Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensar'dan bir kadına: "Bizimle hac yapmana engel olan şey nedir?" diye sordu. Kadın şöyle dedi: Bizim bir devemiz vardı. Falan ve oğlu (yani kocam ve oğlum) o deveye bindiler. (Kocam) geriye su taşıdığımız şu deveyi bıraktı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Öyleyse Ramazan gelince Ramazanda umre yap. Çünkü Ramazan'da bir umre bir hacdır". Tekrar: 1863
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle dedi: Hz. Nebi ve onunla birlikte ashabı hac için telbiye getirdiler. Hz. Nebi ve Talha'dan başka yanında hedy kurbanı olan yoktu. Ali, yanında hedy kurbanı ile birlikte Ye-men'den geldi ve "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem neye niyet ettiyse ben de ona niyet ettim" dedi. Hz. Nebi, yanında hedy kurbanı bulunanlar dışında ashabının hac yerine umre yapmalarına, Kabe'yi tavaf ettikten sonra tıraş olarak ihramdan çıkmalarına izin verdi. Bunun üzerine ashab "erkeklik organımızdan meni akar olduğu halde Mina'ya mı gideceğiz!" dediler. Hz. Nebi'e bu soz ulaşınca o şöyle buyurdu: "Böyle olacağını daha önceden bilseydim yanımda hedy kurbanı getirmezdim. Yanımda hedy kurbanı olmasaydı ihramdan çıkardım". Aişe (r.anha) adet gördüğü halde, Kabe'yi tavaf etmek dışında hac ile ilgili fiillerin tümünü yerine getirdi. Temizlenip de tavaf yaptıktan sonra: "Ey Allah'ın Resulü! Siz hem umre hem de hac yapmış olarak dönerken ben yalnızca hac yapmış olarak mı döneceğim?" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Aişe r.anha'nin kardeşi) Abdurrahman İbn Ebu Bekir'e Aişe r.anha ile birlikte Ten'im'e gitmesini emretti. Hz.Aişe, hacdan sonra Zilhicce ayında umre yaptı. Süraka İbn Cu'şum, şeytan taşladığı sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştı ve ona "bu yalnızca size mi özgü ey Allah'ın Resulü?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hayır. Sonsuza kadar (bütün insanlar) için."
Safvan îbn Ya'la İbn Ümeyye babasından şunu nakletmiştir: Nebimiz Ci'rane'de iken bir adam geldi, üzerinde güzel koku (yahut kokunun sarı izi) görülen bir cübbe vardı. Adam: Umre'de ne yapmamı emredersin, diye sordu. Bunun üzerine Allah, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e vahiy indirdi, vahiy gelirken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzeri örtüldü. Ben, Hz.Nebi'e vahiy indirilirken onu görmek istiyordum. Bu sebeple Ömer; "Gel. Hz.Nebi'e vahiy indirildiğinde onu görmek istiyor musun?" dedi. Ben "evet" dedim. Hz. Nebi'in üzerindeki örtünün bîr bölümünü açtı. Baktığımda küçük deve yavrusunun sesi gibi ses geliyordu. Vahyin yol açtığı durum ortadan kalktığında Hz. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Umreyi soran kişi nerede? Üzerinden cübbeni çıkar. Güzel kokuyu yıka, sarı rengi gider. Hacda ne yapıyorsan umrede de onu yap'' buyurdu.
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı iken kan aldırdı. Tekrar: 1938, 1939, 2103, 2278, 2279, 5691, 5694, 5695, 5699
Safvan İbn Ya'la babasından şunu rivayet etmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İle birlikte idik. Üzerinde sarı rengin izi bulunan bir cübbesi olan bir adam geldi. Ömer bana: "Hz.Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e vahiy indirilirken onu görmeyi ister misin?" diye sordu. Ona vahiy indirildi, sonra vahyin ağırlığı gidince şöyle buyurdu: "Haccında yaptığını umrende de yap".
