Tam adı Ebû Hamza Enes b. Mâlik b. en-Nadr el-Ensârî'dir; Medine'nin Hazrec kabilesine bağlı Neccâroğulları'ndandır. Milâdî 612 yılı dolaylarında, hicretten yaklaşık on yıl önce doğdu. Annesi Ümmü Süleym, üvey babası ise Ebû Talha el-Ensârî'dir; her ikisi de tanınmış sahâbîlerdendir. Peygamber Medine'ye hicret ettiğinde annesi, verecek bir hediyesi olmadığını söyleyerek on yaşındaki oğlunu onun hizmetine sundu. Enes bu tarihten Resûlullah'ın vefatına kadar on yıl boyunca yanından ayrılmadı ve "Hâdimü'n-nebî" (Peygamber'in hizmetçisi) diye anıldı.
Bu uzun beraberlik sayesinde Hudeybiye Antlaşması, Hayber Seferi, Mekke'nin fethi, Huneyn Savaşı ve Vedâ haccı gibi pek çok önemli olaya tanıklık etti. Hz. Ebû Bekir döneminde Bahreyn'e zekât tahsildarı olarak gönderildi; İran cephesindeki seferlere katıldı ve kısa bir süre Basra valiliğinde bulundu. Sonraki yıllarda Basra'ya yerleşerek burada hadis ve fıkıh öğretti; şehirdeki ilim hayatının kurucu isimlerinden biri oldu.
Rivayet ettiği hadis sayısı 2.286 civarındadır; binden fazla hadis nakleden yedi sahâbî arasında üçüncü sırada yer alır. Uzun ömrü, çok sayıda talebe yetiştirmesine imkân verdi. Hicrî 93 (m. 711-712) yılında, yüz yaşını aşmış olarak Basra'da vefat etti ve bu şehirde ölen son sahâbî kabul edildi. Bazı kaynaklar ölüm yılını 91 veya 92 olarak da kaydeder.
Ailesi
Babası
Malik ibn Nadr
Annesi
Umm Sulaym bint Milhan
Kardeşleri
al-Bara' bin Malik
Çocukları
al-Nadr bin Anas bin Malik, 'Abdullah bin Anas bin Malik, Abu Bakr bin Anas bin Malik, Musa bin Anas bin Malik
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Bana Ebu'r-Rabî'Ez-Zehrânî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni îbni Zeyd, Sabit ile Abdulaziz b. Suheyb'den, onlar da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bize bu hadîsi Kuteybetü'bnu Saîd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni îbni Zeyd, Sabit ile Şuayb b. Hab Hâb'dan, onlar da Enes'den nakîen rivayet eyledi. H. Bize Kuteybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Katâde ile Abdulaziz'den, onlar da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Ubeyd El-Guberî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Ebu Osman'dan, o da Enes'den naklen rivayet eyledi. H. Bana Züheyr b. Harb dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Şuayb Habhâb'dan, o 'da Enes'den naklen rivayet eyledi. H. Bana Muhammed b. Rafi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem ile Ömer b. Sa'd ve Abdurrezzak toptan Süfyan'dan, o da Yunus b. Ubey'den, o da Şuayb b. Habhâb'dan, o da Enes'den naklen rivayet ettiler. Bu râvilerin her biri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onun Safiyye'yi azâd ettiğini ve azâd buyurmasını, ona mehir yaptığını rivayet etmişlerdir. Muâz'ın babasından rivayet ettiği hadîste; «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Safiyye ile evlendi de azâd buyurmasını ona mehir yaptı.» ifâdesi vardır
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen rivayet eyledi. Enes şöyle elemiş: Hayber günü ben Ebu Talha'nın terkisinde idim. Ayağım Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ayağına dokunuyordu. Hayberliler'in yanına güneş doğarken vardık. Hayvanlarını çıkarmışlar (kendileri de) baltaları, zenbilleri ve kürekleriyle dışarı çıkmışlardı. (Bizi görünce: Vay) Muhammed ile ordusu!., dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hayber harabdır! Biz bir kavmin beldesine indikmi tehdit edilenlerin sabahı kötü olur» buyurdular. Allah Azze ve Celle Hayberliler'i hezimete uğrattı. Dihye'nin hissesine güzel bir cariye düştü. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu beş kişi mukabilinde satın aldı. Sonra çekip çevirmek ve hazırlamak (Râvi demişki: Zannederim Enes şunu da söyledi) ve evinde istibra yapmak için onu Ümmü Süleym'e verdi. Bu câriye Safîyye bihti Huyeyy idi. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun düğün davetini kuru hurma, kuru süt ve yağ ile yaptı. Yer bir parça kazılarak düzeltildi; deri yaygılar getirilerek oraya yayıldı. Ve kuru süt ile yağ getirildi Halkın karnı doydu. Cemaat (birbirlerine): Bilmiyoruz acaba Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu kadınla evlendi mi, yoksa onu Ümmü veled mi yaptı? Şayet onu örttü ise, bu cariye onun karısı olmuştur. Örtmedi ise, cariye Ümmü veleddir; dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanına binmek isteyince Safiyye'yi örttü. Safiyye devenin arka tarafına oturdu. Cemaat da anladılar ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onunla evlenmiş Medine'ye yaklaştıkları vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanını sürdü. Biz de hayvanlarımızı sürdük. Derken (Adbâ) yirik kulak deve süredü. Ve hem Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hem de Safiyye yere düştüler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen kalkarak Safiyye'yi örttü. Kadınlar bunu görmüşlerdi Allah yahudi kadınını ırak eylesin, dediler. Râvi demişki: Ben (Enes'e) ya Ebâ Hamza! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) düştü mü? diye sordum, Enes: — îyvallah! Hakikaten düşdü; cevâbını verdi
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dedikî): Bize Süleyman, Sâbit'ten, o da Enes'âen naklen rivayet eyledi. H. Bana bu hadîsi Abdullah b. Hâşim b. Hayyân da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğira, Sâbit'ten rivayet etti. (Demişki): Bize Enes rivayet eyledi. (Dediki): Safiyye taksimde Dihye'ye düştü. Cemaat onu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında medh etmeye ve: Esirler içinde onun gibisini görmedik, demeye başladılar. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Dihye'ye haber gönderdi. Ve Safiyye'ye bedel ne isterse verdi. Sonra Safiyye'yi anneme teslim ederek : «Bunu çek çevir!» buyurdu. Bilâhare Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber'den çıktı. Hayber'i arkasında bıraktığı vakit konakladı. (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Sonra Safiyye'nin üzerine çadır kurdu. Sabaha çıkınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kimin yanında fazla yiyecek varsa onu bize getirsin!» buyurdular. Artık kimi hurmanın, kimi kavrulmuş unun fazlasını getirmeye başladılar. Hattâ bundan bir karıştırma yığını yaptılar. Ve bu karıştırmadan yemeğe, yanıbaşlarındaki yağmur suyundan birikmiş havuzlardan da su içmeye başladılar. Sabit demiş ki: Müteakiben Enes şunu söyledi: işte bu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Safiyye için düğün daveti oldu. Sonra yola revan olduk. Medine'nin duvarlarını görünce ona olan iştiyakımız arttı da hayvanlarımızı sürdük. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de hayvanını sürdü. Safiyye arkasindaydı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu terkisine almıştı. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hayvanı sürçtü. Ve hem kendisi hem Safiyye yere düştüler. Halkdan ne Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, ne de Safıyye'ye bakan hiç bir kimse yoktu. Nihayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalkdı da Safiyye'yi örttü. Müteakiben biz yanına geldik. (Bize) : «Bîr şeyimiz yok!» dedi. Az sonra Medine'ye girdik. Hemen Medine'nin genç kadınları dışarı çıktılar. Safiyye'yi birbirlerine gösteriyor. Onun yere düşmesine seviniyorlardı
