Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
(Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Ebû Muâviye ile Ebû Üsâme, A'meş'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ebû Mûsa'dan naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ezaya Allah (azze ve celle)’den daha sabırlı kimse yoktur. Kendisine şirk koşulur. Çocuk iddia edilir. Sonra o yine bunlara afiyet verir. Rızık ihsan eder.» buyurdular
(Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Ebû Muâviye ile Ebû Üsâme, A'meş'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ebû Mûsa'dan naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ezaya Allah (azze ve celle)’den daha sabırlı kimse yoktur. Kendisine şirk koşulur. Çocuk iddia edilir. Sonra o yine bunlara afiyet verir. Rızık ihsan eder.» buyurdular
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Lafız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam b. Yahya, Katade'den, o da Enes b. Malik'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki, Allah hiç bir mü'mine işlediği hayrı mükafatsız bırakmaz. O hayır sebebiyle hem dünyada dilediği verilir, hem de ahirette mükafatlandırılır. Kafire gelince dünyada Allah için yaptığı hayırlar karşılığında ona rızık verilir. Ahirete vardığında ise onun kendisi ile mükafatlandırılacağı bir hayrı yoktur.» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdû'l-A'la, Ma'mer'den, o da Zûhrî'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mü'min'in misâli ekin gibidir. Ekini rüzgâr sallar durur. Mü'mine de belâ gelmekte devam eder. Münafığın misâli ise erz ağacı gibidir. Kesilmedikçe sallanmaz.» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr ile Muhammed b. Bişr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Zekeriyya b.. Ebî Zaide, Sa'd b. İbrahim'den rivayet etti. (Demişki): Bana İbni Ka'b b. Mâlik, babası Ka'b'dan rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mü'minin misali ekinden bir deste gibidir. Rüzgar onu eğiltir. Kimi yere yıkar, kimi doğrultur. Nihayet kurur. Kâfirin misâli ise kökü üzerinde dimdik duran erze ağacı gibidir. Onu hiç bir şey eğiltemez. Nihayet sökülmesi bir defada olur.» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe İle İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyan b. Uyeyne îbni Ebî Necih'dan, o da Mücâhid'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : İbnû Ömer'le Medine'ye doğru arkadaşlık ettim. Ama onu Resulullah (Sûllallahu Aleyhi ve Sellem)'den bir hadîsden başka hadîs rivayet ederken işitmedim. (Dediki): Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Kendisine hurma özü getirildi... Ve râvî hadîsi yukarkilerin hadîsi gibi nakletmiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik: «Bana müsiüman bir adamın benzeri yahut müslöman bir adam gibi bir ağaç haber verin, o ağacın yaprakları dökülmez.» buyurdular. İbrahim demiş ki: Umulur ki Müslim, meyve verir de, dedi. Başkasının nüshasında da : Her zaman meyve vermez, şeklinde buldum. îbni Ömer demiş ki: Bu ağacın hurma olduğu içimden geçti ama Ebû Bekr'le Ömer'in konuşmadıklarını gördüm. Ben de konuşmaktan yahut bir şey söylemekten çekindim. Müteakiben Ömer: Onu söylemiş olsaydın, benim için filân ve filân şeyden daha makbul olurdu, dedi.
Bize bu hadîsi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Ebû Kureyb dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muaviye rivayet etti. Her iki râvi A'meş'den bu isnadla rivayet etmişlerdir.
Bize İbni Müsenna ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahman (yâni; İbni Mehdi) Süfyan'dan rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahyâ b. Âdem, Ammâr b. Ruzeyk'dan rivayet etti. Her iki râvî Mansur'dan, Cerir'in isnadıyle onun hadîsi gibi rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki, Süfyan'ın hadîsinde : «Kendisine cinlerden bir arkadaşı, meleklerden de bir arkadaşı vekil kılınmıştır.» ibaresi vardır.
Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki); Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yaklaşın ve doğruyu arayın! Bilmiş olun ki, sîzden hiç bir kimse ameliyle kurtulacak değildir.» buyurdu. Ashab — Yâ Resûlallah! Sen de mi? dediler. «(Evetl) Ben de! Meğer ki, Allah kendinden bîr rahmet ve fad! ile beni örtmüş ola.» buyurdular. (2816). Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muaviye, A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. O: «Müjde size!» cümlesini de ziyâde etmiştir
Bİze Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyan Ziyâd b. İlâka'dan rivayet e«i. O da Muğîra b. Şu'be'yi şöyle derken işitmiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakları şişinceye kadar namaz kıldı. Ashab : — Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını atfetmiştir, dediler. O: «Şükreden bir kul olmayayım mı?» buyurdular
Bize Ebû Bekr.b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Ebû Muâviye rivayet ettiler. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Şakik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah'ın kapısı yanında oturduk, onu bekliyorduk, derken yanımızdan Yezid b. Muâviyete'n-Nehaî geçti. — Bize şunun yerini bildir, dedik. Hemen onun yanına girdi. Ve az sonra Abdullah yanımıza çıkarak: — Ben sizin burada olduğunuzu haber aldım. Ama yanınıza çıkmama sizi bıktırırım endişesi mani oldu. Gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bıktırır endişesiyle bazı günler va'z hususunda bizden söz alırdı, dedi.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler (Dedilerki): Bize Ebû Muâvİye rivayet etti, H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular : «Allah (Azze ve Celle): Ben sâlih kullarıma zahru âhiret olmak üzere — Allah'ın size bildirdikleri bir tarafa— hiç bir gözün görmediği, kulağı işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyuruyor.» Sonra: «Hiç bir nefis onlar için saklanan ferah feza şeyleri bilmez.» âyetini okudu
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Ebû Muaviye, A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ümmetimden cennete ilk girecek zümre, Bedir gecesindeki ay suretinde, sonra onların ardından girecekler, gökteki en ziyadar yıldız suretinde olacak, bundan sonra onlar menzil sahibi olacaklardır. Büyük ve küçük abdest yapmayacaklar, burun atmayacaklar ve tükürmeyeceklerdir. Onların tarakları altın, buhurdanlıkları öd ağacı, terleri misk, ahlâkları babaları Âdem boyunda altmış arşın uzun bir adamın ahlâkı olacaktır.» buyurdular. İbni Ebî Şeybe: «Bir adamın ahlâkı üzere...» dedi. Ebû Kureyb ise: «Bir adamın hilkati üzere...» dedi. İbni Ebî Şeybe: «Babalarının suretinde...» dedi.
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Muaviye, A'meş'den bu isnadla: «Misk sızıntısı gibi...» cümlesine kadar rivayet etti.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam, Ebû Imran El-Cevnî'den, o da Ebû Bekr b. Ebî Musa b. Kays'dan, o da babasından, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Şöyle buyurmuşlar: «Çadır bir incidir. Uzunluğu semâya doğru altmış mildir. Onun her köşesinde mü'minler için bir aile vardır. Onları başkaları görmezler.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Üsâme İle Abdullah b. Numeyr ve Alî b. Müshir, Ubeydullah b. Ömer'den rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti, (Dediki): Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Hubeyb b. Abdirrahman'dan, o da Hafs b. Asım'dan, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil'den her biri cennet nehirlerindendir.» buyurdular.
Bize Elû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize Şeybân b. Abdirrahman rivayet etti. (Dediki): Katâde şunu söyledi. Ben Ebû Nadra'yı Samura'dan rivayet ederken dinledim. O da Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiş : «Şüphesiz kİ, cehennemliklerden bazılarını ateş topuklarına kadar, bazılarını oturağına kadar, bazılarını da boğazına kadar alacaktır.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. Lâfızları birbirine yakındır. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Ebû Sâlih'den, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. (Demişki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular : «Kıyamet gününde ölüm sanki bakla bir koçmuş gibi getirilecek. (Ebu Kureyb şunu ziyade etti): Ve cennetle cehennemin arasında durdurulacak (Hadîsin kalan kısmı hususunda ittifak ettiler.) Ve Ey cennetlikler, bunu biliyor musunuz? denilecek. Onlar başlarını kaldırarak bakacaklar: -- Evet, bı ölümdür! diyecekler ve : — Ey cehennemlikler bunu biliyor musunuz? denilecek. Onlar da başlarını kaldırarak bakacaklar ve : — Evet, bu ölümdür! diyecekler. Müteakiben emir verilerek koç kesilecek. Sonra : — Ey cennetlikler, size ebediyet... Artık ölüm yok ve : -— Ey cehennemlikler, size de ebediyet!.. Artık ölüm yok, denilecektir.» «Onları hesabın görüleceği hasret günüyle korkut! Halbuki onlar gaflette idiler. İman etmezlerdi.» [Meryem 39] âyetini okudu ve eliyle dünyaya işaret etti.