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hacdan dönünce ensardan Ümmü Sinan adlı kadına "sen neden hac yapmadın, ne gibi bir engelle karşılaştın?" diye sordu. Kadın: "(Kocasını kastederek) Ebu fülan engel oldu. Onun iki devesi vardı. Birine binip hacca gitti. Diğerini ise bir arazimizi sulamada kullanıyoruz". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına: "(Öyleyse Ramazan'da umreye git) Çünkü Ramazanda bir umre benimle birlikte hac yapmak yerine geçer."
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala şöyle buyurdu: Oruç dışında insanların işlemiş olduğu bütün amelleri kendileri içindir. Oruç ise benim içindir ve onun karşılığını bizzat ben veririm. Oruç bir kalkandır, içinizden biri oruçlu olduğu gün oruca uygun olmayan işler yapmasın ve bağırıp çağırarak kavga etmesin! Eğer birisi kendisine söverse veya kendisi ile kavga etmeye yeltenirse 'Ben oruçluyum' desin! Canımı elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki oruçlunun ağzının kokusu Allah katında misk'in kokusundan daha güzel kokar. Oruçlunun iki sevinç anı vardır: Orucunu açtığı zaman iftar vaktinde sevinir ve Rabbine kavuştuğu zaman tuttuğu oruç dolayısıyla sevinç duyar."
Abdullah bin Amr r.a. şöyle demiştir: Benim peşpeşe (sürekli) oruç tuttuğum ve geceleri namaz kıldığım Hz. Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem iletilmiş. Ya o bana haber gönderdi yahut da ben onunla karşılaştım. Bana şöyle dedi: "Senin sürekli oruç tutup, iftar etmediğin ve sürekli namaz kıldığın bana iletilmedi mi zannediyorsun? (Böyle yapma). Bazen oruç tut, bazen bırak. Bazen namaz kıl, bazen uyu. Çünkü gözlerinin senin üzerinde payı vardır. Nefsinin senin üzerinde payı vardır. Ailenin senin üzerinde payı vardır". Ben: "Ben bundan daha fazlasını yapabilecek güçteyim" dedim. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Öyleyse Davud (A.S.)'ın orucundan tut" buyurdu. Ben: "O nasıldır?" diye sordum. Hz. Nebi: "Davud bir gün oruç tutar, bir gün bırakırdı. Düşmanla karşılaştığında kaçmazdı". Ben: "Ben kim bu mertebe kim ey Allah'ın Nebisi!" dedim. (Ravi:) Ata dedi ki: 'Tüm ömrü oruçla geçirme hakkında ne dedi bilmiyorum". Nebi s.a.v. iki kere şöyle buyurdu: "Tüm ömrünü oruçla geçiren kişinin orucu yoktur".
Ubeyd İbn Umeyr şunu söylemiştir: Ebu Musa el-Eş'arî, Ömer r.a.'in yanına girmek için izin istedi. Ömer meşgul olduğu için izin vermedi. Bunun üzerine Ebu Musa geri döndü. Ömer işini bitirince "Abdullah İbn Kays'ın (Ebu Musa'nın) sesini duymadım mı? Ona izin verin de gelsin" dedi. Kendisine Ebu Musa'nın geri döndüğü söylendi. Ömer, Ebu Musa'yı çağırdı. Ebu Musa "bize böyle yapmamız emredilirdi" dedi. Ömer: "Buna dair bana şahit getir" dedi. Ebu Musa, ensarın oturduğu meclise gelerek onlara bunu sordu. Ensardan orada oturanlar "buna bizim en küçüğümüz olan Ebu Said el-Hudrî bile şahitlik eder" dediler. Ebu Musa, Ebu Said'i yanında götürdü. (Ebu Said, Ebu Musa'nın söylediğinin doğru olduğuna şahitlik etti). Ömer: "Resulullah'ın bu emri bize gizli mi kaldı? Çarşı pazarda alış-veriş yapmak (yani ticaret için çıkmak) beni oyaladı" dedi. Tekrar: 6245, 7353.