Enes demişki : Ben Zeyneb'in düğün davetinde de bulundum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) halkı ekmek ve etle doyurdu. Beni cemâati çağırmak için gönderiyordu. Bu iş bitince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı. Ben de kendisini takib ettim. (Davetlilerden) iki kişi muhabbete dalmış dışarı çıkmamışlardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarının yanına uğruyor, her birine selâm vererek : — «Selâm sîze! Nasılsınız ey ehl-i beyt?» diyor, onlar da: ----iyiyiz yâ Resulallah! Aileni nasıl buldun? diye soruyorlardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «iyi buldum!» diyordu. Bu işi bitirdikten sonra geri döndü. Ben de onunla beraber döndüm. Kapıya varınca baktı ki, o iki adam hâlâ orada... Muhabbete dalmışlar. Onun döndüğünü görünce kalkıp çıktılar. Vallahi bu adamların çıktıklarını ona benmi haber verdim yoksa bu hususta vahi mi indi bilmiyorum. Hâsılı Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) döndü. Ben de onunla beraber döndüm. Ayağını kapının eşiğine koyunca benimle kendisi arasına perde çekti. Allah Teâlâ da şu âyeti indirdi : «Nebiin evlerine gitmeyin! Meğerki size izin verilmiş ola!., [ Ahzab 53 ]
Bize Muhammed b. Hatim b. Meyraun rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Rafi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'n-Nadr Hâşim b. Kasım rivayet eyledi. Behz ile Hâşim ikisi birden demişlerki : Bize Süleyman b. Muğira, Sabit'ten, o da Enes'den naklen rivayet eyledi. Bu hadîs Behz'indir. (Demişki): Zeyneb'in iddeti bitince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zeyd'e : «Onu bana iste!» buyurmuş. Zeyd gitmiş. Zeyneb'e vardığında onu hamurunu mayalarken bulmuş. Zeyd şöyle demiş: Zeyneb'i görünce kalbimde büyüdü. Hattâ Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini istedi diye yüzüne bile bakamadım da ona sırtımı çevirdim. Ve ters döndüm. Sonra : — Yâ Zeyneb! (Beni) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seni istemeye gönderdi, dedim. Zeyneb : — Rabbimden emir almadıkça ben bir şey yapamam, diyerek kalktı namazgahına gitti ve Kur'ân indi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek Zeyneb'in yanına izinsiz girdi. Vallahi öyle halimizi gördüm ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güneş yükseldiği zaman bîze ekmek ve et yedirdi. Müteakiben halk dışarı çıktı. Yemekten sonra evde birkaç kişi kalmış konuşuyorlardı. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de çıktı. Ben kendisini takib ettim. Kadınlarının hücrelerini dolaşarak onlara selâm veriyor, onlar da kendisine : — Yâ Resulallah! Aileni nasıl buldun? diye soruyorlardı. Bilmiyorum cemâatin evden çıktıklarını ben mi ona haber verdim; yoksa o mu bana haber verdi. Bunun üzerine giderek eve girdi. Ben de onunla beraber girmek üzere gittim. Ama benimle kendi arasına perde çekti ve tesettür âyeti indi. Halka (bu âyetlerde) alabildiğine vaz edildi. ibni Râfi' kendi hadîsinde: «Allah hakkı söylemekten utanmaz» âyet-i kerîmesine kadar şu âyeti ziyade etti: «Nebiin hanelerine girmeyin! Meğerki size pişmesini beklememek şartıyla yemeğe kalmaya izin verilmiş ola.»
Bize Ebu'r-Ram' Ez-Zehrâni ile Ebu Kâmil Fudayl b. Hüseyin ve Kuteybetü'bnu Saîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammâd yâni ibni Zeyd, Sabit'ten, o da Enes'den naklen rivayet eyledi. (Ebu Kâmil'in rivayetinde: Enes'den işittim ifadesi vardır.) Enes şöyle demiş: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarından hiç birine Zeyneb için yaptığı kadar düğün daveti yaptığını görmedim. Çünkü (o davette) bir koyun kesmişti. Ebu Kâmil: (Kadınlarından hiç birine) ifâdesinin yerine (hiç bir şeye) tâbirini kullanmıştır.
Bize Muhammed b. Amr b. Abbâd b. Cebele b. Ebi Revvâd ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed yâni ibni Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdülaziz b. Suhayb'den rivayet eyledi. (Demişki): Ben Enes b. Mâlik'i şunu söylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarından hiç biri için, Zeyneb'e yaptığı düğün davetinden daha çok yahut daha üstün davet yapmamıştır.» Sâbit-i Bünânî, Enes'e: «Ney ile davet yaptı?» diye sormuş. Enes (Radiyallahu anh): Davetlilere ekmek ve et yedirdi. Hatta (bitiremedilerde) bıraktılar bile demiş.