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Numeyr, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Abdullah b. Zem'a'dan naklen rivayet etti, (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okudu da, deveyi ve onu boğazlayanı anarak şöyle buyurdu : «Semûd kavminin en yaramazı (yerinden) fırladığı zaman: Bu deve için muktedir müfsit, kavminin içinde Ebû Zem'a gibi kuvvetli bir adam yerinden fırladı.» buyurdu. Sonra kadınları anarak onlar hakkında va'z etti. Sonra : «Sizden biriniz ne zamana kadar karısını dövmeye devam edecek?» Ebû Bekr'in rivayetinde: «Cariyeyi dövmeye...» Ebû Kureyb'in rivayetinde ise: «Köleyi dövmeye (ne zamana kadar devam edecek)... Olur ki, o kadınla son gününde cima' eder.» denilmiştir. Sonra ashabına yellenmeye güldükleri için va'z ederek : «Sizden biriniz yaptığına gülmeye ne zamana kadar devam edecek?» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris rivayet etti. H. Bize îbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babamla Muhammed b. Bişr rivayet ettiler. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Musa b. A'ym haber verdi. H. Bana Muhammed b. Râfi' dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Üsâme rivayet etti. Bu râvilerin hepsi İsmail b. Ebî Hâlid'den rivayet etmişlerdir. H. Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail rivayet etti. (Dediki): Bize Kays rivayet etti. (Dediki): Ben Benî Fihrin kardeşi Müstevrid'den dinledim. (Şöyle diyordu): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Vallahi âhiretin yanında dünya ancak birinizin şu parmağını denize koyduğu kadarcıktır. Parmağın ne ile döneceğine bir baksın!» buyurdular. Yahya şehadet parmağı ile ibarette bulunmuştur. Yahya'dan başka bütün râvilerin hadîsinde: «Ben bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söylerken işittim...» ibaresi vardır. Ebû Üsâme'nin hadîsinde: «Benî Fihrin kardeşi Müstevrid b. Şeddâd'dan...» ibaresi vardır. Yine onun hadîsinde: «İsmail baş parmağıyla işaret etti, dedi.» İfadesi vardır
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Numeyr de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Hâlid El-Ahmer, Kâsım b. Ebî Sağîra'dan bu isnadla rivayet etti. Ama hadisinde «sünnetli olarak...» tâbirini anmadı
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb, İshak b. İbrahim ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (İshak: Ahberana, ötekiler: Haddesena tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Amr'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i hutbe okurken dinlemiş. Şöyle diyormuş: «Şüphesiz ki, sîz Allah'a yürüyerek yalınayak, çıplak, sunnetsiz olarak kavuşacaksınız.» Züheyr kendi hadîsinde: «Hutbe okurken...» kaydını anmamıştır.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Her iki râvi Şu'be'den rivayet etmişlerdir. H.. Bize Muhamraed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşar dahî rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Muğîra b. Nu'man'dan, o da Saîd h. Cübeyr'den, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir va'z dolayısıyla hutbe okumak için aramızda ayağa kalktı ve : «Ey insanlar! Hiç şüphe yok ki, siz Allah'a yalınayak, çıplak, sünnetsiz olarak haşredileceksiniz. (İlk yaratmaya nasıl başladıksa, üzerimize va'd olarak onu öylece iade edeceğiz. Biz va'dimizi yaparız.) [Enbiya 104] Dikkat edin ki, kıyamet gününde mahlûkatın ilk giydirileni İbrahim (Aleyhisselâm) olacaktır. Dikkat edin ki, benim ümmetimden bir takım adamlar getirilecek, fakat onlar sol tarafa alınacaktır. Bunun üzerine ben: Yarabbi! Bunlar benim ashabımdır, diyeceğim. (Bana); Bunların senden sonra ne modalar çıkardıklarını sen bilmezsin? denilecek? Ben de sâlih kulun dediği gibi (Ben onlara aralarında bulunduğum müddetçe şâhid oldum. Benim ruhumu kabzedince (artık) onların üzerine rakib sen oldun. Sen her şeye şâhidsin. Onları azab edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Affedersen şüphe yok ki, Aziz Hakim olan ancak sensin) [Maide 117-118] diyeceğim. Bunun üzerine bana: Sen onlardan ayrılalı onlar geriye dönmekte devam ettiler, denilecektir.» Veki' ile Muâzın hadîsinde: «Bunun üzerine sen onların, senden sonra ne modalar çıkardıklarını bilmezsin, denilecek...» cümlesi vardır.
Bize Mııhaınmed b. İshak El-Müseyyebî rivayet etti. (Dediki): Bize Enes (yâni; İbni İyâd) rivayet etti. H. Bana Süveyd b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Meysera rivayet etti. Her iki râvî Musa b. Ukhe'den rivayet etmişlerdir. Bize Ebû Bckr b. Ebî Şeyhe de rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû Hâlid El-Ahmer ile İsa b. Yûnus, İbni Avn'den rivayet ettiler. H. Bana Abdullah b. Ca'fer b. Yahya dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dediki): Bize Mâlik rivayet etti. H. Bana Ebû Nasr Et-Temmûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad h. Seleme, Eyyub'dan rivayet etti. H. Bize Hulvânî ile Abd b. Humeyd dahi Ya'kub h. İbrahim h. Sa'd'dan rivayet ettiler. (Demişki): Bize baham, Salih'den rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Ubeydullah'in Nâfi'den rivayet ettiğî hadîs mânâsında rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki: Musa b. Ukbe ile Salih'in hadîsinde: «Hattâ onlardan biri kulaklarının yarısına kadar terine batacaktır.» ibaresi vardır.