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: Bir adam, kendisinin ölümünden sonra kölesini hür kıldı. Daha muhtaç hale geldi. Hz.Nebi, onun kölesini alarak "Bunu kim benden satın alır?" buyurdu. Nuaym İbn Abdullah bunu belirli bir paraya satın aldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de köleyi ona verdi. Tekrar: 2230, 2231, 2403, 2415, 2534, 6716, 6947, 7186
Cabir r.a. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem), meyve olgunlaşıncaya kadar satımını yasakladı. Meyveden hiçbir şey altın ve gümüşten başka bir şey karşılığında satılamaz. Ancak araya hariç.
Cabir İbn Abdullah r.a. Mekke'nin fethedildiği yıl Resulullah'ı şöyle buyururken işitmiştir: "Allah, şarab’ın, murdar hayvanın, domuzun ve putların satılmasını haram kılmıştır." Bu sırada bir kimse Hz. Nebi'e, "Ey Allah'ın Resulül Murdar hayvanın yağı gemi cilalanmasında, deri yağlanmasında ve aydınlanmada kullanılıyor, buna ne dersiniz?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Hayır, bu haramdır. Allah yahudilere lanet etsin. Allah iç yağını haram kıldığı zaman erittiler, sattılar ve bedelini yediler" buyurdu. Tekrar: 4296, 4633 Diğer tahric: Tirmizî, Buyu’; Müslim, Müsakat
Ya'la İbn Ümeyye r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk gazvesinde bulundum. Bu savaş, benim için en sağlam amellerden biri olmuştur. O sırada benim bir hizmetçim (işçim) vardı. O, birisi ile kavga etti. Biri diğerinin parmağını ısırdı. ısırılan kişi parmağını çekti, bu sırada diğerinin dişi kırıldı ve düştü. Dişi kırılan kimse Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip durumu arzetti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona diyet ödenmeyeceğine karar verdi ve "Adam elini senin ağzında bıraksaydı da sen onu yeseydin öyle mi" buyurdu. Ravi, "zannediyorum, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "erkek devenin yediği gibi" ifadesini de kullanmıştı" demiştir.
Abdullah İbn Ebi Müleyke de, dedesinden aynı şekilde bir olayı şöyle nakletmiştir: Bir kimse diğerinin elini ısırmıştı. ısıranın dişi kırılmıştı. Ebu Bekir r.a. bu dişten dolayı diyet ödenmeyeceğine hükmetmiştir.
Cabir r.a. şöyle anlatır: İnsanlar, (mahsülün) üçte biri, dörtte biri veya yarısı karşılığında müzarea akdi yapıyordu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Kimin arazisi varsa ya kendisi eksin ya da ücretsiz olarak versin. Böyle yapmazsa ekmeden beklesin" buyurmuştur. Tekrar: 2632
Ebu Hureyre r.a.'in rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Arazisi bulunan kimse ya eksin ya da ekmesi için başkasına ücretsiz olarak versin. Bunu yapmak istemezse arazisini boş bekletsin."
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, muhabera, muhakale, müzabene yoluyla satışı ve kızarıp tatlanmadan önce meyvelerin satımını yasaklamıştır. Bunların, ancak dinar ya da dirhem karşılığında satılmasını emretmiştir. Fakat bu hükümden sadece ariyye satışı müstesnadır.
Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle nakleder: Bir kimse kölesini müdebber kılmıştı. (Daha sonra bu kimse fakir düşmüştü.) Bunun üzerine Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), "Bu köleyi kim benden satın alır?" buyurdu. Ardından Nuaym köleyi satın aldı. Resulullah bedelini teslim alıp adama geri verdi.
