resulullah Mekke'ye geldiği zaman: "Hedy kurbanı bulunanlar haccını tamamlayana kadar ihram'dan çıkmasın, kurbanı bulunmayanlar ise Kabe'yi tavaf edip, safa ile Merve arasında sa'y ettikten sonra traş olup ihram'dan çıksın. Kurban bulamayanlar ise hac sırasında üç, evine döndükten sonra da yedi gün olmak üzere (toplam on gün) oruç tutsun" buyurdu. Resulullah Mekke'ye gelince tavaf etti. İlk önce (Hacerü'l-Esved) rüknünü istilam etti. Sonra ilk üç tavafı koşarak, kalan dört tavafı ise yürüyerek yaptı. Tavafı bitirince makam-ı İbrahim'de iki rekat namaz kıldı. Selam verip Safa'ya gitti. Safa ile Merve arasında yedi kez sa'y etti. Haccını tamamlayıp bayramın ilk günü kurbanını kesinceye kadar ihram yasaklarından hiç birini işlemedi. Daha sonra Kabe'yi tavaf etti. Artık ihram yasaklarının tamamı onun için helal hale gelmişti. Hedy kurbanı getiren herkes onun gibi yapmıştı.
Aişe r.anha şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hac yaptık. Bayram günü ifada tavafı yaptık. Safiye adet gördü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla birlikte olmak istedi. Ben: "Ey Allah'ın Resulü o adet gördü" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bizi burada alıkoyacak, dedi. "Ey Allah'ın Resulü o ifada tavafını yapmıştı" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarına: "Öyleyse haydi yola çıkın" buyurdu. Bir diğer rivayette Aişe (dediki): "Safiyye bayram günü bizimle ifada tavafı yaptı" demiştir.
Ebu Saîd el-Hudrî anlatıyor: Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize Deccal hakkında uzun bir konuşma yaptı. O'nun Sallallahu Aleyhi ve aşması kesinlikle engellenmiş olan Deccal, Medine civarındaki boş bir araziye gelecek. O gün onun karşısına insanların en hayırlısı çıkacak ve şöyle diyecek: "Ben kesinlikle şahidim ki, sen Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bahsettiği Deccal'sın!" Bunun üzerine Deccal çevresindekilere: "Ne dersiniz, ben şimdi bu adamı öldürüp sonra tekrar diriltirsem artık benim iddiamdan herhangi bir kuşku duyar mısınız?" der. Onlar da: "Asla kuşku duymayız!" diye cevap verirler. Bu konuşmanın ardından Deccal o adamı öldürür ve sonra diriltir. Adam da diriltilince şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, (senin yalancılığın hakkında) şu ana kadar hiç böylesine kesin bir inanca sahip olmamıştım!" Bunun üzerine Deccal: "Bu adamı yine öldüreceğim ve bir daha başıma iş açamayacak!" diye karşılık verecek." Tekrar; 7132. Bu konuyla ilgili diğer açıklamalar İçin bk. {Fitneler bölümü, 26. konu)
Ömer r.a.'in şöyle dua ettiği nakledilmiştir: "Allah'ım bana senin yolunda şehit olmayı nasip et, şehadet nimeti ile rızıklandır ve bana Resulünün şehrinde ölmeyi lutfet!"
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ramazan ayı girince göklerin kapıları açılır, cehennem'in kapıları kapatılır ve şeytanlar zincirlere vurulur."
Abdullah İbn Ömer, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Hilali gördüğünüzde oruç tutun ve hilali yeniden gördüğünüzde oruç tutmayı bırakın. Hava bulutlu olduğu zaman hilal'i göremezseniz o ay'ı hesaplayarak belirleyin!'' Tekrar: 1906, 1907
Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ramazan hakkında şöyle dediğini söylemiştir: "Kim (Allah'ın vaadine) inanarak ve sevabını Allah'tan umarak onda (Ramazan gecelerinde) namaz kılarsa geçmiş günahları bağışlanır".
Aişe r.anha rivayet etmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gece ortasında çıkarak mescitte namaz kıldı. Bazı kimseler de onun namazına uyup namaz kıldılar. Ertesi gün insanlar bundan bahsettiler. İkinci gece daha çok kimse toplandı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar. Ertesi gün yine insanlar bundan bahsettiler. Üçüncü gece mesciddekilerin sayısı daha da çoğaldı. Hz. Nebi çıkıp namaz kıldı, insanlar da onunla birlikte namaz kıldılar. Dördüncü gece olunca mescid o kadar doldu ki İnsanları almadı. Ancak Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabah namazına kadar çıkmadı. Sabah namazını kıldırınca insanlara döndü, şehadet getirdi sonra şunları söyledi: "Sizin yaptığınız bana gizli kalmadı. Ancak ben bu namazın size farz kılınmasından ve sonra da bu namazı kılamamanızdan korktum". Hz. Nebi, durum bu halde devam ederken vefat etti.