Bize Yahya b. Habîb El-Hârisi ile Âsim b. Nadr El-Teymî ve Muhammed b. Abdilâlâ hep birden Mu'temir'den rivayet ettiler. Lâfız ibni Habib'indir. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan işittim. (Dediki): Bize Ebu Rîiclez, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet eyledi. Enes şöyle demiş : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Zeyneb binti Cahş ile evlendiği vakit cemaatı davet etti de yemek yediler. Sonra oturup sohbet ettiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sanki kalkmağa hazırlanırmış gibi yaptı, fakat cemaat kalkmadılar, Bımu görünce Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı O kalkınca cemaatdan bazıları da kalktılar.» Âsim ile ibni Abdilâlâ kendi hadîslerinde «Üç kişi oturup kaldılar.» demişlerdir. «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içeriye girmek için geldi. Bir de baktı ki, cemaat oturuyorlar. Sonra onlar da kalkıp gittiler. Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek cemaatın gittiklerini haber verdim. Bunun üzerine geldi ve içeri girdi. Ben de içeriye girmeye hazırlandım ama Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi ile benim arama perdeyi çekti. Allah (Azze ve- Celle) hazretleri de; (Ey îman edenler! Nebiin hanelerine girmeyin. Meğer ki size pişmesini beklememek şarfıyle yemeğe kalmaya izin verilmiş ola!) âyet-i kerîmesini (Şüphesiz ki, böyle yapmamz Allah indinde büyük günahdır.) kavli kerimine kadar inzal buyurdu.
Bana Amru'n-Nâkid rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkub b. ibrahim b. Sâd rivayet eyledi. (Dediki): Bize babam, Salih'ten rivayet etti. ibni Şihâb demiş ki, Enes b. Mâlik şunu söyledi: «Ben tesettür (hicab) âyetinin sebebi nüzulünü en iyi bilen bir insanım. Ubeyyü'bnü Ka'b onu bana soruyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zeyneb binti Cahş'a zifafa girerek sabahladı. Onunla Medine'de evlenmişti. Güneş yükseldikten sonra halkı yemeğe davet etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturmuştu. Cemaat kalkıp gittikten sonra bir takım adamlar onunla beraber oturup kaldılar. Nihayet Resulullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalkarak yürüdü. Onunla beraber ben de yürüdüm. Hattâ Aişe'nin hücresi kapısına kadar vardı. Sonra kalan cemaatın çıktıklarını tahmin ederek geri döndü. Onunla birlikte ben de döndüm. Bir de baktı ki cemaat hâlâ yerlerinde oturuyorlar. Bunun üzerine tekrar döndü. Ben de döndüm. Aişe'nin hücresine kadar vardı. Ve yine geri döndü. Ben de döndüm. Bir de baktık cemaat kalkıp gitmişler. Müteakiben ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benimle kendisi arasına perde çekti. Allah Teâlâ da tesettür (hicab) âyetini indirdi.»
Bize Kuteybetu'bnu Saîd rivayet etti, (Dediki): Bize Ca'fer yâni îbni Süleyman, Ebu Osman Ca'd'dan, o da Enes b. Mâlik'ten naklen rivayet eyledi, Enes şöyle demiş : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} evlenerek ailesinin yanına girdi. Bu münasebetle annem Ümmü Süleym hurma karıştırması yaparak onu bir çanağa koydu ve (bana) : — Ya Enes! Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götür de deki: Bunu sana annem gönderdi. Sana selâm ediyor ve: Bu hediyye bizden sana azdır ya Resulullah! diyor. — Ben karıştırmayı ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürerek: Annem sana selâm ediyor ve: Bu hediyye bizden sana azdır ya Resulâllah! diyor, dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; — «Bırak onu!» buyurdu, sonra: — «Git bana filânı, filânı, filânı ve rastladıklarını çağır!» diyerek bir takım adamların isimlerini verdi. Ben de isimlerini verdiği zevat ile rastladıklarımı çağırdım.» Ebu Osman demişki: «Adediniz kaç idi?» diye sordu. — Üçyüz kadardı, cevabını verdi. Enes (Radiyallahu anlı) sözüne devamla şunları söylemiş) «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ya Enes! Şu tası getîr!» buyurdu. Derken davetliler içeriye girdiler. Hattâ sofa ile oda doldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onar onar herkes halka olsun ve herkes önüne konan yemekten yesin!» buyurdular. Bu minval üzere cemaat yemek yediler ve doydular. Bir taife çıktı başka taife