Cabir ve Abdullah bin Abbas r.a.'dan rivayet edilmiştir: Hz. Nebi ve ashabı, Zilhicce ayının dördünıcü gecesi sabahı gelip yalnızca hac için ihrama girdiler. Oraya vardığımızda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize umre yapmamızı ve hanımlarımızla ilişkiye girmemizi emretti. Rasulullah'ın bu emri hemen etrafa yayıldı. Ata şöyle demiştir: Cabir "Bazılarımız erkeklik organından meni damlaya damlaya akşamleyin Mina'ya gidiyordu." dedi, bunu anlatırken eliyle de işaret ediyordu. Bu konuda birileri ileri geri konuşmaya ve hanımlarla bir arada bulunma meselesinin dedikodusunu etmeye başlayınca konu ile ilgili konuşmalar Hz. Nebi'e ulaştı. Bunun üzerine kalkıp şu konuşmayı yaptı: "Bazı kişilerin şöyle şöyle dediğini işittim. Allah'a yemin ederim ki ben sizin Allah katında en değerliniz ve ondan en çok korkanınızım. Ben bu işe en baştan başlayacak olsaydım hedy kurbanımı kesmezdim ve yanımda hedy kurbanım olmasa ihramdan çıkardım." Süraka İbn Malik İbn Cu'şüm kalkıp "Ey Allah'ın Resulü! Bu bize mi aittir, yoksa ebedi bir hüküm müdür?" diye sordu. Hz. Nebi, "hayır, ebedi bir hükümdür" cevabını verdi. Sonra Ali İbn Ebu Talip geldi ve -ravilerden birinin ifadesine göre- "Allah Resulü hangi ihrama niyet ettiyse ben de ona niyet ediyorum" dedi; -diğer ravinin ifadesine göre ise- "Allah Resulü'nün yaptığı hacca niyet ediyorum" dedi. Bunun Üzerine Hz. Nebi s.a.v. ona ihramına devam etmesini emretti ve hedy kurbanına onu da ortak etti.
Cabir ve Abdullah bin Abbas r.a.'dan rivayet edilmiştir: Hz. Nebi ve ashabı, Zilhicce ayının dördünıcü gecesi sabahı gelip yalnızca hac için ihrama girdiler. Oraya vardığımızda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize umre yapmamızı ve hanımlarımızla ilişkiye girmemizi emretti. Rasulullah'ın bu emri hemen etrafa yayıldı. Ata şöyle demiştir: Cabir "Bazılarımız erkeklik organından meni damlaya damlaya akşamleyin Mina'ya gidiyordu." dedi, bunu anlatırken eliyle de işaret ediyordu. Bu konuda birileri ileri geri konuşmaya ve hanımlarla bir arada bulunma meselesinin dedikodusunu etmeye başlayınca konu ile ilgili konuşmalar Hz. Nebi'e ulaştı. Bunun üzerine kalkıp şu konuşmayı yaptı: "Bazı kişilerin şöyle şöyle dediğini işittim. Allah'a yemin ederim ki ben sizin Allah katında en değerliniz ve ondan en çok korkanınızım. Ben bu işe en baştan başlayacak olsaydım hedy kurbanımı kesmezdim ve yanımda hedy kurbanım olmasa ihramdan çıkardım." Süraka İbn Malik İbn Cu'şüm kalkıp "Ey Allah'ın Resulü! Bu bize mi aittir, yoksa ebedi bir hüküm müdür?" diye sordu. Hz. Nebi, "hayır, ebedi bir hükümdür" cevabını verdi. Sonra Ali İbn Ebu Talip geldi ve -ravilerden birinin ifadesine göre- "Allah Resulü hangi ihrama niyet ettiyse ben de ona niyet ediyorum" dedi; -diğer ravinin ifadesine göre ise- "Allah Resulü'nün yaptığı hacca niyet ediyorum" dedi. Bunun Üzerine Hz. Nebi s.a.v. ona ihramına devam etmesini emretti ve hedy kurbanına onu da ortak etti.