Bize Yahya b. Eyyûb ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe hep birden îbni Uleyye'den rivayet ettiler. İbni Eyyûb dediki: Bize İbni Uleyye rivayet etti. (Dediki): Bize de Saîd El-Cûreyrî, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd-i Hudrî'den, o da Zeyd b. Sâbit'ten naklen haber verdi. Ebû Saîd demiş ki: Ben bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitmedim. Lâkin onu bana Zeyd b. Sabit rivayet etti, (Dediki): Bir defa Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) biz de beraberinde olduğumuz halde bir katırının üzerinde Benî Neccâr'ın bir bahçesinde iken anîden hayvan onu yoldan saptırdı, az daha düşüyordu. Bir de ne görelim, altı veya beş yahut dört kabir! (Râvî, Cüreyrî böyle diyordu, demiş.) Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu kabirlerin sahiplerini kim biliyor?» diye sordu. Bir adam: — Ben (biliyorum), dedi. «Öyleyse bunlar ne zaman öldüler?» dedi. Adam : -- Onlar şirk içerisinde öldüler, cevabını verdi. Müteakiben Nebi (Sullallahu Aleyhi ve Sellem): «Gerçekten bu ümmet kabirlerinde imtihan olunuyor. Eğer defnetmemeniz endişesi olmasaydı, kabir azabından benim işitmekte olduğumu, size de işittirmesi İçin Allah'a dua ederdim.» dedi. Sonra yüzünü bize dönerek: «Cehennem azabından Allah'a sığının!» buyurdu. Ashab: -- Biz cehennem azabından Allah'a sığınırız, dediler. (Bu sefer) : «Kabir azabından Allah'a sığının!» buyurdu, Ashab: — Biz kabir azabından Allah'a sığınırız, dediler. «Fitnelerin açığından, kapalısından Allah'a sığının!» buyurdu. Ashab: — Biz fitnelerden, onların açığından, kapalısından Allah'a sığınırız, dediler. «Deccal'ın fitnesinden Allah'a sığının!» buyurdu. Ashab: — Biz Deccal'ını fitnesinden Allah'a sığınırız! dediler.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet etliler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den, o da Avn b. Ebî Cuhayfe'den naklen rivayet etmişlerdir. H. Bana Zülıeyr b. Harb ile Muhammed b, Müsenna ve İbni Beşşâr dahî hep birden Yahya El-Kattan'dan rivayet ettiler. Lâfız Züheyr'indir. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bana Avn b. Ebî Cuhayfe, babasından, o da Bera'dan, o da Ebû Eyyub'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selîem) güneş battıktan sonra (dışarı) çıktı da bir ses işitti ve: «Yahudiler kabirlerinde azab olunuyorlar.» buyurdu.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ ve Ebû Bekr b. Nâfi' rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahman (yâni; İbni Mehdî) Süfyan'dan, o da babasuıdan, o da Hayseme'dcn, o da Bera' b. Âzib'den naklen rivayet etti. «Allah, iman edenleri hem dünya hayatında, hem de âhirette sabit kaville yerlerinde tutar... âyet-i kerîmesi kabîr azabı hakkında indi.» demiş.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Alî b. Hucr hep birden İsmail'den rivayet ettiler. Ebû Bekr dediki: Bize İbni Uleyye, Eyyub'dan, o da Abdullah b. Ebî Mûleyke'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kıyamet gününde her kim hesaba çekilirse azab olunacaktır.» buyurdular. Ben : — Allah (Azze ve Celle): «Sonra kolaycacık hesaba çekilecek.» [İnşikak 8] buyurmamış mıdır? dedim. Bunun üzerine : «O hesab değildir. O ancak arzdır. Kıyamet gününde hesabda münakaşa edilen azab görecektir.» buyurdular.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Saîd b. Amr El-Eş'asî, Züheyr b. Harb ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (Dedilerki); Bize Süfyan, Zührî'den bu isnadla rivayet etti. Bu râviler Süfyan'dan gelen isnadda ziyâde yaparak şöyle dediler: Zeyneb binti Ümmü Seleme'dcn, o da Habibe'den, o da Ümmü Habibe'den, o da Zeyneb binti Cahş'dan.»