girdi. Bu suretle herkes yemek yedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana : «Kaldır (sofrayı) ya Enes!» dedi, ben de kaldırdım. Ama (tastaki yemek) sofraya koyarken mi daha çoktu yoksa kaldırırken mi? bilemiyorum. Davetlilerden bazıları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evinde oturup muhabbete daldılar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) oturmuş zevcesi ise yüzünü duvara dönmüştü. Bu zevat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sakillik etmişlerdi, Bu sebeble Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dışarıya çıkarak kadınlarına selâm verdi. Sonra döndü. Oturanlar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in döndüğünü görünce ona sakillik ettiklerini anladılar. Ve hemen kapıya koşarak hepsi birden çıktılar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi ve perdeyi indirerek içeri girdi. Odada ben oturuyordum. Az sonra beni de çıkardı. Ve şu âyet nazil oldu: «Ey îman edenler! Nebinin hanelerine girmeyin. Meğerki size pişmesini beklememek şartıyla yemeğe kalmaya izin verilmiş ola! Ama çağrılırsanız içeriye girin! Yemeği yediniz mi hemen dağılın. Muhabbete dalıp kalmayın. Şübhesiz ki, böyle yapmanız Nebi'ye eza veriyordu, ila ahir...» [Ahzab 53 ] Bunun üzerine Resulullah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) dışarıya çıkarak bu âyetleri halka okudu. Ca'd demiş ki: «Enes b. Mâlik : Bu âyetleri en evvel gören benim; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'in kadınları da örtündüler dedi.»
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, Hâlid'den, o da Ebu Kılâbe'den, o da Enes h. Mâlik'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş : «Bir adam bakire kızı dul kadının üzerine alırsa onun yanında yedi gece kalır. Dulu bakirenin üzerine alırsa yanında üç gece kalır.» Hâlid demişki: «Enes bu hadîsi merfu' olarak rivayet etmiştir desem doğru söylemiş olurum. Lâkin o: Sünnet böyledir, dedi.»
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân. Eyyub ile Hâlid-i Hazzâ'dan, onlar da Ebu Kılâbe'den. o da Enes'den naklen haber verdi. Enes (Radiyallahu anh): «Evlenen bir kimsenin bakire olan karısının yanında yedi gece kalması sünnettendir.» demiş. Hâlid: «İstesem: Enes bu hadîsi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ref etti, derdim.» demiş.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbetü'bnü Sevvâr rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğîre, Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dokuz zevcesi vardı. Bunlar arasında kasim yaptığı zaman ilk kadın'a ancak dokuzuncudan sonra varırdı. Zevceleri her gece onun geleceği evde toplanırlardı. Bir defa Aişe'nin evinde bulunuyormuş. Derken Zeyneb gelmiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona elini uzatmış. Aîşe (Radiyallahu anha): O Zeynebtir, demiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de elini çekmiş. Müteakiben iki kadın atışmaya başlamışlar, o derece ki sesleri birbirine karışmış. Bu sırada ezan okunmuş. Ebu Bekr bu gürültünün yanından geçerek kadınların seslerim işitmiş ve : — Yâ Resulâllah namaz'a çık! Onların da ağızlarına toprak saç! demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkmış. Arkasından Âişe: Şimdi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını bitirir. Ve Ebu Bekr gelerek bana yapacağını yapar; demiş. (Filhakika) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını bitirdiği vakit Ebu Bekr Âişe'nin yanına gelerek kendisine ağır lâf söylemiş: «Sen böyle mi yapıyorsun?» demiş.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, Yûnus'dan, o da İbni Sîrîn'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş: «Şehirlinin kardeşi veya babası da olsa bedevî namına satış yapması bize yasak edildi.» 22 - (1523).
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Ebî Adiy, İbni Avn'dan, o da Muhammed'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. H. Bize İbni Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz rivayet îtti. (Dediki): Bize İbni Avn, Muhammed'den rivayet etti. (Demişki): Enes b. Mâlik şunu söyledi: «Şehirlinin bedevî nâmına satış yapması bize yasak edildi.»