Ebu Hureyre r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Siz'den birinin bir kucak odun toplayıp sırtında taşıması, kendisine verecek ya da vermeyecek birinden bir şey dilenmesinden daha hayırlıdır."
Sehl İbn Sa'd r.a. şöyle demiştir: Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir bürde getirdi. (Sözün burasında Sehl) etrafındakilere: Bürde nedir bilir misiniz? diye sordu. Etrafındakiler: Evet, astarı bulunan kaftandır, dediler) Kadın: Ey Allah'ın elçisi! Ben senin giymen için bunu kendi ellerimle dokudum, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ihtiyacı olduğu için onu aldı. Bu kaftanı giyerek yanımıza çıktı. Orada bulunanlardan bir adam: Ey Allah'ın elçisi onu bana ver de ben giyeyim, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Tamam, dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) topluluğun içinde bir süre oturdu, sonra dönüp evine gitti. Kaftanı üzerinden çıkarıp katladı ve o adama gönderdi. Orada bulunanlar adama: Hiç de iyi bir şey yapmadın. Onun, isteyen bir kimseyi geri çevirmeyeceğini bildiğin halde ondan istedin, dediler. Adam: Vallahi ben bunu ölünce kefenim olsun diye istedim, dedi. Nitekim o elbise onun kefeni oldu.
İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem devrinde, yiyecek maddelerini götürü olarak (ölçüp tartmaksızın) satın alanların evlerine götürünceye dek satmamaları için dövüldüğünü gördüm.
Ebu Hureyre r.a.,Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Deve ve davarların memelerinde süt biriktirmeyin. Kim bu şekildeki bir deve veya koyunu satın alırsa, hayvanı sağdıktan sonra şu ikisinden birini seçme hakkına sahip olur: Dilerse hayvanı elinde tutar, dilerse hayvanı bir sa' hurma ile birlikte geri verir."
Abdullah İbn Ömer r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söyledi: "Olgunlaştığı belli oluncaya kadar ürünü satmayın. Yaş hurmayı kuru hurma karşılığında satmayın".
Zeyd İbn Sabit r.a., şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bundan sonra gerek yaş hurma ile gerek kuru hurma ile araya satımına izin verdi. Bundan başkasına izin vermedi.
Aişe r.anha şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Ebu Bekir r.a., Ben-i Dili kabilesinden yol rehberliği konusunda uzman bir kimseyi ücretle tuttular. Bu kişi, Kureyş dini üzere kafir biri idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Ebu Bekir bineklerini ona verdiler. Üç gece sonra Sevr mağarasında buluşmak üzere vaadleştiler. Üçüncü gecenin sonunda sabahleyin . bineklerini onlara getirdi.
Aişe r.anha "Aklım erdi ereli, annem ve babamın, İslam dini üzere olduğunu biliyorum" demiştir. Urve İbn Zübeyr'in naklettiğine göre Aişe r.anha şöyle demiştir: "Aklım erdi ereli, annem ve babamın, İslam dini üzere olduğunu biliyorum. Her gün sabah ve akşam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize uğrardı. Müslümanlar işkencelerle imtihan edildiği zaman Ebu Bekir Habeşistan'a hicret etmek üzere yola çıktı. Berkü'l-Ğimad isimli yere gelince, Kana kabilesinin reisi olan İbnü'd-Değine ile karşılaştı. İbnüd Değine ona, "Ey Ebu Bekir! Nereye gidiyorsun?" dedi. Ebu Bekir de, "Kavmim beni (yurdumdan) çıkardı. Ben de Rabbime kulluk edebileceğim bir yere seyahat etmek istiyorum" dedi. İbnüd Değine, "Senin gibi bir adam yurdundan çıkmaz, çıkarılamaz da. Çünkü sen, fakire yardım eder, akrabalık bağlarını gözetir, yaşlıların yükünü çeker, misafire ikram edersin, Allah'ın gönderdiği felaketlere karşı insanlara yardımcı olursun. Ben sana eman veriyorum. Geri dön, Rabbine kendi memleketinde ibadet et. Ebu Bekir geri döndü, İbnü'd-Değine ile birlikte yolculuk ettiler. (Mekke'ye varınca) İbnü'd-Değine müşriklerin çevresinde döndü ve onlara, "Ebu Bekir gibi bir kimse yurdundan çıkamaz, çıkarılamaz da. Fakire yardım eden, akrabalık bağlarını gözeten, yaşlıların yükünü çeken, misafire ikram eden, Allah'ın gönderdiği felaketlere karşı insanlara yardımcı olan bir kimseyi mi