Cabir r.a.'den rivayet edilmiştir: İçimizde bazılarının ihtiyaçlarından fazla toprakları vardı. "Üçte bir, dörtte bir ve yarı karşılığında bu topraklarımızı kiraya verelim" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem -"Her kimin toprağı varsa onu kendisi ekip diksin veya din kardeşine bağışlasın. Böyle yapmak istemezse toprağını elinde tutsun" buyurdu
Abdullah İbn Abbas r.a.'dan nakledilmiştir: Ölenin malı çocuğa kalırdı. Vasiyet de anne babaya olurdu. Allah bunlardan bir kısmını dilediği şekilde neshetti ve erkek çocuğa kız çocuğun iki katı pay verdi. Anne-babadan her birine de altıda bir pay belirledi. Ölenin eşine sekizde bir veya dörtte bir pay belirledi. Kocaya ise dörtte bir veya yarı pay belirledi. Tekrar: 4578, 6739
Safvan İbn Ya'la babasının şöyle dediğini nakletmiştir: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk savaşında bulundum. Bu savaşa malzemelerimi yüklediğim genç bir deve ile katılmıştım. Bu deve benim en çok güvendiğim hayvanım idi. Bu sırada ücret karşılığı bir de adam tutmuştum. Benim tuttuğum adam birisiyle kavga etti ve dövüştüğü kişinin elini ısırdı. Adam da can havliyle elini çekince onun ön kesici dişi söküldü. Sonra Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek durumu arz etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de kendisine kanının heder olduğunu, herhangi bir diyet alamayacağını söyleyerek şöyle buyurdu: "Ne sandın ya! Devenin otu ağzında çiğneyip ezdiği gibi çiğnemen için adam elini sana mı bırakacaktı!"
Cabir İbn Abdullah şöyle demiştir: "Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında Medıne'ye giderken kurban etlerini azık olarak yanımıza alırdık."
Ata' şöyle demiştir: "Ben Ubeyd İbn Umeyr ile birlikte Aişe r.anha'nın yanına gittim. Sebır dağının yakınlarında konaklamıştı. Bize şöyle dedi: "Allah, Resulü'ne Mekke'nin fethini nasip ettiğinden bu yana artık hicret kesilmiştir. "
Hz. Aişe'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gökyüzünde yağmur yüklü bulutlar gördüğü zaman telaşlı bir şekilde hareket eder, ileri geri gidip gelir, içeriye girip çıkar ve yüzündeki ifade değişirdi. Fakat yağmur yağdığı zaman neşesi yerine gelirdi. Daha sonra Hz. Aişe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e O telaşlı halini anlatmış ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurmuştur: "Ne bileyim, belki de durum Ad kavminin (kendilerine gelen azabdan habersiz bir şekilde) " ... vadilerine doğru enlemesine yayılan bulut'u görünce ... " söyledikleri gibi olacaktır."
Safvan İbn Ya'la'dan nakledildiğine göre, babası Ya'la İbn Ümeyye r.a. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in minberde [ez-Zuhruf 77. ayetini ("Cehennem bekçisine şöyle feryad ederler: " Malik Ne olur, tükendik artık! Rabbin canımızı alsın, bitirsin işimizi!'' O da: "Ölüp kurtulmak yok, ebedi kalacaksınız burada'' der.".) diye okuduğunu işitmiştir. Süfyan İbn Uyeyne şöyle demiştir: "Bu ayet Abdullah İbn Mes'ud'un kıraatinde şeklindedir," Tekrar: 3266, 4819
Safvan İbn Ya'la'dan nakledildiğine göre, babası Ya'la İbn Ümeyye Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in minberde [ez-Zuhruf 77. ayetini] diye okuduğunu işitmiştir. (Yani: "Cehennem bekçisine şöyle feryad ederler: «Malik! Ne olur, tükendik artık! Rabbin canımızı alsın, bitirsin işimizi!» O da: "Ölüp kurtulmak yok, ebedi kalacaksınız burada" der.")