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybe b. Saîd ve Muhammed b. Ubeyd el-Guberî rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı; Ötekiler: Bize Ebû Avane, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti; dediler. Enes şöyle demiş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Eğer bir müslüman bir ağaç diker yahut ekin eker de, ondan bir kuş veya insan yahut hayvan yerse, bundan dolayı ona mutlaka sadaka olur.» buyurdular. 13 - (1553).
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Müslim b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ebân b. Yezîd rivayet etti. (Dediki): Bize Katade rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik rivayet ettiki, Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ensârdajı bir kadın olan Ümmii Mübeşşir'in bir hurmalığına girdi de: «Bu hurmaları kim dikti? Müslüman mı, kâfir mi?» diye sordu. — Müslüman (dikti) dediler. Râvi yukarıkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bise Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve Alî b. Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail b. Ca'fer, Humeyd'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kemâle gelmedikçe hurmanın yemişini satmaktan nehî buyurmuş. (Râvi Humeyd demişki:) Bunun üzerine biz Enes'e: Yemişin kemâli nedir? diye sordu. Enes: — Kızarması ve sararmasıdır. Ne dersin; Allah yemişi vermeyiverirse, din kardeşinin malını kendine ne ile helâl kılarsın? dedi.
Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Mâlik, Humeyd-i Tavil'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) meyveyi kemâl buluncaya kadar satmaktan nehî buyurmuş. (Oradakiler Enes'e) : — Kemâl bulmak nedir? diye sordular. Enes : — Kızarmasıdır; dedi ve şunu ilâve etti: Allah meyveyi vermezse dîn kardeşinin malını kendine ne ile helâl kılacaksın?
Bana Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülazîz b. Muhammed, Humeyd'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah o hurmalığa yemiş vermezse bir hanginiz dîn kardeşinin malını kendine ne ile helâl kılar?» buyurmuşlar. İzah için 1554t1 ‘e gitmeniz gereliyor! Bunun
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe b. Saîd ve Alî b. Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail yâni İbni Ca'fer, Humeyd'den rivayet etti. (Demişki): Enes b. Mâlik'e haccamın kazancı soruldu da şunları söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kan aldırdı. Ondan Ebû Taybe kan aldı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona iki ölçek zahire verilmesini emir buyurdu. Sahipleri ile de konuştu; onlar da haracının bir kısmını indirdiler. Ve Resûlullaıh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «(Kan hareketinden dolayı) Kendisiyle en iyi tedavi gördüğünüz şey hacâmettir; yahut : Hacâmet sizin en iyi ilâçlarınızdandır.» buyurdular.
Bize Ahmed b. Hasen b. Hırâş rivayet etti. (Dediki): Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Humeyd'den rivayet etti. Humeyd şöyle demiş: Enes'i şunu söylerken işittim : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim haccâm bir (âzâdlı) kölemizi çağırdı da kan aldırdı; ve kendisine bir ölçek yahut bir veya iki müdd (zahire) verilmesini emir buyurdu. Hem onun hakkında konuştu. Bu sebeple kölenin vergisi hafifletildi. İzah için 1202 nolu sayfanın devam sayfasına gitmeniz gerekiyor!
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey', Humeyd'den, o da Sâbit'den, o da Enes'den naklen haber verdi. H. Bize İbni Ebî Ömer de rivayet etti. Bu lâfız onundur. (Dediki): Bize Mervân b. Muâviye El-Fezârî rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bana Sabit, Enes'den naklen rivayet etti ki, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), iki oğlunun arasında götürülen bir ihtiyar görerek: «Buna ne olmuş?» diye sormuş. — Yürümeyi nezretmiş, demişler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz ki Allah bu adamın kendini azâb etmesinden müstağnidir.» buyurmuş ve (hayvana) binmesini emretmiş.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî ile Ebû Bekir b. Ebi Şeybe, ikisi birden Hüşeym'den rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. (Dediki): Bize Hüşeym, Abdulâzîz b. Suheyb ile Humeyd'den, onlar da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi ki, Ureyne (kabilesin) den bazı kimseler Medine'ye Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelmişler, fakat havasını ağır bulmuşlar. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendilerine: «Dilerseniz zekât develerinin yanına çıkın da onların sütlerinden ve bevillerinden için!» buyurmuş. Onlar da bunu yapmış ve düzelmişler. Sonra çobanlara hücum ederek onları öldürmüşler ve İslâm'dan dönmüşler. Resülullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in develerini de sürüp götürmüşler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duyarak hemen arkalarından adam göndermiş. Ve Ureyneliler getirilmiş. O da onların ellerini, ayaklarını kesmiş; gözlerini oymuş; ve onları ölünceye kadar Harra'da bırakmış.