yurdundan çıkartıyorsunuz? Kureyş kabilesi onun Ebu Bekir için verdiği eman'ı kabul ettiler ve İbnü'd-Değine'ye şöyle dediler. "Ebu Bekir'e git, Rabbine ibadetini evinde yapsın. İstediği gibi namaz kılıp (Kur'an) okusun, fakat bununla bizi rahatsız etmesin, sesini yükseltmesin. Çünkü biz, onun, oğullarımızı ve kadınlarımızı etkileyip zihinlerini karıştırmasından endişe ediyoruz." İbnüd Değine söylenenleri Ebu Bekir'e iletti. Bunun üzerine Ebu Bekir, evinde Rabbine ibadet etmeye başladı. Artık evinin dışında başka bir yerde Namazını yüksek sesle kılmıyor, Kur'an'ını yüksek sesle okumuyordu. Daha sonra Ebu Bekir evinin bahçesinde bir mescit yaptı ve artık ortaya çıktı. Namazını orada kılıyor, Kur'an'ı orada kendi evinde okuyordu. Müşriklerin kadın ve çocukları büyük bir kalabalık teşkil edecek şekilde orada toplanıyor, onu hayretle izliyor ve büyük bir beğeniyle ona bakıyordu. Ebu Bekir (duygulu olduğu için) çok ağlayan, Kur'an okurken gözyaşlarını tutamayan bir kimse idi. Bu durum müşriklerin ileri gelenlerini rahatsız etti. İbnü'd-Değine'ye giderek, "Biz, Ebu Bekir'e, Rabbine evinde ibadet etmesi şartıyla eman vermiştik. O bu şartı çiğnedi, evinin bahçesinde bir mescit yaptı. Namazı açıktan kılıyor, Kur'an'ı açıktan okuyor. Biz, onun, çocuklarımızı ve kadınlarımızı bozmasından korkuyoruz. Isterse, sadece kendi evinde Rabbine ibadet etsin, ama bundan kaçınır da açıktan yapmayı sürdürürse verdiğin emanı geri iste. Biz, sana verdiğimiz sözü bozmayı uygun görmedik, fakat bu şekilde açıkça ibadet etmesini de kabul edemeyiz" dediler. Aişe (r.anha) devamla şöyle anlatır: Bunun üzerine İbnü'd-Değine Ebu Bekir'e gelerek: "Seninle hangi şartlarla anlaşma yaptığımızı biliyorsun. Dilersen o şartlara uyarak sadece evinde ibadet et, dilersen de verdiğim emanı geri ver. Çünkü ben, hiçbir arabın, benim vermiş olduğum emanı bozduğum şeklinde bir şeyi duymasını istemem" dedi. Ebu Bekir ona, "Emanını sana geri veriyorum ve Allah'ın emanına razıyım" dedi. O sırada Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de idi ve şöyle buyurdu: "Hicret edeceğiniz yer bana gösterildi. Kara taşlıklı, hurma ağaçlarının bulunduğu çorak bir yer gördüm." Bazı sahabiler, Resulullah'ın bu sözünden sonra Medine'ye doğru hicret etti. Habeşistan'a hicret edenlerin bazıları da dönüp Medine'ye hicret ettiler. Ebu Bekir de hicret hazırlıklarına başladı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Acele etme. Çünkü ben, bana da izin verilmesini umuyorum" buyurdu. Ebu Bekir, "Babam sana feda olsun, bunu umuyor musun?" dedi. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yol arkadaşlığı yapmak üzere gitmekten vazgeçti. İki binek devesini, dört ay boyunca akasya ağacı yaprağı ile besledi.
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Resuılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e borcu bulunan bir cenaze getirildiği zaman "Borcu için (techiz masraflarını) aşan bir mal bıraktı mı?" diye sorardı. Eğer borcunu karşılayacak kadar mal bıraktığı söylenirse onun cenaze namazını kılardı. Aksi halde, müminlere, "Arkadaşınızın namazını kılın" buyururdu. Fetihler artıp (mallar çoğalınca), "Ben, mu'minlere kendi nefislerinden daha yakınım. Bir müslüman borçlu olarak ölürse borcunu ödemek bana aittir. Mal bıraktığı zaman ise malı mirasçılarınındır" buyurmuştur. Tekra: 2398, 2399, 5371, 6731, 6745, 6763
Aişe r.anha'nın rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim sahipsiz bir araziyi imar ederse o kimse söz konusu arazide, diğerlerinden daha çok hak sahibi olur." Urve r.a., "Ömer, hilafeti sırasında bu şekilde hüküm vermiştir" demiştir.
Abdullah İbn Ömer r.a. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında iken, arazilerin kiraya verilebildiğini biliyordum" demiştir. Abdullah daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bilmediği yeni bir hüküm koymuş olmasından endişe ederek araziyi kiraya verme uygulamasından vazgeçmiştir.