Bize Ebû Ca'fer Muhammed b. Es-Sabbâh ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. (Dediki): Bize İbni Uleyye, Haccâc b. Ebî Osman'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Kılâbe'nin âzâdlısı Ebû Recâ', Ebû Kılâbe'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Enes rivayet etti ki, Ukl (kabilesin) den sekiz kişi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek İslâm üzerine ona bey'at etmişler. Fakat o yerin havası kendilerine ağır gelmiş, vücutları hastalanmış. Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyet etmişler. O da : «Bizim çobanlarla develerinin yanına çıkarak bevillerinden, sütlerinden içmez misiniz?» buyurmuş. — Hay hay! demişler; ve çıkarak develerin bevllerinden, sütlerinden içmişler de düzelmişler. Arkacığından çobanı öldürerek develeri sürmüşler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duymuş. Hemen izlerinden adam göndermiş; ve yakalanarak getirilmişler. O da emir buyurmuş ve elleri, ayakları kesilmiş; gözlerine mil çekilmiş. Sonra güneşe atılmışlar; nihayet ölmüşler. İbni. Sabbâh kendi rivayetinde: «Develeri birbiri ardınca sürdüler.» Bir de: «Gözleri çivilendi.» dedi.
Bize Hârûn b. AbdiIIâh rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Eyyûb'dan, o da Ebû Kılâbe'nin âzâdlısı Ebû Recâ'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ebû Kılâbe şunları söyledi: Bize Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Ukl (kabilesin) den yahut Ureyne'den bir cemaat geldi. Fakat Medine'nin havası onlara ağır geldi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de kendilerine sütlü develeri tavsiye ederek onların bevllerinden ve sütlerinden içmelerini emir buyurdu. Hz. Enes, Haccâc b. Ebî Osman'ın hadisi gibi rivayette bulunmuş: «Gözlerine de mil çekildi ve Harraya bırakıldılar; su istiyorlar; fakat kendilerine su verilmiyordu.» demiştir.
Bize EI-Hasen b. Ebî Şuayb El-Harrânî de rivayet etti. (Dediki): Bize Miskin —ki İbni Bükeyr El-Harrânî'dir— rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâi haber verdi. H. Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Darimî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Yûsuf, Evzâî'den, o da Yahya b. Ebi Kesîr'den, e da Ebû Kılâbe'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Ukl (kabilesin) den sekiz kişi geldi...» Enes yukarıkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuş; ve hadîste: «Onları dağlamadı.» cümlesini ziyade etmiştir.
Bize Harun b. Abdillâh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik b. İsmail rivayet etti. (Dediki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize Simâk b. Harb, Muâviye b. Kurre'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Urayne'den birkaç kişi gelerek müslüman oldular; ve ona bey'at ettiler. Medine'de mûm —ki bir sam hastalığıdır— vâki' olmuştu... Sonra yukarıkilerin hadîsi gibi nakletmiş; şunu da ziyâde eylemiştir: «Yanında Ensârdaiı yirmiye yakın genç vardı. Bunları onlara gönderdi. Beraberlerinde onların izlerini araştıracak bir de izci gönderdi.»
Bize Heddâb b. Hâlid rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize Katade Enes'den rivayet etti. H. Bize İbni Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülalâ rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd, Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Hemmâm'ın hadîsinde: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Urayneden bir cemaat geldi.» ibaresi; Saîd'in hadîsinde ise: «Ukl ve Urayneden» kaydı vardır. Hadis, yukarıkilerin hadisi tarzındadır.
Bana El-Fadl b. Sehl El-A'rac da rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Gaylân rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey, Süleyman Et-Teymî'den, o da Enes'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların gözlerini oydu; çünkü onlar çobanların gözlerini oymuşlardı.